Anasayfa

Balıkesir Marmara Türkiye

Köşe Yazıları
   Demircan'la Sohbet

   Termik Santral

    

    

    

    

   

     

   

     

     

     

    

    

Projeleri

     İş Ticaret Rehberi

     Üstün Hizmet Ödülleri

 

    Oya Fotoğrafları Albümü

 

     Gönen Fotoğraf Albümü

      Gönen İl Temsilcileri
 

     Ülke Temsilcileri

      Bilgi Merkezi

    Yazarlarımız

     Yayıncılık

     İlan Merkezi

     Gönen Fotograf Arşivi

 

     

    

     

     

     

    

     

Demircan'ın Biyografisi

 

Gönen İş Ticaret Rehberi    Gönen Telefon Rehberi  

 

Bu dünya fani, önemli olan hoş bir seda bırakabilmektir..

                 

Gerçek Müminlerin

 Temel  Özellikleri

  

A. Kadir DEMİRCAN

  

Aktif Yayınevi

  

Hazırlayan 

A.Kadir DEMİRCAN

 

 

İçindekiler

 

1- TESLİMİYET. Allah’a gönülden teslim olmuşlardır.

2- KİTABA UYMAK .Kuran’a kuvvetle bağlıdırlar.

3- KULLUK. Yalnızca Allah’a kulluk ederler.

4- KORKMAK. Yalnız Allah’dan korkup sakınırlar.

5- İTAAT. Allah’ı her şeyin üzerinde tutarlar. O’na gönülden ve kalpten severek itaat ederler.

6- GÜVENMEK. Sadece Allah’a güvenirler. Güç ve imkânlarına değil yalnızca Allah’ güvenirler.

7- TAKVA. Takva sahibi olmak için gayret ederler.

8- ALLAH RIZASI. Asıl hedefleri Allah’ın rızasını kazanmaktır.

9- NAMAZ-ZEKAT. Namaza titizlik gösterirler,zekatı da verirler.

10- AŞIRILIK. Allah’ın sınırlarını titizlikle korurlar, dinde aşırılığa kaçmazlar.

11- NEFSİ HAREKET. Nefislerine göre hareket etmezler.

12- GEVŞEKLİK. Allah yolunda asla gevşeklik göstermezler ve yılmazlar.

13- BİRLİKTE HAREKET. İnananlarla birlik de hareket ederler.

14- YILMAMAK. Sabırlıdırlar,zorluklara dayanıklıdırlar,zorluklar karşısında yılmazlar.

15- GELECEK ENDİŞESİ. Gelecek ve rızık endişesine kapılmazlar.

16- SAKİNLİK. Sert davranışlardan kaçınırlar,sakindirler,ağırbaşlı ve olgun kişilik sahibidirler.

17- KÖTÜLÜĞE KAFRŞI İYİLİK. Kötülüğe karşı iyilik yaparlar,kötülükler karşısında sabrederler,bağışlarlar.

18- İTİDAL ve SABIR. Güzellikler ve fenalıklar karşısında son derece itidalli ve sabırlıdırlar.

19- ŞEYTANA UYMAK. Şeytana uymazlar,şeytan gerçek müminlere tesir edemez.

20- KARAMSARLIK. Ümitsiz ve karamsar olmazlar.

21- DÜNYA MALI. Dünya malı peşinde koşmazlar,aşırı derecede dünyaya düşkün olmazlar.

22- ÜZÜNTÜ VE SEVİÇ .Elinden çıkana üzülmez,ellerine geçenle de şımarıp böbürlenmezler.

23- DOĞRULUK. İmanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olurlar. Yanlış kişilerle dostluk kurmazlar.

24- BOŞ VAKİT-FAYDASIZ İŞ. Boşa vakit geçirmezler faydasız işlerle uğraşmazlar, çalışkandırlar.

25- MOREL. Her zaman yüksek bir morale sahiptirler.

26- YARATILIŞ GAYESİ. Dünyaya geliş ve yaratılış gayesinin bilincindedirler.

27- SÖZÜNDE DURMAK. Sözlerinde sadıktırlar. Yaptıkları söz ve ahitlere ne pahasına  olursa olsun titizlikle bağlı kalırlar.

28- İSTİŞARE. Bütün işlerini istişare ederek yaparlar.

29- HAKİMİYET. Her şeyin Allah dan olduğunu bilirler.

30- SABIR. Allah için sabrederler.

31- GÜÇLÜ BİRLİKTELİK. Birbirlerine düşkündürler.

32- KARARLILIK. Cesur ve kararlıdırlar. Allah’dan  başka hiçbir güçten korkmazlar

33- AMELLERİN KAYDEDİLMESİ. Kendilerini önünden ve ardından takip eden, koruyan ve amellerini not alan meleklerin farkındadırlar.

34 –BAĞIŞLAMAK. Hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar. Öfkelerinden vazgeçip kusurları  affederler.

35 – YARDIMLAŞMAK. Birbirleriyle her türlü işlerde yardımlaşırlar.

36-ARKADAŞ SEÇİMİ .Dost ve arkadaşlarını iyi,güvenilir kişilerden seçerler.

37-HESAB GÜNÜ . Hesaba çekilmeden önce ,dünyada iken kendilerini hesaba çekerler.

38-DÜNYA VE AHİRET NİMETİ. Dünya nimetlerinin fani, Ahiret nimetlerinin baki olduğuna inanırlar ve bu doğrultuda amel ederler.

39-ÇALIŞMAK Müminler hem dünya hem Ahiret için çalışırlar.

40-İŞ YAPMAK. İşlerini hakkıyla ve en güzel bir şekilde yaparlar.

41-ŞAHSİYET. İmanında, sözünde kişiliğinde ve tüm yaşantısında dost doğrudurlar. Şahsiyet sahibidirler.

42-GÜVENİLİRLİK. Güvenilir ve emin olunan kimselerdir. Güvensizlik verecek her türlü hal ve hareketlerden şiddetle kaçınırlar.

43-TANINMAK. Müminler simalarından tanınırlar, belli olurlar. Müminler birbirlerini yüzlerinden tanırlar. Müminlerin yüzlerinde hoşnutluk, serinlik, esenlik, merhamet izleri ve acizlik belirtileri vardır.

44-Hayırlı işlerde ve ibadetlerde mazeret beyan edip geri kalmazlar.

45-Dünya hayatlarını iman, cihat ve çilelerle güzelleştirirler.

46-Musibetlerden ders ve nasihat alırlar.

47-Yaptıkları güzel iş ve iyiliklerde çıkar ve menfaat gözetmezler.

48-Dedikodu yapmazlar. Müminlerin arkasından konuşmaz, birbirlerinin kusurlarını araştırmazlar. Birbirlerinin aleyhinde konuşmazlar. Kötü zan ve gıybetten kaçarlar.

49-Her konuda ihtiyatlıdırlar-aceleci değillerdir.

50-Tevazu sahibidirler-Böbürlenmezler. Ağırbaşlı ve hoşgörülüdürler. Merhametli ve yumuşak huyludurlar. Tatlı sözlü ve güler yüzlüdürler.407.

 

Müminlerin Genel Özellikleri (Yazımı Devam Ediyor)

1-Güçlü kişilik gösterirler. Sağlam karakterlidirler.130.

2-Tehditler ve saldırılar müminlerin imanını arttırır. 294.İmran173.

3-Kararlı, azimli ve girişkendirler.124.

4-Hatalarında direnmez-arınmaya çalışırlar.113.

5-İnkarcılara karşı tedbirlidirler-caydırıcıdırlar.126-122-   nisa102kehf.19yusf67.

6-Birbirlerini teşfik ederler.123

7-İsrafdan kaçınırlar.139-394

8-Yoksulları korur ve doyururlar.140.

9-Kimsenin hakkını yemezler.144.Şura183.

10-Şeytanı ve onun yandaşlarını düşman edinmişlerdir.157.

11-Allah’ın dini yararına inkarcıların yeteneklerinden faydalanırlar.156.sebe12-13sad.36-39

12-Helale harama dikkat ederler.253.

13-Kur’anla hükmederler ve Kur’ana tam olarak uyarlar.384.

14-İnsanları küçümsemezler.408.

15-Fasıkdan gelen habere hemen inanmazlar. 420. Hucurat.6

16-Müminlerin arasını düzeltirler.423.

17-Kötülüğe aracılık etmezler engel olurlar.425.

18-Emaneti ehline verirler.425.

19-Müminlerle çekişmezler. Birbirleriyle uğraşmazlar,ayrılığa düşmezler. 432.111. hucurat 13                                   enfal.46- 73imran105.

20-Fikirlerini zorla değil konuşup tartışarak anlatırlar.nisa125.

21-Kimseye ihanet ve nankörlük etmezler.Nahl.92.

22-Nefsinin arzularını ilahlaştırmazlar.kasas.50.

23-Allah’ın hükümlerini gizlemez,çarpıtmaz,kendilerine göre yorumlamazlar.kasas.50

24-Ana ve babalarına güzel davdanırlar.lokman.4 isra.23-24

25-Düzenli ve muntazam bir aile hayatları vardır.nisa.34.

26-Bilgiyi,ilmi gizlemezler,açıklayıp öğretmeye çalışırlar.159.

27-Cahillerden yüz çevirirler,onlara uymazlar.Kötü huylu ve fitne ve fesat çıkarmaya meyilli kişilerden uzak durular.araf.199.kehf.28

28-Çirkin ve fena söz söylemezler.nisa.148.

29-Çifte standart uygulamazlar,adil davranırlar.rad.42.nahl.45.

30-Dinde aşırı gitmezler,orta yollu olurlar. maide 87.hud.112.hucurat.1

31-Din hususunda kimseye baskı ve zorlama yapmazlar.94.bakara.256.yunus.99.rum.53

32-İnsanları islama,iyiye,güzele davet ederler.92.nahl.125.ala.9.enam.90.yunus.72

33-Düşünürler,tefekkür ederler,kafa yorarlar.91.enam.126.bakara.269

34-Düşmanlarını iyi tanırlar,bilirler ve takip ederler. Düşman larının silahıyla silahlanırlar.178.nisa.10.imran.200

35-Bilim ve teknoloji dalında düşmanlarından daha üstün olmak için çalışırlar.178.bakara194.nisa.10

36-Zalimlere karşı mazlumun safında yer alırlar. 214.nisa. 75 

37-Hayrın zerresine kadar yaparlar,şerrinde zerresinden dahi sakınırlar.61-zilzal.7-8

38-Vefasızlık,hainlik,hilekarlık ve asla nankörlük yapmazlar.62.nahl.92-45

39-Hainlere yardım etmezler,şeytanın avukatlığını yapmazlar.64.nisa.109

40.Hem dünya,hem ahiret için çalışırlar.162.kasas37.

41-Hayırlı işlere ve iyiliklere öncülük ederler.176.nisa.85.

42-Kin ve husümet gütmezler-intikam peşinde koşmazlar.101.maide.8 nahl.126

43-Kendi elleriyle kendilerine zarar vermezler-kendilerini tehlikeye atmazlar.117.bakara.195

44-İktidarları ve devlet yönetimlerinde başarılıdırlar. 153. hacc.41

45-Önce karşısındakini düşünürler-kardeşlerini kendine tercih ederler.175.haşr.9

46-Teknolojik ve ilmi gelişmeleri takip ederler.

47-Münafık karakterlileri aralarından ayırırlar.134.tevbe.83-53-

48-Emanete riayet ederler. Emanete gereğince sahip çıkarlar.134-270.müminun.8

49-Baskıcı ve dayatmacı değillerdir. Bağımsızlıkdan Özgürlüklerden ve insan haklarından yanadırlar.135.

50-Allah’ın haram kıldığı nimetleri kendilerine haram etmezler.222.maide.87.88

51-Birbirleriyle alay etmezler, kusur aramazlar,lakap takmazlar.223.hucurat.11.

52-Kendilerinden olmayanı idareci seçmezler.17.18..nisa. 144  maide55.104.

53-İlim sahibidirler ve ilim ile amel ederler.41.Cuma.5

54.Birbirleriyle ihtilaf ve tefrikaya düşmezler.85.enam.159.

55-Öfkelerine hakimdirler.139.şura.37.imran.134

56-Dış görünüşleriyle de islamı yaşarlar.bakara.208.

57-Çoğunluğa değil Hak’ka uyarlar.118.

58-Allah’ın desteği yanlarındadır.127.

59-Münafıklarla ve münafık karakterlilerle mücadele ederler.134.

60-Adaletlidirler,adaletten taviz vermezler.136.enfal.58

61-Birbirlerine karşı ölçülü ve saygılı davranırlar.138.

62-İnkarcıların kalplerine korku salarlar.141.

63-Bilenlere danışırlar.98.

64-Temizliğe dikkat ederler.146.

65-Allah’a yakınlaşmak ve her şeyde önder olmak için çalışırlar.146.

66-Hasetlik–kıskançlık ve çekememezlik den  kaçınırlar.147.

67-Allah’ın koyduğu sınırlar içerisinde yaşarlar.251.

68-Ölümü hiçbir an akıllarından çıkarmazlar.

69-Günahların her türlüsünü terkederler.

70-Hesaba çekilmeden önce kendilerini hesaba çekerler.Hesap gününden korkarlar-ve ciddi bir hazırlık içindedirler.308.

71-Bilinmeyen şeyin ardına düşmezler.418

72-Allah’a şükrederler.Allah’ı ve peygamberi dillerinden hiç düşürmezler.bakara.172.ibrahim.7.nisa.147.imran.191.rad.28.nur.7

73-İyiliği anlatmaya,,kötülüklerden sakındırmaya çalışırlar.imran.104.

