|
Geziyorum,
Görüyorum, Araştırıyorum İnceliyorum, Not Alıyorum
Ve Sizlerle Paylaşmak
İçin Yazıyorum

Bir Kişi Beni
Tehdit Etti
Tahmin Edin
Bakalım
O Kişi Kim?
2.2.2010
Fahir Arma:
Kadir bey bu konuyu açarmısınız biraz. Bu çağda
sizi kim tehdit edebilir ki. Günümüzde meşhur
tehditler Ergenekonculardan ve cuntacılardan
geliyor. Ergenakoncularmı yoksa?
A.Kadir Demircan:
Evet maalesef kötülerin ve kötülüklerin çoğunlukta
olduğu günümüzde yaşamak, huzurlu olmak ve hizmet
üretmek çok zor. Adamın biri, önce alçakça
hakaretler, cahilliğini ortaya serercesine, akıllara
durgunluk verircesine, insanlara bu kadarına da pes
doğrusu dedirtircesine abuk subuk hareketler
sergiledi. Sonrada yaptığı bu terbiyesizlikler
karşısında bu köşeden kendisine usulünce cevap
verince de açtı telefonu seni söyle yaparım böyle
yaparım diye iftira, hakaret tehditler savurup
telefonu yüzüme kapatma terbiyesizliğini gösterdi.
Bu kişi kim derseniz, Gönen’in ergenekoncusu
diyebiliriz. Yaptığı adeta eşkıyalık. Her dönemde
maaşı, oturum bedeli, harcırahı ve bir takım
dünyalık çıkarları bulunabilen, yani arpalık olarak
tanımlanabilen kurum ve kuruluşların yönetimlerinde
kalabilmiş ve hala kalmaya devam eden birisi. Ve
hala bu kişiye menfaat zincirci çerçevesinde destek
olan kişilerinde bulunduğu bir toplumda yaşıyoruz
maalesef. Kötü kişiler desteklenir mi derseniz,
örnekleri ortada. Cuntacılar, Ergenekoncular nasıl
birbirlerini can siparane destekliyorlar,
avukatlıklarını yapıyorlar değilmi. Adamın ayağı çok
geniş, her kurumun içinde bir bağlantısı var. Bir
siyasi partinin yönetimine bile girmeyi başarmış. Bu
adamın ismini açıklarsam, o parti zarar görebilir,
biraz bekleyeceğim. Düşünebiliyor musunuz, önemli
bir siyasi partinin hem de yönetiminde olan birisi
telefonu açıp, Kadir Demircan’a, bir sivil toplum
kurumunun başkanına hakaret ediyor, alçakça iftira
atıyor ve attığı iftiraları herkese yayacağım diye
tehditler savuruyor. Bu kişi Gönen’de birçok kişiye
de aynı şeyleri yapmış, insanlara iftiralar atmış,
birbirine düşürmüş. Birçok kişi ve kurumla kavgalı.
Bu siyasi parti bu adamı bilmez mi, bildiği, duyduğu
halde hala yönetimde tutarmı bilemem. Buradaki
kişilere söylesem bir şey yapamayacakları belli. En
iyisi zamanı geldiğinde, en tepeye bildirmek ve kısa
yoldan işi hallettirmek. Ama şu anda kimliğini
açıkmalayacağım. Bu kadar ipucu yeter. Anlamak
isteyen anlar. Günü geldiğinde gereken olacak, ilahi
adalet tecelli edecek tabiî ki. Yazık, bu adamlar
derhal etkisiz, yetkisiz zarar veremez hale
getirilmeli. Yoksa toplum çok çile çeker. Bizim
elhamdülillah yüzümüz ak, alnımız açık. Allah’dan
başka hiçbir güç tanımayız. Gördüğünüz gibi böyle
çapulculara da pabuç bırakmıyoruz, bırakmamamız
lazım. İnönü’nün biz sözü var. İyiler de kötüler
kadar cesur olmadıkça bu ülke düzelmez diyor. Çok
doğru bir söz. Kötülerle mücadelede yılgınlık yok,
meydanı onlara bırakmak bize yakışmaz. Ey Rabbim,
sen bizleri Ergenekon çetesinden, cuntacılardan,
cahillerden, iftiracılardan, fitne ve
fesatçılardan, şeytanların, günümüz eşkıyalarının ve
tehditçilerin şerrinden ve bir cümle Allahtan
korkmayanlardan koru. Sen yegâne koruyucumuz ve
kollayıcımızsın. Biliyoruz ki senin bilgin ve iznin
dışında kimse kimseye kötülük veya iyilik edici
değildir. Ey rabbim, sen bu gibi kişilere hidayet
ver, onları ıslah et, onlara hidayet ver doğru yolu
göster. Onlar cahiller, bilmiyorlar. Bilselerdi, iyi
bir kul, iyi ve örnek bir insan olmaya çalışırlardı.
Ey rabbim onları bizlere musallat etme, bizlere
onlardan yani cahillerden yüz çevirmemizi nasip et,
onların kötülüklerinden emin eyle. Onları hidayete
kavuştur… Amin..
Süt Birliği Kongresine Doğru
20.1.2010
Fahir
Arma Sordu. Demircan Cevapladı
Fahir Arma:
Kadir bey 2010 yılı başında Şubat
ayı içinde Gönen Süt Üreticileri Birliğinin genel
kurulu var. Biliyorsunuz bu kongre dört yılda bir
yapılıyor ve önemli bir sivil toplum kuruluşu
sayılır. Kongreleri takip edermisiniz, görüş ve
tespitlerinizi öğrenebilir miyiz.
A.Kadir Demircan:
Evet, bu güne kadar Gönen’de
kongreleri takip etmezdim ama bundan sonra takip
etmeye başlayacağım. Genelde kongreler tangırtılı
tungurtulu olur
sonra herkes kendi kabuğuna çekilir, idarai
maslahatgüzarcılık yönetimi başlar ve devam eder.
Seçim başında şunu yapıcaz, bunu yapıcaz diye
atarlar, sıkılarlar sonra yan gelip yatarlar. Halk
ta aynı tas aynı hamam olacak diye zaten bir
beklenti içinde olmaz.
Bir de hangi
kurumun geliri, aracı gereci, imkânları vardır
orayı arpalık olarak görenler, hesaplarını ve
planlarını yaparak çok önceden çalışmalara, kulisler
yapmaya başlarlar. Ellerinde hiçbir projeleri ve
hedefleri yoktur. Ortaya çıkarlar, herkese şirin
görünmeye ve herkesi kafaya almaya başlarlar. Kimse
de ya kardeşim senin projen ne, bu güne kadar
yaptığın ve başardığın işlerin, eserlerin nedir,
bize ne yapacaksın, nasıl yapacaksın, ne sunacaksın
diye soran olmaz. Gönen’de görüyoruz sivil toplum
kuruluşlarının hallerini. Başarı ve hizmet oranları
neredeyse sıfır seviyelerinde.
Ama artık
soruyorum ve soracağım. Süt Birliği başkanlığına
aday olan ve düşünen arkadaşlar gelsinler bana
projelerini, yapacaklarını, yapmayacaklarını,
hedeflerini ve hayallerini anlatsınlar. İkna olayım,
buradan yazayım onları size. Gelmezler ki asla
gelmezler. Çünkü bir proje sunamazlar. Peki sen
kimsin sana anlatacaklar, gidip iktidar partisi
temsilcilerine anlatırlar, iktidar partisinin
desteğini aldılar mı anlatmaya da gerek yok, başka
destek aramaya da diyebilirsiniz. Ama unutmayın ki
ben de sıradan bir halkım, vatandaşım, Gönen’liyim,
bu ilçede yaşıyorum. Sorunlarımıza sahip çıkmaya
ve duyardı olmaya çalışıyorum. İlçemin güzel idare
edilmesini, ilçemde olumlu ve güzel şeylerin
olmasını istiyorum. Hem de babam ve kardeşim süt
birliğinin üyesi, onun yanında en az 250 tane
yakınım, arkadaşım, dostum bu birliğin üyesi.
Onların adına konuşuyorum, bana, konuş bizim adımıza
yaz, hakkımızı ara sor dediler. Ve ben de yazıyorum,
soruyorum.
Fahir Arma:Peki
önerileriniz neler. Yeni dönemde nasıl bir Süt
Üreticileri Birliği görmek istiyorsunuz.
A.Kadir Demircan:
Biliyorsunuz Gönen ekonomisinin % 80
i tarıma ve hayvancılığa dayalı. Nüfusun tahminen %
55 i da tarım ve hayvancılıkla geçiniyor. Süt
üretimi en önemli sektörlerin başında geliyor.
İlçemizde, Avrupa standartlarında büyükbaş ve
küçükbaş hayvancılık tesisleri kurulmalı. Küçükbaş
hayvancılık batmış, bitmiş vaziyette. Alternatif
üretim çiftlikleri, modelleri araştırılmalı,
geliştirilmeli ve kurulmalı. Üreticiler ile dünya
standartlarında makine, araç, ekipman,
kooperatifleşme ve sanayileşme projeleri
uygulanmalı. Devlet desteklemeleri organize
edilmeli, üreticilere anlatılmalı, koordinasyon
yapılmalı. Bütün bunları kim yapacak, köydeki
damında dört tane sağlır ineği olan bir adamın süt
birliğine başkan seçilmesiyle bu işler siz ce
kotarılabilirmi. Kesinlikle hayır. Süt birliğine
başkan olacak kişi, öncelikle en az lise mezunu
olmalı, Gönen’de ikamet ediyor olmalı, çeşitli kurum
ve kuruluşlarda veya kendi tarım ve hayvancılık
çalışmalarında örnek, önder ve başarılı çalışmalar
ortaya koymuş olmalı. Onun bunun kuyusunu kazmaya
çalışan, herkesle kavgalı ve uyumsuz, kendi
çıkarları ve menfaatleri peşinde koşan, insanları
kandıran biri olmamalı. Yurt içi ve dışı gezi,
inceleme, seyahat deneyimlerine sahip olmalı.
Girişimci, araştırmacı, heyecanlı, dürüst,
güvenilir, projeleri, hedefleri, heyecanı ve hizmet
aşkı olan biri olmalı. Düşünebiliyor musunuz Süt
Birliği 3000- 3500 üreticinin üyesi olduğu çok
önemli bir kuruluşu. Önceden Köylere ve Üreticilere
Hizmet Götürme Birliği vardı ve başkanı üniversite
mezunu kaymakamdı. Üretici üyeler kendilerini idare
edecek birini değil, kendilerini ekonomik olarak
güçlendirecek, yeni yeni projeler üretecek ve
uygulamaya koyacak, kendilerine öncülük ve
aksiyonerlik edebilecek, bilgi, beceri, enerji ve
heyecanını bu alana kanalize edebilecek birini
bulmalıdırlar. Bir de kimse ben başkan olacağım bu
bana layık diye ortaya çıkmamalı. Benim bildiğim,
insanlara görevler başkaları tarafından teklif
edilir, önerilir, o kişi de düşünür karar verir.
Şimdi tam tersi oluyor günümüzde. Ne kadar yanlış
bir durum. İşte yanlış burada başlıyor. Başarılı ve
dürüst insanlar da görevden kaçmamalı, meydanı boş
bırakmamalı. Diğer bir yanlış ta, siyasiler,
siyasi partiler kongrelere başkan seçmeye veya dikta
etmeye çalışmamalı. Bu durum çok yanlış. Kötü
örnekleri ilçemizde ortada duruyor. Sivil toplum
kuruluşlarını herkes kendi mecraına bırakmalı ve
kimse bu kuruluşları arpalık olarak görmemeli.
Önümüzdeki aylarda kongreler olacak. İnşallah, aday
gösterilenler, başarılı eserleri ve çalışmaları
olanlar, layık olanlar, çantasında projeleri
bulunanlar aday olsun ve kazansınlar diyorum.
Dinimizde işin ehline verilmesi emrediliyor.
Yandaşına peşkeş çekilmesi değil.
Bakınız bana, emekli olduğumdan
beri altı aydır 5 yerden teklif geldi, hiç birini
layık değilim diye kabul etmedim. Ben başarılı
olduğum işi yapmalıyım, GönTAM çalışmaları, basın
yayın ve sivil toplum hizmetlerim. Herkes başarılı
olduğu alanda görev almalı. GönTAM’a başkan olmak
isteyen varsa gelsin, koltuğu devredeyim. Ama gelen
olmaz ki, çünkü bizde para yok, çıkar yok, menfaat
yok, arpalık yok, onun için talep de yok. Maalesef
günümüzde hizmete, çileye, çalışmaya talip olan
yok. Çok kokuşmuş, bozulmuş bir toplum olmuşuz da
farkında değiliz.
