Kesif’ler Gönen Sohbetleri
A. Kadir Demircan
İletişim 05366062730 –
0266.7626793 kadirdemircankesiftv@hotmail.com
Açıklama:
Bu dosyada Keşif Programı için çekilen programlar haberleştirilmekte, dosya haber
ve rapor tarzıyla halka sunulmaktadır. İleriki zamanlarda kitap olarak da
basılacaktır.
Yazılacak
Dosya Başlıkları
1. Program
Dosyaları 27.10.09
Karalarçiftliği
Köyüne Su Getirme
2. Program Dosyaları 03.11.09
Ormanlarımız
3. Program
Dosyaları 10.11.09
Dereköy
Köprü İstiyor
Alternatif
Elektrik Üretimi
Ziraat
Odasından Tarım Fuarı
Alfa
Tohum Hizmetleri
4. Program
Dosyaları 17.11.09
Çeltik
Hasatı
Köylerimiz
(Sesli Düşünce)
Gazeteci
Kız
Sonbahar
Arı Bakımı
Nohut
Üretimi
11. Program
Dosyaları 18.1.2010
Tokat gazisi Arif Temel
Yalçın Karataş Şair Yazar
Kitap Tanıtımı Enzim – Önemli Mevzular ve Ayetler
Sileks madeni
Dumanalan köyünde tahta köprü
Çeltik fabrikası
Maymunla sohbet
Özürlü yurdu
Program Alt
Bölümleri
|
Keşif / Komedi -
Heyecan Keşif / Sesli Düşünce Keşif / Özel
Gündem Keşif / İş ve Ekonomi Dünyası Keşif / Turizm -
Gezi – Eğlence Keşif / Tarım Vitrini Keşif / Çözüm -
Çare Keşif / Tarih - Kültür - Sanat Keşif / Hayat
Hikâyeleri-Unutulmayanlar Keşif / Projeler – İcatlar- Mucitler Keşif / Bilim –
Teknoloji - Kalkınma Keşif / Aktüalite - Sosyalita Keşif / Çevre Doğa
- Sağlık - Spor Keşif / Yer Altı Kaynaklarımız - Doğal Varlıklarımız |
Keşif / Köylerimiz
- Köyde Hayat Keşif / Eğitim -
Öğretim Keşif / Şehir -Yerel Yönetim Keşif / El
Sanatları Oya Çeyiz Keşif / Meslekler- Sanatlar Keşif / Hobi -
Macera Keşif / Politika Keşif / Kırsal
Dünya Keşif / Sivil Toplum Keşif / Cemiyetler
Törenler Keşif / Şifalı Bitkiler Keşif / Engelli
Dünyası Keşif / İnceleme Keşif / Tefekkür İklimi |
İçindekiler
Ormandaki Gizemli Kaya
Harmanı
Şifalı Çamur Kaplıcası Yatırımcı Bekliyor
Keşif
Haber Dosyaları / Mucize Kayalar
Ormandaki Gizemli Kaya
Harmanı
Gönen’in Karasukabaklar köyünde ormandaki mucize
kaya harmanının sırrı bir türlü çözülemiyor.
İlçeye
Genişliği
Köylülerde hiçbir şey bilmiyor. Çeşitli
rivayetler olsa da gerçeğin ne olduğunun anlaşılması oldukça zor görünüyor.
Bölgede konuyla ilgili araştırma ve
inceleme yapan Araştırmacı Yazar A Kadir Demircan yaptığı açıklamada;” bu kaya
harmanını Gönen Orman İşletme Şefi Abdullah Çil ile 2007 yılında ormanlarımızla
ilgili bir TV programı çekmek üzere gezerken Abdullah bey götürdü ve gösterdi.
Akşam üzeriydi, şehre dönüyorduk. Sadece fotoğrafını çekebildim. Sonra
fotoğraflarına baktıkça düşünmeye başladım. Bu kayalar beni adeta büyülemişti.
Hayatımda ilk defa böyle ormanın içinde, asfalt yol gibi, kocaman kocaman
kayaların, içerisinde bir tek ağaç ve ot olmaksızın, istiflenerek, iki
kilometre uzunluğunda ve
Kayalara
baktıkça adeta bir usta kaldırım döşer gibi simetrik olarak kayaları ormanın
işçine döşemiş. Bir tanesinin ağırlığı
100 ile
Bu garip kayaları köylülerden ve orman
işletme şefliğinden başka bilende yok.
Vaktiyle dünyaya çarpan bir meteordan
sonra oluştuğu, Nuh tufanından kaldığı,
fay hattı bölgesi olduğu için fay hattı ile ilgili bir oluşum
olabileceği, gökten taş yağmur ile inmiş olabileceği varsayımları belirtiliyor.
Keşifin Yorumu: Biz keşif olarak bölgede
kayaların belgesel filmini çektik ve yayınladık. Uzmanlar buraya gelip
inceleme yapmalı ve sonucun ne olduğunu açıklamalı. Basın yayın bu konuda
yayınlar yapmalı, kamuoyuna duyurmalı. Ulaşım sağlanarak yerel ziyaretçilerin
gezip görmesi sağlanmalı. Burası turizme açılmalı. Gönen kaymakamlığı,
Balıkesir Valiliği ve İl Kültür Turizm Müdürlüğü burayla ilgilenmeli, hafife
almamalı diye düşünüyoruz.
Keşif
Haber Dosyaları / Rükü Eden Ağaç
Keşif
Haber Dosyaları / Şifalı Çamur
Cilt ve Göz
Hastalıklarına İyi Gelen Şifalı Su Ve Çamur Kaplıcasının İçler Acısı Durumu
Şifalı Çamur Kaplıcası Yatırımcı Bekliyor
Gönen Ekşidere köyü sınırları içerisinde ve dağ ılıcasına
Güzellik suyu olarak ta adlandırılan bu ılıca suyu banyo yapılarak göz
hastalıklarına, çamurunu vücuda sürme yoluyla cilt, egzama, mayasıl,
hastalıklarına, ayak, sırt, bel ağrılarına faydalı olmakla birlikte; yüzlerdeki
sivilce ve kırışıklıkları gidererek güzellik ve estetik cerrahi işlemlerinin
vücut üzerinde acısız ve ameliyatsız doğal olarak kendiliğinden gerçekleşmesini
sağlıyor.
Şifalı Çamur kaplıcası ve çamurunun, özellikle cilt
hastalıklarının tedavisinde ‘mucize’ etkisi gösterdiği belirtiliyor.
Tedavi seansı uygulamasında tercih edilen yöntemler:
1. Tercih:15 Seans uygulaması. Dörder saatlik aralarla,
toplam 15 seans çamur kürü uygulaması yapılıyor.
2.Tercih: Her ay iki gün olarak günde 2 seans olarak toplam
4 seans uygulaması
Çamur banyosu nasıl uygulanır:
Şifalı çamuru, doğal olarak kaynağından çıkan suyun içinden
avuçla alarak hastalığın olduğu bölgeye sıvayıp, hiçbir açık yer kalmayarak, koyu bir şekilde
çamurla kaplanır.
Aradan en az 3 saat,
en fazla 5 saat, ama ideal olanı 4 saat geçtikten sonra çamur aynı suyla
temizlenir. Temizlendikten 4 saat sonra yeniden aynı işlem yapılarak çamur
sıvaması –banyosu yapılır.
Çamur
kaplıcasında 15 seans sonra veya ayda iki gün ve 4 seans şeklinde
uygulamalarla, başta sedef ve egzama
olmak üzere selüloit ve vücuttaki istenmeyen kokuların yok olduğu belirtiliyor.
Çamur ve termalinin cilt hastalıklarına
iyi geldiği 500 yıl önce bir tevafuk sonucu anlaşıldı. Rivayete göre: Şimdiki
Ildırı yöresindeki Erythrai Kralı’nın kızı amansız bir cilt hastalığına
yakalanır ve hiç bir yöntemle tedavi edilemez.
Kralın kızının cilt hastalığına
yakalandığı günlerde, kralın köpeğinde de yaralar ve tüy dökülmeleri olmuştur.
Kral ava gittiği günlerde, köpeğinin Şifne çamur banyolarındaki çamurun içine
yatarak vücuduna çamur sıvadığını ve daha sonra termal havuzlarda yıkandığını
izler.
Kral bu uygulamalar sonucunda, köpeğin
vücudundaki yaraların iyileştiğini ve dökülen tüylerin tekrar çıktığını görür.
Bunun üzerine kral, çamur ve termal banyo uygulamalarını kızında dener. Kızı
amansız cilt hastalığından kurtulur. O günden bu yana, Şifne çamur banyoları,
cilt hastalıklarının giderilmesi, cildin kendini yenileyip canlılık ve zindelik
kazanması için kullanılmaktadır.
Balıkesir ili Gönen ilçesinin sınırları
içerisinde yer alan bu ılıca Gönen’e
Ilıcanın şu andaki hali içler acısı bir durum.
Bir havuzu, bir konaklama tesisi, bir adette çamur banyosu yapma ve yıkanma
kabinleri bulunan binası var.
Ilıcanın yeri sahipsiz- tapusuz bir alan.
Ormana ait bir yer. Ancak yıllardır köy halkından ve çoktan vefat etmiş olan bir
vatandaş tarafından kullanıldığı-
sahiplenildiği belirtiliyor.
Köyde uzun yıllar imamlık yapmış ve emekli
olduktan sonrada aynı köyde ikamet eden Ferhat Kaya kaplıcayı çok iyi biliyor.
Ferhat Kaya dan dan aldığımız bilgilere göre; ılıca 1970- 1985 yılları arasında
çok iyi çalışmış. Hatta Dağ ılıcasına gelen misafirler kalacak yer bulamayınca
burada kalmış. Ilıcanın çamuru ve suyu Sedef, Cilt hastalıkları ve her türlü
açık yaraların iyileşmesinde önemli faydaları oluyor. Ferhat hoca şifalı
kaplıcadan çok kişinin memnun olduğunu gördüğünü belirtiyor ve şifalarıyla
ilgili anlatılanları onaylıyor. Ilıcanın kükürtlü suyu, bu özelliğini,
yeraltındaki madensel maddelerden alıyor. Şifalı çamur ise bu şifa
özelliğini, bölgede bulunan Kızıl
ağaçların köklerindeki maddelerden alıyor. Şifalı çamur killi topraktan
oluşuyor. Bölgede üç ayrı şifalı su kaynağı var. Kaynakların hepsinin sıcaklık
dereceleri farklı. Havuzdaki su yıkanarak göz hastalıklarına, çamurlu kaynak
suyu da cilt hastalıklarının tedavisinde etkili oluyor.
Ancak günümüz teknolojisiyle yeniden
suyun ve çamurun gerekli tahlillerinin yapılması şart.
Ilıcayı işleten ve şu anda rahmetlik
olan Osman amcanın vasiyeti varmış. Osman amca, bu kaplıca benden sonra mutlaka
işletilmeli, halkın hizmetine sunulmalı. Çok emek ettim, yatırım yaptım bunlar
zayi olmamalı diye diye bu dünyadan göçmüş gitmiş. Osman amcanın çocukları da
burayı işletmemiş. İstanbul’a taşınmışlar.
Ilıcaya, harabe bir vaziyette olmasına
rağmen şifa arayanlar her gün gelip gidiyor. Soyunup giyinecek, yıkanacak,
kalacak bir yer yok. En yakın yer
Ilıcanın işletilmesi, Ekşidere köyü tüzel
kişiliğine ait olarak hizmet sunan Dağ Ilıcasına daha uygun olmasına rağmen,
yönetim hiçbir olumlu adım atmamış. Köy
muhtarının patronu olduğu ve köy halkından kişilerin işlettiği dağ ılıcası da
zaten zor şartlarda işletiliyor.
Temenni edilen: bu kaynağı kim ve nasıl
işletirse işletsin bu tesis mutlaka insanlığın, yerel turizmin hizmetine
sunulmalı. Bu şifalı kaynak heba edilmemeli, Osman amcanın kemikleri
sızlatılmamalı.
Maalesef atıl ve
harabe durumda olan şifalı çamur kaplıcası işletmecisini ve insanlığın
hizmetine sunulmasını beklemektedir. Keşif Haber/ İletişim:05366062730
Keşif / Tefekkür İklimi
Son Yolculuğa Uğurlama
Töreni
Basri Yılmaz
Amcayı Topluca Uğurladık
Ölüm. Hepimiz için mukadder olan bir
yolculuk için hazırlık yapmalıyız. Son yolculuğumuza uğurlamak için bizim için
de gelenler, mezarımızı kazanlar, mezara koyanlar ve üzerimizi toprakla
örtenler ve mezarımız başında okuyanlar, ağlayanlar, göz yaşı dökenler olacak. Tıpkı bizim Basri Yılmaz amcaya yaptığımız
gibi.
Gönen’in Çallıca köyünden Basri Yılmaz
amca, uzun süredir ağır hastaydı ve artık doktorlar ile ailesi ümidini kesmiş,
son vazifelerini yapmanın telaşı içindeydiler. Bir gün geldi, Basri amca hayata
veda etti. Okunan sela ile dost ve yakınlarına duyurdular. Kısa gün içinde gelebilen
geldi cenaze törenine. Mezarını kazdılar, yıkayıp yuğdular ve tabuta koydular.
Camiden çıkan cemaat evinin önüne geldiler. Topluca dua ettiler. Sonra dört
kişi, Basri amcayı, 78 yıl yaşamış olduğu evinin önünden, bir daha dönüşü
olmamak üzere, ebedi yolculuğuna çıkmak üzere omuzlayıp götürdüler.
Mezarlıkta namazı kılındı, sonra oğulları
Niyazi ve Turan yılmaz, tabuttan alıp
kucaklayıp, başı kıbleye gelecek şekilde kabire koydular. Mezar tahtalarını da
döşedikten sonra, sevenleri toprak atmaya başladılar ve tamamen gömdüler.
Mezarın üzerini ortadan çizdiler ve ibrikle su döktüler. Ardından sırayla Kuran’ı Kerim okudular, dua
ve niyazda bulundular, sonra dağılıp gittiler. Basri amcanın, dayıoğlu Hasan Çiftçi,
telkin işlemini gerçekleştirdikten sonra o da mezarlıktan ayrıldı. Artık Bari
amca mezarlıkta, kabrinde yalnız başına kalmıştı. Ahiret hayatı başlamıştı.
Akşamı ise sorgu melekleri görevlerini yapacaklardı. Buradan sonrasını artık,
dünyadan bilen olmayacak. Orası Basri amcayla, görevli meleklerin ve
yaratıcının bilgisinde.
Ölümden kurtuluş yoktur, ölüm her
an sizi yakalayabilir. Ölüme her an hazırlıklı bulunun.
Ölüm son
değildir, yeni bir başlangıçtır. Güzel takva sahipleri ve gerçek müminler
ölümden korkmazlar. Onlar için ölüm her an gündemdedir. Dünyada ölümsüz hiçbir
canlı yoktur. Kimse; kaç yaşında, kaç yıl sonra, hangi sene, kaç saat, kaç
dakika ve kaç saniye sonra öleceğini bilemez, o her an gelip çatabilir. Ne
zaman çıkılacağı belli olmayan bir yolculuk için her an teyakkuz halinde
olmamız gerekmez mi.
Ankebût
57:”Her
nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz...”
Nisâ
78:”Her
nerede olursanız ölüm size erişir; velev ki, tahkim edilmiş yüksek kalelerde
bulunun.”
Cum’a
8: ”De ki;
kendisinden o kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size kavuşacaktır. Sonra
hem gizli, hem aşikarı bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, o size neler yaptığınızı haber
verecektir.”
Ahzâb 16:”Ey Muhammet! De ki: “Eğer
ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda
vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”
İnsan uyuyup
uyandırıldığı gibi, ölüp yeniden diriltilecektir.
En’âm 60:”O’dur ki, sizleri geceleyin
uyutarak ölü gibi yapıyor, gündüz de yaptığınız işleri biliyor. Sonra takdir
edilen ömür tamamlansın Muhammed 27: ”O
halde, melekler onların (kafir ve münafıkların) yüzlerine ve arkalarına vura
vura canlarını alırlarken nasıl hareket edecekler”.
Nâhl
32:”Takva
sahipleri (müminler) o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat
oldukları halde alırlar. Selam size. Yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı
olarak girin cennete...derler”.
diye, sizi gündüz uyandırıyor...”
Ölümden ve öldürülmekten,
tehlikeden, eza ve cefadan kaçamazsınız.
Ahzâb 16:”Ey Muhammed! de ki: kaçmak
size fayda vermeyecektir. Kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”
Keşifin Yorumu Editör A Kadir Demircan
Bu habere ve manzaraya ne yorum olabilir ki. Haberi de, yorumu da
içinde. Anlayanlara sivrisinek saz, anlamayanlara
davul zurna az. Hesaba çekilmeden önce kendimiz hesaba çekebiliyor muyuz? Bu
dünyada misafir olduğumuzun ve bize ait hiçbir şeyin olmadığının farkında mıyız
değilmiyiz.
Bulunduğumuz makam, mevki, şöhret bizi sarhoş
etmiş, kendimizden geçirmiş, şımartmış ve ölümü unutturmuş mu yoksa her şeyin
farkında, bilincinde miyiz.
Keşif / Aktüalite Sosyalita
Gönen İmam Hatip Mezunları
11. Defa Buluştu
Mezunlar Gününe
400 kişi katıldı
Gönen İmam Hatip Lisesi 11. nci Mezunlar
Günü kutlamasını 9 Temmuz Pazar günü İmam Hatip Lisesi bahçesinde 400 kişinin
katılımıyla gerçekleştirdi.
