Önem
li
Mevzular
ve
Ayetler
İnsanların yaratılış
gayesi.
Uyku ölümün bir parçası, benzeridir.
Allah cezada acele etmez,
mühlet verir.
Müslümanların birlik olmaları ve yardımlaşmaları.
Amelsiz
iman.
Örtünme
ve tesettür.
Sözünde
durmak.
Kıyamet
ve mahşer günü insanların halleri
Haberi
araştırmak, incelemek.
Hayır ve
şerrin zerresinin karşılığı vardır.
Kur’an-ı Kerim’in değinmediği hiçbir konu yoktur.
Bazı
günahların cezası bütün topluma gelir.
Üstünlük inanmakla ve takva iledir
Dinde
zorlama yoktur
Cahillerden ve kötü kişilerden yüz çeviriniz.
Yardımlaşmak ve yarışmak..
Müminler simalarından belli olurlar.
Gericiler. İnkar edenler gericidirler.
Rızk: Rızk endişesine kapılmayın.
İyilikler kötülükleri giderir.
Zulme, zalime ve işkenceye karşı koyunuz.
Denizler mürekkep olsa Allah’ın sözlerini yazmaya yetişemez.
Ailenize, çocuklarınıza namazı emrediniz.
Dünya, bir imtihan yeridir, Ahiretin tarlasıdır.
Diyalog ve iletişim.
Hastalık ve musibetlerle
imtihan.
Canlıların tamamı Allah’ı zikrederler.
İnanç ve
düşünce özgürlüğü İslam’da vardır.
ISBN 975 - 8145-00-2
Hayatta her Müslüman’ın
öğrenmesi ve uygulaması gereken
Önemli
Mevzular
ve
Kuran’dan
Seçme
Ayetler
Editör A . Kadir DEMİRCAN
2005 Referans
Hazırlayan
A. Kadir DEMİRCAN
Araştırmacı - Yazar
Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak; O’nun insanlar için elçisi
vasıtasıyla gönderdiği buyruklarından haberdar olmakla ve emir buyurduğu
hükümleri yaşam süresince tatbik etmekle mümkündür. Kuran’ı yazmak için
denizler mürekkep olsa yetmezdi prensibinden hareketle, Kur’an denizinden
birkaç önemli damlayı inananların bilgi ve istifadesine daha pratik ve
vurgulayıcı bir şekilde sunabilmek niyetiyle bu kitapçığı hazırladık.
Zaten
yeryüzünde Allah’ın yaratmış olduğu canlı ve cansız tüm varlıklar ile
gerçekleşen her tür doğal hadiseler insanoğlu için açık birer ayet, öğüt
alacaklar için birer mucize niteliğinde değilmidir?
Bizim için
önemli olan vazife, bütün bunların bilinci ve tefekkürü içerisinde olup,
bunları Allah’ın verdiği akıl nimeti ile yorumlayabilmemiz, kendimize bir
yol ve yöntem tayin edebilmemizdir.
İnsan
yaşamında büyük bir önem arz eden ve her Müslüman’ın mutlaka bilmesi ve
uygulaması gerektiğine inandığımız türdeki mevzuları ve ilgili ayetlerini
özenle seçtik, açık ve anlaşılır bir şekilde kitabımızda verdik. Eğmedik,
bükmedik, yorumlamadık, kim ne der diye düşünmedik. Herkes duysun, bilsin,
öğrensin, araştırsın ona göre kendine bir yol haritası çizsin, nefsinde
kendi muhasebesini yapsın istedik.
Selâm olsun,
Kuran-ı, hayatının tüm safhasında, her nefesinde yaşam tarzı olarak kabûl
edenlere ve uygulayabilenlere. A. Kadir DEMİRCAN
1. İnsanların yaratılış
gayesi.
Zariyat 56:
“Ben insanları ve cinleri, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”.
Zariyat 57:
“Ben onlardan bir rızk istemiyorum (ben onları kendilerine yahut başka bir
kimseye rızk versinler diye yaratmadım) bana (kullarıma) yemek yedirmelerini
de istemiyorum”
2. Hayvanların yaratılış
gayesi.
En’am 142:
“Hayvanları da yük ve kesim için yaratan Allah’ tır..”
3.
ilim.
Zümer 9:
“Deki; hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak gerçek akıl sahipleri
anlar.” (diğer ayet: Casiye 18’e bakabilirsiniz.)
4.
Ölüm.
Ölümden kurtuluş yoktur, ölüm her an sizi yakalayabilir. Ölüme her an
hazırlıklı bulunun.
Ölüm son değildir, yeni bir başlangıçtır. Güzel takva sahipleri
ve gerçek müminler ölümden korkmazlar. Onlar için ölüm her an gündemdedir.
Dünyada ölümsüz hiçbir canlı yoktur. Kimse; kaç yaşında, kaç yıl sonra,
hangi sene, kaç saat, kaç dakika ve kaç saniye sonra öleceğini bilemez, o
her an gelip çatabilir. Ne zaman çıkılacağı belli olmayan bir yolculuk için
her an teyakkuz halinde olmamız gerekmez mi.
Ankebût 57:”Her
nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz...”
Nisâ 78:”Her
nerede olursanız ölüm size erişir; velev ki, tahkim edilmiş yüksek kalelerde
bulunun.”
Cum’a 8:
”De ki; kendisinden o kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size
kavuşacaktır. Sonra hem gizli, hem aşikarı bilen Allah’a döndürüleceksiniz
de, o size neler yaptığınızı haber verecektir.”
Ahzâb 16:”Ey Muhammed! De ki: “Eğer ölümden yahut
öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda vermeyecektir;
kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”
5. Uyku ölümün bir parçası, benzeridir.
İnsan uyuyup uyandırıldığı gibi, ölüp yeniden diriltilecektir.
En’âm 60:”O’dur ki, sizleri geceleyin uyutarak ölü gibi
yapıyor, gündüz de yaptığınız işleri biliyor. Sonra takdir edilen ömür
tamamlansın diye, sizi gündüz uyandırıyor...”
Bakara 28:”Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz ki, siz, ölü
(birer nutfe) idiniz; o sizi diriltti. Sonra (ecelleriniz gelince) sizleri
yine öldürecek, sonra (kıyamette) sizi diriltecek. Sonra da (amellerinizin
hesabı görülmek üzere) O’na döndüreceksiniz.”
6. Cum’a namazında alış veriş yapılmaz, camiye ibadete
gidilir.
Cum’a 9 - 10: ”Ey iman edenler! Cum’a günü namaz için
ezan okunduğu zaman Allah’ın zikrine (hutbe dinlemeye ve namaz kılmaya )
gidin, alış verişi bırakın. Bu sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.
Artık namazı kılınca, yeryüzüne dağılın. Allah’ın fazlını isteyip (sizin
için takdir ettiği rızkı) arayın ve Allah’ı çokça zikredin; umulur ki felâha
kavuşmuş olursunuz.”
7. Kıyamet.
Kıyametin kopması çok korkunç ve dehşet vericidir. Herkes o
gün paniğe kapılacak, kimse kurtulamayacaktır.
Hacc 1: ”Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Şüphe yok ki, o
kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir, korkunçtur.”
Hacc 2: ”Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın
emzirdiğinden geçer ve her yüklü kadın çocuğunu doğurur. İnsanları da hep
sarhoş görürsün, halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı çok
şiddetlidir.”
8. Kıyametin kopma zamanı Allah’ın bilgisindedir ve ansızın
gelecektir.
A’râf 187:”Ey
Resulüm, sana kıyametten soruyorlar: Ne zaman kopacak? de ki: “Onun ilmi,
yalnız Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde, ancak o tecelli ettirecektir.
O kıyamet öyle büyük bir meseledir ki, göklerde ve yerde ona tahammül
edebilecek hiçbir kimse yoktur. Size o, ancak ansızın gelecektir.”
9. Musibet. Başınıza gelen
musibetler cehaletiniz ve işledikleriniz yüzündendir.
Musibet insanın
kendisindendir – herkes ettiğini bulur.
Şûra 30:”Başınıza
gelen her musibet kendi ellerinizin kazandığı yüzündendir. Allah ise,
günahların bir çoğunu bağışlıyor.”
10. Allah cezada acele
etmez, mühlet verir.
Nâhl 61:
”Eğer Allah zulümleri (günahları, sapıklıkları, küfürleri) yüzünden
insanları (hemen) hesaba çekiverseydi, yeryüzünde kımıldayan bir tek canlı
bırakmazdı. Fakat Allah, onları takdir edilen bir mühlete kadar geciktirir.”
11. Allah inananları kâfirlere karşı galip kılar.
Enfâl 66:
“Şimdi Allah sizden yükü hafifletti. Bildi ki, siz de, bir zayıflık var.
Şimdi sizden sabredecek yüz kişi olursa, iki yüzü yenerler. Eğer sizden bin
olursa, Allah’ ın izniyle iki bine galebe çalarlar. Allah sabredenlerle
beraberdir.”
12. Canları ve mallarıyla cihat edenlerin mükafatları.
Tevbe 88
:”Fakat Peygamber ve onun yanındaki müminler, mallarıyla ve canlarıyla
cihat ettiler.İşte bütün hayırlar bunların ve asıl kurtuluşa erenler de işte
bunlardır.”
Tevbe 89:”Allah
onlara, (ağaçları) altından nehirler akan cennetler hazırladı:içlerinde
ebedi olarak kalacaklar;işte bu,en büyük saadettir.
13.
Kâfirlere ve münafıklara karşı davranış şekli.
Tahrim
9:”Ey peygamber!
Kafirlere (kılıç ile) münafıklara (öğüt ile) savaş aç; onlara karşı sert
davran: Onların barınakları cehennemdir. O ne fena dönüş yeridir”.
14.
Müslümanların birlik olmaları ve yardımlaşmaları.
Al’i İmrân 103:”El birlik Allah’ın dinine sımsıkı
sarılın .Birbirinizden ayrılıp dağılmayın...”
Şûra 39:”O
kimselerdir,kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman ,onlar
yardımlaşırlar”.
15.
Müminler hayırda yardımlaşır (Yarışırlar) şer de engel olurlar.
Mâide 2:”İyilik
etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah
işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın...”
16. Gösteriş için namaz
kılanların halleri ile, gaflet içerisinde ve şuursuz olarak namaz
kılanların durumları.
Menfâatleri
icabı ve çevresinden çekindiği için, ara sıra, topluluk içinde, belirli
yerlere ve kişilere görünmek arzusuyla namaz kılanlara hiçbir sevap terettüp
etmez. Bu ibadetin onlara hiç bir faydası dokunmadığı gibi, cezası da
olacaktır. Ve bu tür kişiler aslında insanlık adına utanç verici
tutumlarıyla, zararlı ve tehlikeli kişilerdir. İnsanları kandırırlar ancak
Allah’ı asla kandıramazlar.
Maûn 4–5–6–7:”Artık
şiddetli azap olsun (nifak suretiyle) namaz kılanlara ki, 5: Onlar
namazlarından gafildirler. 6: Onlar, (namazlarıyla insanlara) gösteriş
yaparlar.7:Ve zekâtı vermezler.”
(kıldıkları namaz çürüktür,
kötü huylarını terk etmesine yetmez)
Bakara 238:”…Namaza
Allah’a itaat edici ve boyun eğici olarak durunuz.”
Nisâ 103:”…sükun
ve emniyet haline geldiğiniz vakit, namazı tam erkanı ile kılın.”
17. İftira atmak.
İftiradan kaçınınız. İftira
atmak çok çirkin bir davranış ve büyük bir günahtır.
İnsanlara;
araştırmadan, çok kesin olarak emin olmadan ve görmeden, işlemedikleri bir
suç için iftira atanlar ile eziyet edenlerin durumları çok kötü olacaktır.
Ahzâb 58:”Erkek
müminlerle kadın müminlere, işlemedikleri bir günahla eziyet edenler (onlara
iftira atanlar), doğrusu açık bir günah yüklenmişlerdir.”
Hucûrat
12:”…hiç sizden
biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz (değil mi
?). O halde Allah’tan korkun. Muhakkak ki Allah tevvaptır, tövbeleri kabul
eder.”
18. Zan ve gıybet.
Kötü zandan kaçının. haksız
ve gereksiz yere, gelişigüzel Müminlerin aleyhinde konuşmayın,
birbirinizin kusurlarını araştırmayın.
Hucûrat 12:”Ey
iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır.
(Müslümanların ayıp ve kusurlarını) araştırmayın; bir kısmınız bir kısmınızı
(arkasından hoşlanmayacağı söz ile) çekiştirmesin. Hiç sizden biriniz ölü
kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan
korkun. Muhakkak ki Allah tevvaptır, tövbeleri kabul eder.”
19. Can ve mallarımızın
emanetçisiyiz.
İnsan elinde bulundurduğu
bütün mallarının emanetçisidir, bekçisidir, sahibi değildir. Kimse bu mal
mülk benimdir, ben kazandım diyerek kendi kendini aldatmamalıdır. Her şeyin
gerçek sahibi Allah’tır. O dilemezse ve istemezse kimse hiçbir şeyin sahibi
olamaz. Ve insan sorumluluğunu üstlendiği emanet mal ve mülkü Allah’ın
rızası doğrultusunda, insanlığın hizmetine seferber etmelidir, etmek
zorundadır. Şayet bunun bilincinde olan ve kıyamet gününe inanan bir
Müslüman ise tüm mallarının gerçekte bekçisi olduğunu, gerçek sahibinin ise
Allah olduğunu bilir.
Yunûs 55:”Biliniz
ki; göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır. Biliniz ki gerçekten
Allah’ın vadi haktır. Kâfirlerin çoğu bunu bilmezler.”
Al-i İmrân
180: ”Allah’ın
fazlından kendilerine verdiği şeye cimrilik edenler, hiçbir zaman onu
kendilerine hayır sanmasınlar. Aksine bu kendileri için bir şerdir. Onların
cimrilik ettikleri (insanların lehinde kullanmadıkları,
yararlandırmadıkları) şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin
ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”
20. Arkadaşlık ve
dostluk.
Gerçek müminler;
dostlarını ve arkadaşlık edecekleri kişileri; dürüst, çalışkan, mücadeleci,
topluma faydalı, güvenilir ve şahsiyetli, toplumda sevilip sayılan, değer
verilen, iyi ahlaklı, cahil olmayan, imanında ve sözünde doğru olanlar
arasından seçerler.
Nisâ 69:”Allah’a
ve peygambere itaat edenler, işte bunlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği
peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle beraberdirler.
Bunlar ise ne güzel bir arkadaş.”
Tevbe.119:
”Ey müminler! Allah’tan korkun (fenalıklardan sakının) imanında ve sözünde
doğru olanlarla beraber olun.”
21.
Mümin erkekler ile Mümin kadınlar da birbirlerinin yardımcılarıdırlar.
Tevbe 71:”Erkek
ve kadın bütün müminler, birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği emrederler,
fenalıktan alıkoyarlar, namazı gereği üzere kılarlar, zekatı verirler,
Allah ve Resulü’ne itaat ederler”.
22.
Ancak müminler birbirlerinin kardeşidirler.
Hucûrat 10:
”müminler (dinde) ancak kardeştirler.....
23.
Barıştırmak. Müminlerin arasını düzeltin, barıştırın.
Hucûrat 9:
Eğer müminlerden iki gurup çarpışırsa, hemen aralarını düzelterek
barıştırın...”
Hucûrat 10:”Müminler
(dinde) ancak kardeştirler. Onun için (ihtilaf ettikleri zaman) iki
kardeşinizin aralarını düzeltin ve (Allah’ın emirlerine muhalefet etmekten)
sakının ki, merhamet olunasınız”.
(Dargınsanız barışın,dargınları barıştırın.)
Enfâl 1:”Siz
gerçekten mümin iseniz Allah’tan korkun ve birbirinizle aranızı düzeltin
(geçimsizlik yapmayın) Allah’a ve Resulüne itaat edin”.
24.
Müminlerin aleyhinde çalışanların ve onlara zararlı olanların durumları.
Nûr:19 ”Müminlerin
içinde kötü sözlerin yayılmasını arzu edenler için, muhakkak dünyada ve
ahrette (çok) acıklı bir azap vardır. (Kötülüğü yaymak isteyenleri) siz
bilmediğiniz halde Allah bilir”.
25.
Müminlerden başkasını başınıza geçirmeyin.
Kâfir, münafık, fasık ve kötü ahlaklı kişileri.
Nisâ 144:
”Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da Kâfirleri (dostlar) veli edinmeyin.
(Başınıza geçirmeyin) Azabınızı gerektiren açık bir hüccet Allah’a vermek
ister misiniz...”
26.
Müslümanların dostu ve başlarına geçirecekleri kişiler bellidir.
Mâide 55:
”Sizin dostunuz ancak Allah, O’nun Peygamberi, namazı kılan, zekatı veren ve
Allah’ın (tüm) emirlerine boyun eğen Müminlerdir”.
27.
Allah’ın indirdiği Kuran’a göre hüküm vermeyenler.
Mâide 44:”...kim
Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, Kâfirlerdir”.
Mâide 45:”...kim
Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, zalimlerdir”.
Mâide 47
:”...kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar,
münafıklardır”.
28.
Müminlerin birbirleriyle çok iyi geçinmeleri, güçlü ve kuvvetli olmaları
gerekir.
Enfâl 46: ”Allah’a
ve O’ nun Resulüne itaat edin birbirinizle çekişmeyin. Sonra içinize korku
düşer ve kuvvetiniz elden gider. Bir de sabırlı olun. Çünkü Allah
sabredenlerle beraberdir”. (Al-i İmrân 103. bkz.).
29.
İslam’da milliyetçilik, ırkçılık ve ırk üstünlüğü yoktur. Üstünlük iyi amel
ve takva iledir.
(Gerçekte iki tür millet vardır. İslâm tek bir millet, küfür
de tek bir millettir).
Hucûrat 13:”Ey
insanlar! Sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Hem de sizi soylara ve
kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. Biliniz ki, Allah katında en
iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. Şüphe yok ki Allah alimdir. Her şeyi
bilendir, her şeyden haberdardır”.
30.
Korkaklık. Müminler Allah’tan başka hiçbir kimseden ve güçten korkmazlar.
Al-i
İmrân 28.
“Müminler Müminlerden ayrılıp kafirleri dost edinmesin. Bunu her kim yaparsa
artık Allah ile ilişiği kesilmiş olur. Meğer ki onlardan gelebilecek bir
tehlikeden dolayı sakınmış bulunasınız. (Bu takdirde zararlarından korunmak
için görünüşte dostluk yapabilirsiniz) Allah size kendinden korkmanızı
emrediyor. Nihayet dönüş Allah’adır.
Enfâl 15:”Ey
Müminler! Toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkalarınızı
çevirmeyin, (korkup) kaçmayın”.
Bakara 195.”...Allah’tan
korkun ve bilin ki, Allah takva sahipleri ile beraberdir.
Bakara 196.”
... Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah’ın azabı cidden çok şiddetlidir.”
31. Son
nefeste tövbenin hiçbir geçerliliği yoktur.
En’âm 158: ” Rabbinin alametlerinden biri geldiği
gün, evvelce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye o
gün (son nefeste) imana gelmek hiçbir fayda vermez”. Ey Resulüm; deki;
gözetleyip bekleyin, bizde gözetleyip bekliyoruz.”
32.
Allah’ın ayetleriyle, İslamiyet ve Müslümanlarla alay edenlerle oturmayınız.
Nisâ 140: ”Allah’ın
ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla eğlenildiğin i işittiğiniz zaman o
kafirlerle oturmayın, taki başka bir söze dalsınlar. Çünkü o zaman sizde
onlar gibi olursunuz.”
En’ âm 68: “
Ayetlerimiz hakkında alay yollu söz edenleri gördüğün zaman, kendilerinden
yüz çevir, yanlarında oturma, ta ki Kuran’dan başka bir söze dalarlar. Eğer
onlardan yüz çevirme işini, şeytan sana unutturur ise hemen kalk da o
zalimler kavmi ile beraber olma.
33.
Kâfirlerin durumu, sonları.
Bakara 18: “ Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler,
kördürler; artık onlar dönmezler.”
Nisâ 56:
“ Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kâfirleri yarın, ateşe atacağız.
Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine değiştirerek başka
deriler vereceğiz...”
34.
Müslümanlara gelen bir iyilik kafirleri üzer, kahreder, kötülük ise onları
sevindirir, ferahlatır.
Al-i İmrân 120:” Size ( Müslümanlara) bir iyilik
dokunursa (bu) onları üzer ve kederlendirir. Başınıza bir felaket gelirse,
onunla ferahlanır ve sevinç duyarlar. Eğer siz sabırlı olur da korunursanız,
onların hileleri size hiçbir zarar vermez.
35.
Münafıkların durumu.
Muhammed16:”O münafıklardan seni dinlemeye gelen de
var. Hatta senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilmiş
olanlara şöyle derler.Demin ne söyledi? Bunlar öyle kimselerdir ki, Allah
kalplerini mühürlemiştir de hep hevalarına uymuşlardır”.
Al-i İmran 177:”
İmana karşılık küfrü satın alanlar; Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler.
Onlar için çok acıklı bir azap vardır”.
36.
Amelsiz iman.
Sadece
inanmak, inanmış olmak yeterli değildir, iman ettik demekle kurtulamazsınız,
kurtulmayı da beklemeyiniz.
Ankebût:2:”O insanlar sandılar mı ki, ”iman ettik”
demeleriyle bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler”
Ankebût:3
“Doğrusu biz, onlardan evvelkileri de denedik.Allah sadık olanları da
muhakkak bilecektir.”
37.
Örtünme ve tesettür.
Ahzâb 59: ”Ey peygamber! Hanımlarına,kızlarına ve
müminlerin kadınlarına söyle, (Kendilerini baştan aşağı
örten)elbiselerinden, giyinip örtünsünler. İşte böyle giyinmeleri, tanınıp
da(ahlaksızlar tarafından eziyet edilmelerine daha el verişlidir...”
Nûr 31: ”mümin kadınlara da söyle gözlerini haramdan
sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini açıp göstermesinler. Ancak
bunlardan görünmesi zaruri olanlar müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının
üzerine koysunlar...”(Süs yerlerini göstermenin haram olmadığı kimseler:
Nur: 31. ayete bakınız)
38.
Mümin erkekler harama (yabancı kadına) bakmasınlar, mümin kadınlar da
kendilerini korusunlar, harama fırsat vermesinler.
Nûr 30: ”Mümin erkeklere söyle, gözlerini (haramdan,
yabancı kadınlardan) sakınsınlar ve ırzlarını muhafaza etsinler, bu
kendileri için daha temizdir...”
Nûr 31:”Mümin
kadınlara da söyle; gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler,
ziynetlerini açmasınlar (açık bırakmasınlar), zahir olanı (kendiliğinden
görünen) başka ve baş örtülerini yakalarının üzerine çeksinler.
