A. Kadir DEMİRCAN
Referans
http://www.kuranmeali.com/fihrist.asp
İçindeki konulardan bazıları.
İnsanların yaratılış gayesi.
Uyku
ölümün bir parçası, benzeridir.
Allah
cezada acele etmez, mühlet verir.
Müslümanların birlik olmaları ve
yardımlaşmaları.
Amelsiz iman.
Örtünme ve tesettür.
Sözünde durmak.
Kıyamet ve mahşer günü insanların halleri
Haberi araştırmak, incelemek.
Hayır ve şerrin
zerresinin karşılığı vardır.
Kur’an-ı Kerim’in değinmediği hiçbir konu yoktur.
Bazı günahların cezası bütün topluma gelir.
Üstünlük inanmakla ve takva iledir
Dinde zorlama yoktur
Cahillerden ve kötü kişilerden yüz çeviriniz.
Yardımlaşmak
ve yarışmak..
Müminler
simalarından belli olurlar.
Gericiler.
İnkar edenler gericidirler.
Rızk:
Rızk endişesine kapılmayın.
İyilikler
kötülükleri giderir.
Zulme,
zalime ve işkenceye karşı koyunuz.
Denizler
mürekkep olsa Allah’ın sözlerini yazmaya yetişemez.
Ailenize,
çocuklarınıza namazı emrediniz.
Dünya,
bir imtihan yeridir, Ahiretin tarlasıdır.
Diyalog
ve iletişim.
Hastalık
ve musibetlerle imtihan.
Canlıların tamamı
Allah’ı zikrederler.
İnanç ve düşünce
özgürlüğü İslam’da vardır.
ISBN 975 - 8145-00-2
Editör
A . Kadir DEMİRCAN
2005
Referans
Araştırma Kitapları
Hazırlayan
Araştırmacı - Yazar
Tashih
Metin ERBAY
Gönen İmam Hatip Lisesi Müdürü
Tasarım
Görsel Tanıtım
Müslüm KARAMAN
Baskı
Grafiker Ofset
Ankara Cad.
No:45/1 Cağaloğlu / İstanbul
Genel Dağıtım
Özen Yayın - Dağıtım
Merkez:
Ankara Cad. No: 45/1 Cağaloğlu / İstanbul
Büro: Malkoç Mam 73 Ski. Aksa T. B -2
No: 5 Gönen / Balıkesir
Yazarın
Telefonu: 0.266. 7726603 - 7626793 05366062730
Posta çeki
hesabı Kadir DEMİRCAN 101197
Giriş...
Zaten yeryüzünde
Allah’ın yaratmış olduğu canlı ve cansız tüm varlıklar ile gerçekleşen her tür
doğal hadiseler insanoğlu için açık birer ayet, öğüt alacaklar için birer
mucize niteliğinde değilmidir?
Bizim için önemli olan vazife, bütün bunların bilinci ve
tefekkürü içerisinde olup, bunları
Allah’ın verdiği akıl nimeti ile yorumlayabilmemiz, kendimize bir yol ve yöntem
tayin edebilmemizdir.
İnsan yaşamında büyük bir önem arz eden ve her
Müslüman’ın mutlaka bilmesi ve uygulaması gerektiğine inandığımız türdeki mevzuları ve ilgili ayetlerini özenle seçtik, açık ve anlaşılır bir şekilde kitabımızda verdik. Eğmedik, bükmedik, yorumlamadık, kim
ne der diye düşünmedik. Herkes duysun, bilsin, öğrensin, araştırsın ona göre
kendine bir yol haritası çizsin, nefsinde kendi muhasebesini yapsın istedik.
Selâm olsun, Kuran-ı, hayatının tüm safhasında, her
nefesinde yaşam tarzı olarak kabûl edenlere ve uygulayabilenlere. A. Kadir DEMİRCAN
1. İnsanların yaratılış
gayesi.
Zariyat 56: “Ben insanları ve
cinleri, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”.
Zariyat 57: “Ben onlardan bir rızk istemiyorum (ben onları
kendilerine yahut başka bir kimseye rızk versinler diye yaratmadım) bana
(kullarıma) yemek yedirmelerini de istemiyorum”
2. Hayvanların yaratılış
gayesi.
En’am 142: “Hayvanları da yük ve kesim için yaratan Allah’
tır..”
3. ilim.
Zümer
9: “Deki; hiç
bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak gerçek akıl sahipleri anlar.” (diğer ayet: Casiye 18’e
bakabilirsiniz.)
4. Ölüm.
Ölümden kurtuluş yoktur, ölüm her an
sizi yakalayabilir. Ölüme her an hazırlıklı bulunun.
Ölüm
son değildir, yeni bir başlangıçtır. Güzel takva sahipleri ve gerçek müminler
ölümden korkmazlar. Onlar için ölüm her an gündemdedir. Dünyada ölümsüz hiçbir
canlı yoktur. Kimse; kaç yaşında, kaç yıl sonra, hangi sene, kaç saat, kaç
dakika ve kaç saniye sonra öleceğini bilemez, o her an gelip çatabilir. Ne
zaman çıkılacağı belli olmayan bir yolculuk için her an teyakkuz halinde
olmamız gerekmez mi.
Ankebût
57:”Her nefis ölümü
tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz...”
Nisâ
78:”Her nerede olursanız
ölüm size erişir; velev ki, tahkim edilmiş yüksek kalelerde bulunun.”
Cum’a
8: ”De ki;
kendisinden o kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size kavuşacaktır. Sonra
hem gizli, hem aşikarı bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, o size neler yaptığınızı haber
verecektir.”
Ahzâb
16:”Ey Muhammed! De ki: “Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız
bilin ki, kaçmak size fayda vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla
yaşatılmazsınız.”
5. Uyku ölümün bir parçası, benzeridir.
İnsan uyuyup uyandırıldığı gibi,
ölüp yeniden diriltilecektir.
En’âm
60:”O’dur ki, sizleri geceleyin uyutarak ölü gibi yapıyor, gündüz de
yaptığınız işleri biliyor. Sonra takdir edilen ömür tamamlansın diye, sizi
gündüz uyandırıyor...”
Bakara
28:”Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz ki, siz, ölü (birer nutfe) idiniz; o
sizi diriltti. Sonra (ecelleriniz gelince) sizleri yine öldürecek, sonra
(kıyamette) sizi diriltecek. Sonra da (amellerinizin hesabı görülmek üzere)
O’na döndüreceksiniz.”
6. Cum’a namazında alış veriş yapılmaz, camiye ibadete
gidilir.
Cum’a
9 - 10: ”Ey iman edenler! Cum’a günü namaz için ezan okunduğu zaman
Allah’ın zikrine (hutbe dinlemeye ve
namaz kılmaya ) gidin, alış verişi bırakın. Bu sizin için daha hayırlıdır; eğer
bilirseniz. Artık namazı kılınca, yeryüzüne dağılın. Allah’ın fazlını isteyip (sizin için takdir ettiği
rızkı) arayın ve Allah’ı çokça zikredin; umulur ki felâha kavuşmuş olursunuz.”
7. Kıyamet.
Kıyametin kopması çok korkunç ve dehşet vericidir. Herkes o
gün paniğe kapılacak, kimse kurtulamayacaktır.
Hacc
1: ”Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Şüphe yok ki, o kıyamet sarsıntısı çok
büyük bir şeydir, korkunçtur.”
Hacc
2: ”Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden geçer ve her yüklü
kadın çocuğunu doğurur. İnsanları da hep sarhoş görürsün, halbuki sarhoş
değillerdir. Fakat Allah’ın azabı çok
şiddetlidir.”
8. Kıyametin kopma zamanı Allah’ın bilgisindedir ve ansızın gelecektir.
A’râf
187:”Ey Resulüm,
sana kıyametten soruyorlar: Ne zaman kopacak? de ki: “Onun ilmi, yalnız
Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde, ancak o tecelli ettirecektir. O kıyamet
öyle büyük bir meseledir ki, göklerde ve yerde ona tahammül edebilecek hiçbir
kimse yoktur. Size o, ancak ansızın gelecektir.”
9. Musibet. Başınıza gelen musibetler
cehaletiniz ve işledikleriniz yüzündendir.
Musibet insanın
kendisindendir – herkes ettiğini bulur.
Şûra 30:”Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizin
kazandığı yüzündendir. Allah ise, günahların bir çoğunu bağışlıyor.”
10. Allah cezada acele etmez, mühlet verir.
Nâhl 61: ”Eğer Allah zulümleri
(günahları, sapıklıkları, küfürleri) yüzünden insanları (hemen) hesaba
çekiverseydi, yeryüzünde kımıldayan bir tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah,
onları takdir edilen bir mühlete kadar geciktirir.”
11. Allah
inananları kâfirlere karşı galip kılar.
Enfâl
66: “Şimdi Allah
sizden yükü hafifletti. Bildi ki, siz de, bir zayıflık var. Şimdi sizden
sabredecek yüz kişi olursa, iki yüzü yenerler. Eğer sizden bin olursa, Allah’
ın izniyle iki bine galebe çalarlar.
Allah sabredenlerle beraberdir.”
12.
Canları ve mallarıyla cihat edenlerin mükafatları.
Tevbe 88 :”Fakat Peygamber ve onun yanındaki müminler,
mallarıyla ve canlarıyla cihat
ettiler.İşte bütün hayırlar bunların ve asıl kurtuluşa erenler de işte
bunlardır.”
13. Kâfirlere ve münafıklara karşı davranış
şekli.
Tahrim 9:”Ey peygamber! Kafirlere (kılıç ile) münafıklara
(öğüt ile) savaş aç; onlara karşı sert davran: Onların barınakları cehennemdir.
O ne fena dönüş yeridir”.
14. Müslümanların birlik olmaları ve
yardımlaşmaları.
Al’i İmrân 103:”El birlik Allah’ın dinine sımsıkı sarılın .Birbirinizden ayrılıp
dağılmayın...”
Şûra 39:”O kimselerdir,kendi haklarına tecavüz vaki
olduğu zaman ,onlar yardımlaşırlar”.
15. Müminler hayırda yardımlaşır (Yarışırlar) şer de engel olurlar.
Mâide 2:”İyilik etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda
birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde
yardımlaşmayın...”
16. Gösteriş için namaz kılanların halleri ile,
gaflet içerisinde ve şuursuz
olarak namaz kılanların durumları.
Menfâatleri icabı ve
çevresinden çekindiği için, ara sıra, topluluk içinde, belirli yerlere ve
kişilere görünmek arzusuyla namaz kılanlara hiçbir sevap terettüp etmez. Bu
ibadetin onlara hiç bir faydası dokunmadığı gibi, cezası da olacaktır. Ve bu
tür kişiler aslında insanlık adına utanç verici tutumlarıyla, zararlı ve
tehlikeli kişilerdir. İnsanları kandırırlar ancak Allah’ı asla kandıramazlar.
Maûn 4–5–6–7:”Artık şiddetli azap olsun (nifak
suretiyle) namaz kılanlara ki, 5: Onlar namazlarından gafildirler. 6: Onlar,
(namazlarıyla insanlara) gösteriş yaparlar.7:Ve zekâtı vermezler.”
(kıldıkları namaz
çürüktür, kötü huylarını terk etmesine yetmez)
Bakara
238:”…Namaza
Allah’a itaat edici ve boyun eğici olarak durunuz.”
Nisâ 103:”…sükun ve emniyet haline geldiğiniz vakit, namazı tam
erkanı ile kılın.”
17. İftira atmak.
İftiradan
kaçınınız. İftira atmak çok çirkin bir davranış ve büyük bir günahtır.
İnsanlara;
araştırmadan, çok kesin olarak emin olmadan ve görmeden, işlemedikleri bir suç için iftira atanlar ile
eziyet edenlerin durumları çok kötü olacaktır.
Ahzâb 58:”Erkek müminlerle kadın müminlere,
işlemedikleri bir günahla eziyet edenler (onlara iftira atanlar), doğrusu açık
bir günah yüklenmişlerdir.”
Hucûrat 12:”…hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek
ister mi? Bundan tiksindiniz (değil mi ?). O halde Allah’tan korkun. Muhakkak
ki Allah tevvaptır, tövbeleri kabul eder.”
18. Zan ve gıybet.
Kötü zandan kaçının.
haksız ve gereksiz yere, gelişigüzel
Müminlerin aleyhinde konuşmayın,
birbirinizin kusurlarını araştırmayın.
Hucûrat 12:”Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı
günahtır. (Müslümanların ayıp ve kusurlarını) araştırmayın; bir kısmınız bir
kısmınızı (arkasından hoşlanmayacağı söz ile) çekiştirmesin. Hiç sizden biriniz
ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan
korkun. Muhakkak ki Allah tevvaptır, tövbeleri kabul eder.”
19. Can ve mallarımızın emanetçisiyiz.
İnsan elinde
bulundurduğu bütün mallarının emanetçisidir, bekçisidir, sahibi değildir.
Kimse bu mal mülk benimdir, ben kazandım
diyerek kendi kendini aldatmamalıdır.
Her şeyin gerçek sahibi Allah’tır. O dilemezse ve istemezse kimse hiçbir şeyin
sahibi olamaz. Ve insan sorumluluğunu
üstlendiği emanet mal ve mülkü Allah’ın rızası doğrultusunda,
insanlığın hizmetine seferber etmelidir, etmek zorundadır. Şayet bunun
bilincinde olan ve kıyamet gününe inanan bir Müslüman ise tüm mallarının
gerçekte bekçisi olduğunu, gerçek sahibinin ise Allah olduğunu bilir.
Yunûs 55:”Biliniz ki; göklerde ve yerde ne varsa,
hepsi Allah’ındır. Biliniz ki gerçekten Allah’ın vadi haktır. Kâfirlerin çoğu
bunu bilmezler.”
Al-i İmrân 180: ”Allah’ın fazlından kendilerine verdiği şeye
cimrilik edenler, hiçbir zaman onu kendilerine hayır sanmasınlar. Aksine bu kendileri
için bir şerdir. Onların cimrilik ettikleri (insanların lehinde
kullanmadıkları, yararlandırmadıkları) şey, kıyamet günü boyunlarına
dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün
yaptıklarınızdan haberdardır.”
20. Arkadaşlık ve
dostluk.
Gerçek müminler; dostlarını
ve arkadaşlık edecekleri kişileri; dürüst, çalışkan, mücadeleci, topluma
faydalı, güvenilir ve şahsiyetli,
toplumda sevilip sayılan, değer verilen, iyi ahlaklı, cahil olmayan, imanında ve sözünde doğru olanlar arasından
seçerler.
Nisâ 69:”Allah’a ve peygambere itaat edenler, işte
bunlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla,
şehitlerle ve iyi kimselerle beraberdirler. Bunlar ise ne güzel bir arkadaş.”
Tevbe.119: ”Ey müminler! Allah’tan korkun (fenalıklardan sakının)
imanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun.”
21. Mümin erkekler ile Mümin kadınlar da
birbirlerinin yardımcılarıdırlar.
Tevbe 71:”Erkek ve kadın bütün müminler, birbirlerinin
yardımcılarıdır. İyiliği emrederler, fenalıktan alıkoyarlar, namazı gereği üzere kılarlar, zekatı
verirler, Allah ve Resulü’ne itaat ederler”.
22. Ancak müminler birbirlerinin kardeşidirler.
Hucûrat 10: ”müminler (dinde) ancak kardeştirler.....
23. Barıştırmak. Müminlerin arasını düzeltin,
barıştırın.
Hucûrat 9: Eğer müminlerden iki gurup çarpışırsa, hemen
aralarını düzelterek barıştırın...”
Hucûrat 10:”Müminler (dinde) ancak kardeştirler. Onun için
(ihtilaf ettikleri zaman) iki kardeşinizin aralarını düzeltin ve (Allah’ın emirlerine muhalefet etmekten) sakının ki,
merhamet olunasınız”.
(Dargınsanız
barışın,dargınları barıştırın.)
Enfâl 1:”Siz gerçekten mümin iseniz Allah’tan korkun ve
birbirinizle aranızı düzeltin (geçimsizlik yapmayın) Allah’a ve Resulüne itaat
edin”.
24. Müminlerin aleyhinde çalışanların ve onlara zararlı olanların durumları.
Nûr:19 ”Müminlerin içinde kötü sözlerin yayılmasını arzu
edenler için, muhakkak dünyada ve ahrette (çok) acıklı bir azap vardır.
(Kötülüğü yaymak isteyenleri) siz bilmediğiniz halde Allah bilir”.
25. Müminlerden başkasını başınıza geçirmeyin.
Kâfir, münafık,
fasık ve kötü ahlaklı kişileri.
Nisâ 144: ”Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da
Kâfirleri (dostlar) veli edinmeyin. (Başınıza geçirmeyin) Azabınızı gerektiren
açık bir hüccet Allah’a vermek ister misiniz...”
26. Müslümanların dostu ve başlarına
geçirecekleri kişiler bellidir.
Mâide 55: ”Sizin dostunuz ancak Allah, O’nun Peygamberi,
namazı kılan, zekatı veren ve Allah’ın (tüm) emirlerine boyun eğen
Müminlerdir”.
27. Allah’ın indirdiği
Kuran’a göre hüküm vermeyenler.
Mâide 44:”...kim Allah’ın
indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, Kâfirlerdir”.
Mâide 45:”...kim Allah’ın
indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, zalimlerdir”.
Mâide 47 :”...kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte
onlar, münafıklardır”.
28. Müminlerin birbirleriyle çok iyi
geçinmeleri, güçlü ve kuvvetli olmaları gerekir.
Enfâl 46: ”Allah’a ve O’ nun Resulüne itaat edin
birbirinizle çekişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider.
Bir de sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir”. (Al-i İmrân 103.
bkz.).
29. İslam’da milliyetçilik, ırkçılık ve ırk
üstünlüğü yoktur. Üstünlük iyi amel ve takva iledir.
(Gerçekte iki tür millet vardır.
İslâm tek bir millet, küfür de tek bir
millettir).
Hucûrat 13:”Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir dişiden
yarattık. Hem de sizi soylara ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi
tanıyasınız. Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır.
Şüphe yok ki Allah alimdir. Her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır”.
30. Korkaklık. Müminler Allah’tan başka hiçbir
kimseden ve güçten korkmazlar.
Al-i İmrân 28. “Müminler Müminlerden
ayrılıp kafirleri dost edinmesin. Bunu her kim yaparsa artık Allah ile ilişiği
kesilmiş olur. Meğer ki onlardan gelebilecek bir tehlikeden dolayı sakınmış
bulunasınız. (Bu takdirde zararlarından korunmak için görünüşte dostluk
yapabilirsiniz) Allah size kendinden korkmanızı emrediyor. Nihayet dönüş
Allah’adır.
Enfâl 15:”Ey Müminler! Toplu olarak kafirlerle
karşılaştığınız zaman onlara arkalarınızı çevirmeyin, (korkup) kaçmayın”.
Bakara
Bakara
31. Son
nefeste tövbenin hiçbir geçerliliği yoktur.
En’âm 158: ” Rabbinin
alametlerinden biri geldiği gün, evvelce iman etmemiş veya imanında bir hayır
kazanmamış olan kimseye o gün (son nefeste) imana gelmek hiçbir fayda vermez”.
Ey Resulüm; deki; gözetleyip bekleyin, bizde gözetleyip bekliyoruz.”
32. Allah’ın ayetleriyle, İslamiyet ve
Müslümanlarla alay edenlerle oturmayınız.
Nisâ 140: ”Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla
eğlenildiğin i işittiğiniz zaman o kafirlerle oturmayın, taki başka bir söze
dalsınlar. Çünkü o zaman sizde onlar gibi olursunuz.”
En’ âm 68: “ Ayetlerimiz hakkında alay yollu söz edenleri
gördüğün zaman, kendilerinden yüz çevir, yanlarında oturma, ta ki Kuran’dan
başka bir söze dalarlar. Eğer onlardan yüz çevirme işini, şeytan sana unutturur
ise hemen kalk da o zalimler kavmi ile beraber olma.
33.
Kâfirlerin durumu, sonları.
Bakara
18: “ Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; artık onlar dönmezler.”
Nisâ 56: “ Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kâfirleri
yarın, ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine
değiştirerek başka deriler vereceğiz...”
34. Müslümanlara gelen bir iyilik kafirleri
üzer, kahreder, kötülük ise onları sevindirir, ferahlatır.
Al-i İmrân 120:” Size ( Müslümanlara) bir iyilik
dokunursa (bu) onları üzer ve kederlendirir. Başınıza bir felaket gelirse,
onunla ferahlanır ve sevinç duyarlar. Eğer siz sabırlı olur da korunursanız,
onların hileleri size hiçbir zarar
vermez.
35. Münafıkların durumu.
Muhammed16:”O münafıklardan seni dinlemeye gelen
de var. Hatta senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilmiş
olanlara şöyle derler.Demin ne söyledi? Bunlar öyle kimselerdir ki, Allah
kalplerini mühürlemiştir de hep hevalarına uymuşlardır”.
Al-i İmran 177:” İmana karşılık küfrü satın alanlar; Allah’a
hiçbir şeyle zarar veremezler. Onlar için çok acıklı bir azap vardır”.
36. Amelsiz iman.
Sadece inanmak, inanmış olmak
yeterli değildir, iman ettik demekle kurtulamazsınız, kurtulmayı da
beklemeyiniz.
Ankebût:2:”O insanlar sandılar mı ki, ”iman ettik”
demeleriyle bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler”
Ankebût:3 “Doğrusu biz, onlardan evvelkileri de
denedik.Allah sadık olanları da muhakkak bilecektir.”
37. Örtünme ve tesettür.
Ahzâb 59: ”Ey peygamber! Hanımlarına,kızlarına ve
müminlerin kadınlarına söyle, (Kendilerini baştan aşağı örten)elbiselerinden,
giyinip örtünsünler. İşte böyle giyinmeleri, tanınıp da(ahlaksızlar tarafından
eziyet edilmelerine daha el verişlidir...”
Nûr 31: ”mümin kadınlara da söyle gözlerini
haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini açıp göstermesinler.
Ancak bunlardan görünmesi zaruri olanlar müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının
üzerine koysunlar...”(Süs yerlerini göstermenin haram olmadığı kimseler: Nur:
31. ayete bakınız)
38. Mümin erkekler harama (yabancı kadına)
bakmasınlar, mümin kadınlar da kendilerini korusunlar, harama fırsat
vermesinler.
Nûr 30: ”Mümin erkeklere söyle, gözlerini
(haramdan, yabancı kadınlardan) sakınsınlar ve ırzlarını muhafaza etsinler, bu
kendileri için daha temizdir...”
Nûr 31:”Mümin kadınlara da söyle; gözlerini
sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar (açık bırakmasınlar),
zahir olanı (kendiliğinden görünen) başka ve baş örtülerini yakalarının üzerine
çeksinler.