74-Allah’ın dini yararına inkarcıların yeteneklerinden faydalanırlar.sebe.12.13 sad.36-39

75-Zenginlik,makam ve mevkiden etkilenmezler. hacc.41.kasas.79-80

76-Amel defterlerine iyi şeylerin yazılması için uğraşırlar.kehf.49.araf.8-9

77-Birbirleriyle ayrılığa düşüp dağılmazlar-Birbirleriyle güçlü bağlar oluştururlar.105.

78-Allah’ın  hükümlerini hafife almazlar.Bakara.231.

79-Bilgi sahibi olmadıkları konularda ahkem kesmezler.Din hakkında rastgele konuşmazlar-hüküm vermezler.211.hac.3-nahl.116.imran.94.

80-Allah’ın nimetlerinden istifade ederler.maide.87-88.araf.31-32

81-Bidat ve hurafelerle uğraşmazlar.maide.103-104

82-Cimrilik yapmazlar-Mallarını hayra harcarlar.isra.29-imran.180

83-Bilmedikleri,anlaşamadıkları konularda ölçü ve hakem olarak Kur’an’a ve sünnete başvururlar.nisa.59.enam.14.

84-Gerici değil ilericidirler.Net ve akılcı düşünürler.114imran.149.

85-Dinde ihtilafa düşmezler,münakaşaya girmezler.85. rum.32. şuara.16.enam.15.69

86-Dünyanın bir imtihan mekanı ve ahiretin tarlası,oyun ve eğlenceden ibaret olduğuna inanırlar.160.enam.32.hadid.20.enbiya.35.şura.20

87-Davete icabet ederler.225.enfal.24.ahzap.53

88-Dünya meşguliyetlerinin ibadetten sonra geldiğine inanırlar.299.nur.37.Cuma.9

89-Fikirlerinin ve tezlerinin ana kaynağı Kur’an ve Sünnettir.73.lokman.20.enam.38

90-Güçsüzleri ve mazlumları korurlar. Dinlerine vatan ve milletine zulmedilen insanlara sahip çıkarlar,yardım ederler.214.nisa.75.

91-Harcamalarında ölçülü ve tasarruflu olurlar.Ne cimrilik yaparlar ne de israf yaparlar.206.furkan.67

92-Yeryüzünde Hak’kı ve adaleti hakim kılmak için uğraşır lar.216-maide .8

93-Fikir-düşünce ve inanç özgürlüğünün savunucusu ve garantörüdürler.3001.bakara.256.yunus.99.enam.108.ankebut.46.

94-Kimseye iftira  ve eziyet yapmazlar.231.ahzap.58. hucurat.12.nahl.92.

95-Haset ve kıskançlık yapmazlar.252.felak.5.bakara.105.

96-Kimseye işkence ve zulüm yapmazlar.79.buruç.10

97-Zenginlik ve mevkiden etkilenmezler.156.Makam-mevki-tahsil ve yaptığı işle övünmezler. 296. isra.37. zümer.60.imran.188

98-Nefsinin arzularına tutsak olmazlar.295. kefh.28. Nefsinin arzularını putlaştırmazlar. Nefsinin esiri olmazlar.280.casiye.23.

99-Savaşa her zaman hazırlıklıdırlar,düşmanlarına karşı teyakkuz halindedirler.178.nisa.10.bakara.194.imran.200

100-Teşkilatçıdırlar,organize ve müşterek  hareket ederler.241.nur.62.0

101-Diyalogdan yanadırlar , gönülleri fethetmek için uğraşırlar.245.enfal.63.furkan.63.

102-Yapmayacakları şeyleri söylemezler,hiçbir şeyi abartmazlar.163.119.saff.2-3

103-Kötülüklere engel olurlar,iyiliği anlatırlar,hayra-doğruya davet ederler.181.imran.104.

104-İman etmeyenlerin,günahkarların gösterişli yaşantı larına özenmezler.141.

105-Irkçılık ve milliyetçilik yapmazlar.20.hucurat.13.

106-Güçsüz ve zayıf gördükleri kişileri ezmezler-haklarını yemezler-koruyup sahip çıkarlar.298.nahl.92.

107-Güçlüyü  değil;mazlumu,haklıyı üstün tutarlar.298. nahl.92.

108-Zulme, zalime ve işkenceye karşı koyarlar-Tarafsız kalmazlar.hacc.39.nisa.109.

109-Davaları -Hakkı hakim kılma davasıdır.216.maide.8.

110-Kolaya değil zora talip olurlar.258.inşirah.5-6-7.ahzap. 3 .

111-Birbirlerinin kardeşidirler.13.hucurat.10.

112-Kendilerini ve aile fertlerini cehennem ateşinden korurlar.31.Tahrim.6.

113-Üstünlüğün inanmakla ve takva ile olduğuna inanırlar..20-90.imran.139.hucurat.13.

114-Davet ve tebliğ görevini terk etmezler - Kur’an ile öğüt verirler.93.zariyat.55.imran.9-10-11.

115-Körü körüne bir fikrin,ideolojinin,akımın ve kişinin ardından gitmezler.119.isrs.36.Atalarına körü körüne uymazlar.117.zuhal.23.hud.109.maide.104.

116-Kafirleri,zalimleri,günahkarları,düşmanlarını simalarından ve konuşmalarından tanırlar.124.muhammet.30.Rahman.41.

117-Faizli iş  ve alış verişlerden ve borçlanmadan şiddetle kaçınırlar.

118-İlim ile amel ederler.

119-İslamın tüm şartlarını kabul ederler ve yerine getirirler.

120-Kendilerinden olan idarecilere itaat ederler. nisa. 59. maide. 92.Münafıklara ve kafirlere itaat etmezler.399.

121-Mahrem yerlerini ve namuslarını korurlar. ahzap.33.syf.115

122-Ölçü ve tartıda hile yapmazlar..syf.151.274.İsra.35.

123-Mümin mümini bırakıp da kafirleri dost edinmez.mücadele.22.imran.118.

124-Baskı,dayatma ve zulümlere aldırmazlar.  Zulümden ve öldürülmekden korkmazlar. 155.152. tevbe . 111.imran. 173.  şura.49-50

125-Eylem - aksiyon  ve mücadele adamıdırlar. Mücade leye hazırlıklıdırlar.126.Arş yazıları.110.

126-Mücadelecidirler. Çile insanıdırlar. Allah yolunda çile çekerler,mücadele içerisindedirler. 437. 142 imran.128. bakara.214.

127-Öfkelerine kapılmazlar-sabırlı ve soğukkanlıdırlar.132.

128-Gerektiğinde imanlarını ve  düşüncelerini gizlerler.129.

129-Dünya nimetlerinden faydalanırlar ancak dünyaya bağlanmazlar.115-111.araf.31-32.

130-Alçak gönüllü,mütevazi ve ağır başlıdırlar.   118.

131-Kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atmazlar,bedenlerine eziyet etmezler.150

132-İnkarcıların zorbalıklarına ve kötülüklerine engel olurlar.154.

133-Müminler Allah’ın koruması altındadırlar.154.

134-Allah’dan devamlı bağışlanmak ve doğru istikamette olmak dilerler.157.

135-Hakkı ve doğruyu söylemekten çekinmezler.119.

136-Allah anıldığı zaman kalpleri titrer ve Kur’an ayetleri imanlarını arttırır.114

136-Allah’ın dinini yaymak için her yolu denerler.121.nur.15-9.ankebut.56.

137-Gerekirse hicret ederler.Dinlerini ve özgürlüklerini yaşayabilmek için gerekirse hicret ederler.127.

138-Küfre ve  ve zalimmin zulmüne karşı dayanıklıdırlar.437.

139- Davalarına ve geleneklerine  bağlıdırlar. Araf.89.

140-Oturmak yerine çalışmayı,faydalı olmayı tercih ederler.nisa.95-96

141-Dünya işlerine dalarak kulluğu terk etmezler.158.nur.37-38

142-Faydasız iş ve boş sözlerden uzak dururlar.134.müminun.3 furkan.72.

143-Allah’ı zikirden ve ibadetten gaflete düşmezler.77.

144-Manen olduğu gibi mali açıdan da güçlü olurlar.

145-Suçlulara ve kötülere arka çıkmazlar.145.nisa.105.

146- Barıştırıcı ve ualaştırıcıdırlar.148.

147-İnkarcılara ,zalimlere ve kötülere tuzak kurarlar.123.yusuf.70-76.enbiya.62-67.

148-He yerde barış, huzur ve güven ortamını sağlarlar.291.

149-Mallarını nereye harcayacaklarını çok iyi bilirler. Mallarını;akrabaya,yetimlere,yoksullara,darda kalanlara –hayırlı işlere harcarlar.bakara.1077

150-Mümin;içki-kumar-zina-rüşvet-karaborsa-faiz-bencillik-zulüm-riya-haset gibi  kötülüklerden şiddetle kaçınan insandır.

151-Akrabalık bağlarını kesmezler-güçlendirirler-önem verirler-Akrabaların ı gözetirler.Nisa.1.Bakara.83.

152-Aile hayatına önem verirler.Düzenlibir aile hayatları vardır.Ailesine namazı emrederler.Taha.132.

153-Cuma namazı vaktinde aqlış veriş yapmazlar-ibadet ederler.Cuma.9-10

154-Cihattan kaçmazlar . nisa. 77-78.

155-Gözlerini haramdan sakınırlar.Ahlaklıdırlar.30.nur.30.

156-Mallarınmı gösterişsiz olarak hayra harcarlar.203.bakara.274.

157-Dinlerini korumak ve yaymak için her şeyi göze alırlar.107.imran.195.

158-İnsanları doğru yola,hayra güzele çağırırlar.181.imran.104.

159-Kafirleri dost edinmezler.6.mümtehine 9.maide.52-51

160-Allah’ı zikrettikçe huzura kavuşurlar.286.rad.28.

161-Uyanık olurlar. Gaflete,delalete asla düşmezler. 231. hadid.16.bakara.214.

162-Amel defterlerine iyi amelleri kaydettirmek için çalışırlar.  Pişmanlık duyacakları amelleri keydettirmezler.  58.araf.8-9.kehf.49.

163-Özürsüz olarak mücadeleden,cihattan,hayırlı işlerden kaçmazlar.125.nisa.95-96

164-Nimetlere karşı daima şükür ederler.Nankörlük etmezler.210.secde.9.

165-Kafirlere  yardımcı olmazlar.Zalimin avukatlığını yapmaz lar.64.nisa.109.

166-Müminleri küfürle ve münafıklıkla itham etmezler. 233. nisa.94.

167-Kur’ana uygun hüküm verirler ve icraat yaparlar. 18.maide. 44.45.47.

168-Müslümana korku yakışmaz-düşmanlarından ve kötülerden korkmazlar.295.imran.17.

169-Dünyaya değil . Ahirete meyillidirler.115.

170-Peygamberinin yolunda ve izindedirler.117.

171-Tüm yeteneklerini ve özelliklerini Allah’a borçlu olduklarını bilirler.120.

172-Geceleri ibadetle geçirirler-Takva sahibidirler.150

173-Ölene kadar ibadete devam ederler.424.

174-Kur’an okunduğunda kalpleri titrer-yumuşar-düşünmeye başlarlar.zümer.23.

 

 

 

 

 

 

1-ALLAH’A GÖNÜLDEN TESLİM OLMUŞLARDIR.

   Hüd:23 << İman edip salih amellerde bulunanlar ve Rablerine kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlanmanlar, işte bunlar da Cennetin halkıdırlar. Orada temelli olarak kalacaklardır.>>

Bakara:112.<<Hayır, kim iyilik  yapıcı olarak yüzünü (kendini)Allah’a teslim ederse ,artık onun Rab’bi katında ecri vardır.Onlar için korku yoktur ve onlar mahsun da olmayacaklardır.

Gerçek bir mümin ;severek,korkarak,ümit ederek,gönülden,taa kalbin derinliklerinden Allah’a tam teslim olursa  ,herşeyini,bütün varlığını Allah’a verirse,bütün duygularını Allah’a yöneltirse ,hem manen hem de madden teslim olursa ve bu teslimiyetin pratiklerini ve zahiri delillerini de ortaya koyabilirse o kurtuluşa giden yolu bulmuştur.Korku,ümitsizlik ve tereddüt yoktur kalbinde ve bu teminat ile müjde de Allah tarafından net bir şekilde deklera edilmektedir.Artık mümine düşen görev ; o coşkun müjde ve kurtuluş dalgasının kollarına kendini bırakıvermektir.Ama nasıl bırakacak,nasıl gerçekleştirecek,nasıl devam edecek bu olay.Hazırlık safhası ne kadar hangi şartlarda saürecek.Bu önemli şartları  oluşturmak,daha sonra da psikolojik bir adattasyon evresine girmek ve gücümüz şartlarında da bunu başarabilmek ne kadar büyük bir başarı  ne kadar teveccühe ve aynı derecede mükafata layık bir olay.Bunun adı teslimiyet,ne mutlu teslim olabilenlere,ne mutlu teslimiyeti Rabbine kavuşuncaya kadar sürdürebilenlere.

 

2-KUR’AN’A KUVVETLE BAĞLIDIRLAR.

   Ahzab.34 <<Evlerinizde okunmakta olan Allah’ın ayetlerin,i ve hikmetini hatır -layın.Hiç şüphe yok Allah,latifdir,haberdar olandır.>>

   A’raf.170.<<Kitaba sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlar kuşkusuz biz salih olanların ecrini kaybetmeyiz.>>

    Teslimiyetin güçlü kalelerinden biri en büyük sacayağı  Kur’an’a, Kur’anın içeriğine ,hükümlerine kuvvetli bir bağlılıkdır.

Teslimiyetin sağlanmasında  ve idame ettirilmesinde Kur’ana bağlılık  birinci faktördür.Her halukarda ,her şartlarda zemin ve zamanlarda Kur’ana göre amel etmek O’nun hükümlerini düşünmek ve O’ nun prensiplerşinden zerre kadar sapmamak için uğraş vermek,ancak daima her halukarda O’ nu hatırlamakla ,düşünmekle,akıldan hiç çıkarmamakla mümkündür.