Mezunlar gününe; okulun eski müdürleri
ve öğretmenleri ile okuldan mezun olanlar, okulda okumuş olanlar, kendini fahri
İmam Hatipli görenler ile mezunların yakınları katıldı.
Kuran-ı Kerim açılışı ve İstiklal
Marşının okunmasıyla başlayan toplantı da okulun ilk mezunu ve aynı zamanda
müdürü de olan Metin Erbay açılış konuşması yaptı.
Mezunlar günü programında katılımcılara
ikramlarda bulunuldu. Mezunlar doyasıya sohbet ederek eski günlerini yad
ettiler.
Gönen İmam Hatip Lisesi 1977 yılında 55
öğrenci ile açılmış, 1985 yılında da Anadolu İmam Hatip statüsüne
kavuşturulmuş.
16
Ağustos 1997 yılında dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz zamanında darbeci 28
Şubatçıların baskılarıyla, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçirilerek orta
kısımları kapatılmış ve katsayı engeliyle başka üniversiteleri kazanmaların önü
kesilmişti.
İmam Hatip Okulları ilk defa1924 yılında
açılmış, 1930 da yeniden kapatılmıştı.1951 yılında 7 ilde orta kısmı 3, lise
kısmı 4 yıl olan 7 yıllık İmam Hatip okulu açılmış ve 1958 yılına ilk
mezunlarını vermişti. İlk mezunları çok iyi yetişen İmam hatipleri halk çok
beğenmiş ve daha sonra 1973 yılında bu okulların sayıları 150 ye çıkarılmıştı.
İmam
Hatip Okulları üzerinde birçok entrikalar ve baskılar denenmiş ve hiç birinde
başarılı olunamamış, halk bu baskılar karşısında bu okulları daha çok
sahiplenmiştir.
Hala İHL mezunları askeri okullara
anlaşılamayan sebeplerden dolayı alınmamaktadır.
Yüksek Öğretim Kurumunca 21. Temmuz 2009
dalınan bir karar ile Üniversitelerdeki kat sayı engelini de kaldırarak tekrar
bu okulların önü açılmıştır.
Keşifin Yorumu Editör A Kadir Demircan
İmam Hatipli Olmak ayrıcalıklıdır. İmam
Hatip mezunları veya İmam Hatip Lisesinde bir dönem dahi okumuş olan bir kişi,
hayatın her döneminde farklılığını gösterebilmektedir. Yakalanan teröristler,
PKK lılar, adam öldürenler, soyguncular, vurguncular, içkiciler içerisinde İmam
Hatip Menşeli birisine rastlamanız neredeyse mümkün değildir. Tabiî ki
istisnalar olacaktır, bir sepet yumurtadan bir tane çürük çıkacaktır. Ancak
aslolan gerçek, istisnalar kaideyi bozmaz gerçeğidir.
Ancak şu da bir gerçektir ki, son
dönemlerde İmam Hatip Liseleri de yozlaşmayla yüz yüze kalmıştır. Bu
yozlaşmanın önüne geçilmeli, İmam Hatipler yakın tarihteki gerçek misyonuna
yeniden ve hızla büründürülmelidir.
Bunu, 1984 yılında İmam Hatipten Mezun olmuş ve
1995 de İmam Hatip Rehberi isimli kitabı Türkiye’de ilk ve tek olarak
yazmış ve yayınlamış birsi olarak,
samimi duygularımla söylüyorum. 1984 deki İmam Hatiplilik çizgisi ve misyonunu
şu an görememekteyim.
Keşif / Tefekkür İklimi
Gönen İlahi Gurubu Hayırlı
Olsun
Müezzin ve İmam
Hatiplerden Oluşan İlahi Gurubu Gönülleri Coşturdu
Gönen’de
görevli İmam hatip ve Müezzinlerden oluşan 5 kişilik bir ilahi gurubu kuruldu.
İlahi gurubunun adı “Gönen İlahi Gurubu” olarak belirlendi.
Gönen
Belediyesi Türk Halk ve Türk Sanat Müziği korosunun şefi Faruk Arısoy ve
ekibinin de dahil olduğu Gönen İlahi Gurubu, ilk konserini Yıldız otelde
yapılan bir cemiyet te verdi.
Birbirinden güzel parçaları
profesyonelce seslendiren ilahi gurubu dinleyenleri adeta kendinden geçirdi.
Bilindiği
üzere İlahi; Anadolu ve İslam coğrafyasında bir gelenek ve görenek olarak bürük
önem arz etmektedir.
Dünyada birçok sanatçı İslamla
şereflendikten sonra ilahi tarzı müzikler yapmaktadır. Bunun en bariz örneği
ise eski adı Cat Stevans olan islamı seçtikten sonra Yusuf İslam adını alan
sanatçıdır.
Yine
Türkiye’de Ömer Karaoğlu, Aykut Kuşkaya, Mesut Şimşek, Hüseyin Goncagül,
Abdurahman Önül, Eşref Ziya, M Emin Ay,
Erkan Mutlu başta olmak üzere yüzlerce İslami müzik sanatçısı, kasetleri ve
televizyon klipleri bulunmaktadır.
Bunların başında da Beraat TV, TVT kanalları gelmektedir.
Keşifin Yorumu Editör A Kadir Demircan
Gönen İlahi Gurubu çok iyi bir fikir.
Ancak birinci derecede ticari amaca yönelik olarak faaliyette bulunurlarsa kısa
sürede kaybederler. Amaç dine, ilme ve insanlığa hizmet olmalı. Gönüllülük esas
alınmalı. Her programdan ticari menfaat umulursa kısa ömürlü olur. Ancak, her
yere de çağrılıp, olabilecek masrafları karşılanmaz ise bu da olmaz. Hepimiz Gönen ilahi gurubuna
sahip çıkmalıyız, yaşatmak, güçlendirmek ve daha da geliştirmek için
çalışmalıyız. Zenginlerimiz bu guruba sponsor olabilir. Ama Gönenli
zenginlerimizin bu tür oluşumlara duyarsız ve ilgisiz kaldıkları da bir gerçek.
Keşif / Tarım Vitrini
Özkan Yeşiloğlu Arama
Kurtarma Ekibine Köpek Eğitiyor
Çok Faydalı Bir Hobi
Kısa
adı Göndak olan Gönen Doğal Afetler Arama Kurtarma Derneğine, arama kurtarma
köpeği eğitiliyor.
Ekipte
görevli Özkan Yeşiloğlu kendisine air köpeği haftanın belirli günlerinde
Korudeğirmen köyü çamlığında eğitime tabi tutuyor.
Özkan
Yeşiloğlu yaptığı açıklamada; köpek herhangi bir deprem anında yıkıntıların
altında kalan ölü ya da yaralı insan başta olmak üzere her türlü canlıyı koku
alma duyusuyla arayıp bulacak şekilde yetişiyor. Düzenli olarak eğitime tabi
tutuyoruz. Herhangi bir afet anında hemen göreve hazırız. “ dedi.
Keşifin Yorumu Editör A Kadir Demircan
Güzel
bir hobi ve iş. İnsanlığa faydalı olmak için ne gerekiyorsa onu hizmet veya
hobi amacıyla yapmak gerekli. Yeşiloğlu da onu yapıyor. Göndak ekibi zaten
aktif insanlardan oluşuyor. Bu aktivite ve hobilerini iyi ve insanlığa faydalı
alanlarda kullanmaları çok çok isabetli. Kimi insanlarında hobileri okey
oynamaktır. Hiç kimseye faydası olmaz, zamanlarını öldürerek hem kendilerine hem
de topluma dolaylı olarak zarar vermiş olurlar.
Göndak
için bir tane köpek yetersin, başka gönüllülerin de çıkması lazım.
Keşif / El Sanatları Oya
Çeyiz
Gönen Oya Pazarı Dünyada
Tek
Oya Pazarı Yerli ve Yabancı Ziyaretçi Akınına Uğruyor
Gönen oya pazarı Türkiye ve dünya
genelinde tek olması sebebiyle ilgi topluyor. Her sabah saat 07 de açılan ve
ilerleyen saatlerde belediye haporlerinden yapılan toplu duadan sonra devam
eden oya pazarını yurt içi ve dışından binlerce kişi ziyaret ediyor.
Salı günleri Gönen Kapalı Pazar
yerinde gerçekleşen oya pazarının bir
gün içerisinde 5.000 ‘e yakın
ziyaretçisi oluyor. Yaklaşık 70 civarında sergisi de bulunan oya pazarına yut
içinden toptancılar mal almak için geliyorlar.
Evlerinde yaptıkları oyaları burada
doğrudan pazarlamak için gelen hanımlar, oyalarını satarak Pazar
alışverişlerini yapıyorlar ve aile bütçelerine katkı sağlıyorlar.
Keşifin Yorumu Editör A Kadir Demircan
Oya
pazarını gezip görmenizi tavsiye ederiz.
Hanımlardan
memnun olanlar olduğu gibi memnun olmayanlarda var. Memnun olmayanlar oya
pazarının garaja ve kaplıcalara yakın bir yerde olmasını istiyorlar. Orada
olurlarsa Gönen’e gelip gidenler oya pazarına daha kolay uğrarlar ve oya
satışlarında artış olur. Dükkân sahipleri de aynı şeyi istiyorlar. Bizce de oya
pazarı merkezde bir yerde olmalı. Ama bu soruna çözüm bulacak olan kurum
Oyacılar Derneği ve Belediye. Oyacılar derneği yönetiminde böyle bir aktivite
ve girişim yok. Sadece konuşuyorlar, icraat, eylem yok. Oyacılar nedense bir
türlü birlik olamıyorlar, birlikte hareket edemiyorlar. Dernek kurdular sözde
ama, dernek te kağıt üzerinde. Belediye
yönetimi ise her şeyi kendileri daha iyi biliyor havasında. Her şeyi biliyor, bir planları var havasında
görünüyor ama hiç kimseye danışmadıkları,
hiç bir şeyi paylaşmadıkları da bir gerçek. Tamamen iletişim ve
koordinasyon kopukluğu var. Suç hem oyacılarda, hem dernek yönetimi ve hem de
belediyede. Yani kimse üzerine düşen vazifeyi tam olarak yapmıyor. Bizim
gözlemimiz bu.
Rüzgâr Enerjisi Gönene de
Kurulmalı
Bandırma ve Manyastan Sonra Gönen’de Rüzgâr
Enerjisi İçin Yatırımcı Bekliyor
Bandırma
Rüzgâr enerjisi tesislerini yerinde ziyaret eden Keşif ekibi, bu enerji
yatırımının Gönen’e de kurulabileceği, Paşaçiftlik, Taştepe, Buğdaylı, Çalıoba,
Bostancı, Havutça köylerinin bulunduğu,
denizden rüzgâr alan yüksek sırtların olduğu tepelerin üzerine de
kurulabileceği sonucuna vardı.
Gönen
Kaymakamı Bekir Dınkırcı ile Belediye Başkanı Hüseyin Yakar’ın da Almanya’da bu
konuda ziyaretleri olmuştu.
Bandırmada
kurulu, havayı kirletmeyen, çevre dostu rüzgâr enerjisi santrali, elde ettiği
enerji ile 80.000 kişinin yaşadığı bir şehrin elektrik ihtiyaçlarını
karşılayabiliyor.
Manyas’a
da kurulan sistemin Gönen’e de kurulması gerektiği ve bunun için yatırımcıların
beklendiği belirtiliyor.
Keşifin Yorumu Editör A Kadir Demircan
Rüzgâr
enerjisi santrali için Gönenli girişimciler bekleniyormuş diye duyum aldık. Çok
beklenir, çünkü Gönen’de insanların birbirlerinin kuyusunu kazmaktan başka bir becerilerinin
olduğunu sanmıyoruz. Keşke tersi olsa da biz mahcup olsak. Kim gelebilmiş ki
Gönen’de bir araya. Herkes kişisel çıkarlar peşinde. Küçük olsun benim olsun
anlayışında. Herkes çokbilmişlik taslıyor.
İlçede bazı kişiler her şeyi ben biliyorum edasında ve havasındalar. Bu
ilçeye iyilik yapılacaksa ben yaparım, kötülük yapılacaksa da onu da ben
yaparım diyenler var adeta. İlçeyi idare edenler her şeyi kendileri biliyor
edasında oldukları sürece, karşıdakine hiçbir söz hakkı tanımadıkları, saymadıkları
ve değer vermedikleri müddetçe bu ilçede hiçbir şey olmaz ve hiç bir şey
değişmez. İnşallah yanılırız. Bu konuda yanılırsak, mutlu oluruz.
Keşif / Bilim - Teknoloji - Kalkınma
At Çiftliğinde Binicilik
Eğitimleri
Yarış Atları Harasında
Amatörlere Binicilik Eğitimi
Gönen’in turizm merkezi durumundaki
Dilmaç At Çiftliği, amatörlere yönelik olarak verdiği binicilik derslerinde
bölgede bir ilke imza attı.
Yarış atlarının eğitim ve bakımlarının
yapıldığı Dilmaç Çiftliği, yaz kış ziyaretçilerini de ağırlayarak, ilçenin
turizm potansiyeline büyük katkılar sağlıyor.
Gönen’in
Balya yolu üzerinde 2. kilometresinde bulunan çiftlikte yarış atlar ve midilli
atlarının eğitimleri yapılıyor. Geniş bir alana yayılı çiftlikte, ayrıca at
yarışları pisti de bulunuyor.
Çiftlikte; Midilli atları, Poni,
Afringel atı, safkan Arap atı, safkan İngiliz atı bulunuyor.
Binicilik
Federasyonuna bağlı olan çiftlik düz koşular ve yüksek atlamalar için at
yetiştiriciliği ve eğitimi yapıyor.
Keşifin Yorumu Editör A
Kadir Demircan
Dilmaç çiftliğinin sahibi Fahri Dilmaç,
aynı zamanda hayırsever bir iş adamı olarak da biliniyor. Memleketini seven ve
memleketine yatırım yapan böyle insanların sayılarının artmasını temenni
ediyoruz. At çiftliğindeki Engelli Atlama
binicilik hocası Cüneyt Yanık çok başarılı ve halkla ilişkileri iyi olan
bir arkadaşımız.
Keşif / Tarih - Kültür -
Sanat
Güvercinli Köprü, Yerel
Turizme Aday
Geçmişini bilmeyen
milletler yok olmaya yüz tutmuşlardır. K.Atatürk
Tarihini bilmeyen
diplomat, pusuladan anlamayan kaptana benzer. Her ikisinde de karaya oturmak
tehlikesi vardır. Cevdet Paşa
Gönen- Biga yolu üzerinde
ve Ulukır köyü sınırlarındaki Güvercinli köprünün tarihi oldukça karışık.
Hacettepe Üniversitesinin tez konusu olarak gündeme aldığı bu köprünüz sırrı
bir türlü çözülemiyor.
Efsanevi Gönen Çayı üzerine kurulan köprü,
Büyük İskender tarafından M.Ö 334 yıllarında yaptırılmış.
Büyük İskender; adı doğu efsanelerinde
yaşayan, o tarihteki dünyanın yarısını 13 yılda fethetmiş, pers
imparatorluğunun güçlü ordularını yenmiş, M.Ö 323-336 yıllarında Makedonya
kralı olan ve tarihteki en büyük komutanlardan biri.
Kral İskender; batı
Anadolulun fethini tamamladıktan sonra, doğu seferine çıkmak, Suriye ve
Fenike’ye ilerleyerek Persler donanmasını yıkmak üzere büyük hazırlıklara
başladı.
Bu hazırlıklardan en
önemlisi, o tarihte var olan ve oldukça yüksek bir akıntıya sahip bulunan, Kaz
dağlarına dayanan, Gönen Çayının üzerinden askerlerinin güvenli geçiş yapmaları
için bu köprünün yapılması şart olmuştu. Büyük İskender kafasına koyuyor ve bu
köprüyü çok zor şartlarda yaptırıyor.
O dönemde bu köprüden 6-7
bin civarında asker geçiş yapıyor. Biga Çayı yakınlarında yapılan Granikos Savaşında askerler bu
köprüyü kullanıyor. Daha sonra İskenderin orduları, bu köprüyü kullanarak
Yunanistan’a seferler düzenliyor ve Yunanistan’ı kendilerine boyun
eğdiriyor.
Tarih belgelerinden elde
edilen rivayetlere göre; bu köprü Roma döneminde yapılmış, Karasi Beyliği
döneminde yenilenmiş, Osmanlılar döneminde de etkin bir şekilde kullanılmış,
Cumhuriyet döneminde ise yıkılıp yerle bir olmasına göz yumulmuş.
Köprü; moloz taştan
yapılmış, üzerine granit tozundan sıva yapılmış ve yer yer horasan
kullanılmıştır. Üç kemer ve dört yuvarlak gözden oluşan köprüde kesme taş ve
kerpiç kullanılmış.
Köprü bakımsız, harap
vaziyette kendi kaderine terkedilmiş durumdadır.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Gönen’de tarihi
mirasımıza sahip çıkacak bir anlayış maalesef görünmüyor. Şehir içindeki o güzelim,
tarihi Osmanlı evleri de birer birer yok olup gidiyorlar. Mirasçıları, bu evler kendiliğinden yıkılsın
da mütahid’e verelimde köşeyi dönelim kurnazlığını takip ediyorlar. Bazı
mütahitlerin de bu kişilere akıl verdiklerini duyuyoruz. İlçemize, tarihimize,
manevi değerlerimize çok yazık oluyor. Tarih komisyonuna buradan çağrımızdır.