39. Yakıtı
insanlar ve taşlardan olan cehennem ateşinden kendinizi ve aile
fertlerinizi koruyunuz.
Tahrim 6:”Ey iman edenler! Kendinizi ve aile halkınızı
öyle bir ateşten koruyun ki, o ateşin tutuşturucusu insanlarla taşlardır.
Üzerinde öyle melekler vardır ki, çok sert, çok kuvvetlidirler. Allah
kendilerine ne emretti ise, ona isyan etmezler ve emredildikleri şeyi
yaparlar”.
40. İlâhi kanun ve referans kaynağımız Kuran ve
sünnettir. Müslümanlar kanunlarını,
kurallarını ve tatbik edecekleri uygulamalarını Kuran’a ve sünnete uygun olarak
tanzim etmek durumundadırlar.
Nisâ 105:”Gerçekten biz sana kitabı hak olarak indirdik
ki, insanlar arasında Allah’ın sana
gösterdiği şekilde hüküm veresin. Hainlere yardımcı olma”.
En’am 38:”...kitapta biz hiçbir şeyi
eksik bırakmadık...”
41. Sözünde durmak, yapılan anlaşmaya sonuna kadar sadık kalmak.
Söz
Müslüman için namustur, şahsiyettir, ahlâktır,
söz çok önemlidir. Söz Müslüman’ın kulpudur. Müslüman verdiği sözden
asla caymaz, sözünün eridir, söz senettir.
Maide 1: ”Ey iman edenler ! Allah ve insanlar
arasında verdiğiniz söz ve yaptığınız bağlantıları yerine getirin”.
İsrâ 34: ”Bir de ahdi (yapılan sözleşmeyi) yerine
getirin. Çünkü verdiği sözden cayan (kıyamet günü) sorumludur”.
42. Namazı yasaklayanlar ve engel olanlar.
Alân 9,10,19: ”Gördün mü namaz
kıldığı zaman peygamberi yasaklayanı... Hayır, sakın onu dinleme, secdene devam
et ve yaklaş”.
Maide 91:”Muhakkak
şeytan,şarapta ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek;sizi Allah’ı
anmaktan ve namaz kılmaktan alı koymak ister.Artık siz bunlardan sakınmaz
mısınız”.
43.
Mescitlerin (camilerin) aleyhine çalışanlar.
Bakara 114: ”Allah’ın mescitlerini, içlerinde Allah’ın ismi anılmaktan men eden ve yok olmaları
yolunda çalışan kimselerden başka, daha zalim kim vardır? Bunların mescitlere
ancak korka korka girmek hakları olabilir. O kâfirlere dünyada zillet ve
rüsvaydık vardır. Ahrette en büyük azap ta onlarındır”.
44. Mescitleri imar edenler ve onaranlar.
Tevbe 18:”Allah’ın
mescitlerini, ancak Allah’a ve Ahret gününe iman eden, gereği üzere
namaz kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar
eder, onarır. İşte hidayet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır”.
45. Helâk olmayı hak
eden belde.
İsrâ 16:”Bir memleketi helak etmek
istediğimiz zaman, o memleketin zevke düşkün öncülerine Peygamberlerin diliyle,
itaat emrederiz. Artık o memleket üzerine hüküm gerçekleşmiştir. İşte o
memleketi helak eder de ederiz”.
46. Allah
yolunda çile çekmeden ve mücadele
etmeden cennete girmeyi asla beklemeyin.
Al-i İmrân 142:”Yoksa Allah, içinizden mücadele (cihat)
edenlerle (çile ve musibetlere) sabredenleri belli etmeden (imanı telkinleri
pratiğe geçirmeden) Cennet’e gireceğinizi mi sanıyorsunuz”. (Bakara”14. Ayetçe
bakınız)
Bakara 214:”Sizden önce gelenlerin durumu sizin
başınıza gelmeden Cennet’e gireceğinizi mi sandınız. Peygamber ve onunla
birlikte olan müminler; Allah’ın yardımı
ne zaman diyecek kadar darlığa ve zorluğa düşmüşler ve sarsılmışlardı. İyi
bilin ki, Allah’ın yardımı şüphesiz
yakındır”.
Siz, sizden önceki Müminlerin Allah yolunda yaptıkları
mücadeleleri, çektikleri sıkıntı ve çileleri çekmeden öylece Cennete
gireceğinizi mi sandınız.
Sadece iman-i telkin ve esasları eda edip Cenneti
beklemek çok hatalı bir bekleyiştir. Cennet; ancak pratik tatbikat ve
tecrübelerden ve ameli imtihanlardan sonra gelir. Malları ve canlarıyla cihat
eden, bela ve meşakkatlere katlanan, Allah’a olan vaatlerini yerine getiren,
tüm mücadele ve musibetlere göğüs geren kimseler içindir cennet.
47. Dinde aşırı gidenlerin durumu. İslam orta
yoldur. Dikkat çekici, abartılı ve etrafı rahatsız edici davranışlar hoş
karşılanmaz.
Mâide 87: ”Ey iman edenler Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve
hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı
gidenleri sevmez”.
Hûd 112: ”Onun için sen emrolunduğun şekilde beraberinde
tövbe edenlerle dosdoğru hareket et. Aşırı gitmeyin; Çünkü Allah
yaptıklarınızın hepsini kemaliyle görücüdür”.
Hucûrat 1: ”Ey iman edenler; (söz ve hareketlerinizle, ileri
varıp da) Allah’ın ve Resulünün önüne
geçmeyin; Allah’tan korkun. Çünkü Allah işitendir”.
48. Ahirette hesaba çekilmeden önce Dünyada
iken, kendi kendinizi hesaba çekiniz.
Al-i İmrân 30:”Kıyamet gününde herkes; dünyada
yaptığı hayır ve kötülükten yaptığı şeyi hazır bulacaktır; ve ister ki,
kötülüklerle arasında uzak bir mesafe bulunsaydı.Yine Allah’ü Teala size
kendinden korkmanızı emreder. Allah kullarını çok esirgeyicidir”.
49. İlim ile amel etmek: İlmi ile ameli aynı
olmayanların hali.
Cum’a 5:”Kendilerine Tevrat’ta amel teklif edildikten
sonra, onunla amel etmeyenlerin hali ciltlerle kitap taşıyan eşeğin haline
benzer. Allah’ın ayetlerini inkar eden
kavmin hali ne çirkin! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez”.
50. İslâm’dan çıkarak başka dine giren ve küfre
sapanlar.
Al-i İmrân 87- 88: ”İşte dinden çıkanlar (var ya) onların
cezası şu: Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti gerçekten
üzerlerindedir. Onlar ebedi olarak bu lanet ve azabın içindedirler.
Kendilerinden ne azap hafifletilir, ne de onlara merhamet gözü ile bakılır”.
51. Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.
Yeryüzünde İslâm yayılacaktır. İslâm karşıtlarının çabaları boşunadır.
Nûr 55: Sizden iman edip te Salih ameller işleyenlere
Allah şöyle vaat buyurdu: Yemin olsun ki, kendilerinden evvel gelen İsrail
oğullarını nasıl kafirlerin yerine getirdi ise, onları da kafirlerin arazisine
getirecek (hakim kılacak) ve onlara, kendileri için seçtiği dinlerini,
(İslam’ı) kuvvetlendirip icra imkanı verecek, onları korkularının arkasından
muhakkak emniyete kavuşturacaktır. (Allah Müslümanların düşmanlarını helak
edecektir)...”
Tevbe 32:”Onlar, Allah’ın nurunu (şeriatını) ağızlarıyla (sözleriyle)
söndürmek istiyorlar. Fakat kâfirler hoşlanmasalar bile, Allah, muhakkak nurunu
tamamlayacaktır”.
52. Kâfirlerin ölümü ve müminlerin ölümü.
Muhammed 27: ”O halde, melekler onların (kafir ve
münafıkların) yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını alırlarken nasıl
hareket edecekler”.
Nâhl 32:”Takva sahipleri (müminler) o kimselerdir ki,
melekler, canlarını hoş ve rahat oldukları halde alırlar. Selam size. Yapmış olduğunuz
güzel işlerin mükafatı olarak girin cennete...derler”.
53. Kötü kimselerin makam ve mevki sahibi
edilmeleri.
(Günahkarlar dünyada üstün mevkide bulunurlar):
En’am 123:”Mekke’de olduğu gibi, her beldede de en büyük
günahkarları (Mücrimleri – yüksek), mevkide bulunduruyoruz ki, orada hile
yapsınlar. Halbuki onlar hileyi ancak kendilerine yapıyorlar da farkında
değillerdir”.
54. Müşriklerin yaptığı bütün işler Allah
katında boştur.
Tevbe 17:”...Onların, hayır diye,
bütün yaptıkları (işler) boşa gitmiştir ve onlar ebedi olarak ateşte
kalıcıdırlar”.
55. Kıyamet ve mahşer günü insanların halleri
(Ahiret ve hesap Günü)
Al-i İmrân 106-107 ”Kıyamet gününde bir takım
yüzler ak ve bir takım yüzlerde kara olacak. O vakit yüzleri kara olanlara şöyle
denilecek: İmanınızdan sonra küfrettiniz ha! İşte o küfrün cezası olarak tadın
azabı...””Ama yüzleri ak olanlar Allah’ın
rahmeti içindedirler .Onlar orada (cennette) ebedi olarak
kalacaklardır”.
Bakara 123: ”O günden korkun ki, orada kimse kimseden bir şey
ödeyemez. (Kimse başkasının borç ve mesuliyetini karşılayamaz) azaptan
kurtulmak için kimseden bedel kabul edilmez ve kafir olduğu halde kimseye
şefaat fayda vermez, hem de hiçbir taraftan yardım olunmazlar”.
56. Haberi araştırmak, incelemek, istihbarat
etmek.
(Kâfir, müşrik,
fasık, münafık karakterliler ve güvenilmez kimselerin verdikleri haberlerden şüphelenin, doğruluğunu araştırın, hemen karar vermeyin).
Hucûrat 6: ”Ey iman edenler! Eğer size bir fasık, bir haber getirirse, onu
araştırın. (Doğruluğunu anlayıncaya kadar tahkik edin) Değilse bilmeyerek bir
kavme sataşırsanız da yaptığınıza pişman olursunuz”.
57. Cennet ve Cehennemde müminlerin ve
kâfirlerin durumları, sevap ve azabın ebedi oluşu.
Arâf 42: ”İman edip Salih ameller işleyenler, ki
biz herkese ancak gücünün yettiğini teklif ederiz. İşte onlar Cennetliktirler,
onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar.
Fatır 37 - 38: ”O kâfirler cehennemde şöyle derler: Ey
Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapa geldiklerimizden başka Salih bir amel yapalım.
Size düşünecek kimsenin düşüneceği kadar ömür vermedik mi? Hem size Peygamber
de geldi. O halde tadın (azabı). Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur”.
Nisâ 56:”Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kafirleri
yarın ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine
değiştirilecek başka deriler vereceğiz...”
Sevap ve
azabın ebedi oluşu:
Bakara 81:”Gerçekten bir kimse günah ve küfrü kazanır da günahları onu her taraftan
çevrelerse, işte böyle kimseler Cehennem ehlidirler ve orada ebedi olarak kalıcıdırlar”.
Bakara 82: ”İman edip, Salih ameller işleyenler ise, onlar
da Cennet ehlidirler, ebedi olarak orada kalıcıdırlar”. (Hud 107-108’e
bakınız).
58. Cehennemliklerin yiyecek, içecek ve
giyecekleri.
Saffat 65:”Meyveleri, (Cehennemin dibinde biten zakkum
ağacının) şeytanların başı gibidir, çirkindir”.
Saffat 66:”İşte cehennemlikler, bundan yerler ve
karınlarını onunla doldururlar”.
Saffat 67: ”Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki,
şüphesiz onlar içindir”.
Sâd 57: ”Cehennemde susadıkları zaman içecekleri işte
bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar”.
Sâd 61:”(Kaynar suyu ve irini içerek azap gören kafirler)
Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse onun azabını ateşte kat kat arttır
derler”.
Mümin 71 - 72: ”Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak
kaynar suya sürülür, sonra da ateşte yakılırlar”.
Hakka
36-37:”(Cehennemde)
günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur”.
59. Kıyamet günündeki ceza
ve mükafatı (cennet ve cehennemi) hiç bir kimse garantilemiş değildir.
Meâric 28: ”Doğrusu Rablerinin
azabından kimse güvende değildir”.
60. Müminlerin hepsi
önce cehennemden geçeceklerdir.
Meryem 71: “İçinizden hiç biri
istisna edilmemek üzere mutlaka cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında
kesinleşmiş bir hükümdür”.
Meryem 72: ”Sonra Allah’tan korkup
sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacağız”.
61. Puta tapanların,
taptıklarına dilek ve şikayetlerini sunanların hali.
Hacc 12: ”Allah’ı bırakıp da
kendine ne zarar, ne de fayda vermeyecek olan şeylere ibadet eder, yalvarır.
İşte hidayetten uzak olan sapıklık budur”.
Hacc 13:”Kendisine zararı
faydasından daha yakın olana yalvarır. Yalvardığı şey ne kötü yardımcı ve fena
arkadaştır”.
Hacc 30:”...O halde, pis putlardan
kaçının, yalan sözden sakının”.
62. Puta sövmek: Onların
putlarına (yanlarında) sövmeyin, hakaret etmeyin.
En’âm 108: ”Müşriklerin Allah’tan
başka taptıkları putlara sövmeyin ki, onlar da cehaletle ileri giderek (Kuran’a
ve Peygambere) Allah’a sövmesinler”.
63. İnsanlar ve
cinlerden bir çoğu cehennem için yaratılmıştır. Gerçeği görmeyen, anlamayan ve
dinlemeyenlerin durumları.
Â’râf 179:”Yemin olsun ki, cin ve
insanlardan bir çoğunu Cehennem için yarattık, onların kalpleri vardır; bu
kalplerle gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, onlar görmezler (ibret almazlar).
Kulakları vardır; onlarla nasihat dinlemezler, işte bunlar hayvanlar gibidir;
doğrusu daha sapık ve şaşkındırlar. Gafil olanlar da işte bunlardır”.
64.
İnsanı takip eden, koruyan ve amellerini tek tek not alan (kayıt yapan)
melekler vardır.
Râ’d 11:”Her insan için, önünden ve arkasından takip eden melekler
vardır. Onu (insanı) Allah’ın emriyle
korurlar.”
65. İnkârcıların refah ve bolluk içerisinde
olmalarına müslümanlar sakın imrenmesin, aldanmasın.
Al’i İmrân 196 - 197: ”İnkar edenlerin diyar diyar gezip refah içinde
dolaşması, ey Muhammed sakın seni aldatmasın; az bir faydalanmadan sonra
onların varacakları yer (kesin) cehennemdir. O ne kötü duraktır”.
66. Amel defterleri insanları hayrete ve
şaşkınlığa düşürür.
Kehf 49: ”Amel defteri ortaya konunca suçluların orada
yazılı olanlardan korktuklarını görürsün.”Vah bize, eyvah bize! ”Bu defter
nasıl olmuş küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış (yazmış, not almış)
derler. İşlediklerini (dünyada iken) hazır bulurlar. Rab bin kimseye haksızlık
etmez”.
A’râf 8: ”Kıyamet gününde amellerin tartılması haktır. Kimin
iyilikleri kötülüklerinden ağır gelirse işte onlar kurtulanlardır”.
A’râf 9:”Kimin de tartıları hafif gelirse, işte bunlar ayetlerimize
zulmetme sebebiyle kendilerine yazık edenlerdir”.
67. Amel defterleri bozuk olanlar kaçacak yer
bulamazlar:
Kehf 53: ”Suçlular ateşi görürler ve ona düşeceklerini anlarlar,
fakat ondan kaçacak yer bulamazlar”.
68. Amel karşılığı ceza ve mükafat, bire on misli sevap verilmesi.
En’âm 160:”Kim hayırlı ve güzel bir amelle gelirse, ona on
misli sevap verilir. Kim de bir günah ile gelirse, ona ancak misli ile (günahı
kadar) ceza verilir. Onlar (gerek iyilik, gerekse kötülük yapanlar) haksızlığa
uğratılmazlar”.
69. Hayır ve şerrin (iyilik ve kötülüğün)
zerresinin karşılığı vardır.
Zilzâl 7- 8: ”Zira kim zerre miktarı bir hayır işlerse mükafatını görecek, kim de, zerre miktarı bir
kötülük yaparsa, onun da cezasını
görecektir”.
70. Sözünden dönmek, anlaşmayı bozmak (hainlik,
ihanet ve nankörlük etmek)
Nâhl
92: ”Bir ümmet
diğer bir ümmetten daha ziyadedir, diye (kâfirlerin çokluğuna bakıp)
yeminlerinizi aranızda hile edinerek, o ipliğini sağlamca eğirdikten sonra
bozan kadın gibi olmayın. Gerçekten Allah sizi bununla (ahde vefa ile) imtihan
eder; ve Dünyada ayrılığa düştüğünüz şeyi, kıyamet gününde muhakkak size
açıklayacaktır”.
71. İnananlar Allah’a
ve insanlar arasında yaptıkları söz ve ahitleşmelere,
tüm meşakkatlere ve tehlikelere rağmen mazeret beyan etmeksizin uymak
mecburiyetindedirler.
Ahzâb 23:”İnananlardan Allah’a verdiği ahdi
yerine getiren adamlar vardır. Kimi bu uğurda canını vermiş, kimi de
beklemektedir”.
72. Hainlere yardımcı olmayın, şeytanın (kötü kimselerin) gönüllü
avukatlığını yapmayın.
Nisâ
109:”İşte siz (ey
hainleri müdafaa edenler) öyle kimlersiniz ki, cahili yet gayreti ile Dünya hayatı uğrunda o hainlerden yana
(lehinde) mücadeleye atılmışsınız. Kıyamet gününde (cehennemde) onlara azap
edilirken, kendileri hesabına Allah’a karşı mücadele edecek kimdir? Yahut
onlara kim vekil olacak?”.
73. Nefsinin arzularına uyanların ve nefsinin arzularını
ilah kabul edenlerin hali.
Kendilerini dine değil, dini
kendilerine uyduranların durumu.
Kasas
50:”...senin
davetini kabul etmezlerse, artık bil ki, onlar sırf kendi nefsi arzuları
peşinde gidiyorlar. Halbuki Allah’tan doğru bir delil olmaksızın yalnız kendi
nefsi arzusu peşinde gidenlerden (şirk, küfür ve putlara ibadet edenlerden)
daha sapık kim olabilir? Muhakkak ki Allah (hevalarına uyup nefislerine yazık
eden ) zalimler topluluğunu hidayete erdirmez”.
74. Şer sanılan şey hayır, hayır sanılan şey de şer
olabilir.
Bakara
216:”...Olur ki,
bir şey hoşunuza gitmezken, sizin için o hayırlı olur ve bir şey de sevdiğiniz
halde, o hakkınızda şer olur. Allah bilir siz bilmezseniz”.
75. Yahudi ve Hıristiyanların Müslümanlara karşı tutumları.
Mâide
82: ”Ant olsun ki,
Yahudilerle müşrikleri, müminlere düşmanlık
bakımından, insanların en şiddetlisi bulursun. Sevgi bakımından
müminlere en yakınını da “biz Hıristiyanız” diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi
şu: Çünkü onların içinde bilgin keşişler ve dünyayı terkeden rahipler vardır.
Hakikaten onlar, Hak’kı kabul hususunda büyüklenmez ve kibretmezler”.
76. Yahudiler müminlere eziyetten başka zarar
veremezler, yahudiler lanetlenmiş bir
kavimdir:
Al-i
İmrân 111:”(Ey Müslümanlar) Yahudiler size eziyet vermekten başka bir zarar
veremezler. Sizinle savaşırlarsa arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine
yardım da yapılmaz”.
Nisâ
52:”Onlar,
Allah’ın kendilerine lanet ettiği
kimselerdir. Kime de Allah lanet ederse, artık ona asla bir yardımcı
bulamazsın”.
77. Yahudi ve Hıristiyanlarla, Müslümanların diyalogu.
Ankebût
46: ”(Yahudi ve Hıristiyanlardan) düşmanlıkta ileri gidenler müstesna olmak
üzere, kitap ehli ile en güzel bir şekilde mücadele edin. (yumuşak ve tatlı söz
söyleyerek Hak’kı anlatın, düşmanlıkta ileri gidenlerle ise savaşın) Bir de
deyin ki, biz hem bize indirilene, hem de size indirilene (Tevrat, İncil ve
Kuranı Kerim’e ) iman ettik. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (ortağı
yoktur). Biz yalnız O’na itaat ederiz”.
78. Allah’ın kesin ve
açık hükümlerini menfaat karşılığı gizleyenlerin ve çarpıtanların (değişik
yorumlayanların)
durumları.
Bakara
159:”İndirdiğimiz apaçık hükümleri ve doğru yolu, insanlara biz kitapta
beyan ettikten sonra gizleyenler (var ya) şüphesiz Allah onlara lanet eder.
(Onları rahmetinden kovar ve bütün lanet edebilenler de onlara lanet okur”)
79. Kur’an-ı Kerim; manasını anlamak, düşünmek ve
hükümlerine uymak için indirilmiştir.
Kur’an-ı Kerim şifadır ve insanlar
için eşsiz bir rehberdir.
Râd
29: ”Sana
indirdiğimiz bu Kur’an, hayır ve bereketi çok bir kitaptır. Ta ki ayetlerini
düşünsünler ve akıl sahipleri ibret alsınlar”.
Muhammed
24: ”Öyle olmasa,
Kur’an-ı (içindeki nasihatları) düşünmezler mi? Yoksa (münafıkların) kalpleri
üzerinde üst üste kilitleri mi var”.
Yûnus
57: ”Ey insanlar! İşte
size, Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki şüpheye bir şifa ve müminler için bir
hidayet ve rehber olarak Kur’an geldi”.
İsrâ
82: ”Biz Kuran’dan
öyle ayetler indirmekteyiz ki, müminler için şifa ve rahmettir. Zalimlerin de
ancak sapıklığını arttırır”.
80. Kur’an-ı Kerimin değinmediği hiçbir konu yoktur.
Enâm
38:”...kitapta biz
hiç bir şeyi eksik bırakmadık”.
81. Tartışmalardaki; fikir, düşünce, görüş ve tezlerin
dayanağı ve ana kaynağı Kur’an olmalıdır.
Lokman
20: ”İnsanlardan, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan
doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı bulunmadan, tartışanlar vardır”.
