Hint horozu yetiştiricisi Hayrettin Oruç, hobi amacıyla,
evinin bahçesinde yetiştirdiği horozlarıyla bölgede örmek olarak
gösteriliyor.
Gönen Kümes hayvanları Derneği Başkan yardımcısı da olan
Hayrettin Oruç, evinin bahçesinde kafeslerde yetiştirdiği farklı
türlerdeki Hint horozu ve tavuklarını büyük bir itina ile besliyor.
Bu işin kedisine büyük bir zevk verdiğini belirten Oruç; “
Emekliyim, zamanının büyük bir bölümünü bu hayvanlara ayırıyorum.
Gönen’de bu işi yapan 17 arkadaşımız var. Bu hayvanlarında diğer
yerli tavuklar gibi, eti, yumurtası yeniyor ve oldukçada lezzetli.
Gönen’de kimileri güvercin yetiştiriyor, bizde Hint horozu
yetiştiriyoruz. Bu alanda faaliyet yapan bir tanede derneğimiz var.
Bu işin gönüllülerini bir çatı altında birleştiren derneğimiz,
yakında bir federasyona da katılacak.” Dedi.
İşte Osmanlı Kadınları
İşte size Osmanlının son örnekleri dedirtecek Osmanlı
kadınları. Her ikisi de çocuk yetiştiriyor, ev hanımlığı yapıyor,
tarımla uğraşıyor, hayvan besiciliğinde çalışıyor ve üstelik bayırda
tek başlarına koyun çobanlığı da yapıyor.
Ayşe Koyuncu. Akçapınar köyünde oturuyor. Ev işlerini bitirdikten
sonra sabahtan akşama kadar köy merasında koyun çobanlığı yapıyor.
Bayırdaki tek arkadaşı ve dostu çok sevdiği ve her sözünü dinleyen
köpeği ile keçisi.
Ayşe Hanım diyor ki;” 53 yaşındayım, 25 tane koyunum var sabahtan
akşama kadar büyük bir zevkle koyunlarımı otlatıyorum. Akşam olunca
da köyümün kenarındaki sayaya kapatıp ev işlerine yapıyorum.
Bizimkiler yerli koyun, 8-10 kilo süt alıyorum. Koyun bu yıl iyi
para etti. Çifti 1.000 TL den gitti. 30 yıldır koyunculuk yapıyorum.
İki tane çocuğum var, bu işi bir türlü onlara sevdiremedim. Hâlbuki
gençler köylerde kalsalar aç kalmazlar. Ama köyde durmak
istemiyorlar. Kasabada ne varsa sanki.” Diyor.
Ayşe Birgül ise Alaşar köyünde oturuyor. Oğlu muhtar köyün
bütün işlerinde koşturuyor. Ayşe Hanım, tam bir Osmanlı kadını. Ev
işlerini yapıyor, inek sağıyor, bayırda sabahtan akşama kadar koyun
güdüyor. Ve en önemli marifeti ise ata biniyor ve dörtnala at
koşturuyor.
Yorum: İşte Türk ve Osmanlı kadınları bunlar. Bizde böyle
analar, hanımlar olduğu sürece dünyada bir numara oluruz. Osmanlı
böyleydi ve dünyaya hakimdi. Şimdi ise üretmeyen, çalışmayan bir
nesil yetişiyor. Ve her geçen gün osmanlı kadınlarını arar hale
geldik. İki köylü hanımı görünce ah omsalı neredesin diye iç
çektik. Her iki hanımı da tebrik ediyor ve kutluyoruz. Helal olsun
diyoruz.
Bozuk Yollar Kazaya Sebep Oldu
Eski sanayi
sitesi yolunda özel oto yoldan giden motosikletliye çarptı.
Gönen’den Tuzakçı köyüne gitmekte olan 60-65 yaşlarındaki bir adama,
Bandırma yolundan gelen ve eski sanayi sitesi yoluna dönmek isteyen
özel oto yoldan gelen motosikletliyi göremeyip motosiklete cepheden
çarptı. Çarpmanın şiddetiyle yere çakılan sürücü yaralanırken,
Motorsiklet büyük hasar gördü ve aracın ön tamponları da tamamen
hasar gördü.
Yaralıya
müdahale eden vatandaşlar hemen ambulansı aradı. Olay eyerine çok
kısa bir sürede gelen ambulans yaralıyı alarak acil servise götürdü.
Olaya şahit
olan vatandaşlar, ana yolun doğalgaz çalışmasıyla kapalı olması
dolayısıyla, ara yoldan gelen otonun, karşı şeride geçerken,
motosikletliyi göremediği ve bu sebeple kaza olduğunu belirttiler.
Keçi Sütü Şifalıdır
Günümüzde yok olmayla karşı karşıya bulunan keçi
yetiştiriciliği desteklenmeyi bekliyor. Keçi sütünün ne derece öneme
sahip olduğunun anlaşılmasıyla kendiliğinden yükselecek olan
üretimin sonucunda şifa kaynağı keçi sütü de insanımıza hizmet
sunmaya başlayacak.
Son günlerde bazı mandıralar özellikle keçi ve koyun sütü
alımına yönelmeye başladı. Gönen köylerinde keçi sütü araştıran iki
firmanın umduğu süt miktarını bulamadığı belirtiliyor.
Akçapınar köyünde yıllardır keçi üretimi yapan Ali Aslan ve
oğlu Hasan Aslan, keçi sütünün çok şifalı ve besleyici olduğunu
ancak günümüz insanınca yeterince değerinin bilinmediğini
belirtiyorlar.
Merada bulduğu tamamen organik ve doğal bitkilerle beslenen
keçilerin sütlerinin de tamamen organik ve besin değeri çok yüksek
olduğu belirtiliyor. Keçilerinin tamamen doğadan beslendiğini
belirten Akçapınar Köyü muhtarı ve keçi yetiştiricisi Hasan Aslan
yaptığı açıklamada;” Bu süt çok kıymetli bir süt. Kıymetini bilen
çok az kişi gelip bizden alıyor. Bu hayvanlar sabahtan akşama kadar
doğada otluyorlar. Hiçbir katkı maddesi vermiyoruz. Keçi sütünü
herkese tavsiye ediyorum. Bence herkes keçi sütü tüketmeli. Bu
sağlık ve beslenme için çok gerekli. Birçok derde de derman olduğunu
da söylüyorlar. Dedi.
Yarım Yağlı Keçi Sütü; astım, alerji, sindirim sistemi
rahatsızlıkları, hazım sorunları, cilt hastalıkları, bebek
egzamaları, varis gibi birçok hastalığa iyi geliyor.
• Bebeğiniz için protein ve yağ yapısı yönünden anne sütüne en yakın
süttür. İnek sütü alerjisi olanların birçoğu içebilir. Büyümesini
hızlandırır, sindirimi kolaydır.
• Et ve balık yemiyorsanız, fosfor ihtiyacını karşılamayı destekler
• Sindirim rahatsızlıklarında mide asitlerini dengeler, bağırsak
sağlığınızı korur.
Keçi sütünün diğer sütlerden ayrılan özellikleri
• Keçi sütü, inek sütü gibi içimlik süt olarak tüketilebilme
özelliğine sahiptir.
• Keçi sütünde, daha fazla miktarda küçük yağ globülleri vardır.
Ayrıca keçi sütü yağı doğal olarak hemojenize özelliğine sahiptir.
Bu özellikleri ile keçi sütünün sindirilmesi daha yüksektir. Bu
durum keçi sütünü, sindirim sistemleri tam olarak gelişmemiş
bebeklerin ve yaşlıların beslenmesinde önemli bir besin kaynağı
olduğunu ortaya koymaktadır. Keşif Haber A.K Demircan
Su dermenleri yerle bir
Gönen ve
köylerindeki tarihi su değirmenleri tamamen yok olmuş vaziyette.
Tarihi un ve su değirmenlerimizin içler acısı durumları vatandaşları
adeta isyan ettiriyor.
Gönen’in
Suçıktı, Koçbayır, Ilıcaoba, Dereköy köyleri başta olmak üzere 30
civarındaki köyümüzde bulunan değirmenlerin yerinde yeller esiyor.
Sadece Gaybular
köyündeki değirmenin ayakta kaldığı ve hala üretime devam ettiği
biliniyor.
Şehirde
yaşayan vatandaşlarımızdan İlhan Sarı yaptığı açıkama da;” Su
değirmenleri Avrupa da hala çalışıyor. Avrupa organik tarım yapıyor.
Organik gıdanın en temel besin maddesini de su değirmeninde
taşlarda öğütülen kepekli un ve bu undan yapılan ekmek oluşturuyor.
Uzmanlar sağlık ve doğal beslenme için su değirmeninde üretilen un
ile yapılan kepekli ekmeği tavsiye ediyor. Ancak un değirmenlerimiz
sahipsiz bırakılmış ve tamamı yıkılmış yok olmuş vaziyette.
Ülkemizde altık organik ekmek rağbet görmeye başladı. Su
değirmeninde yapılan ekmek hem daha lezzetli ve besleyici, hem de
daha sağlıklı. Üstelik aile bütçeleri için daha hesaplı. Bu
Gönendeki su değirmenlerini ekmek fırını sahipleri, köy
muhtarlıkları ve kooperatifleri pekâlâ işletebilirler. Ortak bir
yatırım ve işbirliği ile değirmenlerimiz ekonomiye ve halkımızın
hizmetine kazandırılabilinir.
Değirmenlerimizin
içler acısı durumları hepimizi üzüyor. Yetkililer, ilgililer bir
şeyler yapmalı. Göz göre göre tarihimiz, şehirde olduğu gibi
kırsalımızda da yok olup gidiyor.” Dedi.
Rasim’in Gitmediği Yer Yok
Gönen’li özürlülerimizden Rasim Tezel Gönen’de en çok gezen
özürlü olarak biliniyor. Yeni aldığı üç tekerlekli son model
motoruyla düğünlere ve tüm köy cemiyetlerine giden Tezel, bu
performansıyla herkesi kendine hayran bırakıyor.
Gönen’e 33 Km mesafedeki Karasukabaklar köyünden olan Rasim
Tezel, birkaç yıldır Gönen’de oturuyor. Daha önceleri köyde küçük
bir bakkal işleten Tezel, marketten zarar etmeye başlayınca işyerini
kapatarak Gönen’e yerleşti.
1964 doğumlu olan Tezel, yeni kurulan ve yakında açılışı
yapılan özürlüler derneğinin de aktif üyesi olarak her faaliyete
koşturuyor.
Elektrik Tasarrufu Böylemi Oluyor
Gönen’de tam bir elektrik israfı yaşanıyor. Ülkemizde elektrik
üretiminin yetersiz olduğu biliniyor. Bunun için de elektrik üretimi
için yeni yeni projeler devreye konulmaya çalışılırken, elektrik
israfının açıkça yapılması da vatandaşları hayrete düşürüyor.
İşte, otomatik denilen sistemde elektrikler yalnızca karanlık
olunca yanmıyor. Gündüz de yanmaya devam ediyor. Sabahleyin saat
09, 10, 11 ile akşamları saat 19.00 da şehirde sokak lambalarının
yandığını gören vatandaşlar adeta şok oluyor ve hayrete düşüyor.
Sokak lambalarının da abonelere yüklendiği bir sistemde elektrik
faturası ödeyen aboneler bu durumun bir an önce düzeltilmesini
istiyor.
Elektrik abonesi Hanife Eşsiz yaptığı açıklamada; “ Güpe gündüz bu
lambalar niye yanıyor. Yazık değil mi bu enerji israfına. Her ay bu
israfın faturasını biz ödüyoruz, vatandaşlar ödüyor. Elektrikler
hava kararınca otomatik olarak kendileri yanarmış. Bu bahane mi ? O
zaman şartelleri açıp kapamaya maaşlı bir adam tutalım, karanlık
basınca elektrikleri açsın. Hiç olmazsa ne kadar maaş ödediğimizi
biliriz. Bizim köyümüzde eskisen eleklikler böyle yakılıyordu. Bu
otomatik sistemde cebimizden ne kadar israf faturası çıktığını hesap
edemiyoruz. Yetkililer ve ilgililer lütfen bu işe bir çözüm
bulsunlar. İsraf ayrıca dinimizde de haramdır. “ dedi.
Gönen’de Tarihi Evler Yok Oluyor
İlçemizdeki tarihi evler her geçen gün birer birer yok
oluyor. İşte bu tarihi çöküşün son örneği müftülük binasının
yanındaki tarihi Osmanlı evi. Ahşap durumdaki kendi kaderine terk
edilmiş ve büyük tahribata uğramış olan iki katlı 150 yıllık eski
Gönen evi artık yerinde yok. Yeraltına elektrik şebekesi döşenirken
bir tarafından yıkılan ev, etrafa tehlike saçması sonucu belediye
tarafından tamamen yıkılarak etrafa zarar vermesi önlendi. Sonuç
tarihi bir mirasımızda mevta oldu. Olayı gören vatandaşlar
yaptıkları açıklamada;” Daha öncede tarihi konak han etrafa tehlike
saçıyor bahanesiyle yıkıldı, söz de yerine yenisi yapılacaktı. Hani
nerede yenisi. Bu gidişle Gönende tarihimizin kökünü kazıyacağız.
Bizden sonraki nesillere tarihi değere sahip bir kiremit parçası
dahi bırakmayacağız. Kültür bakanlığı tarihi evlerin resterosyanına
50.000 TL, proje çizimine de 7.000 TL destek veriyor. Belediyemiz
niye bu tür organizasyonlara öncülük etmez. İlçemizin tarihi ve
kültürel mirasıyla ilgili projeler uygulamaz anlayamıyoruz. Gönen’de
birçok eski Osmanlı evi var. Yüzde doksanı harabe halinde.
Mirasçıları bir şey yapmıyor. Yetkililer proje de üretmiyorlar. Ne
olur bu tarihi kültürel mirasımız böyle sokak ortasında yıkılıp yok
olmasın. Etkili önlemler alınsın” dediler.
Bağcılıkta Amatör Ruh
Mevlüt Çarşı bağ ve bahçe düzenlemesinde örnek çalışmalarıyla
herkesi kendine hayran bırakıyor.
Bandırmadan emekli olduktan Gönen’in Alaşar köyüne yerleşen
Mevlüt Çarşı, köydeki evinin bahçesi ile ormana dayalı bağında
yetiştirdiği meyvelerle herkese örnek oluyor.
Kestanelik mevkiinde ormana dayalı 2 dönümlük kıraç topraklı
bağında hem meyve ve hem de sebze yetiştiren Çarşıya konuk olduk.
Mevlüt Çarşı, kuş uçmaz kervan geçmez denilen ve köy halkı
tarafından terk edilen bir mevkideki kendine ait bağda neredeyse
yetiştirmediği ne meyve ne sebze bırakmış. Sulama tertibatını da
kendine göre uyguladığı çalışmalarla halleden Çarşı yaptığı
açıklamada; buralara tam 32 yıl önce bağcılık projesine öncülük
ettim. 15–20 kişiye üzüm ve çeşitli meyve bağları kurduk. Ama bakan
olmadığı için hepsi yok oldu gitti. Bakarsan bağ, bakmazsan dağ
olur atasözü burada uygulandı. Bakmadılar, hepsi dağ oldu gitti.