Gönen ve civarındaki bütün tarihi eserlerin bizde görüntüleri var. Onları verelim, ne yapılacaksa, bizde yapmaya
çalışalım, yardımcı olalım.
Gönen Kent Konseyinde,
Tarih Komisyonu var. Bakalım neler yapacak hep birlikte göreceğiz.
Gönen Belediyesinin öncülüğünde,
tehlikeli diye yıktırılması sağlanan tarihi Seher Han’ın yerine sözde yenisi
yapılacaktı. Şimdi orası oto garajı olarak kullanılıyor. Belediyemiz nasıl yıktırılması
için aracı olmuş ise, yenisinin yapılması içinde aracılık etmeli, yarım kalan
işin tamamlanmasını sağlamalıdır.
Güvercinli Köprüde aynı şekilde muhafaza
edilmeli, bakım ve onarımı yapılmalı,
kültürel mirasımıza kazandırılmalı, ziyaretçilere sunulmalıdır.
Denizkent
Sahili Bodrum Olmaya Aday
Denizkent sahil turizmi denince akla
Denizkent gelmeli.
Marmara denizinde, Gönen’e
İlk yazlıkların yapımına 1966 yılında
başlamış ve hale devam ediyor. Denizkent Türkiye’de kaz dağlarından sonra
havasının en temiz olduğu bir bölge olarak biliniyor. Bir doktor, astım
hastanesi yapmak istemiş ancak resmi makamların engel çıkarmasıyla vazgeçmiş.
Ülke genelinden yüzlerce kişi doktor
tavsiyesiyle buraya geliyor ve tamamen yerleşiyor. Yaz kış burada kalanlar var.
Havası, suyu temiz, sessiz, sakin,
dağların eteğinde bir yer. Etrafında tepeler,
tarım arazileri, meyve ve sebze bahçeleri, ormanlar ve köyler var.
Altyapısı tamamlanmış. Ancak belediyenin yapması gereken çok iş var
daha. Burası ne köy, ne kasaba, ne belde, ne de mahalle. Gönen’in Altay
mahallesine bağlı olarak hizmet alıyor. Ancak yaz döneminde nüfusu 6-7 bin’i
buluyor. Kışın da bin’in üzerinde burada yaşayan nüfus var. Yeni bir statüye ve
hizmete kavuşturulması lazım. Bütün alt ve üst yapı çalışmaları tamamlandıktan
sonra belediye teşkilatına kavuşturulmalı. Çünkü jandarması, Camisi her şeyi
var.
Tıpkı Altınoluk gibi bir tatil beldesi.
Oranın belediye teşkilatı var, yerinde hizmet alıyor. Burası da aynı statüye
kavuşturulmalı.
Gerekli çalışmaların bitirilerek buranın
çok geniş kapsamlı bir tanıtım ve reklâmının yapılması gerekli. Ülke insanının yaz tatillerini burada
geçirmesi sağlanmalı.
Buranın internet sitesi ve tanıtım
broşürleri eksik. Derneği var çok
aktif gözükmüyor. Belediye ile sivil toplum kuruluşları derhal buranın üzerinde
yoğunlaşmalı ve bu bölgenin turizm potansiyeli arttırılmalı.
Denizkent, Marmaris ve Bodrumdan
aslında çok daha iyi bir düzeyde. 1960
yıllarda burası Türkiye çapında zengin ve sosyetelerin tatil yaptıkları çok
önemli bir tatil bölgesiymiş. Marmaris
ve Bodrum buradan sonra icat olmuş.
Bütün yönleri ve özellikleriyle iyi
bir kıyaslama yapılırsa burasının, Marmaris ve Bodrumu üçe, dörde katlayacağı
kesindir.
Edinilen bilgilere göre; buraya iskele
yapılacak, imar ve şebeke suyu problemleri çözülüyor, balıkçı barınağı ve
mendirek yapılacak, Avşa ve Marmara adalarına ulaşım sağlanacak.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Denizkent gerçekten bakir bir bölge. Hep
ihmal edilmiş. Site yönetimiyle çalışan özel bir yerleşim ve yönetim birimi
var. Buradaki evler, villalar, sokak ve caddeler çok çok daha güzel. Tabiî ki
her yeri aynı değil. Biz isteriz ki her tarafı güzel ve eksiksiz olsun.
Dışarıdan gelen günlükçülerin konaklayacakları bir pansiyon, oda ve ev gibi
hizmet birimleri yok. Gönen
Belediyesinin alt yapı çalışmaları ağır işliyor. Halk ta her şeyi belediyeden
bekliyor, yanlışın biride bu.
Denzikent’e insanları çağırmadan önce
eksikliklerin giderilmesi şart. Burası turizme kazandırılırsa Gönen çok
kazançlı çıkacak. En az iki bin kişi buradan ekmek yiyebilir.
Çimento fabrikası yapmayı bırakalım da,
Denizkent’e turizm fabrikası yapalım. Bacasız fabrika ne güzel olur.
Yıllardır Denizkent hep ihmal edilmiş.
Belde teşkilatına kavuşturulup, belediye kurulursa çok iyi hizmet alacağı
şüphesiz görünüyor.
Manyas Kuş
Cenneti Ziyaretçilerini Büyülüyor
Türkiye’nin Doğal Tek Kuş
Konaklama Tesisleri
Balıkesirin Bandırma ilçesi sınırında
bulunan Kuş Cenneti, Marmara denizinin güneyinde, Bandırma ile Manyas arasında,
Balıkesir yolunun15.nci kilometresinde, Manyas gölünün kenarında bulunuyor.
Her yıl Bandırma belediyesince, Uluslar
Arası Bandırma Kuş Cenneti Kültür ve Turizm Festivali olarak kutlanıyor.
Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına
alınmış, Çevre ve Orman Bakanlığı
bünyesinde Milli Parklar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet sunuyor.
En çok ziyaretçisi olan park unvanına
sahip. Bu yeri 1938 yılında Prf Dr. Curt
Kosving ve Eşi Leonore Kosving
keşfetmişler ve park olmasını sağlamışlar.
İstanbul Üniversitesi Hidrobiyoloji
bölümü 1952 yılında inceleme istasyonu kurmuş. 1959 yılında da Milli park
yapılmış.
Avrupa konseyi tarafından da A Sınıfı diploma ile ödüllendirilmiştir.
Parkta 1975 yılına kadar 238 kuş türü
tesbit edilmiş, daha sonra bu rakam 255 e çıkmıştır. 66 kuş türünün de düzenli
olarak burada kuluçka topluluğuna katıldığı tespit edilmiş.
Burası Marmara bölgesi ılıman iklim
kuşağında ve kuşların kıtalar arası göç yolları üzerinde kalan uğrak yeri yani
dinlenme tesisleri haline gelmiş.
Kuşlar kıtadan kıtaya yolculuğa devam
ederken, buraya misafir oluyorlar, dinleniyorlar, konaklıyorlar, karınlarını
doyurup yeniden yollarına devam ediyorlar.
Kuşların
buradaki konaklama süreleri 1 saat, 1 ay ve en fazlada 1 yıl olarak tespit
edilmiş.
Yılda
buraya gelen kuş sayınsın da 3 milyonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Kuş
Cenneti Milli parkında; bütün kuş türlerinin olduğu büyük bir müze var. Ayrıca
kapalı devre kameralar ile kuşların bütün hareketleri canlı olarak izleniyor ve
ziyaretçiler de bunu müzedeki dev ekranlardan görebiliyorlar.
Gözetleme kulesinden dürbünlerle kuşların
hareketlerini izleyebiliyorsunuz. Kuşların buradaki mevsimi de Mayıs, Haziran,
Temmuz, Ağustos ayları oluyor.
Her
yıl 67 ülkeden 80-90 bin civarında turist burayı ziyarete geliyormuş.
Keşifin Yorumu Editör A Kadir Demircan
Bu
parkı Keşif ekibi olarak gezip gördük, inceledik ve bilgiler aldık. Özellikle parkın görevlilerini tebrik ediyoruz.
Bizimle çok yakından ilgilendiler, her taleplerimize severek, içtenlikle cevap
verdiler. Memur zihniyetini bu parkta göremedik. Çalışanlarını ve idarecilerini
kutluyoruz.
Kuş
Cennetini herkesin ziyaret etmesini tavsiye ediyoruz. Oradaki tabiat alemini,
kuşlar dünyasını, doğal hayatı ve Allah’ın yaratılış gerçeğini damarlarınıza
kadar yaşıyorsunuz. Bir akıl sahibi kişi
için, onları izleyip te inkârcı veya inançsız olmak için deli olmak lazım.
Farklı
bir dünyaya giriyorsunuz, çıkmak istemiyorsunuz, doyamıyorsunuz izlemeye,
hayran kalmaya. Hayret üstüne hayretler yaşıyorsunuz. Kuşların her birisi ve
her bir hareketleri birer mucize niteliğinde.
İzle,
anla, düşün, tefekkür et. Adeta dinleniyorsun, arınıyorsun, psiko terapiden
çıkmış gibi oluyorsun.
Kuş
Cenentinin internet sitesini yapmayı unutmuşlar herhalde. Yollarda tanıtım
tabelaları yok denecek kadar az ve eskimiş vaziyette. Balıkesirin bütün
bölgelerine “Kuş Cennetine Gidilir” tabelaları asılmalı. Kuş cennetinin yanına
insanlar için de dinlenme ve piknik
yerleri yapılmalı.
Manda Nesli Tükenmek Üzere
Keşif/Üretim
Gönen’in Bostancı köyünde beş üretici
manda neslini korumak için mücadele veriyor.
Manda, diğer adıyla Camız. Sayıları ülke genelinde 1982 yılında
bir milyon iken, 2007 yılında 104.000 ‘e gerileyerek büyük bir düşüş yaşayan bu
sığırının nesli tükenmek üzere. Yetkililerin, üreticilerin ve
müteşebbislerin bir an önce harekete
geçmesi gerekmektedir.
Balıkesir’e bağlı Gönen’in, Bostancı
köyünde Arnavutluk göçmeni beş ailede 300 manda bulunuyor. Manda sıcağı ve
soğuğu sevmiyor. 30 derece sıcaklığın üzerinde ve eksi 5 derece soğuğun altında
yaşayamıyor. Yaz günlerinde sürekli
günde 5-10 defa azmağa girmek zorunda kalıyor. Ana vatanlarının Afrika, Çin,
Hindistan ve Mezopotamya olan bu hayvanların yabanileriyle birlikte 75 çeşidi
bulunuyor.
Sütü, eti ve derisinden
yararlanılıyor. Sütü inek sütüne oranla biraz pahalı ancak kilo verimi daha
düşük. Bakımı biraz meşakkatli. İnek sütünden iki kat daha yağlı, sütteki
kolostrol oranı çok düşük. Etinden çok
kaliteli sucuk elde ediliyor ve sucuk yapımında hammadde olarak kullanılıyor.
Sütü bir çok hastalığa şifa kaynağı.
Bakıcılarıyla
konuştuğumuzda, bu işi, Arnavutluk Üsküp’teki atalarından hatıra olarak, kültür
amaçlı devam ettirdiklerini, ekonomik bir artısı olmadığını belirtiyorlar.
Köye
Türkiye nin her yerinden Mandaları görmek ve Fotograf çekmek için gelenlerin
olduğunu söylüyorlar. Ancak hiçbir devlet, kurum ve kuruluş yetkilisi ziyaret
etmemiş, kendileriyle ilgilenmemiş.
Üretmek isteyen olursa damızlık
desteği başta olmak üzere her türlü desteği vermeye hazır olduklarını
belirtiyorlar.
Keşifin Yorumu: Yolunuz Gönen’e düşerse bu köyü ve hayvanları ziyaret edin.
Çok müthiş ve mübarek hayvanlar. Bu hayvanlar da insanlık için yaratılmış.
İnsanlara çok faydalı hayvanlar. Günümüz dünyasında maddeciliği ön planda tutan
zihniyet bütün doğal dengeyi bozduğu gibi insanlığa faydalı birçok hayvan
neslinin de yok olmasını hızlandırmış. İlgilileri, yetkilileri, üreticileri,
yatırımcıları manda neslinin korunması ve geliştirilmesiyle ilgili göreve davet
ediyorum. Melih Aytekin isimli bir girişimcimiz Denizkent bölgesinde 500 başlık
bir Manda çiftliği kurmaya hazırlanıyormuş. Kendisini destekliyoruz, ilgili
birim ve kişilerinde bu arkadaşımıza her türlü desteği vermelerini tavsiye
ediyorum. Bizde keşif TV ekibi olarak her türlü bilgi, iletişim ve tanıtım için
hazırız. Bizi aşağıdaki irtibat telefonlarından ararsanız, gerekli koordinasyon
ve elimizdeki bilgileri paylaşmaya hazırız.
Keşif Programı Hızla
Yükseliyor ve Anadolu Coğrafyasına Yayılıyor
Keşif Dosyaları Ses
Getirmeye Başladı
Araştırmacı Yazar A Kadir Demircan’ın
hazırlayıp sunduğu Keşif programı Keşif İnternet televizyonu ile Kaçkar TV ve Yıldız
TV de izleyici rekorları kırmaya başladı.
Demircan son iki yıl içerisinde, 14 internet
televizyonu ve 12 video kanalında yayınladığı
amatör düzeydeki 1900 civarında
televizyon programıyla Türkiye ve dünya rekoru kırmıştı.
Süresi 5
ile 45 dakika arasında değişen
video filmlerinin bazıları
internet üzerinde 150.000 civarında izleyici tarafından izlenmiş, tüm
filmleri de yaklaşık bir buçuk milyon kişi tarafından seyredilmişti.
Yaptığı programları, internetten izleyen ve bu
programları televizyonlarında yapmasını teklif eden Rizeli iş adamı ve
televizyon sahibi Adnan Onar’ın teklifini kabul eden Demircan, artık bütün
programlarını bu televizyonlara yapmaya başladı.
Yaklaşık iki aydır Kaçkar TV ve Yıldız TV de
Pazartesi günleri saat 18.00 ile 22.00 da yayınlanan Keşif programları kısa
sürede izleyici rekorları kırmaya başladı.
Demircan Keşif programlarını çok amaçlı
olarak yapıyor. Her program çekiminden önce ciddi bir araştırma yapan
yapımcı, program dosyalarını ayrıca
haber haline getirerek, www.kesiftv.tr.gg, www.kaçkartv.com, www.haberler.com, www.gonenhabertv.tr.gg isimli internet haber sitelerinde yayınlıyor ve birçok yerel ve ulusal
gazetelerde haber konusu oluyor.
Program yapımcısı Demircan yaptığı
açıklamada;“Ben televizyon programcılığını aslında 15 yıldır yapıyordum. Ama
kısmen memuriyet engeli vardı. Her şeyi rahat konuşamıyordun. Ama şimdi
özgürüm. Türkiye ve balkanlara yayılmaya başladım. Bu güne kadar yaptığım
programları video paylaşım sitelerinde ve internet televizyonlarında
yayınlıyordum. Şimdi ise uygudan yayınlanan televizyon kanaları da devreye
girdi. Bütün programları tek kamerayla yapıyorum. Montajı da kendim yapıyorum.
Kamerayı da eşim çekiyor. Yani her şey kendime ait. Keşif programı ismini tescil ettirdim. Bu işi
amatör ruhla ve hobi amaçlı olarak yapıyorum. Ancak televizyonculukta amatör
sayılmam. Üç tane sinema televizyon yapımıyla ilgili yayınlanmış kitabım var.
İki tanesi iletişim fakültelerinde ders kitabı olarak okutuluyor. Bu güne kadar
da 500 tane talebe yetiştirdim, kurs
verdim. Bu güne kadar kitap yazarlığı üzerinde yoğunlaşmış, 32 tane kitap
yazmıştım. Şimdi kitap yazarlığına ara verdim. Televizyon programcılığına
başladım. Televizyonla daha etkili ve kalıcı hizmet sunuluyor. Daha büyük
kitlelere daha pratik yoldan mesajlar veriyorsun. Allah nasip ederse, Keşif
programı Anadolu toprakları ve Osmanlının çekildiği Balkanlar üzerinde bir
güneş gibi doğacak, çok uzun soluklu bir program olacak.
Programımızda hedefimiz belli. İnsanları boş
yere oyalamak, eğlendirmek, zamanlarını boşa harcatmak yok. Programlarımızın
hepsi dolu dolu, bilgi, macera, eğlence, kültür, eğitim hey şey var. Ülke,
vatan ve hizmet sevdasıyla yola çıkıyoruz.
Niyet hayır ise, amel de hayır olur. Böyle programın televizyonlarda eşi
benzeri yok. Çok farklı bir üslup ve tarz sunuyoruz izleyiciye. Amatör ruhu
bırakmıyoruz. Her şey doğal oluyor. Stüdyomuz ve çekim mekânlarımız orijinal
mekânlar. Tarla, bayır, dağ, dere, orman, ağaç kovuğu. Bizi amatör yapıyorsunuz
diye eleştirenler oluyor. Olsun, halk öyle istiyor. Halk kendine yakın bulmak
istiyor. Ben bilinçli olarak amatör ruhu koruyorum. Yoksa süslü püslü
jenerikler hazırlamayı, programlar yapmayı biliyorum. Bunların eğitimini aldık
ve eğitimini verdik. Ama bir tarz belirlememiz lazımdı, belirlediğimiz tarz da
bu şekilde. Programların içeriği, niteliği, verilen ve alınan mesaj önemli.
Amaç ve hedefimiz önemli. Bu gün bütün televizyon kanallarının başında yığınla
insanlar, saatlerce zaman tüketiyorlar, sonuç sıfır eşittir sıfır.