82. Kur’an-ı Kerimin bir öğüt oluşu ve her şeyi açıklaması.
Al-i
İmrân 138: ”İşte
Kur’an-ı Kerimde olan bu kıssalar (hikayeler) bütün insanlar için hak sözü olan
açıklamadır ve Allah’tan korkanlar için bir öğüttür”.
83. Kur’an-ı Kerimin bir benzerinin meydana
getirilemeyeceğinin deklare edilmesi (meydan okuma).
Bakara
23:”Eğer kulumuza
(Hz. Muhammet’e) indirdiğimiz Kuran’dan şüphede iseniz haydi siz de onun benzerinden
(fesahat ve belagatta ona eş) bir sure getirin ve Allah’tan başka şahitlerinizi
(putlarınızı, şair ve alimlerinizi) de yardıma çağırın; şayet, sözünde sadık
(doğru söyleyen) kimseler iseniz”.
Bakara
24:”Bunu
yapamazsınız (bir sureye eş getiremezsiniz) ki hiç bir zaman yapamayacaksınız,
artık o ateşten sakının ki, onun tutuşturucusu, odunu (kafir) insanlarla
taşlardır...”
84. Hak kitapların içeriğinin tahrif edilmesi, çıkarlarına
göre değiştirilmesi.
Al-i
İmrân 78: ”Kitap ehlinden bir güruh da vardır, dillerini kitaba doğru eğer
bükerler ki, siz, o tahrif ettiklerini kitaptan sanasınız. Halbuki o, kitaptan
değildir. Bir de; bu Allah katındadır derler; halbuki o, Allah katından
değildir. ( Bunlar) Allah namına, bile
bile yalan söylerler”.
85. Kur’an-ı Kerim okunurken susun ve dinleyin, Allah’ı
anın, yalvarın, gafillerden olmayın.
A’râf
204: ”Kur’an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Olur ki merhamet
edilirsiniz”.
A’râf
205: ”Sabah ve
akşam içinden yalvararak ve korkarak içten hafif bir sesle Rabbini an (dua et,
zikir et) gafillerden olma (sakın)”.
86. İyiliği emredip de kendileri yapmayanlar.
Bakara
44:”(Ey Yahudiler)
İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki Tevrat’ı
okuyorsunuz, artık çirkin hareketinizi anlamaz mısınız?”
87. Müminlere işkence ve zulüm yapanların cezası.
Burûç
10:”Muhakkak ki
mümin erkeklerle mümin kadınlara eziyet edenler, sonra da tevbe etmeyenler (var
ya), işte onlara Cehennem azabı ve yakıcı azap
var”.
88. Hakem olarak Kur’an-ı Kerim size yeter.
Enâm
114:”Ey Resulüm, de ki; sizinle aramızı ayırt eden Allah’tan başka bir
hakem mi ararım; size ayrıntılı olarak (içinde hak ile batıl, doğru ile yanlış
açıkça belirtilmiş Kuran’ı) kitabı indiren O‘dur...”
(Kur’an her şeyi açıkladığı için,
ölçü ve hakem olarak Kuran’a baş vururuz. Bir kişi veya bir fiil Kuran’a göre ya iyidir, ya da kötüdür. Kuran’ın ve
sünnetin dışındaki bir ölçü sahte bir
ölçü ve hakemdir)
89. Allah’ın yardımı
namaz kılanlara ve sabredenleredir.
Bakara
153:”Ey iman
edenler, sabırla ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Muhakkak ki Allah’ın yardımı sabredenlerle beraberdir”.
90. Allah (gerçek) müminler
aleyhinde kâfirlere zafer vermez.
Enfâl 36: ”Allah yolunda alıkoymak için
mallarını harcayan kafirler, yakında
yine onu harcayacaklardır. Sonra da (gayelerine eremeyeceklerinden) bu onlara
pişmanlık ve yürek acısı olacak, sonunda
mağlup olacaklardır. Küfürlerinde sebat edenler toplanıp cehenneme
götürüleceklerdir”.
91. Bazı günahların cezası bütün
topluma gelir.
Enfâl 25:”...bir de öyle bir musibetten korkun
ki; o, yalnız içinizde zulmedenlere isabet etmez. (Bu bela başkalarına da
geçer, umumi olur) Bilin ki; Allah’ın
azabı çok şiddetlidir”.
92. İstişare etmek, cesur, kararlı,
bilinçli ve girişken olmak.
(İşlerinde yalnızca Allah’a güven - cesur
ve sabırlı ol)
Şûra 38:”O kimselerdir ki Rablerine itaate icabet etmişler
ve namazı gereği üzere kılmışlardır. İşleri de hep aralarında istişare
iledir...”
Al-i İmrân 159:”...İş hususunda fikirlerini al
(müşavere et) Müşavereden sonra da bir şeyi yapmaya karar verdin mi, artık
Allah’a güven ve dayan (o işi uygulamaya geçir) Gerçekten Allah tevekkül
edenleri sever.”
93. Dinlerinde ihtilafa ve tefrikaya düşerek fırkalara
ayrılan ve bulundukları fırkalarıyla öğünenlerin durumları.
Müslümanlar
dinlerinde ihtilafa ve ayrı yorumlara düşerek, hükümlerin bir kısmına inanıp
bir kısmına inanmayan, kendilerini doğru yolda görüp öğünerek diğerlerini
tanımayan, aşağılayan, küçümseyen müşrikler gibi olmamalıdırlar. Böyle bir davranış İslam’da yoktur. Allah
böyle haller içerisine girenlerin gazaba ve cehennemde çok şiddetli bir azaba
çarptırılacağını beyan buyurmaktadır.
Rûm
32: ”Dinlerinde ayrılığa (ihtilaf ve farklı
yorumlara) düşüp fırka fırka (grup, grup) olan, her fırkasının da kendisinde
bulunanla öğündüğü müşrikler gibi olmayınız.”
Şûra
16: ”Allah’a icabet
olunduktan (Peygamberin mucizeleri zahir olup, insanlar İslam dinine girdikten)
sonra, Allah’ın dini hakkında münakaşaya
kalkışacakların hüccetleri (düşmanlık ve çekişmeleri; daha evvelden gelen bizim
dinimiz sizinkinden hayırlıdır sözleri) Rableri katında boştur. Hem onların
üzerine bir gazap hem de onlara (ahrette) şiddetli bir azap vardır.”
Enâm
159:
”Peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmını inkar etmek veya hükümlerin bir
kısmını tanımamak suretiyle, dinlerini ayrı ayrı fırkalara ayırarak
parçalayanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilgin yoktur. Onların cezalandırılma
işi Allah ‘a aittir. Sonra Allah kendilerine Dünyada yaptıklarını Ahrette haber
verecektir.”
94. Fırkalar ve ihtilâflarla ayrılığa düşerek dağılan yahudi
ve Hıristiyanlar gibi olmayın.
Al-i
İmrân 105: ”Ey
müminler, kendilerine açık deliller ve ayetler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa
düşen Hıristiyan ve Yahudiler gibi olmayın. İşte onlar için çok büyük bir azap
vardır.”
95. Şehitler ölmez. Allah yolunda çile çekerken (cihat
ederken) ve mücadele ederken öldürülenlerin hali.
Bakara
154: ”Allah yolunda
öldürülenlere; ”Onlar ölülerdir” demeyin. Hakikatte onlar diridirler. Fakat siz
anlayıp bilemezsiniz.”
Ankebût
69:”Bize itaat
uğrunda mücadele edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı gösteririz.
Muhakkak ki Allah iyilik yapanlarla
beraberdir.”
96. Tebliğ. Tebliğ sırasında karşılaşılacak hakaret ve
saldırılara sabretmek: Rızık endişesi,
tebliğ görevine engel olamaz.
Al-i
İmrân 186: ”Ant
olsun ki; sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a eş
koşanlardan da gerçekten birçok incitici şeyler işiteceksiniz. Eğer bunlara
katlanır ve sabrederseniz (sakınırsanız) işte bu, din işlerine bağlılık (ıhlas
– şuur – samimiyet) ve metanettir.”
Tâ’hâ
97. Tebliğ yapmak ve Kur’an-ı okumak
karşılığında menfaat beklenmez (ücretle Kur’an-ı Kerim okunmaz)
En’âm 90:”De ki; sizi bu
tevhide (Kuran’a) çağırmama sizden bir ücret istemem. O Kur’an, alemler için
(insanları ve cinleri irşat için) ancak bir öğüttür.”
Yunûs 72: ”Eğer davetimizden yüz
çevirirseniz, ben de davetim için sizden bir ücret istemedim ki...Benim
mükafatım ancak Allah’a aittir ve ben, onun birliğine ve emirlerine boyun eğen
Müslümanlardan olmakla emrolundum.”
98. Üstünlük inanmakla ve takva
iledir.
Hucûrat 13:”...Biliniz ki, Allah katında en
iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. Şüphe yok ki Allah alimdir, her şeyi
bilen de, her şeyden haberdardır.”
Al-i İmrân 139: ”Gevşemeyin, üzülmeyin,
inanmışsanız mutlaka siz en üstünsünüzdür.”
99. Düşünmek - tefekkür etmek - ibret almak - öğüt kabul
etmek - hayırlı sonuçlar çıkarmak
En’âm
126: ”Bu İslam
dini, Rabbinin doğru yoludur. Gerçekten biz, ayetlerimizi, düşünen bir topluluk
için beyan ettik.”
Bakara
269.”Allah
dilediğine faydalı bilgi (hikmet) ihsan eder. Kime ki hikmet verilmişse,
muhakkak ona çok hayır verilmiştir. Bu ayet ve öğütleri ancak olgun akıl
sahipleri düşünürler.”
100. Davet (tebliğ) görevinin şekli ve güzel sözlü insan.
(Davet;
bilgiyle, samimiyetle, yaşamakla, herkesle diyalog, güzel bir mücadele ve tatlı
bir münakaşayla, sohbetle yapılmalıdır.)
Nâhl
125: ”Ey Resulüm,
insanları Kur’an ‘la, güzel söz ve nasihatla Rabbinin yoluna (İslama, İslamı
gereği üzere yaşamaya) davet et. Onlara karşı en güzel olan bir mücadele ile
mücadele yap. Şüphe yok ki, Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir ve o
hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.”
Alâ
9: ”O halde fayda versin (yahut fayda vermesin) sen Kur’an ile öğüt ver;
(tebliğ vazifeni yap).
Fussilet 33: “Ben gerçek Müslümanlardanım” deyip, salih amel
işleyerek, Allah’a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim var.”
101. Nasihat etmek, öğüt vermek müminlere fayda verir.
Tebliğ
etmek, ikazlarda bulunmak, anlatmak, uyarmak, bilineni, bilinmeyeni açıklamak,
tekrarlamak, bunu herkesin yapması, mümin, münafık, günahkar, kafir farkı gözetmeksizin belli bir metotla
herkese ve her kesime yapılması şeklinde
olmalıdır.
Zariyât
55: ”Sen (Kur’an
ile) öğüt ver, çünkü öğüt ve nasihat
müminlere fayda verir.”
Alâ
9 – 10 - 11: ”O
halde, fayda versin (yahut fayda vermesin) sen Kur’an ile öğüt ver (tebliğ
vazifeni yap) Muhakkak ki Allah’tan korkan öğüt alacaktır.’’ ‘’Kafir olan ise
öğüt almaktan kaçınacaktır.’’
102. Dinde zorlama yoktur (Allah kimseyi başkalarını
hidayete erdirmekle mükellef kılmamıştır)
Müslüman sadece davet ve tebliğ
görevleriyle mükellef kılınmıştır, ancak zorlama olmaması durumu İslam’ın dışındaki kişiler için geçerlidir.
Bakara
256: “Dinde zorlama
yoktur; artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Putları inkar edip, Allah’a
inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır.”
Yunûs
99: “Eğer Rabbin
dileseydi, yeryüzünde kim varsa, hepsi toptan iman ederlerdi. O halde mümin
olsun diye, insanları (Allah’ın
dilemediği halde ey Peygamber) sen mi zorlayacaksın.”
Rum
53: “...sen ancak
ayetlerimize iman edeceklere (davetini) duyurursun da onlar İslam’a gelir,
selameti bulurlar.”
103. Kâfirler daveti dinlemez. Kuran' ı anlayıp kabul
etmeyen hayvanlardan da aşağılık bir seviyede
mahlukların en kötüsüdürler.
Rûm 52:”Bunun için sen, (ey Resulüm,
onlar) arkalarını dönmüş giderlerken (Hakka olan) o daveti (kalpleri) ölülere
duyuramazsın ve sağırlara da işittiremezsin.”
Enfâl
22:”Çünkü Allah
katında, yerde yürüyen hayvanların en kötüsü; (gerçeği) anlamayan ve kabul
etmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.”
104. Hidayeti veren Allah’tır ve Allah akıllarını iyi
kullanmayanlara azap eder
Yunûs 100:”Allah’ın izni olmadıkça, hiç bir kimsenin iman etmesi
mümkün değildir. Bir de Allah, akıllarını iyi kullanmayanlara azap eder.”
105. Cahillerden ve
kötü kişilerden yüz çeviririniz.
A’râf
199: ”Sen bağışlama yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”
106. Hizmet etmenin mükafatı Allah’a aittir. İyilikten karşılık beklenmez.
Hürmetler karşılıklıdır.
Yunûs
72 : “Eğer davetimden yüz çevirirseniz, bilin ki, ben davetim için sizden bir
ücret istemedim. Benim mükafatım (ücretim) ancak Allah’a aittir ve ben, onun
birliğine ve emirlerine boyun eğen Müslümanlardan olmakla emrolundum” (Şura:
Bakara
194 : “Hürmetli ay
hürmetli aya mukabildir. Hürmetler karşılıklıdır. Onun için kim size saldırırsa
siz de tıpkı onların saldırdıkları gibi saldırın....”
107. İnsan ve üstünlük. Allah insanları yeryüzünün
halifeleri kılmış ve imtihan için;
kimilerini kimilerinin üzerine, üstün olarak yaratmıştır.
Yunûs
14 : “Sonra onların arkasından, sizi yeryüzünde halifeler yaptı ki, bakalım
nasıl ameller işleyeceksiniz.”
En’âm
165: “Allah o dur ki, sizi arzın halifeleri yaptı ve derecelerle kiminizi
kiminizin üstüne çıkardı. (Bunun hikmeti ise) size verdiği şeylerle imtihan
etmek içindir...”
En’âm
123: “Mekke’de
olduğu gibi, her belde de en büyük günahkarları mevkide bulunduruyoruz ki,
orada hile yapsınlar. Halbuki onlar hileyi ancak kendilerine yapıyorlar da
farkında değillerdir.”
108. Kötülüğe karşı iyilik etmek - kötülüğü (suçluyu) affetmek,
bağışlamak, düşmanlığı dostluğa çevirmek
(Size düşmanlık yapana iyilik yaparak örnek
olunuz onu yanıltınız)
Şûra
40 : “Kötülüğün cezası da ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve
düzeltirse onun mükafatı Allah’a aittir.
Fussilet
34: “Hem iyilikle
kötülük eşit olmaz. Sen kötülüğü, en güzel olan iyi bir hareketle önle. O vakit
bakarsın ki seninle arasında bir düşmanlık bulunan, yakın bir dost gibi
olmuştur.”
Fussilet
35: “İyilikle
kötülüğü önleme hasletine ancak sabredenler kavuşturulur. Buna (cennette) büyük
mükafatı olan ancak kavuşturulur.”
Mü’minün
96: “Sen, kötülüğü en güzel bir şekilde bertaraf et. (Kötülüğe karşı iyilik
yapmak veya affetmekle mukabelede bulun.) Biz onların ne yalan ve küfür
uydurduklarını daha iyi biliriz.”
Nisâ
149: “Size yapılan
fenalığı bağışlarsanız, (bilin ki) şüphesiz, Allah bağışlayandır. “(Furkan 7’ye de bakınız).
109. Kin ve husumet gütmeyin - intikam peşinden koşmayın,
emin, adaleti gözeten ve sabreden
kimselerden olun. Bir topluluğa olan husumetiniz
sizi onlar üzerinde adaletsizlik yapmaya sevk etmesin.
Mâide
8 :”Ey müminler!
Allah için Hak’kı ayakta tutan hakimler ve adaletle şahitlik eden kimseler
olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe götürmesin. Adalet yapın
ki, takvaya en çok yakın olan budur. Allah’tan korkun, çünkü Allah
yaptıklarınızdan haberdardır.”
Nâhl
126: “(Ey müminler, düşmandan
intikam almak için) eğer bir ceza ile mukabele edecek olursanız, ancak size
yapılan azap ve cezanın misli ile yapın.
Daha fazla ileri gitmeyin) sabrederseniz (cezayı terk eder - bağışlarsanız) ant
olsun ki bu tahammül edenler için daha hayırlıdır.”
Nâhl
127 :”Ey Resulüm,
sabret; senin sabrın da ancak Allah’ın
yardımı iledir. Kâfirlerin yüz çevirmesinden mahzun olma (üzülme) ve
yaptıkları hileden de telaşlanıp sıkıntıya düşme.”
110. Çirkin ve fena sözün söylenebileceği yer.
Nisâ
148:”Allah fena
sözün açıklanıp söylenmesini sevmez.
Ancak zulme uğrayanlar müstesnadır. (Zalime, kötülük edene ve haksızlık yapana söylenebilir, ancak söylenmemesi
daha iyidir) Allah her şeyi bilicidir.”
111. Beddua etmek
İsrâ
11 :”İnsan hayra dua eder gibi, (kızınca) fenalığa dua eder. Zararına
olarak bedduada bulunur. İnsan (akıbetini düşünmemekle) pek aceleci olmuştur.”
112. İdarecilerinize ve önderlerinize (kendinizden olan, iyi
olan) itaat edin. Çekişip kavga ederek birbirinize dağılmayın, birbirinize küsmeyin - anlaşamadığınız konularda Kuran'a
ve Sünnete (Allah’a ve Resulüne) başvurun.
Enfâl
46: “Allah’a ve onun resulune itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra
içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Bir de sabırlı olun...( İslâmda
itaat, Allah’a itaat edenedir.)”
Nisâ
59: “Ey iman
edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat
edin. Sonra bir şey hakkında çekiştiniz mi, hemen onu Allah’a ve resulüne arz
ediniz.; eğer Allah’a ve Ahret gününe inanıyorsanız. Bu müracaat hem hayırlı,
hem de netice bakımından daha güzeldir.”
113. Bilgisi olmadığı halde din hakkında konuşanın hali.
Hacc
3:”İnsanlardan kimi de vardır, Allah’ın
dini hakkında bir bilgisi olmadığı halde, mücadele eder de, her inatçı
şeytana tabi olur.”
114. İnsanları hidayete erdirmekle mükellef değilsiniz.
(İnsanların yanlış yolda olmaları,
azgınlık ve sapıklıklarından dolayı kesinlikle üzülmeyin, kendinizi
yıpratmayın)
Bakara 272:”İnsanların yola gelmesi senin
üzerine borç değil; (ancak sana düşen hidayete davettir) Şu kadar var ki Allah
dilediğini, yola getirir.”
Şûra 6:”Allah’tan başka veliler edinenlere gelince; onların
(söz ve işleri) üzerine Allah gözcüdür, sen üzerlerine vekil değilsin. (Onları
hidayete erdirmekle seni sorumlu tutmadık ey Resulüm, sen üzülme, senin vazifen
azap ile onları korkutmaktır).
115. İslam’ı tebliğ ve ikame yolunda
mücadele eden ve çile çekenlerin mükafatları.
Al-i İmrân 195:”Hep birbirinizdensiniz, din
yönünden erkek ve dişiniz birdir. Dinlerini korumak için Mekke’den Medine’ye
hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, dinim uğrunda işkenceye
düşenlerin, savaşların ve bu yolda öldürülenlerin günahlarını elbette
örteceğim. Onları altlarından nehirler akan cennetlere koyacağım. Bu lütuflar,
onlara Allah katından mükafattır ve sevabın da en güzeli Allah katındandır.”
116. Mallarınızın ve canlarınızın
sarfından hesaba çekileceksiniz.
Al-i İmrân 186:”Ant olsun ki, mallarınızın sarfı ve
canlarınızın musibeti hakkında imtihan olunacaksınız. Sizden evvel kendilerine
kitap verilenlerden ve Allah’a eş
koşanlardan da birçok incitici şeyler işiteceksiniz. Eğer katlanır ve
sakınırsanız işte bu, din işlerine olan metanet ve bağlılıktandır.”
117. Kâfirler de birbirlerinin yardımcılarıdır.
Enfâl
73: ”Kafirler de birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz emredildiğiniz
gibi yardımlaşmazsanız, yeryüzünde bir fitne (İslam zafiyeti) ve büyük bir
fesad (küfür hakimiyeti) olur.”
118. Başta kâfirler ve münafıklar olmak üzere kötü kişiler
her zaman Müslümanları alaya ve hafife almada, iftira ve hakaretlerde bulunmada
birbirleriyle yarışırlar ve yardımlaşırlar.
Mutaffifin
29-30 ”Suçlular
şüphesiz inanmış olanlara gülerlerdi”. “Yanlarından geçtikleri zaman
birbirlerine göz kırparlardı.”
Mutaffinin
31-32 ”Taraftarlarına
vardıklarında bununla eğlenirlerdi. “İnananları gördükleri zaman ‘doğrusu
bunlar sapık olanlardır’ derlerdi.”
119. Kâfirlerin dostlukları yoktur.
Bakara
105:”Ne ehli kitaptan olan kafirler, ne de müşrikler, size Rabbinizden
hiçbir hayır indirilmesini sevmez ve istemezler. Allah nübüvveti ve vahyi, rahmetiyle dilediği kimseye tahsis eder.
Allah büyük ihsan sahibidir.”
120. Kâfirler Müslümanların her çeşit ve en ufak
hareketlerinden bile çok çekinirler ve
korkarlar.
Haşr
13: ”Ey inananlar; onların yüreklerine korku salan, Allah’tan çok
sizlersiniz; (Onlar Allah’tan değil, sizden korkuyorlar) çünkü onlar anlamayan
kimselerdir.”
121. Kâfirler ve kötü kişiler kendi aralarında hiç bir zaman barışık, huzurlu ve
kararlı değildirler, savaştan çok korkarlar.
Haşr 14: “Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş
kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi
aralarındaki çekişmeleri ise çok serttir; (sen) onları birlik sanırsın, oysa
kalpleri birbirinden ayrıdır. Bu akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.”
122. Gerçek müminler.
Enfâl
2: “Gerçek müminler, yalnız o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman korkarak
kalpleri ürperir; onlara ayetleri okunduğu zaman, imanlarını arttırır ve onlar
yalnız Rablerine tevekkül ederler.”
123. Gerçek mümin, gerçek ibadet, gerçek cihat ve gerçek
takva sahiplerinin temel özellikleri.