39.
Yakıtı insanlar ve taşlardan olan cehennem ateşinden kendinizi ve aile
fertlerinizi koruyunuz.
Tahrim 6:”Ey iman edenler! Kendinizi ve aile halkınızı
öyle bir ateşten koruyun ki, o ateşin tutuşturucusu insanlarla taşlardır.
Üzerinde öyle melekler vardır ki, çok sert, çok kuvvetlidirler. Allah
kendilerine ne emretti ise, ona isyan etmezler ve emredildikleri şeyi
yaparlar”.
40.
İlâhi kanun ve referans kaynağımız Kuran ve sünnettir. Müslümanlar
kanunlarını, kurallarını ve tatbik edecekleri uygulamalarını Kuran’a ve
sünnete uygun olarak tanzim etmek durumundadırlar.
Nisâ 105:”Gerçekten
biz sana kitabı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana
gösterdiği şekilde hüküm veresin. Hainlere yardımcı olma”.
En’am 38:”...kitapta
biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık...”
41.
Sözünde durmak, yapılan anlaşmaya sonuna kadar sadık kalmak.
Söz Müslüman için namustur, şahsiyettir, ahlâktır, söz çok
önemlidir. Söz Müslüman’ın kulpudur. Müslüman verdiği sözden asla caymaz,
sözünün eridir, söz senettir.
Maide 1:
”Ey iman edenler ! Allah ve insanlar arasında verdiğiniz söz ve
yaptığınız bağlantıları yerine getirin”.
İsrâ 34:
”Bir de ahdi (yapılan sözleşmeyi) yerine getirin. Çünkü verdiği sözden cayan
(kıyamet günü) sorumludur”.
42.
Namazı yasaklayanlar ve engel olanlar.
Alân 9,10,19:
”Gördün mü namaz kıldığı zaman peygamberi yasaklayanı... Hayır, sakın onu
dinleme, secdene devam et ve yaklaş”.
Maide 91:”Muhakkak
şeytan,şarapta ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek;sizi Allah’ı
anmaktan ve namaz kılmaktan alı koymak ister.Artık siz bunlardan sakınmaz
mısınız”.
43.
Mescitlerin (camilerin) aleyhine çalışanlar.
Bakara 114: ”Allah’ın mescitlerini, içlerinde Allah’ın
ismi anılmaktan men eden ve yok olmaları yolunda çalışan kimselerden başka,
daha zalim kim vardır? Bunların mescitlere ancak korka korka girmek hakları
olabilir. O kâfirlere dünyada zillet ve rüsvaydık vardır. Ahrette en büyük
azap ta onlarındır”.
44.
Mescitleri imar edenler ve onaranlar.
Tevbe 18:”Allah’ın
mescitlerini, ancak Allah’a ve Ahret gününe iman eden, gereği üzere namaz
kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder,
onarır. İşte hidayet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır”.
45.
Helâk olmayı hak eden belde.
İsrâ 16:”Bir memleketi helak etmek istediğimiz zaman, o memleketin
zevke düşkün öncülerine Peygamberlerin diliyle, itaat emrederiz. Artık o
memleket üzerine hüküm gerçekleşmiştir. İşte o memleketi helak eder de
ederiz”.
46.
Allah yolunda çile çekmeden ve mücadele etmeden cennete girmeyi asla
beklemeyin.
Al-i İmrân 142:”Yoksa
Allah, içinizden mücadele (cihat) edenlerle (çile ve musibetlere)
sabredenleri belli etmeden (imanı telkinleri pratiğe geçirmeden) Cennet’e
gireceğinizi mi sanıyorsunuz”. (Bakara”14. Ayetçe bakınız)
Bakara 214:”Sizden önce gelenlerin durumu sizin
başınıza gelmeden Cennet’e gireceğinizi mi sandınız. Peygamber ve onunla
birlikte olan müminler; Allah’ın yardımı ne zaman diyecek kadar darlığa ve
zorluğa düşmüşler ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı
şüphesiz yakındır”.
Siz, sizden önceki Müminlerin Allah yolunda yaptıkları
mücadeleleri, çektikleri sıkıntı ve çileleri çekmeden öylece Cennete
gireceğinizi mi sandınız.
Sadece iman-i telkin ve esasları eda edip Cenneti beklemek
çok hatalı bir bekleyiştir. Cennet; ancak pratik tatbikat ve tecrübelerden
ve ameli imtihanlardan sonra gelir. Malları ve canlarıyla cihat eden, bela
ve meşakkatlere katlanan, Allah’a olan vaatlerini yerine getiren, tüm
mücadele ve musibetlere göğüs geren kimseler içindir cennet.
47.
Dinde aşırı gidenlerin durumu. İslam orta yoldur. Dikkat çekici, abartılı ve
etrafı rahatsız edici davranışlar hoş karşılanmaz.
Mâide 87: ”Ey
iman edenler Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını
kendinize haram etmeyin, aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri
sevmez”.
Hûd 112: ”Onun
için sen emrolunduğun şekilde beraberinde tövbe edenlerle dosdoğru hareket
et. Aşırı gitmeyin; Çünkü Allah yaptıklarınızın hepsini kemaliyle
görücüdür”.
Hucûrat 1: ”Ey
iman edenler; (söz ve hareketlerinizle, ileri varıp da) Allah’ın ve
Resulünün önüne geçmeyin; Allah’tan korkun. Çünkü Allah işitendir”.
48.
Ahirette hesaba çekilmeden önce Dünyada iken, kendi kendinizi hesaba
çekiniz.
Al-i İmrân 30:”Kıyamet gününde herkes; dünyada yaptığı
hayır ve kötülükten yaptığı şeyi hazır bulacaktır; ve ister ki, kötülüklerle
arasında uzak bir mesafe bulunsaydı.Yine Allah’ü Teala size kendinden
korkmanızı emreder. Allah kullarını çok esirgeyicidir”.
49. İlim
ile amel etmek: İlmi ile ameli aynı olmayanların hali.
Cum’a 5:”Kendilerine
Tevrat’ta amel teklif edildikten sonra, onunla amel etmeyenlerin hali
ciltlerle kitap taşıyan eşeğin haline benzer. Allah’ın ayetlerini inkar
eden kavmin hali ne çirkin! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez”.
50.
İslâm’dan çıkarak başka dine giren ve küfre sapanlar.
Al-i İmrân 87- 88: ”İşte
dinden çıkanlar (var ya) onların cezası şu: Allah’ın, meleklerin ve bütün
insanların laneti gerçekten üzerlerindedir. Onlar ebedi olarak bu lanet ve
azabın içindedirler. Kendilerinden ne azap hafifletilir, ne de onlara
merhamet gözü ile bakılır”.
51.
Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. Yeryüzünde İslâm
yayılacaktır. İslâm karşıtlarının çabaları boşunadır.
Nûr 55:
Sizden
iman edip te Salih ameller işleyenlere Allah şöyle vaat buyurdu: Yemin olsun
ki, kendilerinden evvel gelen İsrail oğullarını nasıl kafirlerin yerine
getirdi ise, onları da kafirlerin arazisine getirecek (hakim kılacak) ve
onlara, kendileri için seçtiği dinlerini, (İslam’ı) kuvvetlendirip icra
imkanı verecek, onları korkularının arkasından muhakkak emniyete
kavuşturacaktır. (Allah Müslümanların düşmanlarını helak edecektir)...”
Tevbe 32:”Onlar,
Allah’ın nurunu (şeriatını) ağızlarıyla (sözleriyle) söndürmek istiyorlar.
Fakat kâfirler hoşlanmasalar bile, Allah, muhakkak nurunu tamamlayacaktır”.
52.
Kâfirlerin ölümü ve müminlerin ölümü.
Muhammed 27: ”O
halde, melekler onların (kafir ve münafıkların) yüzlerine ve arkalarına vura
vura canlarını alırlarken nasıl hareket edecekler”.
Nâhl 32:”Takva
sahipleri (müminler) o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat
oldukları halde alırlar. Selam size. Yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı
olarak girin cennete...derler”.
53. Kötü
kimselerin makam ve mevki sahibi edilmeleri.
(Günahkarlar dünyada üstün mevkide bulunurlar):
En’am 123:”Mekke’de
olduğu gibi, her beldede de en büyük günahkarları (Mücrimleri – yüksek),
mevkide bulunduruyoruz ki, orada hile yapsınlar. Halbuki onlar hileyi ancak
kendilerine yapıyorlar da farkında değillerdir”.
54.
Müşriklerin yaptığı bütün işler Allah katında boştur.
Tevbe 17:”...Onların,
hayır diye, bütün yaptıkları (işler) boşa gitmiştir ve onlar ebedi olarak
ateşte kalıcıdırlar”.
55.
Kıyamet ve mahşer günü insanların halleri
(Ahiret
ve hesap Günü)
Al-i İmrân 106-107 ”Kıyamet gününde bir takım yüzler
ak ve bir takım yüzlerde kara olacak. O vakit yüzleri kara olanlara şöyle
denilecek: İmanınızdan sonra küfrettiniz ha! İşte o küfrün cezası olarak
tadın azabı...””Ama yüzleri ak olanlar Allah’ın rahmeti içindedirler .Onlar
orada (cennette) ebedi olarak kalacaklardır”.
Bakara 123: ”O
günden korkun ki, orada kimse kimseden bir şey ödeyemez. (Kimse başkasının
borç ve mesuliyetini karşılayamaz) azaptan kurtulmak için kimseden bedel
kabul edilmez ve kafir olduğu halde kimseye şefaat fayda vermez, hem de
hiçbir taraftan yardım olunmazlar”.
56.
Haberi araştırmak, incelemek, istihbarat etmek.
(Kâfir,
müşrik, fasık, münafık karakterliler ve güvenilmez kimselerin verdikleri
haberlerden şüphelenin, doğruluğunu araştırın, hemen karar vermeyin).
Hucûrat 6: ”Ey iman edenler! Eğer size bir fasık, bir
haber getirirse, onu araştırın. (Doğruluğunu anlayıncaya kadar tahkik edin)
Değilse bilmeyerek bir kavme sataşırsanız da yaptığınıza pişman olursunuz”.
57.
Cennet ve Cehennemde müminlerin ve kâfirlerin durumları, sevap ve azabın
ebedi oluşu.
Arâf 42: ”İman edip Salih ameller işleyenler, ki biz
herkese ancak gücünün yettiğini teklif ederiz. İşte onlar Cennetliktirler,
onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar.
Fatır 37 - 38:
”O kâfirler cehennemde şöyle derler: Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapa
geldiklerimizden başka Salih bir amel yapalım. Size düşünecek kimsenin
düşüneceği kadar ömür vermedik mi? Hem size Peygamber de geldi. O halde
tadın (azabı). Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur”.
Nisâ 56:”Şüphesiz
ki ayetlerimizi inkar eden kafirleri yarın ateşe atacağız. Derileri piştikçe
azabı duysunlar diye kendilerine değiştirilecek başka deriler vereceğiz...”
Sevap ve
azabın ebedi oluşu:
Bakara 81:”Gerçekten
bir kimse günah ve küfrü kazanır da günahları onu her taraftan çevrelerse,
işte böyle kimseler Cehennem ehlidirler ve orada ebedi olarak kalıcıdırlar”.
Bakara 82: ”İman
edip, Salih ameller işleyenler ise, onlar da Cennet ehlidirler, ebedi olarak
orada kalıcıdırlar”. (Hud 107-108’e bakınız).
58.
Cehennemliklerin yiyecek, içecek ve giyecekleri.
Saffat 65:”Meyveleri,
(Cehennemin dibinde biten zakkum ağacının) şeytanların başı gibidir,
çirkindir”.
Saffat 66:”İşte
cehennemlikler, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar”.
Saffat 67:
”Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki, şüphesiz onlar içindir”.
Sâd 57:
”Cehennemde susadıkları zaman içecekleri işte bu kaynar su ve irindir, artık
onu tatsınlar”.
Sâd 61:”(Kaynar
suyu ve irini içerek azap gören kafirler) Rabbimiz! Bunu kim başımıza
getirdiyse onun azabını ateşte kat kat arttır derler”.
Mümin 71 - 72:
”Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra da
ateşte yakılırlar”.
Hakka 36-37:”(Cehennemde)
günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur”.
59.
Kıyamet günündeki ceza ve mükafatı (cennet ve cehennemi) hiç bir kimse
garantilemiş değildir.
Meâric 28: ”Doğrusu
Rablerinin azabından kimse güvende değildir”.
60.
Müminlerin hepsi önce cehennemden geçeceklerdir.
Meryem 71:
“İçinizden hiç biri istisna edilmemek üzere mutlaka cehenneme varacaktır.
Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür”.
Meryem 72: ”Sonra
Allah’tan korkup sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde
bırakacağız”.
61. Puta
tapanların, taptıklarına dilek ve şikayetlerini sunanların hali.
Hacc 12: ”Allah’ı
bırakıp da kendine ne zarar, ne de fayda vermeyecek olan şeylere ibadet
eder, yalvarır. İşte hidayetten uzak olan sapıklık budur”.
Hacc 13:”Kendisine
zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Yalvardığı şey ne kötü
yardımcı ve fena arkadaştır”.
Hacc 30:”...O
halde, pis putlardan kaçının, yalan sözden sakının”.
62.
Puta sövmek: Onların putlarına (yanlarında) sövmeyin, hakaret etmeyin.
En’âm 108: ”Müşriklerin
Allah’tan başka taptıkları putlara sövmeyin ki, onlar da cehaletle ileri
giderek (Kuran’a ve Peygambere) Allah’a sövmesinler”.3.
İnsanlar ve cinlerden bir çoğu cehennem için yaratılmıştır. Gerçeği
görmeyen, anlamayan ve dinlemeyenlerin durumları.
Â’râf 179:”Yemin olsun ki, cin ve insanlardan bir çoğunu Cehennem
için yarattık, onların kalpleri vardır; bu kalplerle gerçeği anlamazlar.
Gözleri vardır, onlar görmezler (ibret almazlar). Kulakları vardır; onlarla
nasihat dinlemezler, işte bunlar hayvanlar gibidir; doğrusu daha sapık ve
şaşkındırlar. Gafil olanlar da işte bunlardır”.
64.
İnsanı takip eden, koruyan ve amellerini tek tek not alan (kayıt yapan)
melekler vardır.
Râ’d 11:”Her
insan için, önünden ve arkasından takip eden melekler vardır. Onu (insanı)
Allah’ın emriyle korurlar.”
65.
İnkârcıların refah ve bolluk içerisinde olmalarına müslümanlar sakın
imrenmesin, aldanmasın.
Al’i İmrân 196 - 197: ”İnkar
edenlerin diyar diyar gezip refah içinde dolaşması, ey Muhammed sakın seni
aldatmasın; az bir faydalanmadan sonra onların varacakları yer (kesin)
cehennemdir. O ne kötü duraktır”.
66. Amel
defterleri insanları hayrete ve şaşkınlığa düşürür.
Kehf 49:
”Amel defteri ortaya konunca suçluların orada yazılı olanlardan
korktuklarını görürsün.”Vah bize, eyvah bize! ”Bu defter nasıl olmuş küçük
büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış (yazmış, not almış) derler.
İşlediklerini (dünyada iken) hazır bulurlar. Rab bin kimseye haksızlık
etmez”.
A’râf 8:
”Kıyamet gününde amellerin tartılması haktır. Kimin iyilikleri
kötülüklerinden ağır gelirse işte onlar kurtulanlardır”.
A’râf 9:”Kimin
de tartıları hafif gelirse, işte bunlar ayetlerimize zulmetme sebebiyle
kendilerine yazık edenlerdir”.
67. Amel
defterleri bozuk olanlar kaçacak yer bulamazlar:
Kehf 53:
”Suçlular ateşi görürler ve ona düşeceklerini anlarlar, fakat ondan kaçacak
yer bulamazlar”.
68. Amel
karşılığı ceza ve mükafat, bire on misli sevap verilmesi.
En’âm 160:”Kim
hayırlı ve güzel bir amelle gelirse, ona on misli sevap verilir. Kim de bir
günah ile gelirse, ona ancak misli ile (günahı kadar) ceza verilir. Onlar
(gerek iyilik, gerekse kötülük yapanlar) haksızlığa uğratılmazlar”.
69.
Hayır ve şerrin (iyilik ve kötülüğün) zerresinin karşılığı vardır.
Zilzâl 7- 8:
”Zira kim zerre miktarı bir hayır işlerse mükafatını görecek, kim de, zerre
miktarı bir kötülük yaparsa, onun da cezasını görecektir”.
70.
Sözünden dönmek, anlaşmayı bozmak (hainlik, ihanet ve nankörlük
etmek)
Nâhl 92:
”Bir ümmet diğer bir ümmetten daha ziyadedir, diye (kâfirlerin çokluğuna
bakıp) yeminlerinizi aranızda hile edinerek, o ipliğini sağlamca eğirdikten
sonra bozan kadın gibi olmayın. Gerçekten Allah sizi bununla (ahde vefa ile)
imtihan eder; ve Dünyada ayrılığa düştüğünüz şeyi, kıyamet gününde muhakkak
size açıklayacaktır”.
71. İnananlar Allah’a ve insanlar arasında yaptıkları söz
ve ahitleşmelere, tüm meşakkatlere ve tehlikelere rağmen mazeret beyan
etmeksizin uymak mecburiyetindedirler.
Ahzâb 23:”İnananlardan
Allah’a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi bu uğurda canını
vermiş, kimi de beklemektedir”.
72. Hainlere yardımcı olmayın, şeytanın (kötü kimselerin)
gönüllü avukatlığını yapmayın.
Nisâ 109:”İşte
siz (ey hainleri müdafaa edenler) öyle kimlersiniz ki, cahili yet gayreti
ile Dünya hayatı uğrunda o hainlerden yana (lehinde) mücadeleye
atılmışsınız. Kıyamet gününde (cehennemde) onlara azap edilirken, kendileri
hesabına Allah’a karşı mücadele edecek kimdir? Yahut onlara kim vekil
olacak?”.
73. Nefsinin arzularına uyanların ve nefsinin arzularını ilah
kabul edenlerin hali.
Kendilerini dine değil,
dini kendilerine uyduranların durumu.
Kasas 50:”...senin
davetini kabul etmezlerse, artık bil ki, onlar sırf kendi nefsi arzuları
peşinde gidiyorlar. Halbuki Allah’tan doğru bir delil olmaksızın yalnız
kendi nefsi arzusu peşinde gidenlerden (şirk, küfür ve putlara ibadet
edenlerden) daha sapık kim olabilir? Muhakkak ki Allah (hevalarına uyup
nefislerine yazık eden ) zalimler topluluğunu hidayete erdirmez”.
74. Şer sanılan şey hayır, hayır sanılan şey de şer olabilir.
Bakara 216:”...Olur
ki, bir şey hoşunuza gitmezken, sizin için o hayırlı olur ve bir şey de
sevdiğiniz halde, o hakkınızda şer olur. Allah bilir siz bilmezseniz”.
75. Yahudi ve Hıristiyanların Müslümanlara karşı tutumları.
Mâide 82:
”Ant olsun ki, Yahudilerle müşrikleri, müminlere düşmanlık bakımından,
insanların en şiddetlisi bulursun. Sevgi bakımından müminlere en yakınını da
“biz Hıristiyanız” diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi şu: Çünkü onların
içinde bilgin keşişler ve dünyayı terkeden rahipler vardır. Hakikaten onlar,
Hak’kı kabul hususunda büyüklenmez ve kibretmezler”.
76. Yahudiler müminlere eziyetten başka zarar veremezler,
yahudiler lanetlenmiş bir kavimdir:
Al-i İmrân 111:”(Ey Müslümanlar) Yahudiler size eziyet
vermekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşırlarsa arkalarını dönüp
kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da yapılmaz”.
Nisâ 52:”Onlar,
Allah’ın kendilerine lanet ettiği kimselerdir. Kime de Allah lanet ederse,
artık ona asla bir yardımcı bulamazsın”.
77. Yahudi ve Hıristiyanlarla, Müslümanların diyalogu.
Ankebût 46: ”(Yahudi ve Hıristiyanlardan) düşmanlıkta
ileri gidenler müstesna olmak üzere, kitap ehli ile en güzel bir şekilde
mücadele edin. (yumuşak ve tatlı söz söyleyerek Hak’kı anlatın, düşmanlıkta
ileri gidenlerle ise savaşın) Bir de deyin ki, biz hem bize indirilene, hem
de size indirilene (Tevrat, İncil ve Kuranı Kerim’e ) iman ettik. Bizim
ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (ortağı yoktur). Biz yalnız O’na itaat
ederiz”.
78. Allah’ın kesin ve açık hükümlerini menfaat karşılığı
gizleyenlerin ve çarpıtanların (değişik yorumlayanların)
durumları.
Bakara 159:”İndirdiğimiz apaçık hükümleri ve doğru
yolu, insanlara biz kitapta beyan ettikten sonra gizleyenler (var ya)
şüphesiz Allah onlara lanet eder. (Onları rahmetinden kovar ve bütün lanet
edebilenler de onlara lanet okur”)
79. Kur’an-ı Kerim; manasını anlamak, düşünmek ve hükümlerine
uymak için indirilmiştir.
Kur’an-ı Kerim şifadır ve insanlar için eşsiz bir rehberdir.
Râd 29: ”Sana
indirdiğimiz bu Kur’an, hayır ve bereketi çok bir kitaptır. Ta ki ayetlerini
düşünsünler ve akıl sahipleri ibret alsınlar”.
Muhammed 24:
”Öyle olmasa, Kur’an-ı (içindeki nasihatları) düşünmezler mi? Yoksa
(münafıkların) kalpleri üzerinde üst üste kilitleri mi var”.
Yûnus 57: ”Ey
insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki şüpheye bir şifa ve
müminler için bir hidayet ve rehber olarak Kur’an geldi”.
İsrâ 82:
”Biz Kuran’dan öyle ayetler indirmekteyiz ki, müminler için şifa ve
rahmettir. Zalimlerin de ancak sapıklığını arttırır”.
80. Kur’an-ı Kerimin değinmediği hiçbir konu yoktur.
Enâm 38:”...kitapta
biz hiç bir şeyi eksik bırakmadık”.
81. Tartışmalardaki; fikir, düşünce, görüş ve tezlerin
dayanağı ve ana kaynağı Kur’an olmalıdır.
Lokman 20: ”İnsanlardan,
Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir
kitabı bulunmadan, tartışanlar vardır”.
82. Kur’an-ı Kerimin bir öğüt oluşu ve her şeyi açıklaması.
Al-i İmrân 138:
”İşte Kur’an-ı Kerimde olan bu kıssalar (hikayeler) bütün insanlar için hak
sözü olan açıklamadır ve Allah’tan korkanlar için bir öğüttür”.