Bizim programımızı izleyenler bilgiyle,
heyecanla, enerjiyle doluyorlar.
Görüyorlar, duyuyorlar, bilgi sahibi oluyorlar ve uygulamaya, harekete
geçiyorlar. Bizim insanların karşısına geçerek geyik muhabbetiyle geçirecek bir
saniyelik bile zamanımız, lüksümüz yok. Zaman sermayesi çok önemli bir
sermayedir. Bizden bunun hesabı sorulacaktır. Bunun bilincindeyiz. Hareket
noktamız bu. Bizi izleyen izler, izlemeyen izlemez. Toplumsal ve insani
vazifelerimizi yerine getirelim. Halk takdir etmese olur, Hak’kın takdiri
yeterli sayılır bizim için. Beni arayıp ta, bu teklifi yapan ve bize
televizyonlarında yayın fırsatı sunan Yıldız TV ve Kaçkar TV nin sahibi Adnan
Onar ağabeyime de ekibim ve izleyicilerimiz adına sonsuz teşekkür ediyorum.
Keşif; Kaçkar ve Yıldız TV ile büyüyecek ve yoluna devam edecek. Biz de güven,
istikrar ve uzun soluk vardır. Bizim çizgimiz düzdür, yola kiminle çıkmışsak
onunla devam ederiz. Kaçkar TV ve Yıldız TV de umut ediyorum, Keşif Programı
ile daha da büyüyecek, herkesin izlediği bir kanal olacak. Keşif’i izlemek
isteyenler, Yıldız TV yi aramak zorunda kalacak.” Dedi.
Keşif
Programı Nedir
Keşif; Anadolu Toprakları üzerinde yankı
yapacak, yeryüzü programcılığının ilk versiyonudur.
Keşif; Araştırmacı Yazar Kadir Demircan’ın, Türkiye ve
Balkanlar üzerinde hazırlayıp sunduğu; gezi, belgesel, haber, bilim - araştırma, hobi ve macera
programcılığının adıdır.
Keşif Ekibi; kimsenin haberdar olmadığı, unutulan,
unutturulmak istenen konuları gün yüzüne çıkartarak, gündeme almak ve
izleyicileriyle paylaşmak üzere yola çıktı.
Keşif; tamamen doğal ortamlarda “şehirde ve
kırsalda” çekimi ve sunumu yapılan bir televizyon programıdır.
Ülkemizin; kültürel, sanatsal, coğrafi, tarihi, ekonomik ve turizm
değerleri ile tüm maddi ve manevi potansiyellerini araştırmak, incelemek,
irdelemek, tanıtmak, toplumun bilgilenmesine ve eğitimine katkı sağlamak üzere
hazırlanan, yirminin üzerinde alt dosyası bulunan bir Gezi, Belgesel, Haber,
Bilim Araştırma ve Macera Programının adıdır.
Keşifte merak ettiğiniz her şeyi bulacak ve birçok güzellikle
tanışacaksınız.
Keşif; benzeri programlardan farklı
olarak; doğal bir görüntü, sunum tekniği ve üslubu ile projelendirilmiş,
doğruluk ve adaleti ilke edinen, objektif ve tarafsızlıktan taviz vermeyen bir
programdır.
Keşif’te; zaman sermayenizi boşa
harcamayacaksınız. Keşif programlarında; vatan sevdası, sevgi, hoşgörü,
muhabbet, aksiyon, sorumlu yayıncılık anlayışı ve hizmet aşkını bulacaksınız.
Keşifle tanışalım, Keşifçi olalım,
Keşifte Kalalım ve İzlerken Keşfedelim.
Keşif’i kaçırmayın, Keşif saatinde kimseye randevu vermeyin, Keşif’te
sürprizlere hazır olun.
Programın
İçeriği
Bölgenin; sosyal, kültürel, sanatsal, coğrafi, tarihi, ekonomik ve
turistik değerleri ile tüm maddi ve manevi potansiyellerini; araştırmak,
incelemek, tanıtmak, gün yüzüne çıkarmak ve toplumu bilgilendirmek üzere önemli
projeler ve çalışmalar gerçekleştirmektir.
Keşif; değinilmeyen, ele alınmayan,
incelenmeyen, kimsenin haberdar olmadığı, unutulan, unutturulmak istenen
konuları gündeme almak ve yeniden keşfetmek düşüncesiyle, televizyonlardaki
benzeri olabilecek programlardan çok farklı, tamamen doğal bir görüntü tekniği
ve samimi bir sunum üslubu uygulamak üzere proje haline getirilmiştir.
Keşif; farklı çekim ve sunum
tekniği ile bir yeryüzü programcılığının adıdır.
Tamamen doğal ortamlarda, yerinde çekimi yapılan,
araştırma ve incelemeye dayanan, çeşitli alt dosyalardan oluşan bir Gezi Belgesel Haber Bilim Araştırma Programıdır.
Keşif; 100 Programdan Sonra “Keşifler” İsmiyle kitap olarak da yayınlanacaktır
Buğday Hasadı Yapıldı.
Üretici zararda olduğunu söyledi
Çiftçi Yaptığı Masrafı
Çıkaramıyor
Keşif/Üretim
Buğday üreticisi Levent Filiz
arazilerinde Nohut ve maydanoz üreticiliği de yaptığını söyleyerek adeta girdi fiyatlarına
isyan ediyor.
Balıkesir ili Gönen ilçesinin Havutça
köyünde tarlasında, işçileriyle birlikte çalışırken ziyaret ettiğimiz üretici
Levent Filiz keşif ekibine özel demeç
verdi.
Levent Filiz Yaptığı açıklamada; “
Altmış dönüm buğday ektim, aynı zamanda maydanoz ve nohut üretimi de yapıyorum.
Bütün iş makinelerim mevcut olup yanımda 12 tane de işçi çalıştırıyorum. Mazot
çok pahalı, ip ve tel de pahalı. Gübrenin çuvalı 70 tl. Buğday hasadı yaptık,
kilosu 350- 400 kuruştan yani bir bardak çay fiyatına gidiyor. Elde ettiğimiz ürünle masraflarımızı
çıkaramıyoruz. Üreticinin hali gün geçtikçe zorlaşıyor ve içinden çıkılmaz hale
geliyor. Bir şeyler yapılmalı” dedi.
Keşifin Yorumu:
Levent Filiz’i tarlasında ziyaret eden bizden
başka hiç bir basın- yayın, sivil toplum kuruluşu, devlet kuruluşu olmamış.
Çünkü onlar Pazar günü tatildeler. Ama Levent Filiz, 12 işçisiyle Pazar günü de
çalışıyor. Yani çiftçinin pazarı ve tatili yok. Garantisi de yok. Sorunlarına
laftan başka çözüm getirende yok.
Ancak bir de gerçek olarak şu
var. Genelde çiftçiler de sorunu hep
başkalarında ararlar, devleti, hükümeti suçlarlar. Kendilerine bakmazlar,
üzerlerine toz kondurmazlar. Bütün işlerini karanbole yani hesapsız yaparlar.
Kayıt tutmazlar, çok araştırıp sormazlar, alternatif araştırmalar yapmazlar.
Birbirlerini destekleme yerine kıskanırlar. Ferdi hareket ederler. Bir araya
gelerek, şirketleşme, büyük işler yapma çabasına girmezler. Küçük olsun benim
olsun hesabındadırlar. Yeniliklere ve bilgiye kapalıdırlar. Her şeyi
kendilerinin daha iyi bildiğini iddia ederler. Geri kalma, ilerleyememe işte bu
yüzdendir. Çokbilmişlik, kısa yoldan köşe dönme hayali bu onları aynı noktada
tutmaktadır. Tabiî ki, hepsi böyle
değildir. Levent kardeşmiz de böyle olmayanlardan. Örnek ve önder
üreticilerimizin de sayıları gün geçtikçe artmaktadır. Biz de keşif ekibi
olarak, örnek ve önder üreticilerimizi destekliyoruz, kutluyoruz ve hep
yanlarındayız. Bizi günün yirmi dört saati arayabilirler. Kameralarımız ve
programlarımız onlara açık. Tarlalarına kadar Pazar günleri dahi geliriz. Hiç
şüpheleri olmasın. Keşif üretici dostu bir televizyon programıdır.
Büyük Bir Çevre Felaketi Adım Adım
Yaklaşıyor
Gönen Çayı Çevre ve İnsan
Sağlığını Tehdit Etmeye Devam Ediyor
Keşif /
Çevre - Doğa - Sağlık - Spor
Kazdağılarının eteğinden çıkarak Gönen
barajına hayat veren ve buradan da Gönen kenarından geçerek Marmara denizine
dökülen efsane Gönen çayında tehlike çanları çalmaya başladı.
Keşif ekibi bu tehlikeye dikkat çekmek,
mağdurların ve halkımızın duygularına tercüman olmak, ilgili ve yetkililerin
dikkatlerini bu yöne çekmek üzere yerinde araştırmalar, söyleşiler yaptı, film
ve fotoğraflar çekti.
Kaynağını
Gönen Barajından alan tarihi Gönen çayının Denzikent’e ve Marmara denizine
uzunluğu yaklaşık
Gönen Çayı; Kumköy, Ekşidere, Balcı
köylerinin kenarından Gönen’e ulaşıyor ve
Gönen’den sonra Tuzakçı, Bostancı, Ayvalıdere, Gebeçınar, Bandırmanın
Musakça köylerinden sonra da Denizkent sahilinden Marmara denizine akarak dünya okyanusları içinde kayboluyor.
Sorun şu: Gönen çayı Gönen’e girişine
kadar çok normal ve temiz. Hiçbir sorun yok. Ancak Gönen’den çıktıktan sonra
çayın rengi, karışımı, yapısı hey şeyi değişiyor.
Sayıları 20 ile 65 arasında değişen deri
sanayinin bütün kimyasallı ilaçları ile kirli atık suları doğrudan çaya akıyor.
Sözde arıtma tesisleri var. Ama çözüm olmamış. İlçenin bütün lağım suları, ilçe
genelindeki başta süt işleyen fabrikaların bazıları olmak üzere, sanayinin bütün kirli suları da bu çaya
dökülüyor.
Gönen’den
sonra denize kadar olan
Bu çayın bu haliyle kalması ileride çevre
ve insan sağlığı açısından büyük felaketlere davetiye çıkarmaktadır. Köylüler
çaydan çok muzdaripler. Çay yaklaşık 3-
Tarla
ürünlerinin genlerine su ile kalıtsal kimyasal maddelerin karışma rizki çok
yüksektir. Bu bölgede bir takım hastalıkların baş gösterme rizikosu vardır.
Köylüler
çare istiyorlar, yetkililerin, devletin, kurum ve kuruluşların, çevrecilerin
harekete geçmesini ve bu sorun ve tehlikeden kendilerinin ve halkın
kurtarılmasını bekliyorlar. Sayısız dilekçeler vermişler, müracaatlar ve
girişimlerde bulunmuşlar ama bir sonuç alamamışlar. Yetkililer ilgilenmemişler,
yanlarına gelmemişler, araştırma yaptırmamışlar. Söylediklerine göre, bu
sorunun çözümlenmesine bazı kişi ve kurumlar perde arkasından köstek oluyor ve
tehdit ediyorlarmış.
Çay
boyunca en az 30 kişiyle görüştük, söyleşi yaptık. Hepsinin ortak şikâyetleri şu;
Bir
köylü diyor ki biz burada 15 sene evvel yüzüyor ve balık tutuyorduk. Şimdi ise
elimizi dahi sokamıyoruz. Çayda her türlü canlı yaşıyor ve tatlı su balıkları
yetişiyordu. Suyu her şekilde kullanıyorduk. Ne olur, kim yaparsa yapsın, bu
soruna el atsınlar. Biz sanayileşmeye karşı değiliz, herkes çaydan yararlansın
ancak kimse kimseye zararlı olmasın. Yararlanma haklarının da bir sınırı,
kuralı olsun istiyoruz.
Kimse
kimseye de baskı yapmasın ve tehditte bulunmasın. Kimse doğayı, çevreyi
kirletme ve insan sağlığını tehlikeye atma hak ve özgürlüğüne sahip değildir.
Bu
işi üzerine vazife görmeyenleri, bana
dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışında olanları, bizi duymayanları, kulak
vermeyenleri ve toplumsal sorunlara kulak tıkayanları kınıyoruz.” Dedi.
Keşifin Yorumu:
Köylüler baştan sona haklı. Dünyayı bu
şekilde birbirimize zindan etmemeliyiz.
Sorun ortada, deneye,
incelemeye gerek yok. Çayın Gönen’den
çıkışına bir bakın, gidin yanına. Kokudan yaklaşabilecek misiniz, elinizi sokmaya cesaret edebilecekmisiniz.
Balık ve diğer bir canlıya rastlayabilecek misiniz. Yüzmeyi deneyebilecek misiniz. Buradan
yetişen ürünleri gönül huzuruyla pazardan alıp yiyebilecek misiniz.
Bu sorun; 5 köy ve bu köylerde yaşayan
4.000 nüfusu ilgilendiriyor. Bizim için bir tek insanın bile hayatı önemli ve
kutsal. Bir tek kişiyi bile ilgilendirse sorundur ve çözülmelidir
anlayışındayız.
Genel olarak da hepimizi, tüm ilçe halkını
ilgilendiriyor. Bu sorunun çözümü çok basit. Sadece niyetine girmek önemli.
Ayrıca bu suyumuz yıl
boyunca denize dökülüyor. Bu bir su israfıdır, milli servet israfıdır. Malum ülkemiz kuraklık ve su sıkıntısı
tehlikesiyle karşı karşıya. Devlet su kaynaklarının tasarruflu ve verimli
kullanılması için damlama sulama sistemine destek olmaya başladı. Bu çay için
de bir proje hazırlanmalı ve bu suyun 10 ay boyunda denize boşalmasının önüne
geçilmeli. Bu su
Mühendisler, Devlet Su
İşleri umarız bu konuda da proje hazırlıyordur.
Bu sorun giderilmeli ve bu işe ilgili
ve yetkililerin el almasını şiddetle öneriyoruz.
Umarız bu önemli
toplumsal sorunu haberleştirdik diye bir takım kişi ve kurumlardan baskı ve
tehdit görmeyiz. Böyle bir baskı ve
sindirmeyi gizli ve aşikâr, doğrudan ve dolaylı olarak görürsek te bunu
toplumla, sizinle paylaşacağımızı bilmelisiniz.
Çağımız darbe ve çetelerin, karanlık
mihrakların cirit attığı bir çağdan çıktı artık. Her şey şeffaf ve toplum
önünde gerçekleşiyor. İnsanlık düşmanı
çeteler ve karanlık güçler şu anda hapislerde çürüyorlar. Hukuk işlemeye
başladı, elhamdülillah. Daha güzel günler ve daha iyi bir memleket olma yolunda
hızla ilerliyoruz.
Amacımız ülkemiz
insanının huzur ve mutluluğudur.
Keşif / Tarım Vitrini -
Üretici Dünyası
Keçi Üreticiliği Bitme
Noktasında
Keçi
Üretecilerinin Sorunlarıyla İlgilenilmiyor
Küçükbaş
hayvan üreticileri dertli. Kendilerine destek olunmadığını, mera problemlerinin
bulunduğunu belirten üreticiler süt ve
et fiyatlarının da emeklerini karşılamadığını belirtiyorlar.
Keşif / Kültür - Sanat
Rükü Eden Ağaç
Gönen’in Çobanhamidiye köyünde ormandaki bir ağacı Rükû eder şekilde
gören vatandaşlar şok oldular.
İlçeye 13 Km mesafede bulunan
köyün,
Deniz seviyesinden
GönTAM tarafından 2007 yılında ilk defa keşfedilen bu ağaç köylülere
sorulmuş. Köy halkının da bilmediği bu
ağacı merak eden köylüler, bölgeye
gelerek ağacı rükû eder vaziyet gördüklerinde hayrete düşmüşler.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan köy muhtarı Erol Dermenci; “Bu ağacı
maalesef biz de GönTAM sayesinde öğrendik. Yıllarca bu bölgeden orman kesimleri
için gelip gideriz, ama ne hikmetse biz işin bu tarafından hiç düşünemedik.
Demek ki bakmakla görmek arasında fark varmış. Biz hep kambur ağaç der
geçerdik. Hatta orman işletme şefliği ekipleri kesim için bu ağacı
işaretlemişler. Biz bunun üzerine derhal harekete geçerek ağacın kesim işini
durdurduk. Biz de baktık, gördük ve anladık kı gerçekten ağaç derenin kenarında
çıkmış, üç metre yukarı çıktıktan sonra 3 metrede eğilerek, hafif aşağı doğru
meyilli şekilde 180 bir derece bir kıvrımla tekrar yukarı doğru uzanıp
Gerçekten bu olay bir mucize, yeryüzünde bütün canlıların da Allah’ı
zikretmelerine en çarpıcı örnek. Ağacın aynen rükû vaziyetinde olması ve
üstelik kıpleye karşı yönelmiş olması sadece tesadüfle izah edilemez. Bunun başka anlamları olmalı diye
düşünüyoruz. Tabiî ki inananlar için örnek. İnanmayanlara diyecek bir şeyimiz
yok.” Dedi. Ağaçla ilgili bilgi için:05366062730
Keşif
Haber Dosyaları / Ayşe Usta
İş Kadınlarının Böylesi
Görülmedi
Erkeklerin dahi yapamadığı
işi yapan Mermer Ustası Aşye Aslan
Mermer
Atelyesinde, erkeklerin dahi yapamadığı işi çok başarılı bir şekilde yapan Ayşe
Aslan, namı diğer “Ayşe Usta” görenleri
hayrete düşürüyor.