Bakara
177: “Yüzlerinizi (namazda) doğu ve batı tarafına çevirmeniz hayır ve taat
değildir. Fakat hayır ve ibadet, Allah’a, ahrete, meleklere, Allah’ın indirdiği kitaplara ve peygamberlere iman
edenin ibadetidir ve Allah sevgisi üzere yahut mala olan sevgisine rağmen, malı
(fakir) akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere, köle ve
esirlere harcayan, namazı gereği üzere kılan ve zekat veren kimsenin;
ahitleştikleri zaman sözlerinde sadık kalanların, ihtiyaç ve sıkıntı
hallerinde, cihat ve savaşlarda sabredenlerin hayrıdır. İşte bu vasıfları
taşıyanlar, Hak’ka uyan sadıklardır ve bunlar takva sahipleridir.”
124. Hiç bir kimse Allah’ın
izni, dilemesi ve bilgisi
olmaksızın müminlere zarar veremez.
Münafık,
kâfir, fasık, kötü ve cahil kişilerin tehditleri, konuşmaları ve fısıltıları
gerçek müminlere zarar veremez, ve gerçek müminler bunlardan asla korkmazlar, etkilenmezler.
Mücadele
10: “O (kötü)
fısıltılar ! Sırf şeytandandır. İman
etmiş olanları kederlendirmek için (şeytan bunu yapıyor.) Halbuki (münafıkların
fısıldaşmaları) Allah’ın izni
olmaksızın, müminlere bir zarar verecek değildir. Müminler de ancak onun için
Allah’a tevekkül etsinler.”
125. Kendi elinizle
kendinizi tehlikeye atmayın.
Bilerek
veya bilinçsizce, kendinize zarar vermeyin, riske atmayın, Allah’ın size verdiği bu beden emanetini koruyun.
Bakara
195: “Allah yolunda
(cihat ve diğer hayırlar uğruna) mallarınızı harcayın ve kendi elinizle
kendinizi (bilerek) tehlikeye atmayın.”
126. Yardımlaşmak ve yarışmak. Gerçek müminler birbirleriyle
(hayırlı işlerde) yardımlaşırlar ve yarışırlar (birbirlerini geçerler)
Müminler
arasında birbirleri ile yardımlaşmak ve
yarışmak esastır. Hayırlı işlerde ya birbirleriyle yarışırlar, en iyisini,
güzelini, en kalitelisini yaparak
birbirini geçerler, ya da bu yarışma
işini yapamıyorlarsa, birbirlerine yardım ederek, destek olarak
başarmasını ve en iyi olmasını
sağlarlar. Bu ikisinin dışında hasetçilik, fesatçılık, engelleme, köstek olma
ve ayak oyunları yapmazlar. Bu tür özellikler kafirlere, münafıklara,
müşriklere, cahillere ve hainlere has
özelliklerdir.
Mâide
2: “İyilik etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın,
günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın...”
Bakara
148: “ Her ümmetin
doğruluğu bir kıblesi vardır. Öyleyse ey müminler, hayırlı işlerde diğerlerini
geçin...”
Şûra
39: “ O kimselerdir
ki, kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman, onlar yardımlaşırlar.”
Tevbe
71: ”Erkek ve dişi
bütün müminler, birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği emrederler, fenalıktan
alıkoyarlar, namazı gereği üzere kılarlar, zekatı verirler, Allah’a ve Resulüne
itaat ederler.”
127. Körü körüne, bir
şeyin arkasından gitmeyin, bağlanmayın.
Bir
akımın, bir kişinin, bir fikrin, ideolojinin ardından iyice araştırıp
incelemeden, bilgi sahibi olmadan körü körüne gitmeyin, savunmayın, hizmet
etmeyin.
İsrâ
36:”Hakkında bilgi
sahibi olmadığın bir şeyin ardından gitme (araştırıp, iyice soruşturup,
doğruluğuna karar vermeden) çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan
sorumludur.”
128. Şeytanlar (İslâm düşmanları) Müslümanlarla mücadele
etmek için, kendi dostlarına (müşrikler, ehl-i kitap kâfirleri, münafıklar,
fasıklar ve ehli dünya insanları) telkinlerde bulunurlar
En’âm
121:”...doğrusu şeytanlar, sizinle mücadele etmek için (İslâmla,
Müslümanlarla, iyi insanlarla) kendi dostlarına (kâfir, münafık, fasık, ateist
ve ehli dünya olanlara) telkinde bulunurlar. Ey müminler! Eğer siz onlara itaat
ederseniz, (Onlara uyar, onların telkinlerini, direktiflerini, kısmi veya
tamamen yerine getirirseniz), muhakkak siz de Allah’a ortak koşanlardan
olursunuz. (Onların zümresinden, onların safında, onlara hizmet etmiş
olursunuz.)”
129. Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günahlarını
insanlardan gizleyip, Allah’tan gizlemeyenlerin durumları.
Günah ve kabahatin, gizlisi aşikarı olmaz.
Kabahatini insanlardan gizleyip de, Allah’tan gizlemeyenler hayvanlardan da
aşağılık bir seviyeye düşmüş olurlar.
Nisâ 108:”İnsanlardan utanarak hainliği
(kötü hal ve günahlarını) örterler de (gizlerler, saklarlar) Allah’tan
gizlemezler. Halbuki Allah’ın razı
olmayacağı sözü geceleyin uydurup durdukları zaman da Allah onlarla beraberdi.
Allah’ın ilmi bütün yaptıklarını
kuşatıcıdır.” (Allah her şeyden
haberdardır. Allah’ın ilmi, bilgisi ve izni dışında yeryüzünde bir yaprak dahi
kıpırdamaz.)
En’âm 120:”Gizli ve aşikar olan günahı bırakın. Çünkü günah
kazananlar, kıyamette kazandıklarının cezasını muhakkak çekeceklerdir.”
130. Günahların büyüklerinden sakınınız.
Nisâ 31:”Eğer siz yasak edildiğiniz günahların büyüklerinden
sakınırsanız, sizin diğer kabahatlerinizi de örteriz ve sizi iyi bir gidişata
sokarız.”
131. Müminler simalarından belli olurlar.
Belli olmak, tanınmak. Mücrimler, kafirler, münafıklar,
fasıklar İslâm düşmanlarının tamamı simalarından ve konuşmalarından belli
olurlar (davranış, söz, hal, hareket v.s.) müminler de simalarından belli
olurlar, tanınırlar.
Muhammed
30: ”Eğer dileseydik Biz, êy Muhammed, onları sana gösterirdik; sen de
onları simalarından tanırdın. Muhakkak sen onları sözlerinin uslübundan da
tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.”
Rahman
41: ”Mücrimler
simalarından tanınırlar da ayaklarından yakalanırlar...”
Fetih
29: ”...Onları (müminleri), rüku ve secde eder halde (namaz kılarken)
Allah’tan sevap ve rıza istediklerini görürsün. Secde eserinden nişanları
yüzlerindedir. (Onlar, yüzlerindeki secde izleri, nurları ile karşıdan
tanınırlar. Yüzlerinde bir serinlik, hoşluk, tebessüm ve merhamet izleri, acizlik
belirtileri vardır. Konuşmaları, kılık kıyafetleri, her türlü hal ve
hareketleriyle müminler; kafirlerden, münafıklardan, günahkarlardan ayrılırlar,
seçilirler. Ayrıca kâfirler konuşmalarından, giyim kuşam, hareket ve
davranışlarından da belli olurlar.)
132. İnananlardan aktif ve mücadele edenlerle, pasif ve
mücadelesiz olanlar (evlerinde kendi halinde oturanlar) eşit değildir
Nisâ
95 - 96: ”İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlarla, mal ve
canlarıyla Allah yolunda cihat edenler birbirine eşit değildir. Allah, mal ve
canlarıyla cihat edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah
hepsine de Cenneti vaat etmiştir, ama Allah, cihat edenleri oturanlara, büyük
ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır...”
133. İslam’la tanışmamanın,
kabul etmemenin veya Müslüman
olduğu halde İslam’ı yaşamamanın hiçbir geçerli özrü ve mazereti yoktur.
Bilmiyordum,
haber veren, anlatan, uyaran olmadı, müsait olamadım, zaman bulamadım,
anlayamadım gibi mazeretler hesap günü dikkate alınmaz.
Nisâ
165:”(İman edenleri
Cennetle) müjdeleyici, (küfredenleri cehennemle) korkutucu olarak peygamberler
gönderdik ki; bu peygamberlerin gelişinden sonra insanların (yarın) Kıyamette;
bizi imana çağıran olmadı diye, Allah’a bir hüccet ve özürleri olmasın. Allah
azizdir, hükmünde hikmet sahibidir.”
134. İnsana gücünün yeteceği kadar sorumluluk yüklenmiştir.
En’âm
152: ”Biz kişiye
ancak gücünün yeteceği kadar (sorumluluk) yükleriz.”
135. Gerçek müminler hayırlı işler için mazeret beyan
edip, geri kalmazlar.
Tevbe
44: ”Allah’a ve Ahiret gününe inananlar, mallarıyla, canlarıyla savaşmak
istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah
sakınanları bilir.”
36. İnsanların birçoğu Kur’an ayetlerinden habersizdir,
ancak bu mazeret değildir.
Yûnus
92:”...doğrusu
insanların çoğu ayetlerimizden habersizdir.”
137. Kıyamet gününde herkes Dünyadaki lideriyle, sevdiğiyle
çağrılacak ve haşrolunacaktır.
İsrâ
71:”Bir gün
(kıyamet ve hesap gününde) bütün insanları önderleriyle beraber çağıracağız. O
gün kitabı sağından verilenler, işte onlar kitaplarını okurlar. Onlara kıl
kadar haksızlık edilmez.”
İsrâ
72:”Bu dünyada kör
olan Ahirette de kördür. Ve yolunu daha fazla şaşırmıştır.”
137. İmanında ve sözünde doğru
olanlarla beraber olun, onlarla arkadaşlık edin ve dost olun
İmanında ve sözünde doğru olmayanlara
güvenmeyin.
Tevbe 119:”Ey müminler! Allah’tan korkun
(fenalıklardan sakının) imanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun.”
139. Kur’an ayetleriyle şaka
yapmayın, hafife almayın ve dinleyin.
İnkar edenler Kuran okunurken gürültü
yaparlar, duymazlıktan gelirler, saygı
göstermezler, bulundukları yeri terk kederler.
Fussilet 26: “İnkar edenler: ”Bu Kur’an-ı
dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız dediler.”
Bakara 231:”...sakın Allah’ın ayetlerini şaka yerine tutmayın.
Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve size
öğüt vermek için indirdiği Kur’an-ı ve ondaki hikmeti düşünün.”
A’raf 204: ”Kuran okunduğu zaman, O’nu hemen
dinleyin ve susun. Olur ki merhamet edilirsiniz.”
Kâfirler Kur’an ayetleriyle alay
ederler, Kur’an-ı Kerim okunmaya başlandığında gürültü yaparak onu bastırmaya
çalışırlar, başka söze dalarlar, Kur’an okunan
yeri terk ederler, bundan hoşlanmazlar, kulak vermezler. Yazık ki toplumumuz içerisinde aynı özellikleri
Müslüman olarak bilinen kimselerde de görebilmekteyiz.
140. Kâfirlerin yaptığı bütün iyi işler boşa gider. Kuran’a
uymayanların Dünyada yaptıklarını sandıkları iyi işler boşa gitmiştir.
Kehf
104:”Onlar, o kimselerdir
ki, Dünya hayatında yaptıkları çalışmalar boşuna gitmiştir, halbuki güzel bir
iş yaptıklarını sanıyorlardı.”
Bakara
217:”Sizden kim
dininden döner de kafir olarak ölürse, bu gibilerin (Dünyada iken, iman üzereyken)
yaptığı iyi işler, dünyada da Ahirette de boşa gitmiştir ve onlar Cehennem ehli
olup orada ebedi olarak kalırlar.”
İbrahim
18: ”Rablerine
küfredenlerin hali şudur. Yaptıkları ameller (boşa gitme bakımından) fırtınalı
bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir küle benzer. Kazandıklarından hiç bir
şey (Ahirette) ellerine geçmez...”
141. Boş söz ve faydasız işleri terk ediniz.
(Boş söz ve faydasız iş yapanlardan uzak durunuz,yüz
çeviriniz)
Mü’mimün
3:”Onlar ki, boş
sözden ve faydasız işten yüz çevirirler.”
Furkan 72:”Onlar ki, yalana şahitlik etmezler ve
boş söz konuşanlara rast geldikleri zaman, bulaşmadan iyi bir şekilde yüz
çevirip geçerler...”
142. Borç alış verişlerinizde ve anlaşmalarınızda şahit
tutunuz, senet ve sözleşme (ayrıntılı protokol
yazımı) yapınız.
Bakara
282:”...alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahitlik
edene de zarar verilmesin. Eğer zarar verirseniz, o mutlaka kendinize dokunacak
bir fısk (itaatten çıkış) olur...”
Bakara
283:”...şahitliği
gizlemeyin. Kim onu gizlerse muhakkak onun kalbi günah içindedir. Allah ne
yaparsanız hakkıyla bilicidir.”
Bakara
282:”Ey iman
edenler, muayyen bir vade ile birbirinize borçlandığınız zaman, onu yazın
(senet yapın). Aranızda bir yazıcı da doğrulukla onu yazsın. Katip,
Allah’ın kendisine öğrettiği gibi
yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde hak olan kimse, borcunu ikrar ederek
yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korksun, hiçbir şeyi eksik etmesin...”
(Borçlu
sözünde durmalıdır: Bakara 282 - 283.Borçluya süre tanımak: 280.ayete bakınız.)
143. Yapmayacağınız söz ve vaatte bulunmayınız, yalan söylemeyiniz.
Saf
2-3: ”Ey iman
edenler; niçin yapmayacağınız şeyi söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz,
Allah katında buğuz bakımından çok büyüktür (günahtır).”
Câsiye
7:”Şiddetli azap
olsun, insafsız yalancıya, çok günah işleyene.”
Hacc
30:”...O halde pis
putlardan kaçının, yalancıdan sakının.”
144. Konuşma adabı, yürüme ve toplantılarda ölçü.
Fısıldaşarak gizli ve fena şeyler konuşmayın,
hayır konuşun. Alçak sesle, en güzel ve yumuşak bir ifadeyle konuşunuz.
İsra 53: ”Mümin kullarıma söyle
ki; en güzel şekilde konuşsunlar. (yumuşak ve tatlı sözlü olarak). Doğrusu
şeytan aralarını bozmak ister. Şeytan şüphesiz insanın apaçık düşmanıdır.”
Lokman 19:”Yürüyüşünde mütevazı
ol, (pek yavaş ve süratli yürüme, sükunet ve vakarını muhafaza et), sesini
alçalt (bağırıp çağırarak konuşma), çünkü seslerin en çirkini elbette ki
eşeklerin sesidir.”
Mücadele 9:”Ey iman edenler! Siz fısıldaştığınız
zaman, yalan, zulüm, peygambere isyan fısıldaşmayın; iyilik ve takva
fısıldaşın. Allah’tan korkun ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.”
145. Sert davranışlardan (incitici söz ve hareketlerden)
kaçınınız. (güzel ifadelerle, yumuşak, ciddi ve hoşgörülü davranınız)
Al-i İmrân 159:”Uhud savaşında sen
Allah’tan gelen bir merhamet sayesindedir ki, onlara (ashaba) yumuşak
davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, muhakkak onlar etrafından dağılıp
gitmişlerdi. Artık onları bağışla ve kendilerine Allah’tan mağfiret dile.”
146. Öfkelerini yenenler ve kusur bağışlayanların durumu.
Al-i
İmrân 134: (O takva
sahipleri) Bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler,öfkelerini
yutanlar,insanların kusurlarını bağışlayanlardır.”
Şûra
37:”O kimselerdir
ki,büyük günahlardan ve açık rezaletlerden kaçınırlar,öfkelendikleri zaman da
onlar kusur bağışlarlar.”
147. Herkesin azgınlığı kendi aleyhinedir
Yûnus
23:”...Ey insanlar!
Sizin azgınlığınız ancak kendi aleyhinizedir. O kıymetsiz dünya hayatının biraz
zevkini sürersiniz, sonra döner bize gelirsiniz. Bizde bütün yaptıklarınızı
size haber veririz.”
148. Allah zalimlerin bir kısmını bir kısmına musallat eder.
Bir kısım insanları def eder, savar.
En’âm
129:” Zalimlerin bir kısmını
kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz”
Bakara
251:”Eğer
Allah,insanların bir kısmını diğer bir kısmı ile defetmeseydi
(müminleri kafirlere üstün
kılmasaydı) yeryüzü fesat ve küfür karanlığına bürünürdü. Fakat Allah, alemler
üzerine ihsan ve rahmet sahibidir.”
Hacc
40:”...Eğer Allah
insanların bir kısmını (müşrikleri)bir kısmı ile (müminler)defetmeseydi, içinde
Allah’ın ismi çok anılan manastırlar,
kiliseler, havralar ve camiler elbette yıkılırdı. Muhakkak ki Allah dinine
yardım edene yardım edecek,zafer verecektir...”
149. Emrodulunduğunuz gibi dos doğru olun.
Şûra
15:”Onun için sen
onları tevhide davet et ve emrolunduğun gibi, sebat üzere dosdoğru git. Onların
heveslerine uyma...”
Ahzâb
70:”Ey iman edenler
Allah’tan korkun (emirlerine bağlanın ve yasaklarından sakının) ve doğru söz
söyleyin”
Hûd
11:”Onun için sen;
beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı
gitmeyin, Allah yaptıklarınızı görür.”
150. Doğru söyleyenlerin (kötüler tarafından)
cezalandırılması.
Hacc
40:”Müminler o mazlumlardır ki; Rabbimiz “Allah’tır”demelerinden başka bir
sebep (suçu - hatası) olmaksızın yurtlarından haksız yere çıkarıldılar.”
151. Ölümden ve öldürülmekten, tehlikeden, eza ve cefadan
kaçamazsınız.
Ahzâb
16:”Ey Muhammed! de ki: kaçmak size fayda vermeyecektir. Kaçsanız bile az
bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”
152. Yarınki Ahiret için yaptığınız ve yapmadığınız
hazırlığı gözden geçirin.
(Hesaba çekilmeden önce kendi kendinizi hesaba çekin)
Haşr
18:”Ey iman
edenler; Allah’tan korkun ve herkes, yarın için önden ne göndermiş olduğuna
baksın. (Kontrol etsin, gözden geçirsin) Hem Allah’tan korkun; çünkü Allah
bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”
153. Suçlu ve günahkar kimseler kıyamet günü tüm dostlarını
ve sevdiklerini hiç tereddütsüz feda edip
terk ederler.
Meâric
11-12 - 13 -14: ”(O kıyamet gününde akraba ve hısımlar) birbirlerine yalnız
gösterilirler. Fakat herkes kendi derdi ile meşgul olduğundan birbirlerini
tanıyamazlar). Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını,
karısını ve kardeşini, kendisini barındırmış olduğu sülalesini ve yeryüzünde
bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.”
154. İnsanın sağında ve solundaki görevli iki tane melek
durmadan amellerini kaydederler: Allah insana şah damarından daha yakındır.
Kâf
16-17-18 ”Ant olsun
ki insanı biz yarattık. Nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; biz ona
şah damarından daha yakınız. Sağında ve solunda onunla beraber oturan, iki
alıcı melek, yanında hazır bir gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.”
155. Ahiret için önden ne gönderirseniz onu bulursunuz.
Bakara
110: ”Namazı gereği
gibi kılın, zekatı verin ve hayırlı işlerden nefisleriniz için önceden ne
gönderirseniz, Allah katında onun sevabını bulursunuz. Şüphesiz Allah, bütün
yaptıklarınızı görücü ve karşılığını vericidir.”
156. Sabah namazında melekler hazır bulunur.
İsrâ
78:”Güneşin batıya
yönelmesinden gecenin, kararmasına kadar namaz kıl. Öğle, ikindi, akşam ve
yatsı vakitlerinde). Birde sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve
gündüz melekleri hazır bulunurlar.”
157. Namaz. Namazı huşu içinde ve dosdoğru olarak kılınız
(namazları cemaatle kılınız)
Bakara
43: ”Namazı kılın, zekatı verin ve rüku eden müminlerle rüku edin.”
Bakara
45:”Bir de sabır ve
namazla Allah’tan yardım isteyin; gerçi bu zor gelir, fakat saygılı kimselere
değil.”
Bakara
238:”Namazlara ve orta namaza devam edin. Namaza Allah’a itaat edici ve
boyun eğici olarak durunuz.”
Nisâ
103:”...sükun ve
emniyet haline geldiğiniz vakit, namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz,
müminler üzerine, vakitleri belirli bir farz olmuştur.”
(Namaz vakitleri Hud 114, Savaş halinde namaz Nisa 102,
Yolculuk halinde namaz, Nisa:101. Namaza engel olanlar: Maide 91, Namazı
yasaklayanlar: Alak 9-10-19).
158. İkaz.
Allah'ı; insanları, hayatta iken
işledikleri günah ve sapıklıklarından dolayı çeşitli şekillerde ikaz eder,
uyarır. Fakat insanlardan çok azı bunun farkına varır.”
Rûm 41:”İnsanların kendi ellerinin yaptıkları yüzünden karada
ve denizde fesat meydana çıkar, Allah bu hallerinden vazgeçerler diye onlara
yaptıklarının bir kısmının cezasını tattırır.”
159. İnsanlarla iyi ve sağlam
dostluklar kurunuz.
Gerçek mümin iseniz aranızı
düzeltin, birbirinizle iyi geçinerek, sağlam bağlar ve iyi münasebetler
kurunuz. (irtibat, dostluk ve birlikteliklerinizi geliştiriniz)
Enfâl 1:”Siz gerçekten mümin iseniz,
Allah’tan korkun ve birbirinizle aranızı düzeltin. (Geçimsizlik yapmayın)
Allah’a ve Resulüne itaat edin.”
160. Devlet yönetimi.
Müslümanların
yönetimi farklıdır, başarılıdırlar,
örnek bir yönetim sergilerler, herkes memnun kalır.
Hacc 41:”Onlar, o müminlerdir ki, kendilerini yeryüzünde, iktidar mevkiine
getirirsek, namazı kılarlar, zekatı verirler, uygun olanı emrederler, fenalığı
yasak ederler. İşlerin sonu Allah’a aittir.”
161. İtaat. İnsana itaat edilmez.
İtaat Allah’a ve peygamberinedir.
Kula
kulluk edilmez, insan insana karşı hürdür, saygı sınırlı ve doğal olmalıdır.
