Vakit TV Mutlaka Lazım
Cumartesi günü Vakit Gazetesi okuyucu
mektupları köşesinde bir yazı gördüm. Yazıda Vakit TV İstiyoruz diyordu bir
okuyucumuz. Birden heyecanlandım, irkildim ve düşündüm. Bu yazıyı yazmayı önce
ben niye akıl etmedim dedim kendi kendime. Evet bu yazıyı önce ben yazmalıydım
ve Vakit TV mutlaka kurulmalı demeliydim. Olsun zararı yok, geç kalmış değilim
şimdi diyorum. Sanırım Vakit gazetesi 1993 lü yıllarda yayın hayatına başladı.
O zamana kadar Zaman abonesiydim, Vakit kurulduktan sonra Vakite abone oldum, o
gün bu gündür aboneyim, alıyorum, okuyorum. Yahu bir gazete bu kadar mı
istikrarlı, düzgün, dürüst, ilkeli olur. 16 yıldır vakiti okuyorum, her
sayısında acaba bu gün hangi putları devirdiler, nereyi salladılar, nereye
dokundular diye heyecan, merak ve büyük bir zevkle okuyorum. Hele son dönemde
Haber Vaktim diye bir site kurdular, ne hizmetler yapıldı o site ile de.
Türkiye demokrasi ve insan
haklarındaki büyük kabuk değiştirme
rotasını ve son zamanlardaki devam eden kimsenin dahi hayal edemeyeceği
reformları ve değişim sürecini Vakit ve Taraf gazeteleriyle yakalamadı mı. İşte
Vakit gazetesine bu ülke çok şey borçlu. Şimdi düşünüyorum da Vakit TV olsa
nasıl olur acaba diye. Kanal 7, STV ve Haber Türk televizyonlarını izliyorum
ama artık onlarda kesmiyor beni. Vakitten aldığım haber tadını hiçbir gazeteden
alamadığım gibi, sanki Vakit TV kurulsa çook zevk alacağım, artık beni de kesen
bir televizyon olacak.
Şu yerel kanallardan bıktım nefret ettim artık. Rütük bunlara bir şekilde
bir çare bulmalı. Hangi kanalı hangi saatte açarsam açayım reklâm, tanıtıcı
reklâm, reklâm programı. Adamlar şifalı bitkilerden ne karışımlar yapmışlar,
erkeklere ayrı, kadınlara ayrı ilaçlar, gereçler, şifalı bitki fetvaları gırla
gidiyor. Yahu bu reklâmlara bir bakın bakalım, ailenizle, çoluk çocuğunuzla,
eşiniz dostunuzla, misafirlerinizle yüzünüz kızarmadan, utanmadan izleyebilecek
misiniz. Ben izleyemiyorum. Şifalı bitki reklâmları ve fetvaları başlayınca
kanal değiştiriyorum. Bundan sonrada
yanlışlıkla çoluk çocuk izlemesin diye, televizyoncuya götürüp bu kanalları
müstehcen kanallar listesine dahil ettirip kaldırtacağım. Rezaletin böylesi
görülmedi.
Bir
de şüphelenmeye başladım artık. Bu reklâmı yapılan ve çok satıldığı anlaşılan
mutlululuk bitkilerini kimler ve hangi gayri meşru amaçları için kullanıyor
acaba. Gerçekten aileler mi kullanıyor, yoksa başka işlerde ve yerlerde demi mi
kullanılıyor. Bir araştırma yapılması lazım diye düşünüyorum.
Keşif isminde Belgesel Haber Bilim
Araştırma diye bir program yapıyorum ve 2500 tane programı 16 internet televizyonu ile 20 tane video kanalında paylaşıma sundum. İnanın
20 tane televizyona teklifte bulundum, şu programları size yapayım. Her şeyi
benden, para pul, masraf istemiyorum dedim. Hiç birinden cevap bile alamadım.
Şu rezalete bak. Televizyonlarda doğru düzgün hiçbir program yok, buna rağmen
program da kabul etmiyorlar. Kimisi cevap bile vermezken, kimisi de aylık
olarak 3 -4-5 milyar üste para vermemi istediler. Bir iki televizyonda 3-4 ay
1.000 TL ye yayınlattım, sonra aylık 5.000 lira istediler veremeyince de
bırakmak zorunda kaldım. Sonra öğnendim ki,
o televizyona şifalı bitki pazarlayan bir şirket aylık 8 bin TL ye
reklâm vermiş. Tabiî ki ayda 8 bin TL reklâmı görünce, benim bilim araştırma programını
gözleri görmedi, bendende program için beş bin TL istediler.
