Gerçek
Müminlerin

Temel Özellikleri
A. Kadir DEMİRCAN
Aktif Yayınevi
Hazırlayan
A.Kadir DEMİRCAN
İçindekiler
1- TESLİMİYET. Allah’a
gönülden teslim olmuşlardır.
2- KİTABA UYMAK
.Kuran’a kuvvetle bağlıdırlar.
3- KULLUK. Yalnızca
Allah’a kulluk ederler.
4- KORKMAK. Yalnız
Allah’dan korkup sakınırlar.
5- İTAAT. Allah’ı her
şeyin üzerinde tutarlar. O’na gönülden ve kalpten severek itaat ederler.
6- GÜVENMEK. Sadece
Allah’a güvenirler. Güç ve imkânlarına değil yalnızca Allah’ güvenirler.
7- TAKVA. Takva sahibi
olmak için gayret ederler.
8- ALLAH RIZASI. Asıl
hedefleri Allah’ın rızasını kazanmaktır.
9- NAMAZ-ZEKAT. Namaza
titizlik gösterirler,zekatı da verirler.
10- AŞIRILIK. Allah’ın
sınırlarını titizlikle korurlar, dinde aşırılığa kaçmazlar.
11- NEFSİ HAREKET.
Nefislerine göre hareket etmezler.
12- GEVŞEKLİK. Allah
yolunda asla gevşeklik göstermezler ve yılmazlar.
13- BİRLİKTE HAREKET.
İnananlarla birlik de hareket ederler.
14- YILMAMAK.
Sabırlıdırlar,zorluklara dayanıklıdırlar,zorluklar karşısında yılmazlar.
15- GELECEK ENDİŞESİ.
Gelecek ve rızık endişesine kapılmazlar.
16- SAKİNLİK. Sert
davranışlardan kaçınırlar,sakindirler,ağırbaşlı ve olgun kişilik
sahibidirler.
17- KÖTÜLÜĞE KAFRŞI
İYİLİK. Kötülüğe karşı iyilik yaparlar,kötülükler karşısında
sabrederler,bağışlarlar.
18- İTİDAL ve SABIR.
Güzellikler ve fenalıklar karşısında son derece itidalli ve sabırlıdırlar.
19- ŞEYTANA UYMAK.
Şeytana uymazlar,şeytan gerçek müminlere tesir edemez.
20- KARAMSARLIK.
Ümitsiz ve karamsar olmazlar.
21- DÜNYA MALI. Dünya
malı peşinde koşmazlar,aşırı derecede dünyaya düşkün olmazlar.
22- ÜZÜNTÜ VE SEVİÇ
.Elinden çıkana üzülmez,ellerine geçenle de şımarıp böbürlenmezler.
23- DOĞRULUK. İmanında
ve sözünde doğru olanlarla beraber olurlar. Yanlış kişilerle dostluk
kurmazlar.
24- BOŞ VAKİT-FAYDASIZ
İŞ. Boşa vakit geçirmezler faydasız işlerle uğraşmazlar, çalışkandırlar.
25- MOREL. Her zaman
yüksek bir morale sahiptirler.
26- YARATILIŞ GAYESİ.
Dünyaya geliş ve yaratılış gayesinin bilincindedirler.
27- SÖZÜNDE DURMAK.
Sözlerinde sadıktırlar. Yaptıkları söz ve ahitlere ne pahasına olursa olsun
titizlikle bağlı kalırlar.
28- İSTİŞARE. Bütün
işlerini istişare ederek yaparlar.
29- HAKİMİYET. Her
şeyin Allah dan olduğunu bilirler.
30- SABIR. Allah için
sabrederler.
31- GÜÇLÜ BİRLİKTELİK.
Birbirlerine düşkündürler.
32- KARARLILIK. Cesur
ve kararlıdırlar. Allah’dan başka hiçbir güçten korkmazlar
33- AMELLERİN
KAYDEDİLMESİ. Kendilerini önünden ve ardından takip eden, koruyan ve
amellerini not alan meleklerin farkındadırlar.
34 –BAĞIŞLAMAK.
Hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar. Öfkelerinden vazgeçip kusurları affederler.
35 – YARDIMLAŞMAK.
Birbirleriyle her türlü işlerde yardımlaşırlar.
36-ARKADAŞ SEÇİMİ
.Dost ve arkadaşlarını iyi,güvenilir kişilerden seçerler.
37-HESAB GÜNÜ . Hesaba
çekilmeden önce ,dünyada iken kendilerini hesaba çekerler.
38-DÜNYA VE AHİRET
NİMETİ. Dünya nimetlerinin fani, Ahiret nimetlerinin baki olduğuna inanırlar
ve bu doğrultuda amel ederler.
39-ÇALIŞMAK Müminler
hem dünya hem Ahiret için çalışırlar.
40-İŞ YAPMAK. İşlerini
hakkıyla ve en güzel bir şekilde yaparlar.
41-ŞAHSİYET. İmanında,
sözünde kişiliğinde ve tüm yaşantısında dost doğrudurlar. Şahsiyet
sahibidirler.
42-GÜVENİLİRLİK.
Güvenilir ve emin olunan kimselerdir. Güvensizlik verecek her türlü hal ve
hareketlerden şiddetle kaçınırlar.
43-TANINMAK. Müminler
simalarından tanınırlar, belli olurlar. Müminler birbirlerini yüzlerinden
tanırlar. Müminlerin yüzlerinde hoşnutluk, serinlik, esenlik, merhamet
izleri ve acizlik belirtileri vardır.
44-Hayırlı işlerde ve
ibadetlerde mazeret beyan edip geri kalmazlar.
45-Dünya hayatlarını
iman, cihat ve çilelerle güzelleştirirler.
46-Musibetlerden ders
ve nasihat alırlar.
47-Yaptıkları güzel iş
ve iyiliklerde çıkar ve menfaat gözetmezler.
48-Dedikodu yapmazlar.
Müminlerin arkasından konuşmaz, birbirlerinin kusurlarını araştırmazlar.
Birbirlerinin aleyhinde konuşmazlar. Kötü zan ve gıybetten kaçarlar.
49-Her konuda
ihtiyatlıdırlar-aceleci değillerdir.
50-Tevazu
sahibidirler-Böbürlenmezler. Ağırbaşlı ve hoşgörülüdürler. Merhametli ve
yumuşak huyludurlar. Tatlı sözlü ve güler yüzlüdürler.407.
Müminlerin Genel
Özellikleri (Yazımı Devam Ediyor)
1-Güçlü kişilik gösterirler. Sağlam karakterlidirler.130.
2-Tehditler ve saldırılar müminlerin imanını arttırır. 294.İmran173.
3-Kararlı, azimli ve girişkendirler.124.
4-Hatalarında direnmez-arınmaya çalışırlar.113.
5-İnkarcılara karşı tedbirlidirler-caydırıcıdırlar.126-122-
nisa102kehf.19yusf67.
6-Birbirlerini teşfik ederler.123
7-İsrafdan
kaçınırlar.139-394
8-Yoksulları korur ve doyururlar.140.
9-Kimsenin hakkını yemezler.144.Şura183.
10-Şeytanı ve onun yandaşlarını düşman edinmişlerdir.157.
11-Allah’ın dini yararına inkarcıların yeteneklerinden
faydalanırlar.156.sebe12-13sad.36-39
12-Helale harama dikkat ederler.253.
13-Kur’anla
hükmederler ve Kur’ana tam olarak uyarlar.384.
14-İnsanları küçümsemezler.408.
15-Fasıkdan
gelen habere hemen inanmazlar. 420. Hucurat.6
16-Müminlerin arasını düzeltirler.423.
17-Kötülüğe aracılık etmezler engel olurlar.425.
18-Emaneti ehline verirler.425.
19-Müminlerle çekişmezler. Birbirleriyle uğraşmazlar,ayrılığa düşmezler.
432.111. hucurat 13 enfal.46- 73imran105.
20-Fikirlerini zorla değil konuşup tartışarak anlatırlar.nisa125.
21-Kimseye ihanet ve nankörlük etmezler.Nahl.92.
22-Nefsinin arzularını ilahlaştırmazlar.kasas.50.
23-Allah’ın hükümlerini gizlemez,çarpıtmaz,kendilerine göre yorumlamazlar.kasas.50
24-Ana
ve babalarına güzel davdanırlar.lokman.4 isra.23-24
25-Düzenli ve muntazam bir aile hayatları vardır.nisa.34.
26-Bilgiyi,ilmi gizlemezler,açıklayıp öğretmeye çalışırlar.159.
27-Cahillerden yüz çevirirler,onlara uymazlar.Kötü huylu ve fitne ve fesat
çıkarmaya meyilli kişilerden uzak durular.araf.199.kehf.28
28-Çirkin ve fena söz söylemezler.nisa.148.
29-Çifte standart uygulamazlar,adil davranırlar.rad.42.nahl.45.
30-Dinde aşırı gitmezler,orta yollu olurlar. maide 87.hud.112.hucurat.1
31-Din
hususunda kimseye baskı ve zorlama yapmazlar.94.bakara.256.yunus.99.rum.53
32-İnsanları islama,iyiye,güzele davet ederler.92.nahl.125.ala.9.enam.90.yunus.72
33-Düşünürler,tefekkür ederler,kafa yorarlar.91.enam.126.bakara.269
34-Düşmanlarını iyi tanırlar,bilirler ve takip ederler. Düşman larının
silahıyla silahlanırlar.178.nisa.10.imran.200
35-Bilim ve teknoloji dalında düşmanlarından daha üstün olmak için
çalışırlar.178.bakara194.nisa.10
36-Zalimlere karşı mazlumun safında yer alırlar. 214.nisa. 75
37-Hayrın zerresine kadar yaparlar,şerrinde zerresinden dahi sakınırlar.61-zilzal.7-8
38-Vefasızlık,hainlik,hilekarlık ve asla nankörlük yapmazlar.62.nahl.92-45
39-Hainlere yardım etmezler,şeytanın avukatlığını yapmazlar.64.nisa.109
40.Hem
dünya,hem ahiret için çalışırlar.162.kasas37.
41-Hayırlı işlere ve iyiliklere öncülük ederler.176.nisa.85.
42-Kin
ve husümet gütmezler-intikam peşinde koşmazlar.101.maide.8 nahl.126
43-Kendi elleriyle kendilerine zarar vermezler-kendilerini tehlikeye
atmazlar.117.bakara.195
44-İktidarları ve devlet yönetimlerinde başarılıdırlar. 153. hacc.41
45-Önce karşısındakini düşünürler-kardeşlerini kendine tercih ederler.175.haşr.9
46-Teknolojik ve ilmi gelişmeleri takip ederler.
47-Münafık karakterlileri aralarından ayırırlar.134.tevbe.83-53-
48-Emanete riayet ederler. Emanete gereğince sahip çıkarlar.134-270.müminun.8
49-Baskıcı ve dayatmacı değillerdir. Bağımsızlıkdan Özgürlüklerden ve insan
haklarından yanadırlar.135.
50-Allah’ın haram kıldığı nimetleri kendilerine haram etmezler.222.maide.87.88
51-Birbirleriyle alay etmezler, kusur aramazlar,lakap takmazlar.223.hucurat.11.
52-Kendilerinden olmayanı idareci seçmezler.17.18..nisa. 144 maide55.104.
53-İlim sahibidirler ve ilim ile amel ederler.41.Cuma.5
54.Birbirleriyle ihtilaf ve tefrikaya düşmezler.85.enam.159.
55-Öfkelerine hakimdirler.139.şura.37.imran.134
56-Dış
görünüşleriyle de islamı yaşarlar.bakara.208.
57-Çoğunluğa değil Hak’ka uyarlar.118.
58-Allah’ın desteği yanlarındadır.127.
59-Münafıklarla ve münafık karakterlilerle mücadele ederler.134.
60-Adaletlidirler,adaletten taviz vermezler.136.enfal.58
61-Birbirlerine karşı ölçülü ve saygılı davranırlar.138.
62-İnkarcıların kalplerine korku salarlar.141.
63-Bilenlere danışırlar.98.
64-Temizliğe dikkat ederler.146.
65-Allah’a yakınlaşmak ve her şeyde önder olmak için çalışırlar.146.
66-Hasetlik–kıskançlık ve çekememezlik den kaçınırlar.147.
67-Allah’ın koyduğu sınırlar içerisinde yaşarlar.251.
68-Ölümü hiçbir an akıllarından çıkarmazlar.
69-Günahların her türlüsünü terkederler.