Uzun yıllar
başkasına ait iş yerlerinde her türlü ağır
işçiliği yapan 39 yaşındaki iki çocuk annesi Ayşe Aslan, kendi adına
açtığı mermer Atelyesinde erkeklere taş çıkartırcasına çalışarak evinin
geçimini sağlıyor.
Eşi ve iki
çocuğunun da aynı mermer atölyesinde kendine yardım ettiğini belirten Ayşe
Aslan; iş yerimizi açalı bir yıl oldu.
Çok borca girdik. Kolları sıvadım,
çizmeleri ve tulumu giyip işin ayıbı olmaz diye işe koyuldum. Burada
mermer kesimi, silimi, parlatma, zımparalama işi ile basamak, merdiven, mutfak,
korkuluk, mezar gibi her türlü mermer işlerini yapıyorum. Allaha şükür işlerimiz açıldı. Bayan diye insanlar
önce tuhaf tuhaf bakıyorlar, sonrada alışıyorlar. İş bağlantılarını, tahsilât
ve ödeme işlerini, müşteri ilişkilerini ben yapıyorum. İş yeri de benim
üzerime. Eşim ve çocuklarım da bana yardım ediyorlar. Küçücük atölyeden dört kişilik aile olarak ekmek
yiyoruz. Aynı zamanda oya işi de yapıyorum.
Ekonomik kriz falan bize vız gelir. Çalışan ve üreten insana kriz işlemez. Biz Türk milleti olarak tembel insanlarız.
Kolay ve garanti iş aradığımız için, işsiziz diyoruz. Bana göre İşsizlik yok,
iş ahlaksızlığı var. Hadi gelsin bir hanım atölyede benimle beraber çalışsın
bakalım. Erkekler bile çalışmıyorlar bu
işte. Kimse zor diye yanaşmaz bu işe. Bana her iş kolay geliyor. Helâlından olan her iş yapılmalı. Erkek kadın
ayrımı aslında olmamalı. Azim ve inanç olması lazım.” Dedi.
Keşif Haber
Dosyaları /Gönen
Kaplıcaları
Şifalı ve Tılsımlı Kaplıca
Suları
Gönen Kaplıcalarının Türkiye’de ve Dünyada Tek Olmasının
Sebebi
İlçenin tarihinde şifalı kaplıcaların çok önemli bir yer
tuttuğu belirtiliyor.
Rivayete göre, Milattan
önce 4. yüzyılda, Gönen’in adı Artemea’ydı. Belkıs şehrini geri almak için
askerleriyle birlikte yola çıkan İskender Aisepos, askerleriyle birlikte Gönen
çayının kenarından geçerken mola verip dinlenmek isterler. Askerlerden
bazıları, çayın kenarında, mola verildiği bir sırada dolaşırken sazlıkların
arasından buhar ve duman çıktığını fark ederler. Buharın yanına gelen askerler buhar çıkan
sıcak su kaynağını bulurlar ve yıkanmak isterler. Su çok sıcaktır ve çay suyu
ile karıştırıp ılıştırarak burada banyo yaparlar ve sırayla tüm askerler bu
sudan istifade ederler. Sıcak su da yıkanan askerler gençleştiklerini ve daha
sağlıklı bir hale geldiklerini fark ederler. İçlerinden çeşitli hastalıkları ve
dertleri bulunan bazı askerler de bu banyo işleminden sonra şikâyetçi oldukları
dertlerinden kurtulduklarını gördüklerinde bu suyun tılsımlı ve kutsal olduğuna
karar verirler. Böylece şifalı su kaynağı Gönen’de keşfedilmiş olur. Bundan sonra herkes suyu başkalarına anlatır,
konuşur ve suyun özelliği bir anda halk arasında dalga dalga yayılır. Daha sonra bu su kaynağı üzerinde havuzlar ve
kaplıca tesisleri oluşturularak sudan istifade ile bu bölgede şehirleşme
hareketi başlar. Büyük İskender zamanında kurulan Artemea köyü kaplıcanın
keşfinden sonra artık şehirleşmeye doğru yol almaya başlamıştır. Zamanla
kaplıcada; hamam, havuz ve konaklama
mekânlarının inşasına devam edilerek günümüze kadar getirilmiştir.
Gönendeki kaplıca suyu, yerin 133 ile
Şifalı kaplıca sularının yararlı olduğu
başlıca rahatsızlıklar; Romatizma, Kireçlenme, kas ve damar hastalıkları, kırık
vakaları, ameliyat sancıları, ayak-sırt-bel ağrıları, lumbargo, panoma, eklem
sertlikleri, zayıflama, sinirsel ve ruhsal hastalıklar, dolaşım sistemi
bozuklukları, nevralji, nevrit ve sinir
sistemi rahatsızlıkları, mide bağırsak, karaciğer, safra kesesi, böbrek ve
idrar yolları hastalıkları, uyku
bozuklukları başta olmak üzere, doğrudan ve dolaylı olarak birçok hastalıklara
şifa kaynağı olduğu belirtiliyor.
Şifa
kaynağı kaplıcalardan: suyundan içerek, havuza girerek, doğal su masajı yaparak
ta yararlanılabiliniyor.
Bilimsel araştırmalara ve verilere
göre: Gerçek Kaplıca Suyu; Hydrotropie
özelliği sayesinde erimeyen cisimlerin erimesini kolaylaştırır, bu nedenle
dokularda biriken kolesterol ve ürik asit gibi cisimlerin kanda eriyerek
vücuttan atılmasını sağlar.
Kaplıca suyu
“zymodthenigue” özelliği ile birçok fermenti uyarır, bu etki ile
besinler daha iyi sindirilir, metabolizmanın fonksiyonu güçlenir.
Kaplıca suyunun en
önemli etkisi, “ anti
–anaphylactigue” özelliği ile vücudun
hastalıklara olan tepkisini azaltmasıdır. Bu özelliği sayesinde solunum,
sindirim, boşaltım, üretim ve hareket sistemlerinin alerjik ve kronik
hastalıklarını iyileştirmesidir.
Gerçek
kaplıca suyu; “normalisante,
eguilibrante” özellikleriyle sinir sistemini ve iç salgı bezlerini etkileyerek
vücudun bütün çalışmalarını düzene sokar. Hücrelerin büyüme ve çoğalmalarını
hızlandırır. İşlevsiz veya zayıf durumdaki hücreleri ve mekanizmaların harekete
geçmesini ve işlev kazanmasını sağlar.
Gerçek kaplıca suyu “ dynamigue” özelliği sayesinde vücudun
hastalıklara karşı direnme gücünü arttırmaktadır.
Kaplıcalarla ilgili çeşitli tanıtımları
ve araştırmaları bulunan Gönen Tanıtım Araştırma Merkezi başkanı Araştırmacı
Yazar A. Kadir Demircan tespitlerini şu şekilde anlatıyor; “ Kaplıcalarda
yıllarca çalışıp veya yöneticiliğini yapıp ta hiç kaplıca suyunun tarihini ve
detaylarını merak etmeyen ve bir tek kelime bilgiye sahip olmayan insanlara
kızmamdan doyalı etraflıca bir araştırma ve gözlemlerde bulundum. Çünkü
dışarıdan sık sık arıyorlar ve suyun özelliklerini soruyorlardı. Bir şey söyleyememem
onları hayrete düşürüyordu ve mahcup oluyordum. Yaptığım araştırmalar da ve
edindiğim izlenimlerde tarihi kaynakları okudum, kaplıcadan yararlanan
misafirlerle ve kaplıca personeliyle görüştüm. Bu su adeta tılsımlı bir su. 81
derecede yerin
Gönen kaplıcaları Gönen belediyesine dolayısıyla da Gönen halkının sahibi
olduğu bir işletme olarak; parkı ve
çevresiyle birlikte 70 dekarlık bir alan üzerine kurulmuş bulunmaktadır. Şehre
Yıldız Otel: 4 Yıldızlı – 4 katlı
150 Oda 324 yatak kapasiteli, Güneş Otel; 57 oda 114 yatak, Yeşil Otel; 72 oda, 156 yatak
kapasiteli, Park Otel: 57 oda
117 yatak kapasiteli, Derman Otel:
44 oda 183 yatak kapasitesine sahip bulunmaktadır. Yıldız + Park + Güneş + Derman ve Yeşil otel
komplekslerinin toplam 380 oda ve 785 yatak kapasitesi bulunmaktadır.
Gönen kaplıcalarının % 80 lik bir hissesi
Gönen belediyesine, diğer hisseleri de özel şahıslara aittir.
Tarihi Türk hamamı, kapalı
havuz, Yıldız otel açık yüzme havuzları, Yıldız otel aslanlı havuz, Yıldız otel kapalı
havuz, Halka açık yazlık soğuk yüzme havuzlarına sahiptir.
Oteller bünyesinde; Açık büfe yemek
servisi, merkezi müzik sistemi,
Duşlar, Sauna, Buhar banyoları, geniş otopark, Özel Banyo Kabinleri, Çocuk Oyun Salonu, Bayan Kuaförü, Erkek Kuaförü, Bar,
Disko, Terzihane, Çamaşırhane,
Ayakkabı boyacısı, Eskidji Alışveriş Merkezi (Antikacı), Gazete Büfesi,
Ücretsiz gazete servisi, Çay Salonu, gece oda servisleri, erkeklere ve bayanlara
ait ayrı havuz uygulaması, bay - bayan karışık, kapalı - açık, yazlık ve kışlık
yüzme havuzları, ailelere özel banyo kabinleri,Fizik tedavi servisleri, masaj
ünitesi, iyileştirme sağlık ve şifa
üniteleri mevcuttur. İğne vurma, tansiyon
ölçme, sağlık muayenesi hizmetleri de verilmektedir.
Kaplıcalar Turizm Bakanlığına kayıtlı, dört yıldızlı turistik otel unvanına sahip,
Anonim Ticaret işletmesidir.
Emekli sandığı ve SSK ile anlaşmalı olup, doktor tavsiyeli
olarak resmi sevkli hastalara da hizmet sunmaktadır.
Keşif
Haber Dosyaları / Mucize Kayalar
Ormandaki Gizemli Kaya
Harmanı
Gönen’in Karasukabaklar köyünde ormandaki
mucize kaya harmanının sırrı bir türlü çözülemiyor.
İlçeye
Genişliği
Köylülerde hiçbir şey bilmiyor. Çeşitli
rivayetler olsa da gerçeğin ne olduğunun anlaşılması oldukça zor görünüyor.
Bölgede konuyla ilgili araştırma ve
inceleme yapan Araştırmacı Yazar A Kadir Demircan yaptığı açıklamada;” bu kaya
harmanını Gönen Orman İşletme Şefi Abdullah Çil ile 2007 yılında ormanlarımızla
ilgili bir TV programı çekmek üzere gezerken Abdullah bey götürdü ve gösterdi.
Akşam üzeriydi, şehre dönüyorduk. Sadece fotoğrafını çekebildim. Sonra
fotoğraflarına baktıkça düşünmeye başladım. Bu kayalar beni adeta büyülemişti.
Hayatımda ilk defa böyle ormanın içinde, asfalt yol gibi, kocaman kocaman
kayaların, içerisinde bir tek ağaç ve ot olmaksızın, istiflenerek, iki
kilometre uzunluğunda ve
Kayalara
baktıkça adeta bir usta kaldırım döşer gibi simetrik olarak kayaları ormanın
işçine döşemiş. Bir tanesinin ağırlığı
100 ile
Bu garip kayaları köylülerden ve orman
işletme şefliğinden başka bilende yok.
Vaktiyle dünyaya çarpan bir meteordan
sonra oluştuğu, Nuh tufanından kaldığı,
fay hattı bölgesi olduğu için fay hattı ile ilgili bir oluşum olabileceği,
gökten taş yağmur ile inmiş olabileceği varsayımları belirtiliyor.
Keşifin Yorumu: Biz keşif olarak bölgede
kayaların belgesel filmini çektik ve yayınladık. Uzmanlar buraya gelip
inceleme yapmalı ve sonucun ne olduğunu açıklamalı. Basın yayın bu konuda
yayınlar yapmalı, kamuoyuna duyurmalı. Ulaşım sağlanarak yerel ziyaretçilerin
gezip görmesi sağlanmalı. Burası turizme açılmalı. Gönen kaymakamlığı,
Balıkesir Valiliği ve İl Kültür Turizm Müdürlüğü burayla ilgilenmeli, hafife
almamalı diye düşünüyoruz.
Keşif
Haber Dosyaları / Oya Pazarı
Gönen Oya Pazarı Yerli ve
Yabancı Ziyaretçilerin Gözdesi
Türkiye ve Dünyada tek oya pazarı olma özelliğini taşıyan Gönen Oya
Pazarı son yıllarda yerli ve yabancı misafirlerin uğrak yeri olmaya başladı.
Sabahın erken saatlerinden itibaren oya pazarını
dolduran Göneni hanımlar, bir hafta boyunca evlerinde yaptıkları oyaları
pazarda satarak aile bütçelerine katkı sağlıyorlar.
Salı günleri yaklaşık ortalama 3-4 bin kişinin ziyaret ettiği oya
pazarından Türkiye ve dünyanın her tarafına oya gönderiliyor.
Sabah ezanından itibaren başlayan oya pazarı öğleye kadar devam ediyor.
Toptancıların erken saatlerde gelerek oyaları
almasıyla hareketlenen oya pazarı ilerleyen saatlerde normale dönüyor.
Gönen oya pazarına Gönenli hanımlar
gelerek yaptıkları oyaları bizzat kendileri satıyorlar. Biga ve Bandırma’dan
ise genelde toptancılar geliyor.
Gönen’de oyacıların en önemli şikâyetlerinden birisi, oya pazarının
kaplıcalar veya garaj civarında bir yere kurulması. Ya da haftada iki gün
olması, birisinin normal Pazar yerindeki oya pazarında, diğerinin de çarşı
merkezinde olması. Bu işi planlayacak olan belediyenin de oyacıların bu
isteklerine kulak tıkaması en büyük sorun olarak belirtiliyor.
Gönenli oyacıları ve oya esnafını temsil eden bir dernek kurulmuş. Ancak
derneğin bu güne kadar başardığı bir hizmet veya çözdüğü bir sorun olamamış.
Aslında oyacılar da kurulan sivil toplum kuruluşuna hiç destek vermemişler ve
sahiplenmemişler. Derneğin bir bürosu, yeri, telefonu bile yok. Sadece kâğıt
üzerinde faaliyette gözüküyor.
GönTAM bünyesinde resmi olarak kurulan Gönen Oya Çeyiz El Sanatları
Üretim Eğitim Tanıtım ve Pazarlama komisyonu İğne oyası alanında en fazla
hizmet üreten bir kurum olmuş.
2009
yılı içerisinde kurulan bu komisyon ilk defa Gönen oyasının broşürünü
bastırmış, 20 tane tanıtım filmi yapmış ve yayınlamış. Gönen İğne Oyası ismiyle bir de kitap hazırlamış, 1200 fotoğraftan oluşan oya fotoğrafları
albüm CD sini çıkarmış, üç tane oya reklâm filmi yapmış. Oya belgeselleri
çekerek ulusal TV kanallarında yayınlatmış ve hala TV 58 de her Salı Saat 18.00
ile her Pazar saat 13.30 Keşif Programı içerisinde reklâm filmi olarak
yayınlanmakta ve 69 dünya ülkesinden izlenmektedir.
Oya
komisyonunun yaptığı ve güncellediği, günlük 500 ile 1500 kişinin ziyaret
ettiği internet sitesi Türkiyenin en büyük ve en kapsamlı internet sitesi
haline gelmiş. İnternet arama motorlarında oya ile ilgili her aramalarda
doğrudan bu site karşınıza çıkıyor.
Komisyon tamamen hizmet amacıyla kurulmasına
rağmen, internetten gelen siparişlere de cevap vermeye başlamış. İnternet
pazarlamasından müşteriden sadece % 9 organizasyon komisyonu alan Oya
Komisyonu, pazarladığı oyaların tamamını da doğrudan oyayı yapan hanımlardan ve
komisyon üyelerinden karşılıyormuş. Oya
Çeyiz Komisyonuna herkes üye olabiliyor, herhangi bir aidatı bulunmuyor. Kendi
aralarında bir türlü örgütlenemeyen oyacılar, Oyacılar Derneği adıyla kurulan derneğe
üye olmayıp sahip çıkmadıkları gibi,
kısa süre önce kurulan ve kurulduğu günden beri Gönen oyasına oyacılık
tarihi boyunca büyük ve sayısız hizmetler sunan Oya Çeyiz Komisyonunu da ya
tanımayıp basite almışlar, bazı
oyacılardan da çeşitli engellemelerde bulunanlar olmuş.
Oya
yapan hanımlar, sattıkları oyanın emeklerini kesinlikle karşılamadığını ve
oyanın çok ucuza gittiğini, mecburiyetten dolayı yapmak zorunda olduklarını
belirtiyorlar.
İğne
oyası Gönen’den başka yurdun birkaç il, ilçe ve yöresinde yapılıyor. Bazı
üniversitelerde ilgili bölümleri bile kurulmuş. Halk eğitim kursları veriliyor.
Öğrenmek ve yapmak isteyenler çok. Pazar alanı dar, değeri bilinmiyor ve fazla
para etmiyor.