Anladımki mevcut kanallarda doğru düzgün
bir program çıkmayacak. Çoğu kanalların da
zaten birer de hocaları var, onlardan sıra gelmiyor. Tek ümidim, Vakit
TV kurulur da bu hasretim sona erer. Ülkemiz hizmet görür. Daha fazla put
devrilir, daha hızlı değişim yaşanır. Elhamdülillah Vakit Gazetesine verdiğimiz
destek gibi bu televizyona da destek veririz.
Böyle bir televizyon kurulursa, zaten 44 yaşında yeni emekliyim maddi
sıkıntım yok, buradan söz veriyorum Vakit TV de Bedava çalışmaya ve Keşif
Programını da artı olarak yapmaya hazırım. Şunu da söylemek isterim, iyi bir
televizyoncu sayılırım. 3 tane sineme televizyonla ilgili kitabım, 2500 tane
yaptığım ve yayınladığım programım var. Buna rağmen beni kabul eden bir televizyon
bulamadım. Merak edenler http://livestream.com/kesiftv adresinden programlarımı izleyebilirler.
Vakit TV nin kurulması için her
şeyin var olduğuna, yani un, şeker, yağ var sadece helva yapılacak. Helva
yapılması ümidiyle.
A.
Kadir Demircan Gönen Balıkesir 05366062730
Makamlar,
tahtlar ve koltuk sevdalıları
Fahir Arma
Efendim; insanların makam
ve mevki kapma yarışında kıyasıya mücadele yapmalarını nasıl değerlendirirsiniz.
Günümüzün insan karakterleri üzerinde görüşleriniz nelerdir.
A.K.Demircan:
Bu soru ve konu çok güzel seçilmiş bir
konu. Özellikle eğitim ve insan amaçlı bir konu ve soru seçimi için tebrik
ederim.
Bir türkü var
çok meşhur, “ Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni, doğru olsam ok gibi tefe
koyarlar beni “ diye. Bu türküyü çok
tutarım ve hep söylerim. Sanki benim için yazılmış ve söylenmiş. Mükemmel bir türkü. Hayatım boyunca hep ok gibi olmak ve tefe
koyulmak istedim. Ok gibi olanlar, tefe koymazlar insanı, ya kimler koyarlar,
yay gibi olanlar, yani eğri, büğrü, yamuk ve yanlış olanlar tefe koyarlar.
Hayatımda
tecrübe edinmişimdir, doğru adamlarla hiçbir problemim ve sıkıntım olmamıştır.
Hep yamuklarla, yanlışlarla, yay gibi eğri olanlarla sıkıntım olmuştur.
Ben çok
açık sözlüyüm. Fikrimle zikrim, suretimle siretim birdir. Müslüman olmanın
gereği budur. Hiçbir ince hesap yapmam, çıkar ve menfaat takibim asla söz
konusu olmaz. Hiçbir makam mevki beklentimde yoktur. Bu güne kadar belediye başkanlığı dahil
onlarca idarecilik, yöneticilik ve çeşitli üst düzey görevler teklif edilmesine
rağmen hiç birini kabul etmeme başarısını göstermiş birisi olarak söylüyorum.
Ben sadece özgür, müstakil, bağımsız, bağlantısız, serbest hareket, fikir ve
düşünce insanı olmayı tercih etmişim. Böyle daha mutluyum. Çıkar çevrelerinden
fikirlerime fazla itibar eden olmasa da, benden hoşlanmasalar da ben
görüşlerimi açıklamaya devam ediyorum. Bana baskı yapamıyorlar, çünkü yapanları
yedi düvele şikâyet ve ilan ediyorum, böylece rezil kepaze oluyorlar ve belli
zaman sonra bulundukları mevkilerden inişe geçmeye başlıyorlar.
Yani kendi
güçleriyle değil de, başkalarının getirmesiyle zirveye gelenler, belli zaman
sonra kendilerini Saddam gibi görmeye başlıyorlar, alçak dağları ben yarattım
demeye başlıyorlar. Tabiî ki sağa sola talimat vermeye, hizaya getirmeye,
herkese kendini dinletmeye çalışıyorlar. Sonra bir bakıyorsun tepetaklak
gitmişler, selam verecek sinek bile bulamıyorlar etrafında.
Ben her zaman
şunu söylerim, koltuktan, attan, eşekten, minareden, daldan düş amaaa, asla
gönülerden düşme.
Gönüllerden
düşmek, koltuktan düşmeye benzemez. Ben
diyorum ki benim makamım, saltanatım, övüncüm, kıvancım, gönüller fethetmek,
gönüller kazanmak, gönüller tahtında kalmak. Hep iyilik yapmak ve yine hep
iyilik yapmak. Doğruyu söylemek,
doğrularla beraber olmak, eğilmemek, bükülmemek, kıvırmamak.