70-Hesaba çekilmeden önce kendilerini hesaba çekerler.Hesap gününden
korkarlar-ve ciddi bir hazırlık içindedirler.308.
71-Bilinmeyen şeyin ardına düşmezler.418
72-Allah’a şükrederler.Allah’ı ve peygamberi dillerinden hiç
düşürmezler.bakara.172.ibrahim.7.nisa.147.imran.191.rad.28.nur.7
73-İyiliği anlatmaya,,kötülüklerden sakındırmaya çalışırlar.imran.104.
74-Allah’ın dini yararına inkarcıların yeteneklerinden faydalanırlar.sebe.12.13
sad.36-39
75-Zenginlik,makam ve mevkiden etkilenmezler. hacc.41.kasas.79-80
76-Amel defterlerine iyi şeylerin yazılması için uğraşırlar.kehf.49.araf.8-9
77-Birbirleriyle ayrılığa düşüp dağılmazlar-Birbirleriyle güçlü bağlar
oluştururlar.105.
78-Allah’ın hükümlerini hafife almazlar.Bakara.231.
79-Bilgi sahibi olmadıkları konularda ahkem kesmezler.Din hakkında rastgele
konuşmazlar-hüküm vermezler.211.hac.3-nahl.116.imran.94.
80-Allah’ın nimetlerinden istifade ederler.maide.87-88.araf.31-32
81-Bidat ve hurafelerle uğraşmazlar.maide.103-104
82-Cimrilik yapmazlar-Mallarını hayra harcarlar.isra.29-imran.180
83-Bilmedikleri,anlaşamadıkları konularda ölçü ve hakem olarak Kur’an’a ve
sünnete başvururlar.nisa.59.enam.14.
84-Gerici değil ilericidirler.Net ve akılcı düşünürler.114imran.149.
85-Dinde ihtilafa düşmezler,münakaşaya girmezler.85. rum.32.
şuara.16.enam.15.69
86-Dünyanın bir imtihan mekanı ve ahiretin tarlası,oyun ve eğlenceden ibaret
olduğuna inanırlar.160.enam.32.hadid.20.enbiya.35.şura.20
87-Davete icabet ederler.225.enfal.24.ahzap.53
88-Dünya meşguliyetlerinin ibadetten sonra geldiğine
inanırlar.299.nur.37.Cuma.9
89-Fikirlerinin ve tezlerinin ana kaynağı Kur’an ve
Sünnettir.73.lokman.20.enam.38
90-Güçsüzleri ve mazlumları korurlar. Dinlerine vatan ve milletine
zulmedilen insanlara sahip çıkarlar,yardım ederler.214.nisa.75.
91-Harcamalarında ölçülü ve tasarruflu olurlar.Ne cimrilik yaparlar ne de
israf yaparlar.206.furkan.67
92-Yeryüzünde Hak’kı ve adaleti hakim kılmak için uğraşır lar.216-maide .8
93-Fikir-düşünce ve inanç özgürlüğünün savunucusu ve
garantörüdürler.3001.bakara.256.yunus.99.enam.108.ankebut.46.
94-Kimseye iftira ve eziyet yapmazlar.231.ahzap.58. hucurat.12.nahl.92.
95-Haset ve kıskançlık yapmazlar.252.felak.5.bakara.105.
96-Kimseye işkence ve zulüm yapmazlar.79.buruç.10
97-Zenginlik ve mevkiden etkilenmezler.156.Makam-mevki-tahsil ve yaptığı
işle övünmezler. 296. isra.37. zümer.60.imran.188
98-Nefsinin arzularına tutsak olmazlar.295. kefh.28. Nefsinin arzularını
putlaştırmazlar. Nefsinin esiri olmazlar.280.casiye.23.
99-Savaşa her zaman hazırlıklıdırlar,düşmanlarına karşı teyakkuz
halindedirler.178.nisa.10.bakara.194.imran.200
100-Teşkilatçıdırlar,organize ve müşterek hareket ederler.241.nur.62.0
101-Diyalogdan yanadırlar , gönülleri fethetmek için uğraşırlar.245.enfal.63.furkan.63.
102-Yapmayacakları şeyleri söylemezler,hiçbir şeyi abartmazlar.163.119.saff.2-3
103-Kötülüklere engel olurlar,iyiliği anlatırlar,hayra-doğruya davet
ederler.181.imran.104.
104-İman etmeyenlerin,günahkarların gösterişli yaşantı larına
özenmezler.141.
105-Irkçılık ve milliyetçilik yapmazlar.20.hucurat.13.
106-Güçsüz ve zayıf gördükleri kişileri ezmezler-haklarını yemezler-koruyup
sahip çıkarlar.298.nahl.92.
107-Güçlüyü değil;mazlumu,haklıyı üstün tutarlar.298. nahl.92.
108-Zulme, zalime ve işkenceye karşı koyarlar-Tarafsız kalmazlar.hacc.39.nisa.109.
109-Davaları -Hakkı hakim kılma davasıdır.216.maide.8.
110-Kolaya değil zora talip olurlar.258.inşirah.5-6-7.ahzap. 3 .
111-Birbirlerinin kardeşidirler.13.hucurat.10.
112-Kendilerini ve aile fertlerini cehennem ateşinden korurlar.31.Tahrim.6.
113-Üstünlüğün inanmakla ve takva ile olduğuna inanırlar..20-90.imran.139.hucurat.13.
114-Davet ve tebliğ görevini terk etmezler - Kur’an ile öğüt verirler.93.zariyat.55.imran.9-10-11.
115-Körü körüne bir fikrin,ideolojinin,akımın ve kişinin ardından
gitmezler.119.isrs.36.Atalarına körü körüne uymazlar.117.zuhal.23.hud.109.maide.104.
116-Kafirleri,zalimleri,günahkarları,düşmanlarını simalarından ve
konuşmalarından tanırlar.124.muhammet.30.Rahman.41.
117-Faizli iş ve alış verişlerden ve borçlanmadan şiddetle kaçınırlar.
118-İlim ile amel ederler.
119-İslamın
tüm şartlarını kabul ederler ve yerine getirirler.
120-Kendilerinden olan idarecilere itaat ederler. nisa. 59. maide.
92.Münafıklara ve kafirlere itaat etmezler.399.
121-Mahrem yerlerini ve namuslarını korurlar. ahzap.33.syf.115
122-Ölçü ve tartıda hile yapmazlar..syf.151.274.İsra.35.
123-Mümin mümini bırakıp da kafirleri dost edinmez.mücadele.22.imran.118.
124-Baskı,dayatma ve zulümlere aldırmazlar. Zulümden ve öldürülmekden
korkmazlar. 155.152. tevbe . 111.imran. 173. şura.49-50
125-Eylem - aksiyon ve mücadele adamıdırlar. Mücade leye
hazırlıklıdırlar.126.Arş yazıları.110.
126-Mücadelecidirler. Çile insanıdırlar. Allah yolunda çile
çekerler,mücadele içerisindedirler. 437. 142 imran.128. bakara.214.
127-Öfkelerine kapılmazlar-sabırlı ve soğukkanlıdırlar.132.
128-Gerektiğinde imanlarını ve düşüncelerini gizlerler.129.
129-Dünya nimetlerinden faydalanırlar ancak dünyaya bağlanmazlar.115-111.araf.31-32.
130-Alçak gönüllü,mütevazi ve ağır başlıdırlar. 118.
131-Kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atmazlar,bedenlerine eziyet
etmezler.150
132-İnkarcıların zorbalıklarına ve kötülüklerine engel olurlar.154.
133-Müminler Allah’ın koruması altındadırlar.154.
134-Allah’dan
devamlı bağışlanmak ve doğru istikamette olmak dilerler.157.
135-Hakkı ve doğruyu söylemekten çekinmezler.119.
136-Allah anıldığı zaman kalpleri titrer ve Kur’an ayetleri imanlarını
arttırır.114
136-Allah’ın dinini yaymak için her yolu denerler.121.nur.15-9.ankebut.56.
137-Gerekirse hicret ederler.Dinlerini ve özgürlüklerini yaşayabilmek için
gerekirse hicret ederler.127.
138-Küfre ve ve zalimmin zulmüne karşı dayanıklıdırlar.437.
139-
Davalarına ve geleneklerine bağlıdırlar. Araf.89.
140-Oturmak yerine çalışmayı,faydalı olmayı tercih ederler.nisa.95-96
141-Dünya işlerine dalarak kulluğu terk etmezler.158.nur.37-38
142-Faydasız iş ve boş sözlerden uzak dururlar.134.müminun.3 furkan.72.
143-Allah’ı zikirden ve ibadetten gaflete düşmezler.77.
144-Manen olduğu gibi mali açıdan da güçlü olurlar.
145-Suçlulara ve kötülere arka çıkmazlar.145.nisa.105.
146-
Barıştırıcı ve ualaştırıcıdırlar.148.
147-İnkarcılara ,zalimlere ve kötülere tuzak kurarlar.123.yusuf.70-76.enbiya.62-67.
148-He
yerde barış, huzur ve güven ortamını sağlarlar.291.
149-Mallarını nereye harcayacaklarını çok iyi bilirler.
Mallarını;akrabaya,yetimlere,yoksullara,darda kalanlara –hayırlı işlere
harcarlar.bakara.1077
150-Mümin;içki-kumar-zina-rüşvet-karaborsa-faiz-bencillik-zulüm-riya-haset
gibi kötülüklerden şiddetle kaçınan insandır.
151-Akrabalık bağlarını kesmezler-güçlendirirler-önem verirler-Akrabaların ı
gözetirler.Nisa.1.Bakara.83.
152-Aile hayatına önem verirler.Düzenlibir aile hayatları vardır.Ailesine
namazı emrederler.Taha.132.
153-Cuma namazı vaktinde aqlış veriş yapmazlar-ibadet ederler.Cuma.9-10
154-Cihattan kaçmazlar . nisa. 77-78.
155-Gözlerini haramdan sakınırlar.Ahlaklıdırlar.30.nur.30.
156-Mallarınmı
gösterişsiz olarak hayra harcarlar.203.bakara.274.
157-Dinlerini korumak ve yaymak için her şeyi göze alırlar.107.imran.195.
158-İnsanları doğru yola,hayra güzele çağırırlar.181.imran.104.
159-Kafirleri dost edinmezler.6.mümtehine 9.maide.52-51
160-Allah’ı zikrettikçe huzura kavuşurlar.286.rad.28.
161-Uyanık olurlar. Gaflete,delalete asla düşmezler. 231. hadid.16.bakara.214.
162-Amel defterlerine iyi amelleri kaydettirmek için çalışırlar. Pişmanlık
duyacakları amelleri keydettirmezler. 58.araf.8-9.kehf.49.
163-Özürsüz olarak mücadeleden,cihattan,hayırlı işlerden
kaçmazlar.125.nisa.95-96
164-Nimetlere karşı daima şükür ederler.Nankörlük etmezler.210.secde.9.
165-Kafirlere yardımcı olmazlar.Zalimin avukatlığını yapmaz lar.64.nisa.109.
166-Müminleri küfürle ve münafıklıkla itham etmezler. 233. nisa.94.
167-Kur’ana
uygun hüküm verirler ve icraat yaparlar. 18.maide. 44.45.47.
168-Müslümana
korku yakışmaz-düşmanlarından ve kötülerden korkmazlar.295.imran.17.
169-Dünyaya değil . Ahirete meyillidirler.115.
170-Peygamberinin yolunda ve izindedirler.117.
171-Tüm yeteneklerini ve özelliklerini Allah’a borçlu olduklarını
bilirler.120.
172-Geceleri ibadetle geçirirler-Takva sahibidirler.150
173-Ölene kadar ibadete devam ederler.424.
174-Kur’an
okunduğunda kalpleri titrer-yumuşar-düşünmeye başlarlar.zümer.23.
1-ALLAH’A GÖNÜLDEN TESLİM
OLMUŞLARDIR.
Hüd:23 <<
İman edip salih amellerde bulunanlar ve Rablerine kalpleri tatmin bulmuş
olarak bağlanmanlar, işte bunlar da Cennetin halkıdırlar. Orada temelli
olarak kalacaklardır.>>
Bakara:112.<<Hayır,
kim iyilik yapıcı olarak yüzünü (kendini)Allah’a teslim ederse ,artık onun
Rab’bi katında ecri vardır.Onlar için korku yoktur ve onlar mahsun da
olmayacaklardır.