Fahir Arma:
Peki Kadir bey öneriniz nedir:
A.Kadir Demircan:
Önerilerimi genel çerçeve içinde
açıklamaya çalıştım. Nasıl birisinin profilini
çizmeye çalıştım. Herhalde anlamak isteyen
anlamıştır. İlla da açık isim önerin derseniz onu da
söylerim ne olacak ki. Metin Nalçacı diye bir adam
Güneşli köyüne giderken İsmail Arabacı isimli bir
abimizle hayvan çiftliği kurmuş hem de ortak, süt
üretimi yapıyorlar. İkisi de başarılımı başarılı,
tahsili var, hitabetleri güzel, heyecanları
başarıları, enerjileri var. Gidin böyle adamları
bulun teklif edin. Melik Aytekin isimli bir arkadaş
Denizkentte büyük bir hayvan çiftliği kurmuş, yakın
zamanda manda üretim çiftliği projesini uygulamaya
koyacak. Türkiye’yi ve dünyayı dolaşmış, üniversite
mezunu ve ilçede oturuyor. Başarısı var, projeleri
var. Gidin bu adama teklif götürün. Mustafa Arpacı
isimli bir arkadaş, Gönen girişine 300-400 başlık
küçükbaş hayvan çiftliği kurmuş, tarım işleri ve
süt üretimi de yapıyor, üniversite mezunu, sevilen
sayılan genç biri, gidin ona teklif edin. Ahmet
Çakıroğlu diye hem veteriner hekim ve hem de
hayvan çiftliği olan çok değerli bir
arkadaş. Osmanpazar köyü Tarımsal Kalkınma
Kooperatif başkanı Sadettin Kostak var. Gittik
gördük TV programı çektik TV 58 de yayınladık. Adam
köyüne neler yapmış neler, süper başarılı bir
arkadaş. Avrupa görmüş. Alın bu adama teklif yapın
aynı başarılı hizmetlerini süt birliğin de de
yapsın. Ama nerede öyle adam. Böyle başarılı
insanlara teklif götürecek anlayış ve zihniyet
nerede. . Gidin bu adamlara teklif götürün. Bu
şekilde onlarca arkadaş sayabilirim. Şöyle bir
etrafınıza baksanız bu alanda başarılı hizmetleri
olan çok sayıda kişiye rastlarsınız. Ama kim bakacak
bu insanlara, kim bu kriterleri arayacak, akil
insanlar varmı ortada yok tabiî ki. Aynı tas aynı
hamam olmamalı hiçbir şey. Geleceğimize, etrafımıza,
şehrimize, tarımımıza sahip çıkalım. Hayallerimiz
gerçek olsun, ümitlerimiz yeşersin, huzurlu ve mutlu
olalım, daha iyilere ulaşalım diyorsak taraf
olmalıyız, katılımcı olmalıyız. Nemelazımcı
olmamalıyız. Ben tarafım. İyiden yana, doğrudan,
güzelden, hayırdan yana tarafım. Vatandaşlık ve
Müslümanlık sorumluluğum gereği bunları söylüyorum
ve yazıyorum. Bu sadece süt birliği için değil diğer
kurum ve kuruşlar için de aynı olmalı. Doğru olanlar
yapılmalı, yanlışlardan vazgeçilmelidir.
Etkili ve Güzel Konuşma
Seminerleri Başlıyor
GönTAM Güzel bir
projeye daha imza atıyor.
Fahir
Arma Sordu. Demircan Cevapladı
Fahir Arma:
Kadir bey diksiyon ve hitabet eğitimi nedir,
nasıldır. GönTAM’ın düzenlediği bu eğitimden
bahsedebilir misiniz.
A.Kadir Demircan:
2008 yılında GönTAM ile Halk Eğitim Merkezi
Müdürlüğünün ortaklaşa düzenlediği Diksiyon- Hitabet
ve Toplum Önünde Söz söyleme sanatı seminerleri
yoğun talep üzerine yeniden düzenleniyor.
Çünkü geçen yıl
özellikle bayanlar bu kursa daha çok önem verdiler
ve müthiş bir atmosferde, eğlenceli ve heyecanlı bir
seminer oldu.
Alanında
kariyer sahibi Yönetim ve Kişisel Gelişim Uzmanı
Yüksel Bağışlar’ın verdiği seminerlere geçen yıl 150
kişi kaydolmuş, 130 kişi de devam ederek katılım
belgesi sahibi olmuştu.
Bilgi
güçtür, iletişim ve diyalog da güçtür. Artık etkili
iletişim herkese şart olan bir unsurdur. Toplum
önünde konuşamazsanız, iletişiminiz bozuksa hayatta
başarılı olamazsınız.
Ankara’da
500- 700 TL ye verilen bu eğitimi biz GönTAM olarak,
Gönen halkına neredeyse bedavaya verdirmeye
çalışıyoruz. Yüksel Bağışlar Gönen’li olduğu için,
bir kişiye bu eğitimi 100 TL gibi cüzi bir masrafla
veriyoruz.
Ben kendim,
televizyoncu ve sunucu olmama rağmen 3 defa bu
eğitimi aldım. Dördüncüyü de alacağım. Her eğitimde
farklı şeyler öğreniyorum. Güzel konuşmak,
etkileyici olabilmek, toplum karşısında konuşabilme,
iyi diksiyona sahip olabilme, kelimeleri etkili ve
düzgün konuşabilme çok önemlidir. Yediden yetmiş
yediye herkese lazım bu kurs. Eğitimin değerini
anlayana tabii.
Ziraat
Odası Konferans salonunda akşamları saat 19.00 ile
21.00 arası verilecek olan seminerlerin kayıt
işlemleri GönTAM da yapılıyor. Düzenlenecek
Kişisel Gelişim Seminerlerine her yaştan herkesin
katılabileceği ve bu eğitimin insanoğluna iş hayatı
ve kariyer elde etme başta olmak üzere hayatın her
alanında faydalı olacağını söyleyebilirim.
Seminerlerimize çok
sağ olsunlar Ziraat Odası Başkanı Necati Özkurt
büyük destek verdi ve salonunu ücretsiz bize tahsis
etti. Yine Ziraat odasının elemanlarının tamamı
büyük ilgi gösterdiler. Gönen Belediyesinden
Abdurrahman Kural, Fevzi Çolak, Zeki Eren başta
olmak üzere bütün arkadaşlar ilgi gösterdiler ve
destek verdiler. Belediyemiz sık sık bu anonsları
yapıyor. Halk Eğitim Müdürlüğü de ilgisiz kalmadı
onlara da çok teşekkür ederiz. Ancak herkesin
haberdar edilmesi için kaymakamlık binasının
panosuna da bu afişi asalım dedik, maalesef bize
panoda yer bulunamadı, bu yüzden onlara teşekkür
edemiyorum tabiî ki.
İşte kamu
kurum ve kuruluşlarıyla sivil toplum kuruluşlarının
eğitim hizmetlerinde dayanışma örneği buna denir.
Biz GönTAM olarak, bizden talepte bulunan her kişi
ve kuruma ilgisiz kalmıyoruz ve mutlaka olumlu cevap
veriyoruz.
Seminerlerimiz
50 kişi olduğunda hemen başlayacak. Hocamız Yüksel
Bağışlar Ankara’da bekliyor. Ayrıca seminere
katılanlar yaşadı. Çünkü bu seminerler TV 58 de
Keşif programı Bilim Kültür dosyasında da
yayınlanarak tüm Türkiye ve dünya genelinden
izlenecek.
Seminerlerin
50 kişilik bir grupla sınırlı olması tabiî ki
eğitimin kalitesi açısından önemli. Gençlerin ve iş
meslek sahiplerinin bu fırsatı iyi değerlendirmeleri
lazım.
Demircan’la Gönen Sohbetleri
Gönen Sakatlar Derneği
Dev Bir Eser Yapıyor
17.12.2009
Fahir Arma: Kadir
bey Önemli Sivil Toplum Kurumlarımızdan Gönen
Sakatlar Derneğini ve Nihat Kaban’ı ziyaret ettiniz.
Nasıl buldunuz, neler öğrendiniz bizimle
paylaşabilir misiniz.
A.Kadir Demircan:
Nihat Kaban gerçekten muhteşem bir
adam. GönTAM ona ve derneğine en iyi çalışan sivil
toplum kuruluşu olma dalında “ Üstün Hizmet ve
Başarı Ödülü” vermişti. Bu ödülü almayı hak etmişti
ve etmeyi de hala sürdürüyor. Onun yaptığını, sağlam
adamlar bile yapamıyor. Reşadiye Mahallesine dev bir
Özürlü Hizmet Binası yaptırıyor. İnşaat yarım.
Bitirmek için adeta çırpınıyor. Başkanın kafası
bozuk. İnsanların ilgisizliğine, yalnız
bırakılışına, destek olunmamasına adeta isyan
ediyor. Engellilere sahip çıkılmadığından haklı
olarak yakıyor. Engelli vatandaşlardan da şikâyetçi
başkan. Onlarında vefasızlıklarına isyan ediyor.
İşlerini gördürünceye kadar gelip gidiyorlar, işleri
bitince dönüp selam bile vermiyorlar diyor.
Özürlü yurdu biterse sadece Gönen
değil tüm bölge hizmet görecek diyor. Bölgesel çapta
bir özürlü hizmet binası olacakmış. Yurda Ahmet
Yaşar Aslan isimli İstanbullu bir iş adamı sahip
çıkmış, dört kat kaba inşaatını bitirmiş. Bina şu
anda beklemede. Çivi çakılmıyor. Dileğimiz o ki bu
inşaata, Kaymakam bey, Belediye Başkanımız, Gönen’li
iş adamlarımız oturup sahip çıkarlar, üzerine
eğilirlerse biter ve hizmete girer. Yoksa daha çook
yıllar geçer.
Benim teklifim, camilerimizde özürlü
yurdu adına para toplansın. Nasıl ki camiler çabucak
bitiriliyorsa bu binada bu şekilde biter. Ama
özürlülere, özürsüzler destek vermeli. Çünkü sonuçta
hepimiz birer özürlü adayı değilmiyiz. Sakatlar
Derneğimize sahip çıkalım. Nihat Bey çok önemli
şeyler söyledi. İzlemek için Gönen Video kanalı ile
Gönen TV ye bakabilirsiniz.
Nihat beyi tebrik ederim. Sağlam
insanlardan fazla çalışıyor ve hizmet üretiyor.
İlçemize neticede bir eser kazandırıyor. Nihat Bey
inançlı, inatçı ve mücadeleci bir insan. Allah
yolunu açık etsin, yardımcısı olsun. GönTAM olarak
Sakatlar Derneğine her türlü desteği bu güne kadar
verdik, bundan sonra da vermeye devam edeceğiz.
Benimle beraber bu Sivil Toplum Kuruluşları tanıtım
projesine katılan ekibiz personeli Şeyda Kilitlere
ve Ahmet Ilgazlıya da teşekkür ediyorum.
Yarinki yazımızda başka bir sivil
toplum kuruluşumuzu anlatacağım.
Demircan’la Gönen Sohbetleri
Kafkas Kültür
Derneğinden İzlenimler
16.12.2009
Demircan’la Gönen Sohbetleri
Fahir Arma: Efendim
Önemli Sivil Toplum Kurumlarımızdan Gönen Kafkas
Derneğini ziyaret ettiniz. Nasıl buldunuz, neler
öğrendiniz bizimle paylaşabilir misiniz.
A.Kadir Demircan:
Tabiî ki, zaten kurumlarımızla ilgili
bilgiler derlemek, öğrenmek, tanışmak ve halkımızla
paylaşmak amacıyla bu sohbetlerimiz
gerçekleştiriyoruz. Gürol
Demir Dernek başkanı seçilmiş yeni. Teklif ettik,
hemen bizi kabul etti, randevu verdi ve ekibimizle
gittik, görüştük, konuştuk.