Emeklere yazık oldu. Bu sene kestane aşılaması yaptık. Burada su
yok. Yağmur sularını yol kenarında biriktiriyorum, motorla depolara
çekiyorum ve yaz boyunca sulama işinde kullanıyorum. Çözümsüz ve
çaresiz hiçbir sorsun yok. Bu topraklarda her şey yetişiyor. Yeter
ki azim ve istek olsun. Ben hobi amaçlı yapıyorum. Bütün günlerim
bahçede geçiyor. Herkese tavsiye ediyorum. İsteyen herkese de her
konuda yardımcı olurum. Meyve ağaçlarının arasına her çeşit sebzede
ektim. Köydeki evimin kenarı da tamamen bahçe. Bu işlerden müthiş
bir zevk alıyorum ve herkese tavsiye ediyorum.” Dedi. Keşif Haber
21.6.2010
Lütfen Beygirlerinize Sahip Çıkın
Çiçekkenti adeta
beygirler istila etti. Başıboş beygirler Çiçekkent’in içerisi ve
kenarında bulunan parktaki çimenlere dadanarak zarar vermeye
başladı. Kent sakinlerini canından bezdiren beygirler neredeyse her
gün gece ve gündüz bahçeye girerek çevreye büyük zararlar vermeye
başladılar.
Çiçekkent sakinlerinden M.Şahin güpe gündüz bahçeye giren üç
beygiri bahçeden zorlukla çıkardığını ve artık bu hayvanlara
sahiplerinin mutlaka sahip çıkmaları gerektiğini belitti. Şahin
yaptığı açıklamada; “Sahipleri bu beygirlerle ilgilenmiyorlar.
Bahçemizdeki çiçekleri, çimenleri harap ediyorlar ve etrafı
pisliyorlar. Belediye bu hayvanların sahiplerine ceza uygulamalı.
Bak o zaman nasıl sahip çıkıyorlar. Burası köy yeri değil, bizim
bahçelerimizde mera değil.” Dedi.
Çiçekkent Kongresi Yine Tartışmalı Geçti
Çiçekkent Sitesi İşletme Kooperatifi 2009 yılı kongresini 12
Haziran Cumartesi günü saat 12.00 da üyelerin katılımıyla
gerçekleştirdi.
282 üyesi bulunan site, bir yıl önce yapı kooperatifini fes
ederek işletme kooperatifi yönetimine geçmişti.
Reşadiye Mahallesi, Esentepe mevkiinde, 1997 yılında Hayati
Köse döneminde Gönen Belediyesi öncülüğünde yapımına başlanılan,
Çiçekkent Kooperatifi, 2006 yılında tamamlanarak yerleşime açılmış
ve site yönetimine geçmişti.
274 konut, 9 dükkân, iki market, bir kahvehane bir
toplantı salonu bulunan sitenin kuruluşundan beri başkanlığını
Mehmet Yıldız yürütüyor.
Gönen’in gözde sitelerinden olan ve bu haliyle örnek gösterilen
ve ilk doğalgazın geldiği yerleşim yeri de olan site 13 bloktan
oluşuyor. Sitenin 11 bloğu 118 m2, 2 bloğu da 88 m2 kullanım
alanına sahip bulunuyor.
Cumartesi günü saat 12.00 da üyelerin çoğunluğu sağlamasıyla
sakin başlayan genel kurulda ilerleyen saatlerde hararetli sahneler
yaşandı.
25 lira olan site aidatlarının Mehmet Yıldızın başkanlığını
yaptığı yönetimce yüzde yüzün üzerindeki bir artış talebi yapılarak
45 TL ye çıkarılma teklifi genel kurulu âdete karıştırdı.
2010- 2011 yılı 1 yıllık bütçesinin 143.120.00 TL ye çıkarılması
teklifine isyan eden üyeler, bu fuzuli masraflar niye yapılıyor,
büyük şehirlerdeki lüks sitelerde bile bu kadar aidat yok diyerek
yönetime ve özellikle Mehmet Yıldız’a büyük tepki gösterdiler.
2009 yılı giderlerinin 109.294.86 TL olarak gerçekleşmesi ve
bunlardan Avukatlık giderleri 7.224 TL, Genel Kurul Giderleri 1.576
TL, Lokal asansör gideri 30.000 TL, Muhasebe giderleri 7.395 TL,
Kira giderleri 1.850 TL gibi bazı gider kalemlerini anlamsız ve
fazla bulan kent sakinleri yönetimi adeta eleştiri yağmuruna
tutular.
Kendine yöneltilen eleştirileri ve soruları yılların deneyimi ve
tecrübesiyle tek tek cevaplamaya çalışan Site Başkanı Mehmet Yıldız
siz ne derseniz biz onu yaparız. Genel kurulun üzerinde başka bir
güç yok dedi.
Aidatların 25 TL olarak belirlenmesinden sonra, beş yıllık
garanti süresi dahi dolmadan, bir yılın sonunda boyalarının
dökülmeye başladığı siteyle ilgili, firmaya bunun hesabı sorulmadan
ve sonuç alınmadan Montelama sistemini teklif eden yönetime genel
kurul sonunda adeta isyan bayrağı açıldı.
Montelama sistemi yapan firmayı genel kurula getirerek
bilgilendirme yaptıran ve bilgilendirmenin sonunda kişi başına 2.600
TL ile 3.350 TL düşen montelamayı oylamaya sunan yönetim genel
kuruldan montelamaya onay çıkaramadı.
Yapılan oylamada üyeler Montelama sistemi teklifini reddetti.
Genel kurula katılan üyeler toplantı sonunda yaptıkları ortak
açıklamada;” Mehmet Yıldız 1997 den beri çok başarılı bir hizmet
verdi ve Çiçekkenti ilçemize kazandırdı. Bunu kimse inkâr edemez ve
küçümseyemez. Emekleri, katkıları ve fedakârlığı için kendisine
minnettarız. Bu bir başarıdır. Ancak her şeyin bir ölçüsü, sınırı
ve usulü vardır. Kooperatif bitti site yönetimine geçildi. Artık
kendiliğinden bırakması lazım. Dört yıldır, bir yıl daha süre verin
yarım işleri tamamlayayım bırakacağım diyor. Ama bırakacağı falan
yok. Yapılacak işer bitti. Her şey tamam. Şimdide tutmuş dökülen
boyaların firmaya hesabını soracağı yerde, Montelama sistemini bize
dayatmaya kalkıyor. Bu işlerin sonu yok. Biz burada komşuyuz
kimseyle kötü olmak istemiyoruz, ancak kimsede 280 üyeyi benden
başka kimse yönetemez, aralarından bu işi kimse yapamaz diye
düşünmemeli. Güzellikle bıraksın, bakın 280 kişi içinden ne
cevherler çıkacak. Üstelik site başkanı hukuken olmasa da mantıken
sitede oturması lazım. Bildiğimiz kadarıyla köyde oturmayan birisi
o köye muhtar olamıyor. Başka bir adreste oturup, site yöneticisi
olan kaç kişi vardır ve bu ne derece doğrudur bilemiyoruz.
Sitemiz çok güzel, eksikliklerimiz var. Ama bu eksiklikler güven
duyulan bir yönetimle daha sağlıklı olarak giderilebilir
düşüncesindeyiz. Dileğimiz ve beklentimiz şudur. Mehmet Yıldız bize,
bana bir yıl daha süre verin yarım kalan işleri bitireyim, gözüm
arkada kalmasın dedi. Süre verdik, destekledik. Ama tam dört yıl
böyle geçti. Bu sefer sözünü gerçekten tutmalı ve yeni yüzlere
yönetimi devretmeli. Montelama sistemi işi yarım kalan bir iş
değildir. Yeni yönetimle Montelama sistemi mutlaka yapılacaktır.
Bundan kimsenin şüphesi olmasın.” Dediler.
Çanakkale Yolu Otoban Oluyor
Nihayet Denizkent- Çanakkale arası karayolunun otoban çalışmaları
başlatıldı. Yol boyunca bütün iş makinelerinin çok yoğun bir şekilde
çalıştığı ve çalışmaların 2010 yılı içerisinde bitirileceği
söyleniyor.
Vatandaşlar ve Denizkent sakinleri yaptıkları açıklamada;” Çift
şeritli otoban yol tamamlandığında, Denizkentin değeri bir misli
daha artacak. Çünkü ulaşım en büyük problemdi. Yolun yapılmasıyla
burada da bir hareketlenme başladı. İnşallah çok önemli bir turizm
beldesinin değeri bir kat daha artacak ve buraya yatırım gelecek.
Sahil turizmi için dışarıdan gelen günlükçülerin kalacak yerleri
yok. Otel ve pansiyon yok. Gönen Belediyesine ait yıkılan yerlerin
yapımı daha tam olarak bitirilemedi. Sarıköy belediyesine ait
tesislerinde ihtiyacı karşılaması zor. Yeni bir otel projesi olursa
çok daha iyi olur. “dediler. Keşif Haber 12.6.10
Denizkent ve Pınarkentte Emlak Fiyatları Tırmanışta
Gönen’in sahil beldelerinden Pınarkent ve Denizkent’te emlak
fiyatlarında tırmanma yaşanıyor.
Emlağa ilginin Çanakkale- Denizkent arası karayolunun otobana
dönüştürülmesi ve ulaşımın rahatlamasının yanında Sarıköy
belediyesinin sorumluluğundaki Pınarkentte turistik otel projesinin
etkili olduğu belirtiliyor.
Sezonun başlamasıyla Denizkentte yazlık konut yapımlarının
hızlandığı belirtiliyor. Aynı şekilde arsa fiyatlarında da bir
tırmanma gözleniyor. 290 m2 lik bir arsa fiyatının 10.000 ile 25.000
TL arasında değiştiği, müstakil yazlık fiyatlarının da 70.000 TL ile
400.000 TL arasında değiştiği belirtiliyor. Keşif Haber 12.6.10
Bölgesel Dergi ve TV Programı Yolda
Güney Marmara bölgesinde, Çanakkale, Balıkesir ve Bursa’nın il
ve ilçeleri başta olmak üzere araştırma inceleme, sektörel ve
bölgesel nitelik ve içeriğe sahip renkli bir dergi çıkarılıyor.
Bölgenin Keşif’i adıyla çıkarılacak olan tamamı renkli dergi
ile birlikte, aynı isim ile Keşif isimli TV belgesel haber programı
da yapılacak.
Yapım editörlüğünce yapılan açıklamada;” Temel amacı ve
ana fikri, toplumu bilgilendirmek, eğitmek, düşündürmek,
yönlendirmek, teşebbüse ve harekete geçmesini teşvik etmek olan
derginin ve TV programının, bölgenin, ülkenin ve insanlığın
menfaatine ait tüm değerlerin görünmesini, bilinmesini,
yaşatılmasını, muhafazasını sağlamak, daha da geliştirip
güçlendirilmesini teşvik etmek için 22 ayrı alt dosya içinde
tanımlanarak serbest konular üzerinde haber ve sıcak belgesel
tarzında gerçekleştirilecektir.
Keşif programı ayrıca, ülkemizdeki; araştırma, inceleme ve
belgesel türdeki yayıncılık ve program boşluğunu doldurmak hedefine
de hizmet edecek, güçlü bir alternatif ve rekabet imkânı
oluşturacaktır.
Dergi ve Televizyon programımız yakın bir zaman içinde yayına
girecektir. Zaten Keşif isimli TV programı Yıldız TV, Kaçkar TV, TV
58 de uzun süre yayınlanmış ve büyük bir izleyici kitlesine
ulaşılmıştı. Yoğun istek ve talep üzerine, 5 aydır ara verilen
programlara, daha faklı bir projeyle yeniden başlanılacak. TV
programıyla birlikte dergi de yayınlanacak. Her iki yayın organı da
aynı konuları, birbirinin devamı şeklinde yayınlayacak. Şu anda
proje çalışması tamamlanmış ve yayın- yapım hazırlıkları
başlatılmıştır.
Proje bölgenin tanıtımına ve reklâmına yönelik bir haber
belgesel programı olacak. Programda herkes ve her meslek gurubu ve
kişi kendini ifade edebilecek. Programın ana merkezi Gönen olacak.”
Denildi.
Vicdansızın Biri Altı Yavrusu Olan Köpeği Zehirleyerek Öldürdü
Gönen Karşıyaka da Hüseyin Akkoyunlu’ya ait bir hayvan
çiftliğinde dört gün önce yavrulayan altı köpek anası anaç kangal
köpeği zehirlenerek can verdi.
Sabah saatlerinde kısa süreliğine etrafta dolaşması için
serbest bırakılan safkan kangal köpeği, çiftliğin hemen yakınında
bulunan, domates üreticisine ait tarlanın içinde, içine zehir
karıştırılmış hamuru yemesi sonucu altı yavrusunun gözleri önünde
can verdi.
Aç kalan yavruların ölmüş durumdaki annelerini emmeye devam
etmesi köpeğin sahibi Hüseyin Akkoyunlu’yu adeta isyan ettirdi.
Hüseyin Akkoyunlu yaptığı açıklamada;” Köpeğim dört gün önce
yavruladı. Dördü erkek, ikisi dişi altı tane yavru yaptı. Sabahleyin
biraz etrafta gezinsin diye dışarı saldım. Çiftliğin karşısındaki
tarlanın içinde küçük bir kulübe var, kulübenin yanında zehir
karıştırılmış hamuru yediğinde yavrularının yanına geldiğinde
yıkılıp kaldı. Zehir çıksın diye kuyruğunu kestim ama yine fayda
etmedi hayvan öldü. Altı tane yavru sahipsiz, anasız kaldı. Aç
yavrularda yavaş yavaş hareketlerini yitirmeye başladılar. Bu
yavruları olan bir köpeğe yapılır mı. Vicdanı ve insan olan birisi
bunu yapamaz. Daha yavrular gözlerini dahi açmamışlardı. Köpeğimi
zehirleyen kişiyi iyi biliyorum. Telefon ettim telefonu açmadı.
Yarın gidip şikâyetçi olacağım.” dedi.
Seksen yaşındaki Hüseyin Akkoyunlu’nun ve altı yavrunun
imdadına İsviçre’de yaşayan ve Profesör olan kızı Şule Akkoyunlu
yetişti. Şule Akkoyunlu, babasından haber alır almaz, yardım için
çalışmalarına başladı. Pazar günü olması dolayısıyla hiçbir kişi ve
kurma ulaşamayan ve yardım alamayan Akkaoyunlu, internet üzerinden
GönTAM’a ulaştı. Gönen Tanıtım Araştırma Merkezi nden babasına
yardımcı olmasını isteyen Akkoyunlu, GönTAM yönetim kurulu başkanı
Kadir Demircan’dan kendilerine yardımcı olunmasını istedi. GönTAM’ın
da devreye girmesiyle, hemen ilçede yeni yavrulamış köpek ve köpek
bakıcılarının araştırılması yapıldı. Çiftçiğe giden Kadir Demircan
dan sonra olay yerine Ziraat Mühendisi ve Köpek Yetiştiricisi Murat
Durgut geldi. Murat Durgut yetim kalan kangal yavrularını alarak 14
günlük yavruları olan Goldenretrever cinsi köpeğin yavruları arasına
koydu. Kangal yavruların süt emmesini kabul eden anaç köpek, bir
müddet sonra yetim kalan kangal yavrularının sütannesi oldu.
Kangal yavrular sütannelerinden karınlarını doyurduktan sonra diğer
üvey kardeşleriyle birlikte uykuya daldılar.