Gerçek bir mümin
;severek,korkarak,ümit ederek,gönülden,taa kalbin derinliklerinden Allah’a
tam teslim olursa ,herşeyini,bütün varlığını Allah’a verirse,bütün
duygularını Allah’a yöneltirse ,hem manen hem de madden teslim olursa ve bu
teslimiyetin pratiklerini ve zahiri delillerini de ortaya koyabilirse o
kurtuluşa giden yolu bulmuştur.Korku,ümitsizlik ve tereddüt yoktur kalbinde
ve bu teminat ile müjde de Allah tarafından net bir şekilde deklera
edilmektedir.Artık mümine düşen görev ; o coşkun müjde ve kurtuluş
dalgasının kollarına kendini bırakıvermektir.Ama nasıl bırakacak,nasıl
gerçekleştirecek,nasıl devam edecek bu olay.Hazırlık safhası ne kadar hangi
şartlarda saürecek.Bu önemli şartları oluşturmak,daha sonra da psikolojik
bir adattasyon evresine girmek ve gücümüz şartlarında da bunu başarabilmek
ne kadar büyük bir başarı ne kadar teveccühe ve aynı derecede mükafata
layık bir olay.Bunun adı teslimiyet,ne mutlu teslim olabilenlere,ne mutlu
teslimiyeti Rabbine kavuşuncaya kadar sürdürebilenlere.
2-KUR’AN’A KUVVETLE
BAĞLIDIRLAR.
Ahzab.34
<<Evlerinizde okunmakta olan Allah’ın ayetlerin,i ve hikmetini hatır -layın.Hiç
şüphe yok Allah,latifdir,haberdar olandır.>>
A’raf.170.<<Kitaba
sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlar kuşkusuz biz salih olanların
ecrini kaybetmeyiz.>>
Teslimiyetin güçlü
kalelerinden biri en büyük sacayağı Kur’an’a, Kur’anın içeriğine
,hükümlerine kuvvetli bir bağlılıkdır.
Teslimiyetin
sağlanmasında ve idame ettirilmesinde Kur’ana bağlılık birinci
faktördür.Her halukarda ,her şartlarda zemin ve zamanlarda Kur’ana göre amel
etmek O’nun hükümlerini düşünmek ve O’ nun prensiplerşinden zerre kadar
sapmamak için uğraş vermek,ancak daima her halukarda O’ nu hatırlamakla
,düşünmekle,akıldan hiç çıkarmamakla mümkündür.
Kitaba ;kesin,kuvvetl,i
ve ciddi olarak sarılmak ile namaz ve ibadetlerbu ilahi nizamın ıslah etmek
için vazettiği vazgeçilmez iki metotdur.Zaten Kur’an’a kuvvetle bağlılık onu
yaşamak demektir.O’nu yaşamak demek de inananların tüm özelliklerini
üzerinde bulundurmak demektir.
3-YALNIZCA ALLAHA KULLUK
EDERLER
İsra:23.<<Rabbin,O’ndan
başkasına kulluk etmemenizi ve anne babaya iyilikle davranmanızı
emretti...>>
Fatiha:1-4
<<Hamd alemlerin Rab’bınadır.Rahman ve rahimdir.Din gününün
malikidir.Yalnızca sana ibadet ederve yalnızca senden yardım dileriz....>>
Kulluk yalnızca
Allah’a dır,tapmak yalnızca Allah’a tahsis edilmiştir.Burada kula kulluk
kesin olarak yasaklanmıştır.Hiçbir zaman,hiçbir şartta kula
kullukyapılmayacak,Allah dan başka hiçbir şeye tapınılmayacaktır.Allah’ın
bir ve tek olduğu iman akidesi bu şekilde kalplerdeki yerini ve hedefini
buluyor.İşte bu akide sayesinde Allah’ın gösterdiği hedefler,gönderdiği emir
ve vecibeler ve yapılacak ameller arasında bir birlik ve irtibat
kurulacaktır.Allah’a itaatdan sonra ikinci derecedeki kulluk vazifesi ; ana
babaya iyilik etmek olarak sıralanıyor.Birinci akidenin gerçekleşmesiyle
zaten ikinci derecedeki akide kendiliğinden gerçekleşmiş oluyor.
4-YALNIZ ALLAH DAN dan
KORKUP SAKINIRLAR .ALLAH DAN BAŞKASINDAN ASLA KORKMAZLAR.
Al-i İmran:102.<<Ey
iman edenler,Allah‘dan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup
sakının...>>
Enfal.29.<<Ey
iman edenler ,Allah’dan korkup sakınırsanız,size doğruyu yanlışdan ayıran
bir nur ve anlayış verir,kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar.Allah büyük
fazl sahibidir.>>
Ahzap.39.<<
Ki onlar ( o peygamberler) Allah’ın risaletini tebliğ edenler O’ndan içleri
titreyerek korkanlar ve Allah’ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır.Hesap
görücü olarak Allah yeter.>>
A’li İmran:175.<<
İşte bu şeytan ancak, kendi dostlarını korkutur, siz onlardan korkmayın.Eğer
müminlerseniz benden korkun.>>
Allah’ın dışında
hiçbir varlıkdan, kudretten ve kuvvetten asla korkmamak kuvvetli bir imanın
ve tam teslimiyet olunan halin yegane göstergelerindendir.
Şeytan her zaman
ve zeminde olduğu gibi kendi dostlarını ve yandaşlarını kalabalık ver güçlü
göstermeye onlara kudret elbisesini giydirmeye,onkların her türlü imkan ve
tasarrufa sahip olduklarını,fayda ve zarar vermeye muktedir oldukları
şüphesini müminlerin kalplerine yertleştirmeye ve onları kuruntulara
düşürmeye
çalışır.Bunun asil gayesi de gaye ve maksadına onlar sayesinde
ulaşması,yeryüzünü onlar vasıtasıyla fitne ve fesada boğmasıdır.Kadiri
mutlak olan Allah inanan gönüllere hakikatı gösteriyor.Şeytanın vesvese ve
hilelerini tanıtıyor ve icabeden tedbiri beyan ediyor.
Şeytanın
uşaklarından müminlerin asla korkmamalarını,çekinmemelerini ve yalnızca
kendisinden korkup sakınmalarını açıkça deklara ediyor.Hakikatta şeytan ve
uşaklarının mahlukatın en aşağılık soyu,
En zayıfı ve en
korkağı olduğunu bildiriyor.Korkulacak ve çekinilexcek yegane kuvvet ,fayda
ve zarar vermeye kadir olan kuvvettir.Allah’ın kuvvetidir.İnanan gönüllerin
korktukları kuvvettir.Sadece O’nun kuvvetinden korkanlar yeryüzünün en
kuvvetli şahsiyetleridir.Kainatta hiçbir kuvvet onlara karşı koyamaz.
5-ALLAH’I HER ŞEYİN
ÜZERİNDE TUTARLAR,O’NA GÖNÜLDEN VE KALPTEN SEVEREK İTAAT EDERLER.
A’li
İmran:173.<<Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine ;düşmanlarınız size
karşı ordu hazırladı,o halde onlardan korkun; dedi de bu söz onların imanını
arttırdı ve üstelik’Allah bi<ze yeter,O ne güzel vekildir’dediler.>>
Ahzap.31.<<Ama sizden
kim de Allah’a ve resulüne gönülden itaat eder ve salih amellerde bulunursa,
onada ecrini iki kat veririz. Ve biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır.
Allah’ı herşeyin
üzerinde tutmak, O’nu herşeyden fazla sevmek ve O’ndan herşeyden fazla
korkmak ve O’na herşeyden fazla güvenmek.Güçlüklerin en güçlüsünden korkmak
ve kudreti mutlak olanlara gönülden itaat etmek.
6-SADECE ALLAH ‘A
GÜVENİRLER.GÜÇ VE İMKANLARINA DEĞİL YALNIZCA ALLAH’A GÜVENİRLER.
Furkan:58.<<Bir
de ,daima diri olup ,hiçbir zaman ölmeyen Allah’a tevekkül et; ve O’nu hamd
ile yücelt.Kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeter.>>
Tevbe.51.<<De
ki;Allah’ın bizim için yazdıkları dışında ,bize kesinlikle hiç bir şey
isabet etmez.Ve müminler yalnızca Allah’â tevekkül etmelidirler.>>
Müminler için gerçek
yar ve yardımcı, güvenilecekidayanılacak, ümit beklenecek yegane olanak ve
güç muhakkak-ki kadiri mutlak mutlak olan Allah tır.Bütün
güçler,imparatorluklar,mal ve servetler,saltanatlar,askerler,ordular
,topluluklar güç ve imkan olarak güvenmek bakımından hiçbir şey
değildir.Allah’ın dilemesi ve bilgisi dışında bir mümine hiçbir kimse
,hiçbir güç zerre kadar zarar yahut da fayda sağlayamaz.Öyleyse müminler
mutlak anlamda yalnızca ve yalnızca Allah’a güvenipiAllah’a sığınıp Allah’a
tevekkül etmelidirler.
(İlgili diğer ayeti
kerimeler:A’li İmran:173 –Yusuf:67.-Furkan:58 – Tevbe :25 –26 –Bakara:249 –A’li
İmran:160 –Ahzap:48 – Hud:123.)
7-TAKVA SAHİBİ OLMAK İÇİN
GAYRET EDERLER.TAKVA SAHİBİDİRLER:
Allah
dan hakkıyla korkma,sevme ve O’ na hakkıyla yönelmek.Günahın küçüğü ve
büyüğünü terkeylemek.Yani ; şüpheli ve dikenli yerde yürüyenün dikenden
sakınması gibi.Kalbinle gafletlerden,nefsinle şehvetlerden ve tabiatınla
lezzetlerden,uzuv ve organlarınla günahlardan sakınmandır.Peygamberimiz Hz
Muhammed (S.A.V)’e göre takva;bütün iyilikleri insanın kendisinde
toplamasıdır.Kendisini hayır,merhamet ve iyiliklerin merkezi durumuna
sokmasıdır.
Bakara:177.<<Yüzlerinizi
(namazda) doğu ve batı tarafına çevirmenizhayır ve taat değildir. Fakat
hayır ve ibadet,Allah’a,Ahirete,meleklere,Allah’ın indirdiği kitaplara ve
peygamberlere iman edenin ibadetidir ve Allah sevgisi üzere,yahut mala olan
sevgisine rağmen,malı (fakir) akrabaya,yetimlere,yoksullara,yolda
kalmışa,dilenenlere,köle ve esirlere harcayan,namazı gereği üzere kılan ve
zekatın veren kimsenin,ahitleştikleri zaman sözlerine sadık kalanların
ihtiyaç ve sıkıntı hallerinde ,cihat ve savaşlarda sabredenlerin
hayrıdır.İşte bu vasıfları taşıyanlar Hak’ka uyan sadıklardır ve bunlar
takva sahibidirler.>>
Tevbe.109.<< O halde,dininin binasını sağlam bir temel olan Allah korkusu ve
rızası üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır,yoksa binasını çökecek bir yarın
kenarına kurup da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan mı?Allah
zalimler topluluğunu hidayete erdirmez..>>
8-ASIL HEDEFLERİ ALLAH’IN
RIZASINI KAZANMAKTIR.
Tevbe.72.<<Allah
,mümin erkeklerle mümin kadınlara içinde ebedi kalmak üzere ,altından
ırmaklar akan cennetler ve adn cennetlerinde güzel meskenler vadetmiştir.Allah’dan
olan hoşnutluk ise en büüyktür.İşte büyük kurtuluş ve mutluluk bu dur..>>
Müminin düsturu ne
cennet arzusu ne de cehennem korkusu olmalıdır. Asıl hedef Allah’ın rızasını
kazanmak ve Allah davasının gönüllü ve tam teslim olmuş eri olmaktır.
Şüphesizki cennet,
iç,indeki bütün nimetleriyle ,güzellikleriyle beraber,o en büyük rızanın
gerisinde gizlenmiştir. O’nun rızasını kazanan zaten Cennette olacaktır.
Fetih:29.<< Muhammed
Allah’ın Resulü dür. Ve onunla birlik de olanlarda kafirlerte karşı zorlu,
kendi aralarında ise merhametlidirler.Onları rüku edenler,secde edenler
olarak görürsün.Onlar;Allah’dan bir fazl (lütuf ve ihsan)
Ve hoşnutluk arayıp
isterler. Belirtileri secde izinden yüzlerindedir.>>
9-NAMAZA TİTİZLİK
GÖSTERİRLER-ZEKATIDA VERİRLER
Bakara.238.<<Namazlara ve orta namaza devam edin. Namaza Allah’a itaat
edici ve boyun eğici olarak durunuz.>>
Mü’minun:1-2.<<Müminler
gerçekten felah bulmuştur, onlar namazlarında huşu içerisinde olanlardır.>>
Nur 37:<<Nice adamlar
vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alış veriş Allah’ı anmaktan,namazı
gereği gibi kılmaktan ve zekat vermekten kendilerini alıkoymaz.>>
Namaz dinin direğidir.