Derneğin kendine ait bir mülkiyeti
yani lokali var. Lokalin bir bölümünü yönetim odası
yapmışlar. Gürol Bey idarecilikte ve sivil toplum
çalışmalarında deneyimli bir isim. Kendisi Çerkez
tabiî ki, Kafkas göçmenlerinden. Uzun yıllar Gönen
Kaplıcaları Genel Müdürlüğünü yürüttü başarılı bir
şekilde. Daha öncede Kafkas Derneğinin başkanlığını
yapmış. İkinci kez yeniden onu iş başına
getirmişler. Projeleri, hedefleri, hayalleri ve hem
dernek için hem de ilçemiz için düşündüğü
güzellikler var. İnşallah hayata geçirebilir.
Çerkezler için, ana dilin ve kültürlerinin
öğrenilmesi, unutulmamasına ve kültürün genç
kuşaklara öğretilip tanıtılmasına yönelik projeleri
var. Elinde birkaç tane kitap projesi var. Ama uzun
yıllar bitirememiş, bastıramamış. Yakın zamanda da
bastırabileceğini tahmin etmiyorum. Önerim bir an
önce güzel eseri bastırarak insanlığın hizmetine
sunması. Onu dinleyince bir hocamı hatırladım. Nazım
Badem İHL de öğretmen. Yirmi yıldan beri kitap
yazıyor ama bir türlü bitiremedi ve bastıramadı. Bir
kitap en fazla 2 yıl içinde biter ve basılır.Bizim
önerilerimizi de dinlemiyor tabii.
Gürol bey, dernek üyelerinin sayısını
105 de 500 e‘ çıkarmak istiyor. 2003 yıllarında
Dereköy de çapılan o muhteşem Kafkas şenliklerini
tekrar yapın dedim, hazırlık içinde olduklarını
söyledi. Gönen için de çok güzel bir etkinlik olur.
İnşallah en kısa sürede Çerkez şenliklerine katılır,
filmini de çekeriz. Ayrıca TV 58 de yayınlanan
programıma Çerkez Oyun havalarını ve oyunlarını da
koymak istiyorum. Bana bu konuda bir hazırlık ve
proje yaparlarsa sevinirim. Gönen Kafkas Derneği
ilçemiz için önemli bir sivil toplum kuruluşu.
Lokalleri var, kira problemleri yok. Artık daha
fazla etkinlik yapmanın zamanı diyor, kendilerine
başarılar diliyorum. GönTAM olarak ta her türlü
desteği vermeye hazır olduğumuzu buradan ilan
ediyorum.
Yarın da Allah nasip ederse Gönen
Sakatlar Derneğini ve başkanı Nihat Kaban ile
yaptığımız sohbeti yazacağım.
Demircan’la Gönen Sohbetleri
Sivil Toplum Kuruluşlarını Ziyarete
Başladık
15.12.2009
Fahir Arma: Kadir
bey sanırım sivil toplum kurumlarıyla röportajlara
başladınız. Yaptığınız çalışmaları nasıl
değerlendireceksiniz.
A.Kadir Demircan:
Evet Cuma gününden itibaren sivil toplum kurumlarını
tanımaya ve tanıtmaya başladık. İlk konuğumuz Gönen
Kafkas Kültür Derneği ve tabiî ki derneğin başkanı
Gürol Demir oldu. Çok güzel bir sohbet ve röportaj
geçti. Çok memnun kaldılar tabiî ki bizi de çok iyi
ağırladılar ve memnun ettiler. Çalışmaları üç
kişilik ekip olarak sürdürüyoruz. Şeyda Kilitler ile
yılların deneyimli muhabiri Ahmet Ilgazlı
ağabeyimizde bize destek oluyor. Sohbetimizi ve
sohbetimizde sorduğumuz soruları ve cevaplarını
kameraya kaydediyoruz, fotoğraflıyoruz. Elimizde
derneklerin listesi var, listeyi güncelliyoruz.
Kurumla ilgili her türlü yeni bilgileri bu cetvele
kaydediyoruz. Bundan sonra yapılacak işlem şunlar:
1. Gönen Postası Gazetesinde izlenimlerimizi
yazıyoruz.
2.GönTAM internet sitesinde Gönen Notlarım isimli
sayfada yayınlıyoruz.
www.gonengontam.gen.tr/gonen_notlarim.html
3. Çekilen filmi montajladıktan sonra internet
televizyonu olan Gönen TV yayınlıyoruz
http://livestream.com/gonentv
4. Gönen TV Video kanalında yayınlıyoruz.
www.dailymotion.com/gonentv
Tabiî ki video kanalı daha çok önem arz ediyor.
Çünkü kurumlar isimlerini yazdıklarında bu videoyu
bulup izleyebiliyorlar. Kurum için ebedi bir eser
oluyor.
5. Çektiğimiz fotoğrafları ve kendilerinden
aldığımız önemli fotoğraflardan onar tanesini
Negatif Com isimli fotoğraf paylaşım sitesinde Gönen
fotoğrafları bölümüne koyuyoruz.
http://www.negatif.com/kullanici/fotograflar.php?uid=72538
6- Hazırladığımız Sivil Toplum Kurumları iletişim ve
bilgi cetvelini Kaymakamlığa, Belediye Başkanlığına,
isteyen kurumlara vereceğiz ve
www.gonengontam.gen.tr/dernekler.html
ve
www.gonengontam.gen.tr/kuruluslar.html
site adresinde de yayınlayacağız.
İşte bu büyük projeyi Gönen’de başlattık. Dernekler,
odalar, borsalar, kamu kurumları, köy ve mahalle
muhtarlıkları proje kapsamında. Bu projenin
maliyetini soruyorlar. Projenin sponsoru kimse
değil, GönTAM dır. Biziz, GönTAM’a destek olan
halkımızdır. Kimseden hiçbir talebimiz olmuyor. Emek
olduğu gibi masrafları da biz sağlıyoruz. Tabiî ki
destek vermek isteyenleri seve seve kabul ediyoruz
ve onurlandırıyoruz. Keşke belediyemizin ve
kaymakamlığımızın imkânları olsa da destek
olabilseler, Gönen’de yüzlerce zengin iş adamı var,
projelerimize detsek olsalar. Nerde öyle hayırsever
iş adamları, zenginler. Başka yerlere parayı bol bol
harcıyorlar, ama konu hizmet ve sivil toplum oldumu
hiç oralı omuyorlar. Ama olsun, biz hayır, iyilik
ve hizmet anlamında yola çıktık. Bu projeyi
başlattık ve bitireceğiz. Sonunda bu projeyi kitap
olarak da yayınlamayı planlıyoruz. Gönen’de Sivil
Toplum Kurumları gibi bir eser olabilir.
İnşallah yarınki yazımızda Gönen Kafkas Kültür
Derneğinden izlenimlerimi sizinle paylaşacağım. Daha
sonra Gönen Sakatlar Derneği ve Başkanı Nihat
Kaban’ı yazacağım. Halkımız Gönen Notlarını takip
etsin. Bakın neler çıkacak ortaya. Bize kapısını
açanları da açmayanları da, daveti kabul edenleri de
etmeyenleri de, konuşanları da konuşmayanları da
herkesi ve her şeyi objektif, tarafsız, kırmadan
dökmeden ve hakaret etmeden açık açık yazacağım.
Herkes herkesi tanısın. Açık ve şeffaf bir toplum
olmak zorundayız. Toplumun şerrine olan gizli ve
kapaklı hiçbir iş ve eylem kalmamalı diye
düşünüyoruz. Tabiî ki kimse bizi kabul etmeye
röportaj vermeye mecburi değil. Bu gönüllülük
projesi. Ama biz kabul edenlerden de etmeyenlerden
de bahsetmek istiyoruz. Niyetimiz ve amacımız hayır
ve iyilik. Zaten bir sloganımız var bizim “GönTAM
Gönen için bir iyilik harekâtının adıdır” diyoruz.
Şimdi bunun gereklerini yerine getiriyoruz.
Demircan’la
Gönen Sohbetleri
Sivil
Toplum Kuruluşlarını Tanıtıyorum
(9.12.09)
Fahir Arma: Kadir
bey, Gönen'deki sivil toplum kuruluşlarının çoğunu
hiç kimse tanımıyor. Adı sanı duyulmamış kuruluşlar
var. GönTAM olarak Tanıtım kuruluşusunuz.Var mı bir
projeniz bu hususta.
A.Kadir Demircan: Yeni
bir çalışma başlattık. Dokuz Aralık Çarşambadan
itibaren, her gün bir sivil toplum kuruluşumuzdan
randevu alıp konuk ofislerine konuk olacağız.
Yeni uygulamaya koyduğumuz proje gereği; kamu
kurumları, köy muhtarlıkları, dernekler, vakıflar,
odalar ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili
tanıtım yayın proje uygulaması başlattık.
Proje
gereği bütün kurum temsilcileriyle kurumun
hizmetlerini anlatan, tanıtan röportajlar
yapılacaktır. Çalışma kapsamında kamera ve fotoğraf
çekimi de yapılacak olup, elde edilen görüntü, sunum
ve bilgiler Keşif TV internet televizyonunda, Keşif
Video Kanalında, Gönen Postası Gazetesinde ve GönTAM
İnternet Haber sitesinde yayınlanarak sivil toplum,
kamu kurum ve kuruluş hizmetlerinin çok geniş
kapsamlı tanıtımı ve halkın bilgilendirilmesi
sağlanacaktır.
Ayrıca uygun görülen
görüntüler uydudan yayınlanan ve 71 dünya ülkesinden
izlenebilen TV 58 de Salı günü saat 18.30, Pazar
günü 13.30 da Keşif programında da
yayınlanabilecektir.
Tabiî ki projeye
katılmak mecburi değil. Ancak biz herkese teklif
edeceğiz. Bize kapılarını açanları yazacağımız gibi,
açmayanları da, ilgilenmeyenleri de yazacağız. Yani
kamuoyu her şeyi, herkesi bilecek, tanıyacak,
görecek. Çalışanlarla çalışmayanlar, üretenlerle
üretmeyenler, kim ne iş yapıyor ve yapmıyor çıkacak
ortaya. Hiç bir önyargımız yok, herkese ve her
kuruma eşit mesafedeyiz. Bu proje Gönen için çok
büyük bir tanıtım, açılım, yayın projesi olacak. Biz
kamu hizmeti yapıyoruz. Bütün çalışmalar tamamen
ücretsiz, gönüllülük esasına dayalı olacak. Ancak
tabiî ki hiçbir şey maliyetsiz değildir, arkamızda
bir holding te yoktur. Biz üye aidatlarıyla ayakta
duran bir sivil toplum kuruluşuyuz. Projeye katkı
sağlamak isteyen kişi ve kurum olursa da onların da
destekleri tabiî ki kabul edilecek, yazılarımızda
destekleri de açıkça belirtilecek.
Fahir
Arma:
Teşekkür ederim. İnşallah başarılı bir proje olur.
Gönen içinde çok iyi bir çalışma olur.
Ekrem
Okan Kadar
Başınıza Taş Düşsün
(
5.12.2009)
Fahir
Arma:
Kadir bey Gönen'de olanlardan sanırım haberdarsınız.
Siyaset bir türlü durulmuyor. Ekrem Okan istifa
etti. Her yerde kulisler, dedikodular, şunlar
bunlar. Neler oluyor sence ilçede. İyiye mi
gidiyoruz kötüye mi. Düşünceleriniz nelerdir.
A.Kadir
Demircan:
Güzel bir soru. Çok
açık ve seçik şekilde cevaplayacağım. Okuyan okusun,
çatlayan çatlasın. İçimden geldiği gibi konuştuğumu,
Allah'tan başka hiçbir güçten korkmadığımı, hiçbir
kimseyle zerre kadar bir çıkar ve menfaat işimin ve
beklentimin olmadığını, özgürce konuştuğumu herkes
bilir. Dostlarım kadar, düşmanlarımla da gurur
duyduğumu herkese söylüyorum.
Şunu söylüyorum. Dünyalık
hırsları uğruna bir takım, kendini iş adamı zanneden
kişiler, guruplar, çıkarcılar, yardakçılar uzun
süredir Ekrem Okan'ın Ak Parti ilçe başkanlığından
düşürülmesi, indirilmesi, bıraktırılması için
çeşitli kulisler ve entrikalar çeviriyorlardı.
Sonunda adamcağız bıktı, bıraktı, istifa etti hacca
gitti. Onlara, Ekrem Okan kadar başlarına taş
düşsün diyorum. Niye, sebep neydi. Niye istemediler.