Şimdilik
Gönen’de yaşadığım için, Gönen’den örnek vereyim. Zamanında, Gönen’de, alçak dağları ben
yarattım diyenler, eğer Gönen’e iyilik yapılacaksa biz yaparız, kötülük
yapılacak sa da onu da biz yaparız diyen
kimseler vardı. Astıkları astık, kestikleri kestik, sürdükleri sürdüktü.
İnsanları dudaklarının ucuyla alıyorlar, sürüyorlar, atıyorlar, iş
veriyorlar, işten kovuyorlar,
fırçalıyorlar, tehdit ediyorlar, çok kolayca insanların iş, ekmek ve
onurlarıyla oynayabilen güya makam ve güç sahibi insan müsveddeleri ve yandaşları
görüldü.
Allah onları
tepetaklak ediverdi, koltuklarından da, gönüllerden de düşürüverdi. İşte
Allah’u teala öyle güç ve kudret sahibi ki, onların cezalarını daha dünyada
iken, sıcağı sıcağına veriverdi. Tabiî
ki, hesap gününde ise yakasına yapışacaklar sıraya geçecekler.
Allah hepimize,
dünyada iken, makam, mevki, güç, kudret ve imkân sahibiyken, herkese iyilik
yapmayı, güzel ameller işlemeyi nasip etsin.
Kendi
beceri, başarı ve emekleriyle değil de birileri tarafından bir makama
getirilenler yine birileri tarafından zamanı gelince indirilir ve kâğıt mendir
gibi atılırlar. Herkes hak ettiği yere gelmeli, getirilmeli. Hak etmediği ve layık olmadığı yere ve göreve
gelmek için gayret etmemeli.
Ünlü
düşünür Licon’un bir sözü vardır; “ Bir adamı denemek istiyorsanız onu bir
makama getirin” der. Bir insan gerçek karakterini, alttayken değil zirvedeyken
belli eder.
Bir işi de
layık ve ehli olmayana vermek, halka zulüm demektir. Dolayısıyla hepimiz,
kendimizden ve birbirimizden sorumluyuz. Göreve getirdiklerimizden, yetki ve
rıza verdiklerimizden hesaba çekileceğiz ve hesap vereceğiz.
Bir toplum,
layık olduğu şekilde yönetilir. Hepimiz,
duyarlı, ilgili, bilgili ve sorumlu olmalıyız. Ferdiyetçi değil cemiyetçi
olmalıyız. Kendi şahsi çıkarlarımız için değil, toplum çıkarları için gayret
göstermeliyiz. Birbirimizin hakkına ve hukukuna azami riayet etmeliyiz ki,
cemiyetimiz güçlensin.
Ben diyorum
ki; koltuklarında değil, gönüllerde taht
kuracak insanları bulmalıyız, olmalıyız, desteklemeliyiz. Ben olacağım diye
ortaya atılanları, insanları kandırmaya çalışanları, makam ve mevkileri ele
geçirmek için her yola başvuranları değil, o işi en iyi şekilde yapacak, ehil
ve layık olanları aramalıyız, bulmalıyız
ve desteklemeliyiz. Her şey için ve her
yerde bunu yapmalıyız.
Eğilmeden,
bükülmeden, korkmadan, kaçmadan kalabilir ve dik durabilirsek, doğruları
söyleyebilirsek, karşılıksız ve gönüllü olarak bir şeyler yapmayı
becerebilirsek, birbirimizi sevebilirsek biliniz ki, bu günümüz ve yarınlarımız
daha aydınlık ve huzurlu olacaktır.
Ergenekon Operasyonları ve Yerli Münafıklar
Fahir Arma
Kadir bey, bir yıldır ülkemizin gündemini
meşgul eden Ergenekon Terör Örgütü operasyonları ile bu örgütün durumu
hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilirmiyim?
A.K Demircan:
Öncelikle
baştan şunu iyi tespit etmemiz lazımdır.
Ergenekon Terör örgütü denilen şey bir yahudi oyunudur, kuruluşudur.
Yahudilerin ve onlara uşaklık eden masonlar tarafından kurulan ve yönetilen bir
ahtapottur, çetedir, derin devlettir, galadyodur, faili meçhul cinayetler
yumağıdır Ergenekon.
Ergenekon
Türkiye’de Yahudinin kurduğu bir teşkilattır, projedir. Yahudiler ve İsrail
terör devleti aleyhine olan her türlü teşekkürleri ve hükümetleri bu organizasyon
ile bertaraf etmek için kurulmuştur, desteklenmektedir. .