83. Kur’an-ı Kerimin bir benzerinin meydana
getirilemeyeceğinin deklare edilmesi (meydan okuma).
Bakara 23:”Eğer
kulumuza (Hz. Muhammet’e) indirdiğimiz Kuran’dan şüphede iseniz haydi siz de
onun benzerinden (fesahat ve belagatta ona eş) bir sure getirin ve Allah’tan
başka şahitlerinizi (putlarınızı, şair ve alimlerinizi) de yardıma çağırın;
şayet, sözünde sadık (doğru söyleyen) kimseler iseniz”.
Bakara 24:”Bunu
yapamazsınız (bir sureye eş getiremezsiniz) ki hiç bir zaman
yapamayacaksınız, artık o ateşten sakının ki, onun tutuşturucusu, odunu
(kafir) insanlarla taşlardır...”
84. Hak kitapların içeriğinin tahrif edilmesi, çıkarlarına
göre değiştirilmesi.
Al-i İmrân 78: ”Kitap ehlinden bir güruh da vardır,
dillerini kitaba doğru eğer bükerler ki, siz, o tahrif ettiklerini kitaptan
sanasınız. Halbuki o, kitaptan değildir. Bir de; bu Allah katındadır derler;
halbuki o, Allah katından değildir. ( Bunlar) Allah namına, bile bile yalan
söylerler”.
85. Kur’an-ı Kerim okunurken susun ve dinleyin, Allah’ı anın,
yalvarın, gafillerden olmayın.
A’râf 204: ”Kur’an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin
ve susun. Olur ki merhamet edilirsiniz”.
A’râf 205: ”Sabah
ve akşam içinden yalvararak ve korkarak içten hafif bir sesle Rabbini an
(dua et, zikir et) gafillerden olma (sakın)”.
86. İyiliği emredip de kendileri yapmayanlar.
Bakara 44:”(Ey
Yahudiler) İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki
Tevrat’ı okuyorsunuz, artık çirkin hareketinizi anlamaz mısınız?”
87. Müminlere işkence ve zulüm yapanların cezası.
Burûç 10:”Muhakkak
ki mümin erkeklerle mümin kadınlara eziyet edenler, sonra da tevbe
etmeyenler (var ya), işte onlara Cehennem azabı ve yakıcı azap var”.
88. Hakem olarak Kur’an-ı Kerim size yeter.
Enâm 114:”Ey Resulüm, de ki; sizinle aramızı ayırt
eden Allah’tan başka bir hakem mi ararım; size ayrıntılı olarak (içinde hak
ile batıl, doğru ile yanlış açıkça belirtilmiş Kuran’ı) kitabı indiren
O‘dur...”
(Kur’an her şeyi açıkladığı için, ölçü ve hakem olarak Kuran’a baş vururuz.
Bir kişi veya bir fiil Kuran’a göre ya iyidir, ya da kötüdür. Kuran’ın ve
sünnetin dışındaki bir ölçü sahte bir ölçü ve hakemdir)
89. Allah’ın yardımı namaz kılanlara ve sabredenleredir.
Bakara 153:”Ey
iman edenler, sabırla ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Muhakkak ki
Allah’ın yardımı sabredenlerle beraberdir”.
90. Allah (gerçek) müminler aleyhinde kâfirlere zafer vermez.
Enfâl 36:
”Allah yolunda alıkoymak için mallarını harcayan kafirler, yakında yine onu
harcayacaklardır. Sonra da (gayelerine eremeyeceklerinden) bu onlara
pişmanlık ve yürek acısı olacak, sonunda mağlup olacaklardır. Küfürlerinde
sebat edenler toplanıp cehenneme götürüleceklerdir”.
91. Bazı günahların cezası bütün topluma gelir.
Enfâl 25:”...bir
de öyle bir musibetten korkun ki; o, yalnız içinizde zulmedenlere isabet
etmez. (Bu bela başkalarına da geçer, umumi olur) Bilin ki; Allah’ın azabı
çok şiddetlidir”.
92. İstişare etmek, cesur, kararlı, bilinçli ve girişken olmak.
(İşlerinde yalnızca Allah’a güven - cesur ve sabırlı ol)
Şûra 38:”O
kimselerdir ki Rablerine itaate icabet etmişler ve namazı gereği üzere
kılmışlardır. İşleri de hep aralarında istişare iledir...”
Al-i İmrân 159:”...İş
hususunda fikirlerini al (müşavere et) Müşavereden sonra da bir şeyi yapmaya
karar verdin mi, artık Allah’a güven ve dayan (o işi uygulamaya geçir)
Gerçekten Allah tevekkül edenleri sever.”
93. Dinlerinde ihtilafa ve tefrikaya düşerek fırkalara
ayrılan ve bulundukları fırkalarıyla öğünenlerin durumları.
Müslümanlar dinlerinde ihtilafa ve ayrı yorumlara düşerek,
hükümlerin bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayan, kendilerini doğru yolda
görüp öğünerek diğerlerini tanımayan, aşağılayan, küçümseyen müşrikler gibi
olmamalıdırlar. Böyle bir davranış İslam’da yoktur. Allah böyle haller
içerisine girenlerin gazaba ve cehennemde çok şiddetli bir azaba
çarptırılacağını beyan buyurmaktadır.
Rûm 32:
”Dinlerinde ayrılığa (ihtilaf ve farklı yorumlara) düşüp fırka fırka (grup,
grup) olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla öğündüğü müşrikler gibi
olmayınız.”
Şûra 16: ”Allah’a
icabet olunduktan (Peygamberin mucizeleri zahir olup, insanlar İslam dinine
girdikten) sonra, Allah’ın dini hakkında münakaşaya kalkışacakların
hüccetleri (düşmanlık ve çekişmeleri; daha evvelden gelen bizim dinimiz
sizinkinden hayırlıdır sözleri) Rableri katında boştur. Hem onların üzerine
bir gazap hem de onlara (ahrette) şiddetli bir azap vardır.”
Enâm 159:
”Peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmını inkar etmek veya hükümlerin
bir kısmını tanımamak suretiyle, dinlerini ayrı ayrı fırkalara ayırarak
parçalayanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilgin yoktur. Onların
cezalandırılma işi Allah ‘a aittir. Sonra Allah kendilerine Dünyada
yaptıklarını Ahrette haber verecektir.”
94. Fırkalar ve ihtilâflarla ayrılığa düşerek dağılan yahudi
ve Hıristiyanlar gibi olmayın.
Al-i İmrân 105: ”Ey
müminler, kendilerine açık deliller ve ayetler geldikten sonra parçalanıp
ayrılığa düşen Hıristiyan ve Yahudiler gibi olmayın. İşte onlar için çok
büyük bir azap vardır.”
95. Şehitler ölmez. Allah yolunda çile çekerken (cihat
ederken) ve mücadele ederken öldürülenlerin hali.
Bakara 154: ”Allah
yolunda öldürülenlere; ”Onlar ölülerdir” demeyin. Hakikatte onlar
diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.”
Ankebût 69:”Bize
itaat uğrunda mücadele edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı
gösteririz. Muhakkak ki Allah iyilik yapanlarla beraberdir.”
96. Tebliğ. Tebliğ sırasında karşılaşılacak hakaret ve
saldırılara sabretmek: Rızık endişesi, tebliğ görevine engel olamaz.
Al-i İmrân 186:
”Ant olsun ki; sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a eş
koşanlardan da gerçekten birçok incitici şeyler işiteceksiniz. Eğer bunlara
katlanır ve sabrederseniz (sakınırsanız) işte bu, din işlerine bağlılık
(ıhlas – şuur – samimiyet) ve metanettir.”
Tâ’hâ 132.”(Ey
Resulüm) ailene ve ümmetine namazı emret. Kendin de ona devam eyle. Biz
senden bir rızık (ailenin geçimi için çalışmanı) istemiyoruz. Seni, biz
rızıklandırırız. Güzel akıbet takva sahiplerinindir.”
97. Tebliğ yapmak ve Kur’an-ı okumak karşılığında menfaat beklenmez (ücretle
Kur’an-ı Kerim okunmaz)
En’âm 90:”De ki; sizi bu tevhide (Kuran’a) çağırmama
sizden bir ücret istemem. O Kur’an, alemler için (insanları ve cinleri irşat
için) ancak bir öğüttür.”
Yunûs 72:
”Eğer davetimizden yüz çevirirseniz, ben de davetim için sizden bir ücret
istemedim ki...Benim mükafatım ancak Allah’a aittir ve ben, onun birliğine
ve emirlerine boyun eğen Müslümanlardan olmakla emrolundum.”
98. Üstünlük inanmakla ve takva iledir.
Hucûrat 13:”...Biliniz
ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. Şüphe yok ki
Allah alimdir, her şeyi bilen de, her şeyden haberdardır.”
Al-i İmrân 139:
”Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız mutlaka siz en üstünsünüzdür.”
99. Düşünmek - tefekkür etmek - ibret almak - öğüt kabul
etmek - hayırlı sonuçlar çıkarmak
En’âm 126:
”Bu İslam dini, Rabbinin doğru yoludur. Gerçekten biz, ayetlerimizi, düşünen
bir topluluk için beyan ettik.”
Bakara 269.”Allah
dilediğine faydalı bilgi (hikmet) ihsan eder. Kime ki hikmet verilmişse,
muhakkak ona çok hayır verilmiştir. Bu ayet ve öğütleri ancak olgun akıl
sahipleri düşünürler.”
100. Davet (tebliğ) görevinin şekli ve güzel sözlü insan.
(Davet; bilgiyle, samimiyetle, yaşamakla, herkesle diyalog,
güzel bir mücadele ve tatlı bir münakaşayla, sohbetle yapılmalıdır.)
Nâhl 125:
”Ey Resulüm, insanları Kur’an ‘la, güzel söz ve nasihatla Rabbinin yoluna
(İslama, İslamı gereği üzere yaşamaya) davet et. Onlara karşı en güzel olan
bir mücadele ile mücadele yap. Şüphe yok ki, Rabbin, yolundan sapanı en iyi
bilendir ve o hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.”
Alâ 9: ”O halde fayda versin (yahut fayda vermesin)
sen Kur’an ile öğüt ver; (tebliğ vazifeni yap).
Fussilet 33: “Ben gerçek Müslümanlardanım” deyip, salih amel
işleyerek, Allah’a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim var.”
101. Nasihat etmek, öğüt vermek müminlere fayda verir.
Tebliğ etmek, ikazlarda bulunmak, anlatmak, uyarmak,
bilineni, bilinmeyeni açıklamak, tekrarlamak, bunu herkesin yapması, mümin,
münafık, günahkar, kafir farkı gözetmeksizin belli bir metotla herkese ve
her kesime yapılması şeklinde olmalıdır.
Zariyât 55:
”Sen (Kur’an ile) öğüt ver, çünkü öğüt ve nasihat müminlere fayda verir.”
Alâ 9 – 10 - 11:
”O halde, fayda versin (yahut fayda vermesin) sen Kur’an ile öğüt ver
(tebliğ vazifeni yap) Muhakkak ki Allah’tan korkan öğüt alacaktır.’’ ‘’Kafir
olan ise öğüt almaktan kaçınacaktır.’’
102. Dinde zorlama yoktur (Allah kimseyi başkalarını hidayete
erdirmekle mükellef kılmamıştır)
Müslüman sadece davet ve tebliğ görevleriyle mükellef kılınmıştır, ancak
zorlama olmaması durumu İslam’ın dışındaki kişiler için geçerlidir.
Bakara 256:
“Dinde zorlama yoktur; artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Putları inkar
edip, Allah’a inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır.”
Yunûs 99:
“Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa, hepsi toptan iman ederlerdi. O
halde mümin olsun diye, insanları (Allah’ın dilemediği halde ey Peygamber)
sen mi zorlayacaksın.”
Rum 53:
“...sen ancak ayetlerimize iman edeceklere (davetini) duyurursun da onlar
İslam’a gelir, selameti bulurlar.”
103. Kâfirler daveti dinlemez. Kuran' ı anlayıp kabul etmeyen
hayvanlardan da aşağılık bir seviyede mahlukların en kötüsüdürler.
Rûm 52:”Bunun için sen, (ey Resulüm, onlar) arkalarını
dönmüş giderlerken (Hakka olan) o daveti (kalpleri) ölülere duyuramazsın ve
sağırlara da işittiremezsin.”
Enfâl 22:”Çünkü
Allah katında, yerde yürüyen hayvanların en kötüsü; (gerçeği) anlamayan ve
kabul etmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.”
104. Hidayeti veren Allah’tır ve Allah akıllarını iyi
kullanmayanlara azap eder
Yunûs 100:”Allah’ın izni olmadıkça, hiç bir kimsenin
iman etmesi mümkün değildir. Bir de Allah, akıllarını iyi kullanmayanlara
azap eder.”
105. Cahillerden ve kötü kişilerden yüz çeviririniz.
A’râf 199: ”Sen bağışlama yolunu tut, iyiliği emret ve
cahillerden yüz çevir.”
106. Hizmet etmenin mükafatı Allah’a aittir. İyilikten
karşılık beklenmez.
Hürmetler karşılıklıdır.
Yunûs 72 : “Eğer davetimden yüz çevirirseniz, bilin ki,
ben davetim için sizden bir ücret istemedim. Benim mükafatım (ücretim) ancak
Allah’a aittir ve ben, onun birliğine ve emirlerine boyun eğen
Müslümanlardan olmakla emrolundum” (Şura: 109 a da bakınız)
Bakara 194
: “Hürmetli ay hürmetli aya mukabildir. Hürmetler karşılıklıdır. Onun için
kim size saldırırsa siz de tıpkı onların saldırdıkları gibi saldırın....”
107. İnsan ve üstünlük. Allah insanları yeryüzünün
halifeleri kılmış ve imtihan için; kimilerini kimilerinin üzerine, üstün
olarak yaratmıştır.
Yunûs 14 : “Sonra onların arkasından, sizi yeryüzünde
halifeler yaptı ki, bakalım nasıl ameller işleyeceksiniz.”
En’âm 165: “Allah o dur ki, sizi arzın halifeleri yaptı
ve derecelerle kiminizi kiminizin üstüne çıkardı. (Bunun hikmeti ise) size
verdiği şeylerle imtihan etmek içindir...”
En’âm 123:
“Mekke’de olduğu gibi, her belde de en büyük günahkarları mevkide
bulunduruyoruz ki, orada hile yapsınlar. Halbuki onlar hileyi ancak
kendilerine yapıyorlar da farkında değillerdir.”
108. Kötülüğe karşı iyilik etmek - kötülüğü (suçluyu)
affetmek, bağışlamak, düşmanlığı dostluğa çevirmek
(Size düşmanlık yapana iyilik yaparak örnek olunuz onu
yanıltınız)
Şûra 40 : “Kötülüğün cezası da ona denk bir kötülüktür.
Fakat kim bağışlar ve düzeltirse onun mükafatı Allah’a aittir.
Fussilet 34:
“Hem iyilikle kötülük eşit olmaz. Sen kötülüğü, en güzel olan iyi bir
hareketle önle. O vakit bakarsın ki seninle arasında bir düşmanlık bulunan,
yakın bir dost gibi olmuştur.”
Fussilet 35:
“İyilikle kötülüğü önleme hasletine ancak sabredenler kavuşturulur. Buna
(cennette) büyük mükafatı olan ancak kavuşturulur.”
Mü’minün 96: “Sen, kötülüğü en güzel bir şekilde bertaraf
et. (Kötülüğe karşı iyilik yapmak veya affetmekle mukabelede bulun.) Biz
onların ne yalan ve küfür uydurduklarını daha iyi biliriz.”
Nisâ 149:
“Size yapılan fenalığı bağışlarsanız, (bilin ki) şüphesiz, Allah
bağışlayandır. “(Furkan 7’ye de bakınız).
109. Kin ve husumet gütmeyin - intikam peşinden koşmayın,
emin, adaleti gözeten ve sabreden kimselerden olun. Bir topluluğa olan
husumetiniz sizi onlar üzerinde adaletsizlik yapmaya sevk etmesin.
Mâide 8
:”Ey müminler! Allah için Hak’kı ayakta tutan hakimler ve adaletle şahitlik
eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe
götürmesin. Adalet yapın ki, takvaya en çok yakın olan budur. Allah’tan
korkun, çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Nâhl 126: “(Ey müminler, düşmandan intikam almak için)
eğer bir ceza ile mukabele edecek olursanız, ancak size yapılan azap ve
cezanın misli ile yapın. Daha fazla ileri gitmeyin) sabrederseniz (cezayı
terk eder - bağışlarsanız) ant olsun ki bu tahammül edenler için daha
hayırlıdır.”
Nâhl 127
:”Ey Resulüm, sabret; senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir.
Kâfirlerin yüz çevirmesinden mahzun olma (üzülme) ve yaptıkları hileden de
telaşlanıp sıkıntıya düşme.”
110. Çirkin ve fena sözün söylenebileceği yer.
Nisâ 148:”Allah
fena sözün açıklanıp söylenmesini sevmez. Ancak zulme uğrayanlar
müstesnadır. (Zalime, kötülük edene ve haksızlık yapana söylenebilir, ancak
söylenmemesi daha iyidir) Allah her şeyi bilicidir.”
111. Beddua etmek
İsrâ 11 :”İnsan hayra dua eder gibi, (kızınca) fenalığa
dua eder. Zararına olarak bedduada bulunur. İnsan (akıbetini düşünmemekle)
pek aceleci olmuştur.”
112. İdarecilerinize ve önderlerinize (kendinizden olan, iyi
olan) itaat edin. Çekişip kavga ederek birbirinize dağılmayın, birbirinize
küsmeyin - anlaşamadığınız konularda Kuran'a ve Sünnete (Allah’a ve
Resulüne) başvurun.
Enfâl 46: “Allah’a ve onun resulune itaat edin,
birbirinizle çekişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden
gider. Bir de sabırlı olun...( İslâmda itaat, Allah’a itaat edenedir.)”
Nisâ 59:
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden olan idarecilere
de itaat edin. Sonra bir şey hakkında çekiştiniz mi, hemen onu Allah’a ve
resulüne arz ediniz.; eğer Allah’a ve Ahret gününe inanıyorsanız. Bu
müracaat hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.”
113. Bilgisi olmadığı halde din hakkında konuşanın hali.
Hacc 3:”İnsanlardan kimi de vardır, Allah’ın dini
hakkında bir bilgisi olmadığı halde, mücadele eder de, her inatçı şeytana
tabi olur.”
114. İnsanları hidayete erdirmekle mükellef değilsiniz.
(İnsanların yanlış yolda olmaları, azgınlık ve sapıklıklarından
dolayı kesinlikle üzülmeyin, kendinizi yıpratmayın)
Bakara 272:”İnsanların
yola gelmesi senin üzerine borç değil; (ancak sana düşen hidayete davettir)
Şu kadar var ki Allah dilediğini, yola getirir.”
Şûra 6:”Allah’tan
başka veliler edinenlere gelince; onların (söz ve işleri) üzerine Allah
gözcüdür, sen üzerlerine vekil değilsin. (Onları hidayete erdirmekle seni
sorumlu tutmadık ey Resulüm, sen üzülme, senin vazifen azap ile onları
korkutmaktır).
115. İslam’ı tebliğ ve ikame yolunda mücadele eden ve çile çekenlerin
mükafatları.
Al-i İmrân 195:”Hep
birbirinizdensiniz, din yönünden erkek ve dişiniz birdir. Dinlerini korumak
için Mekke’den Medine’ye hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların,
dinim uğrunda işkenceye düşenlerin, savaşların ve bu yolda öldürülenlerin
günahlarını elbette örteceğim. Onları altlarından nehirler akan cennetlere
koyacağım. Bu lütuflar, onlara Allah katından mükafattır ve sevabın da en
güzeli Allah katındandır.”
116. Mallarınızın ve canlarınızın sarfından hesaba çekileceksiniz.
Al-i İmrân 186:”Ant
olsun ki, mallarınızın sarfı ve canlarınızın musibeti hakkında imtihan
olunacaksınız. Sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a eş
koşanlardan da birçok incitici şeyler işiteceksiniz. Eğer katlanır ve
sakınırsanız işte bu, din işlerine olan metanet ve bağlılıktandır.”
117. Kâfirler de birbirlerinin yardımcılarıdır.
Enfâl 73: ”Kafirler de birbirlerinin yardımcılarıdır.
Eğer siz emredildiğiniz gibi yardımlaşmazsanız, yeryüzünde bir fitne (İslam
zafiyeti) ve büyük bir fesad (küfür hakimiyeti) olur.”
118. Başta kâfirler ve münafıklar olmak üzere kötü kişiler
her zaman Müslümanları alaya ve hafife almada, iftira ve hakaretlerde
bulunmada birbirleriyle yarışırlar ve yardımlaşırlar.
Mutaffifin 29-30 ”Suçlular
şüphesiz inanmış olanlara gülerlerdi”. “Yanlarından geçtikleri zaman
birbirlerine göz kırparlardı.”
Mutaffinin 31-32 ”Taraftarlarına
vardıklarında bununla eğlenirlerdi. “İnananları gördükleri zaman ‘doğrusu
bunlar sapık olanlardır’ derlerdi.”
119. Kâfirlerin dostlukları yoktur.
Bakara 105:”Ne ehli kitaptan olan kafirler, ne de
müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini sevmez ve istemezler.
Allah nübüvveti ve vahyi, rahmetiyle dilediği kimseye tahsis eder. Allah
büyük ihsan sahibidir.”
120. Kâfirler Müslümanların her çeşit ve en ufak
hareketlerinden bile çok çekinirler ve korkarlar.
Haşr 13: ”Ey inananlar; onların yüreklerine korku salan,
Allah’tan çok sizlersiniz; (Onlar Allah’tan değil, sizden korkuyorlar) çünkü
onlar anlamayan kimselerdir.”
121. Kâfirler ve kötü kişiler kendi aralarında hiç bir zaman
barışık, huzurlu ve kararlı değildirler, savaştan çok korkarlar.
Haşr 14: “Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar
içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi aralarındaki
çekişmeleri ise çok serttir; (sen) onları birlik sanırsın, oysa kalpleri
birbirinden ayrıdır. Bu akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.”
122. Gerçek müminler.
Enfâl 2: “Gerçek müminler, yalnız o kimselerdir ki, Allah
anıldığı zaman korkarak kalpleri ürperir; onlara ayetleri okunduğu zaman,
imanlarını arttırır ve onlar yalnız Rablerine tevekkül ederler.”
123. Gerçek mümin, gerçek ibadet, gerçek cihat ve gerçek
takva sahiplerinin temel özellikleri.