Başarılı olamadı mı, çıkarcılara cevap veremedi
mi. Dürüst, efendi, uzlaşmacı, barışçı, hoşgörülü,
kibar, beş vakit namazında, hayır hasenat peşinde
koşan, alçak gönüllü bir adamın Gönen'de başını
yedilerse yazıklar olsun o Gönenlilere diyorum ben.
Yazıklar olsun ses çıkarmayanlara. İşte ben
insanlık, vatandaşlık, Müslümanlık görevimi yerine
getiriyorum ve ses çıkarıyorum. Elbet birileri bu
sese kulak verir. Vermese bile en azından vicdanen
rahatlamış olurum.
Şu adamdaki
alçak gönüllülüğe bak. Daha önceki bir vatandaş'ta
aynı partide ilçe başkanlığı yaptı zamanında. Ondan
6 yaş büyük olmama aldırmadan bana Kadir diye hitap
ediyordu. Ne onur kırıcı bir şey ya. Sizden çok
küçük birisi size abi demeyecek, saygısızca
izminizle hitap edecek. Ekrem Okan bana her
karşılaştığımda abi diye hitap ediyordu. Bir gün
bir ajandada doğum tarihini gördüm, baktım 1964
doğumlu, yani aynı yaştayız. Hayret ettim, aynı
yaşta olmamıza rağmen bana abi diye hitap eden
birisi. Ne kadar asil, güzel, örnek bir davranış.
İnsan insan olduğunu, adam yerine konulduğunu ve
değer verildiğini anlıyor. Kıyaslayın ikisinin
farkını.
Kur'an
birbirinizi en güzel isimlerle çağırın diyor. Hiç
bir kimse dört dörtlük değildir, hepimizin bir takım
eksikleri ve kusurları olabilir. Ekrem Okan'a
yapılanlardan sonra Gönen'den ümidimi tamamen
kestim. Gönen'de iyi insanlara yer yok arkadaş.
Kötüler, menfaatçiler, çıkarcılar, korkaklar,
kuklalar almış başını gidiyor. Kötüye gidiş var.
Ben hiç bir
partiye üye değilim, İHL mezunuyum ve Ak Parti
çizgisinde, düşüncesinde olan biriyim. Başbakanın
bütün icraatlarının altına imzamı koyan birisiyim.
Ak Parti İl başkanımı bu işe el koyar, vekiller mi,
genel merkez mi, yoksa bizzat Erdoğan mı bilemem ama
birileri bu işe el atmalı, dur demeli. Delegelerin
veya üyelerin bu işe dur deme şansları yok, bunu
biliyoruz. Bu yanlışlara dur denmeli. Gönen bu tür
çirkinliklere layık değil. Halk hizmet bekliyor.
Siyasilerde birliktelik sıfır seviyelerinde
seyrediyor. Herkes birbirinin kuyusunu kazmaya,
ayağını kaydırmaya çalışıyor. İlçe adeta kendi
kaderine terkedilmiş. Akil biri yok, akil insanlar
saf dışı.
Şimdi bazı
siyasileri dürüst, ilkeli, çalışkan ve başarılı
idarecilere de el attıkları duyumlarını almaya
başladım. Çıkar ve menfaatlerine ters düşenlerin
ayağını kaydırmaya çalışıyorlarmış. İdareciler
siyasilerin emir kulumu. Zamanında birileri bu
işlere çok burnunu soktu, aldı cevabını.
Duyduğuma göre
ilçe başkanlığına düşünülenler varmış. Bu
düşünülenlerden birisi bir buçuk yıldır, günde 4
defa büromun önünden geçiyor, daha bir defa olsun
başını çevirip Allah'ın selamını vermiş değil. Şu
işe bakın. Böyle bir adam nasıl siyasetçi olur,
nasıl toplumun sorunlarına çözüm bulur, nasıl benim
ve halkın desteğini alır. Halkın desteğini alamayan
kişi nasıl başarılı olur anlayamıyorum. Tayyib
Erdoğan'ın sözleri kulaklarımda çınlıyor, halkın
içinde, halktan biri olacaksınız diyor. Hizmet
sevdanız yoksa bu işi bırakın diyor.
Ekrem Okan yeniden
gelmez, Gönen Ekrem Okan'ı çook arar.
Yahya Kemal
Beyatlının bir şiiri var " İyi İnsanlar iyi atlara
binip gittiler"diyor. İşte böyle iyi insanlar ya
ölüp gidiyorlar, ya da entrikalarla yıldırılarak
uzaklaştırılıyorlar. Biz iyi insanların arkasında
durmadığımız sürece meydanları çıkarcılara,
menfaatçilere, kötülere terk etme ve onların
egemenliğinde yönetilme kaderiyle karşı karşıya
kalmaya mahkum olacağız. Biz buna layık değiliz.
Dinimizde işi
ehline verin emrinin yerini, günümüzde işi
yandaşınıza verin hükmü almış.
Ne olur toplumu
daha fazla bozmayın. Ben acizane bir kul olarak
kötülükleri dilimle önlemeye çalışıyorum. Bu benim
insanlık ve Müslümanlık görevim. Benim fikir ve
görüşlerime kızacaksanız, beni tehdit edecekseniz,
fikirlerimden dolayı şeytanlık tuzakları
kuracaksanız buyrun kurun, elinizden geleni ardınıza
koymayın. Bu dünyaya imtihan için geldik. Biz sizi,
nasıl amel işleyeceksiniz diye yarattık diyor
yaratan. Herkes bu dünyada rolünü oynuyor. Ben
inşallah iyi roldeyim. Herkez rolünün, yaptıklarının
hesabını verecek bir gün. Kimse tarlasına,
fabrikasına, koltuğuna, parasına, puluna güvenerek,
alçak dağları ben yarattım deyip mutlu olmanın
yollarını aramasın. İki metrelik beyaz bez, ve dört
adam. Her şey bundan ibaret, düşünenler, anlayanlar,
ibret alanlar ve aklı olanlar için bu sözlerim.
Fahir Arma:
Teşekkür ederim Kadir bey bu konuda çok dolusunuz,
çok önemli konulara değindiniz. İnşallah anlayan
anlar, anlamayana sivrisinek saz zaten.
A.Kadir
Demircan:
Ben de teşekkür
ederim. Çok açık sözlüyümdür, yaparım dediğimi de
yaparım. Bu tespitlerim ve yanlışlıklar bundan
sonrada düzelmez ve aynen devam ederse konuyu
direk olarak, açık isimli bir şekilde Başbakana ve
genel merkeze ayrıntılı bir rapor halinde
sunacağım. Başbakan beni tanır, şu anki özel kalem
müdürü yakın arkadaşım olur. Gönen için böyle bir
iyilik yapmaya hazırım. Herkez Gönen'e kötülük
yapacak değil ya, bende iyilik yapayım.
Kulakları çınlasın zamanın
siyasetçileri Aydın Karakaya ile onun yardımcısı
Servet Bıyık memur unvanımla fikirlerimi çeşitli
platformlarda beyan ediyorum diye çeşitli suç
isnatlarında bulunarak bayağı uğraşmışlardı beni
Gönen'den doğuya sürmek için. Soruşturmaya gelenler
beni tanıyınca adeta şok oldular, hayret ettiler.
İşte böyle Ak Partili Müslüman gardaşlarım beni bir
türlü süremediler doğuya. Şimdi de sivil ve özgür
bir vatandaşı sürecek değiller ya. O zaman onlar
özgürdü, şimdi de ben. Yalansa yalan desinler ve
yalan olduğunu ispatlasınlar. Elimde önemli
belgeler, şahitler var. İnanmayan önceki kaymakam
Saim Eskioğlu'na, Eski vali Utku Acuna, Eski Tarım
İl Müdürü Bülent Sancaktaroğluna ve şu anda hale
görevde olan Ayhan Balcıya ve o dönemdeki ilçe
yönetimindeki kişilere sorsunlar. A. Karakaya hem de
o dönemde Gönen İnsan Hakları Derneğinin kurucusu
ve başkanıydı. Fikir ve düşünce özgürlüğü,
düşüncelerini hakaret etmeden açıkça söylemek en
temel insan hakkı değil mi. Beni adeta düşman ilan
etmişlerdi. Çevresindekilere de benden uzak
durmalarını telkin ediyorlardı. Ne güzel bir mazi
yaşadık! onlarla. Fikirlerinden dolayı, bulunduğu
yerden sürülme çilesini yaşamak ne güzel bir duygu.
İşte inananlar bu tür baskılara ve çilelere muzdarip
olurlarsa olgun insan oldukları anlaşılır. İşte ben
bu olayları yaşadığım için gururluyum ve mutluyum.
Acaba onlar da mutlumudur bilemiyorum. Özür
dilemek bir erdemdir, olgun insanların davranışıdır.
Bu güne kadar bir özür bile dilemediler. Demek ki
doğru işler yaptıklarına inanıyorlar. Ben onları
Allaha havale ettim.
Evet Nail
kardeşim beni sonunda konuşturdun. Yüreğine sağlık.
Bunlar benim konuştuklarımdan dolayı sana da bir
kötülük yapmasınlar. Ama unutma, Allah'ın izni ve
dilemesi dışında kimse kimseye kötülük yapıcı veya
iyilik yapıcı değildir. Allah'a güven ve ona dayan.
O yegane güvenilecek, dayanılacak varlıktır. O en
büyüktür, gerçek güç ve hüküm sahibidir.
Gönen Siyasetinde Neler Oluyor
(
10.10.2009)
Fahir Arma:
Efendim, Gönen’de uzun süredir adı konulmayan bir
çekişme- kutuplaşma var gibi sanki. Gönen’deki bu
siyasi yapıyı nasıl buluyorsunuz, bu konudaki görüş
ve tespitlerinizi öğrenebilir miyiz?
A.Kadir Demircan:
Teşekkür ederim. Güzel bir soru. Bu güne kadar
kimsenin sormadığı ve aynı zamanda açıklamadığı ya
da açıklayamadığı bir soru. Öncelikle ben baştan
şunu vurgulamak istiyorum. Bu soruları ve
fikirlerimi GönTAM Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla
değil, bir araştırmacı yazar, iletişimci ve aynı
zamanda sıradan bir vatandaş sıfatımla cevaplıyorum.
Önceden üç sıfatım vardı biliyorsun. Devlet
Memurluğu sıfatım, Sivil Toplum Kurumu Temsilciliği
sıfatım ve aynı zamanda yazarlık sıfatım vardı. O
dönemde de fikirlerimi yazarlık ve vatandaşlık
sıfatımla cesurca açıklıyor ve yayınlıyordum. Bu
yüzden o dönemde ilçe siyasetinin başındaki uzun
boylu, hafif sakallı, sarışın, başında az saç olan,
dediğim dedik, çaldığım düdük diyen bir adam beni
defalarca valiye, kaymakama ve il müdürüne şikâyet
etmiş, müfettişler çağırmış, soruşturmalar
yaptırmıştı. Adeta onlara bu adamı Gönen’den sürün
diye yalvarmış, önlerinde diz çökmüştü. Süremedi
tabiî ki, sonraları doğal tasfiye ile kendisi
sürüldü, insan içine çıkamaz hale geldi. Hani ben
derim ya hep; attan düş, minareden düş, koltuk ve
kanepeden düş amaa asla gönüllerden düşme diye. Çok
doğru bir söz. Gönüllerden düşmek hiçbir şeye
benzemiyor. Fikirlerimizden dolayı iktidar
partisinin o günkü ilçe başkanı neler yapmadı ki
bana. Biz işte ortadayız, insanların içinde,
gönlünde ve her yerdeyiz. O ise yok ortalarda, selam
verecek kimi kimsesi kalmadı. Allah hiç kimseyi onun
durumuna düşürmesin.
İşte bu durum herkese ders olmalı. Neyim dememeli,
ne olacağım demeli. Alçak dağları ben yarattım
edasına girmemeli kimse.
Şimdi iktidar partisi çok güçlü durumda. Tek
başına iktidar. Ha şunu da baştan peşinen ve
dürüstçe söyleyeyim. Ben şahsi olarak Milli Görüş
Çizgisinde, bu gömleği çıkarmamış birisiyim. Ama
ülkemiz menfaatleri gereği Başbakanımız Tayyib
Erdoğan'ı çok açıkça destekleyen, seven ve güvenen
birisiyim. Hatta başbakanımızın özel kalem müdürü
Hasan Doğan’da çok sevdiğim samimi arkadaşım, aile
dostum olur.
