Yazar portalına üye olmak için Bize Ulaşabilirsiniz. a.kadirdemircan@hotmail.com 05366062730

    Keşif Yazarlarımız

          Editör :a.kadirdemircan@hotmail.com 05366062730     Akçaali Mah 20 Sk Karatan İş Mrk No 3 Gönen Balıkesir Türkiye

     Haber TV   Keşif TV   GönenTV   GönTAM FM   Oya  TV   Tarım TV   Köy TV   İş  TV    Alaşar  TV 

 08:41  Biri bu hatibi durdursun. |  08:23  Gülen dönüş için ne dedi?. |  08:07  Guiza'nın oku tam isabet. |  07:56  Nonda'dan kritik goller. |  07:43  Havuzda trajik aşk hiyakesi. |  07:16  Kazım'dan çirkin hareket. |  07:01  Gecenin sürprizi Kıbrıs'tan. |  01:38  72 öğrenci sinemacı olacak. |  01:30  başbakanlık uzman alacak. |  00:59  Rusya'ya tehdit gibi mesaj . |  00:55  Aragones memnun olmadı. |  00:51  Skibbe rövanştan umutlu. |  00:34  Polat maç sonrası ne dedi?. |  00:30  Köpekbalığı karaya çıktı!. |  00:07  Fener 'Parti'ye geç kaldı . |  00:06  Fener tur kapısını araladı . |  00:05  Cimbom öldü öldü dirildi . |  00:04  Nonda galibiyete yetmedi. |  00:03  Sporda dün neler oldu?. |  00:02  Gori kentinde yağma başladı . |  00:01  Türkiye bunları konuştu. |  23:53  Tarkan Kayseri'de konser verdi. |  23:53  Kene bir can daha aldı. |  23:07  Hakkari'de 4 terörist yakalandı . |  23:07  Altılı ganyan ne kadar verdi?. |  22:42  Gürcistan işi ABD'ye devrediyor. |  22:41  Sağlam umutlu konuştu. |  22:16  Şans Topu çekildi. |  21:50  Taraftardan Emre'ye tepki. |  21:40  Pakistan'da bombalı saldırı. |  20:46  200 Türk yolcu denizde mahsur. |  20:45  Delgado beyin yıkıyor. |  20:24  Olimpiyatlarda kara gün. |  20:17  Türk gazetecilerden iyi haber. |  19:51  Sivas Yıldız'ı verecek mi?. |  19:50  Lig başlamadan ilk fire. |  19:39  Fenerbahçe'ye süper teklif. |  19:10  Leman'ın tatil kapağı. |  19:01  Başkentte elektrik kesintisi. |  18:59  Çocuklarını sigortalatan yandı. |

Haber

 Bölümleri

 

Yüksel Bağışlar  Keşif Ankara

Yazarlarımız

Şairlerimiz

 

Gönen’den

Gündem

Ekonomi

Kültür Sanat

Politika

Çevre Doğa

Sivil Toplum

Tarım

Kırsal

Şehir

Magazin

Köylerden

Gazeteler

Vakit

Cumhuriyet

Taraf

Hürriyet

Zaman

Yeni Şafak

İnternet

Haber Vakti

İnternet Haber

Haber 7

Haber Türk

Mynet Haber

Kiralıklar

Kiralık Ev

Kiralık İş Yeri

Kiralık Oto

Kiralık Eşya

Kiralık Tarla

Kiralık Makine

Diğer Kiralıklar

Satılıklar

Satılık Ev

Satılık İş Yeri

Satılık Oto

Satılık  Eşya

Satılık Tarla

Satılık Makine

Site Ana Sayfa   Keşif Haber Ana Sayfa  Kesif TV     İlanlar

       

GÖNÜLDEN İNANÇ

“İnanç, göremediklerimize inanmaktır; bu inancın ödülüyse inandıklarımızı görmektir.”

                                                                                                           Amerikan Atasözü

İnanç bütün semavi dinlerde Yüce Yaratıcıya, elçilerine ve gönderdiği mukaddes değerlere olan bağlılığın ifadesi olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle inanç dendiğinde ilk akla gelen şey dini inançlardır. Ancak en temel anlamda inanç; hayata anlam veren ve istikamet kazandıran bir itikat, yargı ya da prensiptir.