Kitaba ;kesin,kuvvetl,i ve ciddi olarak sarılmak ile namaz ve ibadetlerbu ilahi nizamın ıslah etmek için vazettiği vazgeçilmez iki metotdur.Zaten Kur’an’a kuvvetle bağlılık onu yaşamak demektir.O’nu yaşamak demek de inananların tüm özelliklerini üzerinde bulundurmak demektir.

 

3-YALNIZCA ALLAHA KULLUK EDERLER

 

   İsra:23.<<Rabbin,O’ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne babaya iyilikle davranmanızı emretti...>>

Fatiha:1-4 <<Hamd alemlerin Rab’bınadır.Rahman ve rahimdir.Din gününün malikidir.Yalnızca sana ibadet ederve yalnızca senden yardım dileriz....>>

   Kulluk yalnızca Allah’a dır,tapmak yalnızca Allah’a tahsis edilmiştir.Burada kula kulluk kesin olarak yasaklanmıştır.Hiçbir zaman,hiçbir şartta kula kullukyapılmayacak,Allah dan başka hiçbir şeye tapınılmayacaktır.Allah’ın bir ve tek olduğu iman akidesi bu şekilde kalplerdeki yerini ve hedefini buluyor.İşte bu akide sayesinde Allah’ın gösterdiği hedefler,gönderdiği emir ve vecibeler ve yapılacak ameller arasında bir birlik ve irtibat kurulacaktır.Allah’a itaatdan sonra ikinci derecedeki kulluk vazifesi ; ana babaya iyilik etmek olarak sıralanıyor.Birinci akidenin gerçekleşmesiyle zaten ikinci derecedeki akide  kendiliğinden gerçekleşmiş oluyor.

 

4-YALNIZ ALLAH DAN dan KORKUP SAKINIRLAR .ALLAH DAN BAŞKASINDAN ASLA KORKMAZLAR.

    

Al-i İmran:102.<<Ey iman edenler,Allah‘dan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının...>>

Enfal.29.<<Ey iman edenler ,Allah’dan korkup sakınırsanız,size doğruyu yanlışdan ayıran bir nur ve anlayış verir,kötülüklerinizi örter  ve sizi bağışlar.Allah büyük fazl sahibidir.>>

Ahzap.39.<< Ki  onlar ( o peygamberler) Allah’ın risaletini tebliğ edenler O’ndan içleri titreyerek korkanlar ve Allah’ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır.Hesap görücü olarak Allah yeter.>>

    A’li İmran:175.<< İşte bu şeytan ancak, kendi dostlarını korkutur, siz onlardan korkmayın.Eğer müminlerseniz benden korkun.>>

    Allah’ın dışında hiçbir varlıkdan, kudretten ve kuvvetten asla korkmamak kuvvetli bir imanın ve tam teslimiyet olunan halin yegane göstergelerindendir.

    Şeytan her zaman ve zeminde olduğu gibi kendi dostlarını ve yandaşlarını kalabalık ver güçlü göstermeye onlara kudret elbisesini giydirmeye,onkların her türlü imkan ve tasarrufa sahip olduklarını,fayda ve zarar vermeye muktedir oldukları şüphesini müminlerin kalplerine yertleştirmeye ve onları kuruntulara  

düşürmeye çalışır.Bunun asil gayesi de gaye ve maksadına onlar sayesinde ulaşması,yeryüzünü onlar vasıtasıyla fitne ve fesada boğmasıdır.Kadiri mutlak olan Allah inanan gönüllere hakikatı gösteriyor.Şeytanın vesvese ve hilelerini tanıtıyor ve icabeden tedbiri beyan ediyor.

   Şeytanın uşaklarından müminlerin asla korkmamalarını,çekinmemelerini ve yalnızca kendisinden korkup sakınmalarını açıkça deklara ediyor.Hakikatta şeytan ve uşaklarının mahlukatın en aşağılık soyu,

En zayıfı ve en korkağı olduğunu bildiriyor.Korkulacak ve çekinilexcek yegane kuvvet ,fayda ve zarar vermeye kadir olan kuvvettir.Allah’ın kuvvetidir.İnanan  gönüllerin korktukları kuvvettir.Sadece O’nun kuvvetinden korkanlar yeryüzünün en kuvvetli şahsiyetleridir.Kainatta hiçbir kuvvet onlara karşı koyamaz.

 

5-ALLAH’I HER ŞEYİN ÜZERİNDE TUTARLAR,O’NA GÖNÜLDEN VE KALPTEN SEVEREK İTAAT EDERLER.

 

    A’li İmran:173.<<Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine ;düşmanlarınız size karşı ordu hazırladı,o halde onlardan korkun; dedi de bu söz onların imanını arttırdı ve üstelik’Allah bi<ze yeter,O ne güzel vekildir’dediler.>>

Ahzap.31.<<Ama sizden kim de Allah’a ve resulüne gönülden itaat eder ve salih amellerde bulunursa, onada ecrini iki kat veririz. Ve biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır.

    Allah’ı herşeyin üzerinde tutmak, O’nu herşeyden fazla sevmek ve O’ndan herşeyden fazla korkmak ve O’na herşeyden fazla güvenmek.Güçlüklerin en güçlüsünden korkmak ve kudreti mutlak olanlara gönülden itaat etmek.

 

6-SADECE ALLAH ‘A GÜVENİRLER.GÜÇ VE İMKANLARINA DEĞİL YALNIZCA ALLAH’A GÜVENİRLER.

 

   Furkan:58.<<Bir de ,daima diri olup ,hiçbir zaman ölmeyen Allah’a tevekkül et; ve O’nu hamd ile yücelt.Kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeter.>>

Tevbe.51.<<De ki;Allah’ın bizim için yazdıkları dışında ,bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez.Ve müminler yalnızca Allah’â tevekkül etmelidirler.>>

    Müminler için gerçek yar ve yardımcı, güvenilecekidayanılacak, ümit beklenecek yegane olanak ve güç muhakkak-ki kadiri mutlak mutlak olan Allah tır.Bütün güçler,imparatorluklar,mal ve servetler,saltanatlar,askerler,ordular ,topluluklar güç ve imkan olarak güvenmek bakımından  hiçbir şey değildir.Allah’ın  dilemesi ve bilgisi  dışında bir mümine hiçbir kimse ,hiçbir güç zerre kadar zarar yahut da fayda sağlayamaz.Öyleyse müminler mutlak anlamda yalnızca ve yalnızca Allah’a güvenipiAllah’a sığınıp Allah’a tevekkül etmelidirler.

(İlgili diğer ayeti kerimeler:A’li İmran:173 –Yusuf:67.-Furkan:58 – Tevbe :25 –26 –Bakara:249 –A’li İmran:160 –Ahzap:48 – Hud:123.)

 

7-TAKVA SAHİBİ OLMAK İÇİN GAYRET EDERLER.TAKVA           SAHİBİDİRLER:

 

Allah dan hakkıyla korkma,sevme ve O’ na hakkıyla yönelmek.Günahın küçüğü ve büyüğünü terkeylemek.Yani ; şüpheli ve dikenli yerde yürüyenün dikenden sakınması gibi.Kalbinle gafletlerden,nefsinle şehvetlerden ve tabiatınla lezzetlerden,uzuv ve organlarınla günahlardan sakınmandır.Peygamberimiz Hz Muhammed (S.A.V)’e göre takva;bütün iyilikleri insanın kendisinde toplamasıdır.Kendisini hayır,merhamet ve iyiliklerin merkezi durumuna sokmasıdır.

    Bakara:177.<<Yüzlerinizi (namazda) doğu ve batı tarafına çevirmenizhayır ve taat değildir. Fakat hayır ve ibadet,Allah’a,Ahirete,meleklere,Allah’ın indirdiği kitaplara  ve peygamberlere iman edenin ibadetidir ve Allah sevgisi üzere,yahut mala olan sevgisine rağmen,malı (fakir) akrabaya,yetimlere,yoksullara,yolda kalmışa,dilenenlere,köle ve esirlere harcayan,namazı gereği üzere kılan ve zekatın veren kimsenin,ahitleştikleri zaman sözlerine sadık kalanların ihtiyaç ve  sıkıntı hallerinde ,cihat ve savaşlarda sabredenlerin hayrıdır.İşte bu vasıfları taşıyanlar Hak’ka uyan sadıklardır ve bunlar takva sahibidirler.>>

       Tevbe.109.<< O halde,dininin binasını sağlam bir temel olan Allah korkusu ve rızası üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır,yoksa binasını çökecek bir yarın kenarına kurup da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan  mı?Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez..>>

 

8-ASIL HEDEFLERİ ALLAH’IN RIZASINI KAZANMAKTIR.

   

    Tevbe.72.<<Allah ,mümin erkeklerle mümin kadınlara içinde ebedi kalmak üzere ,altından ırmaklar akan cennetler ve adn cennetlerinde güzel meskenler vadetmiştir.Allah’dan olan hoşnutluk  ise en büüyktür.İşte büyük kurtuluş ve mutluluk bu dur..>>

Müminin düsturu ne cennet arzusu ne de cehennem korkusu olmalıdır. Asıl hedef Allah’ın rızasını kazanmak ve Allah davasının gönüllü ve tam teslim olmuş eri olmaktır.

Şüphesizki cennet, iç,indeki bütün nimetleriyle ,güzellikleriyle beraber,o en büyük rızanın gerisinde gizlenmiştir. O’nun rızasını kazanan zaten Cennette olacaktır.

Fetih:29.<< Muhammed Allah’ın Resulü dür. Ve onunla birlik de olanlarda kafirlerte karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler.Onları rüku edenler,secde edenler olarak görürsün.Onlar;Allah’dan bir fazl  (lütuf ve ihsan)

Ve hoşnutluk arayıp isterler. Belirtileri secde izinden yüzlerindedir.>>

 

9-NAMAZA TİTİZLİK GÖSTERİRLER-ZEKATIDA VERİRLER

 

      Bakara.238.<<Namazlara ve orta namaza devam edin. Namaza Allah’a itaat edici  ve boyun eğici olarak durunuz.>>

Mü’minun:1-2.<<Müminler gerçekten felah bulmuştur, onlar namazlarında huşu içerisinde olanlardır.>>

Nur 37:<<Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alış veriş Allah’ı anmaktan,namazı gereği gibi kılmaktan  ve zekat vermekten kendilerini alıkoymaz.>>

Namaz dinin direğidir. Namaz; Allah’a,O’nun yüce kitabı Kur’an-ı Kerime ve peygamberi Hz Muhammed (S.A.V) e inanmanın ve gerçek bir mümin olmanın pıratik bir görüntüsüdür.Cenab-ı Hak kitabında’Namaz insanı çirkin ve kötü şeylerden alıkoyar’ buyuruyor.

    Namazda ‘Bana doğru yolu göster,beni eğri ve kötü yollardan koru,bana kuvvet ver’ demek suretiyle bir taraftan kendimizi,insanlık haysiyetimizi koruyupyükseltmeye yöneltirken,öbür taraftan sınırsız acizliğimizi ve güçsüzlüğümüzü Cenab-ı Hak’kın sonsuz kudretine bağlar , ruhumuzda eşsiz bir enerji depo ederiz.Bu akümülatör zamanla boşalır.Onu bir kaynağa bağlayıp şarz etmemiz gerektiği gibi,dış tesirlerle dengesi bozulan varlığımızı ilahi feyizlerle beslemek ve ruhi bir enerjiyle doldurmak ancak namazla mümkün olmaktadır.

    Namazda huzur ve huşu,ciddiyet ve samimiyet,korku ve sevinç,ümit ve heyecan,psikolojik ve biyolojik rahatlama ve Allah’a kalp den bağlılığın ifade ediliş ve yakarış unsurları hep bir potada doruğa ulaştırılır.

    Ne bir ticaret ve ne bir alış veriş,  ne de başka bir şey müminleri Allah’a gerektiği şekilde ibadet etmekten alıkoymamalıdır. Ne mutlu namazlarında huzur ve huşu bulanlara, yazıklar olsun namazdan gafil olanlara.

 

10-ALLAH’IN SINIRLARINI TİTİZLİKLE KORURLAR-DİNDE AŞIRILIĞA KAÇMAZLAR.

 

      Maide.87.<<Ey iman edenler; Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.>>

Hud112.<<Onun için sen emrolunduğun şekilde, beraberinde tevbe edenlerle dosdoğru hareket et. Aşırı gitmeyin;çünkü Allah yaptıklarınızın hepsini kemalıyla görücüdür.>>

Hucurat.1 << Ey iman edenler;(söz ve hareketlerinizle ileri varıp da )Allah’ın ve resulünün önüne geçmeyin,Allah dan korkun çünkü Allah işitendir.

Nisa:13.<<Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve resulüne itaat ederse, onu altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.>>

Nisa.14.<<Kim Allah’a ve resulüne isyan eder ve O’nun sınırlarını aşarsa,,onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.>>

 

11-NEFİSLERİNE GÖRE HAREKET ETMEZLER.

 

Yusuf.53.<<(Yusuf) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis-Rabbimin  kendisini esirgediği dışında var gücüyle kötülüğü emredendir.Şüphesiz benim Rabbım bağışlayandır,esirgeyendir.>>

Furkan 43. << Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördünmü?...>>

   Kasas.50 <<Senin davetini kabul etmezlerse, artık bil ki, onlar sırf kendi nefsi arzuları peşinde gidiyorlar. Hâlbuki Allah’dan doğru bir delil olmaksızın

Yalnız kendi nefsi arzusu peşinde gidenlerden (şirk,küfür ve putlara itaat edenlerden) daha sapık kim olabilir ?.Muhakkak ki Allah (Hevalarına uyup nefislerine yazık eden) zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.>>

    İman ahlakıyla terbiye edilmemiş bir nefis her daim şeytanla muhabbet içerisindedir. Şeytan insanın nefsine daima kötü şeyleri telkin eder, itaattan uzaklaştırmak için çevresine fenalık tuzaklarını kurar. Gümümüz toplumlarında canlı bir örnek teşkil ettiği şekilde; insanların birçoğu; kendilerini dine uyduracakları yerde, dini kendi arzu ve isteklerine uydurmak için gayret etmektedirler. Bu gidişat insanlık için bir uçurumdur. İnandığınız gibi yaşamaz iseniz, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.