Allah’ın huzurunda durulur gibi insanın huzurunda durulmaz, Allah’a saygı
gösterilir gibi insana saygı gösterilmez. Mümin şahsiyet sahibi olur.
Menfaatleri ve dünyalık çıkarları uğruna insanlar karşısında eğilip bükülmez,
tabii olur ve dik durur. Kendisi gibi bir insandan korkmaz.
Mü’minun
34:”Eğer kendiniz
gibi bir insana itaat edecek olursanız, o halde adanmış cahiller olursunuz”
(İdarecilere, memuru bulunduğu idarecinin uygun olan emirlerini yerine getirmek ayrı şeydir.)
162. Gericiler. İnkar edenler gericidirler.
Onlara
uyarsanız sizi İslam öncesi cahiliyet ve sapkınlık çağına götürürler.
Al-i
İmrân 149: ”Ey iman
edenler ! Eğer kafirlere itaat edecek olursanız, sizi geriye, kendi dinlerine
(cahiliyet çağına) çevirirler de Dünya ve Ahrette ziyana düşenlerin haline
dönersiniz.”
163. Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, ondan başka
kimseden korkmayın, kimseye güvenmeyin ve yardımı yalnızca O’ndan isteyin.
Nâhl
52: ”Göklerde ve
yerde olan O’nundur. Kulluk daima O’nadır. Allah’tan başkasından mı
sakınıyorsunuz.?”
Nâhl
53: ”Size gelen her
nimet Allah’tandır. Sonra bir sıkıntıya
uğradığınız da yalnız ona sığınırsınız.”
164. Dünya nimetleri Müminler
içindir. Allah Müslümanca yaşayasınız diye size her türlü nimetlerini
sunmaktadır.
Nâhl. 81: ”Allah yarattığı (ev,
ağaç, bulut gibi) şeylerden size gölgeler yaptı; size dağlardan siperler yaptı;
size, kendinizi sıcak ve soğuktan koruyacak elbiselerle, harpte sizi koruyacak
zırhlı giyim eşyası yaptı. İşte böylece Allah, üzerinizde olan nimetini
tamamlıyor ki, emirlerine boyun edip, itaat edesiniz.”
A’râf 32: “ De ki; Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti (elbiseleri)
temiz ve hoş rızkları kim haram etti? De ki, bu ziynet ve hoş rızk, Dünya
hayatında, iman edenler içindir. (Ancak
Kafirler de faydalanılır). Fakat kıyamet gününde müminlere aittir.”
165. Dünya meşguliyeti müminleri
Allah’a kulluktan alıkoymaz
Nûr: 37:”Nice adamlar vardır ki,
ne bir ticaret, ne de bir alışveriş (onları, gerçek müminleri) Allah'ı
anmaktan, namazı gereği üzere kılmaktan ve zekatı vermekten kendilerini
alıkoyamaz. Onlar bir günden korkarlar ki, o günde kalpler ve gözler korkudan
halden hale döner kıvranır.”
Nûr: 38: ”Çünkü Allah, kendilerine yaptıkları
işlerin en güzeli ile mükafat verecek ve fazlından da, onlara daha ziyadesini verecektir.
Allah dilediği kimseye hesapsız rızk verir.”
166. Dünya nimetleriyle Ahiret nimetlerinin
karşılaştırılması.
Ahiret
nimetleri, dünya nimetleri gibi sonlu değildir, devamlıdır.
Ankebût
64: ”Bu dünya
hayatı, ancak bir eğlence ve bir oyundan ibarettir. Ahret yurdu ise, ölmez
gerçek hayat işte budur. Eğer bilselerdi
(geçici dünya hayatını, ebedi
Ahret hayatına tercih etmezlerdi).
Kasas
60:”Size (dünya vasıtalarından) verilen şey, (kısa) dünya hayatının
istifadesi ve onun süsüdür. Allah katında olan (sevap ve Cennet) ise hem daha
hayırlı, hem de daha devamlıdır. (Dünya nimetleri gibi sona ermez) Artık
(Bâkinin faniden daha iyi olduğunu anlayıp) akıllanmayacak mısınız?”
167. Dünya hayatı - zenginlik ve mal.
Dünya
hayatı iyidir, Ahiret hayatı ise kat kat
daha iyidir. Akıllı bir Müslüman
Dünya hayatından faydalanır, ancak
kendini bilinçli ve ciddi bir şekilde Ahiret hayatına hazırlar. Dünya
hayatının güzelliklerine dalıp, Ahireti unutmak çok kötü bir aldanış ve
gaflettir.
En’âm
32:”Dünya hayatı, bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Elbette
Ahiret yurdu, takva sahipleri için daha hayırlıdır. Hala aklınız başınıza
gelmeyecek mi?
Hadid.
20: ”Biliniz ki
dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda böbürlenme, mal ve evlat
yönünden çoğalma yarışıdır. Bu bir yağmurun haline benzer ki, onun bitirdiği
nebat, çiftçilerin hoşuna gider. Sonra değişir, bir de onu sararmış görürsün.
Sonra da çerçöp olmuştur. İşte hayatı bu şekilde olan bir kimse için, ahrette
şiddetli bir azap; Müminler için ise, Allah’tan bir marifet ve bir rıza vardır.
Dünya hayatı ancak bir aldanış menfaatidir.”
168. Rızk: Rızk endişesine kapılmayın.
(Endişeye
kapılarak cimrilik yapmayın) hiç bir kimse, hiç bir
kimsenin nimet ve rızkına engel olamaz, ve
rızkını da sağlayamaz (rızkı veren de alan da Allah’tır)
Bakara
268: “Şeytan sizi, fakir olacaksınız diye korkutur; sizi cimrilik ve sadaka
vermemekle emreder. Allah kendi lütfundan size bir mağfiret ve fazla bir sevap
vaat ediyor. Allah’ın kudreti geniştir,
her şeyi kemaliyle bilendir.”
Fatır
2: “Allah’ın insanlara göndereceği herhangi bir rahmet ve
nimeti (rızkı) engelleyip tutacak (mani olacak) yoktur. Onun önlediğini de
arkadan salıverecek yoktur. O güçlüdür, hakimdir.”
169. Çalışmak ve dinlenmenin zamanı: Hem Dünya hem ahret
için çalışmak
Yunûs
67: “ O Allah’tır ki, içinde rahat edesiniz diye geceyi, çalışasınız diye
gündüzü aydınlık olarak, sizin için yarattı. Elbette bunda, Kuran-ı
dinleyecekler için birçok ibretler vardır.”
Kasas
77: “ Allah’ın sana verdiği mal ile Ahret yurdunu iste,
Dünyadan nasibini de unutma. Allah’ın
sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et...”
170. Cimrilik:
Cimrilik ve müsriflik yapmayın.
(Cimrilik
mümin için büyük bir günahtır, kıyamette hesabı sorulacaktır. Cimrilik edenler,
ellerinde tuttuklarını kar
sanmamalıdırlar.)
İsrâ
29: “ Elini boynuna
bağlı kılma (cimri olma) ve büsbütün de onu açıp israf etme ki, sonra kınanmış
olursun ve eli boş açıkta kalırsın.”
Al-i
İmrân 180: “Allah’ın fazlından
kendilerine verdiği şeye bahillik
(cimrilik) edenler, hiçbir zaman onu kendilerine hayır sanmasınlar.
Aksine bu kendileri için bir şeydir. Onların cimrilik ettikleri şey, kıyamet
günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah
bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”
171. İnsan nimet içindeyken Allah aklına gelmez, başına bir
musibet geldiğinde ise durmadan Allah’a
yalvarır.
(Nimetler içindeyken nankörlük etmeyin,
şükredin)
Fussilet
51:”Biz insana nimet verdiğimizde yüz çevirir, şükür ve duadan uzaklaşır.
Ona bir zarar dokunursa uzun uzadıya dualara başlar.”
172. Kur’an-ı Kerim.
Kuran’ın ayetleri birbirinin benzeri ve tekrarı şeklindedir;
Allah’tan korkanlar (Allah’ı sevenler) Kur’an okunduğunda tüyleri ürperir,
kalbi titrer, yumuşar, düşünmeye ve derhal emirlerine uymaya başlar.
Zümer
23:”Allah; ayetleri
birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden kitabı, sözlerin en güzeli olarak
indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu kitaptan tüfleri ürperir ve hem de
kalpleri Allah’ın zikrine yumuşar ve
yatışır. İşte bu kitap Allah’ın doğruluk
rehberidir, onunla istediğini doğru yola eriştirir. Allah kimi de saptırırsa artık
ona doğru yolu gösteren bulunmaz.”
173. Kur’an-ı Kerim okumakla emredilmiştir, insanlara bir
öğüttür ve kolaylaştırılmıştır.
Neml
92: ”Müslümanlardan
olmakla ve Kurdan okumakla emrolundum. Tebliğ etmekle kim doğru yolu bulmuşsa
yalnız kendisi için bulmuş olur. Kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. Dalâlete
düşene de ki; ben sadece uyaranlardan biriyim...
Kamer
17:” Ant olsun ki
Kuran’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık,
öğüt alan yok mudur?”
174. Kuran-ı Kerimi istediğiniz yerden ve konudan
okuyabilirsiniz
Müzemmil
20:”...Kuran-ı Kerim’den kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın, zekatı
verin, Allah’a güzel ödünç takdiminde bulunun.”
175. Allah’tan korkan ve O’nu seven öğüt alır,
korkmayan ise öğüt almaz ve emirlerini
dinlemez.
Alâ
9-10-11:”Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver. Allah’tan korkan öğüt
alacaktır. Bedbaht olan ondan kaçınacaktır.”
176. Kuran’ın sorumluluğunu yer, gök ve dağlar korkudan
alamayıp, insan bu sorumluluğu üstlenmiştir
Ahzâp
72: “Doğrusu biz bu emaneti
(Kuran’ı Allah’a itaati ve ibadetleri) göklere, yere, dağlara, teklif
ettik de, onlar bunu yüklenmekken (emaneti, sorumluluğu almaktan) çekindiler.
Korkup titremişlerdir. Pek zalim, (bu emanetin hakkını gözetmediğinden) çok
cahil olan insan ise onu yüklenmiştir.”
Haşr
21:”Eğer biz bu
Kur’an -ı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak o dağı; Allah korkusundan baş
eğmiş, parçalanmış görürdün. Bu temsiller yok mu, işte biz onları insanlar için
yapıyoruz; olur ki düşünürler...”
177. Güvenmek. İnananlar yalnız Allah’a güvensinler .
İnananların sahibi Allah’tır,
kâfirler ise başıboş bırakılmıştır, yardımcıları yoktur.
Âl-i
İmrân 160:”Allah
size yardım ederse sizi yenecek yoktur; eğer sizi yardımsız bırakıverirse,
O’ndan başka size kim yardım edebilir? İnananlar yalnız Allah’a güvensinler.”
178. Bir millet kendini düzeltmediği
sürece Allah da o milleti düzeltmez.
Allah
bir topluma verdiği nimeti, o toplum kendini bozmadıkça geri almaz.
Râd
11:”...muhakkak ki
Allah bir topluma verdiği nimeti, onlar kendilerindeki iyi hali fenalığa
çevirmedikçe bozmaz. Bir topluma da Allah bir kötülük diledi mi, artık onun
geri çevrilmesine hiçbir çare yoktur. O toplum için (kendilerine yardım edecek)
Allah’tan başka bir yardımcı da yoktur.”
179. Dininizi rahatça yaşayamıyorsanız başka yerlere göç
edebilirsiniz
Ankebût
56:”Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde güven
içinde olacağınız yere gidip, yalnız bana kulluk edin.”
180. Allah işlerini hakkıyla ve güzel yapanları sever.
Âl-i
İmrân 148:”...Allah
işlerini güzel yapanları sever ...”
181. İyilikler kötülükleri giderir.
Hûd
114:”...doğrusu
iyilikler kötülükleri giderir. Bu ibretle düşünenlere bir nasihattır.”
182. Müslüman, kardeşini kendine tercih eder.
Haşr
9: ”Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş
olan kimseler, kendilerine hicret edip, gelenleri severler, onlara verilenler
karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret
içerisinde bulunsalar bile onları kendilerinden önce tutarlar. Nefsinin
hırsından korunabilmiş olanlar ile saadete erenler işte bu kimselerdir.
183. İyiliklere, hayırlı işlere önder ve aracı olunuz. Kötü
işlere aracı olmayınız, engel olunuz.
Müslüman hayırlı işlerin ön
saflarında yer almak için yarışmalıdır, hayırlara motor olmalıdır.
Nisâ
85:”Kim iyi bir iş de aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır;
kim de kötü bir şey de aracılık yaparsa, ona o kötülüklerden hisse vardır.
Allah her şeyin karşılığını verir.”
184. Zulme, zalime ve işkenceye karşı koyunuz, suskun
(tarafsız) kalmayınız.
Hacc
39:”Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup
savaşmalarına izin verilmiştir.”
185. Düşmanınızı bilin ve takip edin. Düşmanınızın silâhıyla silahlanın. Düşmanlarınıza karşı hazırlıklı ve
düşmanlarınızdan daha sabırlı olunuz.
Nisâ
10:”Düşmanınız olan
kavmi (birliği) arayıp takip etmekte gevşeklik göstermeyin.”
Bakara
194:”Hürmetler
karşılıklıdır. Bunun için, kim sizin üzerinize saldırırsa, siz de aynen ona,
size yaptığı tecavüz gibi saldırın. Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah takva
sahipleriyle beraberdir.”
Âl-i
İmran 200: ”Ey
inananlar! Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır bulunun,
Allah’a karşı gelmekten sakının ki, başarıya erişebilesiniz.”
186. Denizler mürekkep olsa Allah’ın sözlerini yazmaya
yetişemez.
Kehf
109:”De ki;
Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da
katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi.”
187. Garbın anahtarları Allah’ın elindedir. Her şey, olmadan önce
lehv-i mahfuzda yazılmıştır.
Yeryüzünde Allah’ın izni, dilemesi
ve bilgisi dışında hiç bir şey gerçekleşmez. Bir saniye içerinde gerçekleşen
katrilyonlarca olayın her birisinden dahi yaratanın haberi vardır, Onun
izniyle, o olay gerçekleşir. O her şeye ol der ve her şey oluverir. Zengin ağa
olanlar ile iktidar mevkiine gelip her şeyi yönetenler de o makam ve mevkilere
Allah’ın dilemesi ve izniyle gelmişlerdir. Ve Allah isterse, dilerse bir
kalemde yok olur giderler.
En’âm 59:”Garbın anahtarları
Allah’ın katındadır. Onları, ancak Allah
bilir. Karada ve denizde ne varsa hepsini o bilir. Onun ilmi dışında bir yaprak
dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek tane, yaş ve kuru her şey
Allah’ın ilmindedir. (Leva-i
mahfuzdadır.)”
188. İçinizden iyiliği emredecek, insanları hayra çağıracak
bir topluluk bulunsun.
Âl-i
İmrân 104:”İçinizden insanları hayra
çağıracak, iyiliği emredecek, kötülüklerden alıkoyacak bir topluluk bulunsun!
İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”
189. Cihat.
Münafıklar
savaştan geri kalırlar, savaştan kaçmak kurtuluş değildir, ölüm sizi her yerde
bulur.
Enfâl 39: “Yeryüzünde fitne kalmayıp din, tamamıyla
Allah’ ın oluncaya kadar onlarla
savaşın, cihat yapın. Eğer küfürden vazgeçerlerse, Allah yaptıklarını görür ve
mükafatlarını verir”
Bakara 216: “Ey müminler; hoşunuza gitmediği halde, din
düşmanları ile savaşmak üzerinize farz kılındı. Olur ki bir şey hoşunuza
gitmezken sizin için, hayırlı olur ve bir şeyi sevdiğiniz halde o hakkınızda
şer olur. Allah bilir, siz bilemezsiniz”.
Cihatla ilgili diğer ayetler: Maide 33. Nisa: 77-78.
Nisa 89. Nisa102. Nisa 102.
Enfâl: 15-16.
Nisâ
77:”...onların
üzerine savaş farz kılınınca, içlerinden bir topluluk (münafıklar ve imanı
zayıf olan fasıklar) Allah’tan korkar gibi hatta daha şiddetli bir korku ile
insanlardan (düşmanlarından) korkarlar. Onlar; ey Rabbimiz, üzerimize şu savaşı
niye farz kıldın, ne olur bizi yakın bir vakte kadar geri bırakaydın! dediler.
Onlara şöyle de; Dünyanın zevki pek azdır. Ahiren ise sakınanlar için muhakkak
hayırlıdır ve kıl kadar haksızlığa uğramazsınız.”
Nisâ
78:”Her nerede
olursanız, ölüm size erişir; velev ki tahkim edilmiş yüksek kalelerde bulunun.”
(savaş halinde namaz: Nisâ 102,
yolculukta namaz: Nisâ 101).
Mâide:33 “ Allah’a ve peygamberine karşı
(Müslümanlara ve İslam’a karşı) savaşa kalkanlar ile (Müslümanlara hakaret,
iftira ve savaş açanlar) yeryüzünde fesada çalışanların cezası, ancak
öldürülmeleri, asılmaları, yahut sağ elleriyle sol ellerinin çaprazvari
kesilmesi, yahut da, bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. İşte bu ceza
onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Ahrette ise kendilerine büyük bir azap
vardır.(diğer ayet: Nisa.89)
190. Kâfirlerden (düşmanlarınızdan) korkmayın, kaçmayın
(savaş hilesi gereği olabilir)
Enfâl
15 - 16: ”Ey Müminler!
Toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkalarınızı çevirmeyin,
kaçmayın. Kim böyle bir günde kâfirlere arka çevirip kaçarsa - ancak tekrar
düşmana atılmak için kendini kaçar gibi göstererek aldatmak veya başka birliğe
katılıp savaşmak için müstesna - muhakkak ki o, Allah’ın gazabına uğramıştır. Onun yeri Cehennemdir ve
o ne kötü dönüş yeridir.”
Canları
ve mallarıyla cihat edenlerin mükafatları: Tevbe 88-89. Savaşta ihtiyarları,
çocukları ve hastaları öldürmeyin:Tövbe 91.
Cihada katılmamalarında günah olmayanlar: Fetih 17. İki Müslüman
birliğin birbirleriyle savaşmaları: Hucurat 9. Müşrikler zümresinden dostluk
edinenin durumu: Müntehine 9. Bakara 194. Savaşa gönüllü katılmak: Muhammed 31.
İlgili diğer ayetler: Mâide 33.
191. Din
düşmanlarıyla yer yüzünde fitne ve fesat çıkaranların durumları.
Mâide 33: “Allah’a ve Peygamberine karşı (Müslümanlara ve İslâm’a karşı) savaşa
kalkanlarla (Müslümanlara hakaret, iftira ederek savaş açanlar) yeryüzünde
fesada çalışanların cezası ancak öldürülmeleri, asılmaları, yahut sağ elleriyle
sol ayaklarının çaprazvari kesilmesi yahutta, bulundukları yerden sürgün
edilmeleridir. İşte bu ceza onların dünyadaki rüsvalığıdır. Ahrette ise
kendilerine büyük bir azap vardır.
(İlgili diğer ayet: Nisa: 89.)
192. Teslimiyet. İslâm’a tam teslim olunuz
Gerçek
bir Müslüman, malıyla, canıyla, zamanıyla, tüm yaşantısıyla İslam’a teslim
olmuş kişidir.
Bakara
155: “Ey müminler, sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan,
canlardan ve mahsullerden yana eksiltme ile ant olsun imtihan edeceğiz.
Sabredenlere mücadele.”
193. Ana baba hakkı. Anaya babaya çok güzel davranınız.
Lokman
14: “ Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye
etmişizdir. Annesi onu güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı.
Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bize (Allah’a) ve ana babana
şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur.”
İsra
23: “Rabbin kesin
olarak şunları emretti; Ancak kendisine ibadet edin, anaya babaya güzellikle
muamele edin, eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında ihtiyarlık haline
ulaşırsa, sakın onlara “öf” bile deme ve onları azarlama. İkisine de iyi ve
yumuşak söz söyle.”
İsra
24: “ İkisine de
acıyarak tevazu kanadını indir ve şöyle de; Ey Rabbim! Onlar, beni küçükken terbiye
edip yetiştirdikleri gibi, sende kendilerine merhamet et.”
194. Akrabalık bağlarını koruyunuz, diyalogu kesmeyiniz.
Nisâ
1: ”Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten (korkun) sakının...”
Bakara
83:”Anaya babaya,
akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik yapın insanlara güzellikle söyleyin,
namaz kılın zekatı verin.”
195. Akraba evliliği.
Ahzâb
50: ”Ey
Peygamber! Biz sana şunları helal
kıldık; Mehirlerini verdiğin zevcelerini, Allah’ın ganimet olarak sana ihsan ettiklerinden mülkün
olan cariyeyi ve seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halaların
kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını ve kendisini peygambere hibe
ettiği, peygamberin de diğer müminler dışında onu sırf kendisine has kılarak
nikahlamayı istediği taktirde mümin kadınları sana helal kıldık.”
196. Evlenme. İçinizdeki bekârları evlendiriniz.
Nûr
32: “Bir de
içinizden bekarları ve kölelerinizle cariyelerinizden salihleri (evlenme
durumunda olanları) evlendirin. Eğer fukara iseler Allah onlara fazlından rızık
ihtiyaçlarını giderir. Allah’ın ihsanı
geniştir.”
197. Erkekler kadınlar üzerine hakimdirler.
Nisâ
34: “Erkekler kadınlar üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini
(cihat, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır...”
198. Aile hayatı, kadının görevi ve eğitimi.
Nisâ
34:”...iyi kadınlar itaatkârdırlar ve Allah kendilerini koruduğu cihetle,
kocalarının gıyabında ırz ve mallarını muhafaza ederler. Fenalık ve
geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince; önce kendilerine öğüt verin.
Sonra uslanmazlarsa kendilerini, yataklarında yalnız bırakın. Yine
dinlemezlerse (hafifçe) dövün. Size itaat ettikleri takdirde kendilerini
incitmeye bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok büyüktür, çok yücedir.”
199. Ailenize, çocuklarınıza ve ehlinize namazı emrediniz.
Tahâ
132: ”(Ey resulüm)
ailene ve ümmetine namazı emret. Kendin de ona devam eyle . Biz senden bir rızk
(ailenin geçimini temin için çalışmanı) istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız.
Güzel akıbet takva sahiplerinindir.”
200. Allah dilediğine kız, dilediğine erkek evlât verir;
dilediğini de kısır bırakır.
Şûra
47-50:”Bütün
göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; dilediğini yaratır, dilediği kimseye kız
evlat verir. Yahut da, o evlatları erkekli dişili ikizler halinde verir. Dilediği
kimseyi de kısır bırakır. Muhakkak ki O alimdir, her şeyi bilir. Kadirdir,
herşeye gücü yeter.”