  

Hedeflerimiz, hedeflerimize giden yollar ve bu yollarda uygulayacağımız detay planlar, şehvetle arzulanan başarıyı elde etmemiz için yeterli midir? Bütün bu olmazsa olmazların yanında, olmazsa olamayacak bir gerçek ise; GÖNÜLDEN İNANÇTIR.

 

Dünyaya gözlerinizi açtıktan sonra her şey çok güzeldir. Mamanız ağzınıza verilir, altınız temizlenir, en küçük rahatsızlığınızda anne ve babanız büyük bir telaşla doktor aramaya başlarlar. Artık onlar için hayatın anlamı ve yaşamanın gayesi sizsinizdir. Gelecek yıllar sizin en iyi şekilde yetişmeniz için birçok plana ve karmaşıklığa beşiklik yapar. Bütün bu telaşlar yaşanırken, siz her şeyden habersiz, hayatın keyfini çıkarmakla meşgulsünüzdür.

 

Kısa sürede serilip serpilmeye başlar ve ilk adımlarınızı atmaya çalışırsınız. Anne ve babanızın konuşmalarını anlamaya çalışır ve hatta agu sesleri arasında anne ya da baba demeye başlarsınız. İşte tam bu noktadan sonra hayat size bütün ümitsizlikleriyle baskı yapmaya başlar. Her türlü olumsuzluk, cesaret kırıcı sözler, güven eksikliği vs. birbiri arkasından roket gibi bilinçaltınızı tahrip etmeye başar.

 

0-7 yaşları arasında; dikkat et tıkanır, hazır bez kullanmazsak mikrop kapar, kaynatılmış su içirelim, ateşi var galiba, bu çocuk hasta olacak, çok huysuz, hala yürüyemedi, çiş yapmasını hala öğrenemedi, sürekli altına yapıyor, çok ağlıyor vs.

 

7-14 yaşları arasında; koşma, otur, oturma, bağırma, sen dokunma kırarsın, çok pasaklısın, hiç çalışmıyorsun, ayakkabılarını bırak baban bağlasın, yapamazsın, tembelsin, işin gücün oyun, çok soru soruyorsun, kabiliyetsiz seni, komşunun çocuğunu örnek al vs.

 

14-21 yaşları arasında; senin yaşındakiler günde 300 test çözüyor, senden bir baltaya sap olmaz, yapamazsın, başaramazsın, çok asisin, saygısızsın, terbiyesiz, benimle doğru konuş, kafanı patlatırım, senden adam olmaz vs.

 

            Tam bir şeyler yapmak için kendi kararlarınızı almaya başlarsınız, etrafınızdaki onlarca fikir babası; bu iş olmaz, masraflı, uzun zaman alır, çok yorulursun, yaptığına değmez, iyi düşündün mü, sana göre değil, bu işi yapan çok, daha önce kimse yapmamış, hayalle yaşıyorsun vs. şeklinde yüzlerce mazereti arka arkaya sıralamaya başlarlar. Büyük ihtimalle o işi düşündüğünüze bin pişman olur, kendinizi suçlar ve ihtimal, yapmaktan vazgeçersiniz.

 

            Yapılan bir araştırma çocukların ergenlik yaşına kadar 150.000’e yakın olumsuz mesajlarla bilinçaltının yüklendiğini ortaya çıkarmıştır. Sonrasında topla kendini toplayabilirsen.

Özgüven eksikliği,Zayıf insan ilişkileri,Büyüğe saygı, küçüğe sevgide eksiklik,Umutsuzluk,Hedefsizlik,İnançsızlık.

İnanın listelemeye devam etmek istemiyorum. Bu kadar olumsuzluk yüklenmiş bir hayata istikamet vermek ve kişisel gelişmek mümkün mü diye sormadan edemediğinizi biliyorum. Ama her durum ve şartta yeniden ayaklanabilecek kabiliyetlerle donatılmış bir beden ve ruh manzumesine sahibiz. Arkadaş çevrenize dikkat edin! Etrafınızdaki insanlar sizi sürekli motive edecek, pozitif enerji verecek ve olumlu frekanslarla yükleyecek kişilerden seçilmelidir. Bu iş olur, sen başarırsın, kısa zamanda halledersin, senin yorulacağını sanmıyorum, yaptığına değer, çok iyi düşünmüşsün, tam senin işin, birileri başardığına göre sen de başarabilirsin, hiç yapılmadıysa yapan neden sen olmayasın.