Namaz; Allah’a,O’nun yüce kitabı Kur’an-ı Kerime ve peygamberi Hz Muhammed
(S.A.V) e inanmanın ve gerçek bir mümin olmanın pıratik bir görüntüsüdür.Cenab-ı
Hak kitabında’Namaz insanı çirkin ve kötü şeylerden alıkoyar’ buyuruyor.
Namazda ‘Bana doğru
yolu göster,beni eğri ve kötü yollardan koru,bana kuvvet ver’ demek
suretiyle bir taraftan kendimizi,insanlık haysiyetimizi koruyupyükseltmeye
yöneltirken,öbür taraftan sınırsız acizliğimizi ve güçsüzlüğümüzü Cenab-ı
Hak’kın sonsuz kudretine bağlar , ruhumuzda eşsiz bir enerji depo ederiz.Bu
akümülatör zamanla boşalır.Onu bir kaynağa bağlayıp şarz etmemiz gerektiği
gibi,dış tesirlerle dengesi bozulan varlığımızı ilahi feyizlerle beslemek ve
ruhi bir enerjiyle doldurmak ancak namazla mümkün olmaktadır.
Namazda huzur ve
huşu,ciddiyet ve samimiyet,korku ve sevinç,ümit ve heyecan,psikolojik ve
biyolojik rahatlama ve Allah’a kalp den bağlılığın ifade ediliş ve yakarış
unsurları hep bir potada doruğa ulaştırılır.
Ne bir ticaret ve ne
bir alış veriş, ne de başka bir şey müminleri Allah’a gerektiği şekilde
ibadet etmekten alıkoymamalıdır. Ne mutlu namazlarında huzur ve huşu
bulanlara, yazıklar olsun namazdan gafil olanlara.
10-ALLAH’IN SINIRLARINI TİTİZLİKLE
KORURLAR-DİNDE AŞIRILIĞA KAÇMAZLAR.
Maide.87.<<Ey iman
edenler; Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını kendinize
haram etmeyin, aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.>>
Hud112.<<Onun için sen
emrolunduğun şekilde, beraberinde tevbe edenlerle dosdoğru hareket et. Aşırı
gitmeyin;çünkü Allah yaptıklarınızın hepsini kemalıyla görücüdür.>>
Hucurat.1 << Ey iman
edenler;(söz ve hareketlerinizle ileri varıp da )Allah’ın ve resulünün önüne
geçmeyin,Allah dan korkun çünkü Allah işitendir.
Nisa:13.<<Bunlar, Allah’ın
sınırlarıdır. Kim Allah’a ve resulüne itaat ederse, onu altından ırmaklar
akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve
mutluluk budur.>>
Nisa.14.<<Kim Allah’a ve
resulüne isyan eder ve O’nun sınırlarını aşarsa,,onu da içinde ebedi
kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.>>
11-NEFİSLERİNE GÖRE HAREKET ETMEZLER.
Yusuf.53.<<(Yusuf) Ben
nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis-Rabbimin kendisini
esirgediği dışında var gücüyle kötülüğü emredendir.Şüphesiz benim Rabbım
bağışlayandır,esirgeyendir.>>
Furkan 43. << Kendi istek
ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördünmü?...>>
Kasas.50 <<Senin
davetini kabul etmezlerse, artık bil ki, onlar sırf kendi nefsi arzuları
peşinde gidiyorlar. Hâlbuki Allah’dan doğru bir delil olmaksızın
Yalnız kendi nefsi arzusu
peşinde gidenlerden (şirk,küfür ve putlara itaat edenlerden) daha sapık kim
olabilir ?.Muhakkak ki Allah (Hevalarına uyup nefislerine yazık eden)
zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.>>
İman ahlakıyla terbiye
edilmemiş bir nefis her daim şeytanla muhabbet içerisindedir. Şeytan insanın
nefsine daima kötü şeyleri telkin eder, itaattan uzaklaştırmak için
çevresine fenalık tuzaklarını kurar. Gümümüz toplumlarında canlı bir örnek
teşkil ettiği şekilde; insanların birçoğu; kendilerini dine uyduracakları
yerde, dini kendi arzu ve isteklerine uydurmak için gayret etmektedirler. Bu
gidişat insanlık için bir uçurumdur. İnandığınız gibi yaşamaz iseniz,
yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.
İslam imanından
gereğince referans alıp beslenmeyen bir nefis; şeytanın telkin ettiği arzu
ve isteklerine boyun eğer, şehvetlerinin mahkümü olur,durmayan,düşünmeyen,akletmeyen
hayvanlardan da aşağılık bir mahluk seviyesine iner.
12-ALLAH YOLUNDA ASLA
GEVŞEKLİK GÖSTERMEZLER VE YILMAZLAR.
A’li İmran.146.<<Nice peygamberler vardır ki, beraberlerinde bir çok alimler
saqvaştı da Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı ümitsizliğe
düşmediler, zaaf (gevşeklik)göstermediler, miskinlik etmediler.Allah
sabredenleri sever.>>
Allah’a tam teslimiyetin tezahürü O’nun yolunda, davası uğrunda asla
gevşeklik göstermemek, taviz vermemektir. Nice peygamberlerle birlikde
,yığınlarca topluluklar çarpıştılarda ;karşılaştıkları
belalardan,darlıklardan,şiddet ve ezalardan dolayı nefisleri zerre kadar
zaafa bile uğramadı.Kavgaya ,mücadeleye devam etmek için enerjileri,azimleri
bitmedi.Ne çığlıkla bağırdılar,telaşa düştüler,ne de düşmana teslim
oldular.Din ve itikat için çarpışan müminin şanı budur işte.Ne mutlu onlara.
Bakara.214.<<Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmedenCennete
gireceğinizi mi sandınız. Peygamber ve onunla beraber müminler; Allah’ın
yardımı ne zaman diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve
sarsılmışlardı. İyi bilinki Allah’ın yardımı şüphesiz yakındır.>>
Siz
sizden önceki ümmetlerin islam yolunda, insanlığın saadeti, kurtuluşu
uğrunda çektikleri çileleri, sıkıntıları çekmeden yaptıkları mücadeleleri
yapmadan cennete öylece gireceğinizimi sandınız. Sadece imani telkin ve
esasları eda edip cenneti beklemek çok hatalı bir bekleyiştir.Cennet;ancak
pratik tatbikat ve tecrübelerden ve ameli imtihanlardan sonra gelir. Malları
ve canlarıyla cihat eden, bela ve meşakkatlere katlanan, Allah’a olan
vaatlerini yerine getiren, tüm mücadele ve musibetlere göğüs geren kimseler
içindir cennet.
13:İNANANLARLA BİRLİKDE HAREKET EDERLER.
BİRBİRLERİYLE YARDIMLAŞIRLAR VE BİRBİRLERİNE GÖNÜLDEN BAĞLIDIRLAR.
Enfal:73.<<Kafirler de
birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz emredildiğiniz gibi
yardımlaşmazsanız, yeryüzünde bir fitne (islam zafiyeti) ve büyük bir fesat
(küfür hâkimiyeti) olur.>>
Saf.24.<<Hiç şüphesiz
Allah, kendi yolunda sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf
bağlanarak çarpışanları sever.
Tevbe.119.<<Ey iman
edenler; Allah’dan sakının ve doğru (sadık) olanlarla birlikde olun.>>
Hak yolunda
yardımlaşmak, birlik ver beraberlik içerisinde olmak, ittifak yapmak mutlak
zaferlerin temel şartıdır. Çünkü kafirler de, şeytanın dostları da fitne ve
fesat işlerinde, müminlere karşı düşmanlıklar da birbirleriyle yardımlaşmak
da hatta yarışmaktadırlar. Müminlerin birklikte, beraberlikle hareket
etmemelerinin neticesinde bir memlekette fitne ve fesat hareketleri çoğalır,
baskı ve dayatmalar artar, hak ve özgürlükler kısıtlanır. İslami ve Kur’an-i
hayat sınırlanarak yok edilmek istenir ve neticede küfrün hakimiyetine doğru
bir kayma, yöneliş hareketleri belirir ve küfür tüm gücüyle o beldeye hakim
olur.
Müminler için farz
olan görev ihtilaf değil ittifaktır.
Bozulmuş bir sistem ve
fesat hareketlerine yönelmiş bir toplumda Kur’an-ın kesin hükümlerine rağmen
ittifak yaparak mücadele yerine ihtilaf çıkararak ayrılığa düşenler küfre
hizmet etmiş olurlar ve bunlar gerçek müminler değillerdir.
Günümüzde Afganistan
başta olmak üzere bazı İslam beldelerinde ihtilaflar yüzünden müslüman
toplum halkları birbirlerine karşı savaşmaktadırlar, birbirlerini
kırmaktadırlar. Bu İslam ümmetinin kanayan bir yarasıdır. Tedavisi ise
Allah’a tam teslimiyet, O’nun sınırlarını korumak ve emredileni gereğince
yerine getirmektir.
14-SABIRLIDIRLAR ZORLUKLARA
DAYANIKLIDIRLAR-ZORLUKLAR KARŞISINDA YILMAZLAR:
Müminler
sabırlıdırlar. Sabır mümin için bitmek tükenmek bilmeyen bir hazine, bir
sığınak, yegâne dayanaktır. Sabrın sonu selamettir, sabreden derviş muradına
ermiş deyişleriyle sabrın muhtevası vurgulanmak istenmiştir.
Sabır müminin
silahıdır, zorluklara dayanma gücü, başa gelen üzücü olaylara veya
haksızlığa katlanma, karşılaşılabilecek maddi ve manevi her türlü
güçlüklere, zorluklara, tehlikeli yollara tahammül gösterme, telaş
etmeksizin Allah’a tevekkül ederek sıkıntılara göğüs gerebilmedir. Allah’a
dayanarak gelecek her türlü musibete teslimiyet içinde katlanma ve mevcut
haline rıza gösterme, Allah’dan geldiğini ve yine Allah tarafından
giderileceğine inanmadır. İslam ahlak bilginlerine göre sabır yalnız insana
has tam bir olgunluk ve üstün ahlak göstergesidir. Bütün peygamberler,
veliler ve seçkin müminler bu fazilete sahiptirler.
Gerçek müminler;
hayatın güçlükleri karşısında, Allah’ın yardımına güvenerek hiçbir
ümitsizlik ve karamsarlığa düşmeksizin metaneti ve kuvvetli bir irade gücü
gösterenler onlardır.
Allah buyuruyor;Bakara
153.<<Ey iman edenler sabırla ve namazla Allah’dan yardım isteyin. Muhakkak
ki Allah’ın yardımı sabredenlerle beraberdir.>>
Namaz dinin direğidir,
namaz kılan bir müslüman sabretmesini bilir, sabretmesini bilen bir mümin de
namaz kılıyordur.
Sabır; Allah’ın bir emri
olmakla birlik de gerçek müminlerinde en temel özelliklerinden biridir.
Kur’an-ı Kerimde sabır tekrar tekrar zikredilir. Zira insanoğlunu yaratan
Cenab-u Mevla insanların bunca nefsani arzu ve isteklerinin baskısı altında
doğru istikamette yürümelerinin zorluğunu bunca çekişmeler içinde ve
engeller karşısında Hak davasını hakim kılmanın azametini fertlerin gerilen
asablarını ve psikolojilerini iç ve dış düşmanlara karşı bütün yardımcı
kuvvetleri uyanık tutmanın zorluğunu çok iyi biliyor ve o yüzden bunlara
karşı sabırlı olmayı emrediyor.
Allah’ın emirlerine
karşı sabır, günahlardan sakınmak için sabır, Hakka karşı gelenlere karşı
koymak için sabır, her türlü hilekârlığa, haksızlığa uğramaya, yoksulluk ve
sefalet içinde olmaya karşı sabır, tehlikeli yolların ve tüm olumsuzlukların
zifiri karanlık ve dumanlı ortamlarına karşı sabır. Nefsin süfli arzularına
karşı sabır, insanların inatçılığına ve sapıklıklara meyline karşı sabır.
Emir sabırdır, çare ve
reçete sabırdır. Sabrı destekleyen ana kaynak ise namazdır.