Keşif Haber 6.6.10
Gönen’de ve bölgede tek kuşkonmaz üreticisi olan Mehmet Ocaktan,
Ergin Ocaktan, Fehmi Ocaktan, Ergin Ocaktan ailesi karşımahalle’de
çay boyunda bulunan kuşkonmaz tarlasında ilk hasada başladı.
Zengin bitkisi olarak da bilinen kuşkonmaz bitkisi, sonbahar
aylarında ekiliyor. Yıllardır aynı ürün tekrar ekilmeye gerek
kalmadan yetişiyor, mayıs ve haziran ayları içerisinde de hasat
ediliyor.
Kuşkonmazın
çorbası yapılıyor, yemek yapılıyor. Büyük otellerde salatalarda
kullanılıyor. Kilosunun 5 TL ile 8 TL arasında değiştiği kuşkonmazın
İstanbul, İzmir, Antalya gibi turistik otellere ve yurt dışına
pazarlandığı belirtiliyor.
Kuşkonmaz bitkisi
aynı zamanda şifalı bitkiler alanında da değerlendiriliyor.
Kuşkonmaz:
Zambakgiller familyasından; çalı veya yarı çalı halinde odunsu, çoğu
sarılıcı, bazı türleri de otsu olan Asya, Afrika ve Akdeniz
bölgesinde yetişen bir bitki. Yaprakları pul gibi ve almaşık
dizilişlidir. Çiçekleri küçüktür. Renkleri yeşilimsi veya beyazdır.
Meyveleri üzümsüdür. 150 kadar türü vardır. Tıbbi kuşkonmaz Trakya
ve Doğu Anadolu'da yabani olarak yetişir. Çiçekleri sarımsı
yeşildir. Meyvesi kırmızıdır. Kök ve rizomlarında şekerler, mannit,
koniferin, asparajin A ve C vitaminleri vardır. Hekimlikte toprakta
sürünen gövdesi, kökü ve tomurcukları kullanılır. İlkbahar aylarında
toplanıp kurutulur.
Faydası: Kalp
hastalıklarından doğan ödemleri giderir. İdrar söktürür. İdrar
yollarını temizler. Sinirleri kuvvetlendirir. Kanı temizler.
Karaciğer ve böbreklerin muntazam çalışmasını sağlar. Karaciğer
şişliğini indirir. Dalak hastalıklarında faydalıdır. Zihin
yorgunluğunu giderir. Sivilce ve egzamanın iyileşmesinde yardımcı
olur. Kandaki şeker miktarını düşürür. El ve ayaklarda görünen
şişlikleri indirir. Bel soğukluğu böbrek ve mesane iltihabı
olanlarla, çok sinirli kimselerin kullanmaması gerekir.
.
Keşif Haber 6.6.10
Gönen Sele Teslim Oldu
Pazar günü yağan sağanak yağış Gönen’de etkili oldu. Öğle
saatlerine doğru yağan yağmur, Gönen İmam Hatip Lisesi binası ve
bahçesini tamamen kapladı. Uyar ajansın sahibi Abdullah Uyar’ın,
İmam Hatip Lisesi Camisi ve Yemekhanesindeki düğününe gelen
vatandaşlar uzun süre düğün yerine ulaşamadılar.
Bunun üzerine içerdeki sandalyeler bahçeye serilerek seyyar
köprü yapıldı.
İmam Hatip Lisesi, Endüstri meslek Lisesi ve Gönen Manyas yolunun
tamamen sular içinde kalması sonucunda bazı araçlar ve vatandaşlar
suyun ortasında rehin kaldılar. Logarların çalışmaması sonucunda
tıkandığı belirtildi.
Geç vakitte gelen itfaiyenin tıkanan logarlara müdahale
etmesiyle sular çekilmeye başladı.
Vatandaşlar belediyenin doğal afetlerle ilgili önceden gerekli
tedbir almamasından, meydana gelen tıkanmalara geç müdahalede
bulunmasından ve yetkili kişilere telefonla ulaşamamalarından
yakındılar. .
Keşif Haber 6.6.10
İHH Gönüllüsü Gönen’de
İHH Gönüllüsü olarak Balıkesir ili Gönen ilçesinden tek
gönüllü olarak Gazzeye giden yardım ekibinde yer alan Zeliha
Sertkaya Gönen’e döndü.
On bin tonluk yardım malzemesiyle, 6 gemi ve 680 kişilik
gönüllülerin korsan İsrail devletince uluslar arası sularda baskına
uğraması ve İsrail tarafından tutuklamasının ardında Türkiye ve
dünya ayağa kalkmıştı.
Türkiye’nin kararlı tutumu sonucunda geri adım atan İsrail
hükümeti, Türk vatandaşı olan 380 gönüllüyü serbest bırakmıştı.
Perşembe günü sabah saatlerinde İstanbul havaalanına gelen uçaktan
inen Zeliha Sertkaya’yı yakınları havaalanından aldılar. Aynı gün
öğleden sonra Gönen’e gelen ve hükümet meydanında Türk Eğitim
Sendikasının organizasyonuyla büyük bir halk topluluğuna hitap
ederek başına gelenleri anlatan Sertkaya, hiç pişman değilim, büyük
gurur duydum ve vicdanen çok rahatladım dedi.
Gönen esnaflarından Ravza Turizmin sahibi İsmail Zorlu’nun ablası
olan Gündoğan köyü nüfusuna kayıtlı 50 yaşındaki Zeliha Sertkaya,
kendisini karşılayan ve büyük bir sevgi gösterisinde bulunan Gönen
halkına teşekkür etti.
Zeliha Sertkaya yaptığı açıklamada;” Bu İHH ile Filistin’e
ikinci gidişim. Bundan sonrada gitmekten kesinlikle geri
kalmayacağım. Bizi 70 mil açıkta, bütün ordu imkanlarıyla ablukaya
aldılar. Ne olduğunu anlamadık. Şehit ettikleri insanların
cesetlerini önümüze serdiler. Tepeden tırnağa her tarafımızı
aradılar. Sanki iki aydır bu operasyonu yapmak için
hazırlanıyorlarmış. Çok korkak bir halkmış. Küçük bir fitne
topluluğu. Onları çok basit ürün boykotuyla boğabiliriz..dedi.
Keşif Haber 3.6.10
Özürlüler Yeni Derneğe Kavuştu
Gökkuşağı Engelliler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Derneğinin resmen açılışı yapıldı..
Derneğin
açılışını bizzat yapan Gönen Belediye başkanı Hüseyin yakar, yaptığı
konuşmada özürlülerimizin bütün isteklerini severek yaparız. Bu
bizim insanlık vazifemiz. Derneğin burada Gönen’e yakışır işler
yapacağına inanıyorum. Dedi.
Açılışa dernek
üyeleri, vatandaşlar ve özürlü yakınları katıldı. Bir vatandaşın
kirasını karşıladığı derneğe Gönen Oyacılar Çeyizciler Derneği de
bir bilgisayar hediye etti.
Açılış da
misafirlere pilav ayran ikram edildi.
Dernek başkanı Murat Giray, yaptığı
konuşmada; “ Özürlü arkadaşlarımızı derneğimize üye olmaya davet
ediyorum. Şu anda 28 üyemiz oldu. Sosyal ve kültürel konularda
çalışmalar yapmak istiyoruz. El becerileri ve mesleki konularda da
eğitimler, hobi çalışmaları planlıyoruz. Bize destek olan herkese
teşekkür ederiz.” Dedi. Keşif
Haber 3.6.10
Kumköyde Köy Cemiyeti
Bu haftaki köy cemiyetleri dizisi ve yarışına Kumköy de
dahil oldu.
Düzenlenen köy cemiyetine köy halkı, çevre köylerden gelenler ve
Gönen halkı katıldı. Mustafa Uyar hocanın verdiği etkili vaaz ve
yapılan duadan sonra misafirlere topluca yemek ikramında bulunuldu.
Belediyenin, Kaymakamlığın siyasi ve resmi erkânın katılmadığı köy
cemiyetinde Kumköy muhtarı Davut Sarıoğlunu misafirleri; Tuzakçı
köyü muhtarı Şeref Özbay, Çefteçeşmeler köyü muhtarı Seyit Gezer,
MHP İlçe başkanı Veli Akyener ve MHP ilçe yönetiminden Şener Çağlar
oldular.
Yaklaşık iki bin civarında kişinin katıldığı cemiyetin Kumköyde
yıllardır yapıldığı belirtildi.
Gönen Yenice Yolu Sahipsiz
Şubat ayında meydana gelen ağır heyelan ve toprak kaymasıyla
Bandırma içme suyu şebekesi çöken ve büyük zarar gören Gönen-Yenice
yolunun Kumköy altında kalan 2 Km lik bölümünün hale yapılmaması
vatandaşları adeta çileden çıkarıyor.
Yolun kapalı olmasından sonra yaklaşık 4 aydır ulaşımın Kumköy
içinden geçmesi köy halkını isyan noktasına getirdi.
Köy muhtarı Davut Sarıoğlu yaptığı açıklamada; Resmi makamlara
dilekçe verdik. İktidar partisinin tüm yetkililerine durumu ilettik.
Yapacağız, edeceğiz, halledeceğiz dediler ancak ortada hiçbir
gelişme yok. Yakın zamanda olurmu oda belli değil. Köy halkı tozdan,
dumandan, araba gürültüsünden bıktı ardık. Gecenin saat 03 nde köyün
içinden ağır yük kamyonları geçiyor. Köy içi yollarımızda çöktü. Köy
halkı bana isyan ediyor, bu işi hallet diye. Ben ne yapayım. Kim ne
yapacaksa bu yolu bir an önce yapsınlar. Bizim bozulan yolumuzu da
tamir etsinler. Sabrımız azalıyor.” Dedi.
Dağ Ilıcası Yeni Sezona Yeni Yüzle Girdi
Gönen’in en önemli turizm tesislerinden biri olan Ekşidere Dağ
Ilıcası ve Tatil Köyünde sezon çalışmaları tamamlandı.
Tesis işletmesi 2010 yılı tatil ve yaz ayları sezonuna yeni bir
yüzle giriyor.
İşletme; tesisin tamamının boyasını yeniledi, tesisleri ve Gönen’i
tanıtan muhteşem bir katalog bastırdı.
Havuz saati uygulamasını iki saatten bir saate indirdi. Piknik
alanları ve bahçe düzenlemesinin bakım ve onarımlarını tamamlayarak
hizmete sundu. Tesisin civarında aileler ücretsiz olarak serbestçe
piknik yapabiliyorlar.
Dağ
Başında Oğlak Çevirme
Kırsalda, ormanın içinde işletme tesisi açarak alanında bir ilke
imza atan Kumköylü Yörüklerinden, Ramazan Kıraç, 2010 yılı oğlak
çevirme sezonunu başlattı.
Yaklaşık dört yıl önce Gönen- Yenice yolunda, Kumköy barajının
üzerinde ormana dayalı bir tesis kurarak oğlak çevirme- pişirme işi
yapan Ramazan Kıraç, bölgedeki keçi üreticilerin neredeyse ümidi
haline geldi.
Her yıl keçi yetiştiricilerinden satın aldığı oğlakları
tesisinin başındaki ormanda besleyen ve müşterilerine kesip
pişirerek servis eden Ramazan Kıraç’ın ormandaki oğlak lokantası
özel müşterileri sayesinde, özellikle Pazar günleri ve akşamları
dolup taşıyor.
Bu yaptığı farklı hizmet ve yatırım sayesinde Ramazan Kıraç,
2009 yılında GönTAM’dan Üstün Hizmet ve Takdirname ödülüne bile
layık görülmüş.
Gönen Köprüsü Korkulukları
Gönen Köprüsü üzerinden geçerken korkuluklardan çayı
seyredemeyen vatandaşlar, belediyeden bu engellerin kaldırılmasını
istiyor.
Tarihi Gönen köprüsü artık ilçeye yetersiz hale gelmeye
başladı. Köprünün genişletilerek dört şerit haline getirilmesini,
kenarındaki duvarların kaldırılarak etrafının açılmasını isteyen
vatandaşlar; “ Gönen köprüsünün üzerinden geçerken sanki
yeraltındaki bir tünelden geçiyormuşuz gibi oluyor. Etrafımızı
göremiyoruz. Önceden burası böyle değildi. Köprüye illa bir şeyler
yapılacaksa, genişletilsin veya bir köprü daha yapılsın. Etrafı
kapatan duvarların yerine demir parmaklıklar konulsun ki etrafı
seyrederek geçelim. Köprünün üzerindeki asfalt tamamen bozulmuş.”
Dediler.
Köy
Ekmeğine Yöneliş Hızlandı
Köy ekmeği her geçen gün daha fazla ilgi görmeye başladı.
Modern un değirmenleri ve ekmek fırınlarına olan ilgi, sağlıklı
beslenmeye önem veren kişilerin gözünden her geçen gün düşmeye devam
ediyor.
Doğal beslenme, şifa ve birçok hastalığın tedavisine etkili
olduğu uzmanlarca belirtilen ekşi maya ve su değirmeninden elde
edilen un ile yapılan köy ekmeği ve kepekli ekmeğe olan ilgi hızla
yükseliyor.
Bunun üzerine kepekli ekmek yapımına da başlayan bazı ekmek
fırınlarının yanı sıra köylerde, doğal fırınlarda ve odun ile
yapılan köy ekmekleri hepsinin üzerinde tutuluyor.
İşte ekşi maya ile, köydeki evinin önünde toprak fırınında, meşe
odunu ile pişirdiği ekmeği fırından çıkaran kadın. Köy ekmeğini
pişirdikten sonra tam 10 gün bu ekmeği yiyorlar. Şifa ve lezzetini
bilen köylüler bile, kasaba ekmeğini mecburi kalmadıkça almıyorlar.
Vatandaşlar ise hakiki köy ekmeği ve kepekli ekmeği her yerde
bulabilmeyi istiyorlar. Şehirdeki ekmek fırınları da, halka
alternatif ekmek sunacakları yerde, köy ekmeği yapıp satanlara göz
açtırmamaya çalışıyorlar.
Veli Beyin Koyunları Yazında Kuzuluyor
Koyun en karlı yatırım oldu. Kuzulu koyunun çifti 1.000 TL sütünün
kilosu 1.60 TL kr.
Yüz tane koyunu olan neredeyse çobanlıktan çıkıp tamamen ağa oluyor.
Koyun bereketli hayvan. Özellikle 2009 yılında koyun üreticileri
altın çağını yaşadı. Birçok üreticinin yıllardır ilk defa koyun
konusunda yüzleri güldü, iyi derecede kar’a geçtiler. Bu hep böyle
devam eder mi bilinmez. Yılların koyun üreticilerinden ve sürü
sahibi Veli Çiftçinin koyunları yaz aylarında da kuzulamaya devam
ediyor. Koyunlara küpeleme çalışmaları başladı. Artık küçükbaş
hayvan üreticilerine destek alıyorlar. Ancak meralarımız bilinçsiz
şekilde neredeyse yok denecek kadar azaldı.
Alaşar köyünden Veli Çiftçi, 30 yıldır koyun üreticisi olduğunu
belirtiyor. Kendisine ait tarlasının içinde yaz kış salma olarak
baktığı koyunları tek geçim kaynağı.