Bakara 177: “Yüzlerinizi (namazda) doğu ve batı tarafına
çevirmeniz hayır ve taat değildir. Fakat hayır ve ibadet, Allah’a, ahrete,
meleklere, Allah’ın indirdiği kitaplara ve peygamberlere iman edenin
ibadetidir ve Allah sevgisi üzere yahut mala olan sevgisine rağmen, malı
(fakir) akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere, köle ve
esirlere harcayan, namazı gereği üzere kılan ve zekat veren kimsenin;
ahitleştikleri zaman sözlerinde sadık kalanların, ihtiyaç ve sıkıntı
hallerinde, cihat ve savaşlarda sabredenlerin hayrıdır. İşte bu vasıfları
taşıyanlar, Hak’ka uyan sadıklardır ve bunlar takva sahipleridir.”
124. Hiç bir kimse Allah’ın izni, dilemesi ve bilgisi
olmaksızın müminlere zarar veremez.
Münafık, kâfir, fasık, kötü ve cahil kişilerin tehditleri,
konuşmaları ve fısıltıları gerçek müminlere zarar veremez, ve gerçek
müminler bunlardan asla korkmazlar, etkilenmezler.
Mücadele 10:
“O (kötü) fısıltılar ! Sırf şeytandandır. İman etmiş olanları
kederlendirmek için (şeytan bunu yapıyor.) Halbuki (münafıkların
fısıldaşmaları) Allah’ın izni olmaksızın, müminlere bir zarar verecek
değildir. Müminler de ancak onun için Allah’a tevekkül etsinler.”
125. Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.
Bilerek veya bilinçsizce, kendinize zarar vermeyin, riske
atmayın, Allah’ın size verdiği bu beden emanetini koruyun.
Bakara 195:
“Allah yolunda (cihat ve diğer hayırlar uğruna) mallarınızı harcayın ve
kendi elinizle kendinizi (bilerek) tehlikeye atmayın.”
126. Yardımlaşmak ve yarışmak. Gerçek müminler birbirleriyle
(hayırlı işlerde) yardımlaşırlar ve yarışırlar (birbirlerini geçerler)
Müminler arasında birbirleri ile yardımlaşmak ve yarışmak
esastır. Hayırlı işlerde ya birbirleriyle yarışırlar, en iyisini, güzelini,
en kalitelisini yaparak birbirini geçerler, ya da bu yarışma işini
yapamıyorlarsa, birbirlerine yardım ederek, destek olarak başarmasını ve en
iyi olmasını sağlarlar. Bu ikisinin dışında hasetçilik, fesatçılık,
engelleme, köstek olma ve ayak oyunları yapmazlar. Bu tür özellikler
kafirlere, münafıklara, müşriklere, cahillere ve hainlere has
özelliklerdir.
Mâide 2: “İyilik etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda
birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde
yardımlaşmayın...”
Bakara 148:
“ Her ümmetin doğruluğu bir
kıblesi vardır. Öyleyse ey müminler, hayırlı işlerde diğerlerini geçin...”
Şûra 39:
“ O kimselerdir ki, kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman, onlar
yardımlaşırlar.”
Tevbe 71:
”Erkek ve dişi bütün müminler, birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği
emrederler, fenalıktan alıkoyarlar, namazı gereği üzere kılarlar, zekatı
verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler.”
127. Körü körüne, bir şeyin arkasından gitmeyin,
bağlanmayın.
Bir akımın, bir kişinin, bir fikrin, ideolojinin ardından iyice
araştırıp incelemeden, bilgi sahibi olmadan körü körüne gitmeyin,
savunmayın, hizmet etmeyin.
İsrâ 36:”Hakkında
bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardından gitme (araştırıp, iyice
soruşturup, doğruluğuna karar vermeden) çünkü kulak, göz ve kalp, bunların
hepsi ondan sorumludur.”
128. Şeytanlar (İslâm düşmanları) Müslümanlarla mücadele
etmek için, kendi dostlarına (müşrikler, ehl-i kitap kâfirleri, münafıklar,
fasıklar ve ehli dünya insanları) telkinlerde bulunurlar
En’âm 121:”...doğrusu şeytanlar, sizinle mücadele etmek
için (İslâmla, Müslümanlarla, iyi insanlarla) kendi dostlarına (kâfir,
münafık, fasık, ateist ve ehli dünya olanlara) telkinde bulunurlar. Ey
müminler! Eğer siz onlara itaat ederseniz, (Onlara uyar, onların
telkinlerini, direktiflerini, kısmi veya tamamen yerine getirirseniz),
muhakkak siz de Allah’a ortak koşanlardan olursunuz. (Onların zümresinden,
onların safında, onlara hizmet etmiş olursunuz.)”
129. Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günahlarını
insanlardan gizleyip, Allah’tan gizlemeyenlerin durumları.
Günah ve kabahatin, gizlisi aşikarı olmaz. Kabahatini insanlardan gizleyip
de, Allah’tan gizlemeyenler hayvanlardan da aşağılık bir seviyeye düşmüş
olurlar.
Nisâ 108:”İnsanlardan utanarak hainliği (kötü hal ve günahlarını)
örterler de (gizlerler, saklarlar) Allah’tan gizlemezler. Halbuki Allah’ın
razı olmayacağı sözü geceleyin uydurup durdukları zaman da Allah onlarla
beraberdi. Allah’ın ilmi bütün yaptıklarını kuşatıcıdır.” (Allah her
şeyden haberdardır. Allah’ın ilmi, bilgisi ve izni dışında yeryüzünde bir
yaprak dahi kıpırdamaz.)
En’âm 120:”Gizli
ve aşikar olan günahı bırakın. Çünkü günah kazananlar, kıyamette
kazandıklarının cezasını muhakkak çekeceklerdir.”
130. Günahların büyüklerinden sakınınız.
Nisâ 31:”Eğer siz yasak edildiğiniz günahların büyüklerinden
sakınırsanız, sizin diğer kabahatlerinizi de örteriz ve sizi iyi bir
gidişata sokarız.”
131. Müminler simalarından belli olurlar.
Belli olmak, tanınmak. Mücrimler, kafirler, münafıklar,
fasıklar İslâm düşmanlarının tamamı simalarından ve konuşmalarından belli
olurlar (davranış, söz, hal, hareket v.s.) müminler de simalarından belli
olurlar, tanınırlar.
Muhammed 30: ”Eğer dileseydik Biz, êy Muhammed, onları
sana gösterirdik; sen de onları simalarından tanırdın. Muhakkak sen onları
sözlerinin uslübundan da tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.”
Rahman 41:
”Mücrimler simalarından tanınırlar da ayaklarından yakalanırlar...”
Fetih 29: ”...Onları (müminleri), rüku ve secde eder
halde (namaz kılarken) Allah’tan sevap ve rıza istediklerini görürsün. Secde
eserinden nişanları yüzlerindedir. (Onlar, yüzlerindeki secde izleri,
nurları ile karşıdan tanınırlar. Yüzlerinde bir serinlik, hoşluk, tebessüm
ve merhamet izleri, acizlik belirtileri vardır. Konuşmaları, kılık
kıyafetleri, her türlü hal ve hareketleriyle müminler; kafirlerden,
münafıklardan, günahkarlardan ayrılırlar, seçilirler. Ayrıca kâfirler
konuşmalarından, giyim kuşam, hareket ve davranışlarından da belli olurlar.)
132. İnananlardan aktif ve mücadele edenlerle, pasif ve
mücadelesiz olanlar (evlerinde kendi halinde oturanlar) eşit değildir
Nisâ 95 - 96: ”İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde
oturanlarla, mal ve canlarıyla Allah yolunda cihat edenler birbirine eşit
değildir. Allah, mal ve canlarıyla cihat edenleri, mertebece, oturanlardan
üstün kılmıştır. Allah hepsine de Cenneti vaat etmiştir, ama Allah, cihat
edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün
kılmıştır...”
133. İslam’la tanışmamanın, kabul etmemenin veya Müslüman
olduğu halde İslam’ı yaşamamanın hiçbir geçerli özrü ve mazereti yoktur.
Bilmiyordum, haber veren, anlatan, uyaran olmadı, müsait
olamadım, zaman bulamadım, anlayamadım gibi mazeretler hesap günü dikkate
alınmaz.
Nisâ 165:”(İman
edenleri Cennetle) müjdeleyici, (küfredenleri cehennemle) korkutucu olarak
peygamberler gönderdik ki; bu peygamberlerin gelişinden sonra insanların
(yarın) Kıyamette; bizi imana çağıran olmadı diye, Allah’a bir hüccet ve
özürleri olmasın. Allah azizdir, hükmünde hikmet sahibidir.”
134. İnsana gücünün yeteceği kadar sorumluluk yüklenmiştir.
En’âm 152: ”Biz
kişiye ancak gücünün yeteceği kadar (sorumluluk) yükleriz.”
135. Gerçek müminler hayırlı işler için mazeret beyan edip,
geri kalmazlar.
Tevbe 44: ”Allah’a ve Ahiret gününe inananlar,
mallarıyla, canlarıyla savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için
senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir.”
36. İnsanların birçoğu Kur’an ayetlerinden habersizdir, ancak
bu mazeret değildir.
Yûnus 92:”...doğrusu
insanların çoğu ayetlerimizden habersizdir.”
137. Kıyamet gününde herkes Dünyadaki lideriyle, sevdiğiyle
çağrılacak ve haşrolunacaktır.
İsrâ 71:”Bir
gün (kıyamet ve hesap gününde) bütün insanları önderleriyle beraber
çağıracağız. O gün kitabı sağından verilenler, işte onlar kitaplarını
okurlar. Onlara kıl kadar haksızlık edilmez.”
İsrâ 72:”Bu
dünyada kör olan Ahirette de kördür. Ve yolunu daha fazla şaşırmıştır.”
137. İmanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun, onlarla arkadaşlık
edin ve dost olun
İmanında ve sözünde doğru olmayanlara güvenmeyin.
Tevbe 119:”Ey
müminler! Allah’tan korkun (fenalıklardan sakının) imanında ve sözünde doğru
olanlarla beraber olun.”
139. Kur’an ayetleriyle şaka yapmayın, hafife almayın ve dinleyin.
İnkar edenler Kuran okunurken gürültü yaparlar, duymazlıktan
gelirler, saygı göstermezler, bulundukları yeri terk kederler.
Fussilet 26:
“İnkar edenler: ”Bu Kur’an-ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki
bastırırsınız dediler.”
Bakara 231:”...sakın
Allah’ın ayetlerini şaka yerine tutmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini
ve size öğüt vermek için indirdiği Kur’an-ı ve ondaki hikmeti düşünün.”
A’raf 204: ”Kuran
okunduğu zaman, O’nu hemen dinleyin ve susun. Olur ki merhamet edilirsiniz.”
Kâfirler Kur’an ayetleriyle alay ederler, Kur’an-ı Kerim okunmaya
başlandığında gürültü yaparak onu bastırmaya çalışırlar, başka söze
dalarlar, Kur’an okunan yeri terk ederler, bundan hoşlanmazlar, kulak
vermezler. Yazık ki toplumumuz içerisinde aynı özellikleri Müslüman olarak
bilinen kimselerde de görebilmekteyiz.
140. Kâfirlerin yaptığı bütün iyi işler boşa gider. Kuran’a
uymayanların Dünyada yaptıklarını sandıkları iyi işler boşa gitmiştir.
Kehf 104:”Onlar,
o kimselerdir ki, Dünya hayatında yaptıkları çalışmalar boşuna gitmiştir,
halbuki güzel bir iş yaptıklarını sanıyorlardı.”
Bakara 217:”Sizden
kim dininden döner de kafir olarak ölürse, bu gibilerin (Dünyada iken, iman
üzereyken) yaptığı iyi işler, dünyada da Ahirette de boşa gitmiştir ve onlar
Cehennem ehli olup orada ebedi olarak kalırlar.”
İbrahim 18: ”Rablerine
küfredenlerin hali şudur. Yaptıkları ameller (boşa gitme bakımından)
fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir küle benzer.
Kazandıklarından hiç bir şey (Ahirette) ellerine geçmez...”
141. Boş söz ve faydasız işleri terk ediniz.
(Boş söz ve faydasız iş yapanlardan uzak durunuz,yüz
çeviriniz)
Mü’mimün 3:”Onlar
ki, boş sözden ve faydasız işten yüz çevirirler.”
Furkan 72:”Onlar ki, yalana şahitlik etmezler ve boş söz
konuşanlara rast geldikleri zaman, bulaşmadan iyi bir şekilde yüz çevirip
geçerler...”
142. Borç alış verişlerinizde ve anlaşmalarınızda şahit
tutunuz, senet ve sözleşme (ayrıntılı protokol yazımı) yapınız.
Bakara 282:”...alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun.
Yazana da, şahitlik edene de zarar verilmesin. Eğer zarar verirseniz, o
mutlaka kendinize dokunacak bir fısk (itaatten çıkış) olur...”
Bakara 283:”...şahitliği
gizlemeyin. Kim onu gizlerse muhakkak onun kalbi günah içindedir. Allah ne
yaparsanız hakkıyla bilicidir.”
Bakara 282:”Ey
iman edenler, muayyen bir vade ile birbirinize borçlandığınız zaman, onu
yazın (senet yapın). Aranızda bir yazıcı da doğrulukla onu yazsın. Katip,
Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde
hak olan kimse, borcunu ikrar ederek yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan
korksun, hiçbir şeyi eksik etmesin...”
(Borçlu sözünde durmalıdır: Bakara 282 - 283.Borçluya süre
tanımak: 280.ayete bakınız.)
143. Yapmayacağınız söz ve vaatte bulunmayınız, yalan
söylemeyiniz.
Saf 2-3: ”Ey
iman edenler; niçin yapmayacağınız şeyi söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi
söylemeniz, Allah katında buğuz bakımından çok büyüktür (günahtır).”
Câsiye 7:”Şiddetli
azap olsun, insafsız yalancıya, çok günah işleyene.”
Hacc 30:”...O
halde pis putlardan kaçının, yalancıdan sakının.”
144. Konuşma adabı, yürüme ve toplantılarda ölçü.
Fısıldaşarak gizli ve fena şeyler konuşmayın, hayır konuşun. Alçak sesle, en
güzel ve yumuşak bir ifadeyle konuşunuz.
İsra 53: ”Mümin kullarıma söyle ki; en güzel şekilde
konuşsunlar. (yumuşak ve tatlı sözlü olarak). Doğrusu şeytan aralarını
bozmak ister. Şeytan şüphesiz insanın apaçık düşmanıdır.”
Lokman 19:”Yürüyüşünde mütevazı ol, (pek yavaş ve süratli
yürüme, sükunet ve vakarını muhafaza et), sesini alçalt (bağırıp çağırarak
konuşma), çünkü seslerin en çirkini elbette ki eşeklerin sesidir.”
Mücadele 9:”Ey
iman edenler! Siz fısıldaştığınız zaman, yalan, zulüm, peygambere isyan
fısıldaşmayın; iyilik ve takva fısıldaşın. Allah’tan korkun ki, O’nun
huzurunda toplanacaksınız.”
145. Sert davranışlardan (incitici söz ve hareketlerden)
kaçınınız. (güzel ifadelerle, yumuşak, ciddi ve hoşgörülü davranınız)
Al-i İmrân 159:”Uhud savaşında sen Allah’tan gelen bir
merhamet sayesindedir ki, onlara (ashaba) yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı
yürekli olsaydın, muhakkak onlar etrafından dağılıp gitmişlerdi. Artık
onları bağışla ve kendilerine Allah’tan mağfiret dile.”
146. Öfkelerini yenenler ve kusur bağışlayanların durumu.
Al-i İmrân 134:
(O takva sahipleri) Bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler,öfkelerini
yutanlar,insanların kusurlarını bağışlayanlardır.”
Şûra 37:”O
kimselerdir ki,büyük günahlardan ve açık rezaletlerden
kaçınırlar,öfkelendikleri zaman da onlar kusur bağışlarlar.”
147. Herkesin azgınlığı kendi aleyhinedir
Yûnus 23:”...Ey
insanlar! Sizin azgınlığınız ancak kendi aleyhinizedir. O kıymetsiz dünya
hayatının biraz zevkini sürersiniz, sonra döner bize gelirsiniz. Bizde bütün
yaptıklarınızı size haber veririz.”
148. Allah zalimlerin bir kısmını bir kısmına musallat eder.
Bir kısım insanları def eder, savar.
En’âm 129:” Zalimlerin bir kısmını kazandıklarından
ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz”
Bakara 251:”Eğer
Allah,insanların bir kısmını diğer bir kısmı ile defetmeseydi
(müminleri kafirlere üstün kılmasaydı) yeryüzü fesat ve küfür karanlığına
bürünürdü. Fakat Allah, alemler üzerine ihsan ve rahmet sahibidir.”
Hacc 40:”...Eğer
Allah insanların bir kısmını (müşrikleri)bir kısmı ile
(müminler)defetmeseydi, içinde Allah’ın ismi çok anılan manastırlar,
kiliseler, havralar ve camiler elbette yıkılırdı. Muhakkak ki Allah dinine
yardım edene yardım edecek,zafer verecektir...”
149. Emrodulunduğunuz gibi dos doğru olun.
Şûra 15:”Onun
için sen onları tevhide davet et ve emrolunduğun gibi, sebat üzere dosdoğru
git. Onların heveslerine uyma...”
Ahzâb 70:”Ey
iman edenler Allah’tan korkun (emirlerine bağlanın ve yasaklarından sakının)
ve doğru söz söyleyin”
Hûd 11:”Onun
için sen; beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru
ol. Aşırı gitmeyin, Allah yaptıklarınızı görür.”
150. Doğru söyleyenlerin (kötüler tarafından)
cezalandırılması.
Hacc 40:”Müminler o mazlumlardır ki; Rabbimiz
“Allah’tır”demelerinden başka bir sebep (suçu - hatası) olmaksızın
yurtlarından haksız yere çıkarıldılar.”
151. Ölümden ve öldürülmekten, tehlikeden, eza ve cefadan
kaçamazsınız.
Ahzâb 16:”Ey Muhammed! de ki: kaçmak size fayda
vermeyecektir. Kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”
152. Yarınki Ahiret için yaptığınız ve yapmadığınız hazırlığı
gözden geçirin.
(Hesaba çekilmeden önce kendi kendinizi hesaba çekin)
Haşr 18:”Ey
iman edenler; Allah’tan korkun ve herkes, yarın için önden ne göndermiş
olduğuna baksın. (Kontrol etsin, gözden geçirsin) Hem Allah’tan korkun;
çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”
153. Suçlu ve günahkar kimseler kıyamet günü tüm dostlarını
ve sevdiklerini hiç tereddütsüz feda edip
terk ederler.
Meâric 11-12 - 13 -14: ”(O kıyamet gününde akraba ve
hısımlar) birbirlerine yalnız gösterilirler. Fakat herkes kendi derdi ile
meşgul olduğundan birbirlerini tanıyamazlar). Suçlu kimse o günün azabından
kurtulmak için oğullarını, karısını ve kardeşini, kendisini barındırmış
olduğu sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece
kendisini kurtarmak ister.”
154. İnsanın sağında ve solundaki görevli iki tane melek
durmadan amellerini kaydederler: Allah insana şah damarından daha yakındır.
Kâf 16-17-18
”Ant olsun ki insanı biz
yarattık. Nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; biz ona şah
damarından daha yakınız. Sağında ve solunda onunla beraber oturan, iki alıcı
melek, yanında hazır bir gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.”
155. Ahiret için önden ne gönderirseniz onu bulursunuz.
Bakara 110:
”Namazı gereği gibi kılın, zekatı verin ve hayırlı işlerden nefisleriniz
için önceden ne gönderirseniz, Allah katında onun sevabını bulursunuz.
Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızı görücü ve karşılığını vericidir.”
156. Sabah namazında melekler hazır bulunur.
İsrâ 78:”Güneşin
batıya yönelmesinden gecenin, kararmasına kadar namaz kıl. Öğle, ikindi,
akşam ve yatsı vakitlerinde). Birde sabah namazını kıl. Çünkü sabah
namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunurlar.”
157. Namaz. Namazı huşu içinde ve dosdoğru olarak kılınız
(namazları cemaatle kılınız)
Bakara 43: ”Namazı kılın, zekatı verin ve rüku eden
müminlerle rüku edin.”
Bakara 45:”Bir
de sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin; gerçi bu zor gelir, fakat
saygılı kimselere değil.”
Bakara 238:”Namazlara ve orta namaza devam edin. Namaza
Allah’a itaat edici ve boyun eğici olarak durunuz.”
Nisâ 103:”...sükun
ve emniyet haline geldiğiniz vakit, namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü
namaz, müminler üzerine, vakitleri belirli bir farz olmuştur.”
(Namaz vakitleri Hud 114, Savaş halinde namaz Nisa 102, Yolculuk halinde
namaz, Nisa:101. Namaza engel olanlar: Maide 91, Namazı yasaklayanlar: Alak
9-10-19).
158. İkaz.
Allah'ı; insanları, hayatta iken işledikleri günah ve sapıklıklarından
dolayı çeşitli şekillerde ikaz eder, uyarır. Fakat insanlardan çok azı bunun
farkına varır.”
Rûm 41:”İnsanların
kendi ellerinin yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat meydana çıkar,
Allah bu hallerinden vazgeçerler diye onlara yaptıklarının bir kısmının
cezasını tattırır.”
159. İnsanlarla iyi ve sağlam dostluklar kurunuz.
Gerçek
mümin iseniz aranızı düzeltin, birbirinizle iyi geçinerek, sağlam bağlar ve
iyi münasebetler kurunuz. (irtibat, dostluk ve birlikteliklerinizi
geliştiriniz)
Enfâl 1:”Siz
gerçekten mümin iseniz, Allah’tan korkun ve birbirinizle aranızı düzeltin.
(Geçimsizlik yapmayın) Allah’a ve Resulüne itaat edin.”
160. Devlet yönetimi.
Müslümanların yönetimi farklıdır, başarılıdırlar, örnek bir yönetim
sergilerler, herkes memnun kalır.
Hacc 41:”Onlar,
o müminlerdir ki, kendilerini yeryüzünde, iktidar mevkiine getirirsek,
namazı kılarlar, zekatı verirler, uygun olanı emrederler, fenalığı yasak
ederler. İşlerin sonu Allah’a aittir.”
161. İtaat. İnsana itaat edilmez. İtaat Allah’a ve peygamberinedir.
Kula kulluk edilmez, insan insana karşı hürdür, saygı sınırlı ve
doğal olmalıdır. Allah’ın huzurunda durulur gibi insanın huzurunda durulmaz,
Allah’a saygı gösterilir gibi insana saygı gösterilmez. Mümin şahsiyet
sahibi olur. Menfaatleri ve dünyalık çıkarları uğruna insanlar karşısında
eğilip bükülmez, tabii olur ve dik durur. Kendisi gibi bir insandan korkmaz.
