A Kadir Demircann
DEMİRCAN
ile Düşünce
Sohbetleri
z
Efendim Not Defteri köşesinde
her ay yaptığımız düşünce sohbetlerine bu
sefer sizi konuk edelim istedik.
Biz sizi ve
çalışmalarınızı çok yakından biliyoruz, takip
ediyoruz. Ama şunu da biliyoruz ki, birçok kişi
sizi bilmiyor, tanımıyor. Bize zaman zaman
soruyorlar, değişik yer ve mekânlardaki sohbetlerde
şahsınız, kitaplarınız ya da değişik çalışmalarınız
konu olabiliyor. İstedik ki sizinle baş başa bir
sohbet yapalım ve sizi ilk ağızdan daha iyi
tanıyalım.
Seval Rabia
: Sizi sizin dilinizden nasıl tanıyabiliriz,
Demircan kimdir?
A Kadir DEMİRCAN:
Gönen’de ilk defa böyle bir sohbeti bana siz teklif
ediyorsunuz. Nereden aklınıza geldi bu. Önemsenmek,
değer verilmek çok güzel bir duygu size teşekkür
ediyorum, tebrik ediyorum. İnsanlar aslında önemli
değildir, insanların eserleri, hizmetleri, topluma
olan yararları ve pozitif durumları önemlidir. A.
Kadir DEMİRCAN aslında tek başına hiçbir şey
değildir. Basit bir insandır. Sanırım siz de Kadir
DEMİRCAN’ı değil, yaptığı çalışmaları konu almak
için bu röportajı tasarladınız.
1964 Gönen doğumluyum. Gönen’in en eski ve köklü
köyü olan Alaşar köylüsüyüm. 1984 de Gönen İmam
Hatip Lisesini, 1987 de şu an iki yıllık meslek
yüksek okulu olan Ankara Gölbaşı Polis Eğitim
Merkezini bitirdim, TRT ile Emniyet Genel Müdürlüğü
birimlerinde teknik görevler ile yönetmen
yardımcılığı, sinema televizyon ve basın yayın
alanlarında iki yıl süreli özel eğitim gördüm ve
diploma aldım. Emniyet Genel Müdürlüğü ve
Başbakanlıkta basın yayın ünitelerinde yayıncılık,
yapımcılık, müşavirlik türünde çeşitli teknik
görevlerde bulundum. 1997 yılında Polislikten
ayrıldım. Yazarlık hayatına 23 yaşında 18 yıl önce
Ankara’da başladım. İlk kitabım sinema televizyon
üzerine yayınlandı ve Emniyet Genel Müdürlüğü
tarafından özel olarak ödüllendirildim.
Yazarlık hayatı ve düşünce adamlığı
Seval Rabia
Yazarlık hayatınızdan bahsedermisiniz, yazarlık
nasıl bir şey, kitaplarınızı nasıl yayınlıyorsunuz,
kaynağı nereden buluyorsunuz?
A Kadir DEMİRCAN:
Benim yıllar içerisinde yaptığım, yapmak zorunda
kaldığım ve bu gün de istersem yapabileceğim 20 ye
yakın mesleğim var desem abartılı olmaz. Bunlardan
en sevdiğim, haz duyduğum meslek ve iş ise yazarlık
- yayıncılık ve televizyonculuktur. Bu bugüne
kadar, 18 yılda toplam 30 tane kitabım oldu, 1800
ün üzerinde köşe yazım ve makalem yayınlandı.
Çıkardığım dergi, gazete ve rehber olarak 12
tane yayınım, Sesli ve görüntülü yayıncılık olarak
yapımcılığını üstlendiğim 8 tane yayınım, köşe ve
makale yazılarımın yayınlandığı 14 ayrı süreli
yayın, kurmuş olduğum 4 tane sivil toplum kuruluşu,
8 dönem halinde vermiş olduğum kamera, Fotoğrafçılık
sinema ve televizyon programcılığı kurslarında 450
kişiye sertifika verme gibi çalışmalarım oldu.
Yazarlık kadar güzel bir olayın, duygunun
olduğuna inanmıyorum. Türkiye genelinde yaklaşık 450
binin üzerinde kişinin kitaplarımı okumuş olduğunu
tahmin ediyorum. Hepsi de insanlığa çok faydalı
eserler olduğu için, inşallah büyük sevaplar
kazandığımı düşünüyorum. Ayrıca sinema televizyonla
ilgili 2 tane kitabımın Niğde, Kırıkkale, Dicle
üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulduğunu
öğrendim. Bu çok büyük bir mutluluk.
Kitaplarınızı nasıl yayınlıyorsunuz demiştiniz.
İlk önceleri kitaplarımı yayın evlerine vermiştim ve
teliflerini alıyordum. Sonra baktım ki yayın
evleriyle bu iş olmayacak, kendim yayınlamaya
başladım. Aktif Ajans Yayın isimli bir yayın evim
var. Kitap katalogu ve İnternet vasıtasıyla tüm
dünyaya ulaşabiliyorsun.
Desenki kitaplardan kazanıyor musun kesinlikle hayır
diyebilirim. Baskı maliyetini çıkardıktan sonra
genelde kurum ve kuruluşlara, sağa sola dağıtıyorum
hediye ediyorum. Allah’a şükür bir maaşımız var, o
bizi idare ediyor.
GönTAM’ı Kurmak Nereden İcap Etti
Seval Rabia
: GönTAM’ın kurucusu ve yönetim kurulu
başkanısınız. Böyle bir derneği kurmak nereden icap
etti, niçin kurdunuz, amacınız, hedefleriniz neler?
A Kadir DEMİRCAN:
Ben içinde yaşadığım, havasını, suyunu teneffüs
ettiğim topraklara bir bedel ödenmesi gerektiği
kanaatinde olan birisiyim. Herkes yaşar, yer, içer
gider ve arkasında hiçbir şey bırakmazsa, bize,
size yaşanacak yer kalır mı buralarda. GönTAM’ı
içinde yaşadığım topraklara, havasını suyunu
teneffüs ettiğim şehre bir bedel ödemek için kurdum
ve yaşatıyorum.
GönTAM’ı
sorumluluğumu yerine getirme, mutlu ve bahtiyar
olma, iç dünyamdaki vicdanımı rahatlatma, toplum
içerisinde alnı açık, başı dik, onurlu ve gururlu
olarak, rahat bir şekilde dolaşmak için kurdum. Bu
dünyadan son yolculuğa ansızın göç eylediğim zaman
arkamdan hayır ve dua kaynaklarının kesilmemesi için
kurdum. Düsturum
“İnsanların Hayırlısı İnsanlara Faydalı
Olanıdır”
sözüdür. Bu söz beni derinden yaralamaktadır, bu
sözün içini doldurmak için çırpınmaktayım.
GönTAM Gönen
için bir iyilik harekâtının adıdır. GönTAM Gönen’de
ve bölgede kısa, orta ve uzun vadede toplumsal
dönüşüm ve kalkınma projelerinin tasarımcısı ve
motoru olacaktır, olmuştur da.
İnsanlığın huzuru, refahı, kalkınması,
modernleşmesi çalışmalarıyla birlikte insanlarımızın
iyiliği için olan her taşın altından GönTAM’ın
parmağı çıksın istiyorum, her taşın altına GönTAM
elini koyacaktır. GönTAM’ın yönetimi, üyeleri,
çalışanları, destekleyenleri, duacıları gurur
duysunlar, onur duysunlar, toplum içinde başı dik,
alnı açık yürüsünler. GönTAM’a verdikleri
desteklerle, sevap hanelerinin kabardığını
bilsinler. Hasetçilerin dolduruşlarına ve fenalık
rüzgârlarına yüzlerini çevirsinler, kulak
kabartmasınlar.
GönTAM’ın hedefleri
Seval Rabia
İleriye dönük projeleriniz ve hedefleriniz neler,
GönTAM topluma neler vaat ediyor?