 

Yeter ki kendimizi fark edelim, diğerlerinden bir farkımız olmadığını çok az gayretle bile mükemmel şeyler yapabileceğimizi bilmeliyiz. İnsan düşündüklerini yaşar. Bilinçaltına yüklediğimiz yüzlerce olumsuz düşünce mi, yoksa yüzlerce olumlu düşünce mi? Hangisi zihnimizi esir almışsa, onun istekleri doğrultusunda hareket etmek zorunda kalırız.

Başarıyı hedefleme ve mükemmel inanç nasıl olmalıdır?

İnanın; başarıya gönülden inanma konusu hedefimize yönelik plan ve esaslara bağlanmalıdır. Bu nedenle titizlikle hazırladığımız planlara, içimizde en küçük bir şüphe olamadan inanmalıyız.     

Düşünün; insan sürekli olarak tefekkür yamaçlarında dolaşıp hedefine ulaşma yollarını araştırdığı sürece hakiki inancı elde edebilir. Eğer, her an hayatınız boyunca duyup gördüğünüz ve yaşadığınız hakikatlerle, hedefinize ulaşma konusundaki ufkunuzu açıp geliştirebiliyorsanız, gelecek ve başarı yolunda sarsılmaz temeller atıyorsunuz demektir. Düşünceden yoksun beyinlerin inançlarını kuvvetlendirmesi çok zordur ve böyle beyinlerin başarıları uğruna yaşadıkları heyecanları, hayal ürünü bir histen ibarettir.

Başarıya ulaşma konusundaki gerçek inanç bütün bunların dışında bir duygudur. Çünkü başarıya inanmış ve bu inancını fikirleriyle yoğurmuş bir insanın kalbi, hedefe ulaşma heyecanı ile gümbür gümbür atar durur. İşte bu eyleme “fikrî eylem” denir. Fikrî eylem ise başarıya olan inancın filizlenerek boy atmasının en önemli basamağıdır. Bu nedenle, kişinin başarıya inanma konusunda zirveye ulaşabilmesi için her zaman fikrî operasyonlara ihtiyaç vardır.

Eyleme geçin; inanç, çok sağlam plan ve esasların yanında, bu plan ve esasların uygulanmasına yönelik eylem ve aksiyonla da mutlaka kuvvetlendirilmelidir. Hedeflere ulaşma ve başarı sadece inanıyorum” demekle elde edilemez. İnsan her ne kadar inandığını sansa da, böyle bir inancın gelişmesi mümkün değildir. Çünkü inanç ancak eylemle gelişir. Eylemlerine ara vermeden devam eden kişilerin inançlarını, hiçbir ümitsizlik fikrinin yıkması mümkün değildir. Zira onun inancı eylemleriyle perçinlenmiş ve ümitsizlik çukurlarına düşmeyecek şekilde bütün varlığını sarmıştır.

Başarıya inanma konusu ve bu konuda mesafe kat etmek ciddiyet ve fedakârlık isteyen bir iştir. Bizler sürekli fikir planında kendimizi yenilesek de her zaman yenilenmeye ihtiyacımız olacaktır.  Hayat yükü, olumsuzluklar, zaman ve yaşadıklarımız bizi karanlıklar âlemine sürüklerken, bizler yeniden, hedefimize kilitlenmeli ve inanç meselesinde ruh ve gönül dünyamızda yeni bir dirilişin müjdeci çığlıklarını duymalı ve başarıya ulaşma konusunda uzun mesafeler kat etmeliyiz.  Bu tür davranış inanç konusunun eylem yönüdür.

Eğer bizler, hedef ve başarıya inanma gerçeğini kafamıza kazısak bile, meseleye kalben destek vermezsek, gerçek inancı elde etmemiz mümkün değildir. Gerçek inanç ise eylem ve aksiyonla insan kalbinde perçinleşir. İnanç, başarıyı arzulayan, bakışlarını hedefine kilitlemiş kalplerde tomurcuk açar. 

 Michael Stone;

Michael Stone sırıkla yüksek atlama sporunun belkide en zor gününü yaşıyordu. Çıta 5,1 metreye yükseltilmişti. Bu yükseklik onun en iyi derecesinden bir santimetre daha yüksekti. Tribünlerde 20.000 kişi vardı. Jimnastikçi inceliği ve vücut gücünün birleşmesi ile yapılabilecek bir spordu. 