201.Cinsi münasebet ve çocuk sahibi
olmayı istemek (çoğalınız)
Bakara
223:”Kadınlarınız
çocuk yetiştiren ekin tarlanızdır. O halde tohum ekilen tarlanıza (ön tarafa)
nasıl isterseniz öyle girin.”
Bakara
187:”...şimdi
hanımlarınıza gecelerde mübaşerette (cinsi münasebet) bulunun ve Allah’ın sizler için mubah takdir ettiği üremeyi
isteyin.”
202. Şehitlik ve gazilik.
Şehitler ölmezler, en üstün mertebe sahibidirler
ve onlar Cennetliktirler.
Bakara
154:”Allah yolunda öldürülenlere; “Onlar ölülerdir” demeyin, hakikatte
onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.”
Ankebût
69:”Bize itaat
uğrunda mücadele edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı
gösteririz...”
Nisâ
74:”O halde Dünya
hayatı yerine Ahireti satın alanlar, Allah yolunda savaş etsin. Kim Allah
yolunda savaşır da öldürülürse, yahut düşmanına üstün gelirse, ona pek büyük
bir mükafat vereceğiz.”
203. Din düşmanlarının cenaze namazları kılınmaz.
İslâm düşmanlarının cenaze namazını
kıldırmak ve kılmak, onları Allah’ın
bağışlaması için dua etmek mümine yasaklanmıştır.
Tevbe
84:”Münafıklardan
ölen hiçbir kimse üzerine, hiçbir zaman namaz kılma; kabri başında durma. Çünkü
onlar, Allah’ı ve Resulünü tanımadılar ve kâfir olarak can verdiler.”
Tevbe
113:”Müşriklerin cehennemlik oldukları (küfür üzereyken öldükleri)
müminlere belli olduktan sonra – bunlar akraba bile olsalar – artık onlar için,
ne peygamberin ne de mümin olanların mağfiret dilemeleri yoktur.”
204-
Müslümanların birbiriyle savaşmaları.
Hucûrat 9: “Eğer müminlerden iki birlik çarpışırlarsa, hemen aralarını
düzelterek barıştırın. Eğer onlardan biri (Allah’ ın hükmüne razı olmayarak) tecavüz ediyorsa, o
vakit tecavüz edenle, Allah’ ın emrine
dönünceye kadar savaşın (sonunda teslim olur, Allah’ ın emrine) dönerse, yine adaletle aralarını
düzeltin ve hep adaletle iş görün; çünkü Allah adaletli davrananları sever.”
205.
Kâfirlerle dost olanlar ve dost olmak için yarışan nifakçıların durumları.
Müntehine 9: “Allah, sizi, ancak din hususunda sizinle savaşan ve sizi
yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarmanıza yardım eden kimselerden, onlara dostluk
etmenizden men eder. Kim de onlarla dostluk ederse, işte onlar, zalimlerdir”.
Mâide 52: “Onun için, kalplerinde nifak hastalığı olanları görürsün
ki, kafirlerle dostluk yapmak hususunda yarışırlar. Korkarız bir zaman inkılabı
ile İslam mağlup olur derler. Fakat yakındır ki; Allah Müslümanlara zaferi veya
kendi katından bir emri (münafıkların açığa vurulması emrini) getirir de
nefislerinde, gizlediklerine pişman olurlar”.
Mâide 51: “Ey iman edenler! Yahudilerle Hıristiyanları dost
edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. İçinizden kim onları dost veya
yardımcı edinirse, o da onlardandır. Allah, düşmana dostluk etmekle nefislerine
zulmedenleri hak yoluna eriştirmez”.
206. Dünya, bir imtihan yeridir, Ahretin tarlasıdır.
Enbiya
35:”Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle
deneyeceğiz. Hepiniz sonunda bize
döndürüleceksiniz.”
Şûra
20: ”Kim Ahret sevabını isterse, onun sevabını arttırırız. Kim de dünya
menfaatini isterse, ona da ondan veririz; fakat ona Ahrette hiçbir nasip
yoktur.”
207. Mallarını hayra harcayanların mükafatları. Onlara korku
yoktur, ve onlar mahzun da olmazlar.
Bakara
274:”Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikar hayra harcayan kimseler var
ya; işte onların, Rableri katında ecirleri (mükafatları) vardır. Onlara hiçbir
korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.”
208. Rızk: Tüm canlıların rızkını Allah verir, rızk
endişesine kapılmayın.
Hûd
6:”Yerde yürüyen ne kadar canlı var ise, hepsinin rızkı ancak Allah’a
aittir.”
Bakara
268:”Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur, cimrilik ve sadaka
vermemekle size emreder.”
209. Cömert olunuz, cimri olmayınız. malını, hayırlı işlere
harcamayanlar, onu kendilerine kar saymasınlar.
İsra
29:”Elini boynuna bağlı kılma (cimri olma) ve büsbütün de onu açıp israf
etme ki, kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.”
Al-i
İmrân 180:”Allah’ın fazlından
kendilerine verdiği şeye Bahillik (cimrilik) edenler, hiçbir zaman onu
kendilerine hayır sanmasınlar. Aksine bu kendileri için şerdir. Onların
cimrilik ettiği şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır.”
210. Harcamada ölçülü olunuz. Gösteriş için harcayanları
Allah sevmez.
Furkan 67:”Onlar ki, harcadıkları zaman israf
etmezler, sıkılık da yapmazlar; ve harcamaları bu ikisi arası ortalama olur.”
Nisâ
38:”Allah ve Ahiren
gününe iman etmedikleri halde mallarını, insanlara gösteriş için harcayanları
da Allah sevmez.”
A’râf
31:”...Yeyin, için,
israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
211. Sadaka veriniz ve bağış yapınız, Allah cömertlere
bolluk verir, şeytan ise fakirlikle korkutur.
Bakara
177:”...Allah
sevgisi üzere, yahut mala olan sevgisine rağmen malı (fakir) akrabaya,
yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere köle ve esirlere harcayan,
namazı gereği gibi kılan ve zekatı veren...işte bu vasıfları taşıyanlar, Hak’ka
uyan sadıklardır ve bunlar takva sahipleridir.”
Bakara
268: ”Şeytan, sizi,
fakir olacaksınız diye korkutur; size cimrilik ve sadaka vermemekle emreder.
Allah size kendi lutfundan bir marifet ve fazla bir sevap vaat ediyor.”
212. Mal ve mülk sahibi olmak. Herkes mal ve mülkünün
emanetçisidir, onların gerçek sahibi ise Allah’tır.
Yûnus
55: ”Biliniz ki,
göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır.”
213. Allah’ın verdiği
nimetlere karşı şükrediniz, nankörlük etmeyiniz.
Secde
9:”...sizin için
kulaklar, gözler, kalpler (ve daha nice nice saymakla bitiremeyeceğiniz
güzellikler ve nimetler) yarattı. Bütün bu nimetlere karşılık) şükrünüz pek
az...(Nankörlüğünüz fazla)”
214. Allah herkese gücünün yeteceği kadar teklif etmiştir.
Allah insanoğluna sabır ve tahammül edemeyeceği sorumluluk yüklememiştir.
Nisâ
28:”İnsan zayıf
yaratılmış olduğundan, Allah sizden yükü hafifletmek ister.”
Bakara
286:”Allah bir kimseye, ancak gücü yettiği kadar teklif eder. Herkesin
kazandığı hayrın sevabı kendine ve yaptığı fenalığın zararı da yine onadır.
215. Çalışmak, iş yapmak.
Boşa vakit geçirmeyiniz. Çalışmak da bir ibadettir,
Allah’ın emridir. Vaktini ve zaman
sermayesini boşa harcayanlar ziyandadır.
İnşirâh
7:”O halde, (memur bulunduğun bir işi bitirip) boşaldın mı, (yine başka bir
iş ve ibadet için) kalk yorul.”
(Ancak;
Allah’ın emirlerini yerine getirenlerin,
yaptığı bütün işlere de ibadet sevabı verilir.)
216. İman, güzel amel ve Allah yolunda çile ile
süslenmelidir.
Amelsiz ve çilesiz imanın
önemli bir geçerliliği yoktur.
Amelsiz ve çilesiz iman içi boş
çuvala benzer. İman etmiş olanlar, sadece inanmakla, hiçbir iyi amel
yapmadan, kulluk vazifesini ve imanının
pratiklerini yerine getirmeden, Allah
yolunda çile çekip mücadele etmeden kurtulamazlar.
Ankebût
2:”O insanlar
sandılar mı ki, ‘iman ettik’ demeleriyle bırakılacaklar da imtihana
çekilmeyecekler.”
Bakara
214:”Sizden önce
gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden Cennete gireceğinizi mi sandınız?”
Hadîd
16:”İman edenlere,
vakit gelmedi mi ki, kalpleri Allah’ın
zikrine ve inen Kur’an’a saygı ile yumuşasın; ve bundan önce kendilerine
kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçip de kalpleri katılaşmış ve
çoğu fıska dalmış bulunanlar gibi olmasınlar.”
217. Zorda kalanlara yardım ediniz, koruyup kollayınız.
Zalimlerin elinden Müslümanları
niçin kurtarmıyorsunuz? dininize, vatanınıza, milletinize ve zulümde olan
insanlara sahip çıkınız, onları gözetip koruyunuz.
Nisâ
75 :”Size ne oluyor da, “Rabbimiz! Halkı zalim olan bu şehirden bizi
kurtar, katından bize bir sahip gönder, bir yardımcı yolla” diyen zavallı
çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz.”
218. Adalet ve zulüm: Zulüm ve fenalık değil,
adalet ve ihsan yapınız.
Nîsâ 58:”Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar
arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder.”
Nâhl 90: ”Muhakkak ki Allah, adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi
emrediyor. Zinadan, fenalıklardan ve insanlara zulüm yapmaktan da nehyediyor.
Size böylece öğüt veriyor ki, benimseyip tutasınız.”
Mâide 8:”…bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe
götürmesin. Adaletli olun ki, o takvaya
en çok yakın olandır.”
219. Davası ve gayesi olmayan Müslüman olmamalı.
Davamız hakkı, adaleti, barış ve huzuru hakim kılma ve İlay-ı Kelimetullah davası olmalıdır.
Mâide 8:”Ey müminler! Allah için hakkı ayakta tutan
hakimler ve adaletle şahitlik eden kimseler olun.”
220. Ecel. Herkesin ecel
günü bellidir, Allah’ın bilgisindedir.
A’râf 34:”Her ümmet için takdir edilen bir
zaman (ecel) var. Müddetleri gelince bir
an geri kalmazlar ve öne de geçmezler.” (Hicri: 5’e de bakabilirsiniz).
221. Kurtuluş İslâmdadır. Allah’a itaat eden ve
hayır yapan kurtulur.
İman edip Salih ameller işleyenler kurtulanlardır. Onların
mükafatları And cennetleridir.
Hacc 77:”Ey iman edenler! Rükû edin; secde edin; Rabbinize ibadet
edin ve hayır yapın ki, kurtulabilesiniz.”
Beyyine 7:”Doğrusu iman edip de salih ameller işleyenler;
işte bunlar da yaratıkların en hayırlısı
olanlardır.”
Beyyine 8:”Onların mükâfatı, Rableri katında (ağaçları)
altından ırmaklar akan and cennetleridir; içlerinde ebedi olarak kalacaklardır.
Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan hoşnut…”
222. Dinde ahkâm
kesenlerin durumu.
Bilip bilmeden İslâm ile ilgili her konuda hüküm verenler ile,
helâl ve haram hakkında sağlam bir kaynağa dayanmadan konuşan ve yanlış bilgi vererek insanları
yanıltanların durumları çok kötüdür.
Nâhl 116: ”Dillerinizin ‘bu helâldir, şu haramdır’
diye yalan olarak vasıflandırdığı şeyi söylemeyin ki, Allah’a yalan iftira
etmiş olursunuz. Şüphe yok ki, Allah’a yalan uyduranlar, asla kurtulamazlar.”
Nâhl 117:”Onlar için dünyada pek az bir menfaat vardır,
Ahirette ise çok acıklı bir azap vardır.”
Âl-i İmrân 94:”Artık bu delilden sonra helâl ve haram
hakkında kim Allah’a karşı yalan söyleyip iftira ederse, işte onlar
zalimlerdir.”
223. Helâli haram
etmeyin.
Allah’ın size helâl kıldığı nimeti,
kendinize haram etmeyin.
Mâide 87:”Ey iman edenler! Allah’ın size helal
kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı gitmeyin.
Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.
Mâide 88:”Allah’ın size rızk olarak verdiği nimetlerden
helal ve hoş olarak yeyin.”
224. Alay etmek. Birbirinizle alay etmeyiniz,
ayıplamayınız, lâkap takıp kusur aramayınız.
Hucurât 11:”Ey iman edenler; bir kavim, diğer bir kavimle
alay etmesin; olur ki, alay edenler kendilerinden daha hayırlı bulunurlar. Bir
takım kadınlar da diğer kadınlarla eğlenmesin; olur ki eğlenceye alınanlar
kendilerinden daha hayırlı olurlar. Hem
birbirinizi ayıplamayın ve kötü lâkaplarla atışmayın. İmandan sonra fasıklıkla
adlanmak ne kötü isimdir. Kim de tövbe etmezse işte onlar kendilerine
zulmedenlerdir.”
225. İslâm hakkında boş ve lüzumsuz soru lardan
kaçınınız.
Önce dinin ana
hükümlerini öğrenip tatbik ediniz, çok fazla teferruata ve gerek olmayacak tarzdaki ayrıntılara
girmeyiniz, kafa yormayınız.
Mâide 101-102:”Ey iman edenler! Öyle şeylerden
peygambere sormayın ki, size açıklanırsa fenanıza gidecektir. Halbuki Kur’an
indirilirken sorarsanız onlar size açılır, meydana çıkar. (Önceki ümmetlerin
helâkı peygamberine çok soru sormaları ve ihtilafları yüzünden olmuştur) Allah
şimdiye kadar ki sorularınızı bağışladı. Allah çok bağışlayıcıdır, azabında
aceleci değildir.
Mâide 102:”Doğrusu sizden önce bir kavim, öyle (lüzumsuz)
şeyleri sordu da, sonra o yüzden kâfir oldular.”
226. Davete icabet ediniz. Davet olunmadığınız
yerlere gitmekten kaçınınız.
Evlere randevusuz gitmeyiniz,
gittiğiniz yerde İslâm’i ölçülere ve oranın kurallarına göre hareket ediniz,
özel mekanlar ve aile hayatı kutsaldır.
En’fal 24:”Ey müminler! Peygamber
size hayat verecek olan şeriat emirlerine davet ettiği zaman, Allah’a ve
Resulüne icabet edin.”
Ahzâb 53: ”Ey inanlar!
Peygamberin evlerine yemeğe çağrılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat
davet edilirseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip
oturmayın. Bu haliniz Peygamberi üzüyor, o da size bir şey söylemeye
çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin eşlerinden bir şey
isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de,
onların gönülleri de daha temiz kalır.”
227. Kadınların sesi, konuşma şekli, oturma
adabı ve ciddiyeti.
Kadınların erkeklerin bulunduğu topluluk içinde eğlenip oyun
oynamaları, şarkı ve türkü söylemeleri uygun
değildir.
Ahzâb 32: ”Ey peygamberin hanımları, sizler herhangi bir
kadın gibi değilsiniz. Allah’tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa kalbi
bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder. Daima ciddi ve ağır başlı söz söyleyin.”
Ahzâb 33:”Evlerinizde oturun. Eski cahiliyyede olduğu
gibi, açılıp saçılmayın, namazı kılın, zekâtı verin.”
Kadınlar belirli edep çerçevelerine uymak koşuluyla;
çeşitli işlerde çalışabilirler, sosyal
hayatın her safhasında yer alabilirler. Siyasette ve sivil toplum
kuruluşlarında, istişare mekanizmaları ve devlet yönetiminde de pekala
bulunabilirler. İslam buna engel değildir.
228. Kabir hayatı. Günahkârların ve takva sahibi
müminlerin kabir hayatları.
Mü’min 46:”Onlar (kabirlerinde kıyamet gününe kadar)
sabah ve akşam ateşe arzedilecekler. Kıyamet koptuğu gün de: Firavun kavmini en
şiddetli azaba sokun! denilecektir.
İbrâhim 27:”Allah iman edenleri hem Dünyada, hem kabirde
sabit söz olan şahadet kelimesi ile tespit eder; tevhide bağlı kılar. Allah
zalimleri şaşırtır ve dilediğini yapar.”
En’am 98:”Sizi tek bir nefisten
yaratan O’dur. Böylece size, dünyada bir parça karar yeri ve kabirde muvakkaten
bir mühlet durmak vardır. Biz anlayan kimselere ayet ve alâmetleri açıkça
bildirdik.”
229. İnsanın ve cin’in
yaratılışı.
Hicr 26 - 27:”And olsun ki, biz insanı kuru bir
çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. Cin yaratığını da daha önce
şiddetli ateşten yarattık.”
230. Büyücüleri ve falcıları Allah
lânetlemiştir. Büyücü ve falcılara inanmak haramdır.
Bakara 102:”…Allah’ın izni olmadıkça sihirbazların
büyüsü ve sihiri hiç bir kimseye zarar verici değildir. Onlar (Yahudiler ve
şeytanlar) ise, kendilerini zarara sokacak ve hiçbir fayda vermeyecek şeyleri
öğreniyorlardı.”
Bakara 102:”…And olsun, onlar biliyorlar ki, sihiri satın
alan kimse için Ahirette bir nasip yoktur. Onlar sihir yapmayı benimsemekle
nefeslerini ne kötü şeye satmış olduklarını eğer bilseler…”
Mâide 90:”…Fal okları hep şeytanın işinden pis birer
şeydir. Onun için bunlardan sakının ki, kurtulasınız.”
231. Kimseyi kâfirlik ve münafıklıkla itham
etmeyin.
Araştırıp incelemeden ve
emin olmadan, Mümini kâfir olmakla itham etmeyin. Kafir olsa bile size iyi davranıyor ise siz
de onlara güzel mukabelede bulunun. Kâfirler
konuşmalarından ve görünümlerinden belli olurlar.
Nisâ 94:”Ey müminler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman Mümin’i
kâfirden ayırmak için iyice araştırın. Size İslâm selâmı veren kimseye dünya
hayatının geçici nimet ve
menfaatine göz dikerek,
SEN MÜMİN DEĞİLSİN (Kâfir olduğunu söylemek) demeyin. Allah katında çok
ganimetler var. İslâm’a ilk önce girdiğiniz zaman, siz de öyle idiniz. Sonra
Allah size, iman ve istikameti lütfetti. Onun için iyice anlayınız.”
Muhammed 30: ”Eğer dileseydik, biz Ey Muhammet, onları sana
gösterirdik; sen de onları simalarından tanırdın. Muhakkak sen onları
sözlerinin üslûbundan da tanırsın. Allah işlediklerinizi (amellerinizi) bilir.”
232. İslâm dininden dönenlerin halleri.
Mürtetler’in yani İslâm’dan sonra küfrü seçenlerin,
öncesinde yaptığı bütün hayırlar boşa
gitmiştir ve onlar Cehennemin odunudurlar. Hayvanlardan da aşağılık
mahlûklardır.
Bakara 217:”Sizden kim dininden döner de kâfir olarak
ölürse, bu gibilerin yaptığı iyi şeyler, Dünyada da, Ahirette de boşa
gitmiştir; ve onlar Cehennem ehli olup, orada ebedi olarak kalırlar.”
Tîn 4-5:”Biz gerçekten insanı en güzel bir biçimde
yarattık. Sonra onu (küfre varınca) aşağıların da(hayvanlardan aşağı) aşağısına
çevirdik.”
233. İnsanın mükemmellik ve aşağılık
durumları.
İnsan; hiç eksiği ve fazlası olmayacak bir tarzda,
yaratıcı tarafından en mükemmel bir
şekilde yaratılmıştır. Yine aynı insan, kendi isteği ve iradesiyle
hayvanlardan da aşağılık bir seviyeye de inebilmektedir.
Tîn 4-5:”Biz gerçekten insanı (noksansız, dört dörtlük) en güzel
bir biçimde yarattık. Sonra onu, (kötü ve çirkin amelleriyle, küfre varınca)
aşağıların da aşağısına (hayvanlardan da aşağılık bir seviyeye) çevirdik.”
234. Kısas. Adam öldürmek.
Haksız yere bir insanı
öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Kısasta diyet daha hayırlıdır.
Kimse, tek başına, kimseyi yargılama,
hüküm verme ve öldürme hakkına sahip değildir. Hükmü kanunlar ve mahkemeler
verir.
Mâide 32:”… kim kısas gerekmeksizin (haksız yere) veya
yeryüzünde fesat (şirk, İslama ve Müslümanlara hakaret) olmaksızın bir kimseyi
öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu kurtarırsa bütün
insanları kurtarmış gibi olur.”
Bakara 178: ”Ey iman edenler; (kasten) öldürülmüşler için
size kısas (misilleme yapmak) farz kılındı. Hür ile hür, köle ile köle, kadın
ile kadın kısas olunur. (ölen Müslüman olduğu halde, öldüren hür köle ve kadın
her kimse kısas olunur, yani öldürdüğüne karşılık öldürülür). Öldürülmüş olanın
kardeşinden (verese ve velisinden) katilin lehine olacak bir şey bağışlansa da
kısas düşürülse, ölünün velisi, hakkında ziyade olmayarak, örfe göre diyet
almalıdır; katil de maktulün velisine, icap eden diyeti güzel bir biçimde
ödemelidir. İşte böyle affederek diyet almak, Rabbiniz katından size kolaylık
ve bir merhamettir. Kim bu bağışlama ve diyeti alıştan sonra katil veya katilin
akrabasıyla düşmanlık yaparak tecavüzde bulunursa, onun için Ahirette çok
acıklı bir azap vardır.
Bakara 179: ”Ve bu kısasta sizin için bir hayat vardır, ey
tam akıl sahipleri, (umulur ki sakınasınız) gerek ki haksız yere adam
öldürmekten korunursunuz.”
235. İntihar etmek büyük
bir günahtır.
Nisâ 29:”…herhangi bir sebeple nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz
ki Allah çok merhametlidir.”
236. Temiz ve güzel giyininiz. Allah’ın bütün
nimetlerinden en iyi şekilde
yararlanınız ve yararlandırınız.
A’râf 31:”Ey Adem oğulları; her namazınızda süslü
elbisenizi giyinin, yeyin, için, israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri
sevmez.”
A’râf 32:”…de ki, bu ziynet ve hoş rızık, Dünya hayatında, iman edenler
içindir.”