Gelen
talepler doğrultusunda, Gönen Oya Çeyiz Komisyonu tarafından “ Oya Nasıl
Yapılır- Oya Yapım Teknikleri- Oya Yapmayı Öğreniyorum” ismiyle eğitim filmi
hazırlanıyormuş. Eğitim filmiyle ilgili siparişler alınmaya başlanmış. Film CD
si talep edenlere ücretsiz olarak hediye ediliyor, ancak bir şartla. En az bir
kalem oya alan herkese CD ve broşürü de yanında hediye olarak veriliyor.
İğne oyası nedir:
Oya bir sanattır, oya düşüncedir, oya
bir zarafettir, ruhun derinliği ve zenginliğidir.
Oya Bir Süs Eşyasının ötesinde Mekânları güzelleştirip zenginleştirir,
estetik ve sanat ruhu verir.
Oya eşyalarınızı
korur, üzerinde dekor oluşturur, derinlik kazandırır, biçim ve değer
verir.
Oya:
Çalışmayı ve üretmeyi teşvik eder, el emeğini korur, geliştirir.
Oya; İnsan
psikolojisine faydalıdır, stresi azaltır, sabrı yükseltir.
Oya; İnsana ilham verir, dinlendirir, olumsuz düşüncelerden arındırır,
güzel düşüncelere sevk eder.
Oya; insanın
kişiliğini, düşüncesini, hayata bakış
açısını ve sanat anlayışını yansıtır.
Oya; Beyaz renkli olduğundan, tek başına bir ışık kaynağıdır, üzerine
gelen ışığın % 98 ini geri yansıttığı için mekânlara ışık ve aydınlık verir.
Oya; En kalıcı, kıymetli ve çok uzun ömürlü bir hediye vasıtasıdır,
dostlukları korur, hatıraları canlı tutar, geliştirir ve güçlendirir.
İnsanın fikir ve
düşünce hayatına anlam verir, güç kazandırır.
Oya; İnsanın - yani sahibinin, düşünce hayatını, fikir
zenginliğini, kültür, eğitim, sanat anlayışı ve inanç durumunu, iç dünyasını,
ruh halini ve felsefi yapısını yansıtır.
Oya; Olumsuz düşüncelerin insan beyninde
yer etmesini önler, olaylara ve konulara olan bakış açılarının değişmesinde
etkin rol oynar.
Oya: Turistik el
sanatları grubuna giren ev ve süs eşyası türünden, takı ve süs amacıyla
ağırlıklı olarak hanımlar tarafından kullanılan estetik ve sanatsal özelliklere
sahip bir eşya türüdür.
Oyacılık ve özellikle oya yapımı çok ince
ve narin bir el işleri sanatıdır.
Oya için, Gönen’li
hanımların el emeği, göz nuru ve büyük bir sabırla nakış nakış
dokudukları, adeta iğneyle kuyu kazdıkları bir şaheserdir diyebiliriz.
Oya yapımı çok önemli
bir sanat dalı ve onu ruhuyla, zarafetiyle, hassasiyeti ve engin sabrı
sayesinde, iğnesinin ucuyla ilmik ilmik işleyen kişiyi de bir sanatkâr olarak
adlandırabiliriz.
Oya’yı değerli görüp ve değer vererek yüklü paralar ödeyip satın
alarak; üzerinde, ev ve işyerinde değerlendirmesini ve kullanmasını bilen
kişileri de, emeğe ve sanata değer veren, sanattan anlayan, sanatın yaşatılmasına
ve yaygınlaştırılmasına destek olan, dünya güzelliklerini yaşamasını bilen
ender ve naif kişiler olarak tanımlayabiliriz.
Oya Nerelerde Kullanılır:
Oyayı; Hanımlar;
başörtüsü, namaz örtüsü, çember ve bu örtülere farklı bir güzellik ve estetiklik
verilmesinde kullanırlar.
Evlerde ve işyerlerinde; sehpa, masa,
vitrin, ayna, bilgisayar, yatak odası,
duvar, kapı, mutfak başta olmak üzere çeşitli tür ve modellerdeki mobilyalar ve
eşyalar üzerinde dekor, süs ve örtü malzemesi olarak kullanılır.
Yastık kenarları, yatak odası takımı üzeri
ve havlu kenarlarında süs malzemesi olarak kullanılır.
Duvarlarda veya
vitrinlerde pano, askı ve sergi halinde estetik ve sanatsal görüntü malzemesi
olarak kullanılır.
Genç kızlar çeyiz eşyası olarak
kullanırlar.
Kısaca oya; yaş, cinsiyet, eşya türü, sınır
ve ülke tanımadan insan olan her yerde
ve yaşamın her safhasında
kullanılabilir..
Oyanın Teknik Özellikleri
Filoş veya çapa iplik ve
iğne ile yapılır.
Uzun ömürlüdür, kolay kir tutmaz, yırtılmaz, sökülmez ve kolay eskimez.
Yıkandığında buruşmaz, kendini çekmez, ütü istemez.
Gönen Oyasının Farkı
İğne oyası, Gönen’den başka kısmen
yurdumuzun bazı il ve ilçelerinde de yapılmaktadır.
Ancak, Gönen oyası, kalite, işçilik,
sanatsallık ve estetik açıdan en kaliteli olanı ve tercih edilenidir.
Gönen İğne Oyası ülke ve dünya çapında herkes tarafından bilinen ve
kullanılan ün yapmış bir markadır.
Başlıca oya çeşitleri
Çember, Başörtüsü, Tepsi örtüsü, Havlu
kenarı, Bohça köşesi, Fular, Namazla, Damat bohçası, Salon takımı, Vitrin
takımı, Masa örtüsü, Şömen, Konsol,
Çarşaf takımı, Yatak odası takımı, Kına seti başta olmak üzere
yüze yakın çeşitlerini sayabiliriz.
Başlıca Oya İşleme Modelleri
Gönen’de
yapılan oya yapılış modellerinin başlıcaları; sepette gül, katlı gül, gelin
yelpazesi, gelin tacı, selvi yaprağı, kollu karanfil, kabak çiçeği, zilli maşa,
portakal oya, dut oya, horozibiği, zülem kadeh, kelebek, beşli kiraz, cilveli kiraz,
tül işi, kirazlı çarık, dutlu biber, hercai menekşe, sinek oya ve marul oya
gibi yüzlerce işleme çeşit ve modelleri bulunmaktadır.
Gönen oyası ile ilgili her
türlü bilgiyi
www.gonengontam.gen.tr/oya.html
ile gonen-igneoyasi@hotmail.com adresinden öğrenebilirsiniz, 05366062730 -
0266.762 6793 nolu iletişim hatlarıyla irtibata geçebilir, güvenle sipariş
verebilir, Gönen oyasına sahip olabilirsiniz.
Bu
konuda Gönen Oyasının Türkiye ve dünya geneline tanıtım ve pazarlamasını
sağlayan Gönen Oya Çeyiz El sanatları Üretim Tanıtım ve Pazarlama komisyonu
kurulmuştur.
Kar ve ticaret amacı gütmeyen bu komisyon Gönen oyasının Türkiye ve
Dünya genelinde yaygınlaşmasını sağlamak üzere Gönen Tanıtım Araştırma Merkezi
Bünyesinde kurulmuştur ve hizmet yapmaktadır.
Keşif
Haber Dosyaları / Şifalı Çamur
Cilt ve Göz
Hastalıklarına İyi Gelen Şifalı Su Ve Çamur Kaplıcasının İçler Acısı Durumu
Şifalı Çamur Kaplıcası Yatırımcı Bekliyor
Gönen Ekşidere köyü sınırları içerisinde ve dağ ılıcasına
Güzellik suyu olarak ta adlandırılan bu ılıca suyu banyo yapılarak göz
hastalıklarına, çamurunu vücuda sürme yoluyla cilt, egzama, mayasıl,
hastalıklarına, ayak, sırt, bel ağrılarına faydalı olmakla birlikte; yüzlerdeki
sivilce ve kırışıklıkları gidererek güzellik ve estetik cerrahi işlemlerinin
vücut üzerinde acısız ve ameliyatsız doğal olarak kendiliğinden gerçekleşmesini
sağlıyor.
Şifalı Çamur kaplıcası ve çamurunun, özellikle cilt
hastalıklarının tedavisinde ‘mucize’ etkisi gösterdiği belirtiliyor.
Tedavi seansı uygulamasında tercih edilen yöntemler:
1. Tercih:15 Seans uygulaması. Dörder saatlik aralarla,
toplam 15 seans çamur kürü uygulaması yapılıyor.
2.Tercih: Her ay iki gün olarak günde 2 seans olarak toplam
4 seans uygulaması
Çamur banyosu nasıl uygulanır:
Şifalı çamuru, doğal olarak kaynağından çıkan suyun içinden
avuçla alarak hastalığın olduğu bölgeye sıvayıp, hiçbir açık yer kalmayarak, koyu bir şekilde
çamurla kaplanır.
Aradan en az 3 saat,
en fazla 5 saat, ama ideal olanı 4 saat geçtikten sonra çamur aynı suyla
temizlenir. Temizlendikten 4 saat sonra yeniden aynı işlem yapılarak çamur
sıvaması –banyosu yapılır.
Çamur
kaplıcasında 15 seans sonra veya ayda iki gün ve 4 seans şeklinde
uygulamalarla, başta sedef ve egzama
olmak üzere selüloit ve vücuttaki istenmeyen kokuların yok olduğu belirtiliyor.
Çamur ve termalinin cilt hastalıklarına
iyi geldiği 500 yıl önce bir tevafuk sonucu anlaşıldı. Rivayete göre: Şimdiki
Ildırı yöresindeki Erythrai Kralı’nın kızı amansız bir cilt hastalığına yakalanır
ve hiç bir yöntemle tedavi edilemez.
Kralın kızının cilt hastalığına
yakalandığı günlerde, kralın köpeğinde de yaralar ve tüy dökülmeleri olmuştur.
Kral ava gittiği günlerde, köpeğinin Şifne çamur banyolarındaki çamurun içine
yatarak vücuduna çamur sıvadığını ve daha sonra termal havuzlarda yıkandığını
izler.
Kral bu uygulamalar sonucunda, köpeğin
vücudundaki yaraların iyileştiğini ve dökülen tüylerin tekrar çıktığını görür.
Bunun üzerine kral, çamur ve termal banyo uygulamalarını kızında dener. Kızı
amansız cilt hastalığından kurtulur. O günden bu yana, Şifne çamur banyoları,
cilt hastalıklarının giderilmesi, cildin kendini yenileyip canlılık ve zindelik
kazanması için kullanılmaktadır.
Balıkesir ili Gönen ilçesinin sınırları
içerisinde yer alan bu ılıca Gönen’e
Ilıcanın şu andaki hali içler acısı bir durum.
Bir havuzu, bir konaklama tesisi, bir adette çamur banyosu yapma ve yıkanma
kabinleri bulunan binası var.
Ilıcanın yeri sahipsiz- tapusuz bir alan.
Ormana ait bir yer. Ancak yıllardır köy halkından ve çoktan vefat etmiş olan
bir vatandaş tarafından kullanıldığı-
sahiplenildiği belirtiliyor.
Köyde uzun yıllar imamlık yapmış ve emekli
olduktan sonrada aynı köyde ikamet eden Ferhat Kaya kaplıcayı çok iyi biliyor.
Ferhat Kaya dan dan aldığımız bilgilere göre; ılıca 1970- 1985 yılları arasında
çok iyi çalışmış. Hatta Dağ ılıcasına gelen misafirler kalacak yer bulamayınca
burada kalmış. Ilıcanın çamuru ve suyu Sedef, Cilt hastalıkları ve her türlü
açık yaraların iyileşmesinde önemli faydaları oluyor. Ferhat hoca şifalı
kaplıcadan çok kişinin memnun olduğunu gördüğünü belirtiyor ve şifalarıyla
ilgili anlatılanları onaylıyor. Ilıcanın kükürtlü suyu, bu özelliğini,
yeraltındaki madensel maddelerden alıyor. Şifalı çamur ise bu şifa
özelliğini, bölgede bulunan Kızıl
ağaçların köklerindeki maddelerden alıyor. Şifalı çamur killi topraktan
oluşuyor. Bölgede üç ayrı şifalı su kaynağı var. Kaynakların hepsinin sıcaklık
dereceleri farklı. Havuzdaki su yıkanarak göz hastalıklarına, çamurlu kaynak
suyu da cilt hastalıklarının tedavisinde etkili oluyor.
Ancak günümüz teknolojisiyle yeniden
suyun ve çamurun gerekli tahlillerinin yapılması şart.
Ilıcayı işleten ve şu anda rahmetlik
olan Osman amcanın vasiyeti varmış. Osman amca, bu kaplıca benden sonra mutlaka
işletilmeli, halkın hizmetine sunulmalı. Çok emek ettim, yatırım yaptım bunlar
zayi olmamalı diye diye bu dünyadan göçmüş gitmiş. Osman amcanın çocukları da
burayı işletmemiş. İstanbul’a taşınmışlar.
Ilıcaya, harabe bir vaziyette olmasına
rağmen şifa arayanlar her gün gelip gidiyor. Soyunup giyinecek, yıkanacak, kalacak
bir yer yok. En yakın yer
Ilıcanın işletilmesi, Ekşidere köyü tüzel
kişiliğine ait olarak hizmet sunan Dağ Ilıcasına daha uygun olmasına rağmen,
yönetim hiçbir olumlu adım atmamış. Köy
muhtarının patronu olduğu ve köy halkından kişilerin işlettiği dağ ılıcası da
zaten zor şartlarda işletiliyor.
Temenni edilen: bu kaynağı kim ve nasıl
işletirse işletsin bu tesis mutlaka insanlığın, yerel turizmin hizmetine
sunulmalı. Bu şifalı kaynak heba edilmemeli, Osman amcanın kemikleri
sızlatılmamalı.
Maalesef atıl ve
harabe durumda olan şifalı çamur kaplıcası işletmecisini ve insanlığın
hizmetine sunulmasını beklemektedir. Keşif Haber/ İletişim:05366062730
Şifalı Çamur
Kaplıcasına Büyük İlgi
Balıkesir
Turizm Açısından Çok Önde Ancak Tanıtım Eksikliği Var
Kaplıca turizminin önemli ve alternatif
bir modeli olan Şifalı Çamur Kaplıcalarına ilgi gün geçtikçe yükseliyor.
Susurluk ilçesinin Ilıcaoba köyünde 135 dönümlük bir araziyi, 49
yıllığına kiralayan bir işletmeci tarafından işletilen kaplıcaya, yeni modern
tesisler kazandırılmış.
Türkiye
nin her yerinden misafirleri olan Çamur Kaplıcası; tamamen açık havada,
arazinin üzerine kurulu, bay ve
bayanlara özel, etrafı avluyla çevrili çamur havuzları şeklinde hizmet sunuyor.
Şifalı çamur kaplıcasının; romatizma,
siyatik, kireçlenme, bel fıtığı, nevralji, lumbargo, nevrit, polinevat, cilt
hastalıkları, sedef, kadın hastalıkları, kırık ve çıkık sonrası hareketsizlik,
felç türündeki hastalıklara şifa olduğu söyleniyor.
Sudaki bir karbonat maddenin kireçlenmeyi
çözdüğü ve felçli hastalara çok iyi geldiği söyleniyor. Orada pansiyon işleten
bir köylü kadın şahit olduğu bir anısını anlatıyor. Almanya’dan gelen ve felçli
olduğu için hiç yürüyemeyen bir adamın, bir hafta sonra yürüyerek havuza
girdiğini ve kaplıcadan iyileşerek ayrıldığını, yakınlarının da buna hayret
ettiklerini ve çok sevindiklerini anlatıyor.
Etraftaki
köylüler de benzer olaylardan bahsediyorlar. En azından hiç kimsenin çamur
kaplıcasından zarar görmediğini ve üstelik her şekilde memnun kalarak
ayrıldıklarını söyleyebiliriz.
Kaplıcanın kenarında tarihi Ceneviz
hamamı da bulunuyor. Bu hamamdan çıkan
44 derecelik su motorlarla çamur havuzuna aktarılıyor. Kaplıcanın çamurundaki
maddelerin, sıcak su karışımıyla birlikte insanlara şifa olduğu söyleniyor.
Etrafına havuzları da içerisinde bulunan tesisler yapılmış ancak düzenli olarak
işletilememiş.
Kaplıcanın
bulunduğu köy çok şanslı. Köyde pansiyonculuk ve marketçilik yaygınlaşmış.
Ancak bu yıl ekonomik kriz dolayısıyla
istedikleri sonucu alamamışlar.
http://www.sifalikaplica.com/
Tlf:0266.8641332
Keşifin Yorumu – A
Kadir Demircan
Kaplıca çok güzel. Herkesi gidip
görmeyi hatta yararlanmayı tavsiye ederim. Yatırımcı şirket çok iyi çalışıyor,
ancak eksiklikleri de oldukça çok. Örneğin bizimle televizyoncu olduğumuzu,
tanıtım yapacağımızı söylememize rağmen ilgilenemediler, yetkililere
ulaşamadık. Ancak en azından gezip görmemize engel olmadılar. Böyle işletmeler
halkın ortak malıdır, kimsenin özel tekelinde değildir. Tesis herkese açılmalı,
her şey paylaşılmalı. Köy muhtarı sağolsun bize gerekli ilgiyi gösterdi. Bizde
görüntü alabildik. Buranın video klibi çekilmeli, televizyon ve gazetelerde
haber yapılmalı. Sonra denilmemeli. Sonra diye diye yıllar, asırlar geçiyor,
ömür bitiyor ve insanlık kaybediyor. İyi, hayırlı ve güzel işler için hemen şimdi
denilmeli. Girişimcileri her ne kadar bizimle ilgilenemeseler de tebrik
ediyorum. Köy muhtarını özellikle kutluyorum.