Bakara.156-157:<<And
olsun,sizi korku,açlık, mallarınızdan, canlarınız dan ve ürünlerinizden
eksiltmek gibi şeylerle deneriz. Sabredenleri müjdele ki, onlara bir bela
eriştiği zaman; biz Allah içiniz ve biz O’na döneceğiz derler. İşte
Rablerinizden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da
onlardır.>>
Miminler tüm hayatın
zorluklarına karşı hakiki bir imanın tezahürü olan sabırla karşı koyarlar ve
bu nedenle bitmeyen, tükenmeyen musibetlere, zorluklara ve engellere karşı
dayanıklıdırlar. Çünkü bu dayanıklılığın, bu dik ve sabit duruşun,
ümitsizlik ve yese düşmeyişin karşısında ezeli ve ebedi bir hazine, bir
mükâfat olan cennet var, cennetle müjdelenme var.
A’li İmran:173.<Onlar
ki halk kendilerine (düşmanınız olan) insanlar size karşı ordu toplamışlar,
onlardan korkun deyince ( bu söz) onların imanını arttırdı ve Allah bize
yeter. O ne güzel bir vekildir dediler.
Zümer: 10.<<Ancak
sabredenlere mükâfatları hesapsız olarak ödenecektir.>>
Furkan.75.<<İşte onlar
sabretmelerine karşılık saraylarda ödüllendirilecekler ve orada bir sağlık
dileği ve selam ile karşılanacaklardır.>>
Nice Allah dostları,
gerçek miminler ve başta peygamberler; hayatları boyunca nice savaşlara
girip çıktılar, esir slındılar, hezimete uğradılar, yaralandılar, binbir
türlü zorluklarla çilelerle, engellerle karşılaştılar, belalara,
musibetlere, yokluklara düçar oldular. Ancak karşılaştıkları belalardan,
darlıklardan, şiddet ve ezalardan dolayı nefisleri hiç zaafa uğramadı.
Kavgaya, mücadeleye devam etmek için enerjileri hiç bitmedi. Ne moralman
yıkıldılar, ne çaresizlik, ümitsizlik içinde kıvrandılar, ne çığlıkla
bağırdılar ne de düşmana ve nefislerinin arzularına teslim oldular. Din ve
itikat için mücadele eden,faziletin ve davanın timsali müminin şanı bu dur
işte.Gerçek mümin olmanın gereği,tatbikatı ve zirve noktası budur.
15.GELECEK VE RIZIK ENDİŞESİNE KAPILMAZLAR.
Gelecek ve rızk
endişesine kapılmak; her nefis, her insan için mutlak bir hal ve duygudur.
Her insan geleceğini, hayatını, sosyal, ekonomik, kültürel yapısını planlar
hayaller kurar. İnsan nefsi; hep güzel şeyleri ister, hayal eder. Sonu ve
sınırı olmayan hayallerle, ümitlerle insanoğlu adeta etrafını örmüştür.
Zamanla gerçekleşmeyen hayalleri insanı ümitsizliğe, endişeye sev eder.
Önünü adeta kara bulutlar sarmıştır, her yer zifiri karanlıktır onun için.
Yarının bu günden daha kötü olacağını, aç ve açıkta kalacağını, sorunların
altından kalkamayacağını düşünür, endişelenir, gelecek korkusu çepeçevre
sarar.
Böyle bir süreçte
mümin tamamen imani şuur çizgisinden uzaklaşmış, şeytanın çizgisine yönelmiş
olur. Şeytan insana böyle bir süreçte, düşünce ortamında vesvese vererek
endişelerinin daha da derinleşmesini, korku ve ümitsizliklerinin,
huzursuzluk ve isyan noktasına gitmesini ve buna paralel olarak da İslam
dairesinden uzaklaşması sürecine katkıda bulunmaktadır.
Bakara.268.<< Şeytan
sizi fakir olacaksınız diye korkutur; sizi cimrilik ve sadaka vermemekle
emreder...>>
Fatr.2.<<Allah’ın
insanlara göstereceği herhangi bir rahmet ve nimeti (rızkı) engelleyip
tutacak (mani olacak) yoktur. O güçlüdür, hakimdir.>>
Aslında ileriye dönük
gerekli ve gereksiz, günübirlik gelecek endişeler, anlık bir vesvese ve
korku, cehaletten ve zayıf imandan kaynaklanmaktadır.
Çünkü Allah C.C
Hazretleri yarattığı insanoğlunun hayatının bütün anlarını ve dönüm
noktalarını da Lehv-i Mahfuz da belirlemiştir. Allah’ın dilemesinin ve Lehv-i
mahfuzda belirtilenin dışında insanoğluna ekstradan
hiçbir hal ve olay
gelmez, gelmeyecektir de. Her şey Lehv-i Mahfuz adlı
kitapta, Allah’ın
bilgisi ve ilmi dahilinde hiçbir sapma olmaksızın gerçekleşir. Bu çok önemli
hususu bilen bir mümin için gelecekte ne olurum, ne olacağım, başıma
şunlar, bunlar gelir, aç açıkta kalırım gibi düşünceler ve vesveselerin ne
kadar yersiz ve boş olduğu açık seçik olarak ortadadır.
Evet ; hayatın tüm
safhaları bizim planladığımız şekilde değil, gerçek de Allah’ın planladığı
şekilde gerçekleşir. Biz sadece kendi planladığımızdan, hayallerimizden
haberdar olabiliriz. Ancak; gerçek planlayıcının planından
,gelecektekilerden haberdar olamadığımız için karşımıza sürpriz gibi çıkan
acı olaylar karşısında şaşar kalırız. Şunu bilmeliyiz ki; biz bilemeyiz
Allah bilir, mutlak hüküm ve hikmet sahibi O’ dur. Her halimiz ,
başlangıcımız ve sonumuz O’nun bilgisi ve ilmi dahilindedir. O ol demezse
hiçbir şey olmaz. O ol demezse yeryüzünde bir yaprak dahi kıpırdamaz.
Hadid. 22.<<Yeryüzünde
ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan
önce, o kitapça bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır.>>
Hud.6.<<Yerde yürüyen
ne kadar canlı var ise, hepsinin rızkı ancak Allah’a aittir.>>
buyurulmaktadır. Dolayısı ile gelecek ve rızk endişesi gerçek müminin
kalbinde bulunmaması ve barınmaması gereken bir endişedir.
16:SERT DAVRANIŞLARDAN KAÇINIRLAR,
SAKİNDİRLER,AĞIRBAŞLI VE OLGUN KİŞİLİK SAHİBİDİRLER.
Özellikle insanların
işledikleri kusurlara karşı cevap olarak sert ve rencide edici cevaplar
yerine ,zaman zaman sükut etmek,yerine göre yumuşak tepkiler koymak,kırıcı
olmak yerine yapıcı olmak,hoşgörülü ve müsemahalı tavırlar sergilemek
müslümanın şanındandır.
Kaba ve katı
davranışların neticesinde gönüllerde birleşme yerine husumet, kardeşlik
yerine düşmanlık,sevgi yerine nefret,uzlaşma yerine ayrılıklar,birleşme
yerine dağılmalar hasıl olacağı bair gerçektir.
İnsanların kalp ve
gönülleri iyilikle,şefkat ve sevgiyle,hoşgörüyle çepeçevre kuşatılabilinir.
Merhamet duygusu Allah tarafından gönüllere bir rahmet olarak
bahşedilmiştir.
Ali İmran.159.<<Uhud
savaşında sen ,Allah’dan gelen bir merhamet sayesinde dir ki; onlara
(ashaba) yumuşak davrandın. Eğer kaba , katı yürekli olsaydın muhakkak onlar
etrafından dağılıp gitmişlerdi...>>buyurulmaktadır.
17:KÖTÜLÜĞE KARŞI İYİLİK YAPARLAR-KÖTÜLÜKLER
KARŞISINDA SABREDERLER BAĞIŞLARLAR.
Kötülüğe kötülükle
karşılık vermekle hiçbir olumlu sonuç elde edilemez.
‘Kötülüğe karşılık
kötülük her kişinin işidir, kötülüğe karlı iyilik de er kişinin işidir’
atasözü bu hususu en güzel bir şekilde açıklamaktadır.
Şura.40.<<Kötülüğün
cezası da ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve düzeltirse onun
mükâfatı Allah’a aittir.>>
Fussilet.34.<<Hem
iyilikle kötülük eşit olmaz. Sen kötülüğü,en güzel olan bir hareketle önle.
O vakit bakarsın ki seninle arasında bir düşmanlık bulunan yakın bir dost
gibi olmuştur.>>
Fussilet.35.<<İyilikle
kötülüğü önleme hasletine ancak sabredenler kavuşturulur. Buna (Cennette)
büyük mükâfatı olan ancak kavuşturulur.>>
Nisa.149.<< Size
yapılan fenalığı bağışlarsanız,(bilin ki) şüphesiz Allah çok
bağışlayandır.>>
18-GÜZELLİKLER VE FENALIKLLAR KARŞISINDA SON
DERECE İTİDALLİ VE SABIRLIDIRLAR:
İnsanoğlunun hayatı
bin bir sürprizlerle doludur. Güzelliklerle fenalıklarla, olumlu olumsuz
hallerle bezenmiştir. İnsan doğumuyla birlikte çileli, meşakkatli bir
yolculuğun ilk adımını atmıştır. İnsan muhakkak hayatını planlar, projeleri,
ümitleri, hayalleri olur. Ancak planladığı bu hayat, planladığı, arzuladığı,
istediği şekilde sürmeyebilir. Bu da tamamen doğal olan hayatın bir
gerçeğidir.
İnsanın hayatı,
hayatında gerçekleşeyeği tüm olumlu, olumsuz hadiseler gerçekte yaratıcısı
tarafından bilinmektedir, planlanmıştır, lehv-i hahfuzda yazılmıştır. Yazılı
gerçekleri insan kendi iradesiyle bir derece değiştirebilir. Bu gerçekler
çoğu zaman insanoğlu tarafından” tesadüfle iz<ah edilmeye çalışılır, ancak
bu tesadüf değil, tevafuktur. Çünkü her şey planlandığı şekilde cereyan
eder. Bu yaratılış ve kader gerçeğini bilen insan hayatında başına gelen,
kendisi açısından iyi ve kötü olan hadiseler, olaylar karşısında daha
itidalli, daha hazırlıklı, sabırlı ve olgunluk içerisinde olur. Fenalıklar
karşısında üzülmez, kendini yıpratmaz, psikolojisini bozmaz, daha kolay
kabüllenir, güzellikler karşısında da aşırı derecede sevinip böbürlenmez,
ikisinin arasında orta bir yoldan gider.
Hud:9.<<İnsanoğluna
tarafımızdan bir rahmet (sıhhat ve zenginlik) tattırıp ta sonra bunu çekip
alıversek, şüphesiz ki o,Allah’ın ihsanından tamamen ümidini kesen, evvelki
nimeti unutan, nankör bir kimse olur.
Hud:10.<<Fakat ona
dokunan bir dertten sonra, kendisine bir nimet tattırırsak ‘doğrusu benden
bütün fenalıklar gitti der ve şüphesiz sevinir, övünür.>>
Hud:11<< Ancak her iki
halde de sabredip, salih ameller işleyenler müstesnadır. İşte bunlar için
bir mağfiret ve büyük bir sevap vardır.>>
Buyurularak bu mesele açık
ve net bir şekilde ifade edilmektedir.
Her şey Allah’ın
planladığı şekilde cereyan eder, olmadan önce olacağı lehfi mahfuzda
belirlenmiş, yazılmıştır.
Hadid:22.<<Yeryüzünde
ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki; biz onu yaratmadan
önce, o kitapta bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır.>>
Hayrı ve şerri,iyi ve
kötü hali imtihan için Allah verir.
19-ŞEYTANA
UYMAZLAR. ŞEYTAN GERÇEK MÜMİNLERE TESİR EDEMEZ.
Şeytan
insanlara ilk yaratılışından beri; sahte bir dost sıfatıyla daima kötü
şeyleri telkin eder. İnsanı boş emellere, kuru vesveselere sürükler.
Nefsinin istek ve arzularına göre hareket etmesini, Allah’ın emir ve
yasaklarından, doğrulardan uzaklaşmasını sağlamaya, kendi safına çekmeye
çalışır.
Nahl:99-100:<<Doğrusu
şeytanın inananlar ve yalnızca Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu
yoktur. Onun nüfuzu sadece onu dost edinenler ve Allah’ ortak koşanlar
üzerindedir.>>
Şeytanlar müslümanlarla,
Allah’a teslim olmuş sadık müminlerle mücadele etmek için kendi dostlarına
çeşitli telkinlerde bulunur.