A
Kadir DEMİRCAN:
Biz GönTAM olarak Gönen için tam 100 proje ürettik
ve hazırladık. Ve bu yüz projeden 40 tanesini 22 ay
gibi çok kısa bir sürede uygulamaya geçirdik. Geriye
kalan 45 projemizi de 2007 yılı içerisinde
uygulamaya koymayı planladık ve bütün bunları basın
duyurusuyla kamuoyuna arz ettik. İnsanlar adeta bu
işler bu kadar çabuk ve başarılı bir şekilde nasıl
oluyor diye şok oldular, inanamadılar. Kimileride
hasetinden neredeyse kahroldu. Vaat ettiğimiz her
şeyi Allah’ın izniyle gerçekleştireceğiz.
Gerçekleştiremeyeceğimiz bir şeyi asla vaat etmeyiz.
Ama söz verdiğimiz bir şeyi de Allah’tan önemli bir
mani çıkmadıkça mutlaka yerine getiririz. Bizim için
mutlak olan çizgi, mümin verdiği sözde durur,
müminler güvenilen ve emin olunan insanlardır
düsturlarıdır. Söz bizim için namustur, senettir,
onurdur, şereftir. Biz bu şerefi korumasını biliriz.
Gönen’de toplumsal dönüşüm projelerini başlattık ve
Allah’ın izniyle sürdüreceğiz. Çok değil bir yıl
gerisine bakalım, GönTAM neler yaptı, onca
engellemelere ve tarafımıza kurulan tuzaklara ve
entrikalarına rağmen çok büyük mesafeler aldık. Biz
hizmet yapıyor iken, birileri hep paçamızdan tutup
bizi geri geri çekti. Bundan sonra neler
yapabileceğimizi halkımız çok iyi anladı. Artık
anlatmaya gerek yok, görünen köy kılavuz istemez.
Halkımızdan isteğimiz bizim için dua etmeleri, bizi
kötülerin ve şeytanların şerrinden korumaları ve bol
bol dua etmeleridir. Nitekim Kuran-ı Kerimde “ Ali
İmran
104 “ İçinizden insanları hayra çağıracak, iyiliği
emredecek, kötülüklerden alıkoyacak bir topluluk
bulunsun…” buyrulmaktadır. Biz bir nevi farzı kifaye
bir görevi yerine getiriyoruz.
GönTAM’ın Yönetim Kadrosu
Seval Rabia:
Yönetim kurulunuz nasıl çalışıyor, kimlerden
oluşuyor?
A Kadir DEMİRCAN:
Zaten her şey yönetimde biter. Ekibin, gemi tayfan
iyi oldumu seni kimse tutamaz. Hiçbir rüzgâr seni
sarsamaz, sarssa da asla yıkamaz. İçte düşmanın
yoksa dış düşmanlar seni asla yıkamazlar. Bu bir
kuraldır. Dış düşmanlar daima kalede gedik açmak
için yoklama yaparlar, fırsat kollarlar. Bazıların
uydurduğu gibi, başkan olarak hiçbir zaman öyle
başıma buyruk olmadım. Her şeyi istişare ile
yapıyoruz. Her yerde zaten başı bir veya iki kişi
çeker. Yönetim kurulu başkanı riziko ve irade
sahibidir. Diğer arkadaşlarım bir şey dedikleri
zaman o ricaları hemen yerine getirilir, eğer
getirilemeyecekse de sebebi izah edilir. Yönetim
kurulu başkanı da bir şeyin olmasını illa da
istiyorsa oda yönetim kurulu tarafından kabul
edilir. Eğer yönetimden birisi başkana güvenmiyorsa,
icraatlarının altına imza koymaktan çekiniyorsa,
yönetimden ayrılabilir ama binayı yıkmak için asla
bir girişimde bulunmaz. Uyum, koordinasyon,
prosedür ve başarının kilometre taşları böyle
başlar. Ali BODUR, İsmail Ulutaş, Murat Genç,
Güray Bağcı dan oluşan çok değerli, onurlu, dik
duruşlu, şahsiyetli ve kaliteli bir yönetim kurulu
üyesi arkadaşlarım var. GönTAM’ı birlikte kurduk,
birlikte yaşatıyoruz, birlikte götürüyoruz ve
yaptığımız hizmetlerden aldığımız sevabı da birlikte
paylaşacağız. Tabiî ki ben hem yönetimin hem de
icranın başındayım. İki türlü yetkim ve tabiî ki
rizikom var. Hem hizmet yapacaksın hem de bünyeyi ve
kaleyi korumak için kötülerle mücadeleye
girişeceksin. Tabiî ki işimiz çok zor. Zaten bu
işler kolay olsaydı bize kalmazdı. Maalesef böyle
küçük yerlerde insanlar birbirleriyle çok
uğraşıyorlar. Kimse kimsenin iyi şeyler yapmasını,
başarılı olmasını, iyiliğini istemiyor. Ben buraya
Büyükşehirken, Ankara’dan kalkıp geldim. Orada kimse
kimseyle uğraşmıyor, herkes işine bakıyor ve orada
daha fazla hizmet üretiyordum. Bir toplum neden
kalkınamıyor ve niye geri kalıyor onu burada daha
rahat anladım. Burada kimse kimseye fırsat vermiyor,
kimse kimsenin önde olmasını istemiyor. Burada ne
olursan ol hiçbir şey değilsin. Bir söz vardır
“Alçak yer yiğidi hor görür “diye. Küçük yerlerde
insanlar kendilerini ispat edemezler, fazla
ilerleyemezler. Böyle olunca, çalışmak, ilerlemek
isteyenlerin önleri kesilince de insanlar mücadele
yerine kabuklarına çekilmeyi tercih ediyorlar. Ve
toplum, dinamiklerini ve öncülerini kaybediyor. Ama
elhamdülillah, biz düşünce insanıyız, bizde yılmak,
bıkmak, korkmak, kaçmak, kabuğumuza çekilmek yok,
olmadı da ve olmayacak ta. Çünkü biz herkesin bu
dünyada imtihan olunduğuna inananlardanız. İmtihanı
başarıyla vermek durumundayız. İmtihan sahasından
kaçmak, çıkmak bize fayda sağlamaz, bizi kurtarmaz.
Hizmete devam, çalışmaya devam, kötülerle ve
kötülüklerle mücadeleye devam. Ölünceye kadar,
kıyamet kopuncaya kadar, hesap günü gelinceye
kadar.. devam diyorum.
GönTAM ‘ın destekçileri
Seval Rabia
Kaç üyeniz var, üyelerinizi nasıl belirliyorsunuz,
üyelerinizde aradığınız özellikler nelerdir.
Üyeleriniz aidatlarını ödüyorlar mı?
A Kadir DEMİRCAN:
Asil, onursal ve bilim iletişim kulübü üyeleri olmak
üzere toplam 1200 civarında
üyemiz var. Üyelerimizi istişare ederek, topluma
faydalı olabilecek, hayırsever, uyumlu, halk içinde
sevilip sayılan, değer verilen, zikzakları olmayan,
mesleği ve işi olan, bizim ne yaptığımızı ve neler
yapabileceğimizi kavrayabilme kabiliyetine sahip
olanlar içerisinden belirlemeye çalışıyoruz. Tavsiye
yoluyla, üyelik teklifinde bulunmak suretiyle üye
kabulü yapıyoruz.. Bize üye olan kişi aktif,
hayırsever, uyumlu ve sosyal olmak durumunda. Bir
üyemiz aidatını ödemediği zaman üye olarak kalamaz.
Yoksa başka sivil toplum kuruluşlarında yüzlerce,
binlerce aidat nedir bilmeyen üye var. Aidat
ödemediği için üye olup olmadığını da bilmiyorlar.
GönTAM da herkes, GönTAM’a üye olduğunu bilir. Çünkü
yılda birkaç defa kendisi rahatsız edilir. Hareket
olan yerde bereket vardır. Şunu da söylemek isterim,
üye aidatlarıyla bir dernek asla hizmet sürdüremez.