Yunûs 55:”Biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi
Allah’ındır…”
Mâide 87:”Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı
nimetlerin temiz ve hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı gitmeyin. Çünkü
Allah aşırı gidenleri sevmez.”
Müddessir 14:”Elbiseni de (daima) temiz tut.”
237. Ortaklık. Gerçek iman ve amel sahibi
kişilerle ortaklık yapınız.
Şuursuz ve sahtekârlığa
meyilli kişiler ile ortaklık yürümez.
Bir insanı bir kez deneyiniz. Kötü ve
güvenilmez kişilerle hiçbir işe girmeyiniz.
Sâ’d 24:”…gerçekten, ortakların çoğu birbirine haksızlık eder;
ancak iman edip de salih ameller işleyenler müstesnadır. Onlar da ne kadar
azdır.”
238. Teşkilatçılık, idarecilik.
Gerçek müminler; disiplinlidirler, itaatkârdırlar,
teşkilatçıdırlar, sivil toplumcu ve sosyaldırlar, birbirine bağlı ve
saygılıdırlar, izinsiz bir yerden ayrılmazlar, hayırlı işler için mazeret
üretip geri kalmazlar, işlerinde birlikte hareket ederler.
Nûr 62:”Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki, Allah’a
ve Resulüne iman etmişler ve toplu bir iş de bulundukları vakit de Peygamberden
izin almadıkça bırakıp gitmezler. Doğrusu senden izin isteyenler, Allah’a ve
Resulüne iman eden kimselerdir. Bu bakımdan bazı işleri için senden izin
istediklerinde sen de onlardan dilediğin kimseye izin ver.”
Tevbe 44:”Allah’a ve Ahiret gününe inananlar, mallarıyla,
canlarıyla savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin
istemezler. Allah sakınanları bilir.”
Tevbe 45:”Ancak Allah’a ve Ahret gününe inanmayan,
kalpleri şüpheye düşüp şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.”
Nisâ 59:”Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden
olan idarecilere de itaat edin…” (İtaat Allah’a itaat edenedir. Kâfir, münafık,
fasık idareciye ya da Müslüman olduğu halde İslâma aykırı bir emir verenin
emrine itaat olunmaz)
Enfâl 24:”Ey müminler; Peygamber sizi hayat verecek olan
şeriat emirlerine davet ettiği zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin…”
239. Kâfirlerle dostluk yapanlar ve nifakçıların
durumları.
Gizli ve aşikar olarak,
İslam toplumunun içerisindeki nifakçılar, kâfirlerle dostluk kurup,
ittifak ederek İslam’a ve Müslümanlara karşı savaş açarlar, mağlûp etmeye,
engel olmaya çalışırlar. Kafirler istemese de Allah yeryüzünde nurunu
tamamlayacaktır. Müslümanların düşmanları eninde sonunda mağlup olacak ve cezalarını bulacaklardır.
Mâide 52:”Onun için kalplerinde nifak hastalığı
olanları görürsün ki, kâfirlerle dostluk yapmak hususunda yarışırlar. Korkarız
ki bir zaman inkılâbı ile İslâm mağlûp olur, derler. Fakat yakındır ki, Allah
Müslümanlara zaferi veya kendi katından bir emri getirir de nefislerinde
gizlediklerine pişman olurlar.”
Tevbe 32: ”Onlar, Allah’ın nurunu (şeriatını) ağızlarıyla
(sözleriyle) söndürmek istiyorlar. Fakat kafirler hoşlanmasalar bile, Allah,
muhakkak nurunu tamamlayacaktır.”
Nur 55: “Sizden iman edip de salih ameller
işleyenlere, Allah şöyle vaat buyurdu: Yemin olsun ki, kendilerinden evvel
gelen İsrail oğullarını nasıl kafirlerin yerine getirdi ise, onları da
kafirlerin arazisine getirecek (hakim kılacak) ve onlara, kendileri için
seçtiği dinlerini (İslam’ı) kuvvetlendirip, icra imkanı verecek, onları
korkularının arkasından muhakkak emniyete kavuşturacaktır. (Allah Müslümanların
düşmanlarını helak edecektir).
240.
Kâfirlerin sahibi yoktur, müslümanların sahibi ve koruyucusu ise Allah’tır.
Kâfirlerin ve İslam düşmanlarının dostları kendileri gibi sapık
olanlar ve şeytanlardır. Müminlerin ise sahibi Allah’tır. Allah gerçek iman etmiş
olanları korur.
Muhammed 11: ”Çünkü Allah inananların sahibidir.
Kafirlerin ise sahibi yoktur.”
Enfâl 66:”...şimdi sizden sabredecek (gerçek iman
sahibi) yüz kişi olursa iki yüzü yenerler. Eğer sizden bin olursa,
Allah’ın izniyle iki bine galebe çalarlar.
Allah sabredenlerle beraberdir.”
241. Diyalog ve iletişim.
Müslüman herkesle iyi bir
diyalog ve iletişim içerisinde olur,
sosyaldir, tatlı dil ve güler yüzle gönülleri fetheder. Cahillerden, kötü ve
cahil kişililerden uzak durur. Mütevazı
ve alçak gönüllüdür. Herkesin seviyesine göre hareket eder. Sevilen, saygı
duyulan ve güvenilen bir kişilik ve
karakter sahibi olur.
Enfâl 63:” Ve kalplerinin arasını sevgi ile
birleştirdi.Yoksa yeryüzünde ne varsa
harcasaydın, yine onların kalplerini birleştiremezdin. Fakat Allah onların
aralarını sevgi ile birleştirdi. Çünkü Allah her şeye galiptir, hükmünde hikmet
sahibidir.”
Furkan 63:”Allah’ın makbul kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile
yürürler. Kendilerine cahiller laf attıklarında Allah size selamet versin’
derler.”
242. Hastalık ve
musibetlerle imtihan.
Allah insanları hastalık ve musibetlerle çeşitli
şekillerde
imtihan eder.
En’am 42 ”Ant olsun ki, biz, senden önce bir takım
ümmetlere peygamberler gönderdik; dinlemediler de onları, şiddet ve
zaruretlerle kıvrandırdık...olur ki yalvarırlar.”
En’am 43:”Hiç olmazsa, böyle şiddetimiz onlara geldiği
zaman, bari yalvarsaydılar! Fakat kalpleri katılaşmış, şeytan da bütün
yaptıklarını, kendilerine süslü göstermişti.”
Nisâ 144:”Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da
kâfirleri (kuklaları, onların dostlarını) veli edinmeyin (başınıza idareci
olarak geçirmeyin). Azabınızı gerektirecek açık bir hüccet Allah’a vermek ister
misiniz?”
243. Tevbe.
Allah samimi ve bir daha bozulmamak üzere yapılan tevbeleri kabul eder.
Pişmanlık duyularak ve bir
daha işlenmemek düşüncesi ve kararlılığıyla yapılan tövbeler makbul olandır ve
kabulü kesin olan tövbelerdir. Tevbe samimiyet ve ciddiyetten uzak bir şekilde
yapılmamalıdır. Son nefeste tövbe kabul edilmez.
Tahrim 8: “Ey iman edenler! Allah’a öyle tövbe edin ki,
tam bir pişmanlıkla, halis bir tövbe olsun; olur ki Rabbiniz, kötülüklerinizi
örter ve sizi (ağaçları) altından ırmaklar akan cennetine koyar.”
Nisâ 17: “Ancak Allah’ın kabul edeceğini vaat buyurduğu tevbe, o
kimseler içindir ki, cahillikle bir kabahat yaparlar da sonra çok geçmeden
tevbe ederler. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah ihlâsla
teybe edenleri hakkıyla bilicidir.”
Zor kabul edilen tevbe:
Tahrim 8:”...Allah’a öyle teybe edin ki, tam bir
pişmanlıkla, halis bir tevbe olsun.”
Kabul Edilmeyen Tevbe:
Nisâ 18:”O kimseler ki, kötü işlerde ısrar ederken, onlardan birine
ölüm gelip hayattan ümidini kesince; ben şimdi tevbe ettim der, o kimseler için
tevbe yok (tevbesi makbul değildir). Kafir oldukları halde ölenlere de tövbe
yok. İşte biz onlar için Ahirette acıklı bir azap hazırlamışızdır.”
244. Sevap ve günah: Sevabın on mislisi günahın da bir mislisi
yazılır. (bire on misli sevap verilir)
Allah’ın rızasını kazanmak için devamlı iyilik yapılmalı,
sevap kazanılmalıdır. Çünkü sevapta bire
on misli ecir verilmektedir.
En’âm 160:”Kim bir hayırlı ve güzel bir amelle gelirse,
ona on misli sevap verilir. Kim de bir günah ile gelirse ona ancak misli ile
(günahı kadarla) ceza edilir. Onlar (gerek iyilik, gerek kötülük yapanlar)
haksızlığa uğratılmaz.”
245. Büyüklük taslayanları, kibirli kişileri Allah da, onun kulları da sevmez.
İnsanlar arasında ; malıyla, makamı ve
mevkisiyle, tahsiliyle, ırkı ve sınıfıyla farklı havalara girenler, kibirlenip
böbürlenenler, insanları hakir ve küçük görenler, halka tepeden bakanlar ve
büyüklük taslayanlar kötü kimselerdir. Allah bu tür kimseleri sevmez,
Müslümanlarda bu tür özelliklerin hiç birisi bulunmaz, insanlar bu tür
şahsiyetlerden asla hoşnut olmazlar
onları aralarından tecrit
ederler, dışlarlar. Müslümanlar ve iyi insanlar; alçak gönüllü ve
mütevazidirler. Ayakları yere basar, toplumun hoş görmeyeceği hal ve hareket
içerisinde olmazlar.
Lokman 18:” (Kibirlilerin yaptığı gibi) İnsanlara yüzünün
yanını çevirme ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp,
övünenleri sevmez.
Nisâ 86:”Allah, kurumlu ve böbürlenen kimseleri sevmez.”
246. Hilekârlık:
Müslümanlara karşı hilekarlık yapıp, tuzak kuranların ve çifte standart
uygulayanların cezaları.
Allah hilekarların ve
fenalık tuzaklarını kuranların tuzaklarını başlarına kakıvericidir.
Rab 42: “Onlardan önceki kâfirler de peygamberlerine karşı hile ve
tuzaklar kurdular; fakat bütün hilelerin cezası ancak Allah’a mahsustur. Her
nefsin ne yapacağını O bilir. Kafirler de, yakında bu dünyanın sonu kimindir
bilecektir.”
Nâhl 45: “Artık fenalık tuzaklarını kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden, yahut
bilemeyecekleri taraftan kendilerine azap inmesinden emin mi oldular.”
247. Haset ve kıskançlık.
Haset, kıskançlık ve çekememezlik Müslümanlara
değil, münafık ve kafirlere has bir özelliktir.
Felâk 5:”Bir de hasedini meydana çıkarıp, gereğini
yapmaya koyulduğu zaman, kıskananın şerrinden... (Allah’a sığınırım,
yalvarırım).
Bakara 105:”Ne ehli kitaptan olan kâfirler, ne de
müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini sevmez ve istemezler. Allah
nübüvvet ve vahyi, rahmetiyle dilediği kimseye tahsis eder. Allah büyük ihsan
sahibidir.
”(Bakara 109, Nisa 54, Felâk
5, Al-i İmran 180’e de bakabilirsiniz).
248. İyi hali de, kötü
hali de veren Allah’tır.
İnsan Rabbine karşı nankörlük etmemelidir. Hayrı ve şerri imtihan
için veren Allah’tır.
Hûd 9:”İnsanoğluna tarafımızdan bir rahmet (sıhhat ve zenginlik)
tattırıp da sonra bunu çekip alıversek, şüphesiz ki o, Allah’ın ihsanından tamamen ümidini kesen, evvelki
nimeti unutan, nankör bir kimse olur.”
Hûd 10: ”Fakat ona dokunan bir dertten sonra,
kendisine bir nimet tattırırsak, ‘doğrusu benden bütün fenalıklar gitti’ der ve
şüphesiz sevinir, öğünür.”
Hûd 11:”Ancak her iki halde de sabredip, Salih amelleri işleyenler
müstesnadır. İşte bunlar için bir mağfiret ve büyük bir sevap vardır.”
249. Rüşvet, kumar, gasp
ve dolandırıcılık.
Bakara 188: ”Aranızda birbirinizin mallarını
hırsızlıkla, kumar ve gasp gibi haksız sebeplerle yemeyin ve insanların
mallarından bir kısmını bile bile yalan
şahitlik gibi günahla yemek için o malları rüşvet olarak hakimlere aktarmayın.”
250. Faizi alan da, veren de her iki dünyada
cezasını görür.
Faiz
alıp verenlerin Dünya ve Ahiretteki halleri (cezaları):
Bakara 275: ”Faiz yiyen kimseler, kendisine şeytan
çarpmış olan nasıl kalkarsa, mezarlarından öylece kalkarlar. Bu halde olmaları
‘alış veriş aynen faiz gibidir’ demeleri yüzündendir. Halbuki Allah alışverişi
helal ve faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kim kendisine Rabbinden bir öğüt
gelip faiz yemekten sakınırsa, daha önce aldığı faiz ona bağışlanır; geri
alınmaz, ve bundan sonra onun işi (affedilişi) Allah’a aittir. Kim de haram
olan ribayı helal diye yemeye dönerse, işte onlar cehennemliktirler, o ateşte
ebedi olarak kalacaklardır.”
251. Hırsızlık.
Hırsızlık yapmanın cezası ve tevbe eden hırsızların durumu.
Madde 38:”Erkek hırsızla kadın
hırsızın, yaptıklarına karşılık ve Allah’tan bir azap olmak üzere, (sağ)
ellerini kesin.”
Mâide 39:”Kim yaptığı hırsızlık zulmünden tövbe eder ve
halini düzeltirse, muhakkak ki, Allah
onun tövbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”
252. İçki, kumar, fal ve canlı cansız putlara
tapmak şeytanın işidir.
Mâide 90:”Ey müminler! şarap (içki içmek) kumar oynamak,
ibadet için dikilen putlar, (cahillik devrinde kullanılan) fal okları hep
şeytanın işinden pis birer şeydir. Onun için bunlardan sakının ki,
kurtulasınız.”
Mâide 91:”Muhakkak şeytan, şarapta ve kumarda aranıza
düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak
ister. Artık siz bunlardan sakınmaz mısınız?” (Bakara 219: İçkinin faydası,
zararından daha azdır.)
253. Mücadele etmek ve başarmak. Her zorluğun arkasından bir kolaylık gelir.
Mümin zoru seçmelidir, gerçek
başarı zoru başarmaktır. Kolay olanı herkes yapabilir. Mühim olan kimsenin
yapamadığını, başaramadığını yapmak ve başarmaktır. Mümin zorluklar karşısında
bıkmaz, girişimci, mücadeleci ve sabırlıdır. Girdiği her işi başarı ile
tamamlar, yarıda bırakmaz, zorlukları ve engelleri aşmada deneyimlidir.
İnşirah 5: “Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık
vardır.”
İnşirah 6: “Evet, muhakkak güçlükle beraber bir kolaylık
var.”
İnşirah 7: “O halde (memur bulunduğun bir işi bitirip)
boşaldın mı, (yine başka bir iş ve ibadet için) kalk yorul.”
Ahzâp 3: “Allah’a tevekkül et, (güven, işini onun vekaletine bırak)
sana (bütün işlerde) vekil, Allah yeter.”
Bakara 250: “Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı
sağlam tut ve o kafir millete karşı bize yardım et.”
254: İslâm dinine mensup
olmayanlar Cennet’e giremezler.
Al-i İmhan 85: “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa,
o istediği din asla kendisinden kabul olunmaz ve Ahrette de o, ebedi azap
çekenlerdendir.”
255. Allah zalimleri
(kâfir ve münafıkları kötü kimseleri) başarıya ulaştırmaz.
En’am 21:”Allah’a iftira ederek yalan uyduran veya
onun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir? Şüphe yok ki o
zalimler kurtuluşa eremezler.”
256. Şeytana uymayın.
Şeytan insanı kuruntulara ve vesveseye düşürür, aldatır.
Nisâ 119:”...kim Allah’ı bırakıp da şeytanı bir dost
edinirse, gerçekten bir ziyana düşmüştür.
Nisâ 120:”Şeytan onlara vaat eder, onları uzun emel ve kuruntulara düşürür.
Şeytanın kendilerine vaat ettikleri aldatmadan başka bir şey değildir.”
257. Gayri müslimlere
karşı muamele şekli.
Müntehine 8: “Allah din hususunda sizinle savaşmış,
sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere sadakat göstermenizden, onlara iyilik
etmenizden, onlara adalet yapmanızdan sizi yasaklamaz; çünkü Allah adalet
yapanları sever.”
258. Zina: Zina
edenlerin ve Müminlere zina iftirasında bulunanların cezaları.
İsrâ 32:”Zinaya yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir
ve kötü bir yoldur.”
Nisâ 15:”Kadınlarınızdan zina edenlere karşı içinizden
dört şahit getirin. Onlar şahitlik ederlerse, bu kadınları ölüm yok edinceye
yahut Allah kendilerine çıkış için bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde
hapsedin.”
Nûr 2:”(Bekar olup da) zina eden kadınla zina eden erkeğin her
birine yüz değnek vurun. Allah’a ve Ahiren gününe inanıyorsanız, bunlara
Allah’ın dini hususunda merhametiniz
tutmasın. Müminlerden bir topluluk da, bunların ceza tatbikinde şahit
bulunsun.”
Nûr 4:”İffetli Müslüman kadınlara zina iftira edenler, sonra dört
şahit getiremeyenler, işte bunlara seksen değnek vurun. Bunların şahitliklerini
ebediyken kabul etmeyin. Bunlar asıl fasıklardır.”
Nûr 5:”Ancak bu iftiralardan sonra tevbe edip,
hallerini düzeltenler hakkında Allah gafurdur, çok bağışlayıcıdır, rahimdir ve
merhametlidir.”
259. Kuran’ın koruyucusu
Allah’tır.
Hicri 9:”Hiç şüphe yok ki, Kur’an-ı biz indirdik ve
muhakkak ki onu, tarif ile tebdilden (değişikliğe uğramaktan) biz koruyacağız.”
260. Dua: Allah Müminin
duasını kabul eder. (Kuran’a uyanların, uyacak olanların ve samimi olanların
duası kabul edilir)
Bakara 186: “(Ey Resulüm), Kullarım sana, benden
sorarlarsa, muhakkak ki ben çok yakınımdır; bana dua edince dua edenin duasını
kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman
etsinler ki, doğru yola ulaşmış olsunlar.”
261. Dua ve zikretmenin
usulü. Duada aşırı gitmekten, samimiyetsizlikten sakının.
A’râf 55:”Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin.
Muhakkak ki Allah bağırıp, çağırarak haddi aşanları sevmez.”
A’râf 205:”Sabah ve akşam, içinden yalvararak ve
korkarak, aşikardan (fakat yüksek sesle değil) bir sesle Rabbini an (dua ve
zikir ile) gafillerden olma.”
262. Kürtaj. Kürtaj
yapmak ve yaptırmak, bir insanı öldürmek gibidir.
En’âm 151:”...Allah’ın muhterem kıldığı nefsi (canı) haksız yere
öldürmeyin.”
263. Bidat ve
hurafelerden uzak durunuz.
Atalarınızdan ve cahilliye çağından kalan,
İslam’la hiç bir alakası olmayan uygulamaları ve inançları terk edin.
Mâide 103:”Allah, (cahiliye
devrindeki adet üzere) kulağı yarılıp salıverilen ve putlara adak yapılan
develerle, putlar için kesilen erkek koyunların ve sırtı yükle haram kılınan
develerin hiç birini meşru kılmamıştır. Fakat küfredenler Allah’a yalan uydururlar.
Mâide 104: ”Onlara; Allah’ın indirdiği Kur’an hükümlerine ve
peygamberlerin sünnetine gelin denildiği zaman: Bize, atalarımızı üzerinde
bulunduğumuz din yeter” diyorlar. Ya ataları bir şey bilmiyor, doğru yola
gitmiyor idiyseler (körü körüne onların adet ve inançlarına mı uyacaklar )
264. Gizlemek: Bilgiyi
gizleyenlere Allah lanet eder.
Dünyalık
menfaatleri icabı Allah’ın hükümlerini ve insanlara faydalı olacak ilim
ve bilgileri gizleyenlerin vay haline.
Bakara 159:”İndirdiğimiz apaçık
hükümleri ve doğru yolu, insanlara biz kitapta beyan ettikten sonra,
gizleyenler (var ya) şüphesiz Allah onlara lanet eder. (onları rahmetinden
kovar) ve bütün lanet edebilenler de onlara lânet okur.”
265. Emanet: Gerçek
müminler emanete ihanet etmezler, işlerinin ve emanetlerinin idaresini
güvenilir ve ehil kişilere verirler.
Müminler işleri; makam, mevki, şan şöhret, eş
dost ve hatır sahibine değil, gerçekten o işi en iyi bilen, layık olan, güvenilen kişilere verirler.
Mü’mimun 8:”Onlar ki, (Gerçek
müminler) emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler.”
Nisâ 58:”Gerçekten Allah, size emanetleri ehline
vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adalete hükmetmenizi
emreder.”
Bakara 283:”...kendisine güvenilen
kimse, üzerindeki emanet borcunu kendisine ödesin ve Rabbi olan yüce Allah’tan
korksun.”
266. İnsana gücü yetecek
kadar sorumluluk verilmiştir.
Güçlüğün ardından
kolaylık gelir, İslam kolaylık dinidir. İnsan sabır ve tahammül bakımından çok
zayıftır.
Talâk 7:”...Allah bir kimseyi, ancak ona verdiği
şeyle mükellef kılar. Allah bir güçlüğün arkasından bir kolaylık ihsan eder.”
Nisâ 28:”Allah din hususundaki ağır teklifleri
sizden hafifletmek ister. Zira insan sabır ve tahammül tarafından çok zayıf
yaratılmıştır.”
267. Elinizden çıkana üzülmeyin.
Bir şey elinizden çıkınca üzülmeyiniz ve elinize
geçenle de sevinip böbürlenmeyiniz.
Hadid 23: (Her şey yazıldı ve
tespit edildi ki, Dünya nimetlerinden) elde edemediğinize üzülmeyesiniz ve
(Allah’ın) size verdiğine de (nimetin emanetine) güvenip sevinmeyesiniz. Allah
çok öğünüp gururlanan kimseyi sevmez.”
268. Canlıların tamamı
Allah’ı zikrederler ve O’na secde
ederler.
Yerdeki ve göklerdeki canlıların tümü Allah’ı
zikredip, O’ na secde ederler.
