0266.7626793 Keşif 05366062730   Gönen Notlarım 

A Kadir Demircan

 

Gönen Sohbetleri 

Vakit TV Mutlaka Lazım

          Cumartesi günü Vakit Gazetesi okuyucu mektupları köşesinde bir yazı gördüm. Yazıda Vakit TV İstiyoruz diyordu bir okuyucumuz. Birden heyecanlandım, irkildim ve düşündüm. Bu yazıyı yazmayı önce ben niye akıl etmedim dedim kendi kendime. Evet bu yazıyı önce ben yazmalıydım ve Vakit TV mutlaka kurulmalı demeliydim. Olsun zararı yok, geç kalmış değilim şimdi diyorum. Sanırım Vakit gazetesi 1993 lü yıllarda yayın hayatına başladı. O zamana kadar Zaman abonesiydim, Vakit kurulduktan sonra Vakite abone oldum, o gün bu gündür aboneyim, alıyorum, okuyorum. Yahu bir gazete bu kadar mı istikrarlı, düzgün, dürüst, ilkeli olur. 16 yıldır vakiti okuyorum, her sayısında acaba bu gün hangi putları devirdiler, nereyi salladılar, nereye dokundular diye heyecan, merak ve büyük bir zevkle okuyorum. Hele son dönemde Haber Vaktim diye bir site kurdular, ne hizmetler yapıldı o site ile de. Türkiye  demokrasi ve insan haklarındaki  büyük kabuk değiştirme rotasını ve son zamanlardaki devam eden kimsenin dahi hayal edemeyeceği reformları ve değişim sürecini Vakit ve Taraf gazeteleriyle yakalamadı mı. İşte Vakit gazetesine bu ülke çok şey borçlu. Şimdi düşünüyorum da Vakit TV olsa nasıl olur acaba diye. Kanal 7, STV ve Haber Türk televizyonlarını izliyorum ama artık onlarda kesmiyor beni. Vakitten aldığım haber tadını hiçbir gazeteden alamadığım gibi, sanki Vakit TV kurulsa çook zevk alacağım, artık beni de kesen bir televizyon olacak.

 Şu yerel kanallardan bıktım  nefret ettim artık. Rütük bunlara bir şekilde bir çare bulmalı. Hangi kanalı hangi saatte açarsam açayım reklâm, tanıtıcı reklâm, reklâm programı. Adamlar şifalı bitkilerden ne karışımlar yapmışlar, erkeklere ayrı, kadınlara ayrı ilaçlar, gereçler, şifalı bitki fetvaları gırla gidiyor. Yahu bu reklâmlara bir bakın bakalım, ailenizle, çoluk çocuğunuzla, eşiniz dostunuzla, misafirlerinizle yüzünüz kızarmadan, utanmadan izleyebilecek misiniz. Ben izleyemiyorum. Şifalı bitki reklâmları ve fetvaları başlayınca kanal değiştiriyorum.  Bundan sonrada yanlışlıkla çoluk çocuk izlemesin diye, televizyoncuya götürüp bu kanalları müstehcen kanallar listesine dahil ettirip kaldırtacağım. Rezaletin böylesi görülmedi.

Bir de şüphelenmeye başladım artık. Bu reklâmı yapılan ve çok satıldığı anlaşılan mutlululuk bitkilerini kimler ve hangi gayri meşru amaçları için kullanıyor acaba. Gerçekten aileler mi kullanıyor, yoksa başka işlerde ve yerlerde demi mi kullanılıyor. Bir araştırma yapılması lazım diye düşünüyorum.

    Keşif isminde Belgesel Haber Bilim Araştırma diye bir program yapıyorum ve 2500 tane  programı 16 internet televizyonu ile 20  tane video kanalında paylaşıma sundum. İnanın 20 tane televizyona teklifte bulundum, şu programları size yapayım. Her şeyi benden, para pul, masraf istemiyorum dedim. Hiç birinden cevap bile alamadım. Şu rezalete bak. Televizyonlarda doğru düzgün hiçbir program yok, buna rağmen program da kabul etmiyorlar. Kimisi cevap bile vermezken, kimisi de aylık olarak 3 -4-5 milyar üste para vermemi istediler. Bir iki televizyonda 3-4 ay 1.000 TL ye yayınlattım, sonra aylık 5.000 lira istediler veremeyince de bırakmak zorunda kaldım. Sonra öğnendim ki,  o televizyona şifalı bitki pazarlayan bir şirket aylık 8 bin TL ye reklâm vermiş. Tabiî ki ayda 8 bin TL reklâmı görünce, benim bilim araştırma programını gözleri görmedi, bendende program için beş bin TL istediler.