Örneğin 2006 yılında bizim 10 aylık gelirimiz 11
milyar olmuş. Üye aidatları bu gelirin sadece
2.950 milyarını, yani % 25 ini oluşturuyor. Yani
derneğimizin % 75 i faaliyet gelirlerinden oluşmuş.
Dernekler ağırlıklı olarak sırasıyla, faaliyet,
bağış ve üye aidatlarıyla hayatlarını
sürdürebilirler. Biz birde İktisadi işletme kurduk.
Çeşitli organizasyonlar ve reklamcılık hizmetleri
yapıyoruz. Üyelerimizi buradan halkımız adına
kutluyorum, tebrik ediyorum. Bize güvensinler ve
bizim arkamızda sıkıca dursunlar. Kimsenin
dolduruşuna, şeytani fısıltılarına kulak
kabartmasınlar. GönTAM toplum için bir iyilik
harekâtının adı olmuştur. Bu haklı gururu
üyelerimizle, gönüllü personelimizle, bize maddi ve
manevi her türlü desteği esirgemeyenlerle
paylaşıyoruz. Allah onlardan razı olsun diyorum.
GönTAM ‘ın geldiği nokta ve karşılaşılan engeller,
zorluklar
Seval Rabia
: Şu anda GönTAM’ın son durumu nedir, bu duruma
nasıl geldiniz, sizi desteklemek, kösteklemek,
engellemek isteyenler oluyormu, bunlardan
bahsedebilirmisiniz?
A
Kadir DEMİRCAN:
Şu anda GönTAM Gönen’de ve bölgede bir numaralı, en
aktif, örnek, önder ve en güvenilir bir sivil toplum
kuruluşu olmuştur. 1200 ün üzerinde üyemiz, 12 tane
çalışan gönüllü personelimiz, 100 ün üzerinde
ürettiğimiz projemiz, 40 tane gerçekleştirdiğimiz
projemiz, 45 tane 2006 yılı içerisinde uygulamaya
koyduğumuz projemizle halkımıza hizmet etmek için
çalışıp çabalıyoruz. Hiç tanımadığımız adamlar,
bankamızdaki hesabımıza para yatırıp makbuzunu
getirip bize bırakmaya başladılar. Bizi yakından
tanıma fırsatı bulmuş nice insanlar, şapkalarının
içerisine koydukları parayı yavaşça bize uzatıp alın
kardeşim bunu nasıl ve nerede kullanırsanız kullanın
diyerek bağış yapmaya başladılar. Artık
elhamdülillah mali sıkıntımız yok, arabayı düzlüğe
çıkardık diyebiliriz. Arabayı geriye çekenler,
tekere çomak sokanlar, bize gelecek yardımları
engellemek isteyenler olduysa da başarılı
olamadılar. Bazı kesimler ve kişiler gece gündüz
binamızın etrafında adeta nöbet tuttular, bize gelip
gidenleri izlediler, adam tutup izlettiler, büroya
girip çıkan elemanlarımızı takip edip bizden
uzaklaştırmaya, kafalarını karıştırmaya ve onları
bizden uzaklaştırmak, bizi elemansız ve hizmet
yapamaz halde bırakmak için adeta ortak çalıştılar,
tuzaklar kurdular, çeşitli entrikalar çevirdiler.
Bizi kötülemeye, karalamaya, yıpratmaya çalıştılar.
Ellerindeki imkânlarını ve yetkilerini bizi
sindirmede ve baskı altında tutmada kullandılar.
Yönetimdeki arkadaşlarımız üzerinde baskılar kurmaya
ve etkilemeye çalıştılar. Üyelerimizden bazılarını
istifa etmeye zorladılar ve ettirdiler de. Bazı
münafık karakterli kişilerin, dost görünerek
büromuza gelip bizimle oturup kalktıklarını,
konuşmalarımızı izinsiz ve habersiz olarak gizlice
kameraya kaydedip başka yerlerde dinleterek
dostlarımızla, bazı kişi ve kurumlarla aramızı
açmaya çalıştıklarını öğrendik. Ne kadar iğrenç bir
durum değilmi. Böyle bir hareketi Müslümana gâvur
bile yapmaz. En az 20 yıldır basın yayın
hizmetlerinde bulunuyorum, hiç teyp kullanmadım.
Ellerine bir ses cihazı alanlar casusluğa ve
münafıklığa özeniyorlar. Biz işte bunların bile
üzerine gitmedik. Allahın’dan bulsunlar, yaptıkları
şerefsizlikle, onursuzlukla edebilirlerse iftihar
etsinler. Biz İncinsen de incitme sözünü düstur
edindik. İyiliğe karşı iyilik her kişinin işidir,
kötülüğe karşı iyilikte er kişinin işidir sözünü
kendimize ölçü edindik ve bize bu hainlikleri yapan
kişilere biz yinede iyilik yaptık. Yüzümüze
güldüler, üstten elimizi sıkarken alttan da
ayaklarıyla, bastığımız yerin altını oymak için
eşelemeye çalıştılar. Şu küçücük ilçede yaşadığım
topraklara ve halkına hizmet yapmak için gece gündüz
çırpınırken, bizi engellemek, etkisizleştirmek ve
başarısız kılmak için şahsıma ve ekibime ne tuzaklar
kuruldu, önüme ne mayınlar döşendi, kapalı kapılar
ardında ne entrikalar çevrildi, ne senaryolar
yazıldı. Bunların hepsini tek tek biliyorum. Çünkü
içlerinde bizi tanıyan vicdan sahibi, yapılanları
haksızlık olarak gören ve vicdanını rahatlamak için
gelip hey şeyi anlatanlar oldu. Tabiî ki bana bu
fenalık tuzaklarını kuran bu kişilerin hep iyilik
yaptığım kişilerin olması benim çok ilgimi çekti.
Burada inanın kime iyilik yaptıysam hep karşılığında
kötülük buldum. Kimin elinden tutmaya çalıştıysam
düzlüğe - yukarı çıktığında beni uçuruma yuvarlamak
için çalıştı.
Bu kişiler sayesinde hamdım, piştim oldum
elhamdülillah. Biz her zaman ve zeminde
elhamdülillah dik durmasını bilmişik tir. Ben
imanlı bir insanım inşallah. Allah’tan başka hiçbir
güçten, kişiden, oluşumdan, çeteden asla korkmayız,
kaçmayız. Bizi kimse yönlendiremez, yönetemez,
korkutamaz.
Onları Allah’a, mahşer günündeki hesaba
havale ediyorum. Onların seviyesine inmedik, aslında
onların bu hareketlerini topluma ilan edip onların
bu dünyada rezil rüsvay olmalarını sağlayabilirdik.
Ama onlar hiç korkmasınlar, onlara hiçbir
kötülüğümüz asla dokunmayacak. Onlar kendi elleriyle
kendilerini cezalandıracaklar. Allah’ın adaleti
mutlaktır, buna inancımız tamdır.