                              

Bu dereceyi geçmek Michael Stone’un sadece hayali değil, başlıca isteğiydi. Mükemmellik onun için hem bir takıntı hem de bir tutkuydu.

Michael’in bugünkü başarılarının tümü çok çalışmasının ödülleri gibi görünüyordu. 5.1 metrelik yüksekliği aşıp aşamayacağı konusunda endişelimiydi bilemiyoruz. Atlayışını tamamladıktan sonra ayağa kalktı ve bir sonraki atlayışı için hazırlanmaya başladı. Şimdiye kadar en iyi derecesini 1 santim aştığını ve Milli Gençlik Olimpiyatının finale kalan iki sporcusundan birisi olduğunun farkında değil gibiydi.

 

Michael 5.2 ve 5.3 metreleri geçince de bir duygu belirtisi göstermedi ve diğer finalistin son atlayışında başarısız olduğunu biliyordu. Kazanmak için son atlayışını başarmak zorunda olduğunun farkındaydı. Sırığını eline aldı ve harekete geçti. Çıta en iyi derecesinden 2 santimetre daha yukarıdaydı. 17 yıllık hayatının en zorlu olayına giden yolda duruyordu. Derin bir soluk aldı ve tribünlerdeki bağırışlar arasında havalandı, gözlerini açtığında güneşin sıcaklığını yüzünde hissetti ve annesinin gülümseyişini hatırladı.

Michael eşinin kollarında bir bebek gibi ağlıyordu, çevresi hayatının en büyük başarısı için onu kutlamak isteyen insanlarla çevrilmişti. Aynı gün Milli ve Milletlerarası Gençlik Olimpiyatının sırıkla yüksek atlama rekorunu kırdı.

 

Babasından gördüğü ilgi, burs imkânları, aldığı samimi kutlamalar sayesinde hayatı bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı. Bunu sebebi yalnız Milli Gençlik Olimpiyatını kazanmış, dünya rekoru kırmış olması değildi. Şahsi rekorunu 3 santimetre aşmış olması da değildi. Bunun sebebi Michael’in kör olmasıydı.   

Karşılaştığımız her olumsuzluk karşısında, sadece düşüncelerimiz ve inancımızla kendimize istikamet verebilir ve hayatı yeni baştan işleyebiliriz. Şükretmemiz gereken birçok şeye sahibiz ve sahip olduklarımızın, sahip olabileceklerimize yönlendirilmesi ancak inançla mümkün olabilir.

Aralık 1914’te çıkan yangında;

Thomas Edison’un laboratuarı tamamen yok oldu. Hasarın maliyeti iki milyon dolardan daha fazlaydı ama bina yalnızca iki yüz otuz sekiz dolara sigorta ettirilmişti, çünkü betonarme bir binaydı ve yangına dayanıklı olduğu sanılıyordu.

O Aralık gecesi, Edison’un bir ömür boyu çalıştığı şeyler alevlerin arasında kaldı. Yangının en şiddetli olduğu sırada, Edison’un yirmi dört yaşındaki oğlu Charles, dumanın ve yıkıntıların arasında babasını arıyordu. Sonunda onu sakin bir şekilde, yangını izlerken buldu. Ateşin parıltısı yüzüne yansımıştı ve beyaz saçları rüzgârda uçuyordu.

Charles: “Ona içim acıdı” dedi. Atmış yedi yaşındaydı, artık genç bir adam değildi ve her şeyini alevler yutuyordu. Beni görünce:

“Charles annen nerede?” diye bağıdı.

Bilmediğimi söyleyince:

 “Git onu bul ve buraya getir. Ömrü boyunca bir daha böyle bir şey göremez.” dedi.

Ertesi gün, Edison yangından geri kalanlara baktı ve şöyle dedi:

“Felakete değer biçilemez. Bütün hatalarımız yanıp kül oldu. Artık sıfırdan başlayabiliriz.”

Yangından üç hafta sonra Edison ilk fonografını yapmayı başardı.

                                                              

UNUTMAYIN…! GÖNÜLDEN İNANMIŞLIK SİZİ HEDEFİNİZE GÖTÜRECEKTİR.

HEDEF ONİKİDEN NASIL VURULUR?