    İslam imanından gereğince referans alıp beslenmeyen bir nefis; şeytanın telkin ettiği arzu ve isteklerine boyun eğer, şehvetlerinin mahkümü olur,durmayan,düşünmeyen,akletmeyen hayvanlardan da aşağılık bir mahluk seviyesine iner.

 

12-ALLAH YOLUNDA ASLA GEVŞEKLİK GÖSTERMEZLER VE YILMAZLAR.

 

     A’li İmran.146.<<Nice peygamberler vardır ki, beraberlerinde bir çok alimler saqvaştı da Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı ümitsizliğe düşmediler, zaaf (gevşeklik)göstermediler, miskinlik etmediler.Allah sabredenleri sever.>>

    Allah’a tam teslimiyetin tezahürü O’nun yolunda, davası uğrunda asla gevşeklik göstermemek, taviz vermemektir. Nice peygamberlerle birlikde ,yığınlarca topluluklar çarpıştılarda ;karşılaştıkları belalardan,darlıklardan,şiddet ve ezalardan dolayı nefisleri zerre kadar zaafa bile uğramadı.Kavgaya ,mücadeleye devam etmek için enerjileri,azimleri bitmedi.Ne çığlıkla bağırdılar,telaşa düştüler,ne de düşmana teslim oldular.Din ve itikat için çarpışan müminin şanı budur işte.Ne mutlu onlara.

    Bakara.214.<<Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmedenCennete gireceğinizi mi sandınız. Peygamber ve onunla beraber müminler; Allah’ın yardımı ne zaman diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilinki Allah’ın yardımı şüphesiz yakındır.>>

   Siz sizden önceki ümmetlerin islam yolunda, insanlığın saadeti, kurtuluşu uğrunda çektikleri çileleri, sıkıntıları çekmeden yaptıkları mücadeleleri yapmadan cennete öylece gireceğinizimi sandınız. Sadece imani telkin ve esasları eda edip cenneti beklemek çok hatalı bir bekleyiştir.Cennet;ancak pratik tatbikat ve tecrübelerden ve ameli imtihanlardan sonra gelir. Malları ve canlarıyla cihat eden, bela ve meşakkatlere katlanan, Allah’a olan vaatlerini yerine getiren, tüm mücadele ve musibetlere göğüs geren kimseler içindir cennet.

 

13:İNANANLARLA BİRLİKDE HAREKET EDERLER. BİRBİRLERİYLE       YARDIMLAŞIRLAR VE BİRBİRLERİNE GÖNÜLDEN BAĞLIDIRLAR.

    

    Enfal:73.<<Kafirler de birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz emredildiğiniz gibi yardımlaşmazsanız, yeryüzünde bir fitne (islam zafiyeti) ve büyük bir fesat (küfür hâkimiyeti) olur.>>

    Saf.24.<<Hiç şüphesiz Allah, kendi yolunda sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlanarak çarpışanları sever.

     Tevbe.119.<<Ey iman edenler; Allah’dan sakının ve doğru (sadık) olanlarla birlikde olun.>>

   Hak yolunda yardımlaşmak, birlik ver beraberlik içerisinde olmak, ittifak yapmak mutlak zaferlerin temel şartıdır. Çünkü kafirler de, şeytanın dostları da fitne ve fesat işlerinde, müminlere karşı düşmanlıklar da birbirleriyle yardımlaşmak da hatta yarışmaktadırlar. Müminlerin birklikte, beraberlikle hareket etmemelerinin neticesinde bir memlekette fitne ve fesat hareketleri çoğalır, baskı ve dayatmalar artar, hak ve özgürlükler kısıtlanır. İslami ve Kur’an-i hayat sınırlanarak yok edilmek istenir ve neticede küfrün hakimiyetine doğru bir kayma, yöneliş hareketleri belirir ve küfür tüm gücüyle o beldeye hakim olur.

    Müminler için farz olan görev ihtilaf değil ittifaktır.

   Bozulmuş bir sistem ve fesat hareketlerine yönelmiş bir toplumda Kur’an-ın kesin hükümlerine rağmen ittifak yaparak mücadele yerine ihtilaf çıkararak ayrılığa düşenler küfre hizmet etmiş olurlar ve bunlar gerçek müminler değillerdir.

    Günümüzde Afganistan başta olmak üzere bazı İslam beldelerinde ihtilaflar yüzünden müslüman toplum halkları birbirlerine karşı savaşmaktadırlar, birbirlerini kırmaktadırlar. Bu İslam ümmetinin kanayan bir yarasıdır. Tedavisi ise Allah’a tam teslimiyet, O’nun sınırlarını korumak ve emredileni gereğince yerine getirmektir.

 

14-SABIRLIDIRLAR ZORLUKLARA DAYANIKLIDIRLAR-ZORLUKLAR KARŞISINDA YILMAZLAR:

    

     Müminler sabırlıdırlar. Sabır mümin için bitmek tükenmek bilmeyen bir hazine, bir sığınak, yegâne dayanaktır. Sabrın sonu selamettir, sabreden derviş muradına ermiş deyişleriyle sabrın muhtevası vurgulanmak istenmiştir.

     Sabır müminin silahıdır, zorluklara dayanma gücü, başa gelen üzücü olaylara veya haksızlığa katlanma, karşılaşılabilecek maddi ve manevi her türlü güçlüklere, zorluklara, tehlikeli yollara tahammül gösterme, telaş etmeksizin Allah’a tevekkül ederek sıkıntılara göğüs gerebilmedir. Allah’a dayanarak gelecek her türlü musibete teslimiyet içinde katlanma ve mevcut haline rıza gösterme, Allah’dan geldiğini ve yine Allah tarafından giderileceğine inanmadır. İslam ahlak bilginlerine göre sabır yalnız insana has tam bir olgunluk ve üstün ahlak göstergesidir. Bütün peygamberler, veliler ve seçkin müminler bu fazilete sahiptirler.

     Gerçek müminler; hayatın güçlükleri karşısında, Allah’ın yardımına güvenerek hiçbir ümitsizlik ve karamsarlığa düşmeksizin metaneti ve kuvvetli bir irade gücü gösterenler onlardır.

   Allah buyuruyor;Bakara 153.<<Ey iman edenler  sabırla ve namazla Allah’dan yardım isteyin. Muhakkak ki Allah’ın yardımı sabredenlerle beraberdir.>>

    Namaz dinin direğidir, namaz kılan bir müslüman sabretmesini bilir, sabretmesini bilen bir mümin de namaz kılıyordur.

Sabır; Allah’ın bir emri olmakla birlik de gerçek müminlerinde en temel özelliklerinden biridir. Kur’an-ı Kerimde sabır tekrar tekrar zikredilir. Zira insanoğlunu yaratan Cenab-u Mevla insanların bunca nefsani arzu ve isteklerinin baskısı altında doğru istikamette yürümelerinin zorluğunu bunca çekişmeler içinde ve engeller karşısında Hak davasını hakim kılmanın azametini fertlerin gerilen asablarını ve psikolojilerini iç ve dış düşmanlara karşı bütün yardımcı kuvvetleri uyanık tutmanın zorluğunu çok iyi biliyor ve o yüzden bunlara karşı sabırlı olmayı emrediyor.

     Allah’ın emirlerine karşı sabır, günahlardan sakınmak için sabır, Hakka karşı gelenlere karşı koymak için sabır, her türlü hilekârlığa, haksızlığa uğramaya, yoksulluk ve sefalet içinde olmaya karşı sabır, tehlikeli yolların ve tüm olumsuzlukların zifiri karanlık ve dumanlı ortamlarına karşı sabır. Nefsin süfli arzularına karşı sabır, insanların inatçılığına ve sapıklıklara meyline karşı sabır.

   Emir sabırdır, çare ve reçete sabırdır. Sabrı destekleyen ana kaynak ise namazdır.

Bakara.156-157:<<And olsun,sizi korku,açlık, mallarınızdan, canlarınız dan ve ürünlerinizden eksiltmek gibi şeylerle deneriz. Sabredenleri müjdele ki, onlara bir bela eriştiği zaman; biz Allah içiniz ve biz O’na döneceğiz derler. İşte Rablerinizden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.>>

   Miminler tüm hayatın zorluklarına karşı hakiki bir imanın tezahürü olan sabırla karşı koyarlar ve bu nedenle bitmeyen, tükenmeyen musibetlere, zorluklara ve engellere karşı dayanıklıdırlar. Çünkü bu dayanıklılığın, bu dik ve sabit duruşun, ümitsizlik ve yese düşmeyişin karşısında ezeli ve ebedi bir hazine, bir mükâfat olan cennet var, cennetle müjdelenme var.

     A’li İmran:173.<Onlar ki halk kendilerine (düşmanınız olan) insanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun deyince ( bu söz) onların imanını arttırdı ve Allah bize yeter. O ne güzel bir vekildir dediler.

    Zümer: 10.<<Ancak sabredenlere mükâfatları hesapsız olarak ödenecektir.>>

   Furkan.75.<<İşte onlar sabretmelerine karşılık saraylarda ödüllendirilecekler ve orada bir sağlık dileği ve selam ile karşılanacaklardır.>>

   Nice Allah dostları, gerçek miminler ve başta peygamberler; hayatları boyunca nice savaşlara girip çıktılar, esir slındılar, hezimete uğradılar, yaralandılar, binbir türlü zorluklarla çilelerle, engellerle karşılaştılar, belalara, musibetlere, yokluklara düçar oldular. Ancak karşılaştıkları belalardan, darlıklardan, şiddet ve ezalardan dolayı nefisleri hiç zaafa uğramadı. Kavgaya, mücadeleye devam etmek için enerjileri hiç bitmedi. Ne moralman yıkıldılar, ne çaresizlik, ümitsizlik içinde kıvrandılar, ne çığlıkla bağırdılar ne de düşmana ve nefislerinin arzularına teslim oldular. Din ve itikat için mücadele eden,faziletin ve davanın timsali müminin şanı bu dur işte.Gerçek mümin olmanın gereği,tatbikatı ve zirve noktası budur.

15.GELECEK VE RIZIK ENDİŞESİNE KAPILMAZLAR.

     Gelecek ve rızk endişesine kapılmak; her nefis, her insan için mutlak bir hal ve duygudur. Her insan geleceğini,  hayatını, sosyal, ekonomik, kültürel yapısını planlar hayaller kurar. İnsan nefsi; hep güzel şeyleri ister, hayal eder. Sonu ve sınırı olmayan hayallerle, ümitlerle insanoğlu adeta etrafını örmüştür. Zamanla gerçekleşmeyen hayalleri insanı ümitsizliğe, endişeye sev eder. Önünü adeta kara bulutlar sarmıştır, her yer zifiri karanlıktır onun için. Yarının bu günden daha kötü olacağını, aç ve açıkta kalacağını, sorunların altından kalkamayacağını düşünür, endişelenir, gelecek korkusu çepeçevre sarar.

    Böyle bir süreçte mümin tamamen imani şuur çizgisinden uzaklaşmış, şeytanın çizgisine yönelmiş olur. Şeytan insana böyle bir süreçte, düşünce ortamında vesvese vererek endişelerinin daha da derinleşmesini, korku ve ümitsizliklerinin, huzursuzluk ve isyan noktasına gitmesini ve buna paralel olarak da İslam dairesinden uzaklaşması sürecine katkıda bulunmaktadır.

  Bakara.268.<< Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur; sizi cimrilik ve sadaka vermemekle emreder...>>

   Fatr.2.<<Allah’ın insanlara göstereceği herhangi bir rahmet ve nimeti (rızkı) engelleyip tutacak (mani olacak) yoktur. O güçlüdür, hakimdir.>>

    Aslında ileriye dönük gerekli ve gereksiz, günübirlik gelecek endişeler, anlık bir vesvese ve korku, cehaletten ve zayıf imandan kaynaklanmaktadır.

  Çünkü Allah C.C Hazretleri yarattığı insanoğlunun hayatının bütün anlarını ve dönüm noktalarını da Lehv-i Mahfuz da belirlemiştir. Allah’ın dilemesinin ve Lehv-i mahfuzda belirtilenin dışında insanoğluna ekstradan hiçbir hal ve olay gelmez, gelmeyecektir de. Her şey Lehv-i Mahfuz adlı kitapta, Allah’ın bilgisi ve ilmi dahilinde hiçbir sapma olmaksızın gerçekleşir. Bu çok önemli hususu bilen bir mümin  için gelecekte ne olurum, ne olacağım, başıma şunlar, bunlar gelir, aç açıkta kalırım gibi düşünceler ve vesveselerin ne kadar  yersiz ve boş olduğu açık seçik olarak ortadadır.

   Evet ; hayatın tüm safhaları bizim planladığımız şekilde değil,  gerçek de Allah’ın planladığı şekilde gerçekleşir. Biz sadece kendi planladığımızdan, hayallerimizden  haberdar olabiliriz. Ancak; gerçek planlayıcının planından ,gelecektekilerden haberdar olamadığımız için  karşımıza sürpriz gibi çıkan acı olaylar  karşısında şaşar kalırız. Şunu bilmeliyiz ki; biz bilemeyiz Allah bilir, mutlak hüküm ve hikmet sahibi O’ dur. Her halimiz , başlangıcımız ve sonumuz O’nun bilgisi ve ilmi dahilindedir. O ol demezse hiçbir şey olmaz. O ol demezse yeryüzünde bir yaprak dahi kıpırdamaz.