Küçüksoğuklar köyünden Fatih Ayan’da koyun üretiminde yüzü
gülenlerden. Keşif Haber Fatih Ayan’ın koyunculuktaki başarı
hikâyesini de yerinde araştırmaya ve yayınlamaya hazırlanıyor. Keşif
Haber 01.06.2010
Özürlülere, Oyacılar Derneğinden Bilgisayar
Kısa süre önce kurulan ve yakında açılış yapmaya hazırlanan
Gökkuşağı Engelliler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğine Gönen
Oyacılar ve Çeyizciler derneğinden bilgisayar jesti.
Dernek kurucu başkanı Murat Giray ve Yönetim Kurulu Üyesi Sercan
Çayır’a, ihtiyaç duymadıkları bilgisayarı hiç düşünmeden hediye eden
Oyacılar ve Çeyizciler Derneği başkanı Nadir Dural’dan sonra GönTAM
da altı ayrı kitabı derneğe hediye etti.
Katkılarından dolayı teşekkür eden Gökuşağı Engelliler Derneği
başkanı Murat Çayır, biz engelliler olarak bir araya gelerek iyi
şeyler yapmak istiyoruz. Bize destek olan herkese müteşekkiriz.
Perşembe günü açılışımız olacak. Davetiye dağıtmaya çalışıyoruz.
Herkesi 3 Haziran günü saat 15.00 daki açılışımıza davet ediyoruz
dedi. Keşif Haber 01.06.2010
Öküz Arabası İmalatçısı Mehmet Altınok
Kısa süre önce kurulan ve açılışı yapılan Gönen Damızlık Güvercin ve
Kanaryacılar Yetiştirime ve Yaşatma Derneği üyeleri mezatta
buluştular.
Yaklaşık 800 güvercinin tanıtıldığı mezata birçok yerden gelen
misafirlerde konuk oldular. Gaziantep’tende güvercinlerin
sergilendiği mezata; Karacabey, Bursa, Balıkesir ve Biga dan da
ellinin üzerinde misafir katıldı.
Her Pazartesi akşamları gerçekleştirilmesi planlanan mezata
güvercin severler ve yetiştiricileri büyük ilgi gösteriyor. Mezatın
aynı zamanda ilçenin sosyal bir aktivitesi olarak Gönen’in
tanıtılması ve dışa açılmasında da önemli bir görevi yerine
getirdiği belirtiliyor. Keşif Haber 01.06.2010
Gönen
Oyası Kitaplaştırıldı
Gönen'de oyacılık tarihinde bir ilk yaşandı. Uzun süredir
hazırlık çalışmaları devam eden Gönen İğne Oyası kitabı nihayet
yayınlanarak meraklılarının beğenisine sunuldu.
Birinci hamur, 80 ve sayfadan oluşan oya kitabı yayınlanır
yayınlanmaz büyük ilgi görmeye başladı. Uzun zamandır yoğun bir
talep üzerine basılması beklenen kitap, Araştırmacı Yazar A. Kadir
Demircan'ın yoğun gayretleri sonucu kaleme alındı. Kitabın yayını
Gönen’de olduğu kadar Türkiye genelinde de oyacılık alanında bir
ilke imza attı.
Kitap da oyacılığın tarihçesinden, faydaları, psikolojik ve ekonomik
boyutundan oyanın pratik olarak yapılışına kadar bütün teknik bilgi
ve detaylar ayrıntısına kadar işlenmiş.
Kitabın yazarı Demircan yaptığı açıklamada; “Bu çok önem verdiğim
bir kitap dı. Oyayı estetik ve sanatsal açıdan çok seviyorum. Bu
alanda daha önceden beri oya sitesi kurduk, ülkede tek site haline
getirdik, broşür bastırdık, oya çeyiz komisyonu kurduk, oya ile
ilgili internet televizyonu kurduk, 50 tane oya filmi çektik ve
internette paylaşıma sunduk, oya yapımı filmini çektik, oya ile
ilgili 10 tane televizyon programı yaptık ve TV 58 de defalarca
yayınladık. Ülke genelinde oyanın büyük bir reklâmını, tanıtımını
yaptık. Sonunda bir de kitap çıkararak bu hizmetimizi taçlandırdık.
Kitabın baskısında maalesef başta Gönen’li oya esnafı başta olmak
üzere belediye dahil tek kuruşluk hiçbir yerden destek ve yardım
alamadık. Kendi imkânlarımla kitabı şahsi yayın olarak yayınladık.
Sırada Köylerimizi Tanıyalım kitabı var. İnşallah yakında onu da
yayınlayacağız. Köylerimiz kitabına da destek lazım. Belediye
başkanımıza, ilçe kaymakamımıza ve muhtarlarımıza buradan seslenmek
isterim. Lütfen Gönen ile ilgili yaptığımız bu eserlere duyarsız
kalmasınlar maddi ve manevi destek versinler.
Oya kitabını genelde dışarıdan istiyorlar. Maalesef Gönen'den
merak eden de alan da olmadı. Buna çok üzüldüm. Adeta Gönen’de
kültür ve sanat anlamında duyarsız ve ölü bir toplum görüyorum.
Belediyemizde inşallah Gönen Oyasının Patentini almaya
çalışıyor. Bu iş de olduğunda artık Gönen oyası bir dünya markası
olacak. Gönen Oyacılarını oya ile ilgili daha aktif olmaya davet
etmek sanırım benim hakkım. Oyacılar derneği diye bir dernek var,
ama ortada kimse yok, icraat yok. Bu işleri aslında oyacılar derneği
yapması lazım”. dedi
İşte kitaptaki konulardan bazıları
İğne oyası nedir
Oyacılığın tarihi süreci
Oyacılığın
günümüzdeki durumu
Oya siteleri
Oyanın faydaları ve zararları nelerdir
Oya nerelerde kullanılır
Oyanın teknik ve fiziki özellikleri
Sanatsal açıdan
oyacılık
Gönen oyasının
farkı
İş ve ticari potansiyel açısından oyacılık
Oya satışları el emeğini karşılıyor mu?
Ülkemizde oya
kullanımı ne durumda?
Oyacıların
problemleri
Oya için
yapılması gerekenler
Oya tanıtım
filmleri
Ulusal oya ve
çeyiz fuarı
Türkiye’de hangi il
ilçe ve yörelerde oya yapılır?
Oyayı kimler ve niçin yapar?
Gönen oya pazarı
Etkili ve Güzel Konuşma Seminerleri Başlıyor
GönTAM Güzel bir projeye daha imza atıyor.
2008 yılında GönTAM ile Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün ortaklaşa
düzenlediği Diksiyon- Hitabet ve Toplum Önünde Söz söyleme sanatı
seminerleri yoğun talep üzerine yeniden düzenleniyor.
Alanında kariyer sahibi Yönetim ve Kişisel Gelişim Uzmanı Yüksel
Bağışlar’ın verdiği seminerlere geçen yıl 150 kişi kaydolmuş, 130
kişi de devam ederek katılım belgesi sahibi olmuştu.
Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği seminerler GönTAM ve Gönen
Ziraat Odasının katkılarıyla yapılıyor.
Ziraat Odası Konferans salonunda akşamları saat 19.00 ile 21.00
arası verilecek olan seminerlerin kayıt işlemlerinin GönTAM’ın
Akçaaali Mah. 20 Sk Karatan İş Merkezi No:3 ( çarşı Camii Yanı)
adresinde yapıldığı belirtildi.
Düzenlenecek Kişisel Gelişim Seminerlerine her yaştan herkesin
katılabileceği ve bu eğitimin insanoğluna iş hayatı ve kariyer elde
etme başta olmak üzere hayatın her alanında faydalı olacağı
belirtiliyor.
Seminerlerin 50 kişilik bir grupla sınırlı olacağı ve katılmak
isteyenlerin hemen kayıtlarını yaptırmaları gerektiği belirtildi.
Seminer
hocasının Ankara’dan özel olarak geleceği ve seminerler boyunda
Gönen’de kalacağı belirtildi.Bilgi için:0266.7626793
Keşif
Programı Artık TV 58 de
Dört aydır Yıldız TV ve Kaçkar TV de Pazartesi Günleri
yayınlanan A Kadir Demircan'ın hazırlayıp sunduğu Keşif Programı,
artık yeni yayın döneminde TV 58 de yayınlanacak.
Salı günleri saat 18.00 ile 19.30 arasında yayınlanacak olan
Keşif programında Gönen ve çevresinden önemli dosyalar yer alıyor.
Yayınlandığı dönemlerde büyük bir izleyici kitlesine ulaşan
programın yeni döneminde daha büyük bir kitleye ulaşılması ve
profesyonel anlamda bir program olması planlanıyor.
CHA ile de ortak çalışma yapılan Keşif Programları, bundan
sonra artık hem TV 58 3 Televizyonunda, hem de CHA vasıtasıyla
diğer ulusal kanallar ve haber ajanslarında yayınlanacak.
Keşif Programlarının GönTAM ve Keşif Ajans tarafından
yapılıyor ve Gönen Belediyesi de programlara destek oluyor.
Kendisine
ait Mermer Atelyesinde, erkeklerin dahi yapamadığı işi yapan Ayşe
Aslan görenleri hayrete düşürüyor.
Uzun
yıllar başkasına ait iş yerlerinde her türlü ağır işçiliği yapan 39
yaşındaki iki çocuk annesi Ayşe Aslan, kendi adına açtığı mermer
Atelyesinde erkeklere taş çıkartırcasına çalışarak evinin geçimini
sağlıyor.
Eşi ve
iki çocuğunun da aynı atölyede kendine yardım ettiğini belirten Ayşe
Aslan; iş yerimizi açalı bir yıl oldu. Çok borca girdik. Kolları
sıvadım, çizmeleri ve tulumu giyip işin ayıbı olmaz diye işe
koyuldum. Burada mermer kesimi, silimi, parlatma, zımparalama işi
ile basamak, merdiven, mutfak, korkuluk gibi her türlü mermer
işçiliğini yapıyorum. Allaha şükür işlerimiz açıldı. Bayan diye
insanlar önce tuhaf tuhaf bakıyorlar, sonrada alışıyorlar. İş
bağlantılarını, tahsilât ve ödeme işlerini, müşteri ilişkilerini ben
yapıyorum. İş yeri de benim üzerime. Eşim ve çocuklarım da bana
yardım ediyorlar. Küçücük atölyeden dört kişilik aile olarak ekmek
yiyoruz. Aynı zamanda oya işi de yapıyorum. Ekonomik kriz falan
bize vız gelir. Çalışan ve üreten insana kriz işlemez. Biz Türk
milleti olarak tembel insanlarız. Kolay ve garanti iş aradığımız
için, işsiziz diyoruz. Bana göre İşsizlik yok, iş ahlaksızlığı var.
Hadi gelsin bir hanım atölyede benimle beraber çalışsın bakalım.
Erkekler bile çalışmıyorlar bu işte. Kimse zor diye yanaşmaz bu
işlere. Bana her iş kolay geliyor. Azim ve inanç olması lazım.”
Dedi.
Gönen
Dereköy’de sel felaketi sırasında köprüden düşerek kaybolan Hasan
Yılmaz’ın 25 gün sonra bulunan cesedi Gönen Devlet hastanesi
morgundan alınarak köyüne getirildi.
Dereköy’de
Cuma namazın dan dan sonra kılınan cenaze namazından sonra doğduğu
köy olan Babayaka köyü mezarlığında cenaze namazı kılınarak toprağa
verildi.
Cenaze
namazında bir konuşma yapan Gönen müftüsü Hüsamettin Durceylan;
Hasan Yılmaz’ın doğal afet sonrası ölmüş olması şehit hükmünde
olmaktadır. Cesedinin 25 gün boyunca dışarıda kalması inşallah
kendisi için kefareti olacaktır. Allah makamını Cennet eylesin”
dedi.
Afet şehidi Hasan
Yılmaz’ın cenaze törenine Belediye Başkan Vekili Naide Karatan, İlçe
Milli Eğitim Müdürü İbrahim Tuncer ile birçok resmi daire müdürü ve
vatandaşlar katıldılar.
Tarihin En
Büyük Sel felaketini yaşayan Gönen’de Dereköy köprüsünden geçerken
sele kapılarak kaybolan 63 yaşındaki Hasan Yılmaz 25 gün sonra
bulundu.
Kaybolmasının
üzerinden tam gün 25 geçen Hasan Yılmaz’ı Jandarma, Sivil Savunma
Ekipleri ve kısa adı GÖN DAK olan Gönen Doğal Afetler Arama Kurtarma
Ekipleri uzun zamandır arıyordu.
Kaybolan
şahsın cesedi; sele kapıldığı yerden tam 4 Km mesafede, Gündoğan
köyünün 1.5 Km ilerisinde, Gönen- Biga karayolunun hemen kenarındaki
Faik Kuru’ya ait mısır tarlasının içindeki dere kenarında,
Gündoğanlı bir çiftçi olan Mehmet Kabadayı tarafından yüzü koyun
yere yatık vaziyette bulundu.
Cesedin
çıplak ve tanınmaz halde, üzerinde gömlek parçası ile
ayakkabılarının olduğu görüldü.
Cesedi
bulan Gündoğanlı çiftçi Mehmet Kabadayı yaptığı açıklamada; eşimle
beraber yoldan geçerken yolun kenarına saptık, cesetle karşılaştık.
Hemen jandarmaya haber verdik. Ceset tamamen kokmuştu ve tanınmaz
haldeydi.” Dedi.
Gönen İlçe
Jandarması cesedi Sarıköy belediyesine ait cenaze arabasıyla,
Sarıköy Sağlık Ocağından gelen doktorlar ve sağlık ekibiyle alarak
otopsi için devlet hastanesine kaldırdılar.
Olay yerine
gelen ve çalışmaları sel felaketinin başladığı andan itibaren takip
eden Kısa adı GönTAM olan Gönen Tanıtım Araştırma Merkezi Derneği
Başkanı A. Kadir Demircan yaptığı açıklamada; “ Sel felaketi
ilçemizde maalesef unutulmayacak ve unutturulamayacak acılar
bıraktı. Çiftçilerimizin yaraları ve zararları hala sarılamamış.
Devlet felaket bölgesinde var gibi olmuş veya görünmüş ama malasef
görünmesi çok bir şey değiştirmemiş. Çiftiler adeta perişan
vaziyette, devletten gelecek hızlı yardım elini bekliyorlar. Bu
olayda görüldü ki, resmi ve sivil savunma ekipleri sınıfta
kaldılar. Afetin yaşandığı ilk gün, rehin kalan bir çiftçiyi selin
içinden kurtaramadılar, istenilen helikopteri Balıkesir gönderemedi.
Rehin kalan çiftçiyi, yine köylüler kurtardı. Şimdi burada da
görüyoruz ki; kaybolan vatandaşımızı da Mehmet Kabadayı diye bir
köylümüz buldu. Tam 25 gündür arama yapıldı, yolun hemen kenarında,
ana yola 8-10 metre mesafede, koskocaman adamın cesedi sözde tüm
aramalara rağmen bulunamadı. Bütün bunları anlamak gerçekten zor.
Sivil Savunma Müdürlüğünün olay yerine gelecek resmi aracı bile
yok. Demek ki bir afette her şeyimiz Allaha emanet. Yani Allah bir
daha böyle afet, kaza bela vermesin. Yoksa işimiz çok zor. Afetin
olduğundan beri devamlı çiftçilerin yanında gördüğüm Gönen kaymakamı
Bekir Dınkırcı, İlçe Tarım Müdürü Ertan Soylu ve Ziraat Odası
Başkanı Necati Özkurt’u kutluyorum. Maalesef Gönen basınını da olay
yerinde göremedik. Yerel basın da aynı sivil savunma gibi sınıfta
kaldı diye düşünüyorum” Dedi.