            Nereye gitmek istediğini bilene yol vermek için, dünya bile kenara çekilir.”

                                                                                                        Japon Atasözü

Atıcı, hedefini on ikiden vurma konusunda süreklilik sağlarsa, atış şerit rozeti ile ödüllendirilir. Onun için, hedef hareketli ya da hareketsiz, 25 metre, 75 metre, 100 metre, 200 metre uzakta olmuş, hava şartları yağmurlu, fırtınalı, gece ya da gündüz olmuş hiç fark etmeyecektir. Hangi mesafede ya da şartta olursa olsun hedefi on ikiden vurabilmek, her ortamda isabet ettirebilmek, o mesafe ve şartlara uygun, sıkı bir çalışmayla mümkün olabilir. Gece şartlarında hiç atış yapmamış bir atıcının, hedefi isabet ettirebilme şansı çok düşüktür. Yağmurlu ve fırtınalı havalarda çalışmamış bir atıcının, rüzgâr ve yağmurun mermi yolunu nasıl etkileyeceğini hesaplaması imkânsızdır. Hedefi on ikiden vurmak için; yer, zaman, mesafe, hava şartları, hedefin büyüklüğü, kullandığınız silah, ruh haliniz ve her şeyden önemlisi çalışmalarınız, göz önünde bulundurulması gereken olmazsa olmaz şartlardır. 

            Bu şartlara riayet etmeden, hedefi on ikiden vuranlar olabilir. Ancak, onlarda başarı grafiği süreklilik arz etmediği gibi, bu bir istisna olacaktır. Siz, her şartı yerine getirmiş olsanız bile, ıskalayabilirsiniz ancak bu da sizin istisnanız olacaktır, çünkü en iyi atıcılar bile bir gün kaçırabilirler. Fakat bu kaçırmalar, sizi yıldırmak yerine, hiç hata yapmamak için motive edecek ve hedefinize kilitlenmenizi sağlayacaktır.

                        Planlar yapacaksın ve uygulayacaksın, hiç hesapta olmayan şeylerle karşılaşacaksın ve olmayacak.  Ümitlerin kırılacak, azmin azalacak, bacakların takatsizlikten titrerken günlerce bir yudum ekmekle idare edeceksin ve uykusuz geceler birbirini kovalayacak. Düşeceksin, vaz geçmek isteyeceksin, senden başka herkes başaramayacağın konusunda fikir birliği yapacak. Kararlı, dolu ve donanımlı değilsen, inancını fikir ve davranışlarınla yenilemiyorsan hedefi on ikiden vurma düşüncen yavaş yavaş yok olmaya başlayacak. Sen her şeye rağmen büyük bir gayretle yeniden ayağa kalk, derin bir nefes alıp, son hamleni de yap ve öldürücü darbeyi indir. Israrla iste; hedefin ne kadar büyükse katlanacağın sıkıntılar da o kadar büyük olacaktır.

            “Zorluklar ne denli büyük olurlarsa, zafer de o denli büyüktür.”

                                                                                                       Cicero

 

 Bütün engeller, senin bu inanç dolu karalılığın karşısında boyun bükecekler. Ulaşılmaz sandığın tepelerin zirvesine vardığında, bütün yorgunluğunu unutacaksın. O zirveden, sana engel olmaya çalışanlara ve bütün engellere tebessümle bakarak el sallayacaksın. İşte o zaman, her zorluğun aşılabilir olduğunu, her durum ve şartta bir çıkar yol bulunduğunu anlayacaksın.

 

Her şey bittikten sonra, herkes bir şeyler söylemeye devam edecek. Daha önce köstek olanlar, iş bitince desteklerini esirgemeyecekler. Hangi badireleri atlattığının farkında bile olamayacaklar. Ama sen, haşlanmış ve pişmiş olarak dünya arenasında çoktan yerini almış olacaksın.

Hedefi on ikiden vurmanın ilk şartı; hedefin ölçülerini belirlemek ve net olarak görebilecek şekilde bir yere koymaktır. Hedefi belirlerken kedimize şu soruları sormalıyız;

1.          Bu hedefi niçin istiyorum?

2.      Bu hedefe ulaştığımda elde edeceğim sonuçlar ne olacak?

3.          Bu sonuçlara ihtiyacım var mı?

4.          Bu sonuçlar hayatımı nasıl etkileyecek?

5.          Bunu gerçekten istiyor muyum?

6.      Hedefe ulaşmak için gerekli donanımım var mı?

7.      Başarmak için inancım var mı?

8.      Yaşam tarzıma uygun mu?

9.      Başaracak irade gücüne sahip miyim?

10.  Bu hedefe ulaştığımda beni hangi daha uzak hedeflere taşıyacak?

11.  Ne zaman istiyorum?

12.  Nerede istiyorum?

Kiminle istiyorum?