    Hadid. 22.<<Yeryüzünde ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, o kitapça bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a  kolaydır.>>

    Hud.6.<<Yerde yürüyen ne kadar canlı var ise, hepsinin rızkı ancak Allah’a aittir.>>  buyurulmaktadır. Dolayısı ile gelecek ve rızk endişesi  gerçek müminin kalbinde bulunmaması ve barınmaması gereken bir endişedir.

16:SERT DAVRANIŞLARDAN KAÇINIRLAR, SAKİNDİRLER,AĞIRBAŞLI    VE OLGUN KİŞİLİK SAHİBİDİRLER.

     Özellikle insanların işledikleri kusurlara karşı cevap olarak sert ve rencide edici cevaplar yerine ,zaman zaman sükut etmek,yerine göre yumuşak tepkiler koymak,kırıcı olmak yerine yapıcı olmak,hoşgörülü ve müsemahalı tavırlar  sergilemek müslümanın şanındandır.

   Kaba ve katı davranışların neticesinde gönüllerde birleşme yerine husumet, kardeşlik yerine düşmanlık,sevgi yerine nefret,uzlaşma yerine ayrılıklar,birleşme yerine dağılmalar hasıl olacağı bair gerçektir.

     İnsanların kalp ve gönülleri iyilikle,şefkat ve sevgiyle,hoşgörüyle çepeçevre kuşatılabilinir. Merhamet duygusu Allah tarafından gönüllere bir  rahmet olarak bahşedilmiştir.

     Ali İmran.159.<<Uhud savaşında sen ,Allah’dan gelen bir merhamet sayesinde dir ki; onlara (ashaba) yumuşak davrandın. Eğer kaba , katı yürekli olsaydın muhakkak onlar etrafından  dağılıp gitmişlerdi...>>buyurulmaktadır.

 

17:KÖTÜLÜĞE KARŞI İYİLİK YAPARLAR-KÖTÜLÜKLER KARŞISINDA SABREDERLER BAĞIŞLARLAR.

  

     Kötülüğe kötülükle karşılık vermekle hiçbir olumlu sonuç elde edilemez.

    ‘Kötülüğe karşılık kötülük her kişinin işidir, kötülüğe karlı iyilik de er kişinin işidir’ atasözü bu hususu en güzel bir şekilde açıklamaktadır.

   Şura.40.<<Kötülüğün cezası da ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve düzeltirse onun mükâfatı Allah’a aittir.>>

   Fussilet.34.<<Hem iyilikle kötülük eşit olmaz. Sen kötülüğü,en güzel olan bir hareketle önle. O vakit bakarsın ki seninle arasında bir düşmanlık bulunan yakın bir dost gibi olmuştur.>>

     Fussilet.35.<<İyilikle kötülüğü önleme hasletine ancak sabredenler kavuşturulur. Buna (Cennette)  büyük mükâfatı olan ancak kavuşturulur.>>

     Nisa.149.<< Size yapılan fenalığı bağışlarsanız,(bilin ki) şüphesiz Allah çok bağışlayandır.>>

18-GÜZELLİKLER VE FENALIKLLAR KARŞISINDA SON DERECE İTİDALLİ VE SABIRLIDIRLAR:

    

        İnsanoğlunun hayatı bin bir sürprizlerle doludur. Güzelliklerle fenalıklarla, olumlu olumsuz hallerle bezenmiştir. İnsan doğumuyla birlikte çileli, meşakkatli bir yolculuğun ilk adımını atmıştır. İnsan muhakkak hayatını planlar, projeleri, ümitleri, hayalleri olur. Ancak planladığı bu hayat, planladığı, arzuladığı, istediği şekilde sürmeyebilir. Bu da tamamen doğal olan hayatın bir gerçeğidir.

     İnsanın hayatı, hayatında gerçekleşeyeği tüm olumlu, olumsuz hadiseler gerçekte yaratıcısı tarafından bilinmektedir, planlanmıştır, lehv-i hahfuzda yazılmıştır. Yazılı gerçekleri insan kendi iradesiyle bir derece değiştirebilir. Bu gerçekler çoğu zaman insanoğlu tarafından” tesadüfle iz<ah edilmeye çalışılır, ancak bu tesadüf değil, tevafuktur. Çünkü her şey planlandığı şekilde cereyan eder. Bu yaratılış ve kader gerçeğini bilen insan hayatında başına gelen, kendisi açısından iyi ve kötü olan hadiseler, olaylar karşısında daha itidalli, daha hazırlıklı, sabırlı ve olgunluk içerisinde olur. Fenalıklar karşısında üzülmez, kendini yıpratmaz, psikolojisini bozmaz, daha kolay kabüllenir, güzellikler karşısında da aşırı derecede sevinip böbürlenmez, ikisinin arasında orta bir yoldan gider.

    Hud:9.<<İnsanoğluna tarafımızdan bir rahmet (sıhhat ve zenginlik) tattırıp ta sonra bunu çekip alıversek, şüphesiz ki o,Allah’ın ihsanından tamamen ümidini kesen, evvelki nimeti unutan, nankör bir kimse olur.

    Hud:10.<<Fakat ona dokunan bir dertten sonra, kendisine bir nimet tattırırsak ‘doğrusu benden bütün fenalıklar gitti der ve şüphesiz sevinir, övünür.>>

Hud:11<< Ancak her iki halde de sabredip, salih ameller işleyenler müstesnadır. İşte bunlar için bir mağfiret ve büyük bir sevap vardır.>>

 Buyurularak bu mesele açık ve net bir şekilde ifade edilmektedir.

   Her şey Allah’ın planladığı şekilde cereyan eder, olmadan önce olacağı lehfi mahfuzda belirlenmiş, yazılmıştır.

    Hadid:22.<<Yeryüzünde ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki; biz onu yaratmadan önce, o kitapta bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır.>>

   Hayrı ve şerri,iyi ve kötü hali imtihan için Allah verir.

19-ŞEYTANA UYMAZLAR. ŞEYTAN GERÇEK MÜMİNLERE TESİR EDEMEZ.

               Şeytan insanlara ilk yaratılışından beri; sahte bir dost sıfatıyla daima kötü şeyleri telkin eder. İnsanı boş emellere, kuru vesveselere sürükler. Nefsinin istek ve arzularına göre hareket etmesini, Allah’ın emir ve yasaklarından, doğrulardan uzaklaşmasını sağlamaya, kendi safına çekmeye çalışır.

    Nahl:99-100:<<Doğrusu şeytanın inananlar ve yalnızca Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu yoktur. Onun nüfuzu sadece onu dost edinenler ve Allah’ ortak koşanlar üzerindedir.>>

    Şeytanlar müslümanlarla, Allah’a teslim olmuş sadık müminlerle mücadele etmek için kendi dostlarına çeşitli telkinlerde bulunur.

    Enam:121.<<...Doğrusu şeytanlar, sizinle mücadele etmek için, kendi dostlarına telkinde bulunurlar. Ey müminler! Eğer siz onlara itaat ederseniz, muhakkak siz de Allah’a ortak koşanlardan olursunuz.>>

   Nisa.119.<<...Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı bir dost edinirse, gerçekten açık bir ziyana düşmüştür...>>

   Nisa.120.<< Şeytan onlara vaat eder, onları uzun emel ve kuruntularla düşürür. Şeytanın kendilerine vaat ettikleri aldatmadan başka bir şey değildir.

   Bakara.268.<< Şytan sizi, fakir olacaksınız diye korkutur; sizi cimrilik ve sadaka vermemekle emreder. Allah kendi lutfundan size bir mağfiret ve fazla bir sevap vaat ediyor. Allah’ın kudreti geniştir, her şeyi kemaliyle bilendir.>>

20:ÜMİTSİZ VE KARAMSAR OLMAZLAR:

    İnsanoğlu ümitleriyle ve hayalleriyle yaşar. İçinde bulunduğu en karanlık bir tabloda dahi ümitlerin ve hayallerin yeşermesi, sürekliliği hiç bitmez, bitmemelidir.

    Çünkü ümitler ve hayaller bittiğinde yaşamda bitmiş demektir. Kur’an-ı Kerimde Allah müminlere ümitsizliğe ve karamsarlığa düşmeyi, ümit kesmeyi yasaklıyor ve küfürle eş değer buluyor.

    Müminler Allah’dan ümit kesilmemesi gerektiğini bilen insanlar olduklarından yalnız O’na dua eder, O’na kulluk eder ve ondan korkarlar. Amellerinden emin olamazlar. Korku ve ümit arasında dengeli bir halde kalpleri O’na yönelir. Allah’ın mağfireti ve rahmeti geniştir.

    Kur’an kâfirlerden başkasının Allah’dan ümit kesemeyeceğini deklare ediyor.

   Yusuf:87.<<...Allah’ın lütfundan ümidinizi kesmeyiniz; çünkü Allah’ın lütfundan ancak kâfirler topluluğu ümidini keser.>>

 

21-DÜNYA MALI PEŞİNDE KOŞMAZLAR. AŞIRI DERECEDE DÜNYAYA DÜŞKÜN OLMAZLAR:

 

   Kehf:28.<<Nefsini sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut. Gözlerin dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoyup nefsinin arzusuna uyan ve işi hep ayrılık olan kişiye itaat etme.>>

    Dünya malı; yaşamak için, hizmet etmek için gereklidir, lazımdır. Ancak dünya malına aşırı derecede düşkünlük gönül penceresini daraltır, kalplerin katılaşmasına sebep olur. Allah’a itaat ve teslimiyet çizgisinden sapmalara meydan verebilir.

    Nur.37.<< Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alış veriş (oları-gerçek müminleri)Allah’ı anmaktan, namazı gereği üzere kılmaktan ve zekâtı vermekten kendilerini alıkoymaz. Onlar bir günden  korkarlar ki,o günde kalpler ve gözler korkudan halden hale döner,kıvranır.>>

    Ankebut.64.<<BU dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurdu ise, ölmez gerçek hayat işte bu dur. Eğer bilselerdi     ( geçici dünya hayatını ebedi Ahiret hayatına tercih etmezlerdi.)>>

    Kasas:60<< Size (dünya vasıtalarından)verilen şey (kısa)Dünya hayatının istifadesi ve onun süsüdür. Allah katında olan (sevap ve cennet) ise hem daha hayırlı,hem daha devamlıdır.(Dünya nimetleri gibi sona ermez) Artık (bakinin faniden daha iyi olduğunu anlayıp) akıllanmayacak mısınız.>>

 

22-ELLERİNDEN ÇIKANA ÜZÜLMEZ –ELLERİNE GEÇEMLE DE  ŞIMARIP BÖBÜRLRNMEZLER.

 

   Hadid:23.<<(Her şey yazıldı ve tesbit edildi ki, Dünya nimetlerinden) elde edemediğinize üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiğine de (nimetin emanetine) güvenip sevinmeyesiniz. Allah çok övünüp gururlanan kimseyi sevmez.>>

    Dünya nimetleri muhakkak müminler içindir. Müminin istemesi, dilemesi halinde Allah takdir ettiği nispetçe mümine verir, yine dilediği şekilde de verdiğini geri alır. Nimetin mal ve mülkün verilmesi de alınması da Allah’ın takdiri iledir ve mümini imtihan etmek içindir.

    İmtihanın sırrı gereği, mümin dünyalıklarından kaybettiğine, kazanamadığına, elinden çıkana aşırı derecede üzülmeyecek, sıkıntı ve strese girmeyecek- eline geçenle de; bu benim başarımdır, hakkımdır deyip aşırı derecede sevinip böbürlenmeyecek, gururlanmayacak, itaat çizgisinden uzaklaşmayacaktır.

    Her iki hal arasında son derece itidalli, sabırlı ve orta yollu olacaktır.

 

23:İMANINDA VE SÖZÜNDE DOĞRU OLANLARLA BERABER OLURLAR: YANLIŞ KİŞİLERTLE DOSTLUK KURMAZLAR:

 

   Gidilecek bir yolda, sürdürülecek bir davada, paylaşılacak bir yaşamda yapılacak bir iş de hedefe ulaşılması, aksamaya, kaosa ve huzursuzluğa yol verilmemesi için baştan yapılacak bir seçimin olmazsa olmaz kıstasları, şartları vardır. Bu kıstaslar göz önüne alınmadan, bu şartlar oluşturulmadan yanlış yapılan tercihler insanı huzursuzluklara,uçurumlara,başarısızlıklara musibetlere götüreceği mutlak bir gerçektir.

    Nedir bu şartlar, kıstaslar. İmanında ve sözünde doğru, istikrarlı olmak şartı. Yol ve dava arkadaşı imanında samimi ,söz ve davranışlarında ,ahlak ve ilminde muteber olacak. Bu şartları üzerinde taşımayanlarla müslümanın birlik de olması,dost ve arkadaş olması,yol ve iş arkadaşlığı oluşturması düşünülemez. Seçim daha baştan çok iyi yapılmalıdır.

   Tevbe.19.<<Ey müminler! Allah dan korkun (fenalıklardan sakının) imanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun.>>

    İnsanlığa ve kendisine hiçbir faydası olmayan,fayda yerine zarar gelecek cahil kişilerden  olabildiğince uzak durulması icabeder. Çünkü bu kişilerle hiçbir yere varılamayacağı gibi,boşa harcanan zaman ve emekler de insan için çok önemli sayılabilecek bir zaiyattır.

Furkan: 63.<<Allah’ın makbul kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Kendilerine cahiller laf attıklarında Âllah size selamet vesin’ derler.>>

 

24-BOŞA VAKİT GEÇİRMEZLER, FAYDASIZ İŞLERLE UĞRAŞMAZLAR, ÇALIŞKANDIRLAR:

 

   İnsanoğlunun en büyük sermayesi zamandır ömürdür. Zaman ve ömür sermayesi insanın elinden hiç farkında olmadan su gibi akıp gider. İstenilen her şey şöyle ya da böyle elde edilebilir, kazanılabilir. Ancak zamanı ve ömrü yeniden kazanmak geriye döndürmek hiçbir şekilde mümkün değildir.