7-8- 9
Eylülde yaşanan yüzyılın sel vurgunu sonrası Gönen Çiftçisi perişan
oldu.
Gönen ovasında tam
5.000 dekar çeltiğin zarar gördüğü sel felaketi sonrası çiftçiler
adeta isyanlara oynamaya başladı.
Zararlarının
şu ana kadar karşılanmadığını ve karşılanmasından da ümitlerini
kesmek üzere olduklarını belirten Gündoğanlı Çeltik üreticilerinden
Erdal Ocaktan: tarım sigortası yaptırdık, hikâye çıktı. Sel
felaketini kapsamıyormuş dediler. Borçlarımızı ödeyemez duruma
geldik. Herkes İstanbul’daki sel vurgunuyla ilgilendi. Burasını
gören olmadı. Türkiye’nin yüzde 10 luk çeltik üretimini Gönen
karşılıyor. Bu sene bu gidişle pirinç bulmak zorlaşacak ve tabiî
ki fiyatlarda fırlayacak. Ulusal basına ve yetkililere tepkiliyiz.
Bu bölgenin afet kapsamına alınmasını istiyoruz. Başka türlü hiçbir
şansımız yok. Bize inanmayan varsa buyursun 05358424130 nolu cep
telefonumdan beni arasın.” Dedi.
Gönen
Ziraat Odası başkanı Necati Özkurt bölgede yaptığı açıklamada; “
Çiftçimiz çok perişan. Ovadaki tespit çalışmalarımız bitti, şimdi
köylerdeyiz. Şu ana kadar 230 kişi tespit ettik. Bunlardan kanuna
göre 70-80 kişi yararlanabiliyor. Tespitlerimiz daha bitmedi. Zarar
çok büyük. Çiftçimiz sabırlı ve eylem yapmak istemiyor. Devletine
güveniyor. Bu bölge afet kapsamına alınmaz ise çiftçimiz çok
perişan olacak. Çok acil olarak bu bölge afet kapsamına alınmalı ve
çiftçimizin zararı çok kısa sürede karşılanmalı. Yetkililerimiz
bizim imdadımızı duysunlar artık. Çiftçinin bankalara ve tarım kredi
kooperatiflerine olan her türlü borçları mutlaka bir an önce
ertelenmeli. Bölgede kamu ve özel bankaların çalışmaları başladı.
Bundan memnunuz. Sel felaketinin tüm boyutlarını anlatan bir DVD
yaptık. Onu Ankara’daki ilgili yerlere gönderiyoruz. dedi.”
Gönen’de 8 Eylülde yaşanan yüzyılın sel vurgunu sonrası
manzara tarih kitaplarına geçecek türden, ibretlik ve mucizevî
olaylarla dolu.
8 eylül günü yaklaşık 6 derenin birleştiği nokta olan Dereköy
deresinin taşması sonrasında Gönen ve Gündoğan ovasında 15 bin dekar
Çeltik tarlası sular altında kalmış, Gönen- Biga karayolu saatlerce
ulaşıma kapanmış, sele kapılan bir vatandaş da kaybolmuştu.
Felaket sonrası ilçe jandarması ve sivil savunma ekipleri sele
kapılan 63 yaşındaki Hasan Yılmaz’ın çeltik tarlaları içinde
cesedini ararken iki ayrı cesetle karşılaşan kurtarma ekipleri adeta
şoke oldular. Cesetlerin Çığmış ve Dereköy mezarlığından gelen 15-20
gün önce gömülen ölülere ait olduğu anlaşıldı. Kaybolan vatandaşa
ise tüm aramalara rağmen ulaşılamadı. Vatandaşın Gönen çayı
üzerinden Marmara denizine sürüklendiği tahmin ediliyor.
Dereköy mezarlığındaki tüm mezarları yerle bir eden felaket
sonrasında mezarlara ait ölülerin kafatasları ve iskeletlerini
ortalığa saçıldığı ve mezarların tamamına yakını sele kapılarak yok
olduğu görüldü.
Sel felaketi sonrası Dereköy köprüsü tarihten silinde, 4 ev ağır
hasar gördü, dere boyunca 200 metre genişliğindeki bağ bahçe ve
tarlalara ait bütün ağaçlar ve ürünlerin yok olduğu görüldü.
Köy mezarlığında bütün mezarların yok olması ve hasar
görmesine rağmen, asker şehidi olan Şehit Ercan Coşkun’a ait mezara
da hiç bir şey olmaması, görenleri adeta hayrete ve dehşete düşürdü,
çok anlamlı bulundu
Felaket sonrasında Dereköy ve Yeşilyurt alabalık çiftliklerde
büyük hasar gördü. Dereköy alabalık çiftliği sahibi Nazım Şahan
yaptığı açıklamada; yavru ve anaç olmak üzere 50. civarında balığım
sele kapılarak yok oldu ve bütün tesislerim büyük hasar gördü.
Zararım 250 bit tl civarlarında.
Balığa sigortada yapılmıyor. Devletten inşallah bir yardım
gelir. Burada yerel turizme hizmet veriyoruz”. dedi.
Dere boyunca balık çiftliğinden çıkan balıkların tarlalara
saçıldığı ve yarı cansız durumdaki balıkları vatandaşların eliyle
tuttukları görüldü.
Köylerinde
elektrikler, sular ve telefonların kesik olduğunu ve hayatın
durduğunu belirten köylüler, devletin bir an önce kendilerine
yardım etmesini ve köprülerinin yapılmasını istediler.
Gönen’de Tarihin En Büyük Sel Vurgunu
Bir vatandaşımız sele kapılarak sularda kayboldu.
Gönen tarihin en büyük sel felaketiyle karşılaştı. 7-8 Eylül
tarihlerinde gece ve gündüz yağan sağanak yağmur derelerin taşmasına
sebep oldu. Yağış neticesinde Dereköy deresi taştı, köyün içinden
geçen tarihi köprü çöktü, köprünün üzerinde sellere bakan 55
yaşlarındaki Hasan Yılmaz isimli vatandaş sellere kapılarak
kayboldu. Hasan Yılmaz tüm çabalara rağmen kurtarılamadı, cesedi de
bulunamadı.
Yine Gündoğan köyünden bir vatandaş, çeltik makinelerinin
yanında çalışırken seller içinde rehin kaldı. Yaklaşık 2 saat rehin
kalan vatandaş için Balıkesir’den helikopter çağrıldı. Beklenen
helikopterin gelmemesi neticesinde köylüler bir traktörle suyla
kaplı tarlanın içine daldılar. Yoğun çabalardan sonra mahsur kalan
70 yaşlarındaki bir vatandaş kurtarıldı.
Taşan sular Sarıköy ovası ile Gönen Ovasının büyük bir
bölümünü kapladı. Gönen – Sarıköy ve Gönen Biga yolu da sular içinde
kaldı. Yolda kalan vatandaşları DSİ makinaları kurtardı. Dereköy de
Bilal Gökmen isimli şahsın dere boyundaki evi sular içinde kaldı.
Selden en fazla Dereköy, Hafızhüseyinbey köyü, Gündoğan köyü ve
Sarıköy halkı zarar gördü.
Ziraat Odası Başkanı Necati Özkurt yaptığı açıklamada;
yaklaşık 15 bin dekar çeltik alanının zarar gördüğünü ve maddi
zararın 15 milyon TL civarlarında olabileceğini açıkladı. Edinilen
bilgilere göre selden zarar gören üreticilerin çoğunun tarım
sigortası yaptırmadıkları, tarım sigortası yaptıranların da, sigorta
sel felaketlerini kapsamadığı için bu afetten yararlanamayacakları
belirtildi.
Demircan CHA Bölge Muhabiri Oldu Keşif Tv
Yapımcısı Araştırmacı yazar A.Kadir Demircan Cihan haber ajansı'nın
Bölge Muhabiri oldu. Demircan Keşif Ajans olarak bölgede çektiği
kamera ve fotograf görüntülerini haber metinleriyle birlikte Cihan
Haber Ajansına'da göndererek basın yayın alanında bölgede büyük bir
güç ve potansiyel oluşturmayı başardı. Demircan'ın sel felaketiyle
ilgili haberleri yaklaşık 40'a yakın haber kanallarında yayınlandı.
Demircan yaptıgı açıklamada ajans muhabirliğinden hiç bir ücret
taleb etmediğini amacının Gönen'e ve bölgeye hizmet oldugunu
belirtti.
Demircan'ın bölgede yaptıgı hertürlü haber görüntü ve
bilgilerinide ajansa Şeyda Kilitler ulaştırıyor.
Büyük Bir Çevre
Felaketi Adım Adım Yaklaşıyor
Gönen Çayı Çevre ve İnsan Sağlığını Tehdit Etmeye Devam Ediyor
Keşif
/ Çevre - Doğa - Sağlık -Spor
Kazdağılarının eteğinden çıkarak Gönen barajına hayat veren
ve buradan da Gönen kenarından geçerek Marmara denizine dökülen
efsane Gönen çayında tehlike çanları çalmaya başladı.
Keşif ekibi bu tehlikeye dikkat çekmek, mağdurların ve
halkımızın duygularına tercüman olmak, ilgili ve yetkililerin
dikkatlerini bu yöne çekmek üzere yerinde araştırmalar, söyleşiler
yaptı, film ve fotoğraflar çekti.
Kaynağını Gönen Barajından alan tarihi Gönen çayının Denzikent’e ve
Marmara denizine uzunluğu yaklaşık 60 kilometre.
Gönen Çayı; Kumköy, Ekşidere, Balcı köylerinin kenarından
Gönen’e ulaşıyor ve Gönen’den sonra Tuzakçı, Bostancı, Ayvalıdere,
Gebeçınar, Bandırmanın Musakça köylerinden sonra da Denizkent
sahilinden Marmara denizine akarak dünya okyanusları içinde
kayboluyor.
Sorun şu: Gönen çayı Gönen’e girişine kadar çok normal ve
temiz. Hiçbir sorun yok. Ancak Gönen’den çıktıktan sonra çayın
rengi, karışımı, yapısı hey şeyi değişiyor.
Sayıları 20 ile 65 arasında değişen deri sanayinin bütün
kimyasallı ilaçları ile kirli atık suları doğrudan çaya akıyor.
Sözde arıtma tesisleri var. Ama çözüm olmamış. İlçenin bütün lağım
suları, ilçe genelindeki başta süt işleyen fabrikaların bazıları
olmak üzere, sanayinin bütün kirli suları da bu çaya dökülüyor.
Gönen’den sonra denize kadar olan 35 km lik mesafede çiftçiler
mecburi olarak bu kirli sularla ürünlerini sulamak zorunda
kalıyorlar. Buradan yetişen ürünleri ister istemez pazardan hepimiz
alıp yemek durumunda oluyoruz.
Bu çayın bu haliyle kalması ileride çevre ve insan sağlığı
açısından büyük felaketlere davetiye çıkarmaktadır. Köylüler çaydan
çok muzdaripler. Çay yaklaşık 3-4 km mesafeden duyulabilen büyük bir
koku yaymaktadır. Suyu kapkaradır ve dibi görünmemektedir. Suyun
geçtiği yerlerde köpükler ve kimyasal atık birikimleri
görülmektedir. Çaydaki bütün balıklar ölmüştür ve çok az miktarda
kaplumbağadan başka hiçbir canlı yaşayamamaktadır.
Tarla ürünlerinin genlerine su ile kalıtsal kimyasal maddelerin
karışma rizki çok yüksektir. Bu bölgede bir takım hastalıkların baş
gösterme rizikosu vardır.
Köylüler çare istiyorlar, yetkililerin, devletin, kurum ve
kuruluşların, çevrecilerin harekete geçmesini ve bu sorun ve
tehlikeden kendilerinin ve halkın kurtarılmasını bekliyorlar.
Sayısız dilekçeler vermişler, müracaatlar ve girişimlerde
bulunmuşlar ama bir sonuç alamamışlar. Yetkililer ilgilenmemişler,
yanlarına gelmemişler, araştırma yaptırmamışlar. Söylediklerine
göre, bu sorunun çözümlenmesine bazı kişi ve kurumlar perde
arkasından köstek oluyor ve tehdit ediyorlarmış.
Çay boyunca en az 30 kişiyle görüştük, söyleşi yaptık. Hepsinin
ortak şikâyetleri şu;
Bir köylü diyor ki biz burada 15 sene evvel yüzüyor ve balık
tutuyorduk. Şimdi ise elimizi dahi sokamıyoruz. Çayda her türlü
canlı yaşıyor ve tatlı su balıkları yetişiyordu. Suyu her şekilde
kullanıyorduk. Ne olur, kim yaparsa yapsın, bu soruna el atsınlar.
Biz sanayileşmeye karşı değiliz, herkes çaydan yararlansın ancak
kimse kimseye zararlı olmasın. Yararlanma haklarının da bir sınırı,
kuralı olsun istiyoruz.
Kimse kimseye de baskı yapmasın ve tehditte bulunmasın. Kimse
doğayı, çevreyi kirletme ve insan sağlığını tehlikeye atma hak ve
özgürlüğüne sahip değildir.
Bu işi üzerine vazife görmeyenleri, bana dokunmayan yılan bin
yaşasın anlayışında olanları, bizi duymayanları, kulak vermeyenleri
ve toplumsal sorunlara kulak tıkayanları kınıyoruz.” Dedi.
Keşifin Yorumu:
Köylüler baştan sona haklı. Dünyayı bu şekilde birbirimize
zindan etmemeliyiz.
Sorun ortada, deneye, incelemeye gerek yok. Çayın Gönen’den
çıkışına bir bakın, gidin yanına. Kokudan yaklaşabilecek misiniz,
elinizi sokmaya cesaret edebilecekmisiniz. Balık ve diğer bir
canlıya rastlayabilecek misiniz. Yüzmeyi deneyebilecek misiniz.
Buradan yetişen ürünleri gönül huzuruyla pazardan alıp yiyebilecek
misiniz.
Bu sorun; 5 köy ve bu köylerde yaşayan 4.000 nüfusu
ilgilendiriyor. Bizim için bir tek insanın bile hayatı önemli ve
kutsal. Bir tek kişiyi bile ilgilendirse sorundur ve çözülmelidir
anlayışındayız.
Genel olarak da hepimizi, tüm ilçe halkını ilgilendiriyor. Bu
sorunun çözümü çok basit. Sadece niyetine girmek önemli.
Ayrıca bu suyumuz yıl boyunca denize dökülüyor. Bu bir su israfıdır,
milli servet israfıdır. Malum ülkemiz kuraklık ve su sıkıntısı
tehlikesiyle karşı karşıya. Devlet su kaynaklarının tasarruflu ve
verimli kullanılması için damlama sulama sistemine destek olmaya
başladı. Bu çay için de bir proje hazırlanmalı ve bu suyun 10 ay
boyunda denize boşalmasının önüne geçilmeli. Bu su 60 KM mesafede
yapılacak 500’er tonluk, yeraltı depolarıyla muhafaza edilerek
tarımda ve şehir şebeke suları temininde kullanılabilir.