Mü’minun 34:”Eğer
kendiniz gibi bir insana itaat edecek olursanız, o halde adanmış cahiller
olursunuz” (İdarecilere, memuru bulunduğu idarecinin uygun olan emirlerini
yerine getirmek ayrı şeydir.)
162. Gericiler. İnkar edenler gericidirler.
Onlara uyarsanız sizi İslam öncesi cahiliyet ve sapkınlık çağına
götürürler.
Al-i İmrân 149:
”Ey iman edenler ! Eğer kafirlere itaat edecek olursanız, sizi geriye, kendi
dinlerine (cahiliyet çağına) çevirirler de Dünya ve Ahrette ziyana
düşenlerin haline dönersiniz.”
163. Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, ondan başka kimseden
korkmayın, kimseye güvenmeyin ve yardımı yalnızca O’ndan isteyin.
Nâhl 52: ”Göklerde
ve yerde olan O’nundur. Kulluk daima O’nadır. Allah’tan başkasından mı
sakınıyorsunuz.?”
Nâhl 53:
”Size gelen her nimet Allah’tandır. Sonra bir sıkıntıya uğradığınız da
yalnız ona sığınırsınız.”
164. Dünya nimetleri Müminler içindir. Allah Müslümanca yaşayasınız diye
size her türlü nimetlerini sunmaktadır.
Nâhl. 81: ”Allah yarattığı (ev, ağaç, bulut gibi) şeylerden
size gölgeler yaptı; size dağlardan siperler yaptı; size, kendinizi sıcak ve
soğuktan koruyacak elbiselerle, harpte sizi koruyacak zırhlı giyim eşyası
yaptı. İşte böylece Allah, üzerinizde olan nimetini tamamlıyor ki,
emirlerine boyun edip, itaat edesiniz.”
A’râf 32:
“ De ki; Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti (elbiseleri) temiz ve hoş
rızkları kim haram etti? De ki, bu ziynet ve hoş rızk, Dünya hayatında, iman
edenler içindir. (Ancak Kafirler de faydalanılır). Fakat kıyamet
gününde müminlere aittir.”
165. Dünya meşguliyeti müminleri Allah’a kulluktan alıkoymaz
Nûr: 37:”Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir
alışveriş (onları, gerçek müminleri) Allah'ı anmaktan, namazı gereği üzere
kılmaktan ve zekatı vermekten kendilerini alıkoyamaz. Onlar bir günden
korkarlar ki, o günde kalpler ve gözler korkudan halden hale döner
kıvranır.”
Nûr: 38: ”Çünkü
Allah, kendilerine yaptıkları işlerin en güzeli ile mükafat verecek ve
fazlından da, onlara daha ziyadesini verecektir. Allah dilediği kimseye
hesapsız rızk verir.”
166. Dünya nimetleriyle Ahiret nimetlerinin
karşılaştırılması.
Ahiret nimetleri, dünya nimetleri gibi sonlu değildir,
devamlıdır.
Ankebût 64: ”Bu
dünya hayatı, ancak bir eğlence ve bir oyundan ibarettir. Ahret yurdu ise,
ölmez gerçek hayat işte budur. Eğer bilselerdi (geçici dünya hayatını,
ebedi Ahret hayatına tercih etmezlerdi).
Kasas 60:”Size (dünya vasıtalarından) verilen şey, (kısa)
dünya hayatının istifadesi ve onun süsüdür. Allah katında olan (sevap ve
Cennet) ise hem daha hayırlı, hem de daha devamlıdır. (Dünya nimetleri gibi
sona ermez) Artık (Bâkinin faniden daha iyi olduğunu anlayıp) akıllanmayacak
mısınız?”
167. Dünya hayatı - zenginlik ve mal.
Dünya hayatı iyidir, Ahiret hayatı ise kat kat daha iyidir.
Akıllı bir Müslüman Dünya hayatından faydalanır, ancak kendini bilinçli ve
ciddi bir şekilde Ahiret hayatına hazırlar. Dünya hayatının güzelliklerine
dalıp, Ahireti unutmak çok kötü bir aldanış ve gaflettir.
En’âm 32:”Dünya hayatı, bir oyun ve eğlenceden başka bir
şey değildir. Elbette Ahiret yurdu, takva sahipleri için daha hayırlıdır.
Hala aklınız başınıza gelmeyecek mi?
Hadid. 20: ”Biliniz
ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda böbürlenme, mal ve
evlat yönünden çoğalma yarışıdır. Bu bir yağmurun haline benzer ki, onun
bitirdiği nebat, çiftçilerin hoşuna gider. Sonra değişir, bir de onu
sararmış görürsün. Sonra da çerçöp olmuştur. İşte hayatı bu şekilde olan bir
kimse için, ahrette şiddetli bir azap; Müminler için ise, Allah’tan bir
marifet ve bir rıza vardır. Dünya hayatı ancak bir aldanış menfaatidir.”
168. Rızk: Rızk endişesine kapılmayın.
(Endişeye kapılarak cimrilik yapmayın) hiç
bir kimse, hiç bir kimsenin nimet ve rızkına
engel olamaz, ve rızkını da sağlayamaz (rızkı veren de alan da Allah’tır)
Bakara 268: “Şeytan sizi, fakir olacaksınız diye
korkutur; sizi cimrilik ve sadaka vermemekle emreder. Allah kendi lütfundan
size bir mağfiret ve fazla bir sevap vaat ediyor. Allah’ın kudreti
geniştir, her şeyi kemaliyle bilendir.”
Fatır 2:
“Allah’ın insanlara göndereceği herhangi bir rahmet ve nimeti (rızkı)
engelleyip tutacak (mani olacak) yoktur. Onun önlediğini de arkadan
salıverecek yoktur. O güçlüdür, hakimdir.”
169. Çalışmak ve dinlenmenin zamanı: Hem Dünya hem ahret için
çalışmak
Yunûs 67: “ O Allah’tır ki, içinde rahat edesiniz diye
geceyi, çalışasınız diye gündüzü aydınlık olarak, sizin için yarattı.
Elbette bunda, Kuran-ı dinleyecekler için birçok ibretler vardır.”
Kasas 77:
“ Allah’ın sana verdiği mal ile Ahret yurdunu iste, Dünyadan nasibini de
unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et...”
170. Cimrilik: Cimrilik ve müsriflik yapmayın.
(Cimrilik mümin için büyük bir günahtır, kıyamette hesabı
sorulacaktır. Cimrilik edenler, ellerinde tuttuklarını kar
sanmamalıdırlar.)
İsrâ 29:
“ Elini boynuna bağlı kılma (cimri olma) ve büsbütün de onu açıp israf etme
ki, sonra kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.”
Al-i İmrân 180: “Allah’ın fazlından kendilerine verdiği
şeye bahillik (cimrilik) edenler, hiçbir zaman onu kendilerine hayır
sanmasınlar. Aksine bu kendileri için bir şeydir. Onların cimrilik ettikleri
şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası
Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”
171. İnsan nimet içindeyken Allah aklına gelmez, başına bir
musibet geldiğinde ise durmadan Allah’a yalvarır.
(Nimetler içindeyken nankörlük etmeyin, şükredin)
Fussilet 51:”Biz insana nimet verdiğimizde yüz çevirir,
şükür ve duadan uzaklaşır. Ona bir zarar dokunursa uzun uzadıya dualara
başlar.”
172. Kur’an-ı Kerim.
Kuran’ın ayetleri birbirinin benzeri ve tekrarı şeklindedir;
Allah’tan korkanlar (Allah’ı sevenler) Kur’an okunduğunda tüyleri ürperir,
kalbi titrer, yumuşar, düşünmeye ve derhal emirlerine uymaya başlar.
Zümer 23:”Allah;
ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden kitabı, sözlerin en
güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu kitaptan tüfleri
ürperir ve hem de kalpleri Allah’ın zikrine yumuşar ve yatışır. İşte bu
kitap Allah’ın doğruluk rehberidir, onunla istediğini doğru yola eriştirir.
Allah kimi de saptırırsa artık ona doğru yolu gösteren bulunmaz.”
173. Kur’an-ı Kerim okumakla emredilmiştir, insanlara bir
öğüttür ve kolaylaştırılmıştır.
Neml 92:
”Müslümanlardan olmakla ve Kurdan okumakla emrolundum. Tebliğ etmekle kim
doğru yolu bulmuşsa yalnız kendisi için bulmuş olur. Kim sapıtmışsa kendine
etmiş olur. Dalâlete düşene de ki; ben sadece uyaranlardan biriyim...
Kamer 17:”
Ant olsun ki Kuran’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık, öğüt alan yok mudur?”
174. Kuran-ı Kerimi istediğiniz yerden ve konudan
okuyabilirsiniz
Müzemmil 20:”...Kuran-ı Kerim’den kolayınıza geleni
okuyun; namazı kılın, zekatı verin, Allah’a güzel ödünç takdiminde bulunun.”
175. Allah’tan korkan ve O’nu seven öğüt alır, korkmayan ise
öğüt almaz ve emirlerini dinlemez.
Alâ 9-10-11:”Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver.
Allah’tan korkan öğüt alacaktır. Bedbaht olan ondan kaçınacaktır.”
176. Kuran’ın sorumluluğunu yer, gök ve dağlar korkudan alamayıp, insan bu
sorumluluğu üstlenmiştir
Ahzâp 72: “Doğrusu biz bu emaneti (Kuran’ı
Allah’a itaati ve ibadetleri) göklere, yere, dağlara, teklif ettik de, onlar
bunu yüklenmekken (emaneti, sorumluluğu almaktan) çekindiler. Korkup
titremişlerdir. Pek zalim, (bu emanetin hakkını gözetmediğinden) çok cahil
olan insan ise onu yüklenmiştir.”
Haşr 21:”Eğer
biz bu Kur’an -ı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak o dağı; Allah
korkusundan baş eğmiş, parçalanmış görürdün. Bu temsiller yok mu, işte biz
onları insanlar için yapıyoruz; olur ki düşünürler...”
177. Güvenmek. İnananlar yalnız Allah’a güvensinler .
İnananların sahibi
Allah’tır, kâfirler ise başıboş bırakılmıştır, yardımcıları yoktur.
Âl-i İmrân 160:”Allah
size yardım ederse sizi yenecek yoktur; eğer sizi yardımsız bırakıverirse,
O’ndan başka size kim yardım edebilir? İnananlar yalnız Allah’a
güvensinler.”
178. Bir millet kendini düzeltmediği sürece Allah da o milleti düzeltmez.
Allah bir topluma verdiği nimeti, o toplum kendini bozmadıkça
geri almaz.
Râd 11:”...muhakkak
ki Allah bir topluma verdiği nimeti, onlar kendilerindeki iyi hali fenalığa
çevirmedikçe bozmaz. Bir topluma da Allah bir kötülük diledi mi, artık onun
geri çevrilmesine hiçbir çare yoktur. O toplum için (kendilerine yardım
edecek) Allah’tan başka bir yardımcı da yoktur.”
179. Dininizi rahatça yaşayamıyorsanız başka yerlere göç
edebilirsiniz
Ankebût 56:”Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü
geniştir. O halde güven içinde olacağınız yere gidip, yalnız bana kulluk
edin.”
180. Allah işlerini hakkıyla ve güzel yapanları sever.
Âl-i İmrân 148:”...Allah
işlerini güzel yapanları sever ...”
181. İyilikler kötülükleri giderir.
Hûd 114:”...doğrusu
iyilikler kötülükleri giderir. Bu ibretle düşünenlere bir
nasihattır.”
182. Müslüman, kardeşini kendine tercih eder.
Haşr 9: ”Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve
gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip,
gelenleri severler, onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik
hissetmezler; kendileri zaruret içerisinde bulunsalar bile onları
kendilerinden önce tutarlar. Nefsinin hırsından korunabilmiş olanlar ile
saadete erenler işte bu kimselerdir.
183. İyiliklere, hayırlı işlere önder ve aracı olunuz. Kötü
işlere aracı olmayınız, engel olunuz.
Müslüman hayırlı işlerin ön
saflarında yer almak için yarışmalıdır, hayırlara motor olmalıdır.
Nisâ 85:”Kim iyi bir iş de aracılık ederse, ona onun
sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir şey de aracılık yaparsa, ona o
kötülüklerden hisse vardır. Allah her şeyin karşılığını verir.”
184. Zulme, zalime ve işkenceye karşı koyunuz, suskun
(tarafsız) kalmayınız.
Hacc 39:”Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan
kimselerin karşı koyup savaşmalarına izin verilmiştir.”
185. Düşmanınızı bilin ve takip edin.
Düşmanınızın silâhıyla silahlanın. Düşmanlarınıza karşı
hazırlıklı ve düşmanlarınızdan daha sabırlı olunuz.
Nisâ 10:”Düşmanınız
olan kavmi (birliği) arayıp takip etmekte gevşeklik göstermeyin.”
Bakara 194:”Hürmetler
karşılıklıdır. Bunun için, kim sizin üzerinize saldırırsa, siz de aynen ona,
size yaptığı tecavüz gibi saldırın. Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah
takva sahipleriyle beraberdir.”
Âl-i İmran 200:
”Ey inananlar! Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır
bulunun, Allah’a karşı gelmekten sakının ki, başarıya erişebilesiniz.”
186. Denizler mürekkep olsa Allah’ın sözlerini yazmaya
yetişemez.
Kehf 109:”De
ki; Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını
da katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi.”
187. Garbın anahtarları Allah’ın elindedir. Her şey, olmadan
önce
lehv-i mahfuzda yazılmıştır.
Yeryüzünde Allah’ın izni, dilemesi ve bilgisi dışında hiç bir şey
gerçekleşmez. Bir saniye içerinde gerçekleşen katrilyonlarca olayın her
birisinden dahi yaratanın haberi vardır, Onun izniyle, o olay gerçekleşir. O
her şeye ol der ve her şey oluverir. Zengin ağa olanlar ile iktidar mevkiine
gelip her şeyi yönetenler de o makam ve mevkilere Allah’ın dilemesi ve
izniyle gelmişlerdir. Ve Allah isterse, dilerse bir kalemde yok olur
giderler.
En’âm 59:”Garbın anahtarları Allah’ın katındadır.
Onları, ancak Allah bilir. Karada ve denizde ne varsa hepsini o bilir. Onun
ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek tane,
yaş ve kuru her şey Allah’ın ilmindedir. (Leva-i mahfuzdadır.)”
188. İçinizden iyiliği emredecek, insanları hayra çağıracak
bir topluluk bulunsun.
Âl-i İmrân 104:”İçinizden insanları hayra çağıracak,
iyiliği emredecek, kötülüklerden alıkoyacak bir topluluk bulunsun! İşte
onlar kurtuluşa erenlerdir.”
189. Cihat.
Münafıklar savaştan geri kalırlar, savaştan kaçmak kurtuluş
değildir, ölüm sizi her yerde bulur.
Enfâl 39:
“Yeryüzünde fitne kalmayıp din, tamamıyla Allah’ ın oluncaya kadar onlarla
savaşın, cihat yapın. Eğer küfürden vazgeçerlerse, Allah yaptıklarını görür
ve mükafatlarını verir”
Bakara
216: “Ey
müminler; hoşunuza gitmediği halde, din düşmanları ile savaşmak üzerinize
farz kılındı. Olur ki bir şey hoşunuza gitmezken sizin için, hayırlı olur ve
bir şeyi sevdiğiniz halde o hakkınızda şer olur. Allah bilir, siz
bilemezsiniz”.
Cihatla
ilgili diğer ayetler: Maide 33. Nisa: 77-78. Nisa 89. Nisa102. Nisa 102.
Enfâl: 15-16.
Nisâ 77:”...onların
üzerine savaş farz kılınınca, içlerinden bir topluluk (münafıklar ve imanı
zayıf olan fasıklar) Allah’tan korkar gibi hatta daha şiddetli bir korku ile
insanlardan (düşmanlarından) korkarlar. Onlar; ey Rabbimiz, üzerimize şu
savaşı niye farz kıldın, ne olur bizi yakın bir vakte kadar geri bırakaydın!
dediler. Onlara şöyle de; Dünyanın zevki pek azdır. Ahiren ise sakınanlar
için muhakkak hayırlıdır ve kıl kadar haksızlığa uğramazsınız.”
Nisâ 78:”Her
nerede olursanız, ölüm size erişir; velev ki tahkim edilmiş yüksek kalelerde
bulunun.”
(savaş halinde namaz: Nisâ 102, yolculukta namaz: Nisâ 101).
Mâide:33
“ Allah’a ve peygamberine karşı (Müslümanlara ve İslam’a karşı) savaşa
kalkanlar ile (Müslümanlara hakaret, iftira ve savaş açanlar) yeryüzünde
fesada çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları, yahut sağ
elleriyle sol ellerinin çaprazvari kesilmesi, yahut da, bulundukları yerden
sürgün edilmeleridir. İşte bu ceza onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Ahrette
ise kendilerine büyük bir azap vardır.(diğer ayet: Nisa.89)
190. Kâfirlerden (düşmanlarınızdan) korkmayın, kaçmayın
(savaş hilesi gereği olabilir)
Enfâl 15 - 16: ”Ey
Müminler! Toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkalarınızı
çevirmeyin, kaçmayın. Kim böyle bir günde kâfirlere arka çevirip kaçarsa -
ancak tekrar düşmana atılmak için kendini kaçar gibi göstererek aldatmak
veya başka birliğe katılıp savaşmak için müstesna - muhakkak ki o, Allah’ın
gazabına uğramıştır. Onun yeri Cehennemdir ve o ne kötü dönüş yeridir.”
Canları ve mallarıyla cihat edenlerin mükafatları: Tevbe 88-89.
Savaşta ihtiyarları, çocukları ve hastaları öldürmeyin:Tövbe 91. Cihada
katılmamalarında günah olmayanlar: Fetih 17. İki Müslüman birliğin
birbirleriyle savaşmaları: Hucurat 9. Müşrikler zümresinden dostluk edinenin
durumu: Müntehine 9. Bakara 194. Savaşa gönüllü katılmak: Muhammed 31.
İlgili diğer ayetler: Mâide 33.
191. Din düşmanlarıyla yer yüzünde fitne ve fesat çıkaranların durumları.
Mâide 33: “Allah’a ve Peygamberine karşı (Müslümanlara ve İslâm’a
karşı) savaşa kalkanlarla (Müslümanlara hakaret, iftira ederek savaş
açanlar) yeryüzünde fesada çalışanların cezası ancak öldürülmeleri,
asılmaları, yahut sağ elleriyle sol ayaklarının çaprazvari kesilmesi
yahutta, bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. İşte bu ceza onların
dünyadaki rüsvalığıdır. Ahrette ise kendilerine büyük bir azap vardır.
(İlgili diğer ayet: Nisa: 89.)
192. Teslimiyet. İslâm’a tam teslim olunuz
Gerçek bir Müslüman, malıyla, canıyla, zamanıyla, tüm
yaşantısıyla İslam’a teslim olmuş kişidir.
Bakara 155: “Ey müminler, sizi biraz korku, biraz açlık,
biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiltme ile ant olsun
imtihan edeceğiz. Sabredenlere mücadele.”
193. Ana baba hakkı. Anaya babaya çok güzel davranınız.
Lokman 14: “ Biz insana, ana ve babasına karşı iyi
davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu güçsüzlükten güçsüzlüğe
uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur.
Bize (Allah’a) ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur.”
İsra 23:
“Rabbin kesin olarak şunları emretti; Ancak kendisine ibadet edin, anaya
babaya güzellikle muamele edin, eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında
ihtiyarlık haline ulaşırsa, sakın onlara “öf” bile deme ve onları azarlama.
İkisine de iyi ve yumuşak söz söyle.”
İsra 24:
“ İkisine de acıyarak tevazu kanadını indir ve şöyle de; Ey Rabbim! Onlar,
beni küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sende kendilerine merhamet
et.”
194. Akrabalık bağlarını koruyunuz, diyalogu kesmeyiniz.
Nisâ 1: ”Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını
kesmekten (korkun) sakının...”
Bakara 83:”Anaya
babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik yapın insanlara güzellikle
söyleyin, namaz kılın zekatı verin.”
195. Akraba evliliği.
Ahzâb 50:
”Ey Peygamber! Biz sana şunları helal kıldık; Mehirlerini verdiğin
zevcelerini, Allah’ın ganimet olarak sana ihsan ettiklerinden mülkün olan
cariyeyi ve seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halaların
kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını ve kendisini peygambere
hibe ettiği, peygamberin de diğer müminler dışında onu sırf kendisine has
kılarak nikahlamayı istediği taktirde mümin kadınları sana helal kıldık.”
196. Evlenme. İçinizdeki bekârları evlendiriniz.
Nûr 32:
“Bir de içinizden bekarları ve kölelerinizle cariyelerinizden salihleri
(evlenme durumunda olanları) evlendirin. Eğer fukara iseler Allah onlara
fazlından rızık ihtiyaçlarını giderir. Allah’ın ihsanı geniştir.”
197. Erkekler kadınlar üzerine hakimdirler.
Nisâ 34: “Erkekler kadınlar üzerine idareci ve
hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihat, imamet, miras gibi işlerde)
diğerinden üstün yaratmıştır...”
198. Aile hayatı, kadının görevi ve eğitimi.
Nisâ 34:”...iyi kadınlar itaatkârdırlar ve Allah
kendilerini koruduğu cihetle, kocalarının gıyabında ırz ve mallarını
muhafaza ederler. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara
gelince; önce kendilerine öğüt verin. Sonra uslanmazlarsa kendilerini,
yataklarında yalnız bırakın. Yine dinlemezlerse (hafifçe) dövün. Size itaat
ettikleri takdirde kendilerini incitmeye bir bahane aramayın. Çünkü Allah
çok büyüktür, çok yücedir.”
199. Ailenize, çocuklarınıza ve ehlinize namazı emrediniz.
Tahâ 132:
”(Ey resulüm) ailene ve ümmetine namazı emret. Kendin de ona devam eyle .
Biz senden bir rızk (ailenin geçimini temin için çalışmanı) istemiyoruz.
Seni biz rızıklandırırız. Güzel akıbet takva sahiplerinindir.”
200. Allah dilediğine kız, dilediğine erkek evlât verir;
dilediğini de kısır bırakır.
Şûra 47-50:”Bütün
göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; dilediğini yaratır, dilediği kimseye
kız evlat verir. Yahut da, o evlatları erkekli dişili ikizler halinde verir.
Dilediği kimseyi de kısır bırakır. Muhakkak ki O alimdir, her şeyi bilir.
Kadirdir, herşeye gücü yeter.”
201.Cinsi münasebet ve çocuk sahibi olmayı istemek (çoğalınız)
Bakara 223:”Kadınlarınız
çocuk yetiştiren ekin tarlanızdır. O halde tohum ekilen tarlanıza (ön
tarafa) nasıl isterseniz öyle girin.”