Şimdi bütün bu tesbitlerden sonra bakıyorum
da, Gönen’de partilisi, partisizi, davası olanı,
olmayanı karışmış durumda.
Hani bir atasözü vardır, darısı olanın
pilici çok olur diye. Evet, piliçler çok fazla
iktidar partisi etrafında. Yanlarına sokulamıyoruz,
hep uzaklardayız doğrusu. Eşimde Ak Partinin ilk
üyelerinden, yöneticilerinden. O da sokulamıyor
yakınlara. Bir gün gelir, her şeyin fani olduğu
gibi, Anavatan Partisinde, Demokratik Sol Partide,
Doğruyol Partisinde olduğu gibi, Ak Partide de
aynısı olur. Yani bu partinin de devri biter. O
zaman bakarsınız ki kimseler kalmamış. İç
çekişmeler, koltuk savaşları, yönetim mücadeleleri,
dengeler mengeler hepsi mazi olur gider.
Rezillikleri, yanlışları kara bir hatıra olarak
kalır kendilerine.
Elde ettiğimiz kalelerde ve fırsatlarda
kendimizin ve yakınlarımızın çıkar ve menfaatlerini
korumakla aslında batağa saplanıyor, bitişimizi
hazırlıyoruz. Unutmayın hızla yükselenler, hızla
inişe geçerler. Bunun örneklerini çok gördük. Hani
Gönen’de ve Türkiye’de esip gürleyen bir vekilimiz
vardı. Şimdi, nerelerdedir, hangi diyarlardadır
acaba. Önemli bir proje için yanına gittiğimde,
toplantıyı bahane edip beni nazikçe sepetlemişti.
Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste demiş
atalarımız.
Bir makamı hak etmiyorsanız, layık
değilseniz talip olmayın. Hak edip gelmişseniz, onu
size şöyle ya da böyle vermişlerse o zaman orada
adaletle hükmedin, iyi ve hayırlı işler, ameller
yapın. İmtihan dünyasında olduğunuzu sakın
unutmayın. İyi ve güzel ameller işleyenlere
altlarından ırmaklar akan cennetler vaat ediliyor.
Bulundukları yerde kötü ve çirkin işler yapanlara da
dünyada rezillik ve rüsvaylık, ahirette ve hesap
gününde de acıklı bir azap bekliyor onları.
Ben olaya bu açılardan bakıyorum. Bana ister
kızın, ister bağırın, ister çatlayın, ister hakaret
edin, ister şikâyet edin ne ederseniz edin bütün
bunları söylemek zorundayım. Çünkü Müslüman
etrafında gördüğü bir yanlışı, kötülüğü eliyle,
diliyle, kalbiyle düzeltmek, engellemek zorundadır.
Ben dilim ve kalemimle engellemeye çalışıyorum.
İlçemizdeki bahsedilen siyasi bölünmüşlükler
ve guruplaşmaların temelinde hizmet yarışı mı, Allah
Rızası mı var, yoksa piliç gibi darı kapma yarışımı
var. Çıkar ve menfaatlerin kesişmesinden kaynaklanan
sorunlar mı var.
Çok yazık. Şu Gönen insanı ne zaman birbirinin
kuyusunu kazmaktan vazgeçip bir araya gelecek te,
Gönen için, halk için bir şeyler yapacak. Merak
ediyorum.
Komşu ilçemiz Biga kadar olamadık, onları
örnek alamadık.
Menfaat ve kişisel çekişmelerden hepimiz
kaybediyoruz. Aslında dürüst, ilkeli, ahlaklı
insanlarda da suç var. Başımız derde girmesin diye
ortaya çıkmıyorlar, sadece seyrediyorlar.
İnönü’nün bir sözü var. Namuslu insanlar da
namussuzlar kadar cesur olmadıkça bu ülke düzelmez
diyor. Çok doğru bir söz.
Ben bu iç çekişmelerin iç yüzünü çok iyi
bildiğim için, sadece seyrediyorum, üzülüyorum ve
gülüyorum. Merak bile etmiyorum, konuşmuyorum bile.
Siz de merak etmeyin, konuşmayın, siz de gülün diye
tavsiyelerde bulunuyorum.
Onlar çekişe koysunlar, Başbakan Tayip
Erdoğan, bana göre ülkede devrimler yapıyor ve
yapmaya da devam edecek kim ne derse desin. Adamın
bu tür işlerle ilgilenmeye, hatta düşünmeye bile
zamanı yok ki. Keşke zamanı olsa da bu menfaat
piliçleri ayıklanabilse.
Fahir Arma: Siyaset
kurumu yara almıyor mu bu tür tartışmalardan?
A.Kadir Demircan:
Tabiî ki yara alıyor. Adam siyaset mi, boş ver
diyor. Siyaseti kötü yapmayalım, kötüleştirmeyelim.
Siyasetin sözlük anlamını merak edenlere söyleyeyim.
Siyaset” Allah tarafından vaaz olunan bir dinin
hükümlerini o dinin mensupları üzerinde uygulama
sanatına siyaset, bu hükümleri tatbik edene de
siyasetçi denir.” Yani siyaset toplumu yönetme
sanatıdır. Siyaset; siyaset yapıyoruz, topluma
hizmet yapıyoruz diye diye, cepleri doldurma,
rantları elde etme, arsaları, katları, yatları
tapuda üzerine tescil ettirme sanatı olmamalıdır.
Hizmet yapacaksan illa da siyasete girmek
gerekmiyor.
Fahir
Arma: Sizce
iktidar partisi her şeye yön verebilir mi?
A.Kadir Demircan:
Veremez, vermemeli. Baksanıza ilçemizde sivil
toplum kuruluşlarının kongrelerine müdahale de
bulunuluyor. Bu her dönemde yapılıyor. Çok yanlış.
Sivil toplum kuruluşlarının yönetimlerinin oluşması
kendi mecraında gelişmeli. Siz benim istediğim kişi
seçilecek diye müdahalede bulunursanız
guruplaşmalar, hizipleşmeler, menfaatleşmeler çıkar.
Başarı ortadan kalkar. İç çekişmeler, dengeler
savaşları çıkar. İç çekişmelerin yaşandığı ülkelerde
ve kurumlarda başarı ve hizmetten söz edilemez.
Anarşi ve monarşi hakim olur.
Eski dönemde GönTAM’a bile müdahale etmeye
kalktılar. Bana doğrudan müdahale edemeyince, bizim
birçok üyemizi istifaya zorladılar. Bunu itiraf
edenler bile oldu. Herkes bir göreve kendi bilgisi,
enerjisi ve gücüyle gelmeli. İşte ilçemizde
müdahalede bulunulan kongreler ve uygulamaları
ortada. Seçimleri kazanmak için otellerde 7-8
milyarlık yemek faturaları konuşuluyor. O paraları
GönTAM’a verselerdi, biz o kadar parayla Gönen için
neler yapmazdık. Ama bize asla vermezler. Hizmete
kaynak yok Gönen’de. Bunlar çok yanlış şeyler.
Umarım bize ders olur, bir daha böyle yanlışlıklar
yaşanmaz.
Fahir Arma: Kadir
bey teşekkür ederim. Çok açık sözlüsünüz. Bu kadarda
açık sözlü olmak, size zararlı olmaz mı?
A.Kadir Demircan:
Hiç omurumda değil Nail kardeşim. Doğruyu söyleyeni
dokuz köyden kovarlar derler. Kovulayım hiç önemli
değil. Biz sözlerimizle insanların rızasını değil,
Allah’ın rızasını kazanmak için çalışıyoruz.
İnsanların rızası hiç önemli değil. Zaten bizim
doğru ve açık sözümüzden kimler rahatsız olur.
Allahın rızasına uygun amel işlemeyenler, yanlış ve
yamuk işler yapanlar, yanlış yolda olanlar rahatsız
olur, gocunur.
Bir söz vardır hani” Eğri olsam yay gibi elde
tutarlar beni, doğru olsam ok gibi tefe koyarlar
beni” diye. Günümüz, eğri insanların günü. Doğru
insanlara hayat hakkı tanınmıyor maalesef. Bizi tefe
koyuyorlar. Bizim tefe konulmamız aslında bizim için
büyük bir mükâfat.
Ben tefe konulsam da, dokuz köyden kovulsam da doğru
bildiklerimden asla vazgeçmem. Biz elhamdülillah,
Peygamberimizi örnek alıyoruz, Necip Fazılların,
Muhsin Yazıcıoğluların izindeyiz, yolundayız,
arkasındayız.
Bundan Böyle Artık Gönen
Postasındayım
Nail Köstek Sordu. Demircan
Cevapladı
Nail Köstek:
Efendim Gönen Postasında Yazmaya Nasıl Karar
Verdiniz?
A.Kadir Demircan:
Ben yaklaşık 30
yıldır şu ya da bu şekilde yazan birisiyim. Daha çok
kitap yazarlığı üzerinde yoğunlaştım. Zaman zamanda
dergi ve yerel gazetelerde ve daha sonraları da
internet sitelerinden yazılarımı yayınlamaya
başladım. Tabiî ki yazı yazmak için dolu
olacaksınız, derdiniz, endişeniz, düşünceleriniz,
heyecanınız, enerjiniz, ülke ve insan sevdanız
olacak. Dolu olacaksınız ki boşalasınız. Yazmak
boşalmaktır, paylaşmaktır. En önemlisi de zamanınız
olacak. Şükürler olsun, emekli olduktan sonra
oldukça boş zamanım olmaya başladı. Kendimi daha
özgür ve cesur hissetmeye başladım. İnşallah bundan
sonra Keşif isimli bir Televizyon ve radyo programım
olacak. Keşif programlarım Kaçkar ve Yıldız TV de
iki aydır başladı. Her pazartesi 22.00 da evinde
çanak anteni olan televizyondan izleyebilir. Bende
bu anlamda yakında TV program çekimleri için ülke
turuna çıkıyorum. Cuma günleri de 14.00 da Gönen
Venüs FM de Keşif programım canlı olacak.
Bunlara
ilave olarak da GönTAM’ın internet sitesinde
Yazarlarımız bölümünde yeni dönem yazılarıma başlama
kararı aldım. Tabiî ki, bu yazılarımın daha fazla
kitlelere ulaşması için yerel bir gazetede de
yazmayı düşündüm. Bu gazete de Gönen Postasından
başkası olamazdı.
Çünkü Gönen
Postası Gazetesi, eğrisiyle doğrusuyla, eksiğiyle
gediğiyle, Gönen ile özdeşleşmiş, hiçbir olumsuz
mazisi olmayan bir gazete olarak göze çarpmaktadır.
Hereksin ortak
isteği, Gönen’de bağımsız, bağlantısız, güvenilir,
objektif bir gazetenin olması. Gönen Postası bu
anlamda da diğerlerinden oldukça önde gelmektedir.
Kolay kolay yönlendirmelere girmeyen, halkın nabzına
göre hareket eden, doğru ve güvenilir haberler
sunmaya çalışan bir gazete. Zaten, İlhan Şenel
ağabeyle, hayır ve iyilikler üzerinde kolay
anlaşabilen birisiyim. 2003-2005 yılları arasında bu
gazetenin özel sayısını çıkardık, 2.000 adet
baskıyla hem de renkli olarak. Gönenliler bunu
bilir.
Şimdi de yeniden
yazılarımla birlikte, çeşitli haberlerle de
destekleme kararı aldım.
Bir de abone
kampanyası başlatmak istiyorum. Abone sayımızı, en
az 1.000 ‘e çıkarmalıyız.
Nail Köstek:
Kadir bey
Gönen halkı niçin kendi yerel gazetesine bu kadar
cimridir, abone çalışması nasıl olabilir?
A.Kadir Demircan:
Maalesef
Gönen halkı, Gönen adına dışarıdan gelen gazetelere
destek veriyor. Versinler bir sözüm yok, ama kendi
yerel, orijinal, güvenilir gazetelerine daha çok
destek olmalı diye düşünüyorum.
İnşallah,
yazılarımız ve haberlerimizle birlikte, çok okunan,
elden düşürülmeyen bir gazete haline geleceğiz. Bu
desteği vereceğim, hem şahıs olarak ve hem de GönTAM
olarak. GönTAM’ın ikibin’in üzerinde üyesi var.