Mühendisler, Devlet Su İşleri umarız bu konuda da proje
hazırlıyordur.
Bu sorun giderilmeli ve bu işe ilgili ve yetkililerin el
almasını şiddetle öneriyoruz.
Umarız bu önemli toplumsal sorunu haberleştirdik diye bir takım kişi
ve kurumlardan baskı ve tehdit görmeyiz. Böyle bir baskı ve
sindirmeyi gizli ve aşikâr, doğrudan ve dolaylı olarak görürsek te
bunu toplumla, sizinle paylaşacağımızı bilmelisiniz.
Çağımız darbe ve çetelerin, karanlık mihrakların cirit attığı bir
çağdan çıktı artık. Her şey şeffaf ve toplum önünde gerçekleşiyor.
İnsanlık düşmanı çeteler ve karanlık güçler şu anda hapislerde
çürüyorlar. Hukuk işlemeye başladı, elhamdülillah. Daha güzel günler
ve daha iyi bir memleket olma yolunda hızla ilerliyoruz.
Amacımız ülkemiz insanının huzur ve mutluluğudur.
Keşif
/ Yer Altı Kaynaklarımız – Doğal Varlıklarımız
Şifalı Çamur Kaplıcasına
Büyük
İlgi
Balıkesir Turizm
Açısından Çok Önde Ancak Tanıtım Eksikliği Var
Kaplıca turizminin önemli ve alternatif bir modeli olan Şifalı Çamur
Kaplıcalarına ilgi gün geçtikçe yükseliyor.
Susurluk ilçesinin Ilıcaoba köyünde 135 dönümlük bir araziyi, 49
yıllığına kiralayan bir işletmeci tarafından işletilen kaplıcaya,
yeni modern tesisler kazandırılmış.
Türkiye
nin her yerinden misafirleri olan Çamur Kaplıcası; tamamen açık
havada, arazinin üzerine kurulu, bay ve bayanlara özel, etrafı
avluyla çevrili çamur havuzları şeklinde hizmet sunuyor.
Şifalı çamur kaplıcasının; romatizma, siyatik, kireçlenme, bel
fıtığı, nevralji, lumbargo, nevrit, polinevat, cilt hastalıkları,
sedef, kadın hastalıkları, kırık ve çıkık sonrası hareketsizlik,
felç türündeki hastalıklara şifa olduğu söyleniyor.
Sudaki bir karbonat maddenin kireçlenmeyi çözdüğü ve felçli
hastalara çok iyi geldiği söyleniyor. Orada pansiyon işleten bir
köylü kadın şahit olduğu bir anısını anlatıyor. Almanya’dan gelen ve
felçli olduğu için hiç yürüyemeyen bir adamın, bir hafta sonra
yürüyerek havuza girdiğini ve kaplıcadan iyileşerek ayrıldığını,
yakınlarının da buna hayret ettiklerini ve çok sevindiklerini
anlatıyor.
Etraftaki köylüler de benzer olaylardan bahsediyorlar. En azından
hiç kimsenin çamur kaplıcasından zarar görmediğini ve üstelik her
şekilde memnun kalarak ayrıldıklarını söyleyebiliriz.
Kaplıcanın kenarında tarihi Ceneviz hamamı da bulunuyor. Bu
hamamdan çıkan 44 derecelik su motorlarla çamur havuzuna
aktarılıyor. Kaplıcanın çamurundaki maddelerin, sıcak su karışımıyla
birlikte insanlara şifa olduğu söyleniyor. Etrafına havuzları da
içerisinde bulunan tesisler yapılmış ancak düzenli olarak
işletilememiş.
Kaplıcanın bulunduğu köy çok şanslı. Köyde pansiyonculuk ve
marketçilik yaygınlaşmış. Ancak bu yıl ekonomik kriz dolayısıyla
istedikleri sonucu alamamışlar.
Kaplıca çok güzel. Herkesi gidip görmeyi hatta
yararlanmayı tavsiye ederim. Yatırımcı şirket çok iyi çalışıyor,
ancak eksiklikleri de oldukça çok. Örneğin bizimle televizyoncu
olduğumuzu, tanıtım yapacağımızı söylememize rağmen ilgilenemediler,
yetkililere ulaşamadık. Ancak en azından gezip görmemize engel
olmadılar. Böyle işletmeler halkın ortak malıdır, kimsenin özel
tekelinde değildir. Tesis herkese açılmalı, her şey paylaşılmalı.
Köy muhtarı sağolsun bize gerekli ilgiyi gösterdi. Bizde görüntü
alabildik. Buranın video klibi çekilmeli, televizyon ve gazetelerde
haber yapılmalı. Sonra denilmemeli. Sonra diye diye yıllar, asırlar
geçiyor, ömür bitiyor ve insanlık kaybediyor. İyi, hayırlı ve güzel
işler için hemen şimdi denilmeli. Girişimcileri her ne kadar bizimle
ilgilenemeseler de tebrik ediyorum. Köy muhtarını özellikle
kutluyorum.
Keşif / Çevre - Doğa - Sağlık -Spor
Manyas Kuş Cenneti Ziyaretçilerini Büyülüyor
Türkiye’nin Doğal Tek
Kuş Konaklama Tesisleri
Balıkesirin Bandırma ilçesi sınırında bulunan Kuş Cenneti, Marmara
denizinin güneyinde, Bandırma ile Manyas arasında, Balıkesir
yolunun15.nci kilometresinde, Manyas gölünün kenarında bulunuyor.
Her yıl Bandırma belediyesince, Uluslar Arası Bandırma Kuş Cenneti
Kültür ve Turizm Festivali olarak kutlanıyor.
Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınmış, Çevre ve Orman
Bakanlığı bünyesinde Milli Parklar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak
hizmet sunuyor.
En çok ziyaretçisi olan park unvanına sahip. Bu yeri 1938 yılında
Prf Dr. Curt Kosving ve Eşi Leonore Kosving keşfetmişler ve park
olmasını sağlamışlar.
İstanbul Üniversitesi Hidrobiyoloji bölümü 1952 yılında
inceleme istasyonu kurmuş. 1959 yılında da Milli park yapılmış.
Avrupa konseyi tarafından da A Sınıfı diploma ile
ödüllendirilmiştir.
Parkta 1975 yılına kadar 238 kuş türü tesbit edilmiş, daha
sonra bu rakam 255 e çıkmıştır. 66 kuş türünün de düzenli olarak
burada kuluçka topluluğuna katıldığı tespit edilmiş.
Burası Marmara bölgesi ılıman iklim kuşağında ve kuşların
kıtalar arası göç yolları üzerinde kalan uğrak yeri yani dinlenme
tesisleri haline gelmiş.
Kuşlar kıtadan kıtaya yolculuğa devam ederken, buraya misafir
oluyorlar, dinleniyorlar, konaklıyorlar, karınlarını doyurup yeniden
yollarına devam ediyorlar.
Kuşların buradaki konaklama süreleri 1 saat, 1 ay ve en fazlada 1
yıl olarak tespit edilmiş.
Yılda
buraya gelen kuş sayınsın da 3 milyonun üzerinde olduğu tahmin
ediliyor.
Kuş
Cenneti Milli parkında; bütün kuş türlerinin olduğu büyük bir müze
var. Ayrıca kapalı devre kameralar ile kuşların bütün hareketleri
canlı olarak izleniyor ve ziyaretçiler de bunu müzedeki dev
ekranlardan görebiliyorlar.
Gözetleme kulesinden dürbünlerle kuşların hareketlerini
izleyebiliyorsunuz. Kuşların buradaki mevsimi de Mayıs, Haziran,
Temmuz, Ağustos ayları oluyor.
Her yıl
67 ülkeden 80-90 bin civarında turist burayı ziyarete geliyormuş.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Bu
parkı Keşif ekibi olarak gezip gördük, inceledik ve bilgiler aldık.
Özellikle parkın görevlilerini tebrik ediyoruz. Bizimle çok yakından
ilgilendiler, her taleplerimize severek, içtenlikle cevap verdiler.
Memur zihniyetini bu parkta göremedik. Çalışanlarını ve
idarecilerini kutluyoruz.
Kuş
Cennetini herkesin ziyaret etmesini tavsiye ediyoruz. Oradaki tabiat
alemini, kuşlar dünyasını, doğal hayatı ve Allah’ın yaratılış
gerçeğini damarlarınıza kadar yaşıyorsunuz. Bir akıl sahibi kişi
için, onları izleyip te inkârcı veya inançsız olmak için deli olmak
lazım.
Farklı
bir dünyaya giriyorsunuz, çıkmak istemiyorsunuz, doyamıyorsunuz
izlemeye, hayran kalmaya. Hayret üstüne hayretler yaşıyorsunuz.
Kuşların her birisi ve her bir hareketleri birer mucize niteliğinde.
İzle,
anla, düşün, tefekkür et. Adeta dinleniyorsun, arınıyorsun, psiko
terapiden çıkmış gibi oluyorsun.
Kuş
Cenentinin internet sitesini yapmayı unutmuşlar herhalde. Yollarda
tanıtım tabelaları yok denecek kadar az ve eskimiş vaziyette.
Balıkesirin bütün bölgelerine “Kuş Cennetine Gidilir” tabelaları
asılmalı. Kuş cennetinin yanına insanlar için de dinlenme ve piknik
yerleri yapılmalı.
Keşif / Tefekkür İklimi
Son
Yolculuğa Uğurlama Töreni
Basri Yılmaz Amcayı
Topluca Uğurladık
Ölüm. Hepimiz için mukadder olan bir yolculuk için hazırlık
yapmalıyız. Son yolculuğumuza uğurlamak için bizim için de gelenler,
mezarımızı kazanlar, mezara koyanlar ve üzerimizi toprakla örtenler
ve mezarımız başında okuyanlar, ağlayanlar, göz yaşı dökenler
olacak. Tıpkı bizim Basri Yılmaz amcaya yaptığımız gibi.
Gönen’in Çallıca köyünden Basri Yılmaz amca, uzun süredir
ağır hastaydı ve artık doktorlar ile ailesi ümidini kesmiş, son
vazifelerini yapmanın telaşı içindeydiler. Bir gün geldi, Basri amca
hayata veda etti. Okunan sela ile dost ve yakınlarına duyurdular.
Kısa gün içinde gelebilen geldi cenaze törenine. Mezarını kazdılar,
yıkayıp yuğdular ve tabuta koydular. Camiden çıkan cemaat evinin
önüne geldiler. Topluca dua ettiler. Sonra dört kişi, Basri amcayı,
78 yıl yaşamış olduğu evinin önünden, bir daha dönüşü olmamak üzere,
ebedi yolculuğuna çıkmak üzere omuzlayıp götürdüler.
Mezarlıkta namazı kılındı, sonra oğulları Niyazi ve Turan
yılmaz, tabuttan alıp kucaklayıp, başı kıbleye gelecek şekilde
kabire koydular. Mezar tahtalarını da döşedikten sonra, sevenleri
toprak atmaya başladılar ve tamamen gömdüler. Mezarın üzerini
ortadan çizdiler ve ibrikle su döktüler. Ardından sırayla Kuran’ı
Kerim okudular, dua ve niyazda bulundular, sonra dağılıp gittiler.
Basri amcanın, dayıoğlu Hasan Çiftçi, telkin işlemini
gerçekleştirdikten sonra o da mezarlıktan ayrıldı. Artık Bari amca
mezarlıkta, kabrinde yalnız başına kalmıştı. Ahiret hayatı
başlamıştı. Akşamı ise sorgu melekleri görevlerini yapacaklardı.
Buradan sonrasını artık, dünyadan bilen olmayacak. Orası Basri
amcayla, görevli meleklerin ve yaratıcının bilgisinde.
Ölümden kurtuluş yoktur, ölüm her an sizi yakalayabilir.
Ölüme her an hazırlıklı bulunun.
Ölüm son değildir, yeni bir başlangıçtır. Güzel
takva sahipleri ve gerçek müminler ölümden korkmazlar. Onlar için
ölüm her an gündemdedir. Dünyada ölümsüz hiçbir canlı yoktur. Kimse;
kaç yaşında, kaç yıl sonra, hangi sene, kaç saat, kaç dakika ve kaç
saniye sonra öleceğini bilemez, o her an gelip çatabilir. Ne zaman
çıkılacağı belli olmayan bir yolculuk için her an teyakkuz halinde
olmamız gerekmez mi.
Ankebût 57:”Her
nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz...”
Nisâ 78:”Her
nerede olursanız ölüm size erişir; velev ki, tahkim edilmiş yüksek
kalelerde bulunun.”
Cum’a 8:
”De ki; kendisinden o kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size
kavuşacaktır. Sonra hem gizli, hem aşikarı bilen Allah’a
döndürüleceksiniz de, o size neler yaptığınızı haber verecektir.”
Ahzâb 16:”Ey Muhammet! De ki: “Eğer ölümden yahut
öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda
vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”
İnsan uyuyup uyandırıldığı gibi, ölüp yeniden diriltilecektir.
En’âm 60:”O’dur ki, sizleri geceleyin uyutarak ölü
gibi yapıyor, gündüz de yaptığınız işleri biliyor. Sonra takdir
edilen ömür tamamlansın Muhammed 27: ”O halde, melekler onların
(kafir ve münafıkların) yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını
alırlarken nasıl hareket edecekler”.
Nâhl 32:”Takva
sahipleri (müminler) o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve
rahat oldukları halde alırlar. Selam size. Yapmış olduğunuz güzel
işlerin mükafatı olarak girin cennete...derler”.
diye, sizi gündüz uyandırıyor...”
Ölümden ve öldürülmekten, tehlikeden, eza ve cefadan kaçamazsınız.
Ahzâb 16:”Ey Muhammed! de ki:
kaçmak size fayda vermeyecektir. Kaçsanız bile az bir zamandan fazla
yaşatılmazsınız.”
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Bu habere ve manzaraya ne yorum
olabilir ki. Haberi de, yorumu da içinde. Anlayanlara sivrisinek
saz, anlamayanlara davul zurna az. Hesaba çekilmeden önce kendimiz
hesaba çekebiliyor muyuz? Bu dünyada misafir olduğumuzun ve bize ait
hiçbir şeyin olmadığının farkında mıyız değilmiyiz.
Bulunduğumuz makam, mevki, şöhret bizi
sarhoş etmiş, kendimizden geçirmiş, şımartmış ve ölümü unutturmuş mu
yoksa her şeyin farkında, bilincinde miyiz.
Keşif / Aktüalite Sosyalita
Gönen İmam Hatip Mezunları 11. Defa Buluştu
Mezunlar Gününe 400 kişi
katıldı
Gönen İmam Hatip Lisesi 11. nci Mezunlar Günü kutlamasını 9 Temmuz
Pazar günü İmam Hatip Lisesi bahçesinde 400 kişinin katılımıyla
gerçekleştirdi.
Mezunlar gününe; okulun eski müdürleri ve öğretmenleri ile okuldan
mezun olanlar, okulda okumuş olanlar, kendini fahri İmam Hatipli
görenler ile mezunların yakınları katıldı.
Kuran-ı Kerim açılışı ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan
toplantı da okulun ilk mezunu ve aynı zamanda müdürü de olan Metin
Erbay açılış konuşması yaptı.
Mezunlar günü programında katılımcılara ikramlarda bulunuldu.
Mezunlar doyasıya sohbet ederek eski günlerini yad ettiler.