    Zaman ve ömür denilen en büyük sermayemizi en güzel, en verimli bir şekilde düzenlemek, değerlendirmek bizim elimizdedir. Mümin için zaman ve ömür; insanlığa faydalı olmayacak, makul olmayan,gereksiz,lüzumsuz ve içi boş işlerle,eğlencelerle heba edilmemeli,tam aksine en güzel şekilde değerlendirilmelidir.

Müminun:3<<Onlar ki, boş sözden, faydasız iş den yüz çevirirler...>>     

İnşirah.7.<< O halde ,(memur bulunduğun bir işi bitirip) boşaldın mı,(yine başka bir iş ve ibadet için) kalk yorul...>>

İnşirah.8.<<...Ve yalnız Rabbine icabet et (Ondan )iste.>>

    Muhakkak ki; ancak Allah’ın emirlerini hakkıyla yerine getirenlerin, yapmış olduğu bütün işlere de ibadet sevabı verilir.

    Ömür dinlenmek ve makul seviyelerde eğlenmenin yanında güzel ve faydalı işlerle, ameller ve ibadetlerle verimli kılınmalıdır. Boşa geçirilen bir ömrün, faydasız işlerle meşguliyetin de muhakkak süratte kıyamette hesabı sorulacaktır.

 

25.HER ZAMAN YÜKSEK BİR MORALE SAHİPTİRLER:

 

     Mümin her şeyin Allah’dan geldiğini, hayrı ve şerri imtihan için Allah’ın verdiğini, Allah’dan gelinip yine dönüşün O’na olduğunu, bu dünyanın bir imtihan yeri,oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu,Ahiretin ise ebedi bir saadet yeri  olduğunu,gerçek vazifesinin ibadet ve itaat olduğunun bilincindedir.

    Hastalıklar, musibetler ve her türlü zorluklar ve sıkıntılar karşısında müminin imanı artar, şiddet darbeleri altındaki bir mümin Allah’a teslimiyete yönelir. Şiddet darbeleri altındaki müminin bu sıkıntılar karşısında gösterdiği ruh hali ve tavırlarının da insana olumlu ya da olumsuz yansımaları olmaktadır.

   Olaylar karşısında gerçek bir müminin göstereceği sabırlı,dayanıklı,soğukkanlı ve bu tavırların yansıması olan yüksek morali elde edebilmesi,tüm zorluklarla daha kolay başedebilme,üstesinden gelebilme,daha güzel sonuçları elde edebilme  enerjisini ve refleksini kazanmış olacaktır.

   Bakara.155.<< Ey müminler; sizi biraz korku, biraz açlıl,birazda mallardan ve mahsüllerden yana eksiltme ile and olsun imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.

 

26:DÜNYAYA GELİŞ VE YARATILIŞ GAYESİNİN   BİLİNCİNDEDİRLER:

 

      Sebepsiz ve sonuçsuz olarak hiçbir canlı yaratılmamıştır. Yaratılan canlı-cansız tüm varlıkların Dünyaya müteallik bir amacı, gayesi ve görevi vardır. Yaratılan tüm canlı ve cansız varlıklar şu ya da bu şekilde insanın istifadesine sunulmuş, insanoğluna hizmet, faydalanma gayesiyle yaratılmıştır.

   Zariyat:56.<<Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.>>

   Zariyat.57.<< Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Ve bana yemek yedirmelerini de istemiyorum..>> buyurulmaktadır.

   Burada insanoğlunun yaratılış gayesi yalnızca Allah’a ibadet ve itaat etmek için olduğu vurgulanmaktadır.Dünyaya geliş ve yaratılış gayemizin ibadet ve itaat etmek olduğu  bilinciyle tüm hayatımızı bu doğrultuda şekillendirip yaşamalıyız.

 

27:SÖZLERİNDE SADIKTIRLAR. YAPTIKLARI SÖZ VE AHİTLERİNE NE PAHASINA OLURSA OLSUN TİTİZLİKLE BAĞLI KALIRLAR:

 

    Güvenilir olmanın temel esaslarından biri de sözlerinde sabit ve sadık olmak, verdiği sözleri harfiyen ve hakkıyla yerine getirmektir. Söz mümin için senettir, tutunacağı yegane kulpudur.

   Mümin ; olur olamaz her şey için söz vermemeli,verdiği sözde de her ne pahasına olursa olsun bağlı kalmalı,gereğini yerine getirmelidir. Söz verip de sözünde durmamak; münafıklara, kâfirlere, fasıklara has bir özelliktir. Mümin için ise sözünde durmamak münafıklığın alametlerinden biridir.

   Ahzap.23<<Müminlerden Allah’a verdikleri sözde sadık olan nice erkekler vardır. Onlardan (sözleri uğrunda) şehit olanlar ve şahadeti bekleyenler vardır. Ve onlar ahitlerini hiçbir şekilde değiştirmediler.>>

    Ahzab.24.<<Allah sadıkların sadakatlarını mükâfatlandırır...>>

    Nahl.92.<< Bir ümmet diğer bir ümmetten daha ziyadedir diye(kafirlerin çokluğuna bakıp) yeminlerinizi aranızda hile edinerek, o ipliği sağlamca eğirdikten sonra bozan kadın gibi olmayın. Gerçekten Allah sizi bununla  (ahde vefa ile) imtihan eder ve Dünyada ayrılığa düştüğünüz şeyi, kıyamet gününde muhakkak ki açıklayacaktır.>>

    Maide.1<< Ey iman edenler! Allah ve insanlar arasında verdiğiniz söz ve yaptığınız bağlantıları yerine getirin.>>

    İsra.34.<< Bir de ahdi (yapılan sözleşmeyi) yerine getirin, çünkü verdiği sözden cayan (kıyamet günü) sorumludur.>>

 

28:BÜTÜN İŞLERİNİ İSTİŞARE EDEREK YAPARLAR:

 

     İşlerin en iyisini, en doğrusunu yapabilmek, en doğru,en hayırlı kararı verebilmek için detaylı bir istişare yapmak,konunun uzmanlarına danışmak,çevresindekilerin fikirlerini,görüşlerini sorduktan sonra;takdirini,sonrasını Allah’a bırakarak bir işi yapmak en isabetli ve en doğru olan hareket biçimidir. Burada istişare yapılacak, görüşlerine başvurulacak kişilerin seçimi de çok önemlidir.

   Şura.38<< O kimselerdir ki Rablerine itaate icabet etmişler ve namazı gereği üzere kılmışlardır. İşleri de hep aralarında danışıklıdır...>>

    Al-i İmran.159.<<...İŞ hususunda fikirlerini al (müşavere et) müşavereden sonra da bir şeyi yapmaya karar verdin mi artık Allah’a güven ve dayan (o işi uygulamaya geçir) Gerçekten Allah tevekkül edenleri sever.>>

    Bir işe başlamadan evvel, mutlaka istişare etmek ve aceleci olmamak, tüm dengeleri, getiri ve götürülerini hesaba katarak karar vermek ve verilen kararı da cesurca  uygulamak esastır.

29:HERŞEYİN ALLAH DAN OLDUĞUNU BİLİRLER:

   Tevbe.51<< De ki; Allah’ın bizim için yazdıkları dışında bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve müminler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.>>

Tegabün.11.<< Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah’a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah her şeyi bilendir.>>

    Ansızın karşılaştığımız, sürpriz sayılabilecek her türlü haller, sevindiren ve üzen durumlar mümin için bir tesadüf değil, tevafuktur. Allah her şeyi bilen ve takdir edendir. O’nun dilemesi, istemesi dışında yeryüzünde bir yaprak dahi kıpırdamaz.

 

30.ALLAH İÇİN SABREDERLER

 

    Al-i İmran: 200<<Ey iman edenler sabredin ve sabırda yarışın, nöbetleşin. Allah’dan korkup sakının. Umulur ki kurtuluşa varırsınız.>>

Bakara.155.<< And olsun, biz sizi,bir parça korku ,açlık ve bir parça mallardan,canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.>>

    Muhakkak ki  ‘sabrın sonu selamettir ‘ , ‘ sabreden derviş muradına ermiş’ deyişleriyle de Allah’ın bu hükmü izan edilmiş, pekiştirilmiştir.

   Muhammet 31.<<And olsun biz, sizden mücahit olanlarla, sabredenleri bilinceye kadar, sizi deneyeceğiz ve haberlerinizi de sınayacağız.>>

    Sabır; zorluklara dayanma gücü, başa gelen üzücü olaylara veya bir haksızlığa katlanma, karşılaşılabilecek güçlüklere tahammül gösterme, telaş etmeksizin Allah’a tevekkül ederek sıkıntılara göğüs germe halinin pratik şeklidir. Diğer bir anlamda; Allah’a, yaratıcısına dayanarak gelecek her türlü musibete teslimiyet içinde katlanma ve rıza gösterme, kötülüğü emredici nefsin tutkularına karşı direniş gösterme.
   İslam bilginlerine göre de sabır; yalnız insana has tam bir olgunluk ve üstün ahlak göstergesidir. Bütün peygamberler, veliler ve seçkin müminler bu fazilete sahiptirler.

   Hayatın güçlükleri karşısında Allah’ın yardımına güvenerek ümitsizliğe düşmeksizin metanetli ve kuvvetli bir irade gücü gösterenler onlardır. Sabır müminler için Allah’ dan yardım dilemenin güzel vesilelerinden biridir.

 31- GÜÇLÜ BİRLİKTELİK. Birbirlerine düşkündürler.

 

     Birbirleriyle çok iyi geçinirler. Birlik ve güç oluştururlar. Kadın ve erkek bütün müminler birbirlerinin kardeşidirler. İslam kardeşliği her şeyin üzerinde üst bir kimlik, kardeşlik ve şemsiyedir. Gerçekte yeryüzünde iki tür millet vardır. Küfür tek bir millettir,islam tek bir millettir.Ve mümin kafirlere karşı son derece şedit,müminlere karşı da son derece şevkatli,merhametli ve yumuşaktır.Birbirlerinin dertleriyle dertlenmek,sevinçleriyle sevinmekve başa gelen her türlü hali paylaşmak ve birlikde aşmak mümin olmanın ve kardeşliğin mihenk taşıdır.

 Hucurat:10<<Müminler ancak kardeştirler. Onun için iki kardeşinizin aralarını düzeltin ve sakının ki, merhamet olunasınız.>>

  Tevbe.71 <<Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emrederler,kötülükden sakındırırlar,namazı dosdoğru kılarlar...>>

  Maide.54.<Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse, Allah (yerine ) kendisinin onları sevdiği, onlarında kendisini sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise “güçlü ve onurlu” Allah yolunda cihart eden  ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir...>>

Enfal.46.<<Allah’a ve Resulüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin. Bozulursunuz ve kuvvetiniz gider. Sabrediniz Allah sabredenlerle beraberdir.>>

 

32- KARARLILIK. Cesur ve kararlıdırlar. Allah’tan  başka hiçbir güçten korkmazlar.

 

    Müminlerin yegane koruyucusu ve kollayıcısımuhakkak ki cenabu Allah tır.O’nun bilgisi,istemesi ve dilemesi dışında insana hiçbir musibet gelmez.,hiçbir kimse ve hiçbir güç ona zerre kadar bile zarar veremez.Yegane korkulacak,çekinilecek,itaat edilecek ve sevinilecek tek güç O’ dur,Allah tır.

    Allah dan başka beşeri güçlerden kokmak,endişe duymak ve bunun kalplere sirayet etmesi,kalbi ve ruhun derşinliklerini sarması şeytanın telkininden,vesvesesindendir.

   Çünkü şeytan kendi dostlarını kalabalık göstermeye ve onlara kudret elbisesini giydirmeye çalışıyor.Onların yani Allah’ın dışındaki tüm beşeri güçlerin her türlü imkan ve tasarrufa sahip oldukları ,fayda ve zarar vermeye muktedir olduklarışüphesini kalplere yerleştirmeye gayret ediyor.Bunun asıl sebebi de; gaye ve maksadına onklar sayesinde ulaşması,yeryüzünü bozguncularla ,nifakçılarla fesada boğmasıdır.

    Yalnız ve yalnızca Allah tan korkan,şeytanın korku ve telkinlerine aldırmayan gönüllerdaaima bir dik duruş içerisinde kalarak fitne ve fesat tohumlarının yeşermesine imkan vermeyeceklerdir.

Ali İmran:173 << Onlar öyle kimselerdir ki ;halk kendilerine –düşmanlarınız  size karşı ordu hazırladı,o halde onlardan korkun’ dedi de bu söz onların imanlarını arttırdı ve üstelik”Allah bize kafidir ve o ne güzel vekildir dediler...>>

   Enfal:15 << Ey müminler! Toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkalarınızı çevirmeyin,kaçmayın.>>

  Ahzap: 37.<<...Allahdan kork. Nefsinde ise,Allah’ın açığa vuracağı şeyi gizliyordun,insanlardan da sakınıyordun. Halbuki Allah,kendisinden sakınıp korkmana daha layıktı...>>

 

33: AMELLERİN KAYDEDİLMESİ.

 Kendilerini önünden ve ardından takip eden, koruyan ve amellerini not alan meleklerin farkındadırlar.