Üyelerimize yönetim kurulu kararıyla tavsiye yazısı
yazacağız. Abone olmalarını sağlayacağız. Bu
gazeteyi, günlük, 1.000 aboneye gönderirsek,
Gönen’de çok şey değişecek, bilgi devrimi olacaktır.
Ben buradan
bir çağrıda bulunuyorum, her kişi, kurum ve işletme
bu gazeteye abone olsun. Tek başına gücü
yetmiyorsa, iki kişi bir araya gelsinler ortak abone
olsunlar.
Bandırmada 4 tane
yerel günlük gazete var, Biga’da 2 tane. Her iki
ilçe de basında çok ileri. Gönen’i dörde beşe
katlıyorlar. Gönen’i geri bırakmayalım. İş
adamlarımız, esnafımız, halkımız olarak bilinçli
hareket etmek ve birbirimizi ikaz etmek
durumundayız. Gazete sayısı artarsa, reklâmlarınızı
da verirsiniz, hem gazete kazanır hem de siz ve
Gönen kazanmış olur.
Selam ve dua ile. Diğer yazılarımda görüşmek
ümidiyle. Okuduğunuz için teşekkürler. Sürçü lisan
eyledi isek affediniz, cehaletimize sayınız.
Gönen’de Yeni Bir Dönem Başlıyor
Fahir Arma:Efendim
Gönen Notlarım başlığı ile neyi anlatmak
istiyorsunuz ?
A.Kadir Demircan:
Gönen Notlarım köşe başlığı ile Gönen’de
gördüklerimi, gezdiklerimi, duyduklarımı,
yaşadıklarımı anlatacağım. Güzel bir şehirde yaşamak
herkesin hakkı. Güzel yaşamak için; güzel düşünmek,
güzel konuşmak, güzel insan olmak ve çok çalışmak,
memleketimize ve insanımıza faydalı bir insan olmak
lazımdır. İşte bütün bunlar için Gönen’den elde
ettiğim notlarımı, izlenimlerimi, düşüncelerimi
halkımla paylaşayım dedim.
Malum yazar demek çile adamı demektir.
Düşünürse vardır, var sa düşünür. Hep toplumun
iyiliğini, hayrını ister. Şayet düşünüyorsa ve de
varsa, bazı kişilerin hedef tahtasında olur.
İnşallah, güzel ilçemiz Gönen’de yaşıyorsak, hayır
için, iyilik için, dilimizin döndüğünce bir şeyler
yapmaya kararlıyız.
Fahir Arma:Sizce
Gönen nasıl bir yer ve şehir. Anlatırmısınız
kısaca.?
A.Kadir Demircan:
Ben Gönen’i çok sevdim. 2001 yılında Ankara gibi bir
metropolden, Başbakanlıktaki basın danışmanlığı
görevimden sıyrıldım, Gönen’e yerleştim. Sekiz
yıldır Gönen’de yaşıyorum ve inanın Gönen’e
doyamadım. Gönen’in her şeyi güzel, Allah öyle güzel
bir memleket vermiş ki bize, nasıl anlatsam
bilemiyorum. Güneşi, suyu, kaplıcası, çeltiği,
dağları, ovaları, meraları, ormanları, şifalı
bitkileri, muhteşem bir çevre güzelliği, piknik ve
mesire alanları ve daha neler neler. Boşuna
dememişler şifa diyarı diye.
Ama aynı güzellikleri insanları için
söylemek isterim. Keşke insanları da doğası,
havası, suyu gibi aynı standartta olabilseydi.
Büyük ve güzel düşünebilseydi. Toplum olarak bize
de büyük görevler düşüyor tabiî ki.
İnşallah şehrimiz insan ahlakı ve
misafirperverliği ile de güzel olacak. Şuurlu,
bilinçli bir halk anlayışı başlatmalıyız. Herkes
Gönen için, içinde yaşadığı toplum için çalışmak
zorunda olmalı. Tek kendisi için mücadele edenler,
bu toplumu bu şekilde geri götürürler, zarar
verirler..
Fahir Arma::Bundan
sonraki notlarınız, yazılarınız, üslubunuz nasıl
olacak?
A.Kadir Demircan:
Bundan sonra, inşallah düzenli olarak
yazılarımı yazacağım. Gördüğüm, duyduğum, bildiğim
her şeyi açık seçik, eğmeden, bükmeden, kim ne der
demeden, objektif, tarafsız ve bilimsel olarak,
özgür irade ve düşüncelerimle buradan dile
getireceğim. Bu güne kadar özgürdüm, her şeyi yazıp
çiziyor, faaliyetlerde bulunuyordum. Bundan sonra
daha özgür olacağım. Çünkü memuriyetten emekli
oldum, hatta emekli olmayı unutmuşum da üzerinden 8
ay bile geçmiş, fark eder etmez gereğini yaptım.
Üslubumuz, belli bizim. Kimseyi kırmadan,
incitmeden, hakaret etmeden, tecahül arif sanatını
kullanarak, zülfiyallerine dokunarak, ikaz, tavsiye,
yapıcı muhalefet ve öneri görevlerimizi yerine
getireceğiz.
Kalemimizi hiç bir zaman için satmadık, eğmedik ve
bükmedik. Allah doğrularla beraberdir, Merhum
Muhsin Yazıcıoğlunun dediği gibi düz duracağız, dik
duracağız ve hep kazanan olacağız. Bize sahte taht
ve makamlar değil, gönül makamları lazım. Benim her
zaman söylediğim bir sözüm vardır. Attan düş,
eşekten düş, minareden düş, koltuktan düş,
makamlardan düş ama asla gönüllerden düşme. Gönül
tahtı başka bir şeydir. Gönüllerden düştün mü, bu
dünyada da öbür dünyada da işin harap demektir.
Allah muhafaza. Muhsin Yazıcıoğlunu gördük hepimiz,
Yüz bin kişi katıldı cenazesine. Ülkede hangi koltuk
sahibi, başbakan, cumhurbaşkanı bu kadar insanı
gönül tahtında toplayabilmiş. Bundan dersler
çıkarmalıyız.
Selam ve dua ile. Diğer yazılarımda görüşmek
ümidiyle. Okuduğunuz için teşekkürler. Sürçü lisan
eyledi isek affediniz, cehaletimize sayınız.
Gönen Parkı İşletmecilerini Tanıdık Vesselam
Geçen gün hava güzel, Gönen parkına çay içmeye
gittim. 500 kuruşa bir çay içtikten sonra kalktım, o
muhteşem manzaraların fotoğrafını çektim. Daha
öncede, parkın ve tabii ki Gönen’in bine yakın
fotoğrafını internette ve GönTAM sitesinde
yayınladığımı herkes bilir.
Aklıma bu işletmenin sahibiyle tanışmak
geldi ve hemen ocağın bulunduğu bölüme girdim.
Selamünaleyküm dedim, yan yana oturan iki bey
efendi, önce benim hesap ödeyeceğimi zannederek,
hesap buraya dediler. Bende yanlarına vardım, bu
işletmenin sahibiyle tanışmak ve görüşmek istiyorum
dedim. Başlarını sallayarak, biziz demek istediler.
Kendimi tanıttım, Kadir Demircan’ım ve GönTAM ın
yani – Gönen Tanıtım Araştırma, İletişim Bilim Proje
ve Rehberlik Merkezi Derneğinin başkanıyım dedim. Bu
güzel parkın tanıtım klipini ve sitesini yapmak
istiyorum. Dışardan arayanlar daha iyi tanısınlar ve
Gönen’in reklâmı olsun dedim. Daha sözüm bitmeden,
sözümü keserek bizim sitemiz var dediler. Adresini
sordum, söyleyemediler, birisi fotoğraf çekmiş atmış
dediler. O birisi dedikleri kişi benim. GönTAM’ı
duymadıklarını söylediler, oysa GönTAM’ı bütün
dünya tanıyor, Gönen şehir parkını işletenler
tanımıyor, çok garibime gitti. Dedim ki arkadaş,
korkmayın sizden para pul istemiyorum, amacım
sizinle tanışarak, daha iyi bir tanıtım, daha iyi
bir hizmet nasıl yapılır onu araştırıyorum. Belki
bir fikriniz, katkınız, öneriniz olur onun için
tanışmak istedim. Ama anladım ki, sizin bu kaba ve
ilgisiz tavrınızı keşke hiç tanımamış olsaydım.
Evet, durum bu. Gönen maalesef bu şekilde
geri kalıyor, ilerleyemiyor. Benim fikrimi bile
sormaya, abi hoş geldin buyur otur diyerek beni
dinlemeye, tanımaya, fikrimi öğrenmeye, bir güler
yüz ve tebessüm göstermeye bile tenezzül etmediler.
Bende tabiî ki onların gösterdiği kabalığa karşılık,
tanışma pişmanlığı içerisinde sessizce ayrılıp
gittim.
Gönen çok çok güzel, keşke insanları da aynı
güzelliklerde olabilseler. Hakiki bir Gönenli ve
Gönen sevdalısı olarak, bu arkadaşları kınıyorum.
Bana yaptıklarını keşke dışarıdan gelen misafirlere
yapmasalar. Bir şehrin tanıtılmasında, insan
faktörleri ve misafirperverlik çok çok önemli. Yerel
turizme bu şekilde balta vurmayalım. Gönen’in bütün
insanları, sıcakkanlı, güler yüzlü ve son derece
misafirperver olmalı ve o şekilde anılmalı.
Bu arkadaşlar eğer herkese de aynı şekilde
davranıyorlarsa, ben bir Gönenli olarak
misafirlerimizden çok çok özür diliyorum.
Abdullah Çil'e Sonsuz Teşekkürler
GönTAM iki
defadır Üstün Hizmet ve Başarı Ödülü veriyor.
İkisinde de Gönen Orman İşletme Şefi Abdullah Çil
ödüle layık bulundu ve belge verildi. Çünkü, kime
sorsak, hakkında hep olumlu şeyler söylediler.
Köylere, orman alanlarına yaptığı katkılar,
uyguladığı projeler, 27 tene orman ekimi ve bölge
oluşturması, halkla iyi iletişim ve sorunları
çözmede üstün başarılı çalışmaları, herkesin
gönlünde taht kuran güler yüzlü kişiliği hep
konuşulanlar arasında.
Tam 32 yıldır,
Gönen'de aynı görevini sürdürme başarısı. Bu bir
rekor, ilçe, bölge hatta Türkiye rekoru.
İşte bu
aktif, başarılı ve halkın gönlünde bir yeri olan
insan, şu anda Gönen Orman İşletme Şefliği görevinin
başında değil. Onu çok basit, zorlama bir sebeple
görevden alıp, Bigaya verdiler. Bu durum bizi çok
üzdü. Ona 2006-2007 Yılı Üstün Hizmet Belgesi olan
Takdirnameyi vermek için ulaşmak istediğimizde,
görevinin başında olmadığı sürpriziyle karşılaştık.
Belgesini dışarıdan verdik. Her ne olursa olsun
Abdullah Çil, Gönen'e çok büyük hizmetler, eserler
bırakmıştır. O öldükten sonrada eserleri yaşayacak,
insanların gönlündeki tahtı, sevgisi devam
edecektir. Önemli olan, gönül koltuklarından
düşmemektir. Oysa içimizde, görevdeyken, hiç bir şey
yapmayan, insanların nefretini kazanan ve hem idare
hem de gönül koltuğundan tepetaklak olan insanlar
dolaşmaktadır. Selam verecek sinek bile
bulamamaktadırlar. Oysa Abdullah Çil'e bütün kapılar
açılmakta, her yerde sevgi ve muhabbetle
karşılanmaktadır. Önemli olan makam ve koltuk ta
budur, gönül koltuğu, makamı. Ne diyelim, Abdullah
Çile yanlış yapanlar, ona sahip çıkmayanlar
düşünsünler. Biz insani görevimizi yaptık,
yapıyoruz. Hizmet görüp te, karşılığımda nankörlük
yapanlar utansınlar.
İnsanın tabii ki
zaafları, ufak tefek kusurları olabilir. Ama buna
rağmen Abdullah Çil'i Gönen, Gönen köylüsü, diktiği
ormanlardan yararlanan insanlar unutamayacaktır ve
hep daima kıyaslamalarda bulunacaklardır.
Abdullah Çil,
bizim gönül tahtımızda yaşamaktadır, ölünceye
kadarda yaşayacaktır, öldükten sonrada hayır ve dua
ile anılacaktır. Ne mutlu Abdullah Çil gibi
olabilenlere.