Enam:121.<<...Doğrusu
şeytanlar, sizinle mücadele etmek için, kendi dostlarına telkinde
bulunurlar. Ey müminler! Eğer siz onlara itaat ederseniz, muhakkak siz de
Allah’a ortak koşanlardan olursunuz.>>
Nisa.119.<<...Kim
Allah’ı bırakıp da şeytanı bir dost edinirse, gerçekten açık bir ziyana
düşmüştür...>>
Nisa.120.<< Şeytan
onlara vaat eder, onları uzun emel ve kuruntularla düşürür. Şeytanın
kendilerine vaat ettikleri aldatmadan başka bir şey değildir.
Bakara.268.<< Şytan
sizi, fakir olacaksınız diye korkutur; sizi cimrilik ve sadaka vermemekle
emreder. Allah kendi lutfundan size bir mağfiret ve fazla bir sevap vaat
ediyor. Allah’ın kudreti geniştir, her şeyi kemaliyle bilendir.>>
20:ÜMİTSİZ VE KARAMSAR OLMAZLAR:
İnsanoğlu ümitleriyle
ve hayalleriyle yaşar. İçinde bulunduğu en karanlık bir tabloda dahi
ümitlerin ve hayallerin yeşermesi, sürekliliği hiç bitmez, bitmemelidir.
Çünkü ümitler ve
hayaller bittiğinde yaşamda bitmiş demektir. Kur’an-ı Kerimde Allah
müminlere ümitsizliğe ve karamsarlığa düşmeyi, ümit kesmeyi yasaklıyor ve
küfürle eş değer buluyor.
Müminler Allah’dan ümit
kesilmemesi gerektiğini bilen insanlar olduklarından yalnız O’na dua eder,
O’na kulluk eder ve ondan korkarlar. Amellerinden emin olamazlar. Korku ve
ümit arasında dengeli bir halde kalpleri O’na yönelir. Allah’ın mağfireti ve
rahmeti geniştir.
Kur’an kâfirlerden
başkasının Allah’dan ümit kesemeyeceğini deklare ediyor.
Yusuf:87.<<...Allah’ın
lütfundan ümidinizi kesmeyiniz; çünkü Allah’ın lütfundan ancak kâfirler
topluluğu ümidini keser.>>
21-DÜNYA MALI PEŞİNDE KOŞMAZLAR. AŞIRI DERECEDE
DÜNYAYA DÜŞKÜN OLMAZLAR:
Kehf:28.<<Nefsini sabah
akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut. Gözlerin dünya
hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi
anmaktan alıkoyup nefsinin arzusuna uyan ve işi hep ayrılık olan kişiye
itaat etme.>>
Dünya malı; yaşamak
için, hizmet etmek için gereklidir, lazımdır. Ancak dünya malına aşırı
derecede düşkünlük gönül penceresini daraltır, kalplerin katılaşmasına sebep
olur. Allah’a itaat ve teslimiyet çizgisinden sapmalara meydan verebilir.
Nur.37.<< Nice adamlar
vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alış veriş (oları-gerçek
müminleri)Allah’ı anmaktan, namazı gereği üzere kılmaktan ve zekâtı
vermekten kendilerini alıkoymaz. Onlar bir günden korkarlar ki,o günde
kalpler ve gözler korkudan halden hale döner,kıvranır.>>
Ankebut.64.<<BU dünya
hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurdu ise, ölmez
gerçek hayat işte bu dur. Eğer bilselerdi ( geçici dünya hayatını ebedi
Ahiret hayatına tercih etmezlerdi.)>>
Kasas:60<< Size (dünya
vasıtalarından)verilen şey (kısa)Dünya hayatının istifadesi ve onun süsüdür.
Allah katında olan (sevap ve cennet) ise hem daha hayırlı,hem daha
devamlıdır.(Dünya nimetleri gibi sona ermez) Artık (bakinin faniden daha iyi
olduğunu anlayıp) akıllanmayacak mısınız.>>
22-ELLERİNDEN ÇIKANA ÜZÜLMEZ –ELLERİNE GEÇEMLE
DE ŞIMARIP BÖBÜRLRNMEZLER.
Hadid:23.<<(Her şey
yazıldı ve tesbit edildi ki, Dünya nimetlerinden) elde edemediğinize
üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiğine de (nimetin emanetine) güvenip
sevinmeyesiniz. Allah çok övünüp gururlanan kimseyi sevmez.>>
Dünya nimetleri
muhakkak müminler içindir. Müminin istemesi, dilemesi halinde Allah takdir
ettiği nispetçe mümine verir, yine dilediği şekilde de verdiğini geri alır.
Nimetin mal ve mülkün verilmesi de alınması da Allah’ın takdiri iledir ve
mümini imtihan etmek içindir.
İmtihanın sırrı gereği,
mümin dünyalıklarından kaybettiğine, kazanamadığına, elinden çıkana aşırı
derecede üzülmeyecek, sıkıntı ve strese girmeyecek- eline geçenle de; bu
benim başarımdır, hakkımdır deyip aşırı derecede sevinip böbürlenmeyecek,
gururlanmayacak, itaat çizgisinden uzaklaşmayacaktır.
Her iki hal arasında
son derece itidalli, sabırlı ve orta yollu olacaktır.
23:İMANINDA VE SÖZÜNDE DOĞRU OLANLARLA BERABER
OLURLAR: YANLIŞ KİŞİLERTLE DOSTLUK KURMAZLAR:
Gidilecek bir yolda,
sürdürülecek bir davada, paylaşılacak bir yaşamda yapılacak bir iş de hedefe
ulaşılması, aksamaya, kaosa ve huzursuzluğa yol verilmemesi için baştan
yapılacak bir seçimin olmazsa olmaz kıstasları, şartları vardır. Bu
kıstaslar göz önüne alınmadan, bu şartlar oluşturulmadan yanlış yapılan
tercihler insanı huzursuzluklara,uçurumlara,başarısızlıklara musibetlere
götüreceği mutlak bir gerçektir.
Nedir bu şartlar,
kıstaslar. İmanında ve sözünde doğru, istikrarlı olmak şartı. Yol ve dava
arkadaşı imanında samimi ,söz ve davranışlarında ,ahlak ve ilminde muteber
olacak. Bu şartları üzerinde taşımayanlarla müslümanın birlik de olması,dost
ve arkadaş olması,yol ve iş arkadaşlığı oluşturması düşünülemez. Seçim daha
baştan çok iyi yapılmalıdır.
Tevbe.19.<<Ey müminler!
Allah dan korkun (fenalıklardan sakının) imanında ve sözünde doğru olanlarla
beraber olun.>>
İnsanlığa ve kendisine
hiçbir faydası olmayan,fayda yerine zarar gelecek cahil kişilerden
olabildiğince uzak durulması icabeder. Çünkü bu kişilerle hiçbir yere
varılamayacağı gibi,boşa harcanan zaman ve emekler de insan için çok önemli
sayılabilecek bir zaiyattır.
Furkan: 63.<<Allah’ın
makbul kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Kendilerine
cahiller laf attıklarında Âllah size selamet vesin’ derler.>>
24-BOŞA VAKİT GEÇİRMEZLER, FAYDASIZ İŞLERLE
UĞRAŞMAZLAR, ÇALIŞKANDIRLAR:
İnsanoğlunun en büyük
sermayesi zamandır ömürdür. Zaman ve ömür sermayesi insanın elinden hiç
farkında olmadan su gibi akıp gider. İstenilen her şey şöyle ya da böyle
elde edilebilir, kazanılabilir. Ancak zamanı ve ömrü yeniden kazanmak geriye
döndürmek hiçbir şekilde mümkün değildir.
Zaman ve ömür denilen
en büyük sermayemizi en güzel, en verimli bir şekilde düzenlemek,
değerlendirmek bizim elimizdedir. Mümin için zaman ve ömür; insanlığa
faydalı olmayacak, makul olmayan,gereksiz,lüzumsuz ve içi boş
işlerle,eğlencelerle heba edilmemeli,tam aksine en güzel şekilde
değerlendirilmelidir.
Müminun:3<<Onlar ki, boş
sözden, faydasız iş den yüz çevirirler...>>
İnşirah.7.<< O halde
,(memur bulunduğun bir işi bitirip) boşaldın mı,(yine başka bir iş ve ibadet
için) kalk yorul...>>
İnşirah.8.<<...Ve yalnız
Rabbine icabet et (Ondan )iste.>>
Muhakkak ki; ancak
Allah’ın emirlerini hakkıyla yerine getirenlerin, yapmış olduğu bütün işlere
de ibadet sevabı verilir.
Ömür dinlenmek ve makul
seviyelerde eğlenmenin yanında güzel ve faydalı işlerle, ameller ve
ibadetlerle verimli kılınmalıdır. Boşa geçirilen bir ömrün, faydasız işlerle
meşguliyetin de muhakkak süratte kıyamette hesabı sorulacaktır.
25.HER ZAMAN YÜKSEK BİR MORALE SAHİPTİRLER:
Mümin her şeyin
Allah’dan geldiğini, hayrı ve şerri imtihan için Allah’ın verdiğini,
Allah’dan gelinip yine dönüşün O’na olduğunu, bu dünyanın bir imtihan
yeri,oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu,Ahiretin ise ebedi bir saadet yeri
olduğunu,gerçek vazifesinin ibadet ve itaat olduğunun bilincindedir.
31- GÜÇLÜ BİRLİKTELİK.
Birbirlerine düşkündürler.
32- KARARLILIK. Cesur ve
kararlıdırlar. Allah’tan başka hiçbir güçten korkmazlar.
Müminlerin yegane koruyucusu ve kollayıcısımuhakkak ki cenabu Allah
tır.O’nun bilgisi,istemesi ve dilemesi dışında insana hiçbir musibet
gelmez.,hiçbir kimse ve hiçbir güç ona zerre kadar bile zarar veremez.Yegane
korkulacak,çekinilecek,itaat edilecek ve sevinilecek tek güç O’ dur,Allah
tır.
Allah dan başka beşeri güçlerden kokmak,endişe duymak ve bunun kalplere
sirayet etmesi,kalbi ve ruhun derşinliklerini sarması şeytanın
telkininden,vesvesesindendir.
Çünkü şeytan kendi dostlarını kalabalık göstermeye ve onlara kudret
elbisesini giydirmeye çalışıyor.Onların yani Allah’ın dışındaki tüm beşeri
güçlerin her türlü imkan ve tasarrufa sahip oldukları ,fayda ve zarar
vermeye muktedir olduklarışüphesini kalplere yerleştirmeye
gayret
ediyor.Bunun asıl sebebi de; gaye ve maksadına onklar sayesinde
ulaşması,yeryüzünü bozguncularla ,nifakçılarla fesada boğmasıdır.
Yalnız ve yalnızca Allah tan korkan,şeytanın korku ve telkinlerine
aldırmayan gönüllerdaaima bir dik duruş içerisinde kalarak fitne ve fesat
tohumlarının yeşermesine imkan vermeyeceklerdir.
Ali
İmran:173 << Onlar öyle kimselerdir ki ;halk kendilerine –düşmanlarınız
size karşı ordu hazırladı,o halde onlardan korkun’ dedi de bu söz onların
imanlarını arttırdı ve üstelik”Allah bize kafidir ve o ne güzel vekildir
dediler...>>
Enfal:15 << Ey müminler! Toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman
onlara arkalarınızı çevirmeyin,kaçmayın.>>
Ahzap: 37.<<...Allahdan kork. Nefsinde ise,Allah’ın açığa vuracağı şeyi
gizliyordun,insanlardan da sakınıyordun. Halbuki Allah,kendisinden sakınıp
korkmana daha layıktı...>>
33: AMELLERİN KAYDEDİLMESİ.
Kendilerini önünden ve
ardından takip eden, koruyan ve amellerini not alan meleklerin
farkındadırlar.
Rad:11.<<Her insan için, önünden ve arkasından takip eden melekler vardır;
onu (insanı) Allah’ın emriyle korurlar...>>
Kehf:49.<<Amel
defterleri ortaya konunca suçluların orada yazılı olanlardan korktuklarını
görürsün;vah bize,eyvah bize! Bu defter nasıl olmuş da küçük büyük bir şey
bırakmadan hapsini saymış (yazmış not etmiş)derler.İşlediklerini (Dünyada
iken)hazır bulurlar.Rabbin kimseye haksızlık etmez.>>
En’am:160<<
Kim hayırlı ve güzel bir amelle gelirse ,ona ancak misli sevap verilir.Kim
de bir günah ile gelirse,ona ancak misli ile (günahı kadarla) ceza
verilir.Onlar (gerek iyilik,gerekse kötülük yapanlar) haksızlığa
uğratılmazla
Yapmış olduğumuz küçük ve büyük hiçbir hal ve hareket yoktur ki,yarın
karşımıza günah ve sevap olarak çıkmasın.Ve yine hiçbir hal ve hareketimiz
yoktur ki;anında kaydedilmesin.Allah’ın ilminden,gücünden hiçbir şey kaçmaz.