Allah’ın izni ve dilemesi dışında kimse
kimseye iyilik yapıcı veya kötülük edici değildir,
Allah’ın dilediği bir iyiliği veya kötülüğü de kimse
geri çevirici veya engelleyici değildir. Herkes bu
dünyada yaptıklarıyla imtihan olunmaktadır. İyilerle
kötüler bir değildir, bilenlerle bilmeyenlerin bir
olmadığı gibi, iyilik yapanlarla kötülük yapanlar da
bir değildir. Allah fenalık tuzaklarını kuranların,
kurdukları tuzaklarını başlarına kakıvericidir,
yıkıvericidir. İnsanlara yaptıklarından dolayı ceza
veya mükâfatları ahiret hayatında verilir, ancak
bazı günahların ve kötülüklerin cezası da bu
dünyada, yaşarken de insanlara tattırılır. Ben
şahsen hep iyilik ve gene hep iyilik yapmakla
meşgulüm. Kimsenin ne yaptığı, ne düşündüğüyle
ilgilenecek ne niyetim var nede vaktim. Çoğu
insanlar gibi hiçbir şey yapmasaydım, günde 18 saat
çalışmasaydım, hiç proje üretmeseydim, toplumsal
dönüşüm ve kalkınma projelerini başlatmak için
GönTAM’ı kurmasaydım, 200 kişiyi üye yapmasaydım, 22
tane kitap yazmasaydım, 1800 ün üzerinde makale
yazmasaydım, Gönende basın yayın alanında güzel
hizmetler yapmasaydım, gidip kahvede saatlerce okey,
pişti, ellibir oynasaydım, hafta sonlarını tatil ve
piknik yaparak geçirseydim, hiç konuşmasaydım,
düşünmeseydim, önüne gelene yağcılık, yalakalık
yapsaydım hiç bunlar benim başıma gelirmiydi, hiç
benimle uğraşan olurmuydu. Olmazdı tabiî ki, ama o
zaman bende ben olmazdım, ben benlikten çıkardım.
Ben böyle gururluyum, ben böyle onurluyum ve böyle
huzurluyum. Meyve veren ağacı taşlarlar. Ben mahşer
günündeki çekileceğim hesapta, bana sorulacak olan;
ömrünü, zamanını, enerjini nerelerde geçirdin,
nerelerde harcadın sorusuna en iyi cevabı hazırlamak
ve vermek için çalışıyorum, imtihana hazırlanıyorum.
Bana ne diğerlerinden, bana ne çetelerden, tuzak
kuranlardan, bana kötülük yapanlardan onlar da
bunların hesaplarını verecekler orada. O gün herkes,
dünyada iken yaptıklarının veya yapması gerekirken
yapmadıklarının da hesabını verecekler. O gün bir
takım yüzler ak, bir takım yüzler kara olacak. O gün
bir takım kişiler amel defterlerini sağlarından bir
takım kimselerde amel defterlerini sol taraflarından
alacaklar. Bizim amacımız, hedefimiz ve
çalışmalarımız amel defterini sağ tarafından
alanların sınıfında olmaktır.
Seval Rabia
: Peki bütün bunlardan sonra ne yapmayı
düşünüyorsunuz?
A
Kadir DEMİRCAN:
Ne düşüneceğim, mücadeleye devam, çalışmaya devam,
halkımızın hizmetkârlığına devam, her şeye devam.
İnönünün bir sözü var bu söz çok hoşuma gidiyor,
diyorki İnönü “ bu ülkede iyiler de kötüler kadar
cesur olmadığı sürece bu millet huzur bulamaz” ne
kadar güzel bir söz. Meydanı kötülere mi terk
edeceğiz, onlara bırakıp kaçarsak Allah bizi
cezalandırmazmı. Kötülerden ve kötülüklerden kaçarak
huzurlu olabilirmiyiz. Biz ne kadar kaçarsak
kaçalım, o kötülükler büyür, gelişir, toplumu sarar
ve ateş çemberi birgün gelir bizi de yakar.
Dolayısıyla karşıda bir ateş, bir yangın varsa onu
söndürmek hepimizin birinci görevi. Zaten dinimiz
gördüğünüz bir kötülüğü, elinizle, elinizle
yapamazsanız dilinizle, dilinizle de yapamazsanız
kalbinizle buğuz ederek önleyiniz, engelleyiniz
buyuruyor. İmanın en zayıf noktası buğuz etmektir.
Sizi gördüğünüz bir kötülük rahatsız ve huzursuz
etmiyorsa ben o kişinin imanından şüphe ederim. Ben
kötüleri ve kötülükleri elbette deklare edeceğim,
elimle, dilimle, kalbimle, tavrımla engellemeye
çalışacağım.
Bana diyorlar ki, bırak kardeşim bu
işleri, bak bizim kafamız ne kadar rahat, hiç
düşmanımızda yok, hakkımızda tuzak kuranlarda yok,
ne kadar rahatız, huzurluyuz. Bende onlara diyorum
ki, sizin için sadece bu dünya mı var, bu dünyadaki
huzurunuz mu önemli, siz dünyada yaptıklarınızla,
yapmanız gerektiği halde yapmadıklarınızla hesaba
çekilmeyeceğinizimi zannediyorsunuz. Bu dünyada
yaşadığınız ve arzuladığınız huzuru öbür dünyada
bulabilmeyi ümit edebiliyor musunuz. Bu dünya bizim
için bir oyun ve eğlenceden, aldanıştan ibaret
değilmi. Bizim için asıl hayat ve ebedi yurt ahiret
hayatı değilmi. Siz bu düşüncede değimlisiniz diye
onlara soruyorum. Cevap kem küm oluyor. Öyleyse
cevabını veremeyeceğiniz şeyleri niye yapıyorsunuz,
kendinizin bile cevabını veremediği soruları bana
niye soruyorsunuz diye onlara soruyorum.
Bizde durmak, yılmak, bıkmak, kaçmak, korkmak,
yatmak yok. Bizde mücadele, çalışmak, üretmek,
paylaşmak, örnek ve öncü olmak, sıradan değil sıra
dışı olmak var.
Seval Rabia
: Size kötülük düşünenlere, engellemek isteyenlere
yani bu bahsettiğiniz kişileri gördüğünüzde neler
söylemek istersiniz?
A
Kadir DEMİRCAN:
Onlarla karşılaştığımda, onları gördüğümde onlara
hiçbir şey söylemek istemem. Çünkü onlar benim için
yok, onlar benim için hiç insan, olmayan insan,
olmayan bir insana da ne söylenebilir ki. Ben
kendime bakıyorum, ne gizli ne aşikâr hiç kimseye
bir kötülüğüm dokunmuşmu dur, asla dokunmamıştır,
dokunmayacaktır da. Bana her türlü fenalık
tuzaklarını kuranlara dahil hiçbir kötülüğüm
dokunmamıştır ve dokunmayacaktır, dokunduğunu hiç
kimse iddia edemez, ispatlayamaz. Ben Müslümanım
elhamdülillah. Müslüman elinden ve dilinden emin
olunan kişi demektir. Müslüman’dan hiç kimseye
kötülük dokunmaz. Elinden, dilinden, kötülüklerinden
emin olunmayan kimse Müslüman olabilir mi, ben şüphe
ederim. Benim görevim onlara tavır koymak, onlara
tavır konulmasını sağlamak. Ben kötülerle oturup
kalkamam, bir arada görünmekten utanç duyarım.
Kerhen selam vermiş olabilirim. Bunu hepimiz
yapmalıyız. Kötülerle oturup kalkarsak, onlara
saygın muamelesi çekersek kötüleri ve kötülükleri
beslemiş olmazmıyız. İyi insanlara haksızlık yapmış
olmaz mıyız. Elhamdülillah beni hiçbir kötü insanla
düşüp kalkarken, arkadaşlık ve dostluk yaparken
bulamazsınız, göremezsiniz. Bir söz vardır “ Bana
arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim”
diye.
Ben şuna da inanan birisiyim, eğer siz benim hiç
düşmanın yok diyorsanız, sizde o zaman bir problem
var demektir. Çünkü benim peygamberim olan Hz
Muhammed (A.S)’in düşmanları yokmuydu, ona her
türlü iftirayı atmadılar mı, onu yatağında öldürmek
ietemediler mi, ona tuzaklar kurmadılar mı. Ben
kısacası düşmanlarımla gurur duyuyorum vesselam.
Ulusal Televizyon Programı Keşif
Seval Rabia:
İsterseniz ulusal düzeyde planladığınız televizyon
programınızdan bahsedelim. Sanıyorum, Keşif isimli
bir televizyon programı yapacaksınız?