Abdullah abiye
sonsuz selamlar sunuyorum. Allah yolunu açık etsin.
Gerçek Halk Adamları
Fevzi Çolak ve Süleyman Dökmen
1.10.2008
Fevzi Çolak ve Süleyman Dökmen'i sanırım Gönen'de
tanımayan yoktur.
Birisi, yani Süleyman
Dökmen Hayati Köse zamanındaki Gönen Belediyesi
eski Halkla İlişkiler Müdürü, diğeri de Fevzi Çolak,
eski Halkla İlişkiler şimdi de Belediye Sosyal ve
Kültür Hizmetleri Müdürü Fevzi Çolak. İkisinden de
Allah razı olsun. İkisini de yakından gözlüyorum ve
izliyorum. Sosyal hizmetler, halkla ilişkiler,
etkili iletişim ve diyalog, toplum önünde söz
söyleme becerisi, güler yüzlülük ve tatlı dil, hayır
dua alma, insanların işlerini çözümleme becerisi,
aynı anda birçok işi halledebilme meziyetleri, aktif
kişilik, inandırıcılık, sabır ve halkın sevgisini
kazanma özelliklerine sahip Türkiye'de ve Gönen'de
gördüğüm ender insanlardan ikisi.
Hani şeyhi
uçuran müritleridir denir ya, tam mürit
niteliğinde, liderine, başkanına, idaresine, siyasi
partisine bağlı ama bir o kadarda tarafsızlık
gösterebilen, herkesin kendilerine çekinmeden
kolayca eleştiri yöneltebildiği özelliklere sahip
enden şahsiyetler. Tabiî ki bu özellik ve
meziyetlerini kıskanıyorum, gıpta ediyorum.
Kolay değil
insanlarla uğraşmak, başarılı organizasyonlara imza
atabilmek, bir çok eleştiriler karşısında sabır
gösterebilmek.
Süleyman
DÖKMEN, görevde olmamasına rağmen halk içerisinde
hala müthiş derecede sevilip sayılıyor. Görevde
olmayı fırsat bilip hep iyilik yapmış ki, daha bu
dünyadayken mükafatlarını görüyor. Makamların
insanları yüceltmediği açık bir gerçek. Attan düş,
duvardan düş, koltuktan düş ama asla gönüllerden
düşme. Biz Gönen'de işgal ettiği makamları ve
zamanlarını insanlara kötülük yapmak için harcayan
insanları da gördük. Birden yükselenler birden
inerler sözü hep doğru çıkmıştır. Fevzi Çolak, İmam
Hatip Mezunu, dış ülkede, Mısırda okudu, ticaret
yaptı, İmam Hatip mensuplarının iftiharı. Gönen'de
kısa sürede onlarca başarılı projeye ve
organizasyona imzasını attı. Alçak gönüllülüğünü,
mütevaziliğini, demokrat kişiliğini hep korudu.
Gerçekten, işten gelerek, yakından tanıyarak
söylüyorum bunları. Allah şahit, hiç bir kötülüğünü,
yanlışını, saygısızlığını, birisinin ondan şikayetçi
olduğunu ve dert yandığını görmedim. Eksiz ve
kusursuzdurlar demiyorum, mutlaka eksikleri,
hataları, kusurları olacaktır. Ben bardağın dolu
tarafından bakmaya çalışıyorum. İnşallah bundan
sonra da görmem ve bunları yazdığıma pişman olmam.
Şahsen bende
onlar gibi olmak istiyorum ama olamıyorum. Hepimiz
iyi olmak zorundayız. Çünkü imtihan dünyasında değil
miyiz. Kıyamet gününde insanlarda insanların
şahitleri olacaklardır. de
Hesaba çekilmeden önce
kendimizi hesaba çekmeliyiz. İyilik yapmak ve hayır
işlemekte, iyi ve güzel insan olmakta yarışmalıyız.
Gönen
Belediyesi GönTAM'a
Akredite mi
Uyguluyor ?
2.10.2008
GönTAM olarak, 8 internet sitesine, 9 internet
televizyonuna, bir internet radyosuna, iki ayrı
internet haber kanalına sahibiz. Asil ve onursal
olmak üzere, toplumun her siyasi yelpazesinden
2000'e yakın üyeye sahibiz. Sitemizin günlük
ziyaretçi sayısı 3.000 leri geçmeye başladı. GönTAM
artık Türkiye ve dünya çapında tanınan, bilinen,
takip edilen çok önemli bir sivil toplum kuruluşu
oldu. Sitemizdeki 5.000 'e yakın dosya ve
fotoğraftan öğrenciler, araştırmacılar bedelsiz ve
izinsiz olarak yararlanıyor.Gönen Belediyesinin
bastığı haritanın bile hemen hemen bütün
fotoğrafları, GönTAM sitesinden alınma ve biz
bundan büyük memnuniyet duyduk. Ülke ve dünya
genelinden her gün onlarca, hatta yüzlerce telefon
ve mesaj alıyor, Gönen için rehberlik hizmeti
veriyoruz. Gönen'e bir çok yatırımın gelmesine
vesile olduk. Gönen Rehberi Kitabı Gönenlilerin
elinden düşürmedikleri kaynak bir eser, adeta
bilimsel bir mühendislik projesi olarak ortada.
Belediye ile ilgili onlarca haber, tanıtım
kliplerini sitemiz ve televizyonumuzda yayınlıyoruz.
Yine Gönen Kaplıcalarıyla ilgili 3 tane sesli ve
görüntülü tanıtım klipini ve bir adet blok site ile
200 e yakın fotoğrafı, bu güne kadar kaplıcalardan
hiç bir yardım destek ve teşekkür dahi almamış
olmamıza rağmen, Gönen halkı menfaatine ve
sorumluluk gereği hizmet için yayınlıyoruz ve
yayınlamaya da devam edeceğiz.
Bir buçuk
yıl içerisinde 500 tane Gönen ve çevresiyle ilgili
televizyon programı yaptık ve 9 tane televizyonda
yayınlayarak, Türkiye ve Dünya genelinde gerçekten
büyük bir yayıncılık rekoru kırdık.
Dünyanın her
tarafından bizi arayıp kutluyorlar, projelerimizi
örnek alıp destek istiyorlar. GönTAM artık Gönen'i
ve Marmara'yı aşarak, Türkiye ve Dünya genelinde
global bir kurum oldu.
Googlede
GönTAM yazdığınızda yüzlerce sayfa çıkıyor. Yüzlerce
site GönTAM'ın linkini vermiş durumda. Artık GönTAM
Dünya çapında bir bilim araşırıma ve yayın merkezi
haline geldi. Gönen oyası sitesine bakın, Türkiye ve
dünyada bir ilk oldu. Googlede İğne oyası yazın
bakalım ne çıkacak.
Türkiye ve dünya bizi
tanıdı da ne oldu. O kadar hizmet yaptıkta ne oldu.
Maalesef Gönen Belediyesinin ilgili kişi ve
birimlerine göre GönTAM ne bir sivil toplum kuruluşu
ne de, 9 tane televizyonu ve internet haber gazetesi
olmasına rağmen, basın yayın kuruluşu olarak kabul
ediliyor. Sanki kasıtlı olarak bizi bilmiyorlar,
tanımıyorlar, duymuyorlar, görmüyorlar ve kabul
etmiyorlar.
Bize
yıllarca akredite uyguladılar. Birçok önemli
toplantı ve etkinliklerde sivil toplum
kuruluşlarını ve basını çağırdılar, GönTAM'ı es
geçtiler. Basın yayın kuruluşlarını davet ettiler,
bilgi ve haber gönderdiler yine GönTAM'ı görmediler.
Bize bilgi ve haber ulaştırsalardı, davet etselerdi
inanın belediye hizmetleriyle ilgili her türlü
konuları televizyonlarımızda ve internet gazetesi
yayınlarımızda seve seve haber yapacak, kamuoyuna
duyuracaktık, ama olmadı.
Gönen'in
tanıtımıyla ilgili çeşitli ulusal televizyon
kanalları geldi, bizimle zerre kadar irtibata
geçmediler, fikrimizi almadılar. Halbuki GönTAM
Gönen'in tanıtımı için kuruldu ve bunun için
çalışıyor. Halbuki televizyon ile ilgili yazmış
olduğumuz iki tane kitabımız iletişim fakültelerinde
ders kitabı olarak okutuluyor ve bu alanda 450
kişiye eğitim ve sertifika verdik.
Şayet
yanılmıyorsak GönTAM'a adeta özel bir ayrımcılık
uygulanıyor . Bir kamu hizmet kuruluşu tüm kişi ve
kurumlara karşı objektif ve eşit mesafede olmalıdır,
her hizmet kuruluşu ve aktif kişilerle iletişim,
diyalog ve işbirliği içerisinde olmalıdır diye
düşünüyoruz. Halbuki basın yayında reformları
Gönen'de biz başlattık. Bunu nkar eden olabilir mi.
Gönen Vitrini, Keşif dergilerini kim kurdu, kim
başlattı. Biz rekabetten yanayız, Hayırlı işlerde
yarışmak ve yardımlaşmaktan yanayız. Hayırlı işi kim
yaparsa yapsın biz onun alnından öperiz.
Bize
ziyaretçilerimiz soruyorlar filanca konudan niye
haber yapmadınız, filanca toplantıya niye
katılmadınız diye. Davet alınmayan yere gidilir mi.
Nasıl haberimiz olacak, biz müneccim değiliz ki her
şeyden haberimiz olsun.
Biz böyle
bir uygulamayı kabul etmiyoruz, onaylamıyoruz, haklı
bulmuyoruz. Biz GönTAM olarak; objektif, tarafsız,
bağımsız ve bağlantısız bir kurum olarak herkese
eşit mesafede ve herkese hizmet sunmaya çalışıyoruz.
Bizi tanımasalar da, çağırmasalar da, bilmeseler de
biz hizmetlerimize azimle ve kararlılıkla devam
edeceğiz.
Böyle bir
uygulamadan belediye başkanımızın haberdar olduğunu
sanmıyoruz. İlgili birimlerce kerhen, sehven böyle
bir tasarrufun ve yanlışın yapılabileceğini
düşünüyoruz. Böyle bir uygulama sadece bize değil,
hiç bir kişi ve kuruma yapılmamalı diye düşünüyoruz.
Gördüğünüz
gibi bizim fikirlerimiz açık ve nettir. Sözümüzü ve
düşüncelerimizi dürüstçe ve açıkça serdediriz.
Demokratik bir toplum da yaşıyorsak, medenice her
şeyi açık açık konuşmayı, tartışmayı tercih ederiz.
Biz fikir ve düşünce özgürlüğünden, diyalogdan,
işbirliği, iletişim ve kurumlar arası koordinasyon
ve yardımlaşmadan yanayız.
Düsturumuz
insanların hayırlısı insanlara faydalı olanıdır
hadisi şerifidir. İki günümüzü birbirine eşit
tutmamak için çalışmalıyız ve içinde yaşadığımız şu
güzel ilçe ve vatan toprağının kıymetini bilerek
bedelini ödemeliyiz. Yahya Kemal Beyatlının dediği
gibi.. İyi İnsanlar İyi Atlara Binip Gittiler. Biz
de geride iyilikler, güzellikler, hayırlar
bırakmalıyız. Bizim içinde geride bıraktıklarımız
"İyi İnsanlar İyi Atlara Binip Gitti" sözünü
söylesinler. Sürçü lisan ettiysek, ifade ederken
kalp ve gönül kırdıysak, abartıysak affola.
Gönen’e Çimento Fabrikası mı Lazım ?
Alın Çimento Fabrikasını Başınıza Çalın…
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlardan
nefret ederim. Gönen’e çimento fabrikası olacak
denildikten, Babayaka daki toplantı ile Ziraat
Odasında sivil toplum kuruluşlarının
gerçekleştirdiği toplantılara katılmama ve çeşitli
duyumlara ulaşmama rağmen bu konuda yazmaktan ve
haber yapmaktan hep tereddüt ve imtina etmiştim.
Taki 23 Nisan Çarşamba günü Gülez sinema salonunda
İzmirden gelen iki profesör ve bir uzmanın
sinevizyon eşliğinde, Türkiyeden ve dünya genelinden
elde ettikleri belgeleri ve bilimsel gerçekleri çok
çarpıcı ve ciddi bir uslupla açıklamalarına kadar
durabildim. 2.5 saat süren konferans ta bilgilendim,
duydum, gördüm, anladım, etikendim ve konferans
sonunda eve gelene kadar düşünmeye başladım.