       Rad:11.<<Her insan için, önünden ve arkasından takip eden melekler vardır; onu (insanı) Allah’ın emriyle korurlar...>>

Kehf:49.<<Amel defterleri ortaya konunca suçluların orada yazılı olanlardan korktuklarını görürsün;vah bize,eyvah bize! Bu defter nasıl olmuş da küçük büyük bir şey bırakmadan hapsini saymış (yazmış not etmiş)derler.İşlediklerini (Dünyada iken)hazır bulurlar.Rabbin kimseye haksızlık etmez.>>

En’am:160<< Kim  hayırlı ve güzel bir amelle gelirse ,ona ancak misli sevap verilir.Kim de bir günah ile gelirse,ona ancak misli ile (günahı kadarla) ceza verilir.Onlar (gerek iyilik,gerekse kötülük yapanlar) haksızlığa uğratılmazla

    Yapmış olduğumuz küçük ve büyük hiçbir hal ve hareket yoktur ki,yarın karşımıza günah ve sevap olarak çıkmasın.Ve yine hiçbir hal ve hareketimiz yoktur ki;anında kaydedilmesin.Allah’ın ilminden,gücünden hiçbir şey kaçmaz. O’na bütün bunları takip etmek,kaydetmek,hesabını sormak çok kolaydır. O her şeyi ilmiyle kuşatandır,mutlak güç sahibi ve galip olandır. Gerçek müminlerin koruyucusu, sahibi Allah tır. Allah c.c görevlendirdiği melekleri vasıtasıyla kullarını takip eder,imtihan eder ,ikaz eder,koruyup kollar,rahmetiyle ve azabıyla kuşatır.

 

34:BAĞIŞLAMAK.

Hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar. Öfkelerinden vazgeçip kusurları  affederler.

   Kendisine karşı işlenen hata ve suçları görmeme,görmemezlikten gelme,kişiye hatasını anlayıp telafi etmesi için fırsat tanıma,hakiki,kamil iman sahibi,plgun bir müminin şiarındandır.Peygamberimiz Hz Muhammed (S.A.V)  Mekke fethinden sonra,vaktiyle kendisine çeşitli kötülükler etmiş olan Mekkelilerin hepsini bağışmalışlardır.

   Bakara:263.<< İyi ve güzel bir söz ile bir kusur bağışlamak,arkasına eza takılacak sadakadan daha hayırlıdır...>>

   Şura:37<< O kimselerdir ki,büyük günahlardan ve açık rezaletlerden kaçınırlar,öfkelendikleri zaman da onlar kusur bağışlarlar.>>

   A’raf:199<< Sen af yolunu benimse,uygun olanı emret ve cahillerden yüz çevir.>>

 

35 – YARDIMLAŞMAK.

Birbirleriyle her türlü işlerde yardımlaşırlar ve yarışırlar.

     İyilik etmek ve fenalıkları önlemek için yarışırlar.Müminler her türlü hayırlı işlerde ,dünya ve Ahiret işlerinde birbirlerine karşı kayıtsız ve tarafsız kalamazlar.

    Aralarındaki temel prensip yardımlaşmak ve yarışmak  olmalıdır.Kardeşinin girişimde bulunduğu bir iş de ; ona gerek maddi planda,gerekse manevi planda ,düşünce ve fikir bazındamutlaka katkıda bulunması,yardımcı olması gereklidir.Bundan sonraki seçeneği ise yarışmak olmalıdır.Yani o işi,ondan daha iyi bir şekilde yapmak ve onu geçmek,ileride olmak olmalıdır.Mümin kardeşine karşı bir iş de ; ona engel olmaz,haset ve kıskançlık yapmaz,onun başarısızlığını,kötülüğünü istemez,ona tuzak kurmaz,hile ve entrikalara başvurmaz.Böyle bir davranış münafıkların,fasıkların ,cahillerin ve kafirlerin işidir,davranış şeklidir.

  Enfal:73.<<Kafirler de birbirlerinin yardımcılarıdır.Eğer siz emredildiğiniz gibi yardımlaşmazsanız,yeryüzünde bir fitne (İslam  zafiyeti )ve büyük bir fesat (Küfür hakimiyeti)olur.>>

   Tevbe 71.<<Erkek ve dişi bütün müminler birbirlerinin yardımcılarıdır.İyiliği emrederler,fenalıklardan alıkoyarlar...>>

Bakara:105.<<Sizlere bir iyilik dokunsa onların (Kafirlerin) fenalarına gider.(Ne ehli kitaptan olan kafirler,ne de müşriklerisize Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini  sevmez ve istemezler).>>

  Bakara:148.<<Her ümmetin doğrulduğu bir kıblesi vardır.Öyle ise ey müminler,hayırlı işlerde diğerlerini geçin.>>

   Şura:39.<<O kimselerdir ki kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman,onlar yardımlaşırlar.>>

  Maide.2 <<...Birbirinizle hayır ve takva üzerine yardımlaşın.Günah ve zulüm üzerine yardımlaşmayın.Allah’dan korkun.Allah’ın cezası çok şiddetlidir.>>

 

36-ARKADAŞ SEÇİMİ.

Dost ve arkadaşlarını iyi, güvenilir kişilerden seçerler.

  Müslüman bir dünya ve Ahiret hayatını tercih ediyorsa bu hayatın selameti açısından dost ve arkadaşlarını da iyi belirlemesi,çevresini de iyi seçmesi icabetmektedir.Liderini, önderini,arkadaşını, dostunu, eşini, çevre sini komşularını da seçmede titizlik göstermek zorundadır.Kötü arkadaş,kötü çevre,insanı daima kötülüklere,musibetlere yönlendirir.Güzel amelleri uzaklaştır,insanı hayatın girift,zifiri karanlık merhalelerine götürür.

Tevbe:119.<<Ey müminler Allahdan korkun (Fenalıklardan sakının) ima  -nında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun.>>

  Nisa:69.<<Allah’a peygambere itaat edenler,işte bunlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle beraberdirler.Bunlar ise ne güzel birer arkadaş.>>

   A’raf:199.<<Sen bağışlama yolunu tut,iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.>>

 

37-HESAB GÜNÜ .

Hesaba çekilmeden önce, dünyada iken kendilerini hesaba çekerler.

  Dünya Ahiretin tarlasıdır,Ahiret hayatına hazırlanma yeridir.İnsan Dünyada kazandıklarının karşılığını eksiksiz olarak mahşer gününde bulacaktır.Bu nedenle insan iyi düşünmelidir,kendi kendisini test etmelidir.Kıyamet günü dünyada yaptıklarının hesabını verebileceğini veya veremeyeceğini düşünmeli ve zaman varken tedbirini almalıdır.

   Al’i İmran:30.<<Kıyamet gününde herkes;dünyada hayır ve kötülükten yaptığın şeyi hazır bulacaktır ve ister ki,kötülüklerle arasında uzak bir mesafe bulunsaydı.Yine Allah’ü teala size kendinden korkmanızı emreder.Allah kullarını çok esirgeyicidir.>>

   Haşr.18.<< Ey iman edenler ;Allah dan korkun ve herkes,yarın için önden ne göndermiş olduğuna baksın.Hem Allah tan korkun,çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.>>

 

38-DÜNYA VE AHİRET NİMETİ.

Dünya nimetlerinin fani, Ahiret nimetlerinin baki olduğuna inanırlar ve bu doğrultuda amel ederler.

Dnya nimetleriyle Ahiret nimetlerini karşılaştırdığınızda Dünya nimetlerinin geçici,fani;Ahiret nimetlerinin ise baki,sonsuz olduğunu görürsünüz.Fani olan nimete mi sıkı sıkıya sarılmak gerekiyor,yoksa baki olan ,sürekliliği olan nimete ,menfaate mi sıkı sıkı sarılmak gerekiyor.

   Ankebut:64.<<Bu Dünya hayatı,ancak bir eğlence ve bir oyundan ibaretti. Ahiret yurdu ise ,ölmez gerçek hayat iş de budur.Eğer bilselerdi (geçici Dünya hayatını ebedi Ahiret hayatına tercih etmezlerdi).>>

Kasas:60.<<Size (dünya vasıtalarından)verilen şey,(kısa)dünya hayatının istifadesi ve onun süsüdür.Allah katında olan (sevap ve cennet)ise hem daha hayırlı,hem daha devamlıdır.(Dünya nimetleri gibi sona ermez.)Artık (bakinin faniden daha iyi olduğunu anlayıp) akıllanmayacakmısınız.?>>

  Sonsuz, ebedi olan cennet nimetleri de şu şekilde müjdelenmektedir.

 Muhammed:15.<<Korunanlara söz verilen Cennetin durumu şudur;İçinde bozulmayan sudan ırmaklar,tadı değişmeyen sütten ırmaklar,içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır.Bunlar ateşte ebedi kalan  ve bağırsaklarını parça parça kesen sıcak suyun içildiği kimseler gibi olurmu.>>

 

39-ÇALIŞMAK. Müminler hem dünya hem Ahiret için çalışırlar.

Doğru ve isabetli olan şey ;tamamen dünya işlerine yönelerek ahireti terketmek veya tamamen ahirete yönelerek dünya işlerinden elini ayağını terketmek değil,her ikisini de eşit seviyede muhafaza edebilmek,dengeleyebilmek olmalıdır.

  Yunus: 67:<< O Allah’tır ki,içinde rahat edesiniz diye geceyi,çalışasınız diye gündüzü aydınlık olarak sizin için yarattı. Elbette bunda,Kur’an-ı  dinleyecekler için  bir  çok ibretler vardır.>>

   Kasas.77<<Allah’ın sana verdiği mal ile Ahiret yurdunu iste,Dünyadan nasibini de unutma.Allah’ın sana ihsan ettiği gibi,sen de ihsan et...>>

   Hiç ölmeyecekmiş gibi Dünya için,yarın ölecekmiş gibi Ahiret için çalışmak prenssibi en sağlam metod olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyalık kazançları Ahiret azığına kanalize etmek en akıllı metod olsa gerek.

40-İŞ YAPMAK. İşlerini hakkıyla ve en güzel bir şekilde yaparlar. İşlerinde ve çalışmalarında titizdirler.

Mümin için kendine ve insanlığa faydalı olabilecek işleriyapmak,çalışmak da bir ibadettir.Nasıl ki;Allah’a karşı sorumlu olduğu kulluk vazifeleri olan ibadetlerini,Allah’ın huzurunda olduğu şekliyle en mükemmel ve şuurlu bir şekilde yapmaya çalışıyor,aynı şekilde mesleği,vazifesi olan  işlerinde de aynı titizliği gösterip  ibadet niyetiyle yapması gereklidir.

  Ali İmran.148.<< Nihayet bu dua ve savaşlardaki direnmeleri sebebiyle Allah onlara hem dünya nimetini, hem de Ahiret sevabının güzelliğini (cenneti) verdi. Allah işlerini güzel yapanları sever.>>

 

41-ŞAHSİYET. İmanında, sözünde kişiliğinde ve tüm yaşantısında dost doğrudurlar. Şahsiyet sahibidirler.

Müslümanın kullukta samimiyeti, imanında ve sözünde doğruluğu ve istikameti, tüm hal ve hareketlerinde bir dengeyle Peygamberimiz Hz. Muhammet (S.A.V) ‘i örnek alması ve bütün hal ve hareketleriyle başkalarına da örnek teşkil etmesi icabetmektedir.

    Tebliğin en güzel metodu da ,yaşantıdır,davranışlardır.

Şura:15<< Onun için sen onları tevhide davet et ve emrolunduğun gibi,sebat üzerine dosdoğru git.Onların heveslerine uyma...>>

Ahzab.70<< Ey iman edenler; Allah’dan korkun(emirlerine bağlanın ve yasaklarından sakının) ve doğru söz söyleyin.>>

   Hud.11 << Onun için sen; beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı gitmeyin, doğrusu Allah yaptıklarınızı görür.>>

42-GÜVENİLİRLİK. Güvenilir ve emin olunan kimselerdir. Güvensizlik verecek her türlü hal ve hareketlerden şiddetle kaçınırlar.

  Toplumda, çecvresinde, dostları arasında itibar ve güven kaybetmek, mümin için telafisi mümkün olmayan en kötü hal demeltir. Para ve mal kaybedilebilir, ancak kısa bir zamandada ist enilirse kazanılabilir. Ancak kaybedilen itibarın insanlar nazarında kazanılması mümkün değildir. Bunun için kişilikden,ahlaki kural ve kaidelerden zerrece taviz vermemeye büyük titizlik göstermeli,bu konularda çok hassas olunmalıdır.Gerçek mümin;güvenilen ve emin olunan kimse demektir.

    Bkara.283.<<...Birbirinize güvenirseniz,kendisine güvenilen kimse emaneti ödesin,Rabbı  olan Allah ‘dan korksun.>>

 Mü’minun.8-10<<Ve o (mümin)ler emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. Onlar namazlarını korurlar.İş de varis olacaklar onlardır.>>

    Peygamberimiz Hz.Muhammed S.A.V örnek, önder ve herkes tarafından emin olunan, güvenilen bir elçiydi.

    O ne söylerse doğru söyler,ne yaparsa doğrusunu yapar,ondan kimseye zerrece bir kötülük,zarar gelmez di.Mümin,münafık ve kafşrler de onun bu özelliklerine katılırlar ve hakkını teslim ederlerdi.

  Tekvir:19-20-21.<< Hiç tartşmasız o (Kur’an)üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah’ın getirdiği) sözüdür.(bu elçi)bir güç sahibidir;arşın sah,ibi katında şereflidir.Ona itaat edilir,sonra güvenilirdir.>>

 

43-TANINMAK.

Müminler simalarından tanınırlar, belli olurlar. Müminler birbirlerini yüzlerinden tanırlar. Müminlerin yüzlerinde hoşnutluk, serinlik, esenlik, merhamet izleri ve acizlik belirtileri vardır.

 İslam ve iman kalplerde, gönüllerin içinde  makes bulur,surete değir sirete itibar edilir.Gerçek olan imani tezahür budur. Gönüllerde makes bulan hakikşi iman zamanla surete de tezahür eder. Aslolan suret değil sirettir. Ancak müslüman;asuretiyle,yani fiziki görüntüsyle  de ,giyim kuşamıyla da islam-i bir yaşantıyı tercih edebilir. Bu tarz;çok açık bir şekilde müslüman kimliğini yansıtır,tanınmayı,belli olmayı ön plana çıkarır.