A
Kadir DEMİRCAN:
Benim asıl branşım ve ilgi alanım televizyon
programcılığı. Bizi burada takan sallayan, dikkate
alan yok ama, üç tane üniversite iki tane kitabım
ders kitabı olarak okutuluyor. Ankara’da 450 kişiye
ders ve kurs verdim, insan yetiştirdik. Televizyon
yapımcılığı ile ilgili “ Dini ve Milli Açıdan Sinema
ve Televizyon Yapımcılığı” isimli bir tane
yayınlanmayan kitabım var, yakında inşallah
onu da yayınlayacağız.
Ulusal ve uluslar arası düzeyde yayınlanacak,
profesyonel anlamda Keşif isimli belgesel Haber
programı yapmaya hazırlanıyorum. Bu hazırlığımız
yaklaşık iki yıldır sürüyor. Kültür bakanlığından
ödenek talebinde de bulunduk, bakanlık sinema
filmlerini desteklediğini bildirdi. Biz de inşallah,
kendi programımızı kendimiz yapacağız. Yönetmenimiz,
ekibimiz, projemiz, senaryomuz, televizyonumuz her
şey hazır. Bu güne kadar çoktan başlayacaktık bu
işe, ancak sizinde bildiğiniz gibi Gönen Rehberi
Kitabım çok zamanımı aldı, onu yarım bırakıp
televizyona başlayamadım. Biliyorsunuz televizyon
işi moral ve motivasyon işi, psikolojik hazırlık
işi. Şimdi Gönen Keşif TV adıyla deneme çekimlerine
ve yayınlarına başlıyoruz. Akşam sabah göreceksiniz.
Süper bir program olacak.
Seval Rabia
: Nasıl bir program düşünüyorsunuz, neleri
işleyeceksiniz?
A
Kadir DEMİRCAN:
45
dakikalık, haftalık bir program olacak. Önemli haber
dosyaları, araştırma ve incelemeler, turizm
değerleri, tarım, üretim, sanayi, ekonomi
çalışmaları, bilim kültür sanat faaliyetleri,
insanlık için neler faydalı olacaksa, ilk buluşlar,
önemli projeler ve dosyalar hep bizim programımızda
olacak. Bizim programımız iyiliklerin, yeniliklerin,
kalkınmanın, modernleşmenin, üretimin, sektörel
faaliyetlerin motoru olacak. Ciddi bir program
olacak, insanlar hem eğlenecekler, hoşça vakit
geçirecekler hem de bilgilenecekler, öğrenecekler,
eğitilecekler. Çok amaçlı, çok fonksiyonlu bir yapım
olacak. Benim televizyonculukla ilgili kitaplarımı
gördünüz, onlar nasıl konuşuyorsa, bu televizyon
programı da aynı şekilde konuşacak. İnsanlar bizim
programımızı konuşacak, bizim programımızı
tartışacak.
Şunu iddia ediyorum, mükemmel bir
televizyon programı yapacağız. Öyle üç günlük beş
günlük değil, devamlı, sürekli. Komple televizyon
yapımcılığına başlıyorum anlayacağınız. Bu işin yurt
dışı bölümleri de var. Özellikle Türklerin yaşadığı
ülkeler ve bölgelerde, örneğin Bosna, Arnavutluk,
Bulgaristan, Yunanistan da çekimler yapmayı
planlıyorum. Çok ciddi bir program yapımı olacak.
Reytik sıkıntımız yok, iyi bir yapım olsun, insanlar
bilgilensinler, eğitilsinler, eğlensinler ve
insanlara bir şeyler verelim, bir şeylere öncülük ve
aksiyonerlik yapalım diyoruz. Toplumun kalkınmasına,
modernleşmesine öncülük edelim diyoruz. Bütün
kaygımız insanları televizyonun başına toplayıp ta
vakitlerini boşa geçirmelerine alet olmamak. Çok şey
söyleyip te hiçbir şey söylememiş olmamak.
Görüntüleri süslü, içi boş programlar yapmış
olmamak.
Gerçekten programda iddialıyım, doluyum,
hazırlıklıyım, benzerlerinden çok farklı bir program
olacak. Çünkü çok iyi bir hazırlık yaptım. Tam 10
senedir radyo programcılığı yapıyorum, büyük bir
deneyim kazandım. Kamera kullandım, yönetmenlik
yaptım, organizatörlük yaptım, yayıncılık, yazarlık
yaptım. Hem kırsal hayata, kırsalın insanına hem de
şehir hayatına ve şehir insanına uyumluyum,
yaşamlarını ve kültürlerini çok iyi biliyorum,
tahlil edebiliyorum.
Çok iyi bir yönetmenim ve ekip arkadaşım
var, kendisi Türkiye’de 60 ın üzerinde filmde
oynamış, on’a yakın filmde koordinatörlük görevi
üslenmiş çok başarılı bir arkadaşımız. Hasan
BACAKOĞLU, kendisini Mihrali filmindeki jandarma
komutanı rolünden tanırsınız zaten. Onunla birlikte
yola çıktık, birlikte yürüyeceğiz ve birlikte
başaracağız. Pazara kadar değil, mezara kadar bu
yolda yürüyeceğiz. Bizde söz namus ve senettir.
Bizde birtakım basit dünyalık çıkarlar ve menfaatler
için insanı atmak, satmak, savmak yok. Birlikte
rahmet vardır prensibiyle hareket ediyoruz.
Müstear İsim
Seval Rabia
: Yazılarınızda müstear isim kullanıyorsunuz, bunun
sebebi nedir, sizi engellemek isteyenler oluyormu?
A
Kadir DEMİRCAN:
Çok özel bir sebebi yok. İsmimin çok fazla öne
çıkmasından hoşlanmıyorum. Bir de en az üç dört
yerde yazılarım, makalelerim yayınlandığı için,
yayın sahipleri genelde bunu arzuluyorlar. Biz
elhamdülillah isim peşinde değil, hizmet
peşindeyiz. Hani bir söz var; adamlar gördüm
adamlar, rozetleri yüreklerinden büyük başka bir
sözde de; ne adamlar gördüm üzerinde elbise yok, ne
elbiseler gördüm içinde adam yok derler. Tabiiki
ismimden rahatsızlık duyanlar, ismimi bir yerde
gördüklerinde veya duyduklarında vücut kimyaları
bozulanlar da var. Gönen’de insanların iyi şeyler
yapmasından büyük huzursuzluk ve rahatsızlık duyan
kişiler ve kesimler var. İyi şeylerin olmasını bir
türlü hazmedemiyorlar. Kendileri pislik
içerisindeyken bile, senin açığını, kusurlarını,
eksik ve gediklerini araştırıyorlar. İşleri güçleri
fitne fesat üretmek. Bir de bunlar kendi aralarında
fitne ve fesat üretmekte, şeytani tuzakları
hazırlamakta ve bunları uygulamaya koymakta
yardımlaşıyorlar. Tabiî ki bunlar bana güç veriyor,
güçlendiriyor, kamçılıyor, sıçrama yapmama katkı
sağlıyorlar. Bu dünyaya imtihan için geldik,
taabiiki herkes görevini yapacak ve tabiî ki herkes
bu dünyada yaptıklarıyla ve yapması gerekirken de
yapmadıklarıyla hesaba çekilecekler. Allah
şeytanları hiçbir zaman galip kılmayacaktır. Ben
düşmanlarımı tanıyorum, biliyorum, uzak duruyorum ve
asla sitem etmiyorum. Düşmanlarımla gurur duyuyorum.
Ama bir gün gelecek, bu kişilerin hepsini tek tek,
bu satırlardan, fotoğraflarıyla birlikte topluma
duyuracağım, kötülüklerini ilan edeceğim. Halk,
önlerine kimlerin takoz koyduğunu bilme hakkına
sahip. Biz Allahtan başka hiçbir güçten ve varlıktan
kokmayız. Ama onlar korkaktırlar. Yürekleri iş
yapmaya, iyi şeyler ortaya koymaya değil, şeytanlık
yapmaya yeter.