Ya Gönen’i, içinde yaşadığım bu güzel
şehri terketmeliyim, başka bir il, ilçe, mekan
aramalıyım, ya da sonuna kadar bu geliyorum diyen
belanın def’i için elimden gelen her çabayı
göstermeliyim. Bunu adeta bir vatan savunması gibi
görmeye başladım ve bu sıcak duygularla, konferansın
hemen sonrasında bu yazımı kaleme aldım.
Farikayı kurmak isteyen aracı kişiler,
işletme sahipleri resmen bizi kandırıyorlar.
Allayıp, pullayıp, süsleyip yerleşecekler sonra
onların cebi para dolacak, pasasıda bize kalacak.
İki buçuk saat süren konferansı buraya nasıl
aktarayım, anons oldu, her yere duyuruldu gelip
dinleseydiniz.
Konferanstan çıkardığım sonuç şu ki;
topraklarını iyi paraya sattık diye sevinen köylüler
ve bunlar alınıp satılırken ne oluyor, nedir bu
diyemeyen köy muhtarları gidip mermerin en
kalitelisinden aile mezarlıkları siparişi
versinler. Gönen’de Çimento fabrikası kurmadan önce
mevcut devlet hastanesi ve acil servisinin
kapasitesini 4-5 katına çıkarsınlar, sigorta kurumu
ilaç ödeneklerini 7-8 katına çıkarsın, insanlar uzun
vadeli dünyalık işler tutmasınlar, hayaller
kurmasınlar, çocuklar ve yaşlılar ın korumaları ve
bakımları 3-4 kat arttırılsın. Bütün tarım ürünleri
etkileneceği için, Gönen patentli her ürünün tercih
sıralaması gerilere doğru değişsin, alım ve satışlar
azalsın, fabrikalardan işçiler çıkarılsın, işsizlik
oranı hızla yukarılara tırmansın, kaplıcalara gelen
turist sayısında yıllara göre oranlar
gerilesin….daha neler neler.
Fabrika sahipleri yeşillikler içinde
süslü fabrika fotografları ve yaldızlı yalanlarla
beni artık asla kandıramayacaklar. Gönen’in ne 6
kilometre yakını olan Babayaka köyüne, ne de 36
kilometre en uzak yerine çimento fabrikasına hayır,
bin kere, yüzbin kere hayır. 300 kişiye iş
verilecekmiş, istihtam mış, böyle istihtama
yüzbinkere hayır.
Biz kobay değiliz, zaten iyi bir şey
olsa gelip buralara kurmak isterlermi hiç. Karacabey
liler, Bandırmalılar niye istemediler. Bilgi sahibi
oldular, ondan sonra fikir sahibi olup karşı
koydular ve başardılar. Şimdi sıra Gönen’de.
İnşallah Gönen halkı tek yumruk olacak, bu zararlı
girişimleri bertaraf edecek. Yeşil Gönen, Şifa
Diyarı Gönen, Kaplıcalar diyarı Gönen. Adamların
memleketi değil tabiiki burası. Diyar miyar
dinlemezler. Onların dinleyecekleri tek duygu
cepleri yani napolyon… Senin memleketine sen
acımayıp, sahip çıkmadıktan sonra, onlarmı
acıyacak..
Gönen’e yazık etmeyelim ve yazık olmayalım. Hep
birlikte, çok duyarlı ve güçlü bir şekilde bu tür
girişimleri daha yeşermeden, başından bertaraf
edelim. Sonra iş işten geçmiş olabilir.
Bu sivil toplum hareketine öncülük ve
rehberlik eden başta Ünsal Acar, Ayla Umay, Tuncay
Görgün, Nurtan Şenyıldız, İsmet Yavaş ve diğer
duyarlı arkadaşları kutluyorum, tebrik ediyorum. Bu
güne kadar sesi soluğu çıkmayan sözde sivil toplum
kuruluşları ile etkili ve yetkili olabilecek kişi
ve kurumları bu konularda daha duyarlı ve aksiyoner
olmaya davet ediyorum.
Temiz bir Gönen, Yeşil bir Gönen, Şifa
diyarı bir Gönen, Tarım ve Hayvancılık sektörüne
dayalı bir Gönen için hep birlikte el ele olamaya
davet ediyorum.
Rabbim bizi kötülerin şerrinden korusun,
birlik, beraberlik, güç ve kuvvet versin..
Çiçekkent'i Gönen'e
Kimler Kazandırdı
Gönen'de bir kent ve site var, adı Çiçekkent.
283 konut ve işyeri ile, yakın zamanda
600 e yakın da sakini olacak. Gönen'in en modern, en
sağlıklı, en temiz kenti konumunda şu an. Adı ile
müsemma, esentepe mahallesine kurulmuş bir kent.
Gece ve gündüz, çakmak bayırı üzerinden taşan yel
ile, Bandırma denizi üzerinden gelen deniz havası
çiçekkent üzerinde üfül üfül esiyor. Hava kirliliği,
rütubet yok. Etrafı çam ormanlarıyla kaplı, yanında
kocaman deresi, yemşeyil doğası ve rengarenk
çiçeklerle örtülü harika bir kent. Salı akşamı,
istişare toplantısı yaptılar. Bende tabiiki katıldım
ve dinledim. Başkan Mehmet Yıldız ve yardımcıları
anlatıyor, üyeler dinliyor, üyeler soruyor, başkan
cevaplıyor. Başkandan edindiğim bilgilere göre; iki
ay sonra yani Ağustos ayı içinde iskan izni çıkıyor,
2007 kışına da natural gaz kesin olarak yanacak ve
herkes ısınacak. Bu arada kooperatifin bir dairesi
de iyi fiyata satılmış. Çiçekkent'i bizim
sitemizden görüp tanıyan bir vatandaş
gelip daire satın almış. Satılık ve kiralık emlak
talepleri de artmaya başlamış. Bu çok sevindirici
bir haber. Ben de Çiçekkent'ten yeni ev
alanlardanım. Zamanında iyi ki almışım. Bir
yıldır burada oturuyorum ve hala buraya doyamadım.
Burada hem köy hem de şehir özlemini
giderebiliyorum. Evim biraz dere kenarında ve çam
fıstığı ormanına çok yakın bir yerde. Akşam olunca
kurbağalar ve böcek sesleri o kadar harika ki. Adeta
Allah'ı zikrediyorlar. Gönen ayaklarınızın altında,
karşıdaki dağlar, köyler, tarlalar, otlayan koyunlar
görülmeye değer. Burada şiir yaz, roman yaz, beste
yap. Çarşı içindeki evimde, 5 yıl kaldım, beş
yıl boyunca uykusuzluk sorunu yaşadım. Çiçekkkent'e
yerleştiğimin daha ilk gününde bu
sorunum tarih oldu. Şükürler olsun dedim, çok
isabetli bir karar aldığımı anladım. Sonra öğrendim
ki havadan ve oksijenden kaynaklanıyormuş. Temiz
hava, doğal hayat sağlık ve huzur demekmiş.
Çikekkent'i Gönen'e
kazandıranlardan Allah razı olsun, onları, emeği
geçenleri kutluyorum, tebrik ediyorum. Mehmet
Yıldızı, Ziya Değirmenci'yi, İsmet beyi ve diğer
ismini hatırlayamadığım abi ve arkadaşlarımı
kutluyorum ve tebrik ediyorum.
Ancak, şu
hatırlatmayı da yapmadan geçmek istemiyorum.1995 de
başlanılan kooperatif tam 12 yıldır bitirilememiş.
Bu insan ömrü için çok uzun ve sıkıcı bir zaman.
Hala insanlar kooperatife 80 ytl bitirilemeyen
işler için aidat ödüyorlar, daha ne kadar sürecek
diye endişe ve sıkıntı içinde olduklarını
görüyorum. İnsanların ödeme güçleri bitmiş, insanlar
çok zor durumdalar. Bu işin başındakilere tavsiyem
yapalacaklarını biran önce bitirip, kooperatifi yeni
yönetime devretmeleri. 15 - 20 yıldır bir
kooperatifin başında kalmış olmak herhalde insana
çok gurur verici bir mazi bırakmaz düşüncesindeyim.
Bende Çiçekkent'e bir katkım olsun düşünyesiyle,
Çiçekkent'in internet sitesini yapıp Çiçekkentlilere
ve Gönen'e hediye diyorum. Tekrar bu kenti ilçemize
kazandıranları kutluyorum. Tebrik ediyorum.
Avcılar ve Amatör
Balıkçılar
Derneğini Tebrik
Ederim
Pazar günü
Yakup Dağcı kardeşim, kurşun ve trap atışına davet
etti. Kısa süre önce Yeşil Gönen Avcılar Atıcılar ve
Amatör Balıkçılar Derneğini kurmuş ve başkanlığını
yapıyor. Çok isabetli ve Gönenin ihtiyacı olan bir
sivil toplum kuruluşu kurulmuş. Ben yağcılığı ve
yalakalığı sevmem. Açıkça fikrimi söylüyorum. Yakup
Dağcı çok sevdiğim ve değer verdiğim kaliteli bir
arkadaş. Birleştirici, barıştırıcı, ağır başlı,
önyargısız, ileri görüşlü, inançlı, demokrat ve bir
o kadarda iyi bir esnaf arkadaşımız. Eksiği ve
fazlasını bilemem, fazla abartıysam veya eksik
söylediysem özür dilerim. Ama benim gözlemim bu.
Avcılar gelerek kurşun ve trap atışında yarıştılar,
altı kişiye hediye verildi. Dernek daha birçok
faaliyet yapmayı planlıyor. Kısa sürede
gerçekleştirdiği başarılı çalışmalarını ve ileriye
dönük projeleri için başkanı ve ekibini tebrik
ediyorum. Avcılar Atıcılar ve Amatör Balıkçılar
derneğine halkımızın üye olmasını ve sahip
çıkmalarını öneriyorum.
Oyacılar derneğini
kuranları
tebrik ediyorum
Gönen'de ilk
defa, oyacılar örgütlenmeye adım attı ve ilk
derneklerini kurdular. Ali Kurt ve Nafiz Dural, Adil
Malcıoğlu, Salih Dökmen, Galip Öztürk, Recep Aydemir
ve Adem Aygüneri öncülüğünde kurulan Gönen Oyacılar
ve Çeyizciler derneğinin 26 Mayıs Cumartesi günü
davet ettiler açılışına gittim. Yoğun programımdan
dolayı sadece pilav ayran sefasına yetişebildim ve
dernek başkanı Al Kurt ile on dakika sohbet edip
Gönen parkında çay içtik. Ali beyin hedefleri çok
büyük. Keşana oya pazarı açmayı, yurt içinde
fuarlara katılmayı, Kültür Bakanlığına üye olmayı,
Gönen Oyası için patent almayı ve oyayı tüm dünya
çapında tanıtıp pazarlamayı düşünüyorlar. Açılış
mükemmel olmuş, oyacılar gelmiş, sergiler açılmış,
üye kayıtları başlatılmış. Açılışa teşrif etmeyen
kişilere sitem ediyordu başkan. Teselli ettim, boş
ver dedim. Değerli insan değerli insanlara değer
vermesini bilen insandır dedim. Davan doğruysa, işin
hayırsa tek başına da olsan, yaya da kalsan yoluna
devam edeceksin dedim. Kişilerin niceliğine değil
niteliğine bak dedim. Oyacılar derneği benimde en
fazla kurulmasını arzuladığım bir dernekti ve
kuruldu. Emeği geçenleri tebrik ediyorum. Herkes
buraya katkı sağlamalı. Birlik ve beraberlik içinde
olunmalı, ortak hareket edilmeli. Gönen'in değerleri
kimsenin tekelinde değil. Herkes iyi birşeyler
yapmaya çalışmalı ve iyi şeyler yapanlar
desteklenmeli, kösteklenmemeli. Oyacılar derneğine
üstün başarılar diliyorum ve buradan dernek
başkanının telefonunu veriyorum. Ali Kurt
05375252321
Şunu da söyleyeyim,
derneğe üyelik girişi sadece 3 ytl imiş. Eşim oya
yapıyor, ona da söyledim, hemen üye olacak.
Gönen
Notları Ana Sayfa
Diğer Yazarlarımız İçin Tıklayın |