Gönen İmam Hatip Lisesi 1977 yılında 55 öğrenci ile açılmış, 1985
yılında da Anadolu İmam Hatip statüsüne kavuşturulmuş.
16
Ağustos 1997 yılında dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz zamanında
darbeci 28 Şubatçıların baskılarıyla, 8 yıllık kesintisiz eğitime
geçirilerek orta kısımları kapatılmış ve katsayı engeliyle başka
üniversiteleri kazanmaların önü kesilmişti.
İmam Hatip Okulları ilk defa1924 yılında açılmış, 1930 da yeniden
kapatılmıştı.1951 yılında 7 ilde orta kısmı 3, lise kısmı 4 yıl olan
7 yıllık İmam Hatip okulu açılmış ve 1958 yılına ilk mezunlarını
vermişti. İlk mezunları çok iyi yetişen İmam hatipleri halk çok
beğenmiş ve daha sonra 1973 yılında bu okulların sayıları 150 ye
çıkarılmıştı.
İmam
Hatip Okulları üzerinde birçok entrikalar ve baskılar denenmiş ve
hiç birinde başarılı olunamamış, halk bu baskılar karşısında bu
okulları daha çok sahiplenmiştir.
Hala İHL mezunları askeri okullara anlaşılamayan sebeplerden dolayı
alınmamaktadır.
Yüksek Öğretim Kurumunca 21. Temmuz 2009 dalınan bir karar ile
Üniversitelerdeki kat sayı engelini de kaldırarak tekrar bu
okulların önü açılmıştır.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
İmam Hatipli Olmak ayrıcalıklıdır. İmam Hatip mezunları veya İmam
Hatip Lisesinde bir dönem dahi okumuş olan bir kişi, hayatın her
döneminde farklılığını gösterebilmektedir. Yakalanan teröristler,
PKK lılar, adam öldürenler, soyguncular, vurguncular, içkiciler
içerisinde İmam Hatip Menşeli birisine rastlamanız neredeyse mümkün
değildir. Tabiî ki istisnalar olacaktır, bir sepet yumurtadan bir
tane çürük çıkacaktır. Ancak aslolan gerçek, istisnalar kaideyi
bozmaz gerçeğidir.
Ancak şu da bir gerçektir ki, son dönemlerde İmam Hatip Liseleri de
yozlaşmayla yüz yüze kalmıştır. Bu yozlaşmanın önüne geçilmeli, İmam
Hatipler yakın tarihteki gerçek misyonuna yeniden ve hızla
büründürülmelidir. Bunu, 1984 yılında İmam Hatipten Mezun olmuş ve
1995 de İmam Hatip Rehberi isimli kitabı Türkiye’de ilk ve tek
olarak yazmış ve yayınlamış birsi olarak, samimi duygularımla
söylüyorum. 1984 deki İmam Hatiplilik çizgisi ve misyonunu şu an
görememekteyim.
Keşif / Tefekkür İklimi
Gönen İlahi Gurubu Hayırlı Olsun
Müezzin ve İmam
Hatiplerden Oluşan İlahi Gurubu Gönülleri Coşturdu
Gönen’de görevli İmam hatip ve Müezzinlerden oluşan 5 kişilik bir
ilahi gurubu kuruldu. İlahi gurubunun adı “Gönen İlahi Gurubu”
olarak belirlendi.
Gönen
Belediyesi Türk Halk ve Türk Sanat Müziği korosunun şefi Faruk
Arısoy ve ekibinin de dahil olduğu Gönen İlahi Gurubu, ilk konserini
Yıldız otelde yapılan bir cemiyet te verdi.
Birbirinden güzel parçaları profesyonelce seslendiren ilahi gurubu
dinleyenleri adeta kendinden geçirdi.
Bilindiği üzere İlahi; Anadolu ve İslam coğrafyasında bir gelenek ve
görenek olarak bürük önem arz etmektedir.
Dünyada birçok sanatçı İslamla şereflendikten sonra ilahi tarzı
müzikler yapmaktadır. Bunun en bariz örneği ise eski adı Cat Stevans
olan islamı seçtikten sonra Yusuf İslam adını alan sanatçıdır.
Yine
Türkiye’de Ömer Karaoğlu, Aykut Kuşkaya, Mesut Şimşek, Hüseyin
Goncagül, Abdurahman Önül, Eşref Ziya, M Emin Ay, Erkan Mutlu başta
olmak üzere yüzlerce İslami müzik sanatçısı, kasetleri ve televizyon
klipleri bulunmaktadır.
Bunların başında da Beraat TV, TVT kanalları gelmektedir.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Gönen İlahi Gurubu çok iyi bir fikir. Ancak birinci derecede ticari
amaca yönelik olarak faaliyette bulunurlarsa kısa sürede
kaybederler. Amaç dine, ilme ve insanlığa hizmet olmalı. Gönüllülük
esas alınmalı. Her programdan ticari menfaat umulursa kısa ömürlü
olur. Ancak, her yere de çağrılıp, olabilecek masrafları karşılanmaz
ise bu da olmaz. Hepimiz Gönen ilahi gurubuna sahip çıkmalıyız,
yaşatmak, güçlendirmek ve daha da geliştirmek için çalışmalıyız.
Zenginlerimiz bu guruba sponsor olabilir. Ama Gönenli
zenginlerimizin bu tür oluşumlara duyarsız ve ilgisiz kaldıkları da
bir gerçek.
Keşif / Tarım Vitrini
Yörük Pazarında Organik Tarım Ürünleri İlgi Görüyor
Geleneksel Yörük Pazarı
Kapalı Pazar Yerinde
Gönen Kapalı Pazaryeri kenarında bulunan eski Yörük Pazarı üretici
kadınları, bahçelerinde ürettikleri gübresiz sebze ve meyvelerle
pazarda tercih sebebi oluyorlar.
Yıllarca Gönen çarşı merkezinde, Yörük pazarı olarak adlandırılan
yerde Salı günleri pazara çıkan ve pazaryerinin yeni yerine
taşınmasıyla birlikte buraya taşınan Yörük kadınları, ürettikleri ve
pazara getirdikleri türlü sebze ve meyveleri müşterilerine
satıyorlar.
Yörük pazarında satışa sunulan ürünlerin başlıcalar: yumurta, tavuk,
sarımsak, soğan, marul, maydanoz, çilek, domates, biber, kabak,
lahana, pırasa, erik, kiraz, üzüm, ahlat, kuşburnu, ada çayı
oluşturuyor.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Organik
Tarımı Gönen’de köylü yörük kadınları başlatmış. Bahçelerinde
yetiştirdikleri türlü sebze ve meyveleri toplayıp pazarda
satıyorlar. Çok ta müşterileri var. Diğer sergiler bu kadınları
kıskanıyorlarmış ve her fırsatta onları oradan uzaklaştırmak için
çaba harcıyorlarmış. Yani her zaman baskı altında tutuluyorlar.
Pazarın kenarında yerlerde, beton üzerinde sergiliyorlar ürünlerini.
Ellerinden tutan, sahip çıkan, destek veren yok. Bu kadınlara sahip
çıkılırsa, organik tarımı amatör bazda daha iyi yapabilirler. Ziraat
odası böyle bir teşebbüs ve proje olursa seve seve destek veririz
diyor.
Avrupa
organik tarıma yıllar oldu geçeli. Artık kimyasal gübrelerle
üretilen hormonlu sebze ve meyveleri bilinçli Avrupalı tüketmiyor.
Biraz daha fazla para ödüyor, doğalını, katkısızını, lezzetlisini
alıyor. Oysa bizdeki yörük kadınları, pazardaki satıcılardan daha
hesaplı veriyor organik ürünü.
Gönen’de organik ürün üreticiliğine geçilesi şart. Kaymakamlık,
Belediye, İlçe Tarım, Ziraat odası, üreticiler bir araya gelip bu
işi konuşmalı.
Belediyenin her türlü imkânları var, yerleri, araçları, personeli
var. Bir şirket kurar bu organik tarım işine öncülük yapabilir. Hem
belediyeye gelir sağlanmış olur. Bizden teklif. Tabiî ki bu yazıyı
okuyanları, okuduğunu başkana iletenleri ve bizi kaale alanları
olursa.
Kısa
adı Göndak olan Gönen Doğal Afetler Arama Kurtarma Derneğine, arama
kurtarma köpeği eğitiliyor.
Ekipte
görevli Özkan Yeşiloğlu kendisine air köpeği haftanın belirli
günlerinde Korudeğirmen köyü çamlığında eğitime tabi tutuyor.
Özkan
Yeşiloğlu yaptığı açıklamada; köpek herhangi bir deprem anında
yıkıntıların altında kalan ölü ya da yaralı insan başta olmak üzere
her türlü canlıyı koku alma duyusuyla arayıp bulacak şekilde
yetişiyor. Düzenli olarak eğitime tabi tutuyoruz. Herhangi bir afet
anında hemen göreve hazırız. “ dedi.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Güzel
bir hobi ve iş. İnsanlığa faydalı olmak için ne gerekiyorsa onu
hizmet veya hobi amacıyla yapmak gerekli. Yeşiloğlu da onu yapıyor.
Göndak ekibi zaten aktif insanlardan oluşuyor. Bu aktivite ve
hobilerini iyi ve insanlığa faydalı alanlarda kullanmaları çok çok
isabetli. Kimi insanlarında hobileri okey oynamaktır. Hiç kimseye
faydası olmaz, zamanlarını öldürerek hem kendilerine hem de topluma
dolaylı olarak zarar vermiş olurlar.
Göndak
için bir tane köpek yetersin, başka gönüllülerin de çıkması lazım.
Keşif / Kültür - Sanat
Dergi Yayıncılığı Can Çekişiyor
En
etkili ve kalıcı süreli yayın olan dergi yayıncılığı bitmek üzere.
Dergi
yayıncılığının yerini internet siteleri almış durumda. Hem görüntülü
hem detay haber hem de ileriye dönük iyi bir arşiv ve belge
malzemesi olan dergi yayıncılığı tükenmek üzere.
Okuma oranın düşük olduğu ülkemizde, kitap yayınlarındaki düşüşle
birlikte dergi yayıncılığı ve okuması da düşmüş vaziyette.
Beleyenin, basın yayın, sivil toplum kuruluşları ve devletin dergi
ve kitap yayıncılığı için özendirici çalışmalar yapması gerekli.
Yoksa kısa süre sonra dergi yayıncılığı ve arşivciliği de tarih
olacak.
Susurluk belediyesine tek sayı dergi çıkaran Uyar Ajansın sahipleri
Abdullah Uyar ve İsmail Berber, yaptıkları titiz bir çalışmayla
Susurluk ilçesine kalıcı ve uzun vadeli, tarihe ışık tutacak bir
şekilde dergi hazırladılar.
Keşif / Tarım Vitrini - Üretici Dünyası
Keçi
Üreticiliği Bitme Noktasında
Keçi Üretecilerinin
Sorunlarıyla İlgilenilmiyor
Küçükbaş hayvan üreticileri dertli. Kendilerine destek olunmadığını,
mera problemlerinin bulunduğunu belirten üreticiler süt ve et
fiyatlarının da emeklerini karşılamadığını belirtiyorlar.
Keşif / El Sanatları Oya Çeyiz
Gönen Oya Pazarı Dünyada Tek
Oya Pazarı Yerli ve
Yabancı Ziyaretçi Akınına Uğruyor
Gönen oya pazarı Türkiye ve dünya genelinde tek olması sebebiyle
ilgi topluyor. Her sabah saat 07 de açılan ve ilerleyen saatlerde
belediye haporlerinden yapılan toplu duadan sonra devam eden oya
pazarını yurt içi ve dışından binlerce kişi ziyaret ediyor.
Salı günleri Gönen Kapalı Pazar yerinde gerçekleşen oya pazarının
bir gün içerisinde 5.000 ‘e yakın ziyaretçisi oluyor. Yaklaşık 70
civarında sergisi de bulunan oya pazarına yut içinden toptancılar
mal almak için geliyorlar.
Evlerinde yaptıkları oyaları burada doğrudan pazarlamak
için gelen hanımlar, oyalarını satarak Pazar alışverişlerini
yapıyorlar ve aile bütçelerine katkı sağlıyorlar.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Oya
pazarını gezip görmenizi tavsiye ederiz.
Hanımlardan memnun olanlar olduğu gibi memnun olmayanlarda var.
Memnun olmayanlar oya pazarının garaja ve kaplıcalara yakın bir
yerde olmasını istiyorlar. Orada olurlarsa Gönen’e gelip gidenler
oya pazarına daha kolay uğrarlar ve oya satışlarında artış olur.
Dükkân sahipleri de aynı şeyi istiyorlar. Bizce de oya pazarı
merkezde bir yerde olmalı. Ama bu soruna çözüm bulacak olan kurum
Oyacılar Derneği ve Belediye. Oyacılar derneği yönetiminde böyle bir
aktivite ve girişim yok. Sadece konuşuyorlar, icraat, eylem yok.
Oyacılar nedense bir türlü birlik olamıyorlar, birlikte hareket
edemiyorlar. Dernek kurdular sözde ama, dernek te kağıt üzerinde.
Belediye yönetimi ise her şeyi kendileri daha iyi biliyor
havasında. Her şeyi biliyor, bir planları var havasında görünüyor
ama hiç kimseye danışmadıkları, hiç bir şeyi paylaşmadıkları da bir
gerçek. Tamamen iletişim ve koordinasyon kopukluğu var. Suç hem
oyacılarda, hem dernek yönetimi ve hem de belediyede. Yani kimse
üzerine düşen vazifeyi tam olarak yapmıyor. Bizim gözlemimiz bu.
Rüzgâr
Enerjisi Gönene de Kurulmalı
Bandırma ve Manyastan Sonra Gönen’de Rüzgâr Enerjisi İçin Yatırımcı
Bekliyor
Bandırma Rüzgâr enerjisi tesislerini yerinde ziyaret eden Keşif
ekibi, bu enerji yatırımının Gönen’e de kurulabileceği, Paşaçiftlik,
Taştepe, Buğdaylı, Çalıoba, Bostancı, Havutça köylerinin bulunduğu,
denizden rüzgâr alan yüksek sırtların olduğu tepelerin üzerine de
kurulabileceği sonucuna vardı.
Gönen
Kaymakamı Bekir Dınkırcı ile Belediye Başkanı Hüseyin Yakar’ın da
Almanya’da bu konuda ziyaretleri olmuştu.
Bandırmada kurulu, havayı kirletmeyen, çevre dostu rüzgâr enerjisi
santrali, elde ettiği enerji ile 80.000 kişinin yaşadığı bir şehrin
elektrik ihtiyaçlarını karşılayabiliyor.
Manyas’a da kurulan sistemin Gönen’e de kurulması gerektiği ve bunun
için yatırımcıların beklendiği belirtiliyor.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Rüzgâr
enerjisi santrali için Gönenli girişimciler bekleniyormuş diye duyum
aldık. Çok beklenir, çünkü Gönen’de insanların birbirlerinin
kuyusunu kazmaktan başka bir becerilerinin olduğunu sanmıyoruz.