İyi işler iyi insanlarla, iyi ekiple gerçekleşebilir
Seval Rabia
: Ekibiniz ve personel durumunuz nedir, ekip
çalışmalarınız nelerdir?
A
Kadir DEMİRCAN:
Allah nazardan saklasın, mükemmel bir ekibim, eleman kadrom var.
Çalışkan, üretken, dinamik ve en önemlisi de
güvenilir bir kadrom var elhamdülillah. İçlerinde
para ve menfaat karşılığı satın alınabilecek bir tek
kişi yok artık. Önceleri oldu ve satın alındılar ve
alanlar da bulundu maalesef. En önemli mesele, seni
içten satmayacak, yıkmayacak, hainlik yapmayacak,
dürüst, ilkeli ve namuslu insanları bulabilmek.
Onları bulabildiğime inanıyorum. İyi işleri tabiî ki
iyi insanlarla yapabilirsin. Para bizim için ikinci
planda. Önce dostluk, insanlık. Ekip içinde güven,
moral, motivasyon, samimiyet, ciddiyet, disiplin,
iyi niyet, hedef ve gaye olursa başarılar birbirini
kovalar. Ekip işi orkestra gurubu gibidir. Orkestra
gurubu, orkestra şefinin bir işaretiyle harekete
geçiyorsa, her ağızdan bir tek ses çıkıyorsa o
orkestra dinlenir, başarılıdır demektir. İşte biz
böyleyiz. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz. Külfet
te, nimet te birlikte paylaşılıyor. Külfeti
çekmeden, nimeti paylaşmaya talip bir tek elemanımız
yok, öyle kişiyle de bizim işimiz yok.
Projeleri ekibime tek tek devrettim, içlerinden
birisini de idareci yaptım herkes işine bakıyor
artık.
Artık her şeyi ekibime devrettim
diyebilirim. İşte profesyonellik budur. Ben sadece
danışmanlık, bilirkişilik yapar konuma geldim. Yeter
artık birazda gençler çalışsınlar, yeteneklerini
ispatlasınlar, deneyim kazansınlar, kendi ayakları
üzerinde doğrulmasını bilsinler, hayatın acı ve
tatlı sürprizleriyle tanışsınlar. Ben de asıl
branşım ve ilgi alanım olan yazarlık hayatına geri
döneyim, ulusal - keşif isimli televizyon
programımla ve dergimle dünyaya yelken açayım
diyorum.
Ben benim elemanlarımın yükselmesini, beni
geçmesini, önde olmasını istiyorum. Onlarla gurur
duymak istiyorum. Her şeyi onlara öğretiyorum,
hiçbir ayrıntıyı ve bilgiyi onlardan gizlemiyorum.
Bilgiyi gizlemek, başkalarına aktarmamak, öğretmemek
dinimizde caiz değildir, suçtur.
Gönen Rehberini halk çok beğendi
Seval Rabia
: Gönen Rehberi kitabınız çıktı ve mükemmel bir eser
olduğu görüldü, halktan büyük bir beğeni aldı. Size
nasıl yansıdı bu olay?
A Kadir DEMİRCAN:
Tabiî ki büyük bir sevinç, heyecan yaşadım. Sanki
ilk kitabım çıkıyormuş gibi heyecanım vardı. Kolay
değil iki yılınızı, gecenizi gündüzünüzü
veriyorsunuz ve mükemmel bir eser ortaya
koyuyorsunuz. Bu kadar güzel olacağını doğrusu bende
beklemiyordum. Başarı tek taraflı değil tabiî ki.
Benim o güzel, mükemmel ekibimin de başarısı bu
tabiî ki. Onlar benden daha çok heyecanlıydılar. Bu
daha güzel bir duygu, bu duygu kelimelerle
anlatılamaz, ancak yaşanabilir. Bir insan tek
başına her şeyi başaramaz, başarı takım oyunudur,
ekip işidir.
Halk tabiî ki kitabı çok beğendi, çok tuttu. Tabiî
ki, kitabımı hediye olarak gönderdiğim bir takım
yerlerden ve kişilerden her zaman olduğu gibi yine
tık gelmedi. Tabiî ki bu durum bir kültür,
demokratlık, olgunluk ve kişilik meselesi. Ben
sevmediğim bir kişinin bile bir başarısını
gördüğümde arayıp mutlaka onu kutlar tebrik ederim.
Gönen’de insanlar birbirini ve özellikle başarıyı
nedense hazmedemiyorlar, kabullenemiyorlar bunu da
açıkça dışa yansıtıyorlar, belli ediyorlar. Maalesef
toplumumuzun demokrasi kültürü bu. Birden her şey
değişmiyor işte.
Gönen Rehberi kitabının maliyeti nasıl karşılandı
Seval Rabia
: Bu kitap çok para tutar, kitabın maliyetini nasıl
karşıladınız, kimden destek aldınız?
A Kadir DEMİRCAN:
Güzel bir soru sordunuz. Maliyetini anlatayım da,
beleşçilerden, bedavacılardan, hediye kabul
edicilerden belki biraz uzaklaşırız. Gönen Rehberi
kitabının iki sene içerisinde bana toplam maliyeti
10 milyarı geçti. Kitabı hazırlarken kimse etrafımda
yardım edeyim diye yoktu, ancak kitap çıkınca
hısımlar, akrabalar, arkadaşlar, dostlar, hatırı
sayılır kişiler etrafımda birden belirmeye başladı.
Kitabımı kimseye göstermiyorum artık. Baksın, görsün
belki satın alır diye eline verdiğim bazı kişiler
soru sual sormadan, teşekkür bile etmeden cebine
koyup gidiyorlar. Bir yazardan kitabını hediye
istemek ona yapılabilecek en büyük kötülüktür,
darbedir, kafasına bir balyoz indirmedir. Onu
çökertmektir, bir daha bu işi yapma, yıkıl, yok ol,
eser, fikir üretme, topluma faydalı olma demektir.
Ben bu durumu böyle yorumluyorum, böyle görüyorum.
Kitabımı kendim bastırdım, Allah kerimdir
satar öderiz. Herkesin bedavacı olacak hali yok ya.
Elbet iyi insanlar da çıkar ve bu hizmetimizin
altında bizi ezdirmez, bu hizmeti Gönen’e
yaptığımıza pişman ettirmez.
Kitabı çıkarıncaya kadar hatta çıkardıktan
sonra bile kimseden kösteğin dışında bir destek
alamadım diyebilirim. En büyük destekçim ilçe
kaymakamımız Saim ESKİOĞLU ve tabiî ki benim o
cefaker, vefaker ekibim, GönTAM daki yönetim kurulu
üyesi arkadaşlarım oldu. Allah onlardan bin kere
razı olsun. Onlar beni etrafımızdaki entrikacılardan
koruyup kolladılar, kurdukları tuzaklardan beni
haberdar ettiler, siper oldular. Ben de bu sayede
hizmet ürettim ve gördüğünüz gibi eser ortaya
koydum. Siz zannediyor musunuz ki hayırlı bir iş
yapıyorsunuz da, herkes size yardımcı olacak. Hayır,
hemen kulp takmaya, dedikodu yapmaya başlarlar.
Benim bir huyum vardır, bir iş yapacağım
zaman kendime güvenerek yola çıkarım. Kimsenin
kapısına gidip te bana destek olun diyemem. Destek
olmak isteyenleri de asla geri çevirmem.
En büyük sermayemiz zamandır - Planlı prensipli
olmalıyız ve çok çalışmalıyız
Seval Rabia
: Bu kadar işleri kotarmak için nasıl zaman
buluyorsunuz? Çünkü biz yaptığınız işleri normal bir
insanın yapabileceği değil, tasavvur bile
edemeyeceği türden işler olarak görüyoruz. Ailenize,
kendinize nasıl zaman ayırıyorsunuz, dinlenip tatil
yapabiliyormusunuz?