Bakara 187:”...şimdi
hanımlarınıza gecelerde mübaşerette (cinsi münasebet) bulunun ve Allah’ın
sizler için mubah takdir ettiği üremeyi isteyin.”
202. Şehitlik ve gazilik.
Şehitler ölmezler, en
üstün mertebe sahibidirler ve onlar Cennetliktirler.
Bakara 154:”Allah yolunda öldürülenlere; “Onlar
ölülerdir” demeyin, hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp
bilemezsiniz.”
Ankebût 69:”Bize
itaat uğrunda mücadele edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı
gösteririz...”
Nisâ 74:”O
halde Dünya hayatı yerine Ahireti satın alanlar, Allah yolunda savaş etsin.
Kim Allah yolunda savaşır da öldürülürse, yahut düşmanına üstün gelirse, ona
pek büyük bir mükafat vereceğiz.”
203. Din düşmanlarının cenaze namazları kılınmaz.
İslâm düşmanlarının cenaze namazını kıldırmak ve kılmak, onları Allah’ın
bağışlaması için dua etmek mümine yasaklanmıştır.
Tevbe 84:”Münafıklardan
ölen hiçbir kimse üzerine, hiçbir zaman namaz kılma; kabri başında durma.
Çünkü onlar, Allah’ı ve Resulünü tanımadılar ve kâfir olarak can verdiler.”
Tevbe 113:”Müşriklerin cehennemlik oldukları (küfür
üzereyken öldükleri) müminlere belli olduktan sonra – bunlar akraba bile
olsalar – artık onlar için, ne peygamberin ne de mümin olanların mağfiret
dilemeleri yoktur.”
204- Müslümanların birbiriyle savaşmaları.
Hucûrat 9: “Eğer müminlerden iki birlik çarpışırlarsa, hemen aralarını
düzelterek barıştırın. Eğer onlardan biri (Allah’ ın hükmüne razı
olmayarak) tecavüz ediyorsa, o vakit tecavüz edenle, Allah’ ın emrine
dönünceye kadar savaşın (sonunda teslim olur, Allah’ ın emrine) dönerse,
yine adaletle aralarını düzeltin ve hep adaletle iş görün; çünkü Allah
adaletli davrananları sever.”
205. Kâfirlerle dost olanlar ve dost olmak için yarışan nifakçıların
durumları.
Müntehine 9: “Allah, sizi, ancak din hususunda sizinle savaşan ve sizi
yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarmanıza yardım eden kimselerden, onlara
dostluk etmenizden men eder. Kim de onlarla dostluk ederse, işte onlar,
zalimlerdir”.
Mâide 52: “Onun için, kalplerinde nifak hastalığı olanları görürsün
ki, kafirlerle dostluk yapmak hususunda yarışırlar. Korkarız bir zaman
inkılabı ile İslam mağlup olur derler. Fakat yakındır ki; Allah Müslümanlara
zaferi veya kendi katından bir emri (münafıkların açığa vurulması emrini)
getirir de nefislerinde, gizlediklerine pişman olurlar”.
Mâide 51: “Ey iman edenler! Yahudilerle Hıristiyanları dost
edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. İçinizden kim onları dost veya
yardımcı edinirse, o da onlardandır. Allah, düşmana dostluk etmekle
nefislerine zulmedenleri hak yoluna eriştirmez”.
206. Dünya, bir imtihan yeridir, Ahretin tarlasıdır.
Enbiya 35:”Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan
olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz sonunda bize
döndürüleceksiniz.”
Şûra 20: ”Kim Ahret sevabını isterse, onun sevabını
arttırırız. Kim de dünya menfaatini isterse, ona da ondan veririz; fakat ona
Ahrette hiçbir nasip yoktur.”
207. Mallarını hayra harcayanların mükafatları. Onlara korku
yoktur, ve onlar mahzun da olmazlar.
Bakara 274:”Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikar
hayra harcayan kimseler var ya; işte onların, Rableri katında ecirleri
(mükafatları) vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da
olmayacaklardır.”
208. Rızk: Tüm canlıların rızkını Allah verir, rızk
endişesine kapılmayın.
Hûd 6:”Yerde yürüyen ne kadar canlı var ise, hepsinin
rızkı ancak Allah’a aittir.”
Bakara 268:”Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur,
cimrilik ve sadaka vermemekle size emreder.”
209. Cömert olunuz, cimri olmayınız. malını, hayırlı işlere
harcamayanlar, onu kendilerine kar saymasınlar.
İsra 29:”Elini boynuna bağlı kılma (cimri olma) ve
büsbütün de onu açıp israf etme ki, kınanmış olursun ve eli boş açıkta
kalırsın.”
Al-i İmrân 180:”Allah’ın fazlından kendilerine verdiği
şeye Bahillik (cimrilik) edenler, hiçbir zaman onu kendilerine hayır
sanmasınlar. Aksine bu kendileri için şerdir. Onların cimrilik ettiği şey,
kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır.”
210. Harcamada ölçülü olunuz. Gösteriş için harcayanları
Allah sevmez.
Furkan 67:”Onlar ki, harcadıkları zaman israf etmezler,
sıkılık da yapmazlar; ve harcamaları bu ikisi arası ortalama olur.”
Nisâ 38:”Allah
ve Ahiren gününe iman etmedikleri halde mallarını, insanlara gösteriş için
harcayanları da Allah sevmez.”
A’râf 31:”...Yeyin,
için, israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
211. Sadaka veriniz ve bağış yapınız, Allah cömertlere bolluk
verir, şeytan ise fakirlikle korkutur.
Bakara 177:”...Allah
sevgisi üzere, yahut mala olan sevgisine rağmen malı (fakir) akrabaya,
yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere köle ve esirlere harcayan,
namazı gereği gibi kılan ve zekatı veren...işte bu vasıfları taşıyanlar,
Hak’ka uyan sadıklardır ve bunlar takva sahipleridir.”
Bakara 268:
”Şeytan, sizi, fakir olacaksınız diye korkutur; size cimrilik ve sadaka
vermemekle emreder. Allah size kendi lutfundan bir marifet ve fazla bir
sevap vaat ediyor.”
212. Mal ve mülk sahibi olmak. Herkes mal ve mülkünün
emanetçisidir, onların gerçek sahibi ise Allah’tır.
Yûnus 55: ”Biliniz
ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır.”
213. Allah’ın verdiği nimetlere karşı şükrediniz, nankörlük
etmeyiniz.
Secde 9:”...sizin
için kulaklar, gözler, kalpler (ve daha nice nice saymakla bitiremeyeceğiniz
güzellikler ve nimetler) yarattı. Bütün bu nimetlere karşılık) şükrünüz pek
az...(Nankörlüğünüz fazla)”
214. Allah herkese gücünün yeteceği kadar teklif etmiştir.
Allah insanoğluna sabır ve tahammül edemeyeceği sorumluluk yüklememiştir.
Nisâ 28:”İnsan
zayıf yaratılmış olduğundan, Allah sizden yükü hafifletmek ister.”
Bakara 286:”Allah bir kimseye, ancak gücü yettiği kadar
teklif eder. Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine ve yaptığı fenalığın
zararı da yine onadır.
215. Çalışmak, iş yapmak.
Boşa vakit geçirmeyiniz. Çalışmak da bir ibadettir,
Allah’ın emridir. Vaktini ve zaman sermayesini boşa harcayanlar
ziyandadır.
İnşirâh 7:”O halde, (memur bulunduğun bir işi bitirip)
boşaldın mı, (yine başka bir iş ve ibadet için) kalk yorul.”
(Ancak; Allah’ın emirlerini yerine getirenlerin, yaptığı bütün
işlere de ibadet sevabı verilir.)
216. İman, güzel amel ve Allah yolunda çile ile
süslenmelidir.
Amelsiz ve çilesiz imanın önemli bir geçerliliği yoktur. Amelsiz ve
çilesiz iman içi boş çuvala benzer. İman etmiş olanlar, sadece inanmakla,
hiçbir iyi amel yapmadan, kulluk vazifesini ve imanının pratiklerini yerine
getirmeden, Allah yolunda çile çekip mücadele etmeden kurtulamazlar.
Ankebût 2:”O
insanlar sandılar mı ki, ‘iman ettik’ demeleriyle bırakılacaklar da imtihana
çekilmeyecekler.”
Bakara 214:”Sizden
önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden Cennete gireceğinizi mi
sandınız?”
Hadîd 16:”İman
edenlere, vakit gelmedi mi ki, kalpleri Allah’ın zikrine ve inen Kur’an’a
saygı ile yumuşasın; ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra
üzerlerinden uzun zaman geçip de kalpleri katılaşmış ve çoğu fıska dalmış
bulunanlar gibi olmasınlar.”
217. Zorda kalanlara yardım ediniz, koruyup kollayınız.
Zalimlerin elinden Müslümanları niçin kurtarmıyorsunuz? dininize,
vatanınıza, milletinize ve zulümde olan insanlara sahip çıkınız, onları
gözetip koruyunuz.
Nisâ 75 :”Size ne oluyor da, “Rabbimiz! Halkı zalim olan
bu şehirden bizi kurtar, katından bize bir sahip gönder, bir yardımcı yolla”
diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda
savaşmıyorsunuz.”
218. Adalet ve zulüm: Zulüm
ve fenalık değil, adalet ve ihsan yapınız.
Nîsâ 58:”Allah
size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman,
adaletle hükmetmenizi emreder.”
Nâhl 90:
”Muhakkak ki Allah, adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emrediyor. Zinadan,
fenalıklardan ve insanlara zulüm yapmaktan da nehyediyor. Size böylece öğüt
veriyor ki, benimseyip tutasınız.”
Mâide 8:”…bir
topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe götürmesin. Adaletli olun ki, o
takvaya en çok yakın olandır.”
219. Davası ve gayesi
olmayan Müslüman olmamalı.
Davamız hakkı, adaleti,
barış ve huzuru hakim kılma ve İlay-ı Kelimetullah davası olmalıdır.
Mâide 8:”Ey
müminler! Allah için hakkı ayakta tutan hakimler ve adaletle şahitlik eden
kimseler olun.”
220. Ecel. Herkesin ecel
günü bellidir, Allah’ın bilgisindedir.
A’râf 34:”Her
ümmet için takdir edilen bir zaman (ecel) var. Müddetleri gelince bir an
geri kalmazlar ve öne de geçmezler.” (Hicri: 5’e de bakabilirsiniz).
221. Kurtuluş İslâmdadır.
Allah’a itaat eden ve hayır yapan kurtulur.
İman edip Salih ameller
işleyenler kurtulanlardır. Onların mükafatları And cennetleridir.
Hacc 77:”Ey
iman edenler! Rükû edin; secde edin; Rabbinize ibadet edin ve hayır yapın
ki, kurtulabilesiniz.”
Beyyine 7:”Doğrusu
iman edip de salih ameller işleyenler; işte bunlar da yaratıkların en
hayırlısı olanlardır.”
Beyyine 8:”Onların
mükâfatı, Rableri katında (ağaçları) altından ırmaklar akan and
cennetleridir; içlerinde ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı
olmuştur, onlar da ondan hoşnut…”
222. Dinde ahkâm
kesenlerin durumu.
Bilip bilmeden İslâm ile
ilgili her konuda hüküm verenler ile, helâl ve haram hakkında sağlam bir
kaynağa dayanmadan konuşan ve yanlış bilgi vererek insanları yanıltanların
durumları çok kötüdür.
Nâhl 116: ”Dillerinizin
‘bu helâldir, şu haramdır’ diye yalan olarak vasıflandırdığı şeyi söylemeyin
ki, Allah’a yalan iftira etmiş olursunuz. Şüphe yok ki, Allah’a yalan
uyduranlar, asla kurtulamazlar.”
Nâhl 117:”Onlar
için dünyada pek az bir menfaat vardır, Ahirette ise çok acıklı bir azap
vardır.”
Âl-i İmrân
94:”Artık bu
delilden sonra helâl ve haram hakkında kim Allah’a karşı yalan söyleyip
iftira ederse, işte onlar zalimlerdir.”
223. Helâli haram
etmeyin.
Allah’ın size helâl
kıldığı nimeti, kendinize haram etmeyin.
Mâide 87:”Ey
iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını
kendinize haram etmeyin, aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.
Mâide 88:”Allah’ın
size rızk olarak verdiği nimetlerden helal ve hoş olarak yeyin.”
224. Alay etmek.
Birbirinizle alay etmeyiniz, ayıplamayınız, lâkap takıp kusur aramayınız.
Hucurât 11:”Ey
iman edenler; bir kavim, diğer bir kavimle alay etmesin; olur ki, alay
edenler kendilerinden daha hayırlı bulunurlar. Bir takım kadınlar da diğer
kadınlarla eğlenmesin; olur ki eğlenceye alınanlar kendilerinden daha
hayırlı olurlar. Hem birbirinizi ayıplamayın ve kötü lâkaplarla atışmayın.
İmandan sonra fasıklıkla adlanmak ne kötü isimdir. Kim de tövbe etmezse işte
onlar kendilerine zulmedenlerdir.”
225. İslâm hakkında boş ve
lüzumsuz soru lardan kaçınınız.
Önce dinin ana hükümlerini
öğrenip tatbik ediniz, çok fazla teferruata ve gerek olmayacak tarzdaki
ayrıntılara girmeyiniz, kafa yormayınız.
Mâide
101-102:”Ey iman edenler! Öyle şeylerden peygambere sormayın ki, size
açıklanırsa fenanıza gidecektir. Halbuki Kur’an indirilirken sorarsanız
onlar size açılır, meydana çıkar. (Önceki ümmetlerin helâkı peygamberine çok
soru sormaları ve ihtilafları yüzünden olmuştur) Allah şimdiye kadar ki
sorularınızı bağışladı. Allah çok bağışlayıcıdır, azabında aceleci değildir.
Mâide 102:”Doğrusu
sizden önce bir kavim, öyle (lüzumsuz) şeyleri sordu da, sonra o yüzden
kâfir oldular.”
226. Davete icabet ediniz.
Davet olunmadığınız yerlere gitmekten kaçınınız.
Evlere randevusuz
gitmeyiniz, gittiğiniz yerde İslâm’i ölçülere ve oranın kurallarına göre
hareket ediniz, özel mekanlar ve aile hayatı kutsaldır.
En’fal 24:”Ey
müminler! Peygamber size hayat verecek olan şeriat emirlerine davet ettiği
zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin.”
Ahzâb 53:
”Ey inanlar! Peygamberin evlerine yemeğe çağrılmaksızın vakitli vakitsiz
girmeyin; fakat davet edilirseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet
etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamberi üzüyor, o da size bir
şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin
eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede
sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır.”
227. Kadınların sesi,
konuşma şekli, oturma adabı ve ciddiyeti.
Kadınların erkeklerin
bulunduğu topluluk içinde eğlenip oyun oynamaları, şarkı ve türkü
söylemeleri uygun değildir.
Ahzâb 32:
”Ey peygamberin hanımları, sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz.
Allah’tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa kalbi bozuk olan kimse kötü
şeyler ümit eder. Daima ciddi ve ağır başlı söz söyleyin.”
Ahzâb 33:”Evlerinizde
oturun. Eski cahiliyyede olduğu gibi, açılıp saçılmayın, namazı kılın,
zekâtı verin.”
Kadınlar
belirli edep çerçevelerine uymak koşuluyla; çeşitli işlerde çalışabilirler,
sosyal hayatın her safhasında yer alabilirler. Siyasette ve sivil toplum
kuruluşlarında, istişare mekanizmaları ve devlet yönetiminde de pekala
bulunabilirler. İslam buna engel değildir.
228. Kabir hayatı.
Günahkârların ve takva sahibi müminlerin kabir hayatları.
Mü’min 46:”Onlar
(kabirlerinde kıyamet gününe kadar) sabah ve akşam ateşe arzedilecekler.
Kıyamet koptuğu gün de: Firavun kavmini en şiddetli azaba sokun!
denilecektir.
İbrâhim 27:”Allah
iman edenleri hem Dünyada, hem kabirde sabit söz olan şahadet kelimesi ile
tespit eder; tevhide bağlı kılar. Allah zalimleri şaşırtır ve dilediğini
yapar.”
En’am 98:”Sizi
tek bir nefisten yaratan O’dur. Böylece size, dünyada bir parça karar yeri
ve kabirde muvakkaten bir mühlet durmak vardır. Biz anlayan kimselere ayet
ve alâmetleri açıkça bildirdik.”
229. İnsanın ve cin’in
yaratılışı.
Hicr 26 - 27:”And
olsun ki, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
Cin yaratığını da daha önce şiddetli ateşten yarattık.”
230. Büyücüleri ve
falcıları Allah lânetlemiştir. Büyücü ve falcılara inanmak haramdır.
Bakara
102:”…Allah’ın izni olmadıkça sihirbazların büyüsü ve sihiri hiç bir
kimseye zarar verici değildir. Onlar (Yahudiler ve şeytanlar) ise,
kendilerini zarara sokacak ve hiçbir fayda vermeyecek şeyleri
öğreniyorlardı.”
Bakara 102:”…And
olsun, onlar biliyorlar ki, sihiri satın alan kimse için Ahirette bir nasip
yoktur. Onlar sihir yapmayı benimsemekle nefeslerini ne kötü şeye satmış
olduklarını eğer bilseler…”
Mâide 90:”…Fal
okları hep şeytanın işinden pis birer şeydir. Onun için bunlardan sakının
ki, kurtulasınız.”
231. Kimseyi kâfirlik ve
münafıklıkla itham etmeyin.
Araştırıp incelemeden ve
emin olmadan, Mümini kâfir olmakla itham etmeyin. Kafir olsa bile size iyi
davranıyor ise siz de onlara güzel mukabelede bulunun. Kâfirler
konuşmalarından ve görünümlerinden belli olurlar.
Nisâ 94:”Ey
müminler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman Mümin’i kâfirden ayırmak
için iyice araştırın. Size İslâm selâmı veren kimseye dünya hayatının geçici
nimet ve
menfaatine göz dikerek, SEN
MÜMİN DEĞİLSİN (Kâfir olduğunu söylemek) demeyin. Allah katında çok
ganimetler var. İslâm’a ilk önce girdiğiniz zaman, siz de öyle idiniz. Sonra
Allah size, iman ve istikameti lütfetti. Onun için iyice anlayınız.”
Muhammed 30:
”Eğer dileseydik, biz Ey Muhammet, onları sana gösterirdik; sen de onları
simalarından tanırdın. Muhakkak sen onları sözlerinin üslûbundan da
tanırsın. Allah işlediklerinizi (amellerinizi) bilir.”
232. İslâm dininden
dönenlerin halleri.
Mürtetler’in yani
İslâm’dan sonra küfrü seçenlerin, öncesinde yaptığı bütün hayırlar boşa
gitmiştir ve onlar Cehennemin odunudurlar. Hayvanlardan da aşağılık
mahlûklardır.
Bakara 217:”Sizden
kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, bu gibilerin yaptığı iyi şeyler,
Dünyada da, Ahirette de boşa gitmiştir; ve onlar Cehennem ehli olup, orada
ebedi olarak kalırlar.”
Tîn 4-5:”Biz
gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu (küfre varınca)
aşağıların da(hayvanlardan aşağı) aşağısına çevirdik.”
233. İnsanın mükemmellik
ve aşağılık durumları.
İnsan; hiç eksiği ve
fazlası olmayacak bir tarzda, yaratıcı tarafından en mükemmel bir şekilde
yaratılmıştır. Yine aynı insan, kendi isteği ve iradesiyle hayvanlardan da
aşağılık bir seviyeye de inebilmektedir.
Tîn 4-5:”Biz
gerçekten insanı (noksansız, dört dörtlük) en güzel bir biçimde yarattık.
Sonra onu, (kötü ve çirkin amelleriyle, küfre varınca) aşağıların da
aşağısına (hayvanlardan da aşağılık bir seviyeye) çevirdik.”
234. Kısas. Adam öldürmek.
Haksız yere bir insanı
öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Kısasta diyet daha hayırlıdır.
Kimse, tek başına, kimseyi yargılama, hüküm verme ve öldürme hakkına sahip
değildir. Hükmü kanunlar ve mahkemeler verir.
Mâide 32:”…
kim kısas gerekmeksizin (haksız yere) veya yeryüzünde fesat (şirk, İslama ve
Müslümanlara hakaret) olmaksızın bir kimseyi öldürürse, bütün insanları
öldürmüş gibi olur. Kim de onu kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi
olur.”
Bakara 178:
”Ey iman edenler; (kasten) öldürülmüşler için size kısas (misilleme yapmak)
farz kılındı. Hür ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın kısas olunur.
(ölen Müslüman olduğu halde, öldüren hür köle ve kadın her kimse kısas
olunur, yani öldürdüğüne karşılık öldürülür). Öldürülmüş olanın kardeşinden
(verese ve velisinden) katilin lehine olacak bir şey bağışlansa da kısas
düşürülse, ölünün velisi, hakkında ziyade olmayarak, örfe göre diyet
almalıdır; katil de maktulün velisine, icap eden diyeti güzel bir biçimde
ödemelidir. İşte böyle affederek diyet almak, Rabbiniz katından size
kolaylık ve bir merhamettir. Kim bu bağışlama ve diyeti alıştan sonra katil
veya katilin akrabasıyla düşmanlık yaparak tecavüzde bulunursa, onun için
Ahirette çok acıklı bir azap vardır.
Bakara 179:
”Ve bu kısasta sizin için bir hayat vardır, ey tam akıl sahipleri, (umulur
ki sakınasınız) gerek ki haksız yere adam öldürmekten korunursunuz.”
235. İntihar etmek büyük
bir günahtır.
Nisâ 29:”…herhangi
bir sebeple nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir.”
236. Temiz ve güzel
giyininiz. Allah’ın bütün nimetlerinden en iyi şekilde yararlanınız ve
yararlandırınız.
A’râf 31:”Ey
Adem oğulları; her namazınızda süslü elbisenizi giyinin, yeyin, için, israf
etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
A’râf 32:”…de
ki, bu ziynet ve hoş rızık, Dünya hayatında, iman edenler içindir.”
Yunûs 55:”Biliniz
ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır…”
Mâide 87:”Ey
iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını
kendinize haram etmeyin, aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri
sevmez.”
Müddessir 14:”Elbiseni
de (daima) temiz tut.”
237. Ortaklık. Gerçek iman
ve amel sahibi kişilerle ortaklık yapınız.
Şuursuz ve sahtekârlığa
meyilli kişiler ile ortaklık yürümez. Bir insanı bir kez deneyiniz. Kötü
ve güvenilmez kişilerle hiçbir işe girmeyiniz.
Sâ’d 24:”…gerçekten,
ortakların çoğu birbirine haksızlık eder; ancak iman edip de salih ameller
işleyenler müstesnadır. Onlar da ne kadar azdır.”
238. Teşkilatçılık,
idarecilik.