Açıkça
görüyorsunuz işte, yakalananların hiç birinin yüzünde meymenet var mı, nur
varmı, yüzlerinde secde izleri varmı. Ben hep dikkat ederim. Kuranı kerimde bir
ayet vardır, onların yani Müslümanların yüzlerinde secde ve merhamet izleri
vardır buyrulmaktadır. Dikkatlice baktım hiç birinin yüzünde zerre kadar nur,
secde izi, merhamet göstergesi göremedim.
Merhamet ve
secde izi olsa, o kadar insanları faili
meçhul olarak acımadan nasıl katledebilirler, katledilmesine sessiz
kalabilirler, böyle bir katil örgütün içerisinde nasıl barınabilirler,
vicdanları buna nasıl müsaade edebilir.
Yahudinin tuzağı
bozuluyor, çıkarcı, menfaatçi, bozguncu çeteler ile işbirlikçi münafıkların
kurduğu bir yapı dağıtılıyor. Ergenekon
sanıkları ve onların avukatlığını yapanların İmam Hatip Mezunlarına bütün
kapıları kapatma girişimlerini ve İmam Hatiplilerin önemli yerlere
gelmelerinden korkmalarını şimdi çok daha iyi anlayabiliyorum şükürler olsun.
Çünkü içlerinde
bir tek İmam Hatip kökenli birisi çıkmadı. Ve operasyonları yürüten cesur, delikanlı, yiğit, vatanperver savcıların
arkalarında İmam Hatit Mezunu bir Başbakan ile İmam Hatip Mezunu bir Adalet
Bakanı var. İşte onlar İmam Hatip Kökenlileri içlerine alamayacaklarından,
kandıramayacaklarından, İmam Hatiplilerin bir gün başlarına bela olacağından
korkuyorlarmış, bunları önceden seziyorlarmış.
Bir insanı
öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir sözünü biz düstur edinmişiz. Ülkemizde
her kesimden ne değerli insanlar, yiğitler bu şerefsiz, vicdansız, imansız,
ahlaksız çetenin kurbanı oldular, birer birer toprak olup gittiler.
Nice fitne
ateşleri yaktılar, bozgunculuk çıkardılar, ocakları söndürdüler, çocukları
öksüz ve yetim, kadınları dul
bıraktılar.
Yahudi, içimizde
kendine hizmet edecek uşaklarını bularak Ergenekonu kurmuş, PKK yı kurmuş,
diğer uyduruk terör örgütlerini de kurdurmuştur...
Şunlara bakın PKK
yı da yönetiyorlar, el ele kol kola. Yıllarca dillendirilen, varlığı ve
faaliyetleri bilinen ve bir türlü üzerine gidilemeyen Ergenekon terör örgütünün
şimdi niçin zamanında üzerine gidilemediğini daha iyi anlıyorum.
Örgütün
içinde, bizzat bu ülkenin güvenliği ve
adaletinden sorumlu, bu ülkenin hazinesinden maaş alan kişiler bulunursa, nasıl
üzerine gidilebilir ki.
Elhamdülillah.
Cesur ve vatansever savcılar ve İmam Hatip mezunu Başbakan ve Bakanlar olunca
demek ki yahudilerin ve terör örgütlerinin işleri bozuluyor, planları tepe
taklak oluyormuş.
Ey halkım sana
minnettarım, iyi ki İmam Hatip Mezunu, alnında secde izi olan birini ve
birilerini destekleyerek tek başına iktidara getirdin, yetmedi, yetişemedi
yeniden getirdin ki işte meyvelerini toplamaya başladın.
Desteklediğin, başına getirdiğin kişi ve kişilere dualarda bulun, yoldan
şaşmasınlar, gaflet ve delalete düşmesinler, yahudilerin ve İslam düşmanlarının
kurdukları tuzaklara yakalanmasınlar. Ergenekon terör örgütünün kökünüm
kazınmasında gevşeklik göstermesinler. Başları dik, alınları açık olarak
kalsınlar, çetecilerin, bozguncuların, teröristlerin ve vatan hainlerinin de
her daim korkulu rüyası olmaya devam etsinler.
Aydınlık ve
yahudi tuzaklarından arındırılmış, güçlendirilmiş, bilinçlendirilmiş bir
Türkiye ve yarınlar için hepimiz elimizden geleni yerine getirelim ve dua
edelim.
Gönen Notlarım Tıklayın
Okuyun
Diğer
Haberler ve Haber Fotografları İçin Tıklayın Okuyun
Keşif Ajans – CHA Güney Marmara a-kadirdemircan@hotmail.com 05366062730 www.gonenkesifhaberilan.tr.gg