    Anladımki mevcut kanallarda doğru düzgün bir program çıkmayacak. Çoğu kanalların da  zaten birer de hocaları var, onlardan sıra gelmiyor. Tek ümidim, Vakit TV kurulur da bu hasretim sona erer. Ülkemiz hizmet görür. Daha fazla put devrilir, daha hızlı değişim yaşanır. Elhamdülillah Vakit Gazetesine verdiğimiz destek gibi bu televizyona da destek veririz.  Böyle bir televizyon kurulursa, zaten 44 yaşında yeni emekliyim maddi sıkıntım yok,  buradan söz veriyorum  Vakit TV de Bedava çalışmaya ve Keşif Programını da artı olarak yapmaya hazırım. Şunu da söylemek isterim, iyi bir televizyoncu sayılırım. 3 tane sineme televizyonla ilgili kitabım, 2500 tane yaptığım ve yayınladığım programım var. Buna rağmen beni kabul eden bir televizyon bulamadım. Merak edenler  http://livestream.com/kesiftv  adresinden programlarımı izleyebilirler.
      Vakit TV nin kurulması için her şeyin var olduğuna, yani un, şeker, yağ var sadece helva yapılacak. Helva yapılması ümidiyle.

A. Kadir Demircan Gönen Balıkesir 05366062730

Makamlar, tahtlar ve koltuk sevdalıları

Fahir Arma

Efendim; insanların makam ve mevki kapma yarışında kıyasıya mücadele yapmalarını nasıl değerlendirirsiniz. Günümüzün insan karakterleri üzerinde görüşleriniz nelerdir.

A.K.Demircan: 

           Bu soru ve konu çok güzel seçilmiş bir konu. Özellikle eğitim ve insan amaçlı bir konu ve soru seçimi için tebrik ederim.

         Bir türkü var çok meşhur, “ Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni, doğru olsam ok gibi tefe koyarlar beni “ diye.  Bu türküyü çok tutarım ve hep söylerim. Sanki benim için yazılmış ve söylenmiş.  Mükemmel bir türkü.  Hayatım boyunca hep ok gibi olmak ve tefe koyulmak istedim. Ok gibi olanlar, tefe koymazlar insanı, ya kimler koyarlar, yay gibi olanlar, yani eğri, büğrü, yamuk ve yanlış olanlar tefe koyarlar.

          Hayatımda tecrübe edinmişimdir, doğru adamlarla hiçbir problemim ve sıkıntım olmamıştır. Hep yamuklarla, yanlışlarla, yay gibi eğri olanlarla sıkıntım olmuştur.

           Ben çok açık sözlüyüm. Fikrimle zikrim, suretimle siretim birdir. Müslüman olmanın gereği budur. Hiçbir ince hesap yapmam, çıkar ve menfaat takibim asla söz konusu olmaz. Hiçbir makam mevki beklentimde yoktur.  Bu güne kadar belediye başkanlığı dahil onlarca idarecilik, yöneticilik ve çeşitli üst düzey görevler teklif edilmesine rağmen hiç birini kabul etmeme başarısını göstermiş birisi olarak söylüyorum. Ben sadece özgür, müstakil, bağımsız, bağlantısız, serbest hareket, fikir ve düşünce insanı olmayı tercih etmişim. Böyle daha mutluyum. Çıkar çevrelerinden fikirlerime fazla itibar eden olmasa da, benden hoşlanmasalar da ben görüşlerimi açıklamaya devam ediyorum. Bana baskı yapamıyorlar, çünkü yapanları yedi düvele şikâyet ve ilan ediyorum, böylece rezil kepaze oluyorlar ve belli zaman sonra bulundukları mevkilerden inişe geçmeye başlıyorlar.

           Yani kendi güçleriyle değil de, başkalarının getirmesiyle zirveye gelenler, belli zaman sonra kendilerini Saddam gibi görmeye başlıyorlar, alçak dağları ben yarattım demeye başlıyorlar. Tabiî ki sağa sola talimat vermeye, hizaya getirmeye, herkese kendini dinletmeye çalışıyorlar. Sonra bir bakıyorsun tepetaklak gitmişler, selam verecek sinek bile bulamıyorlar etrafında.

       Ben her zaman şunu söylerim, koltuktan, attan, eşekten, minareden, daldan düş amaaa, asla gönülerden düşme.

       Gönüllerden düşmek,  koltuktan düşmeye benzemez. Ben diyorum ki benim makamım, saltanatım, övüncüm, kıvancım, gönüller fethetmek, gönüller kazanmak, gönüller tahtında kalmak. Hep iyilik yapmak ve yine hep iyilik yapmak.  Doğruyu söylemek, doğrularla beraber olmak, eğilmemek, bükülmemek, kıvırmamak.