Gerçek müminler;
disiplinlidirler, itaatkârdırlar, teşkilatçıdırlar, sivil toplumcu ve
sosyaldırlar, birbirine bağlı ve saygılıdırlar, izinsiz bir yerden
ayrılmazlar, hayırlı işler için mazeret üretip geri kalmazlar, işlerinde
birlikte hareket ederler.
Nûr 62:”Gerçek
müminler ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve Resulüne iman etmişler ve toplu
bir iş de bulundukları vakit de Peygamberden izin almadıkça bırakıp
gitmezler. Doğrusu senden izin isteyenler, Allah’a ve Resulüne iman eden
kimselerdir. Bu bakımdan bazı işleri için senden izin istediklerinde sen de
onlardan dilediğin kimseye izin ver.”
Tevbe 44:”Allah’a
ve Ahiret gününe inananlar, mallarıyla, canlarıyla savaşmak istediklerinden
ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir.”
Tevbe 45:”Ancak
Allah’a ve Ahret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp şüphelerinde
bocalayan kimseler senden izin isterler.”
Nisâ 59:”Ey
iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan idarecilere de
itaat edin…” (İtaat Allah’a itaat edenedir. Kâfir, münafık, fasık idareciye
ya da Müslüman olduğu halde İslâma aykırı bir emir verenin emrine itaat
olunmaz)
Enfâl 24:”Ey
müminler; Peygamber sizi hayat verecek olan şeriat emirlerine davet ettiği
zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin…”
239. Kâfirlerle dostluk
yapanlar ve nifakçıların durumları.
Gizli ve
aşikar olarak, İslam toplumunun içerisindeki nifakçılar, kâfirlerle dostluk
kurup, ittifak ederek İslam’a ve Müslümanlara karşı savaş açarlar, mağlûp
etmeye, engel olmaya çalışırlar. Kafirler istemese de Allah yeryüzünde
nurunu tamamlayacaktır. Müslümanların düşmanları eninde sonunda mağlup
olacak ve cezalarını bulacaklardır.
Mâide 52:”Onun
için kalplerinde nifak hastalığı olanları görürsün ki, kâfirlerle dostluk
yapmak hususunda yarışırlar. Korkarız ki bir zaman inkılâbı ile İslâm mağlûp
olur, derler. Fakat yakındır ki, Allah Müslümanlara zaferi veya kendi
katından bir emri getirir de nefislerinde gizlediklerine pişman olurlar.”
Tevbe 32:
”Onlar, Allah’ın nurunu (şeriatını) ağızlarıyla (sözleriyle) söndürmek
istiyorlar. Fakat kafirler hoşlanmasalar bile, Allah, muhakkak nurunu
tamamlayacaktır.”
Nur 55:
“Sizden iman edip de salih ameller işleyenlere, Allah şöyle vaat buyurdu:
Yemin olsun ki, kendilerinden evvel gelen İsrail oğullarını nasıl kafirlerin
yerine getirdi ise, onları da kafirlerin arazisine getirecek (hakim kılacak)
ve onlara, kendileri için seçtiği dinlerini (İslam’ı) kuvvetlendirip, icra
imkanı verecek, onları korkularının arkasından muhakkak emniyete
kavuşturacaktır. (Allah Müslümanların düşmanlarını helak edecektir).
240. Kâfirlerin sahibi
yoktur, müslümanların sahibi ve koruyucusu ise Allah’tır.
Kâfirlerin ve İslam
düşmanlarının dostları kendileri gibi sapık olanlar ve şeytanlardır.
Müminlerin ise sahibi Allah’tır. Allah gerçek iman etmiş olanları korur.
Muhammed 11:
”Çünkü Allah inananların sahibidir. Kafirlerin ise sahibi yoktur.”
Enfâl 66:”...şimdi
sizden sabredecek (gerçek iman sahibi) yüz kişi olursa iki yüzü yenerler.
Eğer sizden bin olursa, Allah’ın izniyle iki bine galebe çalarlar. Allah
sabredenlerle beraberdir.”
241. Diyalog ve iletişim.
Müslüman herkesle iyi bir
diyalog ve iletişim içerisinde olur, sosyaldir, tatlı dil ve güler yüzle
gönülleri fetheder. Cahillerden, kötü ve cahil kişililerden uzak durur.
Mütevazı ve alçak gönüllüdür. Herkesin seviyesine göre hareket eder.
Sevilen, saygı duyulan ve güvenilen bir kişilik ve karakter sahibi olur.
Enfâl 63:”
Ve kalplerinin arasını sevgi ile birleştirdi.Yoksa yeryüzünde ne varsa
harcasaydın, yine onların kalplerini birleştiremezdin. Fakat Allah onların
aralarını sevgi ile birleştirdi. Çünkü Allah her şeye galiptir, hükmünde
hikmet sahibidir.”
Furkan 63:”Allah’ın
makbul kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Kendilerine
cahiller laf attıklarında Allah size selamet versin’ derler.”
242. Hastalık ve
musibetlerle imtihan.
Allah insanları hastalık
ve musibetlerle çeşitli
şekillerde imtihan eder.
En’am 42
”Ant olsun ki, biz, senden önce bir takım ümmetlere peygamberler gönderdik;
dinlemediler de onları, şiddet ve zaruretlerle kıvrandırdık...olur ki
yalvarırlar.”
En’am 43:”Hiç
olmazsa, böyle şiddetimiz onlara geldiği zaman, bari yalvarsaydılar! Fakat
kalpleri katılaşmış, şeytan da bütün yaptıklarını, kendilerine süslü
göstermişti.”
Nisâ 144:”Ey
iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri (kuklaları, onların dostlarını)
veli edinmeyin (başınıza idareci olarak geçirmeyin). Azabınızı gerektirecek
açık bir hüccet Allah’a vermek ister misiniz?”
243. Tevbe. Allah samimi
ve bir daha bozulmamak üzere yapılan tevbeleri kabul eder.
Pişmanlık duyularak ve bir
daha işlenmemek düşüncesi ve kararlılığıyla yapılan tövbeler makbul olandır
ve kabulü kesin olan tövbelerdir. Tevbe samimiyet ve ciddiyetten uzak bir
şekilde yapılmamalıdır. Son nefeste tövbe kabul edilmez.
Tahrim 8:
“Ey iman edenler! Allah’a öyle tövbe edin ki, tam bir pişmanlıkla, halis bir
tövbe olsun; olur ki Rabbiniz, kötülüklerinizi örter ve sizi (ağaçları)
altından ırmaklar akan cennetine koyar.”
Nisâ 17:
“Ancak Allah’ın kabul edeceğini vaat buyurduğu tevbe, o kimseler içindir
ki, cahillikle bir kabahat yaparlar da sonra çok geçmeden tevbe ederler.
İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah ihlâsla teybe edenleri
hakkıyla bilicidir.”
Zor kabul
edilen tevbe:
Tahrim 8:”...Allah’a
öyle teybe edin ki, tam bir pişmanlıkla, halis bir tevbe olsun.”
Kabul
Edilmeyen Tevbe:
Nisâ 18:”O
kimseler ki, kötü işlerde ısrar ederken, onlardan birine ölüm gelip hayattan
ümidini kesince; ben şimdi tevbe ettim der, o kimseler için tevbe yok
(tevbesi makbul değildir). Kafir oldukları halde ölenlere de tövbe yok. İşte
biz onlar için Ahirette acıklı bir azap hazırlamışızdır.”
244.
Sevap ve günah: Sevabın on mislisi günahın da bir mislisi yazılır. (bire on
misli sevap verilir)
Allah’ın
rızasını kazanmak için devamlı iyilik yapılmalı, sevap kazanılmalıdır.
Çünkü sevapta bire on misli ecir verilmektedir.
En’âm 160:”Kim
bir hayırlı ve güzel bir amelle gelirse, ona on misli sevap verilir. Kim de
bir günah ile gelirse ona ancak misli ile (günahı kadarla) ceza edilir.
Onlar (gerek iyilik, gerek kötülük yapanlar) haksızlığa uğratılmaz.”
245.
Büyüklük taslayanları, kibirli kişileri Allah da, onun kulları da sevmez.
İnsanlar
arasında ; malıyla, makamı ve mevkisiyle, tahsiliyle, ırkı ve sınıfıyla
farklı havalara girenler, kibirlenip böbürlenenler, insanları hakir ve küçük
görenler, halka tepeden bakanlar ve büyüklük taslayanlar kötü kimselerdir.
Allah bu tür kimseleri sevmez, Müslümanlarda bu tür özelliklerin hiç birisi
bulunmaz, insanlar bu tür şahsiyetlerden asla hoşnut olmazlar onları
aralarından tecrit ederler, dışlarlar. Müslümanlar ve iyi insanlar; alçak
gönüllü ve mütevazidirler. Ayakları yere basar, toplumun hoş görmeyeceği hal
ve hareket içerisinde olmazlar.
Lokman 18:”
(Kibirlilerin yaptığı gibi) İnsanlara yüzünün yanını çevirme ve yeryüzünde
çalımla yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp, övünenleri sevmez.
Nisâ 86:”Allah,
kurumlu ve böbürlenen kimseleri sevmez.”
246.
Hilekârlık: Müslümanlara karşı hilekarlık yapıp, tuzak kuranların ve çifte
standart uygulayanların cezaları.
Allah
hilekarların ve fenalık tuzaklarını kuranların tuzaklarını başlarına
kakıvericidir.
Rab 42:
“Onlardan önceki kâfirler de peygamberlerine karşı hile ve tuzaklar
kurdular; fakat bütün hilelerin cezası ancak Allah’a mahsustur. Her nefsin
ne yapacağını O bilir. Kafirler de, yakında bu dünyanın sonu kimindir
bilecektir.”
Nâhl 45:
“Artık fenalık tuzaklarını kuranlar, Allah’ın kendilerini yere
geçirmesinden, yahut bilemeyecekleri taraftan kendilerine azap inmesinden
emin mi oldular.”
247.
Haset ve kıskançlık.
Haset,
kıskançlık ve çekememezlik Müslümanlara değil, münafık ve kafirlere has bir
özelliktir.
Felâk 5:”Bir
de hasedini meydana çıkarıp, gereğini yapmaya koyulduğu zaman, kıskananın
şerrinden... (Allah’a sığınırım, yalvarırım).
Bakara 105:”Ne
ehli kitaptan olan kâfirler, ne de müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayır
indirilmesini sevmez ve istemezler. Allah nübüvvet ve vahyi, rahmetiyle
dilediği kimseye tahsis eder. Allah büyük ihsan sahibidir.
”(Bakara 109, Nisa
54, Felâk 5, Al-i İmran 180’e de bakabilirsiniz).
248.
İyi hali de, kötü hali de veren Allah’tır.
İnsan
Rabbine karşı nankörlük etmemelidir. Hayrı ve şerri imtihan için veren
Allah’tır.
Hûd 9:”İnsanoğluna
tarafımızdan bir rahmet (sıhhat ve zenginlik) tattırıp da sonra bunu çekip
alıversek, şüphesiz ki o, Allah’ın ihsanından tamamen ümidini kesen,
evvelki nimeti unutan, nankör bir kimse olur.”
Hûd 10:
”Fakat ona dokunan bir dertten sonra, kendisine bir nimet tattırırsak,
‘doğrusu benden bütün fenalıklar gitti’ der ve şüphesiz sevinir, öğünür.”
Hûd 11:”Ancak
her iki halde de sabredip, Salih amelleri işleyenler müstesnadır. İşte
bunlar için bir mağfiret ve büyük bir sevap vardır.”
249.
Rüşvet, kumar, gasp ve dolandırıcılık.
Bakara 188:
”Aranızda birbirinizin mallarını hırsızlıkla, kumar ve gasp gibi haksız
sebeplerle yemeyin ve insanların mallarından bir kısmını bile bile yalan
şahitlik gibi günahla yemek için o malları rüşvet olarak hakimlere
aktarmayın.”
250. Faizi alan da, veren
de her iki dünyada cezasını görür.
Faiz alıp
verenlerin Dünya ve Ahiretteki halleri (cezaları):
Bakara 275:
”Faiz yiyen kimseler, kendisine şeytan çarpmış olan nasıl kalkarsa,
mezarlarından öylece kalkarlar. Bu halde olmaları ‘alış veriş aynen faiz
gibidir’ demeleri yüzündendir. Halbuki Allah alışverişi helal ve faizi haram
kılmıştır. Bundan böyle kim kendisine Rabbinden bir öğüt gelip faiz yemekten
sakınırsa, daha önce aldığı faiz ona bağışlanır; geri alınmaz, ve bundan
sonra onun işi (affedilişi) Allah’a aittir. Kim de haram olan ribayı helal
diye yemeye dönerse, işte onlar cehennemliktirler, o ateşte ebedi olarak
kalacaklardır.”
251.
Hırsızlık. Hırsızlık yapmanın cezası ve tevbe eden hırsızların durumu.
Madde
38:”Erkek
hırsızla kadın hırsızın, yaptıklarına karşılık ve Allah’tan bir azap olmak
üzere, (sağ) ellerini kesin.”
Mâide 39:”Kim
yaptığı hırsızlık zulmünden tövbe eder ve halini düzeltirse, muhakkak ki,
Allah onun tövbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet
edicidir.”
252. İçki, kumar, fal ve
canlı cansız putlara tapmak şeytanın işidir.
Mâide 90:”Ey
müminler! şarap (içki içmek) kumar oynamak, ibadet için dikilen putlar,
(cahillik devrinde kullanılan) fal okları hep şeytanın işinden pis birer
şeydir. Onun için bunlardan sakının ki, kurtulasınız.”
Mâide 91:”Muhakkak
şeytan, şarapta ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı
anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz bunlardan sakınmaz
mısınız?” (Bakara 219: İçkinin faydası, zararından daha azdır.)
253. Mücadele etmek ve
başarmak. Her zorluğun arkasından bir kolaylık gelir.
Mümin
zoru seçmelidir, gerçek başarı zoru başarmaktır. Kolay olanı herkes
yapabilir. Mühim olan kimsenin yapamadığını, başaramadığını yapmak ve
başarmaktır. Mümin zorluklar karşısında bıkmaz, girişimci, mücadeleci ve
sabırlıdır. Girdiği her işi başarı ile tamamlar, yarıda bırakmaz, zorlukları
ve engelleri aşmada deneyimlidir.
İnşirah 5:
“Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”
İnşirah 6:
“Evet, muhakkak güçlükle beraber bir kolaylık var.”
İnşirah 7:
“O halde (memur bulunduğun bir işi bitirip) boşaldın mı, (yine başka bir iş
ve ibadet için) kalk yorul.”
Ahzâp 3:
“Allah’a tevekkül et, (güven, işini onun vekaletine bırak) sana (bütün
işlerde) vekil, Allah yeter.”
Bakara 250:
“Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam tut ve o kafir millete
karşı bize yardım et.”
254:
İslâm dinine mensup olmayanlar Cennet’e giremezler.
Al-i İmhan
85: “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, o istediği din asla kendisinden
kabul olunmaz ve Ahrette de o, ebedi azap çekenlerdendir.”
255.
Allah zalimleri (kâfir ve münafıkları kötü kimseleri) başarıya ulaştırmaz.
En’am 21:”Allah’a
iftira ederek yalan uyduran veya onun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim
kim olabilir? Şüphe yok ki o zalimler kurtuluşa eremezler.”
256.
Şeytana uymayın. Şeytan insanı kuruntulara ve vesveseye düşürür, aldatır.
Nisâ 119:”...kim
Allah’ı bırakıp da şeytanı bir dost edinirse, gerçekten bir ziyana
düşmüştür.
Nisâ 120:”Şeytan
onlara vaat eder, onları uzun emel ve kuruntulara düşürür. Şeytanın
kendilerine vaat ettikleri aldatmadan başka bir şey değildir.”
257.
Gayri müslimlere karşı muamele şekli.
Müntehine 8:
“Allah din hususunda sizinle savaşmış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış
kimselere sadakat göstermenizden, onlara iyilik etmenizden, onlara adalet
yapmanızdan sizi yasaklamaz; çünkü Allah adalet yapanları sever.”
258.
Zina: Zina edenlerin ve Müminlere zina iftirasında bulunanların cezaları.
İsrâ 32:”Zinaya
yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.”
Nisâ 15:”Kadınlarınızdan
zina edenlere karşı içinizden dört şahit getirin. Onlar şahitlik ederlerse,
bu kadınları ölüm yok edinceye yahut Allah kendilerine çıkış için bir yol
açıncaya kadar kendilerini evlerde hapsedin.”
Nûr 2:”(Bekar
olup da) zina eden kadınla zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun.
Allah’a ve Ahiren gününe inanıyorsanız, bunlara Allah’ın dini hususunda
merhametiniz tutmasın. Müminlerden bir topluluk da, bunların ceza tatbikinde
şahit bulunsun.”
Nûr 4:”İffetli
Müslüman kadınlara zina iftira edenler, sonra dört şahit getiremeyenler,
işte bunlara seksen değnek vurun. Bunların şahitliklerini ebediyken kabul
etmeyin. Bunlar asıl fasıklardır.”
Nûr 5:”Ancak
bu iftiralardan sonra tevbe edip, hallerini düzeltenler hakkında Allah
gafurdur, çok bağışlayıcıdır, rahimdir ve merhametlidir.”
259.
Kuran’ın koruyucusu Allah’tır.
Hicri 9:”Hiç
şüphe yok ki, Kur’an-ı biz indirdik ve muhakkak ki onu, tarif ile tebdilden
(değişikliğe uğramaktan) biz koruyacağız.”
260.
Dua: Allah Müminin duasını kabul eder. (Kuran’a uyanların, uyacak olanların
ve samimi olanların duası kabul edilir)
Bakara 186:
“(Ey Resulüm), Kullarım sana, benden sorarlarsa, muhakkak ki ben çok
yakınımdır; bana dua edince dua edenin duasını kabul ederim. O halde onlar
da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola
ulaşmış olsunlar.”
261.
Dua ve zikretmenin usulü. Duada aşırı gitmekten, samimiyetsizlikten sakının.
A’râf 55:”Rabbinize
yalvararak ve gizlice dua edin. Muhakkak ki Allah bağırıp, çağırarak haddi
aşanları sevmez.”
A’râf 205:”Sabah
ve akşam, içinden yalvararak ve korkarak, aşikardan (fakat yüksek sesle
değil) bir sesle Rabbini an (dua ve zikir ile) gafillerden olma.”
262.
Kürtaj. Kürtaj yapmak ve yaptırmak, bir insanı öldürmek gibidir.
En’âm 151:”...Allah’ın
muhterem kıldığı nefsi (canı) haksız yere öldürmeyin.”
263.
Bidat ve hurafelerden uzak durunuz.
Atalarınızdan ve cahilliye çağından kalan, İslam’la hiç bir alakası olmayan
uygulamaları ve inançları terk edin.
Mâide
103:”Allah,
(cahiliye devrindeki adet üzere) kulağı yarılıp salıverilen ve putlara adak
yapılan develerle, putlar için kesilen erkek koyunların ve sırtı yükle haram
kılınan develerin hiç birini meşru kılmamıştır. Fakat küfredenler Allah’a
yalan uydururlar.
Mâide
104:
”Onlara; Allah’ın indirdiği Kur’an hükümlerine ve peygamberlerin sünnetine
gelin denildiği zaman: Bize, atalarımızı üzerinde bulunduğumuz din yeter”
diyorlar. Ya ataları bir şey bilmiyor, doğru yola gitmiyor idiyseler (körü
körüne onların adet ve inançlarına mı uyacaklar )
264.
Gizlemek: Bilgiyi gizleyenlere Allah lanet eder.
Dünyalık
menfaatleri icabı Allah’ın hükümlerini ve insanlara faydalı olacak ilim ve
bilgileri gizleyenlerin vay haline.
Bakara 159:”İndirdiğimiz
apaçık hükümleri ve doğru yolu, insanlara biz kitapta beyan ettikten sonra,
gizleyenler (var ya) şüphesiz Allah onlara lanet eder. (onları rahmetinden
kovar) ve bütün lanet edebilenler de onlara lânet okur.”
265.
Emanet: Gerçek müminler emanete ihanet etmezler, işlerinin ve emanetlerinin
idaresini güvenilir ve ehil kişilere verirler.
Müminler
işleri; makam, mevki, şan şöhret, eş dost ve hatır sahibine değil, gerçekten
o işi en iyi bilen, layık olan, güvenilen kişilere verirler.
Mü’mimun 8:”Onlar
ki, (Gerçek müminler) emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler.”
Nisâ
58:”Gerçekten
Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz
zaman, adalete hükmetmenizi emreder.”
Bakara 283:”...kendisine
güvenilen kimse, üzerindeki emanet borcunu kendisine ödesin ve Rabbi olan
yüce Allah’tan korksun.”
266.
İnsana gücü yetecek kadar sorumluluk verilmiştir.
Güçlüğün
ardından kolaylık gelir, İslam kolaylık dinidir. İnsan sabır ve tahammül
bakımından çok zayıftır.
Talâk
7:”...Allah
bir kimseyi, ancak ona verdiği şeyle mükellef kılar. Allah bir güçlüğün
arkasından bir kolaylık ihsan eder.”
Nisâ
28:”Allah
din hususundaki ağır teklifleri sizden hafifletmek ister. Zira insan sabır
ve tahammül tarafından çok zayıf yaratılmıştır.”
267.
Elinizden çıkana üzülmeyin.
Bir
şey elinizden çıkınca üzülmeyiniz ve elinize geçenle de sevinip
böbürlenmeyiniz.
Hadid
23:
(Her şey yazıldı ve tespit edildi ki, Dünya nimetlerinden) elde
edemediğinize üzülmeyesiniz ve (Allah’ın) size verdiğine de (nimetin
emanetine) güvenip sevinmeyesiniz. Allah çok öğünüp gururlanan kimseyi
sevmez.”
268.
Canlıların tamamı Allah’ı zikrederler ve O’na secde ederler.
Yerdeki
ve göklerdeki canlıların tümü Allah’ı zikredip, O’ na secde ederler.
Nâhl
49:”Göklerde
ve yerde bulunan tüm canlı ve melekler, büyüklük taslamaksızın Allah’ı secde
ederler (zikrederler).
Nûr
41:”Görmedin
mi ki, göklerde ve yerde olan şeyler ile saf saf uçan kuşlar Allah’ı tesbih
ederler. Hepsi kendi duasını ve tesbihini bilir. Allah onların yaptıkları
şeyleri bilicidir.”
269.
Ölçü ve tartıyı doğru yapınız.
İsrâ
35:”Ölçtüğünüz
zaman tam ölçün, doğru terazi ile tartın. Bu (doğru ölçmek ticaretiniz için)
daha hayırlıdır ve netice itibariyle de daha güzeldir.”
270.
İslâm düşmanları, açıkça kâfir ve münafık olduklarını söylemezler,
gizlerler.