Keşke tersi olsa da biz mahcup olsak. Kim gelebilmiş ki Gönen’de bir
araya. Herkes kişisel çıkarlar peşinde. Küçük olsun benim olsun
anlayışında. Herkes çokbilmişlik taslıyor. İlçede bazı kişiler her
şeyi ben biliyorum edasında ve havasındalar. Bu ilçeye iyilik
yapılacaksa ben yaparım, kötülük yapılacaksa da onu da ben yaparım
diyenler var adeta. İlçeyi idare edenler her şeyi kendileri biliyor
edasında oldukları sürece, karşıdakine hiçbir söz hakkı
tanımadıkları, saymadıkları ve değer vermedikleri müddetçe bu ilçede
hiçbir şey olmaz ve hiç bir şey değişmez. İnşallah yanılırız. Bu
konuda yanılırsak, mutlu oluruz.
Gönen Kent Konseyi Yapıldı
Gönen Kent Konseyi seçimli genel kurul toplantısı 21 Temmuz Salı
günü, Esnaf Kefalet Kooperatifi salonunda yapıldı.
Yaklaşık 1.500 kişinin katıldığı Kent Konseyinde adeta demokrasi ve
katılım şöleni yaşandı.
Son
üç yıldır Gönende yaptığı başarılı çalışmalarıyla göz dolduran ve
ilçenin her türlü sorunuyla ilgilenerek belediye ile uyumlu,
koordineli ve başarılı bir çalışma yürüten kent yönetimi bayrağı
yeni ekibe devretti.
Büyük bir heyecanın hakim olduğu genel kurulda kent konseyi
yönetimine ve komisyon üyeliklerine seçilebilmek için adaylar
arasında adeta büyük bir yarış görüldü.
Konsey
başkanlığı için yapılan oylamada Mehmet Gündöndü başkan seçildi.
Daha sonra komisyon yönetimlerinin seçimlerine geçildi. Komisyon
yönetimlerine aday olmak isteyenlerin müracaatları kabul edilerek,
her komisyon yönetimi için ayrı ayrı oylama yapıldı. Yapılan oylama
sonucunda en fazla oyu alan adaylar komisyon yönetimini oluşturdu.
Gönen belediye başkanı Hüseyin Yakar, genel kurul
toplantısının dilek ve temenniler bölümünde söz alarak, komisyonun
yeni yönetimini tebrik edip kutlayarak yeni seçilen üyelere
başarılar diledi.
Kent konseyi genel kurlunu izlemek üzere toplantıya katılan
vatandaşlar yaptıkları ortak değerlendirmede; ilk defa Gönen’de bu
şekilde tamamen demokratik bir sivil toplum ve halkın katılımı
olayını gördük ve yaşadık. Demokrasi ve sivil toplum adına ümit
verici bir gelişme. Halkın ve sivil toplum kuruluşlarının, böyle bir
halk meclisine katılmaları ve şehrin sorunlarına sahip çıkmaları iyi
bir gelişme. Demokratik ve tarafsız bir seçimin ve katlımın yapılmış
olduğunu görmek, demokrasimizin yerleşmesi açısından da iyi bir
gelişme” dediler.
Kent Konseyinde, son beş yıldır Gönen’in bütün yönleriyle, Türkiye
ve Dünya üzerinde büyük bir tanımını yapan, bölgesel ve ulusal
televizyon kanallarında, internet televizyonları, video kanalları ve
internet sitelerinde Gönen ile ilgili 2000’ in üzerinde tanıtım
filmi yayınlayarak Türkiye ve Dünya rekoru kıran GönTAM’ın kurucusu
ve Yönetim Kurulu başkanı A Kadir Demircan’a, Kent Konseyi
tarafından “Turizm ve Tanıtım” komisyonunun başkanlığı teklif
edildi. Ancak Demircan, bu öneriyi, Turizm ve Tanıtım görevini
bizden daha iyi yapanlar var, bu sorumluluğu ağır bir görev, ben
kendimi bu göreve layık görmüyorum diyerek komisyona teşekkür etti
ve bu teklifi kabul etmedi.
Keşif
/ Bilim - Teknoloji -
Kalkınma
At
Çiftliğinde Binicilik Eğitimleri
Yarış Atları Harasında
Amatörlere Binicilik Eğitimi
Gönen’in turizm merkezi durumundaki Dilmaç At Çiftliği,
amatörlere yönelik olarak verdiği binicilik derslerinde bölgede bir
ilke imza attı.
Yarış atlarının eğitim ve bakımlarının yapıldığı Dilmaç
Çiftliği, yaz kış ziyaretçilerini de ağırlayarak, ilçenin turizm
potansiyeline büyük katkılar sağlıyor.
Gönen’in Balya yolu üzerinde 2. kilometresinde bulunan çiftlikte
yarış atlar ve midilli atlarının eğitimleri yapılıyor. Geniş bir
alana yayılı çiftlikte, ayrıca at yarışları pisti de bulunuyor.
Çiftlikte; Midilli atları, Poni, Afringel atı, safkan Arap atı,
safkan İngiliz atı bulunuyor.
Binicilik Federasyonuna bağlı olan çiftlik düz koşular ve yüksek
atlamalar için at yetiştiriciliği ve eğitimi yapıyor.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Dilmaç çiftliğinin sahibi Fahri Dilmaç, aynı zamanda hayırsever bir
iş adamı olarak da biliniyor. Memleketini seven ve memleketine
yatırım yapan böyle insanların sayılarının artmasını temenni
ediyoruz. At çiftliğindeki Engelli Atlama binicilik hocası Cüneyt
Yanık çok başarılı ve halkla ilişkileri iyi olan bir arkadaşımız.
Keşif / Tarih - Kültür - Sanat
Güvercinli Köprü, Yerel Turizme Aday
Geçmişini bilmeyen milletler yok olmaya yüz tutmuşlardır. K.Atatürk
Tarihini bilmeyen diplomat, pusuladan anlamayan kaptana benzer. Her
ikisinde de karaya oturmak tehlikesi vardır. Cevdet Paşa
Gönen-
Biga yolu üzerinde ve Ulukır köyü sınırlarındaki Güvercinli köprünün
tarihi oldukça karışık. Hacettepe Üniversitesinin tez konusu olarak
gündeme aldığı bu köprünüz sırrı bir türlü çözülemiyor.
Efsanevi Gönen Çayı üzerine kurulan köprü, Büyük İskender tarafından
M.Ö 334 yıllarında yaptırılmış.
Büyük İskender; adı doğu efsanelerinde yaşayan, o tarihteki dünyanın
yarısını 13 yılda fethetmiş, pers imparatorluğunun güçlü ordularını
yenmiş, M.Ö 323-336 yıllarında Makedonya kralı olan ve tarihteki en
büyük komutanlardan biri.
Kral
İskender; batı Anadolulun fethini tamamladıktan sonra, doğu seferine
çıkmak, Suriye ve Fenike’ye ilerleyerek Persler donanmasını yıkmak
üzere büyük hazırlıklara başladı.
Bu
hazırlıklardan en önemlisi, o tarihte var olan ve oldukça yüksek bir
akıntıya sahip bulunan, Kaz dağlarına dayanan, Gönen Çayının
üzerinden askerlerinin güvenli geçiş yapmaları için bu köprünün
yapılması şart olmuştu. Büyük İskender kafasına koyuyor ve bu
köprüyü çok zor şartlarda yaptırıyor.
O
dönemde bu köprüden 6-7 bin civarında asker geçiş yapıyor. Biga Çayı
yakınlarında yapılan Granikos Savaşında askerler bu köprüyü
kullanıyor. Daha sonra İskenderin orduları, bu köprüyü kullanarak
Yunanistan’a seferler düzenliyor ve Yunanistan’ı kendilerine boyun
eğdiriyor.
Tarih
belgelerinden elde edilen rivayetlere göre; bu köprü Roma döneminde
yapılmış, Karasi Beyliği döneminde yenilenmiş, Osmanlılar döneminde
de etkin bir şekilde kullanılmış, Cumhuriyet döneminde ise yıkılıp
yerle bir olmasına göz yumulmuş.
Köprü;
moloz taştan yapılmış, üzerine granit tozundan sıva yapılmış ve yer
yer horasan kullanılmıştır. Üç kemer ve dört yuvarlak gözden oluşan
köprüde kesme taş ve kerpiç kullanılmış.
Köprü
bakımsız, harap vaziyette kendi kaderine terkedilmiş durumdadır.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Gönen’de tarihi mirasımıza sahip çıkacak bir anlayış maalesef
görünmüyor. Şehir içindeki o güzelim, tarihi Osmanlı evleri de birer
birer yok olup gidiyorlar. Mirasçıları, bu evler kendiliğinden
yıkılsın da mütahid’e verelimde köşeyi dönelim kurnazlığını takip
ediyorlar. Bazı mütahitlerin de bu kişilere akıl verdiklerini
duyuyoruz. İlçemize, tarihimize, manevi değerlerimize çok yazık
oluyor. Tarih komisyonuna buradan çağrımızdır. Gönen ve civarındaki
bütün tarihi eserlerin bizde görüntüleri var. Onları verelim, ne
yapılacaksa, bizde yapmaya çalışalım, yardımcı olalım.
Gönen
Kent Konseyinde, Tarih Komisyonu var. Bakalım neler yapacak hep
birlikte göreceğiz.
Gönen Belediyesinin öncülüğünde, tehlikeli diye yıktırılması
sağlanan tarihi Seher Han’ın yerine sözde yenisi yapılacaktı. Şimdi
orası oto garajı olarak kullanılıyor. Belediyemiz nasıl yıktırılması
için aracı olmuş ise, yenisinin yapılması içinde aracılık etmeli,
yarım kalan işin tamamlanmasını sağlamalıdır.
Güvercinli Köprüde aynı şekilde muhafaza edilmeli, bakım ve onarımı
yapılmalı, kültürel mirasımıza kazandırılmalı, ziyaretçilere
sunulmalıdır.
Keşif / Turizm - Gezi
Koçbayır Köyünde Altyapı Çalışmaları
Koçbayır Köyünün Alt yapısı baştan sona yenileniyor. Köy Muhtarı
Hasan Aydın; köy halkını da arkasına alarak başlattığı
çalışmalarda, köyün kanalizasyon hatlarını yeniliyor.
Aynı
zamanda köy içi yolarlın tamamını da parke taşıyla kaplatıyor.
Her yıl
geleneksel olarak Ağustos ayında şenlik ve konser düzenleyen,
derneği ve internet sitesi olan köyün nüfuzu 150 kişi. Yaz aylarında
bu rakamın 300 ü bulduğu ve köyde prefabrik ev sayılarının da gün
geçtikçe arttığı söyleniyor.
Dernek
ile uyumlu çalıştıklarını söyleyen köy muhtarı, ayrıca dışarıda
yaşayan köylülerimiz köyün her türlü eksiğinin giderilmesinde
muhtarlığa maddi olarak katkı sağlıyor. Köyümüzün muhtarlık binası
eksik, birde gölet projemiz var onu da halletmek istiyoruz dedi.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Köy
muhtarı Hasan Aydını tebrik ederiz. Genç, dinamik, başarılı ve
çalışkan. Kişilerle iletişimi çok iyi. İstiyor, ısrar ediyor ve
alıyor. Pısırık ve devamlı halinden şikâyetçi olan bir köy muhtarı
değil. Bulunduğu makamı boşuna işgal etmiyor. Diğer muhtarlarımızın
da örnek almalarını tavsiye ederiz. Kendisine başarılar ve
kolaylıklar dileriz.
Marmara denizinde, Gönen’e 30 KM uzaklıkta, Çanakkale
yolu üzerinde, oksijen deposu ormanlar ile denizin kesiştiği bir
bölge.
İlk yazlıkların yapımına 1966 yılında başlamış ve hale devam
ediyor. Denizkent Türkiye’de kaz dağlarından sonra havasının en
temiz olduğu bir bölge olarak biliniyor. Bir doktor, astım hastanesi
yapmak istemiş ancak resmi makamların engel çıkarmasıyla vazgeçmiş.
Ülke genelinden yüzlerce kişi doktor tavsiyesiyle buraya geliyor
ve tamamen yerleşiyor. Yaz kış burada kalanlar var.
Havası, suyu temiz, sessiz, sakin, dağların eteğinde bir yer.
Etrafında tepeler, tarım arazileri, meyve ve sebze bahçeleri,
ormanlar ve köyler var.
Altyapısı tamamlanmış. Ancak belediyenin yapması gereken çok iş var
daha. Burası ne köy, ne kasaba, ne belde, ne de mahalle. Gönen’in
Altay mahallesine bağlı olarak hizmet alıyor. Ancak yaz döneminde
nüfusu 6-7 bin’i buluyor. Kışın da bin’in üzerinde burada yaşayan
nüfus var. Yeni bir statüye ve hizmete kavuşturulması lazım. Bütün
alt ve üst yapı çalışmaları tamamlandıktan sonra belediye
teşkilatına kavuşturulmalı. Çünkü jandarması, Camisi her şeyi var.
Tıpkı Altınoluk gibi bir tatil beldesi. Oranın belediye teşkilatı
var, yerinde hizmet alıyor. Burası da aynı statüye kavuşturulmalı.
Gerekli çalışmaların bitirilerek buranın çok geniş kapsamlı bir
tanıtım ve reklâmının yapılması gerekli. Ülke insanının yaz
tatillerini burada geçirmesi sağlanmalı.
Buranın internet sitesi ve tanıtım broşürleri eksik. Derneği
var çok aktif gözükmüyor. Belediye ile sivil toplum kuruluşları
derhal buranın üzerinde yoğunlaşmalı ve bu bölgenin turizm
potansiyeli arttırılmalı.
Denizkent, Marmaris ve Bodrumdan aslında çok daha iyi bir
düzeyde. 1960 yıllarda burası Türkiye çapında zengin ve
sosyetelerin tatil yaptıkları çok önemli bir tatil bölgesiymiş.
Marmaris ve Bodrum buradan sonra icat olmuş.
Bütün yönleri ve özellikleriyle iyi bir kıyaslama
yapılırsa burasının, Marmaris ve Bodrumu üçe, dörde katlayacağı
kesindir.
Edinilen bilgilere göre; buraya iskele yapılacak, imar ve şebeke
suyu problemleri çözülüyor, balıkçı barınağı ve mendirek yapılacak,
Avşa ve Marmara adalarına ulaşım sağlanacak.
Keşifin
Yorumu Editör A Kadir Demircan
Denizkent gerçekten bakir bir bölge. Hep ihmal edilmiş. Site
yönetimiyle çalışan özel bir yerleşim ve yönetim birimi var.
Buradaki evler, villalar, sokak ve caddeler çok çok daha güzel.
Tabiî ki her yeri aynı değil. Biz isteriz ki her tarafı güzel ve
eksiksiz olsun. Dışarıdan gelen günlükçülerin konaklayacakları bir
pansiyon, oda ve ev gibi hizmet birimleri yok. Gönen Belediyesinin
alt yapı çalışmaları ağır işliyor. Halk ta her şeyi belediyeden
bekliyor, yanlışın biride bu.
Denzikent’e insanları çağırmadan önce eksikliklerin giderilmesi
şart. Burası turizme kazandırılırsa Gönen çok kazançlı çıkacak. En
az iki bin kişi buradan ekmek yiyebilir.
Çimento fabrikası yapmayı bırakalım da, Denizkent’e turizm fabrikası
yapalım. Bacasız fabrika ne güzel olur.
Yıllardır Denizkent hep ihmal edilmiş. Belde teşkilatına
kavuşturulup, belediye kurulursa çok iyi hizmet alacağı şüphesiz
görünüyor.