      Şimdilik Gönen’de yaşadığım için, Gönen’den örnek vereyim.  Zamanında, Gönen’de, alçak dağları ben yarattım diyenler, eğer Gönen’e iyilik yapılacaksa biz yaparız, kötülük yapılacak sa da  onu da biz yaparız diyen kimseler vardı. Astıkları astık, kestikleri kestik, sürdükleri sürdüktü. İnsanları dudaklarının ucuyla alıyorlar, sürüyorlar, atıyorlar, iş veriyorlar,  işten kovuyorlar, fırçalıyorlar, tehdit ediyorlar, çok kolayca insanların iş, ekmek ve onurlarıyla oynayabilen güya makam ve güç sahibi insan müsveddeleri ve yandaşları görüldü.

       Allah onları tepetaklak ediverdi, koltuklarından da, gönüllerden de düşürüverdi. İşte Allah’u teala öyle güç ve kudret sahibi ki, onların cezalarını daha dünyada iken, sıcağı sıcağına veriverdi.  Tabiî ki, hesap gününde ise yakasına yapışacaklar sıraya geçecekler.

      Allah hepimize, dünyada iken, makam, mevki, güç, kudret ve imkân sahibiyken, herkese iyilik yapmayı, güzel ameller işlemeyi nasip etsin.

             Kendi beceri, başarı ve emekleriyle değil de birileri tarafından bir makama getirilenler yine birileri tarafından zamanı gelince indirilir ve kâğıt mendir gibi atılırlar. Herkes hak ettiği yere gelmeli, getirilmeli.  Hak etmediği ve layık olmadığı yere ve göreve gelmek için gayret etmemeli.

            Ünlü düşünür Licon’un bir sözü vardır; “ Bir adamı denemek istiyorsanız onu bir makama getirin” der. Bir insan gerçek karakterini, alttayken değil zirvedeyken belli eder.

            Bir işi de layık ve ehli olmayana vermek, halka zulüm demektir. Dolayısıyla hepimiz, kendimizden ve birbirimizden sorumluyuz. Göreve getirdiklerimizden, yetki ve rıza verdiklerimizden hesaba çekileceğiz ve hesap vereceğiz.

           Bir toplum, layık olduğu şekilde yönetilir.  Hepimiz, duyarlı, ilgili, bilgili ve sorumlu olmalıyız. Ferdiyetçi değil cemiyetçi olmalıyız. Kendi şahsi çıkarlarımız için değil, toplum çıkarları için gayret göstermeliyiz. Birbirimizin hakkına ve hukukuna azami riayet etmeliyiz ki, cemiyetimiz güçlensin.

         Ben diyorum ki;  koltuklarında değil, gönüllerde taht kuracak insanları bulmalıyız, olmalıyız, desteklemeliyiz. Ben olacağım diye ortaya atılanları, insanları kandırmaya çalışanları, makam ve mevkileri ele geçirmek için her yola başvuranları değil, o işi en iyi şekilde yapacak, ehil ve layık olanları aramalıyız,  bulmalıyız ve desteklemeliyiz.  Her şey için ve her yerde bunu yapmalıyız.

        Eğilmeden, bükülmeden, korkmadan, kaçmadan kalabilir ve dik durabilirsek, doğruları söyleyebilirsek, karşılıksız ve gönüllü olarak bir şeyler yapmayı becerebilirsek, birbirimizi sevebilirsek biliniz ki, bu günümüz ve yarınlarımız daha aydınlık ve huzurlu olacaktır.

Ergenekon Operasyonları ve Yerli Münafıklar

Fahir Arma

    Kadir bey, bir yıldır ülkemizin gündemini meşgul eden Ergenekon Terör Örgütü operasyonları ile bu örgütün durumu hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilirmiyim?

A.K Demircan: 

          Öncelikle baştan şunu iyi tespit etmemiz lazımdır.  Ergenekon Terör örgütü denilen şey bir yahudi oyunudur, kuruluşudur. Yahudilerin ve onlara uşaklık eden masonlar tarafından kurulan ve yönetilen bir ahtapottur, çetedir, derin devlettir, galadyodur, faili meçhul cinayetler yumağıdır Ergenekon.

          Ergenekon Türkiye’de Yahudinin kurduğu bir teşkilattır, projedir. Yahudiler ve İsrail terör devleti aleyhine olan her türlü teşekkürleri ve hükümetleri bu organizasyon ile bertaraf etmek için kurulmuştur, desteklenmektedir. .