Din
düşmanları hem İslâm’a ve Müslümanlara her türlü hakaret ve saldırılarını
devam ettirirler, hem de Müslüman olduklarını söylerler.
Tevbe
74:”Münafıklar
Allah’a yemin ediyorlar ki, (Peygambere alay ve ona hakaret sözünü)
söylemediler. Ant olsun ki o küfür kelimesini söylediler ve İslam’ı kabul
ettiklerini açıkladıktan sonra da kafir oldular. Ve başaramayacakları bir
işe giriştiler.”
271.
Allah’tan korkmak veya sevmek O’nun emirlerini yerine getirmek ve
yasaklarından da sakınmakla mümkün olur.
Enfal
29:”Ey
müminler! Eğer Allah’tan korkarsanız (emirlerine bağlanır, yasaklarından
sakınırsanız) O, size hak ile batılı ayırt edecek bir anlayış ve nur verir.
Günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah çok büyük lütuf sahibidir.”
272.
İslâm’ı yaşamayanlar ve Allah’ı zikretmeyenler ziyandadır.
İslâm
olarak doğup, Müslümanların içinde yaşadığı halde, Allah’ın emir ve
yasaklarını hiçe sayan sapıklardan olmayın.
Zümer
22:”Kalpleri
Allah’ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun; işte bunlar
apaçık sapıklıktadırlar.”
273.
Allah’ın emirlerinde hiç bir değişiklik bulamazsınız.
Ahzâp
62:”Allah’ın
geçmişte uyguladığı yasası budur ve Allah’ın yasalarında bir değişiklik
bulamazsın.”
274.
Yaratmak Allah’a mahsustur. Allah’tan başka kimse, hiçbir şeyi yaratamaz.
Nâhl
20:”Allah’ı
bırakıp taptıkları şeyler, hiç bir şey yaratamazlar; esasen kendileri
yaratıktır.”
275.
Heba ve hevesini tanrı edinenler.
Nefsinin
arzularını putlaştırıp, ona uyanların ve ilmi olduğu halde ameli olmayan
kişilerin durumu.
Casiye 23:
“Ey Muhammed! Heva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah’ın
şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi
gördün mü? Onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar
anlamaz mısınız.”
276.
Musibetler. Başınıza gelen musibetler Allah’ın planladığı şekildedir ve
imtihanın bir parçasıdır:
Hâdid. 22:”Yeryüzünde
ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan
önce, o, kitapta bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır.”
277.
Tartışma: Kafirlerden başkası, Kur’an hükümleriyle ilgili tartışmaya girmez.
Mümin
4:”Allah’ın
ayetleri üzerinde inkar edenlerden başkası tartışmaya girmez. Ey Muhammed!
İnkarcıların memlekette gezip dolaşması seni aldatmasın.”
278.
Korkmak. İnsanlardan ve insanların çıkardığı kanunlardan korkup da,
Allah’tan korkmayan gafillerden olmayın
Ahzâp
37:”...Allah’ın
açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa
Allah’tan çekinmen daha uygundu...”
279.
Şeytanın nüfuzu gerçek müminlere tesir edemez.
Nâhl
99 - 100:
”Doğrusu şeytanın inananlar ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir
nüfuzu yoktur. Onun nüfuzu sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak
koşanlar üzerindedir.”
280.
Akıl sahibi müminler Kuran’a tam olarak uysunlar (nefsine ve şeytana değil)
düşünüp, öğüt alsınlar.
En’âm
155:”Bu
indirdiğimiz, kutsal kitaptır. Öyleyse ona uyunuz ve sakınınız ki merhamet
olunasınız.”
Nisâ
4:”Kur’an-ı
durup düşünmüyorlar mı? Eğer O Allah’tan başkasından gelseydi, onda çok
çelişkiler bulurlardı.”
Râd
29:”Sana
indirdiğimiz bu kitap mübarektir. Ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da
öğüt alsınlar.”
281.
Huzur İslâm’dadır.
Râd
28:”Kalpler
ancak Allah’ı anmak ile huzura kavuşur.”
282.
Hakimiyet.
Hakimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır
Nûr
42:”Göklerin
ve yerin egemenliği Allah’ındır. Dönüş Allah’adır.
Nûr
44 – 45:”Allah
geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Doğrusu görebilenler için bunda
ibretler vardır. Allah Bütün canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı
üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi dört ayakla yürür. Allah
dilediğini yaratır. Allah şüphesiz her şeye kadirdir.”
283.
Kulluk, şükür, teslimiyet ve dönüş Allah’adır.
Ankebût 17:”Ey
putperestler; Siz Allah’ı bırakıp da bir takım putlara tapıyor, asıl
olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu Allah’tan başka taptıklarınızın size
rızk vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk
edin. O’na şükredin. Siz ona döneceksiniz.”
A’râf
3: ”Rabbinizden
size indirilen kitaba uyun. Ondan başka dostlar edinerek, onlara uymayın.
Pek az öğüt dinliyorsunuz.”
284.
İhtiyatlı ve sabırlı olunuz, aceleci olmayınız. Allah’ın istediği er ve
geç gelecektir, aceleci olmayınız.
Nâhl
1:”
Allah’ın buyurduğu gelecektir; acele gelmesini istemeyin. Allah ortak
koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.”
285.Cennetteki nehirler ve meyveler, dünya hayatlarını; iman, cihat ve
çilelerle geçirenler için hazırlanmıştır, onlara söz verilmiştir.
Muhammed 15:”Korunanlara
söz verilen cennetin durumu şudur: İçine bozulmayan sudan ırmaklar, tadı
değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme
baldan ırmaklar vardır. Bunlar, ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça
parça kesen sıcak suyun içildiği kimseler gibi olur mu?
286.
Müslüman için on önemli emir.
En’âm
151-152-153:”De
ki; gelin, Rabbinizin size haram kıldığını okuyalım. 1-O’na hiçbir şeyi
ortak koşmayın, 2-Ana babaya iyilik edin, 3-Fakirlik korkusuyla
çocuklarınızı öldürmeyin; sizi de onları da biz besliyoruz. 4-Kötülüklerin
açığını da, kapalısını da terk ediniz. 5-Haksız yere Allah’ın yasakladığı
cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları tavsiye etti. 6-Yetimin
malına yaklaşmayın. Yalnız ergenlik çağına erişinceye kadar en güzel biçimde
(sarf edebilirsiniz), 7-Ölçü ve tartıyı tam ve adaletle yapın. Biz kişiye
gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz, 8-Söylediğiniz zaman doğru
söyleyin, 9-Ve Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Hatırlayıp öğüt alasınız diye
(Allah) bunları size tavsiye etti, 10-İşte benim yolum budur. Ona uyun
(başka) yollara uymayın ki; sizi onun yolundan ayırmasın (Azabından
korunmanız için Allah size böyle tavsiye etti.)
287.
Yemin: Her şey için yemin etmeyin, yeminlerinizin sorumluluğunu iyi bilin.
Bakara 224:
“Allah’ın adını yemin (ettiğiniz işlerinize) iyilik etmenize (kötülükten)
korunmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel yapmayın. Allah,
işiten, bilendir.
Mâide
89:
”Allah sizi, yeminlerinizdeki lağıvdan (kasıtsız olarak yaptığınız
yeminlerden) ötürü sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden
ötürü sizi sorumlu tutar.”
288.
Mümin güvenilir olan kimsedir. Güvensizlik verecek hal ve davranışlardan
uzak durunuz.
Bakara 283:”...birbirinize
güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emaneti ödesin, Rabbi olan Allah’tan
korksun...”
Mü’mimun 8-10:
“Ve o (mümin) onlar emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. Onlar
namazlarını korurlar. İşte varis olacak onlardır.”
289.
Sabır, disiplin ve cesaret.
Mümin
iseniz, sabırlı, disiplinli, cesur ve mücadeleci olunuz. Bunlar ile imtihan
edildiğinizi ve meleklerin amel notlarınızı tuttuğunu sakın unutmayın.
Al-i
İmrân 200:”Ey
inananlar, sabredin, direnin. Savaşa hazırlıklı, uyanık bulunun ve Allah’tan
korkun ki başarıya eresiniz.
Bakara 156-157:”Ant
olsun, sizi korku, açlık, mallarınızdan, canlarınızdan ve ürünler (iniz) den
eksiltmek gibi şeylerle deneriz; sabredenleri müjdele ki, onlara bir bela
eriştiği zaman; “Biz Allah içiniz ve biz O’na döneceğiz” derler. İşte
Rabbinizden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da
onlardır.”
Zümer
10:”
Ancak sabredenlere, mükafatları hesapsız olarak ödenecektir.”
Furkan 75:”İşte
onlar sabretmelerine karşılık saraylarda ödüllendirilecekler ve orada bir
sağlık dileği ve selam ile karşılanacaklardır.”
Al-i
İmrân 173:”Onlar
ki, halk kendilerine (düşmanınız olan) insanlar size karşı ordu toplamışlar,
onlardan korkun deyince (bu söz) onların imanını arttırdı. Ve Allah bize
yeter. O ne güzel vekildir dediler.”
290.
Nefsinizin arzularına tutsak olmayınız.
Kehf
28:”Nefsinizi,
sabah, akşam, rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut.
(Onlarla beraber bulunmaya candan sabret). Gözlerin dünya hayatının süsünü
isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoyup
nefsinin arzusuna uyan ve işi hep ayrılık olan kişiye itaat etme.”
291.
Böbürlenmek.
Yaptığı
ve yapmadığı işlerle, makam, mevki ve tahsiliyle (bilgisiyle) övünen
zavallıların haline düşmeyin.
Nisâ
36:”
Allah, kurumlu, böbürlenen insanları sevmez.”
İsrâ
37:
“Yeryüzünde kabara kabara yürüme. Çünkü sen yeri yırtamazsın, boyca da
dağlara erişemezsin.”
Al-i
İmrân 188:”O
ettiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övünmeyi sevenlerin, azaptan
kurtulacaklarını sanma. Onlar için acı bir azap vardır.”
292.
Kıskanç ve dedikoducu zavallı gafillerin halleri.
Felâk
5:”De
ki; ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden (karanlığı yarıp sabahı
ortaya çıkaran Rabb’e sığınırım).
Hümeze 1-2:
“(İnsanları) diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp, alay eden
her fesat kişinin vay haline!...”
293.
Hıyanet ve hile.
Güçsüz
gördüğünüz insanlara hile ve hıyanet etmeyiniz. Hıyanet ve entrika
şeytanların dostu olan kafirler ve zalimlere ait bir özelliktir.
Nâhl
92:”Bir
topluluk diğer bir topluluktan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için,
yeminlerinizi aranızda bozucu bir vasıta yaparak, ipliğini kuvvetli
büktükten sonra çözen kadın gibi olmayın (yani kuvvetli taraf yeminini bir
hile vasıtası yaparak zayıf tarafa zulmetmesin. Kuvvetliye verdiğiniz sözde
durup da zayıfa karşı ettiğiniz yeminden caymayınız.) Çünkü Allah sizi
bununla deniyor.”
Al-i
İmrân 161:”...kim
emanete hıyanet eder, aşırırsa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenip,
getirir.”
294.
Hiçbir şey insanı ibadet ve itaatten alıkoymaz.
Her türlü ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetler, müminleri
gerektiği şekilde ve huşu içinde ibadet ve itaat etmekten alıkoymaz.
Nûr
37:”Bunları
(Müminleri) ne ticaret ve ne de alışveriş Allah’ı anmaktan, zekat vermekten,
namaz kılmaktan alı koyar.”
Cum’a
9:”Ey
insanlar! Cum’a günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah’ı anmaya koşun;
alım satımı bırakın; bilesiniz ki bu sizin için daha hayırlıdır.”
295.
İnanç ve düşünce özgürlüğü İslam’da vardır.
Bakara 256:”Dinde
zorlama yoktur.”
Yunûs
99:
“Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. O halde sen mi
insanları inanması için zorlayacaksın?”
En’âm
108:”Allah’tan
başka yalvardıklarına sövmeyin ki; onlar da sınırı aşıp Allah’a
sövmesinler.”
Ankebût 46:”İçlerinden
zulmedenleri hariç, kitap ehliyle, ancak en güzel tarzda mücadele edin.”
296.
Astronomi. Allah’ın yüceliğinin alâmetleri.
Dünyayı
yöneten Allah’tır. Etrafınızdaki olup bitenlere bakınız, yeryüzünü gezip
görünüz, inceleyip araştırınız. Dersler ve ibretler alınız, tefekkür ediniz.
Her şey insan için yaratılmıştır.
Bakara 164:
“Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün arka arkaya
gelişinde, insanlara yarar şeyleri denizde götürüp giden gemide; yeryüzü
kuruduktan sonra, Allah gökten yağmur indirerek arzı diriltmesinde, o arzda
her türlü hayvanatı yaymasında, rüzgarları her taraftan estirmesinde, yer
ile gök arasında Allah’ın emrine tabi bulutta, akıl ve düşünce sahibi olan
bir millet için Allah’ın birliğine, kudret ve yüceliğine delalet eden
birçok alametler vardır.”
Râd 2:”Allah
gökleri gördüğünüz şekilde, direksiz olarak yükseltendir. Sonra kudretiyle
arşı kapladı. Güneşi ve ayı da kulların menfaatine tabi kıldı. Bunlardan her
biri belirli bir vakte kadar dolaşıyor. Bütün işleri o idare ediyor.
Ayetleri açıklıyor ki, sizler Rabbinize kavuşacağınızı şüphesiz bilesiniz.”
Râd 3:”Arzı
enine boyuna uzatıp döşeyen, onda yerli yerinde dağlar ve nehirler yaratıp,
meyvelerin hepsinden o anda ikişer ikişer (erkekli - dişili) yapan O’dur.
Geceyi gündüze o bürüyor. Muhakkak ki bunda düşünecek bir topluluk için
(Allah’ın kudret ve vahametini isnat eden) pek çok deliller vardır.
Nâhl
12-13:
”Geceyi gündüzü, güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yeryüzünde
muhtelif renklerle yarattığı şeyleri (hayvanat ve bitkileri) de sizin için
yaratmıştır.”
Nâhl
15-16:
”Allah yeryüzünde sabit dağlar koydu ki, sizi çalkalamasın. Bir de nehirler
ve yollar bıraktı, gerek ki doğru gidesiniz. Daha bir çok alametler yarattı.
Yıldızla da insanlar yollarını doğrulturlar.”
295.Selâm ve selâmlaşmak.
Nisâ 86”(Bir
Mümin tarafından) bir selâmla selâmlandığınız zaman, siz ondan daha güzeli
ile karşılık verin veya aynı ile mukabele edin.” (Enam:54, Hud:69 ‘a
bakabilirsiniz)
Faydalanılan eserler
Fızılâli’l Kur’an / Prof. Dr. Seyyid KUTUP
Kur’an-ı
Kerim ve Meali Alisi /A. Fikri YAVUZ
Kur’an-ı
Kerim ve Türkçe Anlamı / Dr. Lütfü DOĞAN
Kur’an-ı
Kerimden Seçme Mevzular ve İlgili Ayetler
Kur’an
Kelimeleri Sözlüğü / H. Hüseyin ÖZKAZANCIGİL
Konularına Göre Kur’an-ı Kerim Fihristi / Nevzat YÜKSEL
Risaleler İhvan-ı Müslimin Lideri / Şehid Hasan EL-BENNA
Kur’an
Temel İlkeler / T.B Irving – K.Ahmed – M. M. AHSAN
A. Kadir DEMİRCAN
Araştırmacı Yazar
1964 Balıkesir
Gönen doğumlu.
Yazarlık ve yayıncılık
hayatına 1988 de 24 yaşında Ankara’da başladı. İlk kitabı Kuran-ı Kerimden
Seçme Mevzular ve İlgili Ayetler, 1994 yılında yayınlandı ve satış rekoru
kırdı.
Kitap yazarlığı ile
birlikte dergi ve gazete yayıncılığı ve yazarlığı, radyo - televizyon
programları yapımcılığı ile reklam tanıtım filmleri çekti. Temel
fotoğrafçılık ve genel olarak basın - yayın - iletişim konularında aktif
çalışmaları ile, dini - milli - sosyal - kültürel ve teknik içerikli
konularda; araştırma - inceleme - derleme çalışmaları ve basılmış
kitaplarıyla birlikte çeşitli yayın organlarında yayınlanmış yüzlerce
makaleleri mevcuttur.
On beş yıl boyunca,
fotoğraf, kamera, sinema - televizyon programcılığı ve basın yayın
konularında verdiği derslerde 400 ‘ün üzerinde öğrenci yetiştirdi. Sinema
televizyon ve kamera teknikleriyle ilgili iki kitabı üniversitelerde ders
ve yardımcı ders kitabı olarak okutulmaktadır.
1987 yılından beri kamu
kuruluşlarında da görev yapan yazar, çalıştığı kamu kurumlarının basın
yayın ünitelerinde teknik görevler üstlendi ve kamu adına yayınlanan
çeşitli yayınları çıkardı.
Türkiye Yazarlar Birliği
üyesi de olan yazar, sosyal kültürel ve teknik alanlarda faaliyetler
gösteren gönüllü sivil toplum kuruluşlarında çeşitli üst düzey görevlerde
bulundu.
Toplam 19 telif
eser kitabı bulunan yazarın, sesli, görüntülü ve çeşitli konularda 100 ‘ün
üzerinde çalışması ve projesi bulunmaktadır. Yazar 2005 yılından itibaren
ulusal televizyon için hazırladığı proje olan “Keşif “ isimli Televizyon
Haber Belgesel programının 100 bölümlük yurt içi, 100 bölümlük de yurt dışı
çekimlerine hazırlanmaktadır.
DEMİRCAN’ın diğer
kitapları.
1-Kuran-ı Kerimden Seçme
Mevzular ve İlgili Ayetler. 195. 1994 (Yayınlandı)
2-A’ dan Z’ ye Pratik İmam
Hatip Rehberi.
1995 . 294 Sayfa.
(Yayınlandı)
3-Video Kamera
Fotoğrafçılık ve Televizyon Yapımcılığı. 367 Sayfa.1996
(Yayınlandı)
4-Stratejik Meseleler Ve
Kuran’dan Ayetler.
1996.142 sayfa.
(Yayınlandı)
5-Araştırma Yazıları. 1996.
138 Sayfa. (Yayınlandı)
6-A’dan Z’ ye Kamera
Televizyon Film Yapım Yönetim 2001. 192 Sayfa. (Yayınlandı)
7-Sıkıntı Ve Stres
Hallerine Çözüm Yolları.
2004.80 Sayfa.
(Yayınlandı)
8-Önemli Mevzular Ve
Kuran’dan Ayetler.
Kitap. 2005 .136
Sayfa.(Yayınlandı)
9-Dini ve Milli Açıdan
Televizyon Ve Program Yapımcılığı. 222 Sayfa. (Yayına hazır)
10-Müminlerin Temel
Özellikleri.
150 Sayfa. (Yayına
hazır)
11-Tefekkürnameler.100.
Sayfa. (Yayına hazır)
12-Boşuna Söylenmemiş
Sözler. 150Sayfa.(Yayına hazır)
13-Gönen Rehberi. 2005
.500 sayfa. (Yayına hazır)
14-Ölüm Güzel Şey. 70
Sayfa. (Yayına hazır)
15-Fotoğraflarla Sohbet.
Resimli (Yayına hazır)
16-Her Halimize Şükür. 70
Sayfa. (Yayına hazır)
17-Gönenden Yükselenler.
80 Sayfa. (Yayına hazır)
18-Gönenli Olmak. Roman.
50 sayfa. (Yayına hazır)
19-İyi İnsan Nasıl Olmalı.
50 Sayfa. (Yayına hazır)
Şeytan bu kitaba
çok kızacak
Bu kitap size ilaç
gibi, hakiki dost ve arkadaş gibi gelecek.
Bu kitabı okuyanlar
bir kere de yetinmeyip defalarca okuduklarını beyan etmektedirler.
Kısacası bu kitabı
okuyanlarla şeytanın arası pek hoş olmamaktadır.
..ve bu kitap tek mesajla
üç gün içinde elinizde...
Posta
dahil sadece 5 YTL
Toplu
siparişlerde özel indirimler.
Referans Yayıncılık
Sipariş
Mesaj Hattı
05366062730 - 05462306922
HUZURLU VE SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN
sıkıntı ve stres
hallerine
çözüm yolları
A.Kadir DEMİRCAN
Tavsiyeler -
öneriler ve telkinler ile dopdolu olan
80 sayfalık bu muhteşem eser size ilaç gibi gelecek ve elinizden hiç
düşürmeyeceksiniz.
Bu kitaba sahip
olan kişi, kitabı baştan sona özümseyerek ve inanarak okuduğunda, hayata ve
olaylara olan bakış açılarında ve düşüncelerinde önemli değişiklerin
olduğunu hissedecek, ileriki zamanlarda da sık sık bu kitaba müracaat etme
ihtiyacını duyacaktır.
Aslında insan
kendi kendisinin doktorudur, uzmanıdır. Kendisine, kendi eliyle zarar veren
ve çözümünü de yine kendisi bulabilen bir varlıktır. Gerçek anlamda derdi de
şifayı da veren Allah’tır. İnsan ise aramasını ve istemesini bilmelidir.
Elinizdeki bu kitabın farkı; modern tıbbın, uzmanlıkta otorite
şahsiyetlerin, bilimsel ve biyolojik verilerin öneri ve tavsiyelerinin tek
çatı altında özetlenip derlenmesi ile birlikte, benzeri niteliğindeki
birçok eserde fazla ön plana çıkarılmayan ve hatta hiç yer verilmeyen bir
açıdan, yani; sabit ayetlerle şifa kaynağı olduğu belirtilen yüce
kitabımız Kur’an’ı Kerimin de insanlığa sunduğu telkin ve tavsiyeleri
ışığında, çözüm ve tedavi yöntemlerinin çift yönlü, maddi ve manevi
unsurlarıyla birlikte ele alınıp sunulmuş olmasıdır..
İçindeki
konulardan bazıları
İnsanı stres ve
sıkıntıya sokan başlıca sebepler.
Ufak tefek şeyleri
dert etmeyin.
Uyku bozuklukları.
Sorunları sık
düşünerek çığ gibi büyütmekten kaçınınız
Olağan şeylerdeki
olağan üstülüğü arayın.
İç dünyanız için
zaman ayırın.
Kötü kişilerden uzak
durun.
Psikolojik ve ruhsal
yönden dua.uran-ı Kerim ve namaz müminler için şifadır.
Sıkıntı ve stres
hallerinde Müslüman.
Korku- ümitsizlik ve
karamsarlık.
Her zorluğun ardndan
bir kolaylık gelir.
Musibetlerin gelişi
Allah’ın izni ve takdiri iledir.
gonen-balikesir-turkiye@hotmail.com