A. Kadir DEMİRCAN:
Ben 9 yaşından beri sürekli çalışan birisiyim.
Dokuz yaşlarındayken, çok iyi koyun ve inek
güderdim, fındık ve kestane toplardım, köyün
çocuklarını alır yüzmeye götürürdüm, ateşli tabanca,
çamurdan traktör, yel değirmeni, bıçak, saban,
pusula türü el sanatları yapardım. 11 yaşında
traktörle çift sürmeye başladım. Şimdi 41 yaşındayım
daha farklı şeyler yapıyorum. Zamanımı çok iyi
kullanıyorum. İnsan bir bilse, zamanının onun için
ne kadar büyük bir sermayesi olduğunu. Ama çok kişi
zaman denilen o müthiş hazineyi nasıl acımasızca
bilinçsizce harcıyor, tüketiyor. Dünya’ya bir kez
geldik, ömrümüzün yarısı gece uyuyarak geçiyor,
diğer yarısını da biz lüzumsuz işlerle tüketerek
kendimize ne büyük kötülükler yapıyoruz ve bunu bir
türlü anlayamıyoruz, anladığımızda da iş işten
çoktan geçmiş olacak. Ben şahsen her şeyimi
plânlı, programlı, projeli ve prensipli olarak
yapıyorum. İki gününü eşit geçiren bizden değildir
hadisi şerifi beni müthiş şekilde tetikliyor.
Ben bir günde iki gün çalışıyorum. Yani insanlar
bir günde 8 saat çalışırlar ve mesaileri biter
değilmi. Ben ise günde 8+8 16 saat çalışmadan rahat
edemiyorum. Bu bazen 18 saate kadar çıkabiliyor.
Cumartesi - Pazar ve tatil diye bir şeyim yok.
Başka türlü olsa bu işleri yetiştiremezdim.
Çünkü çalışmayayım da ne yapayım. Sigaram, içkim,
kahve hayatım, okeyim maç’ım yok. Yani başka bir
tabirle ot gibi hayat diyebilirsin, yani öyle
diyorlar. Bütün hobim; araştırma, inceleme,
görüntüleme, yazma, proje üretme, organizasyon v.s
işler.
Aileme tabiî ki çok zaman ayırıyorum desem uymaz,
yalan olur. Ayırmaya çalışıyorum. Onun sayesinde
zorla piknik ve tatil yapabildiğim zamanlar da
oluyor bazen.
İnsan eşyaya değil, eşya insana hizmet etmeli
Seval Rabia
: Mali durumunuz nasıl, bu kadar çok iş yapmanıza
rağmen sizi şehir içinde hep bisiklet ile dolaşırken
görüyoruz?
A Kadir DEMİRCAN:
Biz söz vardır, fikir adamının kalbi dolu, cebi
delik olur. Ben eşyaya değil, eşyanın bana hizmet
etmesini istiyorum. Ama günümüzdeki insanların
ekseriyeti, eşyaya hizmet eder duruma gelmişler.
Adeta eşyaya tapıyorlar. Kendilerine yapmadıkları
bakımı, iyiliği arabalarına, evlerine, cep
telefonlarına yapıyorlar. Bu bana ters. 91 model,
ara sıra arkadaşlara itelettirerek çalıştırdığım ve
hala 2005 yılı vergisini ödeyemediğim arabam benim
için gurur kaynağı. Eşyaya tapmadığımın, eşyaya
hizmet yapmadığımın ispatıdır o. Hayattayken bir
tek, hayır ve iyilik köprüsü kurmadan, çalışıp
çabalayarak katlar yatlar edindikten sonra aniden
son yolculuğa gidiverenlerin mallarına ne oldu bu
dünyada. Akrabaları senin olacak benim olacak diye
birbirlerini yerken, birisi de az bırakmış enayi
diye birde arkasından küfür savurmayacağını kim
garanti edebilir.
Elhamdülillah, yiyecek bir dilim ekmeğimiz ve
kimseye muhtaç olmayacak bir gelirimiz var tabiî ki.
Bisikletle dolaşıyorum, ekonomik, çevre dostu,
trafik kirliliği oluşturmuyor, kısa mesafelerde
işlerini daha çabuk görüyorsun. Bence herkes
bisiklet kullanmalı, bayanlarda kullanmalıdırlar.
Kullananların sayısı çok az.
Yerel Basın
Seval Rabia
: Yerel basınla aranız nasıl, yerel basını nasıl
buluyorsunuz?
A Kadir DEMİRCAN:
Yerel basın, benim ve GönTAM’ın çalışmalarına kör,
sağır ve dilsiz. GönTAM’ın tüm kamuoyunca da bilinen
büyük takdirler toplayan hizmetlerini görmüyor,
duymuyor, bilmiyor ve söylemiyor.
Yerel basın eğer aleyhimize bir şey
olduğu zaman ona kulak kabartırlar, balıklama
dalarlar, emek ederler ve onu mutlaka haber
yaparlar, yayınlarlar. Ama hakkımızda iyi bir şey
olduğunda ise ondan asla hoşnut olmazlar, söz
etmezler, onda haber değeri görülmez. Gönen’deki
basına biz ne iyilikler yapmadık ki, karşılığında
bir teşekkür bile almadık maalesef. Bize
gazetelerini bile göndermiyorlar. Abone parası
istiyorlarmış, biz onlardan hiçbir şey istememiştik,
her şeyi halkımızın menfaatine olduğu için, yerel
basına destek olmuş olmak için yapmıştık. İyi olan,
hizmet üreten, sorumlu ve kamu yararı gözeten
yayınlar kazansın, güçlensin, desteklensin diye
düşünüyorum. Gönen ile ilgili 22.000 fotografdan
oluşan bir arşivimiz var. Basının hizmetine sunduk,
ama talep eden yok ki.
Gönen’e geldi geleli 4 kitabım 7 adet te
dergim yayınlandı, hiç birisi bizim yerel
gazetelerimizde yer almadı, yer verilmedi, haber
olmadı. Eğer oldu da senin haberin yok diyen varsa
getirip göstersin, aksini ispatlasın. Zorla haber
yaptırdığımız olmuştur belki. Bu mu basın, bu mu
halkın değerlerine saygı, iyilikleri güzellikleri
paylaşma. Gönen Rehberi kitabım çıktı, yerel
gazetelerde Gönen Rehberi kitabıyla ilgili zerre
kadar bir habere hiç rastladınız mı.
Rastlayamazsınız. Gönen ile ilgili 6 tane kitabım
daha çıkacak. Onlardan da haberleri olmayacak
göreceksiniz. Canları sağ olsun, daha ne diyebilirim
ki.
Yerel Televizyonculuk
Seval Rabia
: Efendim, sizin asıl ilgi alanınızın televizyon
olduğunu ve televizyonla ilgili iki tane kitabınızın
da üniversitede ders kitabı olarak okutulduğunu, bir
kitabınızın da Türdav tarafından yayına
hazırlandığını biliyoruz. Gönende birde bizim yerel
televizyonumuz var. Bu televizyonla ilgili neler
düşünüyorsunuz, destek oluyormusunuz?
A. K DEMİRCAN:
Çok güzel bir soru sordunuz. Evet ilgi alanım
televizyon, hani bir tabir vardır ben bu işin
kitabını yazdım diye. Evet işte ben de bu işin yani
televizyonculuğun kitabını yazdım. İki tane kitabım
bildiğiniz gibi iki tane üniversitede, profesörler
tarafından üniversite öğrencilerine ders kitabı
olarak okutuluyor. Sinema televizyonla ilgili üçüncü
kitabımda yakında Türkiye’nin en büyük yayıncısı ve
dağıtımcısı Türdav tarafından basılıp yayınlanacak.
Yine 450 nin üzerinde talebe yetiştirdik, eğittik.
Bütün bunların, buranın insanı için ne önemi var kı.