          Açıkça görüyorsunuz işte, yakalananların hiç birinin yüzünde meymenet var mı, nur varmı, yüzlerinde secde izleri varmı. Ben hep dikkat ederim. Kuranı kerimde bir ayet vardır, onların yani Müslümanların yüzlerinde secde ve merhamet izleri vardır buyrulmaktadır. Dikkatlice baktım hiç birinin yüzünde zerre kadar nur, secde izi, merhamet göstergesi göremedim.

         Merhamet ve secde izi olsa,  o kadar insanları faili meçhul olarak acımadan nasıl katledebilirler, katledilmesine sessiz kalabilirler, böyle bir katil örgütün içerisinde nasıl barınabilirler, vicdanları buna nasıl müsaade edebilir.

      Yahudinin tuzağı bozuluyor, çıkarcı, menfaatçi, bozguncu çeteler ile işbirlikçi münafıkların kurduğu bir yapı dağıtılıyor.  Ergenekon sanıkları ve onların avukatlığını yapanların İmam Hatip Mezunlarına bütün kapıları kapatma girişimlerini ve İmam Hatiplilerin önemli yerlere gelmelerinden korkmalarını şimdi çok daha iyi anlayabiliyorum şükürler olsun.

      Çünkü içlerinde bir tek İmam Hatip kökenli birisi çıkmadı. Ve operasyonları yürüten cesur,  delikanlı, yiğit, vatanperver savcıların arkalarında İmam Hatit Mezunu bir Başbakan ile İmam Hatip Mezunu bir Adalet Bakanı var. İşte onlar İmam Hatip Kökenlileri içlerine alamayacaklarından, kandıramayacaklarından, İmam Hatiplilerin bir gün başlarına bela olacağından korkuyorlarmış, bunları önceden seziyorlarmış.

      Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir sözünü biz düstur edinmişiz. Ülkemizde her kesimden ne değerli insanlar, yiğitler bu şerefsiz, vicdansız, imansız, ahlaksız çetenin kurbanı oldular, birer birer toprak olup gittiler.

      Nice fitne ateşleri yaktılar, bozgunculuk çıkardılar, ocakları söndürdüler, çocukları öksüz ve  yetim, kadınları dul bıraktılar.

   Yahudi, içimizde kendine hizmet edecek uşaklarını bularak Ergenekonu kurmuş, PKK yı kurmuş, diğer uyduruk terör örgütlerini de kurdurmuştur...

     Şunlara bakın PKK yı da yönetiyorlar, el ele kol kola. Yıllarca dillendirilen, varlığı ve faaliyetleri bilinen ve bir türlü üzerine gidilemeyen Ergenekon terör örgütünün şimdi niçin zamanında üzerine gidilemediğini daha iyi anlıyorum.

      Örgütün içinde,  bizzat bu ülkenin güvenliği ve adaletinden sorumlu, bu ülkenin hazinesinden maaş alan kişiler bulunursa, nasıl üzerine gidilebilir ki.

     Elhamdülillah. Cesur ve vatansever savcılar ve İmam Hatip mezunu Başbakan ve Bakanlar olunca demek ki yahudilerin ve terör örgütlerinin işleri bozuluyor, planları tepe taklak oluyormuş.

 

        Ey halkım sana minnettarım, iyi ki İmam Hatip Mezunu, alnında secde izi olan birini ve birilerini destekleyerek tek başına iktidara getirdin, yetmedi, yetişemedi yeniden getirdin ki işte meyvelerini toplamaya başladın.

         Desteklediğin, başına getirdiğin kişi ve kişilere dualarda bulun, yoldan şaşmasınlar, gaflet ve delalete düşmesinler, yahudilerin ve İslam düşmanlarının kurdukları tuzaklara yakalanmasınlar. Ergenekon terör örgütünün kökünüm kazınmasında gevşeklik göstermesinler. Başları dik, alınları açık olarak kalsınlar, çetecilerin, bozguncuların, teröristlerin ve vatan hainlerinin de her daim korkulu rüyası olmaya devam etsinler.

        Aydınlık ve yahudi tuzaklarından arındırılmış, güçlendirilmiş, bilinçlendirilmiş bir Türkiye ve yarınlar için hepimiz elimizden geleni yerine getirelim ve dua edelim.

Gönenden Haberler Tıklayın

Gönen Notlarım  Tıklayın Okuyun

Diğer Haberler ve Haber Fotografları İçin Tıklayın  Okuyun

Keşif Ajans – CHA Güney Marmara a-kadirdemircan@hotmail.com 05366062730 www.gonenkesifhaberilan.tr.gg