   Muhasmmed.30<< Eğer dileseydik biz,ey Muhammet,onları sana gösterirdik;sen de onları simalarından tanırdın. Muhakkak ki sen onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.>>

   Rahman 41.<< Mücrimler simalarından tanınırlar da ayaklarından yakalanırlar...>>

   Fetih.29.<<Onları (müminleri) rüku ve secde eder halde  (namaz kılarken) Allah dan sevap ve rıza istediklerini görürsün.Secde eserinden nişanları yüzlerindedir.>>

Müminler yüzlerindeki secde izleri, nurları ile karşıdan tanınırlar. Onların yüzlerinde  bir serinlik, hoşluk, tebessüm ve merhamet izleri ve teslimiyet belirtileri  vardır. Konuşmaları kılık kıyafetleri, her türlü hal ve hareketleriyle müminler kafirlerden ,münafıklardan,günahkarlardan seçilirler.

   Ayrıca kafirler de konuşmalarından, giyim kuşam, hareket ve davranışlarından belli olurlar.

 

44-Hayırlı işlerde ve ibadetlerde mazeret beyan edip geri kalmazlar.

   Mümin hayırlı işler için acele eder,titizlik gösterir,girişken ve kararlı olur.Hayırlı işlerde örnek ve önder olmak için mücadele eder,yarışır ileri de olmak ister.Kaçmaz,,mazeret üretip geride kalmaz.Yardımlaşmayı ve yarışmayıkendisine düstur edinir.

  Tevbe:44.<< Allah’a ve ahiret gününe inananlar, mallarıyla, canlarıyla savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir..>>

Tevbe:45.<<Ancak Allah’a ve Ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp, şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.>>

 

45:DÜNYA HAYATLARINI İMAN, CİHAT VE ÇİLELERLE GÜZELLEŞTİRİRLER.

  Müminin Dünya hayatı iman ve cihattan ibarettir. İmanı sayesinde cilelerle, musibetlerle, zorluklarla başedebilir.

   Nur:37.<<Nice adamlar vardır ki,ne bir ticaret,ne de bir alış veriş  (onları,gerçek müminleri) Allah’ı anmaktan,namazı gereği üzere kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar bir günden korkarlar ki , o günde kalpler ve gözler kokudan halden hale döner,kıvranır.>>

  Nur 38.<<  Çünkü Allah, kendilerine yaptıkları işlerin en güzeli ile mükafat verecek ve fazlından da onlara daha ziyadesini verecektir. Allah dilediği kimseye hesapsız rızık verir.>>

  Kasas:60.<< Size (dünya vasıtalarından ) verilen şey,(kısa) dünya hayatının istifadesi ve onun süsüdür. Allah katında olan (sevap ve cennet) ise hem daha hayırlı, hem daha devamlıdır.(Dünya nimetleri gibi sona ermez) Artık bakinin, faniden daha iyi olduğunu anlayıp) akıllanmayacakmısınız.>>

46:MUSİBETLERDEN DERS VE NASİHAT ALIRLAR.
  Allah’ın kendilerini günahlarından dolayızaman zaman musibetlerle ikaz ettiğinin farkındadırlar.

   Başımıza gelen bütün bela ve musibetler Allah tarafından verilir. İçine düştüğümüz musibetler kendi ellerimizle işlediklarimiz yüzünden bir ceza,ikaz olarak verilebileceği gibi,imani mertebemizin yükseltilmesi,sınanmamız için de verilebilmektedir.Bizim için önemli olan ,bu mussibetlerden nkendimiz ve toplumumuz açısından sebep sonuç itibarıyla dersler,nasihatlar çıkarabilmek ve bu dersleri hayatımıza,yaşantımıza uyarlayabilmek.

   Bakara:66.<< Biz,o azabı;onlarla bulunanlara,onlardan sonra gelip duyanlara ,ibret; ve takva sahibi müminlere de bir nasihat kıldık.>>

   Rum.41.<< İnsanların kendi ellerinin yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat meydana çıktı.(Allah) bu hallerinden vazgeçerler diye onlara yaptıklarının bir kısmının cezasını tatdırsın.>>

 

47: YAPTIKLARI İŞ VE İYİLİKLERDE ÇIKAR VE MENFAAT GÖZETMEZLER.

 Yapılan iyilikler ve güzel ameller  insanın hayatını güzelleştirir, huzurlu ve mutlu kılar.Ahiretini zenginleştirir ve Allah’a güzel amellerle ,güzel ödünç takdiminde bulunmuş olur.Her iyilik bir sadakadır,insanın günahlarından birisini siler.Allah’a daha fazla yakınlaşmış olur.Yalnız bu iyilik hiçbir maddi,dünyevi kazanç ve çıkar beklenilmeden,yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak için yapıldığında makul  ve bereketli olur.                        Karşılıklı çıkar ve menfaat beklentisiyle yapılan iyilikler hem insanın kalbini katılaştırır,ruhunu daraltır hem de  hiçbir sevabı ve mükafatı kalmaz.

   Şura:23.<< İşde bu sevaptır ki,Allah iman edip salih ameller işleyen kullarını müjdeliyor.De ki;ben,sizden Allah’a ibadet ve yakınlık da  sevgiden başka bir mükafat istemşiyorum.Kim iiyi bir amel kazanırsa,biz onun bu iyiliğinin sevabını arttırırız...>>

    Yunus:72.<<Eğer davetimden yüz çevirirseniz, bilin ki, ben davetim için sizden bir ücret istemedim.Benim mükafatım ancak Allah’a aittir ve ben O’nun birliğine ve emirlerine boyun eğen müslümanlardan olmakla emrolundum.>>

 

48:DEDİKODU YAPMAZLAR. MÜMİNLERİN ARKASINDAN KONUŞMAZ BİRBİRLERİNİN KUSURLARINI ARAŞTIRMAZLAR.

Müminler birbirlerinin aleyhinde konuşmazlar. Mümin, mümin kardeşinin kusurlarına karşı gece gibi, iyiliklerine karşı da gündüz gibi olmalıdır.

   Kusurları ve hataları incitmeyecek metodlar ve takdiklerle giderilmeye, ıslah edilmeye çalışılmalıdır. Temel prensip;kişilerin kusur ve hatalarını araştırmamak,toplum içinde duyurulup rencide edilmesini önlemek olmalı,ancak; kötü kişilerin kötülüklerinden korunabilmek,ddiğer kimselere de zarar vermemesini sağlamak için kritik noktalarda bilinmesinde,duyurulmasında fayda olabileceğini de göz önünde bulundurmak  gereklidir.Kötü kişilerin kötülüklerinden ,ancak onu tanıyarak,bilerek korunulabilinir.Başkalarını da koruyabilmek için,ihtiyaç dahilinde aşırıya kaçmamak şartıyla kusurlar ve yanlışlar nefsi  duygulardan uzaklaşarak açıklanıp,söylenebilir.

   Bir kimsenin  haksız yere aleyhinde konuşmayı, Kur’an yasaklıyor, ancak; haksızlığa ve zulme uğrayanları bir nebze bunun dışında tutuyor.

   Nur:19.<< Müminler içinde kötü sözlerin yayılmasını arzu edenler için,muhakkak dünyada ve ahirette (çok) acıklı bir azap vardırç(Kötülüğü yaymak isteyenleri) siz bilmediğiniz halde Allah bilir.>>

  Hucurat:12.<<Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının; çnkü zannın bir kısmı günahtır.(Müslümanların ayıp ve kusurlarını) araştırmayın. Bir kıssmınız,bir kısmınızı(Arkasında hoşlanmayacağı bir sözle) çekiştirmesin.Hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek istermi? Bundan tiksindiniz (değilmi).O halde (gıybet etmekte) Allah’tan korkun...>>

   Ahzap.58.<<Erkek müminlerle kadın müminlere, işlemedikleri bir günahla eziyet edenler(onlara iftira atanlar) doğrusu açık bir günah yüklenmişlerdir.>>

  Hümeze.1-2 <<(İnsanları)diliyle çekiştiren,kaş ve gözüyle işaretler yapıp,alay eden her fesatçı kişinin vay haline...>>

 

 49-Her konuda ihtiyatlıdırlar-aceleci değillerdir.

Birçok,Dünyaya müteallik işlerde ve kararlarda iyice düşünmeden,araştırma ve istişare yapmadan,gelişigüzel verilen ve alınan kararlar,uygulamalar ve girişimlerin bir çoğunda zaman içerisinde belki pişmanlık duyulabilir.Yanlışlar yapılmış,telafisi zor olan işlere girilmiş olabilir.

   Gerçek ve doğru olan Dünyaya ve Ahirete müteallik işler ve kararlarda iyi düşünüp taşınmaya, istişareye, beklemeye önem verilmeli, en sağlılklı isabetli seçeneğe ve karara ulaşıncaya kadarsabredilmeli ve aceleci olunmalıdır.

   Gerçek de insanoğluna, Allah’ın yazgısı, dilemesi, istemesi ve lehfi mahfuzda kendisiyle ilgili yazılanın dışında farklı bir sonucun tesadüf etmesi mümkün değildir.

  Nahl.1.<<Allah’ın buyruğu gelecektir;acele gelmesini istemeyin...>>

 

50-Tevazü sahibidirler-Böbürlenmezler. Ağırbaşlı ve hoşgörülüdürler. Merhametli ve yumuşak huyludurlar. Tatlı sözlü ve güler yüzlüdürler.407.

   Furkan:63.<< Allah’ın maakbul kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Kendilerine cahiller laf attıklarında  “Allah size selamet versin derler.”>>

    Tevbe.128.<< Size, kendinizden bir peygamber geldi. Günah kazanmanız ona ağır gelirSizin üzerinize çok düşkündür. Müminlere karşı cidden esirgeyici ve merhamet sahibidir.>>

İsra:53.<<Mümin kullarıma de ki; müşriklere iyilikle güzel söz söylesinler, çünkü şeytran aralarına fesaat bsokar. Zira şeytan insana apaçık bir düşmandır.>>

   Lokman:19.<<Yürüyüşünde mutedil ol.Sesini alçalt.Çünkü seslerin en çirkini,eşeklerin sesidir.>>

    Müminler;hususi ahlakları gereği çok mütevazi ve alçak gönüllü insanlardır.Bütün hareketleri,yaşantıları,ilişki ve diyalogları tamamen tabiidir,gerçekçidir.Yapmacık değildir,gösteriş icabı değildir.

    Orta yollu,her konuda ılımlı,önyargıssız,hoşgörülü,bağışlayıcı,ağırbaşlı,keskin fikirlerden ve tavırlardan uzak olmak durumundadır.

   Mümin; söylediği zaman güzel şeyler söyler,herkese elinden geldiğince yardımcı olur,hiç kimseyi rencide etmez,üzmez,kalbini kırmaz,hatalarında ve kusurlarında direnmez,kin ve intikam  peşinde koşmaz,kendisine yapılan kötülüklere karşı iyilikle cevap verir,müminlerin kusur ve kötülüklerine karşı gece gibi,iyiliklerine karşıda gündüz gibi olur.

 

51-BÜYÜKLENMEZLER-BÖBÜRLENMEZLER-KENDİLERİNİ ÖVMEZLER.

Lokman:18.<<Kibirlenip insanlardan yüzünü çevirme.Yeryüzünde mağrurane de çalımla yürüme.Çünkü Allah,kibirlenip kendini beğeneni sevmez.

 

            gonen-balikesir-turkiye@hotmail.com

                                              İşte  Ulaşabileceğiniz Kanallar

Cep Tlf: 05366062730 Büro: 0266.7626793

Mail Adresi: gonen-balikesir-turkiye@hotmail.com

www.gonen-balikesir-turkiye.org  www.gonen-ilcetarim.gov.tr

www.gonen-alasarkoyu.org www.gonen-akadirdemircan-kesiftv-haber.org

                                   Demircan'ın Biyografisi

 
Gönen'de Hava Durumu Ziyaretçilerimiz
 

 

Saat

Google Site İçi Arama Motoru İşaretleyin Yazın Tıkların

Web

www.gonengontam.gen.tr

Değerli Ziyaretçilerimiz

İş Rehberinde  istediğiniz her şeyi buradan çok kolay bulabilirsiniz.

Aradığınız bir konuyu ve adresi bulmak için  yukarıdaki Google

arama motoruna yazıp,  sağ  taraftaki yuvarlağı işaretledikten sonra Ara linkini tıklayarak

istediğiniz  iş  ve şahıs  adresini  bulabilirsiniz.

 

Bize Ulaşın

05366062730 - 0266.7726603 - 7626793

Genel Koordinatör: gonen_gontam@hotmail.com   Editör:a.kadirdemircan@hotmail.com

 

Demircan'ın Biyografisi

0266.7626793 7726603 05366062730


   Kültür Eserleri
     Demircan'ın Eserleri
     Kitap Yayınları
     Albüm Yayınları
    Dergi Gazete Yayınları

     Afiş Broşür Yayınları

 

    Makale Yayınları

     

     

    

     

    

    

Televizyonları

    Keşif TV 

    Gönen TV

    Köy TV

    Oya TV

 

    Köy TV

 

    GönTAM TV

   Kitap Yayınları

      Gönen Rehberi

 

     Sıkıntı ve Stres Halleri

 

     Müminlerin Özellikleri

 

     Söylenmemiş Sözler

     Milli Açıdan Sinema TV

 

     Hastalıklar ve Musibetler

 

     Köylerimiz

 

     Önemli Mevzular Ayetler

 

   

 

   

   

 

    

 

   

 

   

 

    

 

   

   

   Demircan'ın Biyografisi