Bu soruların dışında farklı teknikler kullanarak, belirleyeceğiniz hedefin net bir şekilde ortaya çıkmasını sağlayabilirsiniz. Bunun için Descartes tipi soruları kullanabilirsiniz.

Bu tekniği kısaca uygulayacak olursak;

Bu hedef gerçekleşmiş olsaydı ne olacaktı?

Bu hedef gerçekleşmiş olsa ne olmayacaktı?

Bu hedef gerçekleşmemiş olsa ne olacaktı?

Bu hedef gerçekleşmemiş olsa ne olmayacaktı?

Descartes tipi soruları, belirleyeceğiniz hedefinize uygulayarak her türlü ikinci dereceden problemi ortaya çıkarabilirsiniz. Bu sorular size, belirsiz ve kesin olmayan hedeflerinizi netleştirmede yardımcı olacağı gibi, onları gerçekleştirme konusunda uzun bir yola taşıyacaktır.

Hedefi belirlemek kadar, ona ulaşabileceğimize inanmak çok önemlidir. Çünkü bu inancın güçlülük oranı hedefe varış zamanımızı belirler. Gönülden inanıyorsak, evet o hedef belirlenen zamanda on ikiden vurulur. Hedefe ulaşma konusundaki en önemli mesele bütün detaylar belirlendikten sonra iradenin ortaya konması ve etkin bir şekilde kullanılmasıdır. Aksi halde irade zafiyeti içerisinde olmak hedefe varış zamanını uzatacaktır.

İyi bir hedefin özellikleri şunlar olmalıdır.

Özel olmalıdır,

Ölçülebilir olmalıdır,

Ulaşılabilir olmalıdır,

Gerçekçi olmalıdır,

Tarihi belli olmalıdır,

Yazılı olmalıdır,

Ayrıntılı ve planlı olmalıdır.

Belirlediğiniz hedef, kendi imkân ve kabiliyetlerinizle ulaşabileceğiniz, size ait ve size özel bir hedef olmalıdır. Başkalarının belirlediği hedeflere, kendi imkân ve kabiliyetleri ile ulaşmaya çalışmak,  istemeyen sonuçlara zemin hazırlar.

Hedefinizin her aşaması kontrol edilebilir, ölçülebilir olmalıdır. Kontrol edemeyeceğiniz, test edemeyeceğiniz ve ölçümleyemeyeceğiniz bir hedef belirlemek, sizi içinden çıkılmaz bir anafora sürükleyecektir.

Belirlediğimiz hedef ulaşılabilir ve gerçekçi olmalıdır. Ütopik ya da metafizik bir hedefe ulaşmak mümkün değildir. Elimizdeki kaynaklar, kabiliyetlerimiz, bilgi ve becerilerimiz belirlediğimiz hedefe ulaşmada yeterli düzeyde değilse, ulaşılabilir bir hedefimiz yok demektir.  Örneğin; bir ay içinde Türkiye’deki en devasa ve denize nazır, tripleks bir villa yapmayı hedeflediğimizi varsayalım. En başta denize nazır bir arsamız ve yeterli maddi imkânımız yoksa diğer bütün detaylar yerine getirtilmiş olsa bile bu hedef bir hayalden öteye gidemez.

Hedefe ulaşacağınız tarihi mutlaka belirleyin. Tarihini belirlemediğiniz bir hedefe ulaşma çabalarınız, sürekli ertelemelerden dolayı hep boşa çıkacaktır. Yarın, ertesi gün, haftaya, bir dahaki ay, bu sene olmadı seneye gibi ertelemeler bize sürekli zaman kaybettirir.  Tarihi belirli bir hedefe ulaşmak için elimizden gelen her şeyi yapar ve o tarihte arzu edilen sonuca varırız.