Keşif / Çevre - Doğa -
Sağlık - Spor
Manyas Kuş Cenneti
Ziyaretçilerini Büyülüyor
Türkiye’nin
Doğal Tek Kuş Konaklama Tesisleri
Balıkesirin Bandırma ilçesi sınırında
bulunan Kuş Cenneti, Marmara denizinin güneyinde, Bandırma ile Manyas arasında,
Balıkesir yolunun15.nci kilometresinde, Manyas gölünün kenarında bulunuyor.
Her yıl Bandırma belediyesince, Uluslar
Arası Bandırma Kuş Cenneti Kültür ve Turizm Festivali olarak kutlanıyor.
Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına
alınmış, Çevre ve Orman Bakanlığı
bünyesinde Milli Parklar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet sunuyor.
En çok ziyaretçisi olan park unvanına
sahip. Bu yeri 1938 yılında Prf Dr. Curt
Kosving ve Eşi Leonore Kosving
keşfetmişler ve park olmasını sağlamışlar.
İstanbul Üniversitesi Hidrobiyoloji
bölümü 1952 yılında inceleme istasyonu kurmuş. 1959 yılında da Milli park
yapılmış.
Avrupa konseyi tarafından da A Sınıfı diploma ile ödüllendirilmiştir.
Parkta 1975 yılına kadar 238 kuş türü
tesbit edilmiş, daha sonra bu rakam 255 e çıkmıştır. 66 kuş türünün de düzenli
olarak burada kuluçka topluluğuna katıldığı tespit edilmiş.
Burası Marmara bölgesi ılıman iklim
kuşağında ve kuşların kıtalar arası göç yolları üzerinde kalan uğrak yeri yani
dinlenme tesisleri haline gelmiş.
Kuşlar kıtadan kıtaya yolculuğa devam
ederken, buraya misafir oluyorlar, dinleniyorlar, konaklıyorlar, karınlarını
doyurup yeniden yollarına devam ediyorlar.
Kuşların
buradaki konaklama süreleri 1 saat, 1 ay ve en fazlada 1 yıl olarak tespit
edilmiş.
Yılda
buraya gelen kuş sayınsın da 3 milyonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Kuş
Cenneti Milli parkında; bütün kuş türlerinin olduğu büyük bir müze var. Ayrıca
kapalı devre kameralar ile kuşların bütün hareketleri canlı olarak izleniyor ve
ziyaretçiler de bunu müzedeki dev ekranlardan görebiliyorlar.
Gözetleme kulesinden dürbünlerle kuşların
hareketlerini izleyebiliyorsunuz. Kuşların buradaki mevsimi de Mayıs, Haziran,
Temmuz, Ağustos ayları oluyor.
Her
yıl 67 ülkeden 80-90 bin civarında turist burayı ziyarete geliyormuş.
Keşifin Yorumu
Editör A Kadir Demircan
Bu
parkı Keşif ekibi olarak gezip gördük, inceledik ve bilgiler aldık. Özellikle parkın görevlilerini tebrik
ediyoruz. Bizimle çok yakından ilgilendiler, her taleplerimize severek,
içtenlikle cevap verdiler. Memur zihniyetini bu parkta göremedik. Çalışanlarını
ve idarecilerini kutluyoruz.
Kuş
Cennetini herkesin ziyaret etmesini tavsiye ediyoruz. Oradaki tabiat alemini,
kuşlar dünyasını, doğal hayatı ve Allah’ın yaratılış gerçeğini damarlarınıza
kadar yaşıyorsunuz. Bir akıl sahibi kişi
için, onları izleyip te inkârcı veya inançsız olmak için deli olmak lazım.
Farklı
bir dünyaya giriyorsunuz, çıkmak istemiyorsunuz, doyamıyorsunuz izlemeye,
hayran kalmaya. Hayret üstüne hayretler yaşıyorsunuz. Kuşların her birisi ve
her bir hareketleri birer mucize niteliğinde.
İzle,
anla, düşün, tefekkür et. Adeta dinleniyorsun, arınıyorsun, psiko terapiden
çıkmış gibi oluyorsun.
Kuş
Cenentinin internet sitesini yapmayı unutmuşlar herhalde. Yollarda tanıtım
tabelaları yok denecek kadar az ve eskimiş vaziyette. Balıkesirin bütün
bölgelerine “Kuş Cennetine Gidilir” tabelaları asılmalı. Kuş cennetinin yanına
insanlar için de dinlenme ve piknik
yerleri yapılmalı.
Keşif / Tefekkür İklimi
Son Yolculuğa Uğurlama
Töreni
Basri Yılmaz
Amcayı Topluca Uğurladık
Ölüm. Hepimiz için mukadder olan bir
yolculuk için hazırlık yapmalıyız. Son yolculuğumuza uğurlamak için bizim için
de gelenler, mezarımızı kazanlar, mezara koyanlar ve üzerimizi toprakla
örtenler ve mezarımız başında okuyanlar, ağlayanlar, göz yaşı dökenler olacak. Tıpkı bizim Basri Yılmaz amcaya
yaptığımız gibi.
Gönen’in Çallıca köyünden Basri Yılmaz
amca, uzun süredir ağır hastaydı ve artık doktorlar ile ailesi ümidini kesmiş,
son vazifelerini yapmanın telaşı içindeydiler. Bir gün geldi, Basri amca hayata
veda etti. Okunan sela ile dost ve yakınlarına duyurdular. Kısa gün içinde
gelebilen geldi cenaze törenine. Mezarını kazdılar, yıkayıp yuğdular ve tabuta
koydular. Camiden çıkan cemaat evinin önüne geldiler. Topluca dua ettiler.
Sonra dört kişi, Basri amcayı, 78 yıl yaşamış olduğu evinin önünden, bir daha
dönüşü olmamak üzere, ebedi yolculuğuna çıkmak üzere omuzlayıp götürdüler.
Mezarlıkta namazı kılındı, sonra oğulları
Niyazi ve Turan yılmaz, tabuttan alıp
kucaklayıp, başı kıbleye gelecek şekilde kabire koydular. Mezar tahtalarını da
döşedikten sonra, sevenleri toprak atmaya başladılar ve tamamen gömdüler.
Mezarın üzerini ortadan çizdiler ve ibrikle su döktüler. Ardından sırayla Kuran’ı Kerim okudular, dua
ve niyazda bulundular, sonra dağılıp gittiler. Basri amcanın, dayıoğlu Hasan
Çiftçi, telkin işlemini gerçekleştirdikten sonra o da mezarlıktan ayrıldı.
Artık Bari amca mezarlıkta, kabrinde yalnız başına kalmıştı. Ahiret hayatı
başlamıştı. Akşamı ise sorgu melekleri görevlerini yapacaklardı. Buradan sonrasını
artık, dünyadan bilen olmayacak. Orası Basri amcayla, görevli meleklerin ve
yaratıcının bilgisinde.
Ölümden kurtuluş yoktur, ölüm her
an sizi yakalayabilir. Ölüme her an hazırlıklı bulunun.
Ölüm son
değildir, yeni bir başlangıçtır. Güzel takva sahipleri ve gerçek müminler
ölümden korkmazlar. Onlar için ölüm her an gündemdedir. Dünyada ölümsüz hiçbir
canlı yoktur. Kimse; kaç yaşında, kaç yıl sonra, hangi sene, kaç saat, kaç
dakika ve kaç saniye sonra öleceğini bilemez, o her an gelip çatabilir. Ne
zaman çıkılacağı belli olmayan bir yolculuk için her an teyakkuz halinde
olmamız gerekmez mi.
Ankebût
57:”Her
nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz...”
Nisâ
78:”Her
nerede olursanız ölüm size erişir; velev ki, tahkim edilmiş yüksek kalelerde
bulunun.”
Cum’a
8: ”De ki;
kendisinden o kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size kavuşacaktır. Sonra
hem gizli, hem aşikarı bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, o size neler yaptığınızı haber
verecektir.”
Ahzâb 16:”Ey Muhammet! De ki: “Eğer
ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda
vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”
İnsan uyuyup
uyandırıldığı gibi, ölüp yeniden diriltilecektir.
En’âm 60:”O’dur ki, sizleri geceleyin
uyutarak ölü gibi yapıyor, gündüz de yaptığınız işleri biliyor. Sonra takdir
edilen ömür tamamlansın Muhammed 27: ”O
halde, melekler onların (kafir ve münafıkların) yüzlerine ve arkalarına vura
vura canlarını alırlarken nasıl hareket edecekler”.
Nâhl
32:”Takva
sahipleri (müminler) o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat
oldukları halde alırlar. Selam size. Yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı
olarak girin cennete...derler”.
diye, sizi gündüz uyandırıyor...”
Ölümden ve öldürülmekten, tehlikeden,
eza ve cefadan kaçamazsınız.
Ahzâb 16:”Ey Muhammed! de ki: kaçmak
size fayda vermeyecektir. Kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”
Keşifin Yorumu
Editör A Kadir Demircan
Bu habere ve manzaraya ne yorum olabilir ki. Haberi de, yorumu da
içinde. Anlayanlara sivrisinek saz,
anlamayanlara davul zurna az. Hesaba çekilmeden önce kendimiz hesaba
çekebiliyor muyuz? Bu dünyada misafir olduğumuzun ve bize ait hiçbir şeyin
olmadığının farkında mıyız değilmiyiz.
Bulunduğumuz makam, mevki, şöhret bizi
sarhoş etmiş, kendimizden geçirmiş, şımartmış ve ölümü unutturmuş mu yoksa her
şeyin farkında, bilincinde miyiz.
Keşif / Aktüalite
Sosyalita
Gönen İmam Hatip
Mezunları 11. Defa Buluştu
Mezunlar Gününe
400 kişi katıldı
Gönen İmam Hatip Lisesi 11. nci Mezunlar
Günü kutlamasını 9 Temmuz Pazar günü İmam Hatip Lisesi bahçesinde 400 kişinin
katılımıyla gerçekleştirdi.
Mezunlar gününe; okulun eski müdürleri
ve öğretmenleri ile okuldan mezun olanlar, okulda okumuş olanlar, kendini fahri
İmam Hatipli görenler ile mezunların yakınları katıldı.
Kuran-ı Kerim açılışı ve İstiklal
Marşının okunmasıyla başlayan toplantı da okulun ilk mezunu ve aynı zamanda
müdürü de olan Metin Erbay açılış konuşması yaptı.
Mezunlar günü programında katılımcılara
ikramlarda bulunuldu. Mezunlar doyasıya sohbet ederek eski günlerini yad
ettiler.
Gönen İmam Hatip Lisesi 1977 yılında 55
öğrenci ile açılmış, 1985 yılında da Anadolu İmam Hatip statüsüne
kavuşturulmuş.
16
Ağustos 1997 yılında dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz zamanında darbeci 28
Şubatçıların baskılarıyla, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçirilerek orta
kısımları kapatılmış ve katsayı engeliyle başka üniversiteleri kazanmaların önü
kesilmişti.
İmam Hatip Okulları ilk defa1924 yılında
açılmış, 1930 da yeniden kapatılmıştı.1951 yılında 7 ilde orta kısmı 3, lise
kısmı 4 yıl olan 7 yıllık İmam Hatip okulu açılmış ve 1958 yılına ilk
mezunlarını vermişti. İlk mezunları çok iyi yetişen İmam hatipleri halk çok beğenmiş
ve daha sonra 1973 yılında bu okulların sayıları 150 ye çıkarılmıştı.
İmam
Hatip Okulları üzerinde birçok entrikalar ve baskılar denenmiş ve hiç birinde
başarılı olunamamış, halk bu baskılar karşısında bu okulları daha çok
sahiplenmiştir.
Hala İHL mezunları askeri okullara
anlaşılamayan sebeplerden dolayı alınmamaktadır.
Yüksek Öğretim Kurumunca 21. Temmuz 2009
dalınan bir karar ile Üniversitelerdeki kat sayı engelini de kaldırarak tekrar
bu okulların önü açılmıştır.
Keşifin Yorumu
Editör A Kadir Demircan
İmam Hatipli Olmak ayrıcalıklıdır. İmam
Hatip mezunları veya İmam Hatip Lisesinde bir dönem dahi okumuş olan bir kişi,
hayatın her döneminde farklılığını gösterebilmektedir. Yakalanan teröristler,
PKK lılar, adam öldürenler, soyguncular, vurguncular, içkiciler içerisinde İmam
Hatip Menşeli birisine rastlamanız neredeyse mümkün değildir. Tabiî ki
istisnalar olacaktır, bir sepet yumurtadan bir tane çürük çıkacaktır. Ancak
aslolan gerçek, istisnalar kaideyi bozmaz gerçeğidir.
Ancak şu da bir gerçektir ki, son
dönemlerde İmam Hatip Liseleri de yozlaşmayla yüz yüze kalmıştır. Bu
yozlaşmanın önüne geçilmeli, İmam Hatipler yakın tarihteki gerçek misyonuna
yeniden ve hızla büründürülmelidir.
Bunu, 1984 yılında İmam Hatipten Mezun olmuş ve
1995 de İmam Hatip Rehberi isimli kitabı Türkiye’de ilk ve tek olarak
yazmış ve yayınlamış birsi olarak,
samimi duygularımla söylüyorum. 1984 deki İmam Hatiplilik çizgisi ve misyonunu
şu an görememekteyim.
Keşif / Tefekkür İklimi
Gönen İlahi Gurubu Hayırlı
Olsun
Müezzin ve İmam
Hatiplerden Oluşan İlahi Gurubu Gönülleri Coşturdu
Gönen’de
görevli İmam hatip ve Müezzinlerden oluşan 5 kişilik bir ilahi gurubu kuruldu.
İlahi gurubunun adı “Gönen İlahi Gurubu” olarak belirlendi.
Gönen
Belediyesi Türk Halk ve Türk Sanat Müziği korosunun şefi Faruk Arısoy ve
ekibinin de dahil olduğu Gönen İlahi Gurubu, ilk konserini Yıldız otelde
yapılan bir cemiyet te verdi.
Birbirinden güzel parçaları
profesyonelce seslendiren ilahi gurubu dinleyenleri adeta kendinden geçirdi.
Bilindiği
üzere İlahi; Anadolu ve İslam coğrafyasında bir gelenek ve görenek olarak bürük
önem arz etmektedir.
Dünyada birçok sanatçı İslamla
şereflendikten sonra ilahi tarzı müzikler yapmaktadır. Bunun en bariz örneği
ise eski adı Cat Stevans olan islamı seçtikten sonra Yusuf İslam adını alan
sanatçıdır.
Yine
Türkiye’de Ömer Karaoğlu, Aykut Kuşkaya, Mesut Şimşek, Hüseyin Goncagül,
Abdurahman Önül, Eşref Ziya, M Emin Ay,
Erkan Mutlu başta olmak üzere yüzlerce İslami müzik sanatçısı, kasetleri ve
televizyon klipleri bulunmaktadır.
Bunların başında da Beraat TV, TVT kanalları gelmektedir.
Keşifin Yorumu
Editör A Kadir Demircan
Gönen İlahi Gurubu çok iyi bir fikir.
Ancak birinci derecede ticari amaca yönelik olarak faaliyette bulunurlarsa kısa
sürede kaybederler. Amaç dine, ilme ve insanlığa hizmet olmalı. Gönüllülük esas
alınmalı. Her programdan ticari menfaat umulursa kısa ömürlü olur. Ancak, her
yere de çağrılıp, olabilecek masrafları karşılanmaz ise bu da olmaz. Hepimiz Gönen ilahi gurubuna
sahip çıkmalıyız, yaşatmak, güçlendirmek ve daha da geliştirmek için
çalışmalıyız. Zenginlerimiz bu guruba sponsor olabilir. Ama Gönenli
zenginlerimizin bu tür oluşumlara duyarsız ve ilgisiz kaldıkları da bir gerçek.
Keşif / Tarım Vitrini
Yörük Pazarında Organik
Tarım Ürünleri İlgi Görüyor
Geleneksel Yörük Pazarı Kapalı Pazar Yerinde
Gönen Kapalı Pazaryeri kenarında bulunan
eski Yörük Pazarı üretici kadınları, bahçelerinde ürettikleri gübresiz sebze ve
meyvelerle pazarda tercih sebebi oluyorlar.
Yıllarca Gönen çarşı merkezinde, Yörük
pazarı olarak adlandırılan yerde Salı günleri pazara çıkan ve pazaryerinin yeni
yerine taşınmasıyla birlikte buraya taşınan Yörük kadınları, ürettikleri ve
pazara getirdikleri türlü sebze ve meyveleri müşterilerine satıyorlar.
Yörük pazarında satışa sunulan ürünlerin
başlıcalar: yumurta, tavuk, sarımsak, soğan, marul, maydanoz, çilek, domates,
biber, kabak, lahana, pırasa, erik, kiraz, üzüm, ahlat, kuşburnu, ada çayı
oluşturuyor.
Keşifin Yorumu Editör A Kadir Demircan
Organik
Tarımı Gönen’de köylü yörük kadınları başlatmış. Bahçelerinde yetiştirdikleri
türlü sebze ve meyveleri toplayıp pazarda satıyorlar. Çok ta müşterileri var.
Diğer sergiler bu kadınları kıskanıyorlarmış ve her fırsatta onları oradan
uzaklaştırmak için çaba harcıyorlarmış. Yani her zaman baskı altında
tutuluyorlar. Pazarın kenarında yerlerde, beton üzerinde sergiliyorlar
ürünlerini.