O’na bütün bunları takip etmek,kaydetmek,hesabını sormak çok kolaydır. O her
şeyi ilmiyle kuşatandır,mutlak güç sahibi ve galip olandır. Gerçek
müminlerin koruyucusu, sahibi Allah tır. Allah c.c görevlendirdiği melekleri
vasıtasıyla kullarını takip eder,imtihan eder ,ikaz eder,koruyup
kollar,rahmetiyle ve azabıyla kuşatır.
34:BAĞIŞLAMAK.
Hoşgörülü ve
bağışlayıcıdırlar. Öfkelerinden vazgeçip kusurları affederler.
Kendisine karşı işlenen hata ve suçları görmeme,görmemezlikten gelme,kişiye
hatasını anlayıp telafi etmesi için fırsat tanıma,hakiki,kamil iman sahibi,plgun
bir müminin şiarındandır.Peygamberimiz Hz Muhammed (S.A.V) Mekke fethinden
sonra,vaktiyle kendisine çeşitli kötülükler etmiş olan Mekkelilerin hepsini
bağışmalışlardır.
Bakara:263.<< İyi ve güzel bir söz ile bir kusur bağışlamak,arkasına eza
takılacak sadakadan daha hayırlıdır...>>
Şura:37<< O kimselerdir ki,büyük günahlardan ve açık rezaletlerden
kaçınırlar,öfkelendikleri zaman da onlar kusur bağışlarlar.>>
A’raf:199<< Sen af yolunu benimse,uygun olanı emret ve cahillerden yüz
çevir.>>
35 – YARDIMLAŞMAK.
Birbirleriyle her türlü
işlerde yardımlaşırlar ve yarışırlar.
İyilik etmek ve fenalıkları önlemek için yarışırlar.Müminler her türlü
hayırlı işlerde ,dünya ve Ahiret işlerinde birbirlerine karşı kayıtsız ve
tarafsız kalamazlar.
Aralarındaki temel prensip yardımlaşmak ve yarışmak olmalıdır.Kardeşinin
girişimde bulunduğu bir iş de ; ona gerek maddi planda,gerekse manevi planda
,düşünce ve fikir bazındamutlaka katkıda bulunması,yardımcı olması
gereklidir.Bundan sonraki seçeneği ise yarışmak olmalıdır.Yani o işi,ondan
daha iyi bir şekilde yapmak ve onu geçmek,ileride olmak olmalıdır.Mümin
kardeşine karşı bir iş de ; ona engel olmaz,haset ve kıskançlık yapmaz,onun
başarısızlığını,kötülüğünü istemez,ona tuzak kurmaz,hile ve entrikalara
başvurmaz.Böyle bir davranış münafıkların,fasıkların ,cahillerin ve
kafirlerin işidir,davranış şeklidir.
Enfal:73.<<Kafirler de birbirlerinin yardımcılarıdır.Eğer siz emredildiğiniz
gibi yardımlaşmazsanız,yeryüzünde bir fitne (İslam zafiyeti )ve büyük bir
fesat (Küfür hakimiyeti)olur.>>
Tevbe 71.<<Erkek ve dişi bütün müminler birbirlerinin
yardımcılarıdır.İyiliği emrederler,fenalıklardan alıkoyarlar...>>
Bakara:105.<<Sizlere bir iyilik dokunsa onların (Kafirlerin) fenalarına
gider.(Ne ehli kitaptan olan kafirler,ne de müşriklerisize Rabbinizden
hiçbir hayır indirilmesini sevmez ve istemezler).>>
Bakara:148.<<Her ümmetin doğrulduğu bir kıblesi vardır.Öyle ise ey
müminler,hayırlı işlerde diğerlerini geçin.>>
Şura:39.<<O kimselerdir ki kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman,onlar
yardımlaşırlar.>>
Maide.2 <<...Birbirinizle hayır ve takva üzerine yardımlaşın.Günah ve zulüm
üzerine yardımlaşmayın.Allah’dan korkun.Allah’ın cezası çok şiddetlidir.>>
36-ARKADAŞ SEÇİMİ.
Dost ve arkadaşlarını iyi,
güvenilir kişilerden seçerler.
Müslüman bir dünya ve Ahiret hayatını tercih ediyorsa bu hayatın selameti
açısından dost ve arkadaşlarını da iyi belirlemesi,çevresini de iyi seçmesi
icabetmektedir.Liderini, önderini,arkadaşını, dostunu, eşini, çevre sini
komşularını da seçmede titizlik göstermek zorundadır.Kötü arkadaş,kötü
çevre,insanı daima kötülüklere,musibetlere yönlendirir.Güzel amelleri
uzaklaştır,insanı hayatın girift,zifiri karanlık merhalelerine götürür.
Tevbe:119.<<Ey
müminler Allahdan korkun (Fenalıklardan sakının) ima -nında ve sözünde
doğru olanlarla beraber olun.>>
Nisa:69.<<Allah’a peygambere itaat edenler,işte bunlar Allah’ın kendilerine
nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle
beraberdirler.Bunlar ise ne güzel birer arkadaş.>>
A’raf:199.<<Sen bağışlama yolunu tut,iyiliği emret ve cahillerden yüz
çevir.>>
37-HESAB GÜNÜ .
Hesaba çekilmeden önce,
dünyada iken kendilerini hesaba çekerler.
Dünya Ahiretin tarlasıdır,Ahiret hayatına hazırlanma yeridir.İnsan Dünyada
kazandıklarının karşılığını eksiksiz olarak mahşer gününde bulacaktır.Bu
nedenle insan iyi düşünmelidir,kendi kendisini test etmelidir.Kıyamet günü
dünyada yaptıklarının hesabını verebileceğini veya veremeyeceğini düşünmeli
ve zaman varken tedbirini almalıdır.
Al’i İmran:30.<<Kıyamet gününde herkes;dünyada hayır ve kötülükten yaptığın
şeyi hazır bulacaktır ve ister ki,kötülüklerle arasında uzak bir mesafe
bulunsaydı.Yine Allah’ü teala size kendinden korkmanızı emreder.Allah
kullarını çok esirgeyicidir.>>
Haşr.18.<< Ey iman edenler ;Allah dan korkun ve herkes,yarın için önden ne
göndermiş olduğuna baksın.Hem Allah tan korkun,çünkü Allah bütün
yaptıklarınızdan haberdardır.>>
38-DÜNYA VE AHİRET NİMETİ.
Dünya nimetlerinin fani,
Ahiret nimetlerinin baki olduğuna inanırlar ve bu doğrultuda amel ederler.
Dnya
nimetleriyle Ahiret nimetlerini karşılaştırdığınızda Dünya nimetlerinin
geçici,fani;Ahiret nimetlerinin ise baki,sonsuz olduğunu görürsünüz.Fani
olan nimete mi sıkı sıkıya sarılmak gerekiyor,yoksa baki olan ,sürekliliği
olan nimete ,menfaate mi sıkı sıkı sarılmak gerekiyor.
Ankebut:64.<<Bu Dünya hayatı,ancak bir eğlence ve bir oyundan ibaretti.
Ahiret yurdu ise ,ölmez gerçek hayat iş de budur.Eğer bilselerdi (geçici
Dünya hayatını ebedi Ahiret hayatına tercih etmezlerdi).>>
Kasas:60.<<Size
(dünya vasıtalarından)verilen şey,(kısa)dünya hayatının istifadesi ve onun
süsüdür.Allah katında olan (sevap ve cennet)ise hem daha hayırlı,hem daha
devamlıdır.(Dünya nimetleri gibi sona ermez.)Artık (bakinin faniden daha iyi
olduğunu anlayıp) akıllanmayacakmısınız.?>>
Sonsuz, ebedi olan cennet nimetleri de şu şekilde müjdelenmektedir.
Muhammed:15.<<Korunanlara söz verilen Cennetin durumu şudur;İçinde
bozulmayan sudan ırmaklar,tadı değişmeyen sütten ırmaklar,içenlere lezzet
veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır.Bunlar ateşte ebedi
kalan ve bağırsaklarını parça parça kesen sıcak suyun içildiği kimseler
gibi olurmu.>>
39-ÇALIŞMAK. Müminler hem
dünya hem Ahiret için çalışırlar.
40-İŞ YAPMAK. İşlerini
hakkıyla ve en güzel bir şekilde yaparlar. İşlerinde ve çalışmalarında
titizdirler.
Mümin
için kendine ve insanlığa faydalı olabilecek işleriyapmak,çalışmak da bir
ibadettir.Nasıl ki;Allah’a karşı sorumlu olduğu kulluk vazifeleri olan
ibadetlerini,Allah’ın huzurunda olduğu şekliyle en mükemmel ve şuurlu bir
şekilde yapmaya çalışıyor,aynı şekilde mesleği,vazifesi olan işlerinde de
aynı titizliği gösterip ibadet niyetiyle yapması gereklidir.
Ali
İmran.148.<< Nihayet bu dua ve savaşlardaki direnmeleri sebebiyle Allah
onlara hem dünya nimetini, hem de Ahiret sevabının güzelliğini (cenneti)
verdi. Allah işlerini güzel yapanları sever.>>
41-ŞAHSİYET. İmanında,
sözünde kişiliğinde ve tüm yaşantısında dost doğrudurlar. Şahsiyet
sahibidirler.
Müslümanın kullukta
samimiyeti, imanında ve sözünde doğruluğu ve istikameti, tüm hal ve
hareketlerinde bir dengeyle Peygamberimiz Hz. Muhammet (S.A.V) ‘i örnek
alması ve bütün hal ve hareketleriyle başkalarına da örnek teşkil etmesi
icabetmektedir.
Tebliğin en güzel
metodu da ,yaşantıdır,davranışlardır.
Şura:15<< Onun için sen
onları tevhide davet et ve emrolunduğun gibi,sebat üzerine dosdoğru
git.Onların heveslerine uyma...>>
Ahzab.70<< Ey iman edenler;
Allah’dan korkun(emirlerine bağlanın ve yasaklarından sakının) ve doğru söz
söyleyin.>>
Hud.11 << Onun için sen;
beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı
gitmeyin, doğrusu Allah yaptıklarınızı görür.>>
42-GÜVENİLİRLİK. Güvenilir
ve emin olunan kimselerdir. Güvensizlik verecek her türlü hal ve
hareketlerden şiddetle kaçınırlar.
Toplumda, çecvresinde,
dostları arasında itibar ve güven kaybetmek, mümin için telafisi mümkün
olmayan en kötü hal demeltir. Para ve mal kaybedilebilir, ancak kısa bir
zamandada ist enilirse kazanılabilir. Ancak kaybedilen itibarın insanlar
nazarında kazanılması mümkün değildir. Bunun için kişilikden,ahlaki kural ve
kaidelerden zerrece taviz vermemeye büyük titizlik göstermeli,bu konularda
çok hassas olunmalıdır.Gerçek mümin;güvenilen ve emin olunan kimse demektir.
Bkara.283.<<...Birbirinize
güvenirseniz,kendisine güvenilen kimse emaneti ödesin,Rabbı olan Allah ‘dan
korksun.>>
Mü’minun.8-10<<Ve o
(mümin)ler emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. Onlar namazlarını
korurlar.İş de varis olacaklar onlardır.>>
Peygamberimiz
Hz.Muhammed S.A.V örnek, önder ve herkes tarafından emin olunan, güvenilen
bir elçiydi.
O ne söylerse doğru
söyler,ne yaparsa doğrusunu yapar,ondan kimseye zerrece bir kötülük,zarar
gelmez di.Mümin,münafık ve kafşrler de onun bu özelliklerine katılırlar ve
hakkını teslim ederlerdi.
Tekvir:19-20-21.<< Hiç
tartşmasız o (Kur’an)üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah’ın
getirdiği) sözüdür.(bu elçi)bir güç sahibidir;arşın sah,ibi katında
şereflidir.Ona itaat edilir,sonra güvenilirdir.>>
43-TANINMAK.
Müminler simalarından
tanınırlar, belli olurlar. Müminler birbirlerini yüzlerinden tanırlar.