Nâhl 49:”Göklerde ve yerde bulunan tüm canlı ve
melekler, büyüklük taslamaksızın Allah’ı secde ederler (zikrederler).
Nûr 41:”Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olan
şeyler ile saf saf uçan kuşlar Allah’ı tesbih ederler. Hepsi kendi duasını ve
tesbihini bilir. Allah onların
yaptıkları şeyleri bilicidir.”
269. Ölçü ve tartıyı doğru yapınız.
İsrâ 35:”Ölçtüğünüz zaman tam ölçün, doğru
terazi ile tartın. Bu (doğru ölçmek ticaretiniz için) daha hayırlıdır ve netice
itibariyle de daha güzeldir.”
270. İslâm düşmanları,
açıkça kâfir ve münafık olduklarını
söylemezler, gizlerler.
Din düşmanları hem İslâm’a ve Müslümanlara her
türlü hakaret ve saldırılarını devam ettirirler, hem de Müslüman olduklarını
söylerler.
Tevbe 74:”Münafıklar Allah’a
yemin ediyorlar ki, (Peygambere alay ve ona hakaret sözünü) söylemediler. Ant
olsun ki o küfür kelimesini söylediler ve İslam’ı kabul ettiklerini
açıkladıktan sonra da kafir oldular. Ve başaramayacakları bir işe giriştiler.”
271. Allah’tan korkmak
veya sevmek O’nun emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından da sakınmakla
mümkün olur.
Enfal 29:”Ey müminler! Eğer
Allah’tan korkarsanız (emirlerine bağlanır, yasaklarından sakınırsanız) O, size
hak ile batılı ayırt edecek bir anlayış ve nur verir. Günahlarınızı örter ve
sizi bağışlar. Allah çok büyük lütuf sahibidir.”
272. İslâm’ı
yaşamayanlar ve Allah’ı zikretmeyenler
ziyandadır.
İslâm olarak doğup,
Müslümanların içinde yaşadığı halde, Allah’ın
emir ve yasaklarını hiçe sayan sapıklardan olmayın.
Zümer 22:”Kalpleri Allah’ı anmak
hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun; işte bunlar apaçık
sapıklıktadırlar.”
273. Allah’ın emirlerinde hiç bir değişiklik bulamazsınız.
Ahzâp 62:”Allah’ın geçmişte uyguladığı yasası budur ve
Allah’ın yasalarında bir değişiklik
bulamazsın.”
274. Yaratmak Allah’a mahsustur.
Allah’tan başka kimse, hiçbir şeyi yaratamaz.
Nâhl 20:”Allah’ı bırakıp taptıkları şeyler, hiç
bir şey yaratamazlar; esasen kendileri yaratıktır.”
275. Heba ve hevesini
tanrı edinenler.
Nefsinin arzularını putlaştırıp,
ona uyanların ve ilmi olduğu halde ameli olmayan kişilerin
durumu.
Casiye 23: “Ey Muhammed! Heva ve
hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah’ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği,
gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah’tan başka kim doğru yola
eriştirebilir? Ey insanlar anlamaz mısınız.”
276. Musibetler.
Başınıza gelen musibetler Allah’ın
planladığı şekildedir ve imtihanın bir parçasıdır:
Hâdid. 22:”Yeryüzünde ve sizin
başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, o,
kitapta bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır.”
277. Tartışma:
Kafirlerden başkası, Kur’an hükümleriyle ilgili tartışmaya girmez.
Mümin 4:”Allah’ın ayetleri üzerinde inkar edenlerden başkası
tartışmaya girmez. Ey Muhammed! İnkarcıların memlekette gezip dolaşması seni
aldatmasın.”
278. Korkmak.
İnsanlardan ve insanların çıkardığı
kanunlardan korkup da, Allah’tan korkmayan gafillerden olmayın
Ahzâp 37:”...Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun.
İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu...”
279. Şeytanın nüfuzu
gerçek müminlere tesir edemez.
Nâhl 99 - 100: ”Doğrusu şeytanın
inananlar ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu yoktur. Onun nüfuzu sadece onu
dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.”
280. Akıl sahibi
müminler Kuran’a tam olarak uysunlar (nefsine ve şeytana değil) düşünüp, öğüt
alsınlar.
En’âm 155:”Bu indirdiğimiz,
kutsal kitaptır. Öyleyse ona uyunuz ve sakınınız ki merhamet olunasınız.”
Nisâ 4:”Kur’an-ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer O
Allah’tan başkasından gelseydi, onda çok çelişkiler bulurlardı.”
Râd 29:”Sana indirdiğimiz bu kitap mübarektir.
Ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.”
281. Huzur İslâm’dadır.
Râd
28:”Kalpler
ancak Allah’ı anmak ile huzura kavuşur.”
282. Hakimiyet.
Hakimiyet kayıtsız şartsız
Allah’ındır
Nûr 42:”Göklerin ve yerin egemenliği
Allah’ındır. Dönüş Allah’adır.
Nûr 44 – 45:”Allah geceyi gündüze, gündüzü
geceye çevirir. Doğrusu görebilenler için bunda ibretler vardır. Allah Bütün
canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla
yürür, kimi dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah şüphesiz her
şeye kadirdir.”
283. Kulluk, şükür,
teslimiyet ve dönüş Allah’adır.
Ankebût 17:”Ey putperestler; Siz
Allah’ı bırakıp da bir takım putlara tapıyor,
asıl olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu Allah’tan başka
taptıklarınızın size rızk vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında
arayın. O’na kulluk edin. O’na şükredin. Siz ona döneceksiniz.”
A’râf 3: ”Rabbinizden size
indirilen kitaba uyun. Ondan başka dostlar edinerek, onlara uymayın. Pek az
öğüt dinliyorsunuz.”
284. İhtiyatlı ve sabırlı olunuz, aceleci olmayınız. Allah’ın istediği
er ve geç gelecektir, aceleci olmayınız.
Nâhl 1:” Allah’ın buyurduğu gelecektir; acele gelmesini
istemeyin. Allah ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.”
285.Cennetteki nehirler
ve meyveler, dünya hayatlarını; iman, cihat ve çilelerle geçirenler için
hazırlanmıştır, onlara söz verilmiştir.
Muhammed 15:”Korunanlara söz
verilen cennetin durumu şudur: İçine bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen
sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan
ırmaklar vardır. Bunlar, ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça kesen
sıcak suyun içildiği kimseler gibi olur mu?
286. Müslüman için on önemli emir.
En’âm 151-152-153:”De ki; gelin, Rabbinizin
size haram kıldığını okuyalım. 1-O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, 2-Ana babaya
iyilik edin, 3-Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; sizi de onları da
biz besliyoruz. 4-Kötülüklerin açığını da, kapalısını da terk ediniz. 5-Haksız
yere Allah’ın yasakladığı cana kıymayın.
Düşünesiniz diye Allah size bunları tavsiye etti. 6-Yetimin malına yaklaşmayın.
Yalnız ergenlik çağına erişinceye kadar en güzel biçimde (sarf edebilirsiniz),
7-Ölçü ve tartıyı tam ve adaletle yapın.
Biz kişiye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz, 8-Söylediğiniz zaman
doğru söyleyin, 9-Ve Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Hatırlayıp öğüt alasınız
diye (Allah) bunları size tavsiye etti, 10-İşte benim yolum budur. Ona uyun
(başka) yollara uymayın ki; sizi onun yolundan ayırmasın (Azabından korunmanız
için Allah size böyle tavsiye etti.)
287. Yemin: Her şey için
yemin etmeyin, yeminlerinizin sorumluluğunu iyi bilin.
Bakara 224: “Allah’ın adını yemin (ettiğiniz işlerinize) iyilik
etmenize (kötülükten) korunmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel
yapmayın. Allah, işiten, bilendir.
Mâide 89: ”Allah sizi,
yeminlerinizdeki lağıvdan (kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden) ötürü
sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sizi sorumlu tutar.”
288. Mümin güvenilir
olan kimsedir. Güvensizlik verecek hal ve davranışlardan uzak durunuz.
Bakara 283:”...birbirinize
güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emaneti ödesin, Rabbi olan Allah’tan
korksun...”
Mü’mimun 8-10: “Ve o (mümin) onlar
emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. Onlar namazlarını korurlar. İşte
varis olacak onlardır.”
289. Sabır, disiplin ve
cesaret.
Mümin iseniz, sabırlı, disiplinli, cesur ve
mücadeleci olunuz. Bunlar ile imtihan
edildiğinizi ve meleklerin amel notlarınızı tuttuğunu sakın unutmayın.
Al-i İmrân 200:”Ey inananlar,
sabredin, direnin. Savaşa hazırlıklı, uyanık bulunun ve Allah’tan korkun ki
başarıya eresiniz.
Bakara 156-157:”Ant olsun, sizi korku,
açlık, mallarınızdan, canlarınızdan ve ürünler (iniz) den eksiltmek gibi
şeylerle deneriz; sabredenleri müjdele ki, onlara bir bela eriştiği zaman; “Biz
Allah içiniz ve biz O’na döneceğiz” derler. İşte Rabbinizden bağışlamalar ve
rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.”
Zümer 10:” Ancak sabredenlere,
mükafatları hesapsız olarak ödenecektir.”
Furkan 75:”İşte onlar
sabretmelerine karşılık saraylarda ödüllendirilecekler ve orada bir sağlık
dileği ve selam ile karşılanacaklardır.”
Al-i İmrân 173:”Onlar ki, halk
kendilerine (düşmanınız olan) insanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan
korkun deyince (bu söz) onların imanını arttırdı. Ve Allah bize yeter. O ne
güzel vekildir dediler.”
290. Nefsinizin arzularına tutsak olmayınız.
Kehf 28:”Nefsinizi, sabah, akşam, rızasını
isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut. (Onlarla beraber bulunmaya candan
sabret). Gözlerin dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana
sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoyup nefsinin arzusuna uyan ve işi hep
ayrılık olan kişiye itaat etme.”
291. Böbürlenmek.
Yaptığı ve yapmadığı işlerle, makam, mevki ve
tahsiliyle (bilgisiyle) övünen zavallıların haline düşmeyin.
Nisâ 36:” Allah, kurumlu, böbürlenen insanları
sevmez.”
İsrâ 37: “Yeryüzünde kabara kabara yürüme. Çünkü
sen yeri yırtamazsın, boyca da dağlara erişemezsin.”
Al-i İmrân 188:”O ettiklerine sevinen,
yapmadıkları şeylerle övünmeyi sevenlerin, azaptan kurtulacaklarını sanma.
Onlar için acı bir azap vardır.”
292. Kıskanç ve
dedikoducu zavallı gafillerin halleri.
Felâk 5:”De ki; ve haset ettiği zaman hasetçinin
şerrinden (karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabb’e sığınırım).
Hümeze 1-2: “(İnsanları) diliyle
çekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp, alay eden her fesat kişinin vay
haline!...”
293. Hıyanet ve hile.
Güçsüz gördüğünüz insanlara hile ve hıyanet
etmeyiniz. Hıyanet ve entrika şeytanların dostu olan kafirler ve zalimlere ait
bir özelliktir.
Nâhl 92:”Bir topluluk diğer bir
topluluktan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda
bozucu bir vasıta yaparak, ipliğini kuvvetli büktükten sonra çözen kadın gibi
olmayın (yani kuvvetli taraf yeminini bir hile vasıtası yaparak zayıf tarafa
zulmetmesin. Kuvvetliye verdiğiniz sözde durup da zayıfa karşı ettiğiniz
yeminden caymayınız.) Çünkü Allah sizi bununla deniyor.”
Al-i İmrân 161:”...kim emanete hıyanet
eder, aşırırsa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenip, getirir.”
294. Hiçbir şey insanı
ibadet ve itaatten alıkoymaz.
Her
türlü ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetler, müminleri gerektiği şekilde ve
huşu içinde ibadet ve itaat etmekten alıkoymaz.
Nûr 37:”Bunları (Müminleri) ne ticaret ve ne de
alışveriş Allah’ı anmaktan, zekat vermekten, namaz kılmaktan alı koyar.”
Cum’a 9:”Ey insanlar! Cum’a günü namaz için ezan
okunduğu zaman Allah’ı anmaya koşun; alım satımı bırakın; bilesiniz ki bu sizin
için daha hayırlıdır.”
295. İnanç ve düşünce
özgürlüğü İslam’da vardır.
Bakara 256:”Dinde zorlama yoktur.”
Yunûs 99: “Rabbin isteseydi,
yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. O halde sen mi insanları inanması için
zorlayacaksın?”
En’âm 108:”Allah’tan başka
yalvardıklarına sövmeyin ki; onlar da sınırı aşıp Allah’a sövmesinler.”
Ankebût 46:”İçlerinden
zulmedenleri hariç, kitap ehliyle, ancak en güzel tarzda mücadele edin.”
296. Astronomi. Allah’ın
yüceliğinin alâmetleri.
Dünyayı yöneten Allah’tır. Etrafınızdaki olup bitenlere
bakınız, yeryüzünü gezip görünüz, inceleyip araştırınız. Dersler ve ibretler
alınız, tefekkür ediniz. Her şey insan için yaratılmıştır.
Bakara 164: “Muhakkak göklerin ve
yerin yaratılışında, gece ile gündüzün arka arkaya gelişinde, insanlara yarar
şeyleri denizde götürüp giden gemide; yeryüzü kuruduktan sonra, Allah gökten
yağmur indirerek arzı diriltmesinde, o arzda her türlü hayvanatı yaymasında,
rüzgarları her taraftan estirmesinde, yer ile gök arasında Allah’ın emrine tabi bulutta, akıl ve düşünce sahibi
olan bir millet için Allah’ın birliğine,
kudret ve yüceliğine delalet eden birçok alametler vardır.”
Râd 2:”Allah gökleri gördüğünüz şekilde,
direksiz olarak yükseltendir. Sonra kudretiyle arşı kapladı. Güneşi ve ayı da
kulların menfaatine tabi kıldı. Bunlardan her biri belirli bir vakte kadar
dolaşıyor. Bütün işleri o idare ediyor. Ayetleri açıklıyor ki, sizler Rabbinize
kavuşacağınızı şüphesiz bilesiniz.”
Râd 3:”Arzı enine boyuna uzatıp döşeyen, onda
yerli yerinde dağlar ve nehirler yaratıp, meyvelerin hepsinden o anda ikişer
ikişer (erkekli - dişili) yapan O’dur. Geceyi gündüze o bürüyor. Muhakkak ki
bunda düşünecek bir topluluk için (Allah’ın
kudret ve vahametini isnat eden) pek çok deliller vardır.
Nâhl 12-13: ”Geceyi gündüzü,
güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yeryüzünde muhtelif renklerle
yarattığı şeyleri (hayvanat ve bitkileri) de sizin için yaratmıştır.”
Nâhl
15-16: ”Allah yeryüzünde sabit dağlar koydu ki, sizi çalkalamasın. Bir
de nehirler ve yollar bıraktı, gerek ki doğru gidesiniz. Daha bir çok alametler
yarattı. Yıldızla da insanlar yollarını doğrulturlar.”
295.Selâm ve
selâmlaşmak.
Nisâ
Faydalanılan eserler
Fızılâli’l Kur’an / Prof. Dr. Seyyid KUTUP
Kur’an-ı Kerim ve Meali Alisi /A. Fikri YAVUZ
Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı / Dr. Lütfü DOĞAN
Kur’an-ı Kerimden Seçme Mevzular ve İlgili Ayetler
Kur’an Kelimeleri Sözlüğü / H. Hüseyin ÖZKAZANCIGİL
Konularına Göre Kur’an-ı Kerim Fihristi / Nevzat YÜKSEL
Risaleler İhvan-ı Müslimin Lideri / Şehid Hasan EL-BENNA
Kur’an Temel İlkeler / T.B Irving – K.Ahmed – M. M. AHSAN
A. Kadir DEMİRCAN Araştırmacı
Yazar
1964
Balıkesir Gönen doğumlu.
Yazarlık ve yayıncılık hayatına
1988 de 24 yaşında Ankara’da başladı.
İlk kitabı Kuran-ı Kerimden Seçme Mevzular ve İlgili Ayetler, 1994 yılında
yayınlandı ve satış rekoru kırdı.
Kitap yazarlığı ile birlikte dergi ve
gazete yayıncılığı ve yazarlığı, radyo -
televizyon programları yapımcılığı ile reklam tanıtım filmleri çekti. Temel
fotoğrafçılık ve genel olarak basın - yayın - iletişim konularında aktif
çalışmaları ile, dini - milli - sosyal -
kültürel ve teknik içerikli
konularda; araştırma - inceleme - derleme çalışmaları ve basılmış
kitaplarıyla birlikte çeşitli yayın organlarında yayınlanmış yüzlerce
makaleleri mevcuttur.
On beş yıl boyunca,
fotoğraf, kamera, sinema - televizyon
programcılığı ve basın yayın konularında
verdiği derslerde 400 ‘ün üzerinde
öğrenci yetiştirdi. Sinema televizyon ve kamera teknikleriyle
ilgili iki kitabı üniversitelerde ders ve yardımcı ders kitabı
olarak okutulmaktadır.
1987 yılından beri kamu kuruluşlarında
da görev yapan yazar, çalıştığı kamu
kurumlarının basın yayın
ünitelerinde teknik görevler üstlendi ve kamu adına yayınlanan
çeşitli yayınları çıkardı.
Türkiye Yazarlar Birliği
üyesi de olan yazar, sosyal kültürel ve teknik
alanlarda faaliyetler gösteren
gönüllü sivil toplum kuruluşlarında çeşitli üst düzey görevlerde
bulundu.
Toplam
19 telif eser kitabı bulunan
yazarın, sesli, görüntülü ve çeşitli
konularda 100 ‘ün üzerinde çalışması ve projesi bulunmaktadır. Yazar 2005 yılından
itibaren ulusal televizyon için
hazırladığı proje olan “Keşif “ isimli
Televizyon Haber Belgesel programının
100 bölümlük yurt içi, 100 bölümlük de yurt dışı çekimlerine
hazırlanmaktadır.
DEMİRCAN’ın diğer kitapları.
1-Kuran-ı
Kerimden Seçme Mevzular ve İlgili Ayetler. 195. 1994 (Yayınlandı)
2-A’ dan Z’ ye Pratik İmam Hatip Rehberi.
1995 . 294 Sayfa. (Yayınlandı)
3-Video Kamera
Fotoğrafçılık ve Televizyon Yapımcılığı. 367 Sayfa.1996 (Yayınlandı)
4-Stratejik Meseleler Ve Kuran’dan Ayetler.
1996.142 sayfa. (Yayınlandı)
5-Araştırma Yazıları. 1996. 138 Sayfa.
(Yayınlandı)
6-A’dan Z’ ye Kamera
Televizyon Film Yapım Yönetim 2001. 192
Sayfa. (Yayınlandı)
7-Sıkıntı Ve Stres Hallerine Çözüm Yolları.
2004.80 Sayfa. (Yayınlandı)
8-Önemli Mevzular Ve Kuran’dan Ayetler.
Kitap. 2005 .136 Sayfa.(Yayınlandı)
9-Dini ve Milli Açıdan
Televizyon Ve Program Yapımcılığı. 222
Sayfa. (Yayına hazır)
10-Müminlerin Temel Özellikleri.
150
Sayfa. (Yayına hazır)
11-Tefekkürnameler.100. Sayfa. (Yayına hazır)
12-Boşuna Söylenmemiş Sözler. 150Sayfa.(Yayına
hazır)
13-Gönen Rehberi. 2005 .500
sayfa. (Yayına hazır)
14-Ölüm Güzel Şey. 70 Sayfa. (Yayına hazır)
15-Fotoğraflarla Sohbet. Resimli (Yayına hazır)
16-Her Halimize Şükür. 70 Sayfa. (Yayına hazır)
17-Gönenden Yükselenler. 80 Sayfa. (Yayına hazır)
18-Gönenli Olmak. Roman. 50 sayfa. (Yayına hazır)
19-İyi İnsan Nasıl Olmalı. 50 Sayfa. (Yayına hazır)
Bu kitap size ilaç gibi, hakiki dost ve arkadaş gibi gelecek.
Bu kitabı okuyanlar bir kere de yetinmeyip defalarca
okuduklarını beyan etmektedirler.
Kısacası bu kitabı okuyanlarla şeytanın arası pek hoş
olmamaktadır.
Referans Yayıncılık
HUZURLU VE
SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN
A.Kadir DEMİRCAN
Tavsiyeler - öneriler ve telkinler ile dopdolu olan 80 sayfalık
bu muhteşem eser size ilaç gibi gelecek ve elinizden hiç düşürmeyeceksiniz.
Bu
kitaba sahip olan kişi, kitabı baştan sona özümseyerek ve inanarak
okuduğunda, hayata ve olaylara olan
bakış açılarında ve düşüncelerinde
önemli değişiklerin olduğunu hissedecek, ileriki zamanlarda da sık sık bu kitaba müracaat etme
ihtiyacını duyacaktır.
Aslında insan
kendi kendisinin doktorudur, uzmanıdır. Kendisine, kendi eliyle zarar veren ve
çözümünü de yine kendisi bulabilen bir varlıktır. Gerçek anlamda derdi de
şifayı da veren Allah’tır. İnsan ise aramasını ve istemesini bilmelidir.
Elinizdeki
bu kitabın farkı; modern tıbbın, uzmanlıkta otorite şahsiyetlerin, bilimsel ve
biyolojik verilerin öneri ve
tavsiyelerinin tek çatı altında
özetlenip derlenmesi ile birlikte, benzeri niteliğindeki birçok eserde fazla ön plana çıkarılmayan ve
hatta hiç yer verilmeyen bir açıdan, yani;
sabit ayetlerle şifa kaynağı
olduğu belirtilen yüce kitabımız Kur’an’ı Kerimin de insanlığa sunduğu telkin
ve tavsiyeleri ışığında, çözüm ve tedavi yöntemlerinin çift yönlü, maddi ve manevi unsurlarıyla birlikte ele
alınıp sunulmuş olmasıdır..
İçindeki konulardan
bazıları
İnsanı stres ve
sıkıntıya sokan başlıca sebepler.
Ufak
tefek şeyleri dert etmeyin.
Uyku
bozuklukları.
Sorunları sık düşünerek çığ gibi büyütmekten kaçınınız
Olağan şeylerdeki
olağan üstülüğü arayın.
İç dünyanız için
zaman ayırın.
Kötü kişilerden uzak
durun.
Psikolojik ve ruhsal
yönden dua.
Kur’an-ı Kerim ve
namaz müminler için şifadır.
Sıkıntı
ve stres hallerinde Müslüman.
Korku-
ümitsizlik ve karamsarlık.
Her
zorluğun ardından bir kolaylık gelir.
Musibetlerin
gelişi Allah’ın izni ve takdiri iledir.