Ellerinden
tutan, sahip çıkan, destek veren yok. Bu kadınlara sahip çıkılırsa, organik tarımı
amatör bazda daha iyi yapabilirler. Ziraat odası böyle bir teşebbüs ve proje
olursa seve seve destek veririz diyor.
Avrupa
organik tarıma yıllar oldu geçeli. Artık kimyasal gübrelerle üretilen hormonlu
sebze ve meyveleri bilinçli Avrupalı tüketmiyor. Biraz daha fazla para ödüyor,
doğalını, katkısızını, lezzetlisini alıyor. Oysa bizdeki yörük kadınları,
pazardaki satıcılardan daha hesaplı veriyor organik ürünü.
Gönen’de
organik ürün üreticiliğine geçilesi şart. Kaymakamlık, Belediye, İlçe Tarım, Ziraat odası,
üreticiler bir araya gelip bu işi konuşmalı.
Belediyenin her türlü imkânları var, yerleri,
araçları, personeli var. Bir şirket kurar bu organik tarım işine öncülük
yapabilir. Hem belediyeye gelir sağlanmış olur. Bizden teklif. Tabiî ki bu
yazıyı okuyanları, okuduğunu başkana iletenleri ve bizi kaale alanları olursa.
Keşif / Hobi - Macera
Özkan Yeşiloğlu Arama
Kurtarma Ekibine Köpek Eğitiyor
Çok Faydalı Bir
Hobi
Kısa
adı Göndak olan Gönen Doğal Afetler Arama Kurtarma Derneğine, arama kurtarma
köpeği eğitiliyor.
Ekipte
görevli Özkan Yeşiloğlu kendisine air köpeği haftanın belirli günlerinde
Korudeğirmen köyü çamlığında eğitime tabi tutuyor.
Özkan
Yeşiloğlu yaptığı açıklamada; köpek herhangi bir deprem anında yıkıntıların
altında kalan ölü ya da yaralı insan başta olmak üzere her türlü canlıyı koku
alma duyusuyla arayıp bulacak şekilde yetişiyor. Düzenli olarak eğitime tabi
tutuyoruz. Herhangi bir afet anında hemen göreve hazırız. “ dedi.
Keşifin Yorumu
Editör A Kadir Demircan
Güzel
bir hobi ve iş. İnsanlığa faydalı olmak için ne gerekiyorsa onu hizmet veya
hobi amacıyla yapmak gerekli. Yeşiloğlu da onu yapıyor. Göndak ekibi zaten
aktif insanlardan oluşuyor. Bu aktivite ve hobilerini iyi ve insanlığa faydalı
alanlarda kullanmaları çok çok isabetli. Kimi insanlarında hobileri okey
oynamaktır. Hiç kimseye faydası olmaz, zamanlarını öldürerek hem kendilerine
hem de topluma dolaylı olarak zarar vermiş olurlar.
Göndak
için bir tane köpek yetersin, başka gönüllülerin de çıkması lazım.
Koçbayır Köyünde Altyapı
Çalışmaları
Koçbayır Köyünün Alt yapısı baştan sona
yenileniyor. Köy Muhtarı Hasan Aydın;
köy halkını da arkasına alarak başlattığı çalışmalarda, köyün
kanalizasyon hatlarını yeniliyor.
Aynı
zamanda köy içi yolarlın tamamını da parke taşıyla kaplatıyor.
Her
yıl geleneksel olarak Ağustos ayında şenlik ve konser düzenleyen, derneği ve
internet sitesi olan köyün nüfuzu 150 kişi. Yaz aylarında bu rakamın 300 ü
bulduğu ve köyde prefabrik ev sayılarının da
gün geçtikçe arttığı söyleniyor.
Dernek
ile uyumlu çalıştıklarını söyleyen köy muhtarı, ayrıca dışarıda yaşayan
köylülerimiz köyün her türlü eksiğinin giderilmesinde muhtarlığa maddi olarak
katkı sağlıyor. Köyümüzün muhtarlık binası eksik, birde gölet projemiz var onu
da halletmek istiyoruz dedi.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Köy
muhtarı Hasan Aydını tebrik ederiz. Genç, dinamik, başarılı ve çalışkan.
Kişilerle iletişimi çok iyi. İstiyor, ısrar ediyor ve alıyor. Pısırık ve
devamlı halinden şikâyetçi olan bir köy muhtarı değil. Bulunduğu makamı boşuna
işgal etmiyor. Diğer muhtarlarımızın da örnek almalarını tavsiye ederiz.
Kendisine başarılar ve kolaylıklar dileriz.
Denizkent Sahili Bodrum
Olmaya Aday
Denizkent sahil turizmi denince akla
Denizkent gelmeli.
Marmara denizinde, Gönen’e
İlk yazlıkların yapımına 1966 yılında
başlamış ve hale devam ediyor. Denizkent Türkiye’de kaz dağlarından sonra
havasının en temiz olduğu bir bölge olarak biliniyor. Bir doktor, astım
hastanesi yapmak istemiş ancak resmi makamların engel çıkarmasıyla vazgeçmiş.
Ülke genelinden yüzlerce kişi doktor
tavsiyesiyle buraya geliyor ve tamamen yerleşiyor. Yaz kış burada kalanlar var.
Havası, suyu temiz, sessiz, sakin,
dağların eteğinde bir yer. Etrafında tepeler,
tarım arazileri, meyve ve sebze bahçeleri, ormanlar ve köyler var.
Altyapısı tamamlanmış. Ancak belediyenin yapması gereken çok iş var
daha. Burası ne köy, ne kasaba, ne belde, ne de mahalle. Gönen’in Altay
mahallesine bağlı olarak hizmet alıyor. Ancak yaz döneminde nüfusu 6-7 bin’i
buluyor. Kışın da bin’in üzerinde burada yaşayan nüfus var. Yeni bir statüye ve
hizmete kavuşturulması lazım. Bütün alt ve üst yapı çalışmaları tamamlandıktan
sonra belediye teşkilatına kavuşturulmalı. Çünkü jandarması, Camisi her şeyi
var.
Tıpkı Altınoluk gibi bir tatil beldesi.
Oranın belediye teşkilatı var, yerinde hizmet alıyor. Burası da aynı statüye
kavuşturulmalı.
Gerekli çalışmaların bitirilerek buranın
çok geniş kapsamlı bir tanıtım ve reklâmının yapılması gerekli. Ülke insanının yaz tatillerini burada
geçirmesi sağlanmalı.
Buranın internet sitesi ve tanıtım
broşürleri eksik. Derneği var çok
aktif gözükmüyor. Belediye ile sivil toplum kuruluşları derhal buranın üzerinde
yoğunlaşmalı ve bu bölgenin turizm potansiyeli arttırılmalı.
Denizkent, Marmaris ve Bodrumdan
aslında çok daha iyi bir düzeyde. 1960
yıllarda burası Türkiye çapında zengin ve sosyetelerin tatil yaptıkları çok
önemli bir tatil bölgesiymiş. Marmaris
ve Bodrum buradan sonra icat olmuş.
Bütün yönleri ve özellikleriyle iyi
bir kıyaslama yapılırsa burasının, Marmaris ve Bodrumu üçe, dörde katlayacağı
kesindir.
Edinilen bilgilere göre; buraya iskele
yapılacak, imar ve şebeke suyu problemleri çözülüyor, balıkçı barınağı ve
mendirek yapılacak, Avşa ve Marmara adalarına ulaşım sağlanacak.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Denizkent gerçekten bakir bir bölge. Hep
ihmal edilmiş. Site yönetimiyle çalışan özel bir yerleşim ve yönetim birimi
var. Buradaki evler, villalar, sokak ve caddeler çok çok daha güzel. Tabiî ki
her yeri aynı değil. Biz isteriz ki her tarafı güzel ve eksiksiz olsun.
Dışarıdan gelen günlükçülerin konaklayacakları bir pansiyon, oda ve ev gibi
hizmet birimleri yok. Gönen
Belediyesinin alt yapı çalışmaları ağır işliyor. Halk ta her şeyi belediyeden
bekliyor, yanlışın biride bu.
Denzikent’e insanları çağırmadan önce
eksikliklerin giderilmesi şart. Burası turizme kazandırılırsa Gönen çok
kazançlı çıkacak. En az iki bin kişi buradan ekmek yiyebilir.
Çimento fabrikası yapmayı bırakalım da,
Denizkent’e turizm fabrikası yapalım. Bacasız fabrika ne güzel olur.
Yıllardır Denizkent hep ihmal edilmiş.
Belde teşkilatına kavuşturulup, belediye kurulursa çok iyi hizmet alacağı
şüphesiz görünüyor.
Manda Nesli Tükenmek
Üzere
Keşif/Üretim
Gönen’in Bostancı köyünde beş üretici
manda neslini korumak için mücadele veriyor.
Manda, diğer adıyla Camız. Sayıları ülke genelinde 1982 yılında
bir milyon iken, 2007 yılında 104.000 ‘e gerileyerek büyük bir düşüş yaşayan bu
sığırının nesli tükenmek üzere. Yetkililerin, üreticilerin ve
müteşebbislerin bir an önce harekete
geçmesi gerekmektedir.
Balıkesir’e bağlı Gönen’in, Bostancı
köyünde Arnavutluk göçmeni beş ailede 300 manda bulunuyor. Manda sıcağı ve
soğuğu sevmiyor. 30 derece sıcaklığın üzerinde ve eksi 5 derece soğuğun altında
yaşayamıyor. Yaz günlerinde sürekli günde
5-10 defa azmağa girmek zorunda kalıyor. Ana vatanlarının Afrika, Çin,
Hindistan ve Mezopotamya olan bu hayvanların yabanileriyle birlikte 75 çeşidi
bulunuyor.
Sütü, eti ve derisinden
yararlanılıyor. Sütü inek sütüne oranla biraz pahalı ancak kilo verimi daha
düşük. Bakımı biraz meşakkatli. İnek sütünden iki kat daha yağlı, sütteki
kolostrol oranı çok düşük. Etinden çok
kaliteli sucuk elde ediliyor ve sucuk yapımında hammadde olarak kullanılıyor.
Sütü bir çok hastalığa şifa kaynağı.
Bakıcılarıyla
konuştuğumuzda, bu işi, Arnavutluk Üsküp’teki atalarından hatıra olarak, kültür
amaçlı devam ettirdiklerini, ekonomik bir artısı olmadığını belirtiyorlar.
Köye
Türkiye nin her yerinden Mandaları görmek ve Fotograf çekmek için gelenlerin
olduğunu söylüyorlar. Ancak hiçbir devlet, kurum ve kuruluş yetkilisi ziyaret
etmemiş, kendileriyle ilgilenmemiş.
Üretmek isteyen olursa damızlık
desteği başta olmak üzere her türlü desteği vermeye hazır olduklarını
belirtiyorlar.
Keşifin Yorumu: Yolunuz Gönen’e düşerse bu köyü ve hayvanları ziyaret edin.
Çok müthiş ve mübarek hayvanlar. Bu hayvanlar da insanlık için yaratılmış.
İnsanlara çok faydalı hayvanlar. Günümüz dünyasında maddeciliği ön planda tutan
zihniyet bütün doğal dengeyi bozduğu gibi insanlığa faydalı birçok hayvan
neslinin de yok olmasını hızlandırmış. İlgilileri, yetkilileri, üreticileri,
yatırımcıları manda neslinin korunması ve geliştirilmesiyle ilgili göreve davet
ediyorum. Melih Aytekin isimli bir girişimcimiz Denizkent bölgesinde 500 başlık
bir Manda çiftliği kurmaya hazırlanıyormuş. Kendisini destekliyoruz, ilgili
birim ve kişilerinde bu arkadaşımıza her türlü desteği vermelerini tavsiye
ediyorum. Bizde keşif TV ekibi olarak her türlü bilgi, iletişim ve tanıtım için
hazırız. Bizi aşağıdaki irtibat telefonlarından ararsanız, gerekli koordinasyon
ve elimizdeki bilgileri paylaşmaya hazırız.
Montaj: A
Kadir Demircan
Genel
Koordinatör: Hasan Bacakoğlu
Kameraman:
Fevziye Demircan
Teknik Danışmanlar:Onur Kınık, Emrah Çakıcı,
Program
Danışmanları: Mahmut Çayır Hüsamettin Kurt, İsmet Yavaş, Sezai Çiçek, Ayhan
Yalçınkaya
Program
Süresi:60 dakika
Yayın / Uydu Yayını
Kaçkar TV, Video Yayını: Youtube, Dailymotion İnternet TV:Keşif TV, Gönen TV
Program
Süresi / 50 Dk
Reklâm
Koordinatörleri / Fahir Arma - Ö Bayram Eroğlu - Ali BODUR
Buğday Hasadı Yapıldı.
Üretici zararda olduğunu söyledi
Çiftçi Yaptığı Masrafı
Çıkaramıyor
Keşif/Üretim
Buğday üreticisi Levent Filiz arazilerinde
Nohut ve maydanoz üreticiliği de yaptığını söyleyerek adeta girdi fiyatlarına
isyan ediyor.
Balıkesir ili Gönen ilçesinin Havutça
köyünde tarlasında, işçileriyle birlikte çalışırken ziyaret ettiğimiz üretici
Levent Filiz keşif ekibine özel demeç
verdi.
Levent Filiz Yaptığı açıklamada; “
Altmış dönüm buğday ektim, aynı zamanda maydanoz ve nohut üretimi de yapıyorum.
Bütün iş makinelerim mevcut olup yanımda 12 tane de işçi çalıştırıyorum. Mazot
çok pahalı, ip ve tel de pahalı. Gübrenin çuvalı 70 tl. Buğday hasadı yaptık,
kilosu 350- 400 kuruştan yani bir bardak çay fiyatına gidiyor. Elde ettiğimiz ürünle masraflarımızı
çıkaramıyoruz. Üreticinin hali gün geçtikçe zorlaşıyor ve içinden çıkılmaz hale
geliyor. Bir şeyler yapılmalı” dedi.
Keşifin Yorumu:
Levent Filiz’i tarlasında ziyaret eden
bizden başka hiç bir basın- yayın, sivil toplum kuruluşu, devlet kuruluşu
olmamış. Çünkü onlar Pazar günü tatildeler. Ama Levent Filiz, 12 işçisiyle Pazar
günü de çalışıyor. Yani çiftçinin pazarı ve tatili yok. Garantisi de yok.
Sorunlarına laftan başka çözüm getirende yok.
Ancak bir de gerçek olarak şu
var. Genelde çiftçiler de sorunu hep
başkalarında ararlar, devleti, hükümeti suçlarlar. Kendilerine bakmazlar,
üzerlerine toz kondurmazlar. Bütün işlerini karanbole yani hesapsız yaparlar.
Kayıt tutmazlar, çok araştırıp sormazlar, alternatif araştırmalar yapmazlar.
Birbirlerini destekleme yerine kıskanırlar. Ferdi hareket ederler. Bir araya
gelerek, şirketleşme, büyük işler yapma çabasına girmezler. Küçük olsun benim
olsun hesabındadırlar. Yeniliklere ve bilgiye kapalıdırlar. Her şeyi
kendilerinin daha iyi bildiğini iddia ederler. Geri kalma, ilerleyememe işte bu
yüzdendir. Çokbilmişlik, kısa yoldan köşe dönme hayali bu onları aynı noktada
tutmaktadır. Tabiî ki, hepsi böyle
değildir. Levent kardeşmiz de böyle olmayanlardan. Örnek ve önder
üreticilerimizin de sayıları gün geçtikçe artmaktadır. Biz de keşif ekibi
olarak, örnek ve önder üreticilerimizi destekliyoruz, kutluyoruz ve hep
yanlarındayız. Bizi günün yirmi dört saati arayabilirler. Kameralarımız ve
programlarımız onlara açık. Tarlalarına kadar Pazar günleri dahi geliriz. Hiç
şüpheleri olmasın. Keşif üretici dostu bir televizyon programıdır.
Keşif / Bilim - Teknoloji - Kalkınma
At Çiftliğinde
Binicilik Eğitimleri
Yarış Atları
Harasında Amatörlere Binicilik Eğitimi
Gönen’in turizm merkezi durumundaki
Dilmaç At Çiftliği, amatörlere yönelik olarak verdiği binicilik derslerinde bölgede
bir ilke imza attı.
Yarış atlarının eğitim ve bakımlarının
yapıldığı Dilmaç Çiftliği, yaz kış ziyaretçilerini de ağırlayarak, ilçenin
turizm potansiyeline büyük katkılar sağlıyor.
Gönen’in
Balya yolu üzerinde 2. kilometresinde bulunan çiftlikte yarış atlar ve midilli
atlarının eğitimleri yapılıyor. Geniş bir alana yayılı çiftlikte, ayrıca at
yarışları pisti de bulunuyor.
Çiftlikte; Midilli atları, Poni,
Afringel atı, safkan Arap atı, safkan İngiliz atı bulunuyor.
Binicilik
Federasyonuna bağlı olan çiftlik düz koşular ve yüksek atlamalar için at
yetiştiriciliği ve eğitimi yapıyor.
Keşifin Yorumu Editör A
Kadir Demircan
Dilmaç çiftliğinin sahibi Fahri Dilmaç,
aynı zamanda hayırsever bir iş adamı olarak da biliniyor. Memleketini seven ve
memleketine yatırım yapan böyle insanların sayılarının artmasını temenni
ediyoruz. At çiftliğindeki Engelli Atlama
binicilik hocası Cüneyt Yanık çok başarılı ve halkla ilişkileri iyi olan
bir arkadaşımız.