Müminlerin yüzlerinde hoşnutluk, serinlik, esenlik, merhamet izleri ve
acizlik belirtileri vardır.
İslam ve iman kalplerde,
gönüllerin içinde makes bulur,surete değir sirete itibar edilir.Gerçek olan
imani tezahür budur. Gönüllerde makes bulan hakikşi iman zamanla surete de
tezahür eder. Aslolan suret değil sirettir. Ancak müslüman;asuretiyle,yani
fiziki görüntüsyle de ,giyim kuşamıyla da islam-i bir yaşantıyı tercih
edebilir. Bu tarz;çok açık bir şekilde müslüman kimliğini
yansıtır,tanınmayı,belli olmayı ön plana çıkarır.
Muhasmmed.30<< Eğer
dileseydik biz,ey Muhammet,onları sana gösterirdik;sen de onları
simalarından tanırdın. Muhakkak ki sen onları sözlerinin üslubundan da
tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.>>
Rahman 41.<< Mücrimler
simalarından tanınırlar da ayaklarından yakalanırlar...>>
Fetih.29.<<Onları
(müminleri) rüku ve secde eder halde (namaz kılarken) Allah dan sevap ve
rıza istediklerini görürsün.Secde eserinden nişanları yüzlerindedir.>>
Müminler yüzlerindeki secde
izleri, nurları ile karşıdan tanınırlar. Onların yüzlerinde bir serinlik,
hoşluk, tebessüm ve merhamet izleri ve teslimiyet belirtileri vardır.
Konuşmaları kılık kıyafetleri, her türlü hal ve hareketleriyle müminler
kafirlerden ,münafıklardan,günahkarlardan seçilirler.
Ayrıca kafirler de
konuşmalarından, giyim kuşam, hareket ve davranışlarından belli olurlar.
44-Hayırlı işlerde ve
ibadetlerde mazeret beyan edip geri kalmazlar.
Mümin hayırlı işler için
acele eder,titizlik gösterir,girişken ve kararlı olur.Hayırlı işlerde örnek
ve önder olmak için mücadele eder,yarışır ileri de olmak
ister.Kaçmaz,,mazeret üretip geride kalmaz.Yardımlaşmayı ve
yarışmayıkendisine düstur edinir.
Tevbe:44.<< Allah’a ve
ahiret gününe inananlar, mallarıyla, canlarıyla savaşmak istediklerinden
ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir..>>
Tevbe:45.<<Ancak Allah’a ve
Ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp, şüphelerinde bocalayan
kimseler senden izin isterler.>>
45:DÜNYA HAYATLARINI İMAN,
CİHAT VE ÇİLELERLE GÜZELLEŞTİRİRLER.
Müminin Dünya hayatı iman
ve cihattan ibarettir. İmanı sayesinde cilelerle, musibetlerle, zorluklarla
başedebilir.
Nur:37.<<Nice adamlar
vardır ki,ne bir ticaret,ne de bir alış veriş (onları,gerçek müminleri)
Allah’ı anmaktan,namazı gereği üzere kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz.
Onlar bir günden korkarlar ki , o günde kalpler ve gözler kokudan halden
hale döner,kıvranır.>>
Nur 38.<< Çünkü Allah,
kendilerine yaptıkları işlerin en güzeli ile mükafat verecek ve fazlından da
onlara daha ziyadesini verecektir. Allah dilediği kimseye hesapsız rızık
verir.>>
Kasas:60.<< Size (dünya
vasıtalarından ) verilen şey,(kısa) dünya hayatının istifadesi ve onun
süsüdür. Allah katında olan (sevap ve cennet) ise hem daha hayırlı, hem daha
devamlıdır.(Dünya nimetleri gibi sona ermez) Artık bakinin, faniden daha iyi
olduğunu anlayıp) akıllanmayacakmısınız.>>
46:MUSİBETLERDEN DERS VE
NASİHAT ALIRLAR.
Allah’ın kendilerini günahlarından dolayızaman zaman musibetlerle ikaz
ettiğinin farkındadırlar.
Başımıza gelen bütün
bela ve musibetler Allah tarafından verilir. İçine düştüğümüz musibetler
kendi ellerimizle işlediklarimiz yüzünden bir ceza,ikaz olarak
verilebileceği gibi,imani mertebemizin yükseltilmesi,sınanmamız için de
verilebilmektedir.Bizim için önemli olan ,bu mussibetlerden nkendimiz ve
toplumumuz açısından sebep sonuç itibarıyla dersler,nasihatlar çıkarabilmek
ve bu dersleri hayatımıza,yaşantımıza uyarlayabilmek.
Bakara:66.<< Biz,o
azabı;onlarla bulunanlara,onlardan sonra gelip duyanlara ,ibret; ve takva
sahibi müminlere de bir nasihat kıldık.>>
Rum.41.<< İnsanların
kendi ellerinin yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat meydana
çıktı.(Allah) bu hallerinden vazgeçerler diye onlara yaptıklarının bir
kısmının cezasını tatdırsın.>>
47: YAPTIKLARI İŞ VE
İYİLİKLERDE ÇIKAR VE MENFAAT GÖZETMEZLER.
Yapılan iyilikler ve
güzel ameller insanın hayatını güzelleştirir, huzurlu ve mutlu kılar.Ahiretini
zenginleştirir ve Allah’a güzel amellerle ,güzel ödünç takdiminde bulunmuş
olur.Her iyilik bir sadakadır,insanın günahlarından birisini siler.Allah’a
daha fazla yakınlaşmış olur.Yalnız bu iyilik hiçbir maddi,dünyevi kazanç ve
çıkar beklenilmeden,yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak için yapıldığında
makul ve bereketli olur. Karşılıklı çıkar ve menfaat
beklentisiyle yapılan iyilikler hem insanın kalbini katılaştırır,ruhunu
daraltır hem de hiçbir sevabı ve mükafatı kalmaz.
Şura:23.<< İşde bu
sevaptır ki,Allah iman edip salih ameller işleyen kullarını müjdeliyor.De
ki;ben,sizden Allah’a ibadet ve yakınlık da sevgiden başka bir mükafat
istemşiyorum.Kim iiyi bir amel kazanırsa,biz onun bu iyiliğinin sevabını
arttırırız...>>
Yunus:72.<<Eğer
davetimden yüz çevirirseniz, bilin ki, ben davetim için sizden bir ücret
istemedim.Benim mükafatım ancak Allah’a aittir ve ben O’nun birliğine ve
emirlerine boyun eğen müslümanlardan olmakla emrolundum.>>
48:DEDİKODU YAPMAZLAR.
MÜMİNLERİN ARKASINDAN KONUŞMAZ BİRBİRLERİNİN KUSURLARINI ARAŞTIRMAZLAR.
Müminler birbirlerinin
aleyhinde konuşmazlar. Mümin, mümin kardeşinin kusurlarına karşı gece gibi,
iyiliklerine karşı da gündüz gibi olmalıdır.
Kusurları ve
hataları incitmeyecek metodlar ve takdiklerle giderilmeye, ıslah edilmeye
çalışılmalıdır. Temel prensip;kişilerin kusur ve hatalarını
araştırmamak,toplum içinde duyurulup rencide edilmesini önlemek
olmalı,ancak; kötü kişilerin kötülüklerinden korunabilmek,ddiğer kimselere
de zarar vermemesini sağlamak için kritik noktalarda
bilinmesinde,duyurulmasında fayda olabileceğini de göz önünde bulundurmak
gereklidir.Kötü kişilerin kötülüklerinden ,ancak onu tanıyarak,bilerek
korunulabilinir.Başkalarını da koruyabilmek için,ihtiyaç dahilinde aşırıya
kaçmamak şartıyla kusurlar ve yanlışlar nefsi duygulardan uzaklaşarak
açıklanıp,söylenebilir.
Bir kimsenin
haksız yere aleyhinde konuşmayı, Kur’an yasaklıyor, ancak; haksızlığa ve
zulme uğrayanları bir nebze bunun dışında tutuyor.
Nur:19.<< Müminler
içinde kötü sözlerin yayılmasını arzu edenler için,muhakkak dünyada ve
ahirette (çok) acıklı bir azap vardırç(Kötülüğü yaymak isteyenleri) siz
bilmediğiniz halde Allah bilir.>>
Hucurat:12.<<Ey iman
edenler! Zannın birçoğundan sakının; çnkü zannın bir kısmı
günahtır.(Müslümanların ayıp ve kusurlarını) araştırmayın. Bir kıssmınız,bir
kısmınızı(Arkasında hoşlanmayacağı bir sözle) çekiştirmesin.Hiç sizden
biriniz ölü kardeşinizin etini yemek istermi? Bundan tiksindiniz (değilmi).O
halde (gıybet etmekte) Allah’tan korkun...>>
Ahzap.58.<<Erkek
müminlerle kadın müminlere, işlemedikleri bir günahla eziyet edenler(onlara
iftira atanlar) doğrusu açık bir günah yüklenmişlerdir.>>
Hümeze.1-2
<<(İnsanları)diliyle çekiştiren,kaş ve gözüyle işaretler yapıp,alay eden her
fesatçı kişinin vay haline...>>
49-Her konuda
ihtiyatlıdırlar-aceleci değillerdir.
Birçok,Dünyaya müteallik
işlerde ve kararlarda iyice düşünmeden,araştırma ve istişare
yapmadan,gelişigüzel verilen ve alınan kararlar,uygulamalar ve girişimlerin
bir çoğunda zaman içerisinde belki pişmanlık duyulabilir.Yanlışlar
yapılmış,telafisi zor olan işlere girilmiş olabilir.
Gerçek ve doğru olan
Dünyaya ve Ahirete müteallik işler ve kararlarda iyi düşünüp taşınmaya,
istişareye, beklemeye önem verilmeli, en sağlılklı isabetli seçeneğe ve
karara ulaşıncaya kadarsabredilmeli ve aceleci olunmalıdır.
Gerçek de insanoğluna,
Allah’ın yazgısı, dilemesi, istemesi ve lehfi mahfuzda kendisiyle ilgili
yazılanın dışında farklı bir sonucun tesadüf etmesi mümkün değildir.
Nahl.1.<<Allah’ın buyruğu
gelecektir;acele gelmesini istemeyin...>>
50-Tevazü
sahibidirler-Böbürlenmezler. Ağırbaşlı ve hoşgörülüdürler. Merhametli ve
yumuşak huyludurlar. Tatlı sözlü ve güler yüzlüdürler.407.
Furkan:63.<< Allah’ın
maakbul kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Kendilerine
cahiller laf attıklarında “Allah size selamet versin derler.”>>
Tevbe.128.<< Size,
kendinizden bir peygamber geldi. Günah kazanmanız ona ağır gelirSizin
üzerinize çok düşkündür. Müminlere karşı cidden esirgeyici ve merhamet
sahibidir.>>
İsra:53.<<Mümin kullarıma
de ki; müşriklere iyilikle güzel söz söylesinler, çünkü şeytran aralarına
fesaat bsokar. Zira şeytan insana apaçık bir düşmandır.>>
Lokman:19.<<Yürüyüşünde
mutedil ol.Sesini alçalt.Çünkü seslerin en çirkini,eşeklerin sesidir.>>
Müminler;hususi
ahlakları gereği çok mütevazi ve alçak gönüllü insanlardır.Bütün
hareketleri,yaşantıları,ilişki ve diyalogları tamamen
tabiidir,gerçekçidir.Yapmacık değildir,gösteriş icabı değildir.
Orta yollu,her konuda
ılımlı,önyargıssız,hoşgörülü,bağışlayıcı,ağırbaşlı,keskin fikirlerden ve
tavırlardan uzak olmak durumundadır.
Mümin; söylediği zaman
güzel şeyler söyler,herkese elinden geldiğince yardımcı olur,hiç kimseyi
rencide etmez,üzmez,kalbini kırmaz,hatalarında ve kusurlarında direnmez,kin
ve intikam peşinde koşmaz,kendisine yapılan kötülüklere karşı iyilikle
cevap verir,müminlerin kusur ve kötülüklerine karşı gece gibi,iyiliklerine
karşıda gündüz gibi olur.
51-BÜYÜKLENMEZLER-BÖBÜRLENMEZLER-KENDİLERİNİ
ÖVMEZLER.
Lokman:18.<<Kibirlenip
insanlardan yüzünü çevirme.Yeryüzünde mağrurane de çalımla yürüme.Çünkü
Allah,kibirlenip kendini beğeneni sevmez.
gonen-balikesir-turkiye@hotmail.com