Ellerinden gelse bizi Gönen’den kovacaklar. Hani
bir türkü var ” eğri olsam yay gibi başta tutarlar
seni, doğru olsam ok gibi tefe koyarlar seni” diye.
İşte bizde doğru olduğumuz için ok gibi, devamlı
tefe koymaya çalışıyorlar. Eğri olsak yay gibi bizi
baş tacı edecekler. Elhamdülillah, ok gibi doğru
olmaktan gurur duyuyorum ve daima ok gibi olacağım.
Bana göre Gönen’de yerel televizyon ne var ne yok.
Olsa ne olur olmasa ne olur diye düşünüyorum.
Teknoloji hayırlı işlerde, toplumun menfaatine
sunulamıyorsa hiç olmasın daha iyi. İnşallah iyi
şeyler olur ve olmasını da bekliyorum. İşte GönTAM
kendi internet televizyonculuğunu başlatıyor. Tüm
dünyadan, istenilen zaman ve istenildiği kadar
izlenebilecek. Şimdi artık bilgisayarsız ev, işyeri
kaldı mı.
GönTAM İnternet Sitesinin durumu
Seval Rabia:
İnternet siteniz ne durumda?
A. Kadir DEMİRCAN:
Artık ayda 300.000 ziyaretçimiz var.
GönTAM’ın internet sitesi, Gönen’in en iyi
sitesi, Türkiye genelinde de önemli siteler arasında
bir site oldu.. Gönen’de iyi düzeyde site
tasarımcısı yok maalesef. Teknik eleman sıkıntımız
var. Sitemiz 22 bölüm halinde, üç dilde yayın
yapacak. Yani Gönen’i bu sitenin içine koyduk. Girip
görmeden anlayamazsınız, biz de anlatamayız. Onun
için girin, neler olduğunu görün. Siteyi artık her
gün bizzat ben güncelliyorum.
Ekstra hobiler – ilgi alanları
Seval Rabia
: Bu çalışmalarınız dışında ilgi alanınız,
hobileriniz neler, asıl mesleğiniz ne?
A Kadir DEMİRCAN:
Dağlarda, mağaralarda dolaşmak, rüzgârın sesini
dinlemek, seyahat etmek, insanlara hep iyilik hep
iyilik yapmak için koşuşturmak hobilerim arasında.
Tabiî ki, benim tam
15 in üzerinde çalıştığım, yapabildiğim işim – mesleğim
– sanatım diyebileceğim mesleklerim var diyebilirim.
Bu gün bu 15 işten her birini mükemmel bir şekilde
yapabilir ve bunların her birisinden rızkımı
kazanabilirim. Ama en haz duyduğum, severek yaptığım
işlerimin başında geleni yazarlık, iletişimcilik ve
organizatörlük çalışmalarımdır. Düşünebiliyormusunuz,
ülke genelinde 500 binin üzerinde okuyucunuz var, 35
-40 bin civarında kitabınız eseriniz yayınlanmış.
Türkiye’nin her yerinden bazı okuyucularım telefonla
arıyor konuşuyoruz, yurt dışından dahi arıyorlar. Bu
duygu anlatılamaz, ancak yaşanır. Burada kimse beni
anlamaz, anlayamaz, bilmez, bilemez. Sadece alay
eder, hafife alır, yüzüne güler arkandan aleyhinde
konuşur, sana bir iyilik gelmesini arzulamaz, senin
için hiç iyilik ve hayır düşünmez, ilerlemeni,
gelişmeni asla istemez. Burada bunlar olur. Ben
burada sadece ikamet ediyorum, Türkiye’de
çalışıyorum. Hizmetlerim süresince kamu hizmetleri
ve özel sektöre yönelik çeşitli defalarda sekiz’in
üzerinde müdürlük, idarecilik, yöneticilik
teklifleri aldım ve hiçbirini de kabul etmedim.
Bunun için bana sen delimisin, salakmısın bile
diyenler oldu.. Bu tür görevlere teklif edilmek,
görevleri üslenmek ne kadar güzel bir olay ise,
reddetmekte o kadar onurlu ve şahsiyetli bir
davranıştır diye düşünüyorum. Yazarlık görevim
benim için en şerefli, en kutsal ve özgür bir
görevdir. Düşünce ve aksiyon insanı olmak, çile,
fikir ve dava insanı olmanın üzerinde ne tür bir
makam ve mevki, insanı her iki alemde de mutlu
kılabilirki.
Toplumsal Vazifelerimiz
Seval Rabia
: Halkımızdan istediğiniz neler, mesajınız varmı ?
A. Kadir DEMİRCAN:
Halkımız iyi şeylere layıktır. Halka hizmet hakka
hizmettir. Halkımız iyileri desteklesin, kötüleri
kösteklesin istiyorum. Ben halkımızın çalışkan,
üretken, başarılı, bilgili, ilim ve teknoloji
sahibi, iyiden ve doğrudan yana olmasını, ferdiyetçi
değil cemiyetçi olmasını, sosyal ve yardımsever
olmasını, etrafındaki ihtiyaç sahiplerini görüp
gözetlemesini, halkın ortak menfaatine olan
hizmetlere destek vermesini, toplum ve ülke
meseleleriyle ilgilenmesini tavsiye ediyorum.
Gönen’in Önemi
Seval Rabia
: Gönen’in konumu, potansiyeli
nedir?
A. Kadir DEMİRCAN:
Gönen
çok güzel bir bölgede ve iyi bir coğrafyaya sahip
bulunmaktadır. Ekonomisi, üretim kapasitesi,
hayvansal ve tarımsal varlığı, yeraltı zenginlikleri
ve doğal varlıkları, kültürel, sanatsal ve teknoloji
potansiyeli ile gelişmeye, ilerlemeye müsait bir
ilçedir. Geleceği olan bir bölge ve şehirdir. Gönen
için çalışmalıyız, Gönen halkı daha çok çalışmak ve
üretmek zorundadır.
Sivil Toplum Kuruluşları
Seval Rabia
: Sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
A. Kadir DEMİRAN:
Sivil toplum kuruluşları ilçemizde çok iyi düzeyde
sayılamaz. Faaliyetler açısından ise oldukça zayıf
konumdadır. Hâlbuki devlet kuruluşları sivil toplum
kuruluşlarını destekleseler, çalışmalarını teşvik
etseler, ortak projeler üslenseler iyi olmazmı,
tabiî ki çok iyi olur. Batı ülkelerinde bu böyle.
Ama bizim burada maalesef böyle olmuyor. Sivil
toplum kuruluşları iyi işletilemiyor, iyi işletmek
isteyenler de çeşitli yıpratma ve yıldırma
hareketleriyle engellenmek isteniyor ve
engelleniyor. Bizde olduğu gibi. Biz mücadeleyi
bırakıp kaçmadık, hedefe kilitlendik başardık ve
başarıyoruz. Yine engeller çıkaracaklar, entrikalar
üretecekler ve biz yine Allah’ın izniyle hepsinin
hakkından geleceğiz. Sivil toplum kuruluşlarının
öncüleri mutlaka desteklenmeli, destek olunmalı.
Sivil toplum kuruluşları birlikte çalışmalı, ortak
projeler üretmeli. İşte örnek biziz, biz bunu
yapıyoruz. Hep ortak çalışıyoruz, birçok ortak
projemiz, çalışmalarımız var. Ben şahsen bunu en
güzel bir şekilde yapıyorum. Çevremdeki oluşumlara
maddi ve manevi her türlü desteği sağlıyorum.
Seval Rabia
:
Efendim, uzunca bir sohbetimiz oldu. Sorduğumuz
sorulara, merak ettiğimiz konulara açıkça, özgürce,
cesurca cevaplar verdiniz. Bu kadar keyifli ve akıcı
bir sohbeti hayatımda ilk defa yapıyorum
diyebilirim. Her şey için teşekkür ederiz.
Hayatınızda sağlık, huzur ve başarılar dileriz
Not Defteri -
Başa Dön