Hedefinizin tarihini belirledikten sonra, onu mutlaka yazılı hale getirmelisiniz.  Yazılı olan hedefler her zaman gözümüzün önünde ve elimizin altında olmalı ve sık sık onları okuyarak bilinçaltımıza kazımalıyız. Bilinçaltında ulaşmamız gerekli olan bir hedefin varlığı bizi daima rahatsız edecek ve uyanık tutacaktır. Bu sayede hedefimize adım adım da olsa ulaşma konusunda gayret gösterecek ve er ya da geç hedefimize ulaşacağız.

Hadi Gel Hedeflerimizi Yazmaya Başlayalım;

Bir öğrenci, başarıyı yakalamada hedef belirlemenin önemli olduğu konusunda bilgi veren öğretmenini dikkatlice dinledikten sonra öğretmenine şunları söyler:

“Hocam bu söyledikleriniz harika şeyler ancak, hedeflerimi kâğıda yazmamın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Yıllardır bütün hedeflerim kafamda ve sürekli olarak bunları düşünüyorum” der.

Öğretmeninin bütün ısrarlarına rağmen öğrenci hedeflerini yazmaya yanaşmaz. Öğretmen:

“Peki öyleyse seni şu yan sınıfa alalım” der.

 Öğrenci yan sınıfa girer ve kapı arkasından kapanır. Sınıfta bir bilgisayar vardır ve ekranında şöyle yazmaktadır.

 Bu bilgisayar bir dakika sonra infilak edecektir.”

Delikanlı bu yazıyı görünce paniğe kapılır ve hemen kapıya yönelir, ancak kapı kilitlidir ve tüm gücüyle bağırmaya başlar. Sesini duyuramayınca kapıyı tekmeler, bu arada bilgisayarda geri sayım başlamıştır. “59, 58, 57…”  Öğrencinin paniği iyice artmıştır. Kapı açılmayınca pencerelere koşar ancak pencerelerde demir parmaklık vardır. Tekrar kapıya yönelir bütün gücüyle kapıyı yumruklayarak:

 “İmdat” diye bağırmaya başlar. Bu arada saniyelerin geri sayımı sürmektedir. “10, 9, 8…”  O sırada kapı açılır ve öğretmen içeri girer.

“Ne oldu evladım, ne bu panik?” diye sorar.

“Derhal buradan kaçalım! Biraz sonra burası infilak edecek!” diye bağırır öğrenci.

Öğretmen gayet sakin bir şekilde:

“Hayır öyle bir şey yok, nereden çıkardın bunu?” diye sorar. Öğrenci şaşkın bir şekilde bilgisayar ekranını gösterir:

“Ama orada öğle yazıyordu.” der. Öğretmen istediğini elde etmiştir ve:

“Öğlemi, yazı demek bu kadar önemli, öyleyse hadi gel hedeflerimizi yazmaya başlayalım.”

Hedefimize ulaşmak için; kısa, orta ve uzun vadeli planlar hazırlayarak, bu planlar doğrultusunda eyleme geçmeli, taviz vermemeli ve sürekli başarıyı arzulamalıyız çünkü planlar üst üst dizilmiş iskambil kâğıtları gibidir, aradan bir tanesini çekerseniz bütün kâğıtlar yıkılır. Talebin arkasına düşmek ve ısrarla arzulamak mutlaka sonunda hedefi on ikiden vurdurur. Bu inanca ulaşmış kişilerin etrafını çevreleyen karanlık halkaları kırılacak ve inançları sayesinde, başarıyı aydınlatan bir güneşin ışıkları altında iliklerine kadar ısınacaklardır.                                                                                                                                                                                                 

 

Yazarlarımız

A Kadir Demircan

Ahmet Ünal

 Yüksel Bağışlar

Hüsamettin Kurt

Nedim Odabaş

M. Emin Genç

Yalçın Karataş

Özlem Çalışkan

Hülya Şahan

Hasan Bacakoğlu

Eyüp Uyar

Ayhan Çolak

Hasan Karar

Ayla Vanlı

 Şairlerimiz

Şevki Çiftçi

Ö Bayram Eroğlu

Önemli

Acil Duyurular

İş Arayanlar

İş Verenler

Davetler

Basın Açıklamaları

Dilek Şikayet

Mesajlar

Soru Cevap

Hizmetler

Reklâmlar

Evlenenler

Ölenler

Doğanlar

Açılan İşler

Kapanan İşler